T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/198 Esas
KARAR NO : 2024/558
DAVA : Alacak (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)
DAVA TARİHİ : 29/02/2024
KARAR TARİHİ : 29/05/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 10/06/2024
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile 1. davalı şirket arasında kurulan kombine taşıma sözleşmesi gereğince, müvekkili şirket tarafından Maldivler'de yerleşik...... Pvt. Ltd. ünvanlı şirket arasındaki 02.02.2023 tarihli ve ....... nolu satış faturası uyarınca 27.424,80 USD bedel karşılığı satılan 1160 koli 21 palet, 22.935 brüt kg ağırlığındaki taze elma yükünün taşınması hususunda anlaşıldığını, söz konusu taşıma sözleşmesi gereğince, müvekkili şirkete ait yükün ilk olarak kara yoluyla Konya'dan İskenderun'a ve daha sonra İskenderun Limanı'ndan Maldivler'e deniz yoluyla taşınmasının öngörüldüğünü, taşıma sözleşmesinin kurulma aşamasında, ilgili yükün İskenderun Limanı'ndan deniz yoluyla taşınmasının " ......" adlı gemiyle yerine getirileceğinin ve bu taşıma nezdinde geminin kalkışından önce yüklerin terminale son teslim ("cut-off") tarihinin 02.02.2023, geminin limandan ayrılma tarihinin (".......") ise 06.02.2023 olacağının 1.davalı tarafından müvekkili şirkete 18.01.2023 tarihli yazışmada iletildiğini, 3. davalı şirketin 1. davalı şirket ile kurduğu alt taşıma sözleşmesi uyarınca, müvekkili şirkete karşı 1. davalı tarafından üstlenilen taşıma edimini limana kadara kara yolu ile ve İskenderun Limanı'ndan Male / Maldivler'e deniz yoluyla fiilen yerine getirmeyi üstlendiğini ve bu suretle müvekkili şirketin gönderen sıfatıyla tarafı olduğu taşıma sözleşmesini fiilen yerine getirerek taşıma sürecine dahil olduğunu, müvekkili şirkete ait taze elma yükünün ....... nolu reefer konteyner içerisinde 02.02.2023 tarihinde liman sahasına taşındığını ve liman işletmesi sıfatıyla 2. davalının hakimiyeti ve gözetimi altında bulunduğu sırada liman sahasında iken 06.02.2023 tarihinde deprem gerçekleştiğini, ancak müvekkili şirkete ait yükün maruz kaldığı zararın depremin vuku bulmasından sonraki süreçte çürüme yoluyla zayi olmasına bağlı olarak gerçekleştiğini, 3. davalı şirket tarafından ...... nolu 07.02.2023 tarihli draft konişmento düzenlenerek konişmento üzerine "......" ("Gemiye yüklendi, Tarih: 07-Şubat-2023") şeklinde kayıt düşüldüğünü, bu vesileyle, müvekkili şirkete ait yükü taşıyacak olan geminin 06.02.2023 tarihinde İskenderun Limanı'ndan ayrılması öngörülmesine karşılık 06.02.2023 tarihi itibariyle liman sahasında kalmaya devam ettiğini ve yükün gemiye yüklenmesi işleminin yerine getirilmesi için 07.02.2023 tarihinin öngörüldüğünün tespit edildiğini, 02.02.2023 tarihinde liman alanına girdiği sabit olan konteynerin gemiye yüklenmesinin arada geçen sürede yerine getirilmediğini, taşımayı yerine getirecek olan geminin 06.02.2023 tarihinde limandan ayrılacağı bildirilmesine rağmen bu tarih itibariyle konteynerin henüz gemiye yüklenmemiş ve liman sahasında bırakılmış hâlde olduğunu, 16.03.2024 tarihli ve ....... nolu Sörvey Raporu ile 16.03.2023 tarihli ve ...... referans nolu hasar tespit raporu uyarınca; yükte küf ve nemin oluştuğu, küften kaynaklı kötü kokunun yayıldığı, kolilerin ıslak ve paketlerin yukarıdan aşağıya doğru kaymış durumda olduğu hususlarının tespit edildiğini, 2.davalı tarafından müvekkili şirkete sunulan depozito özet detayı başlıklı belge çerçevesinde, söz konusu konteynerin 02.02.2023 tarihinde 2.davalının faaliyet sahasına ulaştığı, 19.02.2023 tarihinde izole hâle getirildiği ve 03.11.2023 tarihinde iç boşaltımının başlandığı yönünde bilgiler yer aldığını, söz konusu iç boşaltım işleminin yerine getirmek üzere 23.11.2023 tarihi için rezervasyon alındığını, iç boşaltımın aynı tarihte tamamlanmış olduğu yönünde bilginin 1.davalı yetkilisi tarafından müvekkili şirket ile paylaşıldığını, öte yandan bu süreçte, söz konusu konteynerin iç boşaltımının tamamlanmasının ön koşulu olarak 2. davalı tarafından müvekkili şirkete ardiye ve istifleme bedelinin ödenmesine yönelik talebin iletildiğini ve müvekkili şirketin bu talebi yerine getirmek zorunda kaldığını, müvekkili şirkete ardiye masraflarıyla ilgili olarak sunulan "Depozito Özet Detayı" başlıklı belge üzerinden anlaşılacağı üzere; müvekkili şirkete ait yükün 02.02.2023 tarihinde liman sahasına ulaştığını, aynı belgeden anlaşıldığı üzere; depremin gerçekleştiği tarih olan 06.02.2023 tarihini takip eden süreçte; söz konusu konteynerin 19.02.2023 tarihinde prizden çıkarıldığını ("Unplug") ve aynı tarihte izole edildiğini ("Shutout"), bu bilgiler ışığında, müvekkili şirkete ait yükün kurtarılabilecek bir konumda iken çürümeye terk edildiğinin ve bu esnada müvekkili şirkete hiçbir bilgilendirmede bulunulmadığının gözlemlendiğini, 20.02.2023 tarihinden itibaren müvekkili şirket yetkilisince 2.davalı liman işletmesi yetkililerine atılan e-postalarda, ilgili yükün bozulmasının engellenmesi adına elektriğin sağlanması gerektiğinin mükerrer defalar hatırlatıldığını, buna karşılık 02.03.2023 tarihine kadar 2. davalı tarafından müvekkili şirkete ait konteyner hakkında hiçbir somut adım atılmadığını ve müvekkili şirkete bilgilendirmede bulunulmadığını, 2. davalı liman işletmesinin öncelikle depremin gerçekleşmesinden sonraki süreç bakımından mevzuat gereği yerine getirmekle yükümlü olduğu özen borcuna aykırı hareket ettiğini, öte yandan, deprem sırasında henüz zarara maruz kalmayan konteynerin kurtarılması hususunda somut bir adım atılmaması, bunun yanı sıra acil durumlara müdahale edilmesi noktasında yeterli tedbirlerin alınmamış olması nedeniyle 2. davalı şirketin kusurunun özen borcuna aykırılık olarak ortaya çıktığını, müvekkili şirketin katlanmak durumunda kaldığı toplam zararın taşıma sözleşmesinin ifası sürecinde yapılan masraflar, müvekkili şirketin satıcı sıfatıyla tarafı olduğu satış sözleşmesini ifa edememesi nedeniyle mahrum kaldığı gelir ve söz konusu konteynerin liman işletmesi bünyesinde bulunduğu esnada katlanılmak zorunda olunan diğer giderler de dahil olmak üzere, 53.008,16 TL + 27.424,80 USD olduğunu, 1.davalı şirketin üstlendiği taşıma edimine binaen taşıyıcı sıfatıyla müvekkili şirketine karşı sorumlu olduğunu, 3.davalı şirketin ise, kara ve deniz taşımasını fiilen yerine getirmeyi üstlenmesine bağlı olarak, fiilî taşıyıcı sıfatıyla TTK m. 888 hükmüne tabi olduğunu, müvekkili şirkete ait taze elma yükünün 06.02.2023 tarihinde Hatay'da gerçekleşen depremden sonraki süreçte karşı tarafların sorumluluğunda bulunduğu sırada çürüyerek zayi olduğunu, söz konusu zararın reefer tipi soğutuculu konteyner içerisindeki yükün, içerisinde bulunduğu konteynerin davalılar tarafından tekrar soğutulması için gerekli müdahalede bulunulmaması ve söz konusu zararın engellenmesi için gerekli tedbirlerin alınmaması neticesinde ortaya çıktığını, mücbir sebep bulunmadığını, söz konusu yükün 06.02.2023 tarihi itibariyle gemiye yüklenmiş vaziyette olması ve aynı tarihte geminin yola çıkmasının öngörüldüğünü, buna karşılık 06.02.2023 tarihinde yükün halen liman sahasında beklediğini, depolama hizmetini ifa ederken "ardiyeci" sıfatıyla hareket eden liman işletmelerinin 6098 sayılı TBK m. 572 f. 1 çerçevesinde depolama hizmetini özenle ifa etmekle yükümlü olduğunu, davalıların sorumluluğunda 06.02.2023 tarihinde gemiye yüklenmesi gerekirken yüklemenin gecikmesi, bunun yanı sıra 2. davalı liman işletmesinin, özen borcuna aykırı davranmak suretiyle borcunu kusuruyla gereği gibi ifa etmemesi nedeniyle hem kendi ve hem de taşıyıcının/fiilî taşıyıcının adamı sıfatıyla 1. ve 3. davalının müvekkili şirkete karşı müteselsil sorumluluğunu doğurduğunu iddia ederek; haklı davalarının kabulü ile 53.008,16 TL'lik alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek olan T.C. Merkez Bankası'nın kısa vadeli avans kredileri için uyguladığı faiz oranı ile birlikte tahsiline, 27.424,80 USD'lik alacağın, dava tarihinden itibaren işleyecek olan Devlet Bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı ile birlikte tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ..... Lojistik Hiz. Taş. Dış Tic. Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle; TTK. M.930/1 hükmü uyarınca bu kanuna göre doğan istemlerin 1 yılda zamanaşımına uğradığını, o halde eşyanın zıya tarihi 06.02.2023 olduğundan davacının eldeki davasını en geç 06.02.2024 tarihinde ikame etmesi gerektiğini, bu nedenle zamanaşımı itirazları bulunduğunu, davalı müvekkilinin tedbirli bir tacirin göstermesi gereken dikkat ve özen yükümlülüğünü göstermiş olmasına rağmen ne yazık ki zararın önlenemediğini, davalı müvekkili ile davacı arasındaki kombine taşıma sözleşmesine göre, navlun komisyoncusu rolünde olan müvekkilinin davalı ..... Nakliyat Anonim Şirketi aracılığıyla Konya'da bulunan bahse konu ürünleri İskendurun Limanı'na, oradan da Maldivler'de bulunan alıcısına teslim edilmek üzere bahse konu organizasyonu gerçekleştirmek üzere gerekli işlemleri yaptığını, müvekkili şirketin navlun komisyoncusu olduğunun konşimentodan da ayrıca anlaşıldığını, "Depozito Özet Detayı" belgesinden de anlaşılacağı üzere ...... numaralı konteynerin 02.02.2023 tarihinde İskendurun Limanına giriş yaptığını, müvekkili şirket personelleri tarafından davacının ...... com.tr isimli e-mail adresi ile yapılan yazışmalarda Konşimento'da bordaya yüklenme tarihinin 07.02.2023 tarihi olarak belirlendiğini, bu tarihin 18.01.2023 tarihinde belirlendiğini, yani taşıma işleri komisyoncusu olan müvekkilinin diğer davalı fiili taşıyan ...... 'dan ....... referans no ile Maldivler'e gönderilmek üzere booking(rezervasyon) yaptığını ve gemiye yüklenmek üzere ürünleri bulunduğu yer olan Konya'dan güvenli bir şekilde ......... İskendurun Limanına sevkini sağladığını ve yükün 07.02.2023 tarihinde yüklenmek üzere limanda bekletildiğini, fiili taşıyanın diğer davalı ...... olduğunu, müvekkili şirket tarafından geminin 06.02.2023 tarihinde kalkış yapıp limandan ayrılacağına dair herhangi bir emare bulunmadığı gibi, firmalarının geminin kalkış saatine ve/veya gününe müdahalede bulunamadığını, rezervasyon yapılan tarih ve saatte fiili taşıyanın hareket etmemesi ve buna bağlı sorumluluklarının taraflarına yüklenemeyeceği gibi fiili taşıyanın sorumluluğu altında olduğunu, aynı zamanda davacının "06.02.2023 tarihinde yükün gemiye alınacağı ve hareket edeceği" iddiasını ispatlamakla mükellef olduğunu, ekli konşimento'da görüleceği üzere borda tarihinin 07.02.2023 olduğunu, asrın felaketi olarak anılan 06.02.2023 günü, Türkiye saati ile 04:17'de ve 13:24’de merkez üssü Pazarcık (Kahramanmaraş) ve Elbistan (Kahramanmaraş) olan Mw 7.7 ve Mw 7.6 büyüklüğünde iki deprem meydana geldiğini,7.7 büyüklüğündeki depremin yerin 8.6 km derinliğinde meydana gelirken 7.6 büyüklüğündeki deprem yerin 7 km derinliğinde meydana geldiğini, depremin Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesinde 11 ili içine alan 108.812km2 ’lik bir alanda etkili olduğunu, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının açıklamalarına göre Hatay’da 13 bin 883 binanın deprem anında yıkılarak kullanılamaz hale geldiğini, 53 bin 537 kişinin hayatını kaybettiğini, 107 bin 213 kişinin de yaralandığı depremin üzerinden 1 yıl geçmiş olmasına rağmen henüz izlerinin geçmediğini, 07.02.2023 tarihinden itibaren müvekkili şirket çalışanları ile davacı şirket personeli ...... 'ın sürekli olarak gerek GSM üzerinden gerekse e-mail üzerinden iletişim halinde olduklarını, müvekkili şirketin bahse konu konteyner'ın akıbetini öğrenmek, ürünlerin gıda olması nedeniyle gerekli özen ve tedbirin alınması için var gücüyle diğer davalılar ile görüşmeye çalıştığını, ancak ne yazık ki belirli bir süre net bir cevap alamadığını, taşıma işleri komisyoncusunun eşyanın zıya ve hasarından sorumlu tutulabilmesi için zıya ve hasarın eşyanın taşıma işleri komisyoncusunun zilyetliğinde iken meydana gelmiş olması gerektiğini, somut olayda davalı müvekkili şirketin yalnızca sözleşmenin akdedilmesinden sorumlu olduğunu, bahse konu konteynerin, diğer davalı ...... Liman İşletmeciliği A.Ş.'nin bakım, gözetim ve sorumluluğu altında iken gerekli tedbir ve özeni almamasından kaynaklı ziya olduğunu, davacı şirket yetkililerinin fiili olarak Hatay'a kadar gidip eşyaya ulaşamadığının taraflarınca bilindiğini, yaşanan deprem afetinden sonra liman ile iletişimin kesildiğini, davalı ....... şirketinin sorumluluktan kurtulmak için gerekli tedbir ve özeni gösterdiğinin ispatı gerektiğini, davalı ....... A.Ş.'ye günlerce ulaşılamadığını, deprem hadisesi mücbir sebep olarak değerlendirilebilecek olsa da, depremden sonra gerekli tedbir ve özenin gösterilmediğini, ve hatta davacı şirket yetkililerin "eşyalarını teslim alma" taleplerinin bile karşılıksız kaldığını, öyle ki, deprem sonrası konteynerin yandığını, elektrik verilmediğini ve içerisinde bulunan gıdanın kasıtlı olarak çürümeye terk edildiğini, kabul manasına gelmemek kaydıyla, bir an için müvekkilinin taşıma işleri komisyonculuğunu yürüttüğü ve oluşan ziyadan sorumlu tutulması gerektiği varsayılırsa bile yine yukarıda belirttikleri gibi bahse konu gıdanın güvenli bir şekilde Konya ilinden alınarak İskenderun Limanına getirildiğini, deniz yolu ile taşıma işlemi başlamadan deprem afetinin meydana geldiğini, deprem sonrası liman işletmecisi tarafından konteyner'a gerekli bakım, gözetim ve özen borcunu yerine getirmemesinden kaynaklı olarak konteynerda bulunan gıdanın zayi olduğunu savunarak; müvekkili şirketin taşıma komisyoncusu sıfatı bulunmadığından davanın reddine, Mahkeme aksi kanaatte ise TTK taşıma komisyoncusunun zıya durumunda sorumluluktan kurtulma sebepleri nedeniyle davanın reddine, yine mücbir sebep nedeniyle sözleşmenin hiç ya da gereği gibi ifasının mümkün olmaması nedeniyle fazlaya ilişkin talebin reddi ile yargılama gideri, harç ve masraflar ve avukatlık yasal vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı müvekkili şirkete verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ....... Liman İşletmeciliği Anonim Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın tüm iddia ve beyanlarının mesnetsiz olduğunu, davaya konu zararın mücbir sebep hali teşkil eden deprem hadisesi nedeniyle gerçekleştiğini, müvekkili şirketin deprem nedeniyle meydana gelen zararlardan hiçbir kusuru ve sorumluluğu bulunmadığını, ayrıca davanın usul yönünden de hatalı ikame edildiğini, iş bu davanın zamanaşımı süresi dolduktan sonra yetkili ve görevli olmayan mahkemede ikame edildiğini, iş bu davada yetkili mahkemenin davalı müvekkilinin yerleşim yeri ve dava konusu olayın da gerçekleştiği yer olan İskenderun Mahkemeleri olduğunu, haksız fiilden doğan davalarda birden fazla yetkili mahkeme olduğundan süresi içinde yapılan yetki itirazlarının kabulü ile seçtikleri yetkili mahkeme olan İskenderun Asliye Ticaret Mahkemeleri'nin yetkili kabul edilmesini, davanın "Denizcilik İhtisas Mahkemesi" sıfatıyla görülmesi gerektiğini, dava konusu olayın 06.02.2023 günü gerçekleştiğini ve bu olayla ilgili 1 yıllık zamanaşımı süresinin 06.02.2024 günü dolduğunu, davanın zamanaşımı süresi dolduktan sonra ikame edildiğini, davaya konu zararın deprem sebebiyle başlayan yangından kaynaklandığını, 06.02.2023 günü tarihin en büyük felaketlerinden birinin yaşandığını, on binlerce insanın hayatını kaybettiğini, binlerce binanın yıkıldığını, 9 saat aralıkla meydana gelen 7.7 ve 7.6 şiddetindeki çok büyük 2 depremden ..... Limanının da ciddi şekilde etkilendiğini, konteynerlerin deprem sırasında bulundukları yerlerden sürüklenerek birbirinin üstüne yığıldığını, bu sırada konteynerlerin sürtünme ve devrilmeleri nedeniyle başlayan yangın ve yangın söndürme-soğutma çalışmaları sırasında su/is/köpük/dumandan etkilendiğini, müvekkili şirketin bu olağanüstü deprem felaketinden sorumlu tutulamayacağı gibi, depremin getirdiği olağanüstü sonuçlardan da sorumlu tutulamayacağını, mücbir sebep nedeniyle meydana gelen zararların zarar görenler üzerinde kalacağı hukuki bir gerçeklik olduğu için somut olayda da bu mücbir sebebin sonuçlarına zarar gören olarak davacının katlanması gerekeceğini, müvekkili şirketin hizmet tarifesinde deprem/yangın halinde limanın sorumluluğunun bulunmadığının açıkça düzenlendiğini, müvekkili şirketin deprem öncesinde, deprem anında ve deprem sonrasında her türlü önlemi aldığını, üzerine düşen bütün yükümlülükleri yerine getirdiğini, deprem sonrasında sadece müvekkili şirketin değil Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin bütün imkânlarının seferber edildiğini, en doğru ve hızlı müdahalelerin yapıldığını, ancak, olay yerine anında intikal eden İskenderun İtfaiyesi tarafından düzenlenen tutanaktan da anlaşılacağı üzere “yangının devrilen konteynerlerin altında olması ve yarı devrilmiş olan konteynerlerin de halen artçı depremlerin devam etmesi nedeniyle can güvenliği açısından risk oluşturuyor olması” nedenleriyle yangın sahasına girilmesinin mümkün olmadığını, zira yangının 35.000 metrekarelik devasa bir alanda gerçekleştiğini, binlerce konteynerin yandığını, yanmayan konteynerlerin de binlercesinin devrildiğini, ayrıca liman sahasında da çok büyük zarar meydana geldiğini, yangın raporunda özetlendiği üzere deprem nedeniyle başlayan yangının öngörülemez ve önlenemez bir hızla büyüdüğü, gerek yurt içinden gerekse yurt dışından ilgili tüm kurum ve kuruluşlarının seferber olduğu, binlerce metreküp su ve kimyasal köpük ile yangının ancak 13.02.2023 tarihinde kontrol altına alınabildiği gerçeğinin karşısında davacı tarafın müvekkili şirketin sorumlu olduğu yönündeki iddiasının kabul edilmesinin mümkün olmadığını, sekiz gün boyunca yangın devam ederken Liman yönetiminin oldukça profesyonel davrandığını, bir yandan yangın kontrol altına alınırken bir yandan da hasar almayan konteynerlerin yangın alanından uzaklaştırılarak soğutulduğunu, tüm dünyanın asrın felaketi olarak adlandırdığı bir olayda mümkün olduğunca serinkanlı davranılarak sistematik bir şekilde hareket edildiğini, mümkün olan tüm maddi imkânlar kullanılarak kurtarılabilecek tüm konteynerlerin kurtarıldığını ve soğutulduğunu, somut olayda zararlı sonucun doğmasının kök nedeninin deprem olduğunu ve araştırılması gereken şeyin ise sadece bu şiddette bir depremin öngörülebilir olup olmadığı olduğunu, zira eğer öngörülebilir ise burada alınması gereken önlemlerin alınıp alınmadığı hususunun tartışılabileceğini, reefer konteyner içerisindeki yüklerin müvekkili şirketin özen borcunu yerine getirmemesi sebebiyle çürüdüğüne dair iddianın doğru olmadığını, asrın felaketi olarak nitelendirilen depremlerin ilkinin gerçekleştiği anda tüm İskenderun’da olduğu gibi İskenderun Limanı'nda da elektriklerin kesildiğini, ayrıca, depremin şiddeti nedeniyle Limanın elektrik altyapısında da hasar meydana geldiğini, Reefer konteyner (soğutuculu konteyner) kulelerinin yandığını ve yıkılarak kullanılamaz duruma geldiğini, bu esnada birçok konteynerin kapaklarının açıldığını, birçok konteynerin ise yırtıldığını ve bu konteynerlerin içlerindeki yüklerin de etrafa dağıldığını ve kullanılmaz hale geldiğini, yangının söndürüldüğü 13.02.2023 gününden sonra yaklaşık 3600 adet konteynerin liman sahasının güvenli bölgelerine kayıtları da tutulmak suretiyle taşındığını, 1 ve 2. rıhtımdaki reefer kulelerine deprem sonrası ilk elektriğin 10.04.2023 günü verilebildiğini, çelik yapı onarımlarının ise 22.05.2023 dava tarihi itibariyle halen devam ettiğini, 3 ve 4. rıhtımdaki reefer kulelerinin ise tamamen yandığını ve kullanılamaz duruma geldiğini, davacının bahsetmiş olduğu 19.02.2023 günlü fişten çıkartma işleminin konteynerin yerinin değiştirilmesi ile ilgili kağıt üzerinde bir işlem olduğunu, elektrik alt yapısının depremde çökmüş olması ve jeneratörlerin de deprem sırasında hasarlanmış olması sebebiyle ürünlerin tutulduğu konteynerlere elektrik verilemediğini, gıdaların yangına müdahale esnasında deniz suyu, köpük ve kuru kimyevi tozlara maruz kaldığını, ortamdaki sıcaklığın yükselmesi sebebiyle mikrobiyolojik üremeler meydana geldiğini ve nihayetinde davacı tarafın emtiasının gübre olarak da kullanılmayacak, sovtaj değeri olmayan bir hale geldiğini, aleyhine açılan delil tespiti davasının bilirkişi raporu ile de müvekkili şirketin kusurunun olmadığının tespit edildiğini, Gaziantep ...... Asliye Ticaret Mahkemesinin ...... Esas sayılı dosyasından alınan bilirkişi raporu ile de müvekkili şirketin kusurunun olmadığının tespit edildiğini, davacının zararının karşılığı olarak öne sürdüğü tutarın fahiş ve haksız olduğunu savunarak; şehirlerinde yaşanan felaketin boyutlarından ve limanda yaşanan seferberliğin maddi gerçekliğinden oldukça uzak ve yalnızca kusur atfetme amacı taşıyan davanın reddiyle birlikte tüm yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ..... DENİZAŞIRI NAKLİYAT A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; Davanın yetkili Mahkemede açılmadığını, davaya konu taşımanın, merkezi Hamburg Almanya’da bulunan dava dışı ...... tarafından ....... numaralı Konşimento tahtında üstlenildiğini, bilindiği üzere konşimento tahtında yapılan taşımalarda, navlun sözleşmesinin nasıl yapılacağının ve ifa edileceğinin yükleme, taşıma, teslim ve sair ameliyelerin nasıl ve ne şekilde yapılacağının taşıma tahtında çıkacak uyuşmazlıklar halinde uygulanacak hukuk ve uyuşmazlığın görüleceği yetkili mahkemenin (yetki anlaşması) konşimento hükümlerine göre belirleneceğini, ..... tarafından düzenlenen konşimentonun ‘Şartlar ve Esaslar’ kısmında, “Yetkili Mahkeme” başlığı altındaki madde 25 uyarınca yetkili mahkemelerin ‘Hamburg, Almanya Mahkemeleri’ olduğunu, tarafların herhangi bir uyuşmazlık çıkması halinde ‘Hamburg, Almanya Mahkemeleri’nin yetkili olması hususunda mutabık kaldıklarını, yabancılık unsuru taşıyan taşımalarda, taşıma senetlerinde yer alan yetki sözleşmelerinin MÖHUK gereğince taraflar için kesin surette bağlayıcı olduğunu, aksi halde davalılardan hiçbirinin yerleşim yerinin Bakırköy olmadığı gibi dava konusu edilen olayın da İskenderun’da gerçekleştiğini, arabuluculuk sürecinin ise Küçükçekme’de tamamlandığını, müvekkili ...... Nakliyat A.Ş.'nin ...... Mah. ...... Cad., No:15 K:10 D:101, Konak / İzmir adresinde, diğer davalı ..... Hizmetleri Taşımacılık Dış Ticaret Ltd. Şti.'nin, ..... Mah. ...... Blok No: 39 İç Kapı No: 73 Başakşehir / İstanbul adresinde, yine diğer davalı ...... İşletmeciliği A.Ş.'nin ise ...... Mah. .... Cd. Limakport Blok No: 51AA İskenderun / Hatay’da mukim olduğunu, dolayısıyla davanın her halde yetkisizlik nedeniyle usulden reddi gerektiğini, davanın görevli Mahkemede açılmadığını, dava konusu olay bakımından her ne kadar Türk Mahkemeleri yargılamaya yetkili olmasa da aksi ihtimalinde dahi dava deniz taşımacılığından kaynaklanmakta olup açıklanan nedenle “Deniz İhtisas Mahkemesi”nin görevli olduğunu, davaya konu olayda taşımaya ilişkin sözleşmenin akdi taşıyan sıfatına haiz 1 nolu davalı ...... Hizmetleri Taşımacılık Dış Ticaret Limited Şirketi (“...... Lojistik”) ile davacı ..... İç ve Dış Ticaret Limited Şirketi (“.....”) arasında yapıldığını, müvekkili ...... Nakliyat Anonim Şirketi'nin ‘fiili taşıyan’ sıfatını haiz olmadığını, sadece ‘Acente’ sıfatını haiz olduğunu, bu nedenle müvekkili yönünden pasif husumet ehliyeti bulunmadığını, davacı tarafından dava dilekçesinde beyan edildiği üzere 02.02.2023 tarihli ve ...... nolu satış faturası uyarınca 27.424,80 USD bedel karşılığında satılan 1160 koli, 21 palet ve 22.935 brüt kg ağırlığındaki taze elma yükünün taşınması hususunda diğer davalı ..... Lojistik ile anlaşma sağlandığını, davacı ile diğer davalı ...... Lojistik'in davaya konu emtiaların kara yoluyla öncelikle ‘Konya’dan teslim alınarak ‘İskenderun Limanı’na, akabinde ise deniz yoluyla emtiaların ‘Maldivler’e taşınması hususunda anlaştıklarını, taşıma organizasyonunu üstlenen diğer davalı ...... Lojistik'in, taşıyan ...... AG’nin resmi internet sitesi üzerinden gerçekleştirilmesi planlanan taşımalara ilişkin manuel bir şekilde talimatlar oluşturarak taşıma rezervasyonunu oluşturduğunu, oluşturulan rezervasyon kapsamında kara ve deniz taşıması organizasyonunu taşıtan ..... Lojistik’in talimatları doğrultusunda taşıyan ...... AG’nin sistemi üzerinden kaydedildiğini, ve oluşturulan rezervasyon kapsamında diğer davalı....... Lojistik'in, davacı ....... bakımından taşıyan, taşıyan ........ bakımından ise taşıtan sıfatını haiz olduğunu, taşıtan....... Lojistik tarafından oluşturulan talimatlar doğrultusunda deniz taşımasını gerçekleştirilecek emtiaların taşıyan ‘.......’ tarafından kara yoluyla ‘Konya’ şehrinden teslim alınarak, belirtilen sürede, diğer davalı ‘........ Liman İşletmeciliği Anonim Şirketi’ (“..........”) tarafından işletilen ‘....... Sahası’na taşındığını, kara yoluyla taşıma ediminin .... tarafından yerine getirilerek tamamlandığını, taşıtan....... Lojistiğin talimatları doğrultusunda davacı .... tarafından mahkeme dosyasına sunulan taşıma senedi (draftı) düzenlendiğini, düzenlenen taşıma senedi doğrultusunda ...... numaralı reefer konteynerin 07.02.2023 tarihinde “.......” gemisi ile deniz yoluyla taşımasının yapılmasının planlandığını, davaya konu konteynerin diğer davalı .......’ın hakimiyeti ve sorumluluğu altında liman sahasında bulunması sırasında, ülkemizde binlerce vatandaşımızın ölümüne neden olan, 06.02.2023 tarihinde saat 04.17’de Kahramanmaraş merkezli 7,7 büyüklüğündeki depremin gerçekleştiğini, ardından ise saat 13.24’te 7,6 büyüklüğündeki ikinci deprem gerçekleştiğini, 06.02.2023 tarihinde gerçekleşen depremlerin ardından İskenderun Limanında yangın çıktığını, İskenderun limanının haftalar boyunca kullanılmaz hale gelerek gemi seferlerinin devam etmesinin imkânsız bir vaziyet aldığını, gerçekleşen depremlerin ardından, yaklaşık 2 aylık tamiratın sonunda, 08.04.2023 tarihinde diğer davalı .........’ın işletmesinde bulunan ‘İskenderun Limanı’nın kullanıma açıldığını, davada iddia edilen hasar veya zıyanın limanda beklerken meydana geldiğini; taşımanın yalnız bir bölümünü oluşturan kara nakliyesi (fiili kara taşıyıcısının hakimiyeti) sırasında gerçekleşmiş bir zarar bulunmadığını, davacının da bu yönde bir talebi bulunmadığını, dolayısıyla zaten kara taşımasının sona erdiği bir noktada kara taşıma hükümlerine (TTK 888) göre sorumluluk doğmasının mümkün olmadığını, mücbir sebebin varlığı nedeniyle deniz taşımasının imkânsız hale gelmesinden ötürü bir imkânsızlık durumu mevcut olup TBK 136’ya göre “Borcun ifası borçlunun sorumlu tutulamayacağı sebeplerle imkânsızlaşırsa, borç sona erer.” hükmü gereğince taşıyan ...... AG’nin taşıtana karşı deniz yoluyla taşıma gerçekleştirmesi borcunun depremlerin oluşması ve ardından limandan çıkan yangınla sona erdiğini, bu bağlamda, mücbir sebebin ve binlerce kişinin ölümüne neden olan depremler ve çıkan yangın göz önünde tutulduğunda, taşıyan ...... AG'nin yüklenmiş olduğu kara taşıması sorumluluğunu yerine getirerek, davaya konu yükün teslimatını diğer davalı ‘......’a kusursuz bir şekilde gerçekleştirdiğini ve elinde olmayan sebeplerle deniz taşımacılığı edimini kusursuz sorumluluğu dahilinde ve borcun imkânsızlık hali nedeniyle gerçekleştiremediğini, ayrıca TTK 1244, taşıyana eşyanın yüklenmesinden önce ve boşaltılmasından sonra düşen yükümlülükler yönünden bir istisna tanımıştır. Gerek limana kadar getirilen yüklerin kara yolu ile taşınması esnasında bir sorun olmaması (bu konuda bir ihtilaf yoktur), gerekse deniz yolu ile taşıma öncesindeki kısımdan taşıyanın sorumluluğunun bulunmaması nedenleriyle davanın reddi gerektiğini, taşıyan ...... tarafından, davalı....... Lojistik’in talimatları doğrultusunda oluşturulan ....... numaralı (draft) taşıma senedine göre; bordaya yükleme tarihi 07.02.2023 olarak belirlenmiş olup, bu hususun taşıtan....... Lojistik bilgisi ve talimatı dahilinde olduğunu, davacı tarafından işbu dava dosyasına sunulan (draft) taşıma senedi incelendiğinde anlaşılmaktadır ki rezervasyonun oluşturulduğu tarihten itibaren yükün gemiye yüklenmesinin 07.02.2023 tarihi olarak planlandığını, hiçbir kabul anlamına gelmemekle birlikte, davacı yanın iddia ettiği şekilde, 6 Şubat’ta yükleme olacak idiyse dahi; deprem sabaha karşı 04:17’de gerçekleşmiş olup, depremin olduğu saatten itibaren 6 Şubat’ın biteceği saate kadar en az 19 saatlik bir zaman bulunduğunu, dolayısıyla dosyadaki belgelere göre 6 Şubat’ta yükleme yapılacağı yönündeki taahhüdün ihlal edilmiş olmasının mümkün olmadığını, taşıyan ...... AG'nin, kara taşımasını gerçekleştirerek davaya konu reefer konteyneri çalışır vaziyette diğer davalı .........’ın sorumluluğu ve yönetimi altında bulunan İskenderun Limanı sahasına teslim ettiğini, Çevre, İş Sağlığı ve Güvenliği tedbirleri kapsamında diğer davalı .........’ın başlıca görevleri arasında; liman sahasına teslim edilen reefer konteynerlere elektrik verilmesi ve yüklerin zarar görmemesinin sağlanmasının sayıldığını, bu kapsamda İskenderun Limanı İşletmesi olan davalı ......... tarafından, davaya konu reefer konteynere elektrik vermemesinden, elektrik akımının gerçekleşmemesi nedeniyle konteyner içerisinde bulunan yüklerin çürümesinden taşıyan ...... ’nin sorumlu tutulamayacağı ve kusur atfedilemeyeceğinin açık olduğunu, depremin meydana gelmesinin ardından müvekkili tarafından diğer davalı .........’a hasar gören konteynerler hakkında ihtarname gönderildiğini, konteynerlerin terminal dışında çıkarılmasında gecikmeler yaşandığını, malların hala ekonomik olarak değerliyken hasarların en aza indirilmesi için tüm tarafların menfaatine gerekli tedbirlerin almasının istendiğini, deprem ve yangının mücbir sebep teşkil ettiğini ve taşıyanın sorumluluğunun bulunmadığını savunarak; davanın yetkisiz ve görevsiz mahkemede açılması nedeniyle usulden reddine, davanın müvekkili ....... Nakliyat A.Ş. yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine, Mahkeme aksi kanaatte ise yukarıda verilen açıklamalar kapsamında davanın esastan reddine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ:
Dava; davacı şirkete ait taze elma yükünün zayi olması nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Uyuşmazlığın; davacı şirkete ait ve ...... numaralı konteynere yüklenen taze elma yükünün davalı şirketin işlettiği İskenderun limanında beklediği esnada reefer tipi soğutuculu konteynere elektrik verilmemesi nedeniyle çürüme sonucu zayi olup olmadığı, davacının zayi nedeniyle zarara uğrayıp uğramadığı, uğramış ise zararın miktarı, davalı taşıyıcıların geç yükleme, davalı liman işletmesinin özen borcu nedeniyle zarardan sorumlu olup olmadığı, davalıların savunmaları kapsamında, zamanaşımı itirazlarının kabul edilip edilemeyeceği, yükün borda tarihinin 07/02/2023 tarihi olup olmadığı, yükün 06/02/2023 tarihinde Kahramanmaraş merkezli deprem sonrasında çıkan yangın nedeniyle zayi olup olmadığı, deprem ve yangın olaylarının mücbir sebep olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceği, davanın yetkili Mahkemede açılıp açılmadığı, husumet itirazlarının kabul edilip edilemeyeceği hususlarından kaynaklandığı tespit edilmiştir.
TTK’nın 5. (2).maddesinde ise;" bir yerde ticaret işlerine bakan birden çok asliye ticaret mahkemesi varsa iş durumunun gerekli kıldığı yerlerde Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından, asliye ticaret mahkemelerinden biri veya bir kaçı münhasıran bu kanundan ve diğer kanunlardan doğan deniz ticaretine ve deniz sigortalarına ilişkin hukuk davalarına bakmakla görevlendirilebilir." denilmiştir. HSK tarafından İstanbul İli mülki hudutlarında görevli olmak üzere İstanbul ..... Asliye Ticaret Mahkemesi deniz ticareti davalarına bakmakla görevlendirilmiştir.
6102 sayılı TTK'nın 5. maddesi uyarınca deniz ticareti ve deniz sigortalarına ilişkin hukuk davalarına bakmakla görevli ihtisas mahkemeleri ile asliye ticaret mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisidir.
Dava niteliği itibariyle ve tespit edilen uyuşmazlık kapsamında değerlendirildiğinde, dava konusu TTK’nın “Deniz Ticareti” başlıklı beşinci kitabı kapsamında yer aldığından, davaya bakma görevi, 6102 sayılı TTK'nın 5/2. maddesi uyarınca ve Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun 24.03.2005 tarih ve 188 sayılı kararı ile İstanbul ili mülki hudutları içerisinde Deniz İhtisas Mahkemesi olarak belirlenen İstanbul ...... Asliye Ticaret Mahkemesi'ne ait olmakla; mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla; HMK'nın 114/1-c ve HMK'nın 115/2 maddesi uyarınca davanın usulden reddine, kararın kesinlemesine müteakip iki haftalık süre içinde talep halinde dosyanın TTK 5. kitapta düzenlemesini bulan Deniz Ticaretine ilişkin davalara bakmakla görevli İstanbul ...... Asliye Ticaret Mahekemesi'ne (Denizcilik İhtisas Mahkemesi) gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Davacının açtığı davada, mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla; açılan davanın, HMK'nun 115/2.maddesi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden REDDİNE, mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
2-Taraflardan birinin, karar süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde Mahkememize başvurarak, dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde dosyanın görevli İstanbul ....... Asliye Ticaret Mahkemesi (Denizcilik İhtisas Mahkemesi)'ne gönderilmesine,
3-Yasal süre içinde Mahkememize başvurarak, dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesi talep edilmediği takdirde, Mahkememize davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin iş bu kararın tefhim/tebliği ile İHTARINA,
4-Dava dosyasının talep üzerine gönderilmesi halinde yargılama giderlerine görevli mahkemece hükmedilmesine,
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere İhbar Olunan vekili ile ......... vekilinin e-duruşma sistemi ile davacı vekili, davalı ..... ve davalı....... vekilinin huzurda yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 29/05/2024
Katip .....
Hakim .....
¸¸