T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2024/1105 Esas
KARAR NO: 2025/826
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 27/12/2024
KARAR TARİHİ: 16/07/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 18/07/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı şirketin, inşaat malzemeleri satan müvekkili şirketten takibe dayanak olan faturadaki inşaat malzemelerini satın aldığını, Davalı şirketin müvekkilinden satın aldığı mallar karşılığında; 20.03.2024 tarihli 1.515,01 bedelli, 21.03.2024 tarihli 1.810,00 TL bedelli, 21.03.2024 tarihli 8.875,00 TL bedelli, 21.03.2024 tarihli 13.729,99 TL bedelli, 21.03.2024 tarihli 3.400,00 TL bedelli, 27.03.2024 tarihli 50.255,39 TL bedelli, 30.03.2024 tarihli 7.570,49 TL bedelli, 02.04.2024 tarihli 1.040,40 TL bedelli, 02.04.2024 tarihli 1.074,00 TL bedelli, 03.04.2024 tarihli 6.245,00 TL bedelli, 16.04.2024 tarihli 6.790,01 TL bedelli, 18.04.2024 tarihli 5.790,00 TL bedelli, 24.04.2024 tarihli 3.140,00 TL bedelli, 29.04.2024 tarihli 544,00 TL bedelli, 09.05.2024 tarihli 8.140,99 TL bedelli faturalar düzenlendiği, ancak borçlu şirketin satın aldığı malların bedelini ödemediği, muhtelif tarihlerdeki faturalardan kaynaklanan alacağın toplamının 119.920,00 TL olduğu, bunun üzerine icra takibi başlatıldığı, Bakırköy ... İcra Müdürlüğü ... E sayılı icra dosyasına davalı tarafin ii ettiği, arabuluculuk aşamasında da alacağın ödenmediğini, Bakırköy .... İcra Mü ... esas sayılı icra takibine yönelik itirazın iptali ile icra takibinin devamına, davalı aleyhine alacağın *020'sinden az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini arz ve talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davacı şirket arasında inşaat malzemeleri alımına ilişkin bir ticari ilişki gerçekleşmiş olup, davacı tarafın vermiş olduğu vinç kiralama hizmetinin karşılığı tüm bedellerin müvekkili şirket tarafından ödendiğini, Müvekkili şirket aleyhine başlatılan icra takibinin müvekkilin ticari itibarını zedeleyecek nitelikte olduğundan ve müvekkili şirket tarafından davacıya alacakları ödenmiş olduğundan, eldeki davaya konu icra takibine itiraz edilmesi zorunluluk arz ettiği, kabul anlamına gelmemekle birlikte davacının alacaklı olduğu varsayımında dahi takibe konu cari hesap ekstresinde bulunan faturaların ne icra takibinden önce ne de ödeme emriyle birlikte müvekkili şirkete tebliğ edilmediğinden müvekkili şirketin temerrüde düşürülmediğini, bu durumda işlemiş ve işleyecek faize de itiraz ettiklerini, eldeki davanın tümden reddine, Davacı aleyhine 9420” den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacıya yüklenmesine karar verilmesini saygıyla vekâleten arz ve talep etmiştir
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ:
Dava: Taraflar arasındaki ticari ilişkiye dayalı olarak başlatılan icra takibine davalı borçlu tarafından yapılan itirazın iptali mahiyetine ilişkindir.
Mahkememizce Yapılan İşlemler ve Toplanan Deliller:
1-Mahkememizce tensip zaptı hazırlanmış ve taraflara duruşma gününü bildirir meşruhatlı davetiye usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir.
2-Mahkememizce: tarafların bağlı bulunduğu Vergi Dairelerine müzekkere yazılarak tarafların BA-BS formları celp edilmiş, delil olarak değerlendirilmiştir.
3-Mahkememizce tarafların iddia ve savunmaları, sundukları deliller, dosya kapsamı belgeler, tarafa ait ticari defter ve kayıtlar incelenmek sureti ile davacının icra takibi tarihi itibariyle alacak yönünden alacaklı olup olmadığı, alacağının varlığı konusunda bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş olmakla bilirkişi raporunda özetle; ''Defter Usul İncelemesi Yönünden: Davacı şirkete ait 2024 yılı yevmiye ve kebir defterlerinin usulüne uygun şekilde noterce tasdik edildiği, ve incelemeye esas alınan bu defterlerin şekil şartlarını taşıdığı görülmüştür. Davalı şirkete ait 2024 yılı defter ve belgeleri, yapılan yazılı taleplere rağmen tarafımıza ibraz edilmediğinden, bu yıla ilişkin olarak davacı ve davalı kayıtlarının karşılıklı olarak teknik şekilde kıyaslanması mümkün Olamamıştır. Davacı Alacak Yönünden: Davacı .... | İnşaat Malzemeleri Yapı Market İnşaat Taahhüt Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin 2024 yılına ait yasal muhasebe kayıtları üzerinde yapılan incelemede, davalı ... adına toplam 15 adet satış faturası düzenlendiği, söz konusu faturaların toplam tutarının 119.920,28 TL olduğu tespit edilmiştir. Anılan faturalara ilişkin olarak, davacı şirket muhasebe kayıtlarında herhangi bir tahsilat işlemi veya ödeme kaydına rastlanmamıştır. Ayrıca, Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından düzenlenen ve dosya kapsamında yer alan BA/BS mutabakat formlarında; her iki şirketin de 2024 yılı vergilendirme döneminde 15 belge karşılığı toplam 100.150,22 TL (KDV hariç) tutarında mal ve/veya hizmet alım- satımı gerçekleştirdiklerini beyan ettikleri, bu beyanların içerik ve miktar itibarıyla örtüştüğü tespit edilmiştir. Bu durum, taraflar arasında anılan dönemde bir ticari ilişkinin fiilen gerçekleştiğini ve bu ilişkinin resmi kayıt sistemlerine yansıdığını göstermektedir. Faiz Hesaplaması Yönünden: Dosyada faiz hesaplaması talep edilmediğinden, işlemiş faiz yönünden herhangi bir hesaplama yapılmamış, ancak tarafların tacir olması ve ilişkinin ticari iş niteliği taşıması nedeniyle 3095 sayılı Kanun'un 2/2. maddesi uyarınca temerrüt faizi uygulanıp uygulanmayacağı hususundaki takdirin Sayın Mahkeme'ye ait olduğu değerlendirilmiştir.
'' şeklinde tespit ve sonuçlarını mahkememize bildirmiştir.
4-Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiştir.
Delillerin Değerlendirilmesi ve Kararın Hukuki Gerekçeleri:
Davacı Mahkememiz nezdinde açmış olduğu dava ile taraflar arasındaki ticari ilişki olduğunu ancak davalıya satılan ve faturası kesilen malların bedelinin davalı tarafından ödenmediğini, başlatılan icra takibine de itiraz edildiğini belirterek itirazın iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ise sunduğu cevap dilekçesinde; taraflar arasında cari hesap sözleşmesinin bulunmadığını, davacıdan alınan ve faturası kesilen ürünlerin bedelinin ödendiğini borcunun olmadığını öne sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkememizce tarafların ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi için bilirkişi incelemesi yaptırılmış olup, davalı tarafından kesin süre içerisinde ticari defter ve kayıtlar incelemeye sunulmamış olup, davacının ticari defterlerinin ise usul ve yasaya uygun olarak tutulmuş, yasal süresi içerisinde açılış ve kapanış tasdiklerinin yapılmış, sahibi lehine delil vasfının olduğu tespit edilmiştir.
Davacının ticari defter ve kayıtlarına göre davacı tarafından davalıya 15 ayrı fatura kesildiği, toplam bedelin 119.920,28-TL olduğu faturaların davacının ticari defter ve kayıtlarına işlendiği tespit edilmiştir.
Taraflara ait vergi kayıtları celp edilerek incelenmiş olup, davacı tarafından davalıya kesilen 15 ayrı faturanın davanın her iki tarafınca da BA BS formları ile vergi dairesine bildirildiği davacının ve davalının kayıtlarının incelenmesi neticesinde anlaşılmıştır.
6102 sayılı Kanun'un 21. Maddesinin 2. Fıkrası şu şekildedir:
"Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır."
Bu kapsamda davacı tarafından davalıya kesilen faturalara davalı tarafından 6102 sayılı Kanun'un 21. Maddesinin 2. Fıkrası gereğince yasal süresi içerisinde itiraz edilmediği gibi faturaların BA formu ile vergi dairesine bildirildiği, bu suretle faturaların içeriğinin davacı lehine kesinleştiği sabittir.
Bilindiği üzere fatura kesilmiş olması tek başına alacağı ispat etmemekte olup, alacaklının faturaya konu satış sözleşmesindeki malı teslim ettiğini de ispat etmesi gerekmektedir. Buna karşılık alacaklı satıcı tarafından kesilen faturaların davalı borçlu tarafından vergi dairesine BA formu ile bildirilmesi halinde faturaya konu malın teslim edildiği dolayısıyla faturanın içeriğinin kesinleştiği bu suretle alacaklı lehine karine teşkil etmekte olup, bu durumda aksini ispat yükü davalı - borçluya geçmektedir. Nitekim işbu davaya cevap dilekçesinde de davalı tarafından faturaların ödendiği iddia edilmiş olup, davalı tarafından cevap dilekçesinde de ispat yükünün ödeme savunması ile davalı üzerine alındığı anlaşılmış olup, davalının ödeme savunmasını ispat etmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
Nitekim İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi ... E., ... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:
"Dosya kapsamına göre davacı tarafça takip dayanağı yapılan faturanın davalı iş sahibi tarafından muhasebesel işlem olarak BA/BS formu ile kullandığı anlaşılmakla , Yargıtay'ca taraflarca düzenlenen BA/BS formları ve Vergi Dairesine yapılan bildirimlerin fatura konu malın teslim edildiğine, işin yapıldığına ilişkin karine oluşturduğu ,bu durumda bunun aksinin ispat edilmesi gerektiği kabul edildiğinden, davalının da bu yönde ispatı bulunmadığından mahkemece davacı tarafından işin yapılıp teslim edildiği kabul edilerek ödendiği usulen kanıtlanamayan bakiye iş bedeline hükmedilmesinde usul yasa ve dosya kapsamına aykırı bir durum olmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf talebinin reddine karar vermek gerekmiştir."
Yargıtay .... Hukuk Dairesi ise ... E., ... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:
"İstinaf Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, takip dayanağının, toplamı KDV hariç 270.002,16 TL, KDV dahil 318.602,55 TL olan iki faturanın olduğu, davacının usulüne uygun tutulan ticari defterlerine kayıtlı oldukları, davalının ticari defterlerinde ise yer almadıkları, ancak davalıların oluşturduğu iş ortaklığı Vergi Dairesine verdiği 2018/4 dönemine ait BA formu ile davacı ....dan iki belgeye dayalı olarak KDV hariç 270.002,00 TL'lik mal ve hizmet aldığı, faturaların adedi ve tutarlarının toplamının beyan edilen miktarla örtüştüğü, davalı tarafın resmi bir kuruma dava konusu malları teslim aldığına yönelik beyanı kendisini bağladığı, dava tarihinden sonra 2018/4 dönemi BA formuna yönelik düzeltme beyanı verilmesinin de sonuca etkisinin olmadığı, bu durumda faturaya konu malların teslim edilmiş olduğu ve davalı tarafından ödeme belgesininde sunulmadığı, ayrıca faturadan kaynaklanan alacağın likit ve bilinebilir mahiyette olması nedeniyle mahkemece icra inkar tazminatına hükmedilmesinde yasaya aykırı herhangi bir yön bulunmadığı gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir."
Yargıtay .... Hukuk Dairesi de ... E., ... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:
"Mahkemece, dosya kapsamı, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporu gereğince, davacının davalıdan takibe konu faturalardan kaynaklanan toplam 118.004,63.-TL alacağının bulunduğu, söz konusu faturaların davalının ticari defter ve kayıtlarında işlendiği gibi vergi dairesine de bildirmiş olduğu BA-BS form örneklerinde de bildirildiği, faturaların davalının defterlerinde ve vergi bildiriminde kayıtlı olması nedeniyle davacı lehine malların davalıya teslimi hususunun karine olarak sabit olduğu, bu karinenin aksinin davalı tarafından ispat edilememesi karşısında davalının icra takibine borcun 2.701,03.-TL'lik kısmını kabul etmesi de dikkate alınarak davalının 115.303,60.-TL'lik kısma itirazının haksız olduğu, alacağın faturalara dayalı ve likit olması karşısında davacının ayrıca icra inkar tazminatına müstahak bulunduğu anlaşılmakla davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, 10/04/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi."
Bu bağlamda davaya konu somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafından davalıya kesilen takibe konu faturaların tamamının davalı tarafından BA formu ile vergi dairesine bildirildiği, davalı tarafından faturalara yönelik olarak 6102 sayılı Kanun'un 21/2. Maddesine göre yasal süresi içerisinde itiraz ve iade edilmediği, bu suretle fatura içeriklerinin ve alacağın davacı lehine kesinleştiği, yine davalı tarafından BA formu ile faturaların vergi dairesine bildirilmiş olması gözetildiğinde malların teslim edildiğinin ve alacağın miktarının davacı lehine kesinleştiğinin karine kabul edilmesi gerektiği ve davacının alacağını ispatladığı değerlendirilmiştir.
Nitekim davalı tarafından davaya cevap dilekçesinde fatura bedellerinin ödendiği savunmasında bulunulmuş olup, ispat yükünün davalı üzerine geçtiği, esasen artık davacının alacağını ispatlamasına gerek bulunmadığı, davalının ödeme hususunu ispatlaması gerektiği anlaşılmaktadır.
Mahkememizce alınan bilirkişi raporu incelendiğinde; takip tarihi itibariyle davacının ticari defter ve kayıtlarına göre davalının davacıya 119.920,28-TL borçlu olduğu anlaşılmaktadır.
Davacının alacağını ispatladığı gözetildiğinde, aksini ispat yükünün davalı üzerine geçtiği, nitekim davalının ödeme savunmasında bulunarak ispat yükünü üzerine aldığı, davacının malları teslim ettiğini ve alacağını ispatladığı gözetildiğinde borcun ödendiğini ispat yükünün davalı üzerinde olduğu, davalı tarafından ticari defter ve kayıtların kesin süre içerisinde inceleme gününde hazır edilmediği ve bilirkişiye sunulmadığı, 6100 sayılı Kanun'un 220. Maddesinin 3. Fıkrası ve 222. Maddesinin 3. Fıkrası gereğince davacının ticari defter ve kayıtlarının delil olarak kabul edilmesi gerektiği, davalının aksini ispatlayamadığı anlaşılmıştır.
Nitekim Yargıtay .... Hukuk Dairesi ... Esas, ... Karar sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:
"..ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK 220/3. madde gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'ndaki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır."
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi ise ... Esas ve ... Karar sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:
"Somut olayda, davalı müflis şirket kesin süreye rağmen, 2014 ve 2015 yılı ticari defter ve kayıtlarını sunmamıştır. Yukarıdaki Yargıtay kararında belirtildiği üzere mahkemece, HMK 220/3. madde gereğince, davalının sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunun kabul edebilmesi mümkündür. Bu durumda davacının sunduğu defter ve kayıtlara göre davacının cari hesap alacağı ve karşılıksız çıkan çeklerden dolayı 192.019,70 TL alacağı bulunduğunun kabul edilmesi gerekir."
Yargıtay .... Hukuk Dairesi de ... E., ... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:
"Ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK'nın 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin diğer tarafın defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK`daki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır.
Yukarıda yapılan açıklama ve sözü edilen kurallarla birlikte somut olay değerlendirildiğinde; mahkemece taraflara ticari defterlerini sunmaları için kesin süre verilmiş, davacı yüklenici 07.03.2022 tarihli dilekçesi ile ticari defterlerin ibraz edilmeyeceğini belirtmiştir. Davalı iş sahibince ticari defterlerin ibraz edildiği, defterler üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırıldığı ve bilirkişilerce davalı defterlerin kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulduğu, açılış ve kapanış onaylarının yaptırıldığı, defter kayıtlarının birbirini doğruladığı ve davalı defterlerine göre davacının bir alacağının bulunmadığı tespit edilmiştir. Davacı yüklenici defterlerini sunmayarak davalının ticari defter kayıtlarının HMK'nın 222. maddeye göre lehine delil oluşturup oluşturmadığının tam olarak incelenebilmesine engel olduğundan, davalının incelenen defter kayıtlarının davalı lehine delil oluşturduğunun kabulü ile davanın reddine karar verilmesi gerekirken, kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması uygun bulunmuştur."
Bu bağlamda tüm dosya kapsamı değerlendirildiğinde; takip tarihinde davacının davalıdan 119.920,28-TL alacaklı olduğunu ispatladığı, davalının ise borcun ödendiğine dair aksini ispatlayan herhangi bir delil veya belge sunmadığı anlaşılmakla 119.920,28-TL asıl alacak üzerinden davalının itirazının iptali ile takibin devamına karar vermek gerekmiştir.
Davalı tarafından faiz oranına da itiraz edilmiş olup, davacı tarafından takipte avans faizi talep edildiği, davalı tarafından daha düşük oranda bir faizin kararlaştırıldığının ispat edilememesine göre davacının işleyecek faiz oranı talebinin usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla davalının işleyecek faize itirazının da iptaline karar vermek gerekmiştir.
Takibe konu alacağın faturaya dayalı likit olduğu bu suretle tazminat koşullarının oluştuğu anlaşılmakla itirazın iptaline karar verilen asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 23.984,00-TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine de karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
H Ü K Ü M: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Davanın KABULÜNE,
-Buna göre; davaya konu icra takip dosyasında davalının asıl alacak ve 3095 sayılı Kanun'un 2/2. Maddesine göre işleyecek faiz oranına itirazının İPTALİNE, takibin DEVAMINA,
2-İtirazın iptaline karar verilen asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 23.984,00-TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 8.191,73-TL harçtan peşin alınan 1.448,34-TL harcın mahsubu ile noksan kalan 6.743,40-TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
4-Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 3.600,00- TL arabulucuk ücretinin davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
5-Davacı tarafça yatırılan 1.448,34- TL peşin harç ve 427,60-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 1.875,94-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafça yapılan 7.275,00-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine,
9-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine,
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 16/07/2025
Katip ...
¸e-imza
Hakim ...
¸e-imza