T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/1024 Esas
KARAR NO : 2026/496
DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan), Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 04/12/2024
KARAR TARİHİ : 30/04/2026
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 04/05/2026
BİRLEŞEN BAKIRKÖY ... ASLİYE TİCARET MAHKEMEMİSİ'NİN
... ESAS, ... KARAR SAYILI DOSYASI
DAVA : Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 09/03/2026
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan), Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı tarafından takibe dayanak olarak sunulan; teminat senedinin vade, tanzim ve miktarlarına açıkça atıfta bulunan ... tarihli Ek Protokolde belirtilen üstelik ödenmiş borcun teminatı olarak verilmiş senede dayanılarak kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile başlatılan ve keşidecisi anonim şirket olarak gösterilmesine rağmen şirket ortağı olan müvekkillere de borçlu sıfatıyla yöneltilen müvekkillerin davalıya ... tanzim ve ... vade tarihli 493.540,06 Euro bedelli senet ve Bakırköy ... . İcra Dairesinin ... esas sayılı takip dosyası nedeniyle borçlu olmadıklarının tespitine, davaya konu senetin davacıların iadesine, kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ...'ın huzurdaki davayı ikame etmesinde hukuki bir yararı söz konusu olmadığını, Müvekkil firmanın %25 oranındaki sermaye payı davacı ..., diğer %25 oranındaki hisse payı ise davacı ... adına kayıtlı olduğunu, davacı tarafından beyan ve ikrar olunduğu üzere, ticari karlılığı söz konusu olmayan ve bu anlamda gelişim gösteremeyen ...... .'yi müvekkil hissedar ......'in verdiği borçlar ayakta tutabildiğini, protokol gereği ödemeleri gerçekleştiremeyen .......'nin birikmiş geçmiş dönem ve sonradan oluşan güncel borçları yönünden 28.12.2021 tarihli bir ek protokol akdedildiğini, davacı ... ve ...'ın ise hem ...... tarihli Protokol hem de ...... tarihli Ek Protokol yönünden müştereken ve müteselsilen kefil olduklarını ve borcun ...... tarafından süresinde ödenmemesi halinde şahsen ödemekle yükümlü olduklarını kabul, beyan ve taahhüt ettiklerini beyanla davanın reddini talep etmiştir.
Davacılar vekili birleşen dosya dava dilekçesinde özetle; Davalı tarafından Bakırköy ....... İcra Müdürlüğü ...... Esas sayılı icra dosyası ile müvekkil şirket ve dava dışı müvekkil şirket yetkilileri ... ve ...... hakkında kambiyo takiplerinden kaynaklanan icra takibi başlatıldığını, İcra takibine konu edilen ...... düzenleme tarihli 495.540,06-EURO bedelli bonodan kaynaklı olarak müvekkil şirketin icra takibinde alacaklı görünen davalı tarafa borcu bulunmadığının, takibe dayanak bono nedeniyle davalı şirkete ödemeler yapılmasına karşın davalı şirket hiçbir şekilde mahsuplaşma yapmadan haksız ve kötüniyetli olarak icra takibi başlatıldığının, Somut olay geçmişinde davalı şirket, müvekkil şirketin içinde bulunduğu ekonomik sıkıntılar nedeniyle finansman ve makine sağlayacağını vaat ederek % 50 hisse devri ile ortak olmuş sonrasında şirket faaliyetlerine hiçbir şekilde karışmadığının, Yapmış olduğu finansman desteğin geri ödemesi için önce ...... tarihli protokol akabinde ...... tarihli ek protokol imzaladığını ve bu ek protokolde belirtilen borcun teminatı olmak üzere de icra takibine konu edilen bono aynı tarih ve miktarda düzenlediğinin ve davalı şirkete teslim edildiğinin, Her iki protokol Bakırköy ....... İcra Müdürlüğü ...... Esas sayılı icra dosyasına bono ile birlikte takibe dayanak belge olarak ibraz edildiğinin, Müvekkil şirket yetkilileri dava dışı ... ve ... tarafından aynı icra takip dosyası nedeniyle ikame etmiş bulundukları ve birleştirme talep ettikleri Bakırköy ...... Asliye Ticaret Mahkemesi ......esas sayılı dava dosyasında alınan ...... kök ve ...... tarihli ek bilirkişi raporlarında müvekkil şirketin icra takibine konu edilen bono nedeniyle davalı tarafa borcunun bulunmadığı tespit edildiğinin, Söz konusu tespit kapsamında davalı şirketin icra takibine konu ettiği senedi yıllar sonra ve menfi tespit davası açıldıktan sonra ticari defterlerine işlediği belirlendiğinin, Dava konusu ...... tanzim ve ...... vade tarihli 493.540,06 Euro bedelli senedin davalının ticari defterlerinde firmaların çek ve senede bağlı alacaklarını takip ettikleri ...... alacak senetleri hesabında kayıtlı olmadığı, sadece 320.01.1094 ....... alt detay hesabında 01.06.2025 tarihli ve ...... nolu mahsup fişi ile “493.540,06 EUR 28.11.2021 tarihli senet” açıklamasıyla 6.361.879,44 TL tutarında alacak kaydının yapıldığı, Davalının ticari defterlerine göre; davalının ihbar olunan .......’den 1.247.050,47 TL alacağının bulunduğu, ancak davalının bu alacağının 28.12.2021 tanzim ve 31.12.2022 vade tarihli 493.540,06 Euro bedelli senetten kaynaklanmadığı bu nedenle konusu aynı olan Bakırköy ....... Asliye Ticaret Mahkemesi ...... Esas sayılı dosyadaki bilirkişi raporları da gözetilerek bu dosya ile birleştirme kararı verilmesine, Dosyanın satış aşamasına kadar gelmesinden dolayı mahkemenizde görülecek davanın sonuçlanmasına kadar Bakırköy ....... İcra Müdürlüğünün ...... Esas sayılı icra dosyasındaki icra takibinin tedbiren durdurulmasına ve icra takibinin durdurulmasında teminat alınmamasına, mahkeme aksi kanaatte ise uygun görülecek bir teminat karşılığında icra takibinin durdurulmasına, teminat karşılığında icra takibi durdurulacaksa, teminatın davalıya verilmeyip mahkeme dosyasında depo edilmesine, Bakırköy ....... İcra Müdürlüğü ...... sayılı icra dosyasından ve icra dosyasına dayanak bonodan kaynaklanan borcun tamamından tüm ferileriyle birlikte müvekkilin borçlu olmadığının tespitine, icra takibinin iptaline ve senedin müvekkile iadesine, Davalı şirketin alacaklı olmamasına rağmen, haksız ve tamamen kötüniyetli olarak icra takip işlemleri başlattığı takibe konu senedin %20'sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, Tüm yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili birleşen dosya cevap dilekçesinde özetle; Müvekkil firmanın %25 oranındaki sermaye payı davacı ..., diğer %25 oranındaki hisse payı ise davacı ... adına kayıtlı olduğunu, %50 hissedarının ...... şirketi olduğunu, davacı tarafından beyan ve ikrar olunduğu üzere, ticari karlılığı söz konusu olmayan ve bu anlamda gelişim gösteremeyen .......'yi müvekkil hissedar ......'in verdiği borçlar ayakta tutabildiğini, protokol gereği ödemeleri gerçekleştiremeyen .......'nin birikmiş geçmiş dönem ve sonradan oluşan güncel borçları yönünden ...... tarihli bir ek protokol akdedildiğini, davacı ... ve ...'ın ise hem ...... tarihli Protokol hem de ...... tarihli Ek Protokol yönünden müştereken ve müteselsilen kefil olduklarını ve borcun ...... tarafından süresinde ödenmemesi halinde şahsen ödemekle yükümlü olduklarını kabul, beyan ve taahhüt ettiklerini, asıl dosya davacılarının benzer iddialarla ileri sürdüğü takibin durmasına dair tedbir talebinin mahkemece hukuka uygun olarak reddedildiğini, esas dosya Davacısı tarafından yalnızca ...... ile müvekkil arasındaki ilişki kapsamında yapılan bir kısım ödemelere evraklar sunulmuş ise de protokol tarihinden sonrada borç alınmaya ve devam edildiğini beyanla davanın reddini talep etmiştir.
...... tarihli Bilirkişi Raporunda özetle; "Davalı şirketin ve ihbar olunan şirketin ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerine ilişkin noter onaylarının yasal süresi içerisinde ve usulüne uygun olarak yaptırıldığı, elektronik olarak tutulan yevmiye ve kebir defterlerinin açılış onayları yerine geçen e-defter beratlarının yasal süresi içerisinde ve usulüne uygun olarak oluşturulduğu, bu kapsamda, tarafların ...... , ...... , ...... ve ...... yıllarına ait ticari defterlerinin delil niteliği taşıması konusunda takdir Mahkemeye ait olmak üzere, bu defterlerin HMK md. 222 uyarınca kendi lehlerine ve aleyhlerine delil teşkil eder nitelikte oldukları, Taraflar arasında ticari ilişkinin bulunduğu, düzenlenen faturalara bağlı olarak ihbar olunan şirket tarafından davalı şirkete banka havalesi ve çek yoluyla ödemelerin gerçekleştirildiği, Dava konusu 28.12.2021 tanzim ve 31.12.2022 vade tarihli 493.540,06 Euro bedelli senedin davalının ticari defterlerinde firmaların çek ve senede bağlı alacaklarını takip ettikleri 121 alacak senetleri hesabında kayıtlı olmadığı, sadece 320.01.1094 ....... alt detay hesabında ...... tarihli ve ...... nolu mahsup fişi ile “493.540,06 EUR 28.11.2021 tarihli ......” açıklamasıyla 6.361.879,44 TL tutarında alacak kaydının yapıldığı, Davalının ticari defterlerine göre; davalının ihbar olunan .......'den1.247.050,47 TL alacağının bulunduğu, ancak davalının bu alacağının 28.12.2021 € tanzim ve 31.12.2022 vade tarihli 493.540,06 Euro bedelli senetten kaynaklanmadığı, Dava konusu 28.12.2021 tanzim ve 31.12.2022 vade tarihli 493.540,06 Euro bedelli senedin ihbar olunan şirketin ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı, İhbar olunan şirketin ticari defterlerine göre şirketin 31.12.2024 itibariyle davalı şirkete 3.324.261,02 TL borcunun bulunduğu, ancak bu borç tutarının 28.12.2021 tanzim ve 31.12.2022 vade tarihli 493.540,06 Euro bedelli senetten kaynaklandığını gösteren herhangi bir kaydın bulunmadığı" görüş ve kanaatlerini mahkememize bildirmişlerdir.
...... tarihli Bilirkişi Raporunda özetle; "Davalı şirket ile ihbar olunan şirket arasında ticari ilişkinin bulunduğu, düzenlenen faturalara bağlı olarak ihbar olunan şirket tarafından davalı şirkete banka havalesi ve çek yoluyla ödemelerin gerçekleştirildiği, Dava konusu 28.12.2021 tanzim ve 31.12.2022 vade tarihli 493.540,06 Euro bedelli senedin davalının ticari defterlerinde firmaların çek ve senede bağlı alacaklarını takip ettikleri ...... hesabında kayıtlı olmadığı, sadece 320.01.1094 ....... alt detay hesabında 01.06.2025 tarihli ve ...... nolu mahsup fişi ile “493.540,06 EUR 28.11.2021 TARİHLİ SENET” açıklamasıyla 6.361.879,44 TL tutarında alacak kaydının yapıldığı, Davalının ticari defterlerine göre; davalının ihbar olunan .......'den 1.247.050,47 TL alacağının bulunduğu, ancak davalının bu alacağının 28.12.2021 tanzim ve 31.12.2022 vade tarihli 493.540,06 Euro bedelli senetten kaynaklanmadığı, Dava konusu 28.12.2021 tanzim ve 31.12.2022 vade tarihli 493.540,06 Euro bedelli senedin ihbar olunan şirketin ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı, İhbar olunan şirketin ticari defterlerine göre şirketin 31.12.2024 itibariyle davalı şirkete 3.324.261,02 TL borcunun bulunduğu, ancak bu borç tutarının 28.12.2021 tanzim ve 31.12.2022 vade tarihli 493.540,06 Euro bedelli senetten kaynaklandığını gösteren herhangi bir bilgi, belge ve kaydın bulunmadığı" görüş ve kanaatlerini mahkememize bildirmişlerdir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ:
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; 28.12.2021 tanzim ve 31.12.2022 vade tarihli 493.540,06 Euro bedelli senetten dolayı davacıların borçlu olup olmadığı, menfi tespit talebinde haklı olup olmadığından kaynaklandığı, tespit edilmiştir.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde:
Davalı şirketin fiziki olarak tuttuğu ......,......, ...... ve ...... yılı envanter defterinin açılış tasdiklerine ilişkin noter onaylarının yasal süresi içerisinde ve usulüne uygun olarak yaptırıldığı, elektronik olarak tutulan yevmiye ve kebir defterlerinin açılış onayları yerine geçen e-defter beratlarının yasal süresi içerisinde ve usulüne uygun olarak oluşturulduğu, İhbar olunan ...... . ile davalı şirket arasındaki ticari işlemlerin 2021 yılı ve öncesi ile 2022 ve 2023 yıllarında gerçekleştiği ve bu işlemlerin davalının ticari defterlerine yansıtıldığı, Davalı şirketin ticari defterlerine göre taraflar arasındaki borç ve alacakların kaydediği hesaplara 2025 yılı içerisinde sadece 01.06.2025 tarihinde oluşturulan muhasebe kaydı dışında 2024 ve 2025 yıllarında bir önceki yıllardan devreden bakiyelerin gösterildiği açılış fişlerinin yer aldığı, açılış bakiyeleri dışında herhangi bir muahsebe kaydının oluşturulmadığı, Davalı şirketin ticari defterlerinde 320 SATICILAR ana hesabı altında açılmış ...... ....... alt detay hesabında 01.06.2025 tarihli ve ...... nolu mahsup fişi ile “493.540,06 EUR 28.11.2021 TARİHLİ SENET” açıklamasıyla 6.361.879,44 TL tutarında alacak kaydı verecek şekilde bir muhasebe kaydının yapıldığı tespit edilmiştir.
Davalının ticari defterlerine göre; tarafların birbirlerinden olan alacak ve borçların kaydediği hesapların borç ve alacak bakiyeleri dikkate alındığında davalının ihbar olunan .......’den 1.247.050,47 TL alacağının bulunduğu, ancak davalının bu alacağının v tanzim ve ...... vade tarihli 493.540,06 Euro bedelli senetten kaynaklanmadığı, bahse konu senede ilişkin olarak davalının ticari defterlerinde ...... . alt detay hesabında ...... tarihli ve v nolu mahsup fişi ile “493.540,06 EUR 28.11.2021 TARİHLİ SENET” açıklamasıyla 6.361.879,44 TL tutarında alacak kaydının yapıldığı, yapılan bu muhasebe kaydının ise davalının bir borcu olarak ticari defterlere kaydediği anlaşılmıştır. Netice itibariyle, davalının ticari defteri üzerinde yapılan incelemeler neticesinde; Dava konusu 28.12.2021 tanzim ve 31.12.2022 vade tarihli 493.540,06 Euro bedelli senedin davalının ticari defterlerinde firmaların çek ve senede bağlı alacaklarını takip ettikleri 121 ALACAK SENETLERİ hesabında kayıtlı olmadığı, Davalının ticari defterlerinde Davacıların ve ihbar olunan şirketin 28.12.2021 tanzim ve 31.12.2022 vade tarihli 493.540,06 Euro bedelli senetten dolayı borçlu olduğunu gösteren herhangi bir kaydın bulunmadığı, ihbar olunan şirketin fiziki olarak tuttuğu 2021 ve 2022 yıllarına ait ticari defterler ile 2023 ve 2024 yılı envanter defterinin açılış ve kapanış tasdiklerine ilişkin noter onaylarının yasal süresi içerisinde ve usulüne uygun olarak yaptırıldığı, 2023 ve 2024 yıllarına ait elektronik olarak tutulan yevmiye ve kebir defterlerinin açılış onayları yerine geçen e-defter beratlarının yasal süresi içerisinde ve usulüne uygun olarak oluşturulduğu, bu kapsamda, ihbar olunan şirketin 2021, 2022, 2023 ve 2024 yıllarına ait ticari defterlerin delil niteliği taşıması konusunda takdir Mahkemeye ait olmak üzere, bu defterlerin HMK md. 222 uyarınca kendi lehlerine ve aleyhlerine delil teşkil eder nitelikte oldukları görülmüştür. İhbar olunan ...... . ile davalı şirket arasında ticari işlemlerin gerçekleştiği ve bu işlemlerin şirketin ticari defterlerine yansıtıldığı, ihbar olunan şirket tarafından davalı şirkete banka havalesi ve çek yoluyla ödemelerin gerçekleştirildiği, ...... tanzim ve ...... vade tarihli 493.540,06 Euro bedelli senedin ihbar olunan şirketin ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı, İhbar olunan şirketin ticari defterlerine göre taraflar arasındaki borç ve alacakların kaydediği hesaplara ilişkin olarak 340 ALINAN SİPARİŞ AVANSLARI ana hesabı altında açılmış olan ...... ...... alt detay hesabınının 31.12.2024 itibariyle 3.324.261,02 TL alacak bakiyesi verdiği, başka bir ifade ile ihbar olunan şirketin ticari defterlerine göre şirketin 31.12.2024 itibariyle davalı şirkete 3.324.261,02 TL borcunun bulunduğu, ancak bu borç tutarının 28.12.2021 tanzim ve 31.12.2022 vade tarihli 493.540,06 Euro bedelli senetten dolayı olduğunu gösteren herhangi bir kaydın bulunmadığı tespit edilmiştir.
Öncelikle ispat müessesesini açıklamakta fayda var. Bilindiği üzere, hakim, davada hangi vakıaların ispat edilmesini tespit ettikten sonra, bu vakıaların kimin tarafından ispat edilmesi gerektiği sorusuyla karşılaşır; buna ispat yükü denir. Kendisine ispat yükü düşen taraf için, bu bir yükümlülük(mükellefiyet) değil, sadece bir yüktür(külfettir). Taraf kendisinin ispat etmesi gerektiği vakıayı ispat edemezse karşı taraf ve mahkeme onu mutlaka ispat etmesini isteyemez, bilakis kendisine ispat yükü düşen taraf , o vakıayı ispat edememiş sayılır.(Kuru, Medeni Usul Hukuku, 2016, sy 319)
İspatın konusu HMK.nun 187'nci maddede “İspatın konusunu tarafların üzerinde anlaşamadıkları ve uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek çekişmeli vakıalar oluşturur ve bu vakıaların ispatı için delil gösterilir. Herkesçe bilinen vakıalarla, ikrar edilmiş vakıalar çekişmeli sayılmaz.” Şeklinde belirtilirken, ispat yükünün kimde olduğu ise HMK.nun 190'ncı maddesinde “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.”düzenlemesi ortaya konmuştur.
Toplanan ve sunulan deliller, uyuşmazlık konusu, icra dosyası ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;
Takibe konu kambiyo senedine karşı açılmış menfi tespit davasında ispat yükü davacı yanda olup, davacı dava dilekçesindeki iddialarını ispata mecburdur. Menfi tespite konu uyuşmazlık esasında kambiyo senedinden kaynaklanıyorsa ispat yükü bu sefer yine davacı üzerindedir. Zira kambiyo senedinden kaynaklanan borç illetten mücerrettir. Söz konusu kambiyo senedinin başka bir hukuki ilişkiye binaen verildiğini iddia eden bunu yazılı delille ispatla mükelleftir.
...... sayılı Türk Ticaret Kanunun 778. maddesi yollamasıyla 680. maddesinde "Tedavüle çıkarılırken tamamen doldurulmamış bulunan bir poliçe, aradaki anlaşmalara aykırı bir şekilde doldurulursa, bu anlaşmalara uyulmadığı iddiası, hamile karşı ileri sürülemez; meğerki, hamil poliçeyi kötüniyetle iktisap etmiş veya iktisap sırasında kendisine ağır bir kusur isnadı mümkün bulunmuş olsun." hükmü bulunmaktadır,Yerleşik Yargıtay içtihatlarında da belirtildiği üzere,bu hüküm uyarınca açığa senet düzenlenmesi mümkündür. Senedin boş olan kısımlarının sonradan anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğu iddiasının yazılı delille kanıtlanması gerekir.(Yargıtay 19. H.D E. 2011/8731,K. 2011/11501 T. 27.9.
Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürebilir. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir. Bu çerçevede somut davada da davacının çekin teminat amaçlı verildiğini bedelsiz kalmış olması nedeni ile dava konusu edilen ve takibe esas olan çekten dolayı borçlu olmadığını ispat yükü altında olduğu açıktır.
O halde 6100 sayılı HMK.m.189 uyarınca davacı üzerine düşen ispat yükünü kural olarak kanunun belirlediği delillerle ispat etmek yükü altındadır.
Yine aynı Kanunun 6100 HMK m.200 uyarınca "Bir hakkın doğumu, düşürülmesi,...itfası amacı ile yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar ve değerleri 2.500 TL'sini geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir. Oysaki davacı vekilinin dava konusu çekin teminat amaçlı verildiği inşaat sözleşmesinin feshi nedeniyle borç tasfiyesi sonrasında bedelsiz kaldığını davalı aleyhine sonuç doğuracak ve davalıyı usulen bağlayabilecek bir belge bulunmamaktadır. Zaten davalı taraf dahi tanık dinletilmesine de muvafakat etmemiştir.
Bilindiği üzere menfi tespit davalarında genel kurallar gözetilerek ispat külfetinin kime düşeceğinin tespit edilmesi gerekir. TMK.na göre ise, genel kuralın menfi tespit davalarında uygulanması gerekmekte olduğundan ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayacaktır.
Nitekim İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ....... Hukuk Dairesi ...... E., ...... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:
"Menfi tespit davasında İİK m.72 uyarınca ispat yükü kural olarak davacıda olup paranın sebep davalıya verilmesi lazım gelmediğini ispatlamalıdır. Kıymetli evrak ilişkisinin varlığı halinde ispat yükü açısından değerlendirme yapıldığında: bonoda kural olarak ispat yükü senedin bedelsiz olduğunu iddia eden tarafa aittir. Davacı senedin teminat senedi olduğu iddiasında olup, temel olarak bedelsizlik iddiasında bulunmuştur. Davacı ispat yükü altında olup, senet illetten mücerret olduğundan ve senet üzerinde nakden yazılı olduğundan, davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarının incelenmemiş olmasında hukuka aykırılık bulunmamıştır. denmiştir.
Kambiyo senetleri (poliçe, bono ve çek), ticaret hayatının ihtiyaç duyduğu hızı ve güveni sağlamak amacıyla sebepten mücerret (soyut) bir yapıya sahip kılınmış kıymetli evraklardır
Bu senetlerin temel ilişkiyle olan münasebeti ve mücerretlik ilkesinin işleyişi kaynaklar ışığında şu şekilde açıklanabilir:
Sebepten Mücerretlik (Soyutluk) ilkesi senette yer alan hak ile bu hakkın doğumuna sebep olan alt ilişki (temel ilişki) arasındaki bağın koparılmasıdır
Bu ilke uyarınca, kambiyo senedinden kaynaklanan talep hakkının geçerliliği, senedin verilmesine neden olan temel talebin geçerliliğinden tamamen bağımsızdır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun ...... tarihli ve ...... E., ...... K.; ...... tarihli ve ...... E., ...... K.; ...... tarihli ve ...... E., ...... K. ile ...... tarihli ve ...... E., ...... K. sayılı kararlarında da vurgulandığı üzere senedin teminat amaçlı verildiğinin kabul edilebilmesi için, neyin teminatı olarak verildiğinin ya senedin önündeki veya arkasındaki yazılar veya ayrı bir belge (İİK’nın 169/a maddesinde öngörülen) ile teminat senedi olduğunun kanıtlanması gerekir.
Senedin teminat senedi olduğu senet metninden anlaşılamıyor ise İİK’nın 169/a maddesi kapsamında bononun sözleşme ile bağlantısı kanıtlanmalıdır. Sözleşmede senedin vade, tanzim tarihi ve miktarlarına açık bir şekilde atıf bulunmalıdır. Senede açıkça atıf bulunan sözleşmede senedin teminat amacıyla verilmiş olduğu belirtilmiş olabilir. Nitekim bu hususlar Hukuk Genel Kurulunun ...... tarihli ve ...... E., ...... K. sayılı kararında da benimsenmiştir.
Tüm bu açıklamalar ışığında somut olayın incelenmesinde ;Davacı ... ve ... ise hem ...... tarihli Protokol hem de 28.12.2021 tarihli EK PROTOKOL yönünden müştereken ve müteselsilen kefil olduklarını ve borcun ...... tarafından süresinde ödenmemesi halinde şahsen ödemekle yükümlü olduklarını kabul, beyan ve taahhüt etmişlerdir. .........'ye yaptığı finansman desteği neticesinde alacaklı hale geldiği tutarlar nedeniyle 31.12.2020 tarihli protokolün düzenlendiğini; mezkur protokol gereği ödenemeyen birikmiş geçmiş dönem ve sonradan oluşan güncel borçlar yönünden ......... tarihli ek protokolün tanzim edildiği anlaşılmıştır. Davacı taraf, davalı şirketin alacağı yönünden başlattığı Bakırköy ......... . İcra Müdürlüğü ......... E. Sayılı dosyasında takibe konu edilen senedin bir teminat senedi olduğunu iddia edilmişitr.
Davacılar ... ve ...'ın anlaşılmıştır.. Davacı taraf borcun ödendiğini ispat ile yükümlüdür. Öte yandan bononun davalının ticari defterlerinde kayıtlı olmaması veya defterlere göre davalının davacıdan alacaklı olduğu anlaşılmasa dahi kambiyo senetlerinin mücerretliği ilkesi gereği akibetini etkilememesi yanında kambiyo senedinin davacının ticari defterine kaydedilmemiş olması onu hükümden düşürmez. Bu durumda davacıların senede karşı iddialarını HMK’nın 201. maddesi uyarınca yazılı delille kanıtlaması gerekmektedir. Kambiyo senetlerinin ticari defterlere kaydı da zorunlu değildir. Dava konusu kambiyo senedi sebepten mücerret olup davacı senet nedeniyle borçlu olmadığını yasal deliller ile ispat etmek zorundadır. Sonuç olarak asıl dosyada aval verenler bakımından ispat edilemeyen asıl ve birleşen senedi düzenleyen yönünden davanın reddine ve tedbir kararının uygulanmaması nedeniyle şartları oluşmaması nedeniyle davalının kötüniyet tazminat talebinin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Asıl ve Birleşen Dosyaların ayrı ayrı REDDİNE,
2-Şartların oluşmaması nedeniyle asıl ve birleşen dosyalardaki kötü niyet tazminatı taleplerinin REDDİNE,
ASIL DOSYADA;
3-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 732,00-TL ilam ve karar harcının davacılar tarafından peşin yatırılan 33.986,53-TL ve 305.878,73-TL tamamlama harçtan mahsubuna, artan 339.133,26-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde DAVACILARA İADESİNE,
4-Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 3.800,00 TL arabuluculuk ücretinin; davacılardan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
5-Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
6-Davalı tarafça yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda hüküm kurulmasına yer olmadığına,
7-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 296.618,87-TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine,
BİRLEŞEN DOSYADA;
8-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 732,00-TL ilam ve karar harcının davacılar tarafından peşin yatırılan 459.990,56-TL harçtan mahsubuna, artan 549.258,56-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde DAVACILARA İADESİNE,
9-Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 4.600,00 TL arabuluculuk ücretinin; davacılardan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
10-Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
11-Davalı tarafça yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda hüküm kurulmasına yer olmadığına,
12-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 1.325.354,74-TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalılara verilmesine,
13-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının (bilirkişiye takdir edilen 10.000,00-TL hariç) HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine,
14-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine,
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzlerine karşı oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 30/04/2026
Başkan ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Katip ...
¸e-imzalıdır