T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/182 Esas
KARAR NO : 2025/211
DAVA : Menfi Tespit (Ticari Nitelikteki Ödünç Verme Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 26/02/2024
KARAR TARİHİ : 17/02/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 18/03/2025
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Ticari Nitelikteki Ödünç Verme Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Tasfiye memuru dava dilekçesinde özetle; İlgili İcra takibi dosyasında, borçlu görünen .... Kargo Nakliyat Ltd.Şti. Hakkında Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesi ... E ve 31.05.2023tarih ve .... K sayılı gerekçeli karar ile fesih ve buna bağlı olarak da tasfiye kararı verilmiş olduğu, ilgi kararla tasfiye memurluğuna da şahsım atanmış bulunduğunu, tasfiye işlemleri aşamasında bu şikayet dilekçesine konu olan icra takibi ile karşılaşılmış olduğunu, gerekli yasal başvuruları yapabilmek için de yine Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesi ... E dosya kapsamında tarafıma ekte yer alan yetki verildiğini, Küçükçekmece İcra Müdürlüğü'nün ... E sayısı ile başlatıları icra takibi ile alacaklısı şirketin %50 ortağı olan ... olarak görünen dosyadan, ilgili şirkete Örnek No:7 ödeme emri gönderildiğini, müvekkili şirkete usulüne uygun tebligat yapılmamasına rağmen ve şirketin bundan bilgisi olma ihtimali olamaması nedeniyle açılan takibin kesinleştiğini, ilgili şirket tasfiye halinde olduğundan şirketin diğer %50 ortağı olan ... tesadüfen bu dasyadan haberdar olduğunu ve ve Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesi'ne bilgi vermiş ve böylelikle tamamen tesedüfen dosyadan haberdar olunduğunu ancak böylelikle 08.12.2023 tarihinde Küçükçekmece İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasında düzenlenenödeme emri müvekkil şirket yetkililerine daha doğru bir deyişle diğer ortağa hiç ulaşamadığını, ödeme emri şirkette çalışmayan ve halta bugüne kadar hiç çalışmamış .... adında birine tebliğ edildiğini, ayrıca şirketin %50 ortağı olanı ve dosyada alacaklı olduğu iddia edilen kişi ...'de alacağın mesneti olarak bir muavin defter kaydı sunduğunu ve bu belge ile icra takibi başlatıldığını, sonuç olarak ,yapılan tebligatın usulsüz olduğunu, Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesi ... E dosyasıyla 2020 yılından bu yana devam eden fesih ve tasfiye davası sonucunda şirketin tasfiyeye gideceği açıkça görülürken ve özellikle son 2 yıldır. şirketin hiç bir ticari faaliyetinin olmadığı da açıkça ortadayken,davalının şirkete borç vermeyeceğini basiretli taçir vasfı ile bağdaşmadığı görüldüğünü, kaldı ki 31.05.2023 tarihinde tasfiye kararı verilmiş olduğunu ve gerekçeli kararın kesinleştiğini, davalının “%50 ortağı olduğu tasfiye halinde ki şirkete borç para vermediği çok açık olduğu, bu nedenle davalı taraf aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, Davacı müvekkil şirketin Küçükçekmece İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına konu olan para miktarından dolayı borçlu olmadığının tespitine, davalı taraf aleyhine alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin alacağı bulunmadığını, davacı tebligatın usülüne uygun olmadığını iddia etmekte olduğunu, tebligatın usulüne uygun olup olmadığının tespitini, davanın konusu olmadığını, davacının dava konusu borcu öğrenmiş olduğunu cevap dilekçesinde kabul ettiğini, gecikmiş itiraz haklarını kullanmadığını, ispat yükünün davacıda olmasına rağmen hukuki delil sunmadığını, müvekkilinin ödeme emri göndermeden önce borçlu şirkete ihtar gönderildiğini, davacı şirkete ödeme emri gönderildiğini, borç miktarının muhasebe kayıtlarında açıkça belli olduğunu, borç miktarının muhasebe kayıtlarında açıkça belli olduğunu, davacının haksız, mesnetsiz, hukuki delillere dayanmayan davasının usulden reddine, mahkeme aksi kanaatteyse deliller ve ispat vasıtaları neticesinde esasa girilerek, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun işbu davanın esastan reddine, müvekkilinin ilgili şirketten alacaklı olduğunun tespitine, ...'in asli müdahale talebinin reddine, bu davanın açılmasında ve borcun ödenmemesinde iyi niyetli olmayan Davacının, alacağın %20’sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmolunmasına, arabuluculuk ücretinin, yargılama giderlerinin, vekalet ücretinin de davacı üzerinde yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Tasfiye Memuru ....'in 21/08/2024 tarihli dilekçesinde özetle; Davaya konu olan Küçükçekmece İcra Müdürlüğü ... sayılı dosya borcu, alacaklının, tasfiye halindeki şirketin araçlarından .... plakalı kamyonun satışını istemesi sonucu amacımızı aşan bir durum oluşturduğunu, zira satış işlemleri başlatılmış olduğunu ve bilirkişi raporları çıkmış olduğunu ve tasfiye memuru sıfatıyla tarafıma tebliğ edildiğini, ancak adı geçen icra dosyasının satışa geçtiğini, alacaklının alacağını tahsil edebilmesi için huzurdaki dosyanın sonuçlanması şart olduğunu, bu nedenle Küçükçekmece İcra Müdürlüğü ... E no'lu dosyada takibin ve satış işlemlerin tedbiren durdurulması için tasfiye halindeki şirketin aktifinde hiç parası mevcut olmadığından ne dosya borcunu icra veznesine depo etmesi ne de teminat yatırması mümkün olamadığından, sadece şirkete ait plakaları belirtilen araçlara teminatsız olarak ihtiyati tedbir konulması zorunluluğu doğduğunu, talebinin kaublü ile davacı şirkete ait .... plakalı araçların ve Mahkemece re'sen tespit edilecek diğer araçlarına dosya sonucunun beklenilmesinin teminat altına alınabilmesi için , teminatsız olarak, ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır.
Küçükçekmece İcra Dairesinin .... Esas sayılı dosyası uyaptan celp edildiği anlaşılmakla, dosyanın incelenmesinde; Alacaklı ...'in, .... Kargo ... Ltd. Şti. Aleyhine 564.635,27 -TL alacağın tahsilinin talep edildiği anlaşılmıştır.
Mahkememizin 03/06/2024 tarihli celsesinin 4 nolu ara kararı dikkate alınarak bilirkişiden rapor alınmasına karar verilmiş olmakla, davacı şirketin davalı ortağına karşı borcunun bulunup bulunmadığı, var ise ne kadar olduğu, davalının takipten kaynaklı alacağı var ise ne kadar olduğu konusunda bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş olmakla, bilirkişi heyetinin raporunda özetle; Dosyaya gelen fesih ve tasfiyeye ilişkin davada alınan bilirkişi raporunda 331 Ortaklar Borçlar hesabında 31.12.2021 tarihli mali tablolar uyarınca 619.867,90-TL tutar olduğu mevcut olup, rapora ekli mizan dökümleri bulunmamakla altayrıntı mevcut olmadığı, Banka hesap ekstreleri uyarınca , Davalı tarafından davacı şirkete 2019-2023 yılları içerisinde 1.502.576,00 TL havale ödemesi yapıldığı, şirketin 2023-2022 yıllarında toplam 36.410 TL iade havalesi mevcut olduğu, Söz konusu ödemelerin tasfiye öncesi tarihlerden önce olduğu, Davalı tarafından davacı şirkete ait olduğu bildirilen muavin defter kaydı uyarınca 31.12.2022 tarihi itibariyle 584.635,27 TL davalının alacaklı olduğunun mevcut olduğu, davalının takibe 564.635,27 TL kısmını takibe konu ettiği, davacı şirketin davalının ödeme için gönderdiği ihtarnameki harcamalara dair bir borç para almadığını, davalının gönderdiği banka havalelerinin bu amaçlara harcanmadığını kanıtlar bir delil sunmadığı hususları tespit edildiği, davacının borçlu olmadığına ilişkin talebin dayanaklarının mevcut olmadığı sonucuna varıldığı bildirilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava; ticari nitelikteki ödünç verme sözleşmesinden kaynaklanan menfi tespit talebine ilişkindir.
2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi gereğince borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir.
Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davanın, davacı şirketin Küçükçekmece .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra takip dosyası nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkin olduğu, celp edilen icra dosyasının incelenmesinde; davalı tarafından davacı şirket aleyhine 564.635,27-TL üzerinden "... tarafından Borçlu şirkete gönderilen borçlara ilişkindir" açıklaması ile ilamsız takip başlatıldığı, uyuşmazlığın davalı tarafından davacı şirkete borç verilip verilmediği, borç verilmiş ise geri ödenip ödenmediği, davacının para borcuna istinaden başlatılan icra takibinden dolayı borçlu olup olmadığına ilişkin olduğu anlaşılmıştır.
Borçlar Kanunu’nun 457 vd. (TBK.nun 555 vd) maddelerinde düzenlenmiş olan havale, hukuksal nitelikçe (tıpkı onun özel biçimlerinden biri niteliğindeki çek gibi), bir ödeme vasıtasıdır. Eş söyleyişle, havalenin, mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla yapıldığı yolunda yasal karine mevcuttur. Bu yasal karinenin tersini (havalenin borcun ödenmesinden başka bir amaçla yapıldığını) ileri süren havaleci (muhil), bu iddiasını kanıtlamakla yükümlüdür. (Havale kavramı hakkında geniş bilgi için bkz: Prof. Dr. Arif B.Kocaman. Türk Borçlar Hukukunda Havale, Banka ve Ticaret Hukuku Araştırma Enstitüsü Yayını, Ankara 2001; Yargıtay’ın bu konudaki uygulamasına örnek olarak: 11.Hukuk Dairesi’nin 28.9.1992 gün ve 1991/1956- 1992/9316 sayılı kararı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 12/03/2003 gün, 2003/3-118 Esas, 2003/158 Karar sayılı ilamı).
Havale işlemi sırasında havale gönderen kişi bir açıklamada bulunmuş ise havale borç ödeme vasıtası olarak kabul edilmediği için gönderilen paranın borç olarak gönderilmediğini ispat yükü havale alacaklısında bulunmaktadır. Bir başka anlatımla havale dekontunda gönderilen paranın havale alacaklısına geri ödenmek üzere borç olarak gönderildiği yazılı ise artık havalenin borç ödeme belgesi olmayıp bir miktar paranın havale alacaklısına borç olarak gönderildiğini gösterir nitelikte olduğunun kabulü gerekir. Havale makbuzlarında gönderilen paranın geri verilmek üzere borç olarak gönderildiğinin belirtilmesi halinde ise havale alacaklısı kişinin gerekçeli inkarda bulunmuş olması bu sonucu değiştirecek nitelikte değildir. (Yargıtay 3. HD. 2015/2701 E. 2016/289 K.).
Somut olayda; davalı, havale işlem tarihleri ve dava tarihi itibariyle davacı şirketin %50 ortağı olup, davalının şirket ortaklığı döneminde şirkete karz (ödünç) hukuki ilişkisine dayanarak davacı şirkete ödünç verilen nakdin iadesi amacıyla dava konusu icra takibinin başlatıldığı, tüm dosya kapsamı, toplanan deliller, alınan bilirkişi raporu ile birlikte değerlendirildiğinde; ... Bankası'nda davalıya ait 07.11.2019-01.01.2023 tarihleri arasındaki hesap dökümü kayıtlarının incelemesinde 2019 yılında toplam 1.000,00-TL, 2020 yılında toplam 473.500,00-TL, 2021 yılında toplam 412.700,00-TL, 2022 yılında toplam 550.000,00-TL ve 2023 yılında toplam 21.000,00-TL olmak üzere toplam 1.458.200,00-TL bedelli davalı tarafından davacı hesaba havale ödemelerinin yapıldığı, davalı tarafından davacı şirketin sonu .... ile biten ... Bankası nezdinde bulunan hesabına 2023 yılında 44.376,00-TL gönderildiği, davalı hesabına ise 36.410,00-TL havale gönderildiği, banka hesap ekstreleri uyarınca davalı tarafından davacı şirkete 2019-2023 yılları içerisinde 1.502.576,00-TL havale ödemesi yapıldığı, davacı şirketin 2023-2022 yıllarında toplam 36.410,00-TL iade havalesi mevcut olduğu, söz konusu ödemelerin tasfiye öncesi tarihlerden önce olduğu, dosyaya ibraz edilen davacı şirkete ait muavin defter kaydına göre 31/12/2022 tarihi itibariyle davalının 584.635,27-TL tutarında davacıdan alacaklı olduğu, davalı tarafça 564.635,27-TL'lik kısmın takibe konu edildiği tespit edilmiştir. Davacının davalıya gönderdiği havale işlemi açıklamalarında "borç" açıklamasının yer aldığı, bu ödemelerin ödünç amacıyla yapıldığının davalı tarafça ispatlandığı, (Bkz. Aynı yönde Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 26/9/2016 tarihli, 2015/1343 E., 2016/17284 K. Sayılı kararı) buna göre, borçlu olmadığı ya da borcun söndürüldüğü konusundaki ispat yükü davacıya ait olup, davacı tarafından ödemenin iade edildiğine dair herhangi bir delil bulunmadığı anlaşılmakla; davacının davasının reddine, yasal şartları oluşmadığından davalının icra tazminatı talebinin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacının davasının REDDİNE,
2-Davalının icra tazminatı talebinin REDDİNE,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 615,40-TL ilam ve karar harcının davacı tarafından peşin yatırılan 9.642,56-TL harçtan mahsubuna, artan 9.027,16-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde DAVACIYA İADESİNE,
4-Arabuluculuk aşamasında devlet hazinesinden karşılanan 3.600,00-TL arabulucu ücretinin davacıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerine BIRAKILMASINA,
6-Davalı tarafça yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
7-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 88.695,29-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
8-Karar kesinleştiğinde kullanılmayan gider avansının HMK m.333 hükmü gereği ilgilisine İADESİNE,
9-HMK'nın uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara TEBLİĞİNE,
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere feri müdahil ... vekilinin (e duruşma yolu ile ) yüzüne karşı, davalı ...'in ile davalı vekilinin yüzlerine karşı, davacı şirket tasfiye memuru yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 17/02/2025
Katip ...
¸e-imza
Hakim ...
¸e-imza