T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/161 Esas
KARAR NO : 2024/955
DAVA : Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 19/02/2024
KARAR TARİHİ : 22/10/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 01/11/2024
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı borçlunun yaptığı borca itirazı kabul etmediklerini , davacı şirket ile davalı şirket arasında 21-25 Nisan 2020 tarihlerinde düzenlenecek olan ...... Ev Tekstil fuarına ilişkin fuar katılım sözleşmesi akdedildiğini, şirket işbu sözleşme kapsamında fuar katılım ücreti olarak 6 eşit taksitte toplam 25.409,92 TL ödediğini, 21-25 Nisan 2020 tarihinde gerçekleştirilmesi planlanan fuar Covid-19 Pandemi sebebi ile ertelendiğini, 20-24 Eylül 2021 tarihinde ertelenen fuar 2.kez 23-27 Mart 2022 tarihine ertelendiğini bu nedenlerle davacınnın ödemiş olduğu 25.409,92 TL bedelin iadesi için bu davanın açılması zarureti hasıl olduğunu, davacı, icra takibinin durmasıyla alacağına kavuşamayarak haksız yere zor durumda kaldığını, bu nedenle itirazın iptaline ve başlatılan ilamsız icra takibinin devamına karar verilmesini, 25.409,92 TL alacaklarının icra takip tarihinden itibaren faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, davalı tarafın %20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının mevcut davaya açmakta kötüniyetli olup olmadığının tespiti için davalı tarafından düzenlenen Ev Tekstili Fuarı ile aynı tarihli ...... fuarına katılıp katılmadığı, katıldıysa indirimli fiyattan yararlanıp yararlanmadığı, yararlandıysa bu indirimin hangi sebebe dayandığının araştırılması gerektiğini, bu yöndeki araştırmanın tutarlı olabilmesi için davalı ile fuar katılım sözleşmesi yapmadan doğrudan ..... fuarına katılan kişilerin ....... fuarında kiraladığı alan için ne kadar bedel ödediğinin araştırılması ve bu bedelin davacının ....... fuarına katılım için ödediği bedel ile kıyaslanması gerektiğini, davalı şirketin fuar tarihinin ertelenmesinde bir kusuru bulunmadığını, haksız, kötüniyetli ve hukuki mesnetten yoksun huzurdaki davanın reddine, Davacı tarafın asıl alacağın %20'sinden az olmamak kaydıyla kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine, tüm yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı taraf yüklenmesine, Karar verilmesini talep etmiş ve savunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ:
Davacı Mahkememiz nezdinde açmış olduğu dava ile taraflar arasında imzalanan fuar katılım sözleşmesindeki fuarın ikinci kez ertelenmiş olması sebebiyle sözleşmeden dönülmüş olduğunu, bu sebeple sözleşme kapsamında ödenen bedelin iadesine istinaden başlatılan icra takibine davalının itirazının iptali isteminden ibarettir.
Davalı ise sunduğu cevap dilekçesinde; alacak iddiasının zamanaşımına uğradığını, itirazın iptaline dair sürenin geçtiğini, ertelemelerin kendi kusurundan kaynaklanmadığını ve mücbir sebepler nedeniyle ertelendiğini, taraflar arasındaki sözleşmeye göre davalının fuar tarih ve yerini değiştirme hakkının bulunduğunu, kusurunun olmadığını, ertelenen fuarın gerçekleştirildiğini belirterek davanın reddine karar verilmiştir.
Davalı tarafından ilk olarak itirazın iptali davası açılmasına ilişkin hak düşürücü sürenin geçtiği iddia edilmiş ise de icra dosyası incelendiğinde; itiraz evrakının davacıya tebliğ edilmediği bu sebeple hak düşürücü sürenin başlamadığı, yine takip başlatılmasıyla zamanaşımının kesildiği alacağın zamanaşımına uğramadığı anlaşılmakla davalının bu yöndeki itirazlarına itibar edilmemiş davanın esasına girilmiştir.
Davacı tarafından sözleşmeden dönme iddiası ile bedel iadesi talebinde bulunulduğu anlaşılmaktadır. Davacı tarafından davalıya gönderilen Bursa ...... Noterliği'nin 06.09.2022 tarih ve ...... Yevmiye numaralı ihtarnamesi incelendiğinde; davacı tarafından davalının göndermiş olduğu fuarın ertelenmesine dair kararın kabul edilmediği bu sebeple sözleşmeden dönüldüğü ve bedelin iadesinin talep edildiği anlaşılmaktadır.
Taraflar arasındaki fuar katılım sözleşmesine göre belirlenen fuar tarihinin 21-25 Nisan 2020 olduğu anlaşılmakta olup, söz konusu tarihler Covid-19 hastalığı sebebiyle sokağa çıkma yasaklarının uygulandığı ve toplu etkinliklerin yasaklandığı bir döneme denk geldiği anlaşılmakta olup, bu tarihlerde yapılan ertelemenin taraflar açısından mecburi olduğu bu sebeple temerrüt halinden söz edilemeyeceği anlaşılmaktadır.
Nitekim davalı tarafından taraflar arasındaki sözleşmeye konu fuar tamamen iptal edilmemiş olup, fuar tarihinin değiştirilmesi söz konusudur. Taraflar arasındaki fuar katılım sözleşmesinin 2. Maddesinde şu düzenleme bulunmaktadır: "Fuar Katılım Sözleşmesi'ni imzalayarak, iş bu Form'da belirtilen DÜZENLEYİCİ'nin ..... Fuar Merkezi'nde organize ettiği sergi veya fuara katılmayı kabul eden KATILIMCI, bu imzadan sonra, fuara katılmayı reddetse dahi KATILIMCI'nin maddi ve manevi yükümlülükleri devam eder. KATILIMCI, fuar katılım koşulları, sergi veya fuarın yeri, KATILIMCI'nın fuar alanındaki yeri, düzenleme tarihleri, ünvanı vb hususlarda, DÜZENLEYİCİ'nin, sektörün talebi, ekonomik durumu, organizasyon gerekleri vaya kendi takdiri ile yapacağı değişiklikleri (fuarın kısmen veya tamamen iptali dahil) peşinen kabul eder."
Bu bağlamda davacının taraflar arasında imzalanan sözleşme ile davalı tarafından fuar yeri ve tarihine ilişkin yapılacak değişikliklere dair yetkisini kabul ettiği anlaşılmaktadır.
Davacı ve davalı tacir olup, TTK 18/2 maddesi uyarınca her iki tarafın da ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli olma yükümlülüğü bulunmaktadır.
6098 sayılı TBK m. 26'da bir sözleşmenin içeriğinin, bu sözleşmenin taraflarınca kanunda öngörülen sınırlar içerisinde özgürce belirlenebileceği düzenlemesi yer almaktadır. Bu temel kuralın istisnası ise 20. maddede (TBK m. 27) ahlâka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı veya konusu imkânsız olan sözleşmelerin kesin olarak hükümsüz olduğu açıklanmıştır. Sözleşme serbestisi kavramının temeli irade özgürlüğüne dayalıdır. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın irade özgürlüğüne ilişkin hükümleri (m. 12/1, 13, 17/1, 19, 35/1, 48/1, vb.) göstermektedir ki; hukuk sistemimiz kişilerin irade özgürlüğüne sahip olduğunu temel bir ilke olarak benimsemiştir.
Burada irdelenmesi gereken taraflar arasındaki sözleşmenin 2. Maddesinin geçerli olup olmadığı, haksız şart niteliğinde olup olmadığı, ertelenen fuar nedeni ile ödediği fuar katılım bedelinin iadesinin mümkün olup olmadığının tespiti gerekmektedir.
Fuar Katılım Sözleşmesinin 2. maddesinin, tarafların serbest iradeleri ile kararlaştırdıkları hüküm olup geçerli olduğu, haksız şart olarak kabulü mümkün olmayıp, tarafları bağlayıcı olduğu; kaldı ki dosyaya davalı tarafça sunulan mail yazışmalarından fuar tarihinin mücbir sebep ile ertelendiği ve ertelenme ve yeni tarih ile ilgili gerekli bilgilendirmelerin davacı tarafa bildirildiği; fuarın bildirilen tarihte yapıldığı; basiretli tacir gibi davranması gereken davacı tarafın sözleşmenin imzalanması sırasında sözleşmenin bu maddesini bildiği, bu hükme göre de sözleşmenin iptalinin ve ödenen bedelin iadesini talep hakkının olmadığı, ödeme yükümlülüğünün devam ettiği ve ertelemenin taraflara sözleşmeden dönme ve fesih hakkı da tanımayacağı da açıktır.
Davalı tarafından taraflar arasındaki fuarın tamamen iptal edilmemiş olduğu gözetildiğinde; davaya konu somut olaydaki durumun ifa imkansızlığı olarak nitelendirilmesi mümkün olmayıp, davalının fuar tarih ve yerini değiştirmeye istinaden sözleşmesel yetkisi kapsamında taraflar arasındaki ilişkinin aşırı ifa güçlüğü ilişkin hükümler kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir. 6098 sayılı Kanun'un aşırı ifa güçlüğüne ilişkin 138. Maddesi şu şekildedir:
"Sözleşmenin yapıldığı sırada taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir durum, borçludan kaynaklanmayan bir sebeple ortaya çıkar ve sözleşmenin yapıldığı sırada mevcut olguları, kendisinden ifanın istenmesini dürüstlük kurallarına aykırı düşecek derecede borçlu aleyhine değiştirir ve borçlu da borcunu henüz ifa etmemiş veya ifanın aşırı ölçüde güçleşmesinden doğan haklarını saklı tutarak ifa etmiş olursa borçlu, hâkimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteme, bu mümkün olmadığı takdirde sözleşmeden dönme hakkına sahiptir. Sürekli edimli sözleşmelerde borçlu, kural olarak dönme hakkının yerine fesih hakkını kullanır.
Bu madde hükmü yabancı para borçlarında da uygulanır."
Nitekim sözleşmenin yapıldığı tarihte taraflarca öngörülemeyen covid-19 pandemisi sebebiyle meydana gelen olağanüstü durum sebebiyle ifanın davalı - borçlu bakımından dürüstlük kurallarına aykırı olacak şekilde davalı aleyhine değiştiği bu suretle 6098 sayılı Kanun'un 138. Maddesindeki aşırı ifa güçlüğüne ilişkin hükümlerin davaya konu somut olayda uygulanması gerektiği anlaşılmaktadır.
Nitekim Yargıtay ..... Hukuk Dairesi 27/06/2019 tarih ...... E. ...... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:
"TBK’nın 138. maddesi ile getirilen "Aşırı ifa güçlüğü" başlıklı yeni düzenleme, öğreti ve uygulamada sözleşmeye bağlılık (ahde vefa) ilkesinin istisnalarından biri olarak kabul edilen “işlem temelinin çökmesi”ne ilişkindir. Ancak "sözleşmeye bağlılık" ilkesi esas olup sözleşmeye müdahale müessesesi istisnai nitelikte bir kurum olmakla yasa koyucu tarafından da bu kurumun uygulanması ancak anılan maddede belirtilen dört koşulun birlikte gerçekleşmesine bağlanmıştır. Bunlar (1) sözleşmenin yapıldığı sırada taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü durum ortaya çıkması, (2) bu durumun borçludan kaynaklanmayan bir sebeple ortaya çıkması yine (3)bu durumun sözleşmenin yapıldığı sırada mevcut olguları, kendisinden ifanın istenmesini dürüstlük kurallarına aykırı düşecek derecede borçlu aleyhine değiştirmesi ve (4) borçlunun, borcunu henüz ifa etmemiş olması veya ifanın aşırı ölçüde güçleşmesinden doğan haklarını saklı tutarak ifa etmiş olması halidir. Bu dört koşulun birlikte gerçekleşmesi halinde ise borçlunun, hâkimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteme, bu mümkün olmadığı takdirde sözleşmeden dönme hakkı bulunmaktadır."
İlgili hüküm kapsamında davaya konu somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafından davalıya gönderilen ihtarnamede ve dava dilekçesinde davalı tarafından taraflar arasındaki fuar katılım sözleşmesinin 2. Maddesine göre fuar tarih ve yerinin değiştirilmesine dair yetkinin kullanılması kapsamında yeni belirlenen fuar tarihi ve yerinin davacı açısından edimin yararsızlaşmasına ve aşırı ifa güçlüğüne yol açacağına dair davacı tarafından herhangi bir delilin sunulmadığı, davacı tarafından programlarına uymadığı belirtilmiş ise de dava dilekçesinde belirtilen söz konusu durum hakkında herhangi bir delil veya ilgili tarihler için farklı bir programın ispatlanamadığı anlaşılmakla davacı yönünden sözleşmeden dönmenin koşullarının oluşmadığı değerlendirilmiştir.
Nitekim İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ..... Hukuk Dairesi .....E., ..... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:
"Davalı taraf, fuarın, pandemi nedeniyle uzun süre ertelenmiş olması nedeniyle fuara katılıp katılmayacağı kesin olmaması nedeniyle sözleşmeden döndüğünü bildirmiştir. Oysa sözleşmenin 2. Maddesinde, davalı organizatörün fuarın düzenleme tarihlerinde değişiklik yapabileceği davacı tarafça kabul edilmiştir. Bununla birlikte fuarın ileri tarihe ertelenmesi davacı yönünden aşırı ifa güçlüğüne yol açtığı ispatlanabilmiş değildir. Bu durumda TBK 138. Maddesi uyarınca sözleşmeden dönme şartı oluşmadığı, davacının fuara katılmasa bile ücret ödeme yükümlülüğü devam ettiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken hukuki yanılgı ile davanın kabulüne karar verilmesi hatalı olmuştur."
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ...... Hukuk Dairesi ...... E., ..... K. Sayılı kararında ise şu değerlendirmeleri yapmıştır:
"Tüm dosya kapsamına nazaran; Davalı organizatör sözleşme hükümlerine göre değişiklik yapma hakkına sahip olup, davacı müşterinin sözleşmeyi fesh etme veya ödediği ücreti talep hakkı olmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi hatalı olmuştur. "
Bu bağlamda tüm dosya kapsamı değerlendirildiğinde; davalının taraflar arasında belirlenen sözleşme hükmüne göre fuarın ifa yeri ve zamanını değiştirebileceği, davalının ilk ertelemesinin covid-19 pandemisi nedeniyle olduğu ve mücbir sebep teşkil ettiği, sonrasındaki ertelemelerin ise sözleşme ile davalıya tanınan yetki kapsamında olduğu, tacir olan ve basiretli tacir olarak hareket etme yükümlülüğü bulunan davacı ve davalı tarafından birlikte imzalanan sözleşme gereği davalının fuarın yeri ve zamanını değiştirebileceğine dair sözleşmesel yetkisini kullanmasının davacının sözleşmeden dönmesi için davacıya hak vermeyeceği anlaşılmakta olup, ertelenen fuar tarihinin davacı tarafından aşırı ifa güçlüğüne yol açacağı veya yararsız olacağı, davacı tarafından davalıya gönderilen ihtarnamede ve işbu dava dilekçesinde öne sürülen fuar tarihlerinde başka programlarının bulunduğuna dair iddianın da davacı tarafından ispat edilemediği anlaşılmakla davacının itirazın iptali talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.
Davalı tarafından tazminat talep edilmiş ise de alacağın yargılama gerektirdiği ve davacının kötü niyetinin ispatlanamadığı anlaşılmakla davalının koşulları oluşmayan tazminat talebinin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
H Ü K Ü M: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-DAVANIN REDDİNE,
2-Davalının koşulları oluşmayan tazminat talebinin REDDİNE,
3-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 427,60-TL harç peşin alındığından bakiye harç tayinine YER OLMADIĞINA,
4-Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 3.600,00-TL arabulucuk ücretinin davacıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
5-Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
6-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 25.409,92-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
7-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine,
8-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine,
Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı davalı vekilinin yokluğunda miktar itibari ile KESİN OLMAK ÜZERE verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 22/10/2024
Katip .....
¸e-imza
Hakim .....
¸e-imza