T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/210 Esas
KARAR NO : 2025/1000
DAVA : Alacak (Ticari Satıma Konu Malın İadesi)
DAVA TARİHİ : 04/03/2024
KARAR TARİHİ : 23/09/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 25/09/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satıma Konu Malın İadesi) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı ile davacı arasında kumaş alımına dair sözleşme imzalandığını ve kumaşların teslim tarihleri belirlendiğini davalı şirket, işbu kumaşları doğrudan teslim etmediğini, davacı şirketin alıcısı olan ...... Gıda İnş. Spor Malz. Giyim San ve Tic Ltd. Şti isimli firmaya teslimi gerçekleştirildiğini, belirlenen takvimlerde kumaş teslimleri de gerçekleştirilmediğini, kumaşlar Ekim 2023 tarihinde ..... Gıda İnş. Spor Malz. Giyim San ve Tic Ltd. Şti firmasına teslim edildiğini, kumaşların tamamı teslim alındıktan sonra kesimi yapılarak üretime geçilmeye başlandığını yoğun ve hacimli miktarda satın alınan kumaşlara ilişkin olarak üretime geçildikten sonra kumaşın istenilen kalitede olmadığını, dikimi ve yıkaması yapıldıktan sonra bir kısım polyamid kumaşın eski halini almadığı esneme özelliğini yitirdiğinin anlaşıldığını işbu ayıplar öğrenir öğrenilmez şirket yetkilisi ......'e telefon ile sözlü gerekse yazılı bildirimde bulunulduğunu, sonra davalı şirket tarafından ilk etapta kumaşların iade alınacağı bilgisi verilse de; kumaşlar davalı tarafından geri iade alınmadığını, teslim edilen tüm kumaşlar değil; aşağıda yer alan kumaşlar içerisinde bilirkişi incelemesi sonucu tespit edilecek ayıplı kumaşların iadesi talep ve dava etmiştir.
Davalı ise sunduğu cevap dilekçesinde; davacı talebinin zaman aşımına uğradığını, taraflar arasında yazılı bir sözleşme olmadığını, ürünlerin davacının talebi üzerine dava dışı üçüncü kişi ....... şirketine teslim edildiğini, ....... şirketi ile davalı arasında bir ilişki olmadığını, ürünlerin tarafların anlaşmasına uygun tarihte teslim edildiğini, geç teslim iddiasını kabul etmediklerini, davacının dava dilekçesinde öne sürdüğü gibi ayıpların ürünlerde olmadığını, davacının siparişi doğrultusunda ürünlerin teslim edildiğini, ürünlerin teslimi üzerinden sonra ürünler üzerinde ne gibi işlemlerin yapıldığının da belirli olmadığını, davacının ayıp ihbarında bulunmadığını, mail atıldığı iddia edilmiş ise de dava dilekçesinde belirtilen mail adresinin davalıya ait olmadığını, davacının faturaları aldığını ve yasal süresi içerisinde itiraz etmediğini, davacının kendisinin herhangi bir ayıp tespiti olmadığı gibi davacının dava dilekçesinde ....... şirketi tarafından davacıya gönderilen mailde 2524,50 Kg'dan daha düşük miktarın belirtildiğini davacının bu suretle kendi içerisinde çeliştiğini, davacının iddialarını kabul etmediklerini bu konuda davacının kestiği faturaların iade edildiği ve ihtarname gönderildiğini davanın reddine karar verilmesini talep ettiği anlaşılmaktadır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ:
Dava; Taraflar arasındaki ticari ilişkiye dayalı olarak davacıya teslim edilen bir kısım ürünlerin ayıplı olduğu iddiasından kaynaklı olarak ayıpsız misli ile değişim talebine ilişkindir.
Mahkememizce Yapılan İşlemler ve Toplanan Deliller:
1-Mahkememizce tensip zaptı hazırlanmış ve taraflara duruşma gününü bildirir meşruhatlı davetiye usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir.
2-Mahkememizce:
a-İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğü,
b-..... bank ..... Şirketi,
c-..... bank ...... Şirketi,
d-..... Bankası Anonim Şirketi,
e-..... bank Anonim Şirketi'ne müzekkereler yazılmıştır.
3-Mahkememizce res'en seçilen bilirkişi heyetinden alınan bilirkişi raporunda özetle; '' Davalının davacıya sattığı 2.524,5 kg polyamid polar kumaşın kenarlarda bulunan delikler, dikey çizgi şeklinde barre efekti, ölü kırışıklıklar, esnetilen kumaşın hepsinin geri gelmemesi, yıkama sonrası çekme ve uzama yönünden ayıplı olduğu, Kumaşta kenarlarda delikler, dikey çizgi şeklinde barre efekti ve ölü kırışıklıklar bulunması ayıpları, kumaşın çıplak gözle incelenmesiyle anlaşılabilecek açık ayıp olduğu, kumaşın yıkama sonrası uzama ve çekme yönünden ayıplı olduğunun yapılacak yıkama testi ile ve esneme yönünden ayıplı olduğu esneme testi yapılarak anlaşılacağından bu ayıplar testle anlaşılabilecek ayıplar olduğu, Ayıplı kumaşlar nedeniyle davacının 494.499,06 TL zararının oluştuğu,'' şeklinde tespit ve sonuçlarını mahkememize bildirmiştir.
4-Mahkememizce talimat yolu ile alınan bilirkişi kök ve ek raporunda özetle; ''Taktiri sayın makamınıza ait olmak üzere, davacı ..... Kumaşçılık Tekstil San. Tic. Ltd. Şti. tarafından davalı .... Tekstil Örme San. Tic.Ltd. Şirketinden sipariş üzeri satın alınan 2.524,5 Ke. Polyamid polar mamulü kumaşın kenarlarında delikler oluşu, dikey çizgiler şeklinde görülen .... efekti ve ölü kırışıklıklar açısından açık ayıplı, kumaşın gevşek yapısı, enden kendini bırakması, salması, boydan yıkama sonrası fazlasıyla çekmesi, konfeksiyon üretiminde ölçülerin tutturulamaması sonucunu doğuracağından gizli ayıplı olduğu kanaatine varılmıştır. Bu kumaşlar bu şekilde kullanılamazlar, iade edilip yerine düzgün şekilde yeniden imalatı yapılarak ikame edilmesi, yada kilo bazında 80 TL sovtaj bedeli düşülerek, 2.524,5 X 80 - 201.960,- TL, KDV dahil 663.343,92 TL alış miktarından düşülerek kalan 461.383,92 TL'nin (dörtyüzaltmışbirbinüçyüzseksenüç Lira doksaniki Kuruş) dava tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesi'' şeklinde tespit ve sonuçlarını mahkememize bildirmiştir.
5-Bilirkişi raporları taraflara tebliğ edilmiştir.
6-Davacı vekili bilirkişi raporu doğrultusunda dava değerini arttırmış, harcını mahkememize yatırdığı gibi dilekçesi davalıya tebliğ olmuştur.
Delillerin Değerlendirilmesi ve Kararın Hukuki Gerekçeleri:
Davacı Mahkememiz nezdinde açmış olduğu davada; davalı ile aralarında kumaş alımına dair sözleşme imzalandığını, davalının sözleşmeye konu kumaşları davacının müşterisi üçüncü kişi ....... isimli şirkete teslim ettiğini, üretim aşamasına geçildiğinde kumaşın istenilen kalitede olmadığı, dikimi ve yıkaması yapıldıktan sonra bir kısım polyamid kumaşın eski halini almadığı esneme özelliğini yitirdiğinin anlaşıldığını, davalı şirket yetkilisine gerek sözlü ve yazılı olarak ayıbın ihbar edildiğini, İş bu ayıplara ilişkin olarak davalının kumaşları gönderdiği ....... Gıda İnş. Spor Malz. Giyim San ve Tic Ltd. Şti yaptığı kontrollerin sonucu 11.12.2023 tarihinde mail olarak da ayrıca davalıya bildirildiğini, davalıya 27.12.2023 tarihinde örnek gönderildiğini, davalı tarafından teslim edilen tüm kumaşların ayıplı olmadığını, 2524,50 Kg kısmında ayıp olduğunu, davalı ilk başta iade alacağını söylemiş ise de sonradan iade almadığını, ilgili kumaşların satılmasından kg başına 1,25 dolar ....... edeceğini ancak ....... etmediğini bu sebeple ilgili ayıplı kumaşların misli ile değişimini ve ....... kaybını talep etmiştir.
Davalı ise sunduğu cevap dilekçesinde; davacı talebinin zaman aşımına uğradığını, taraflar arasında yazılı bir sözleşme olmadığını, ürünlerin davacının talebi üzerine dava dışı üçüncü kişi ....... şirketine teslim edildiğini, ....... şirketi ile davalı arasında bir ilişki olmadığını, ürünlerin tarafların anlaşmasına uygun tarihte teslim edildiğini, geç teslim iddiasını kabul etmediklerini, davacının dava dilekçesinde öne sürdüğü gibi ayıpların ürünlerde olmadığını, davacının siparişi doğrultusunda ürünlerin teslim edildiğini, ürünlerin teslimi üzerinden sonra ürünler üzerinde ne gibi işlemlerin yapıldığının da belirli olmadığını, davacının ayıp ihbarında bulunmadığını, mail atıldığı iddia edilmiş ise de dava dilekçesinde belirtilen mail adresinin davalıya ait olmadığını, davacının faturaları aldığını ve yasal süresi içerisinde itiraz etmediğini, davacının kendisinin herhangi bir ayıp tespiti olmadığı gibi davacının dava dilekçesinde ....... şirketi tarafından davacıya gönderilen mailde 2524,50 Kg'dan daha düşük miktarın belirtildiğini davacının bu suretle kendi içerisinde çeliştiğini, davacının iddialarını kabul etmediklerini bu konuda davacının kestiği faturaların iade edildiği ve ihtarname gönderildiğini davanın reddine karar verilmesini talep ettiği anlaşılmaktadır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık; davalı tarafından davacı ile aralarındaki ticari ilişki gereğince temin edilen kumaşlarda ayıp bulunup bulunmadığı, ayıp var ise gizli ayıp mı açık ayıp mı niteliğinde olduğu ve ayıp ihbarının olup olmadığı bu suretle davacının dava dilekçesindeki talebine konu misli ile değişime yönelik seçimlik hakkını kullanıp kullanamayacağı hususlarında toplandığı anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere 6098 sayılı Kanun uyarınca ayıba karşı tekeffül hükümlerinin söz konusu olabilmesi ve misli ile değişime yönelik seçimlik hakkın kullanılabilmesi öncelikli olarak ayıba yönelik olarak teslim alınan malın muayenesi ile ayıp tespiti halinde ihbar külfetinin yerine getirilmesine bağlanmıştır. Ayıplı teslimde ayıba yönelik muayene ve ihbar külfetini yerine getirmeyen ise ayıptan tekeffüle yönelik misli ile değişim seçimlik hakkını kullanamayacaktır.
Mahkememizce davaya konu kumaşların bulunduğu İzmir'e talimat yazılarak kumaşlar üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış olup; tekstil bilirkişisi tarafından yapılan inceleme neticesinde "Polyamid polar mamulü kumaşın kenarlarında delikler oluşu, dikey çizgiler şeklinde görülen ..... efekti ve ölü kırışıklıklar açısından açık ayıplı, kumaşın gevşek yapısı, enden kendini bırakması, salması, boydan yıkama sonrası fazlasıyla çekmesi, konfeksiyon üretiminde ölçülerin tutturulamaması sonucunu doğuracağından gizli ayıplı olduğu kanaatine varılmıştır." şeklinde tespit yapılmıştır.
Bu bağlamda davalının davacıya teslim ettiği ürünlerde hem açık hem gizli ayıplar bulunduğu anlaşılmakta olup, davacının ayıptan kaynaklı seçimlik haklarını kullanabilmesi için açık ve gizli ayıpları muayene ve ihbar külfetini yerine getirip getirmediği incelenmelidir.
Davacı tarafından dosya kapsamına sunulan deliller incelendiğinde; davacı tarafından ilgili kumaşların doğrudan teslim alınmadığı, davacının talebi üzerine kumaşların dava dışı üçüncü kişi ....... şirketine davalı tarafından 2023 Ekim ayında teslim edildiği beyan ve ikrar edilmiştir. Davaya konu kumaşlar yönünden açıp ayıpların teslim anında görülebilecek ve derhal tespit edilebilecek nitelikte olduğu bilirkişi tarafından tespit edilmiş olup, davacı tarafından açık ayıplar yönünden 2023 yılı Ekim ayı içerisinde davaya konu kumaşlar yönünden yapılmış bir ayıp muayenesi ve davalıya ayıp ihbarının bulunmadığı anlaşılmaktadır. Nitekim davacı tarafından bu yönde bir delil de sunulmamıştır.
Davacı tarafından dava dilekçesinin ekinde sunulan mailler incelendiğinde; davacının müşterisi ....... şirketi tarafından davacı şirkete ilk olarak 07.12.2023 tarihinde mail atıldığı ve maildeki tablo ile davacıya karşı ayıp ihbarında bulunulduğu, davacı şirket yetkilisi tarafından dava dışı ....... şirketinin attığı mailin ise .....@gmail.com mail adresine herhangi bir başkaca husus yazılmadan 11.12.2023 tarihinde doğrudan iletildiği davacının sunduğu delillerden anlaşılmaktadır. Bu bağlamda davacının iddiasına göre de ilk olarak davalıya 2023 yılı Aralık ayının ortalarında mail atıldığı ve ayıp ihbarında bulunulduğu iddia edilmiş olup, tespit edilen ayıpların açık ayıp niteliğinde olduğu ve ürünlerin 2023 yılı Ekim ayında teslim edildiği, teslim tarihi ve ihbar tarihi arasında 2 aylık sürenin bulunduğu ve ilgili ürünlere ilişkin olarak muayene külfetinin teslim sonrasında süresi içerisinde yerine getirilmediği gibi teslim anında fark edilecek ayıplar yönünden ihbar külfetinin de teslim akabinde muayene ile hemen anlaşılacağı bu suretle ayıp ihbarının da teslim ve muayene ardından derhal yapılması gerekirken, teslim ve davacının iddiasına göre ihbar tarihi arasında 2 aylık sürenin makul süre olarak kabul edilemeyeceği, davacının süresi içerisinde muayene ve ihbar külfetini yerine getirmediği anlaşılmaktadır.
Davalı ise sunduğu cevap dilekçesinde; kendisine herhangi bir mail atılmadığını, davacı tarafından süresi içerisinde ayıp ihbarında bulunulmadığını belirtmiş olup, cevap dilekçesinin ekinde taraflar arasındaki mail kayıtlarını sunmuştur. İlgili deliller incelendiğinde; davacı şirket yetkilisi ...... isimli şahıs ile davalı şirket adına ...... isimli kişinin ...... @gmail.com mail adresinden yazışma yapıldığı, davacı şirket adına mail atan ...... isimli şahsın 17.01.2024 tarihinde ...... @gmail.com mail adresine gönderdiği mailde "11 Aralık tarihinde ....... firmasından gelen kumaşlardaki sorunlara ilişkin maillerin doğrudan iletildiğinin ancak davalı tarafından herhangi bir cevap verilmediğinin belirtildiği, iade fatura kesileceğinin ve kumaşların teslim alınabileceğinin belirtildiği" anlaşılmaktadır. Davalı şirket adına bu maile ...... @gmail.com mail adresinden verilen cevapta ise "ürünlerin ilk olarak 24.07.2023 tarihinde gönderildiği sonradan ek siparişler de verildiği, süresi içerisinde davacı tarafından herhangi bir bildirimde bulunulmadığı, sorun iddialarının kabul edilmediğinin bildirildiği" anlaşılmaktadır.
Bu bağlamda her ne kadar davacı ......@gmail.com mail adresine mail göndermek suretiyle davalıya ayıp bildirimi ve ihbar yükümlülüğünü yerine getirdiğini iddia etmiş ise de ilgili yazışmaya cevap verilmediğinin de davacı tarafından sonraki maillerde ikrar edildiği ve davacı tarafından ......@gmail.com mail adresine gönderilen ayıp ihbarına ilişkin söz konusu ilk mailin devamına dair bir yazışmanın sunulmadığı, davalı tarafından cevap dilekçesi ekinde sunulan davalı ile davacı arasındaki yazışmaların ise davalı adına ......@gmail.com mail adresinden yapıldığı anlaşılmakta olup, davacının ayıp ihbarı yaptığı ......@gmail.com mail adresinin davalıya ait mail adresi olmadığı, davacı tarafından aşamalarda ...... @gmail.com mail adresinin davalı ile yazışma adresi olarak taraflarca kararlaştırıldığına dair herhangi bir delil sunulmadığı gibi ...... @gmail.com mail adresi tarafından davalı adına kendilerine gönderilmiş bir mail yazışmasının da sunulmadığı anlaşılmaktadır. Bu bağlamda davacının ayıp ihbarı yaptığını belirttiği ......@gmail.com mail adresinin davalıya ait olmadığı, davalının kullanımında olmadığı, taraflar arasında ...... @gmail.com mail adresinin davalının yazışma adresi olarak kabul edildiği hususunda yazılı bir belgenin de davacı tarafından sunulmadığı, davalı tarafından cevap dilekçesi ekinde sunulan davacı şirket tarafından gönderilen 17.01.2024 tarihli maildeki yazışmaların ise ..... @gmail.com adresi olan farklı bir mail adresi ile yapıldığı, nitekim ......@gmail.com adresinden yapılan yazışmalarda davalının daha önce davacı tarafından kendisine herhangi bir mail yolu ile ayıp ihbarında bulunduğuna dair bir kabulü olmadığı gibi ayıp ihbarında bulunulmadığını beyan ettiği anlaşılmakta olup, davacının ayıp ihbarı yaptığını iddia ettiği ..... @gmail.com mail adresinin davalıya ait olmadığı, bu suretle davacının yaptığını iddia ettiği ayıp ihbarının davalıya ulaşmadığı anlaşılmakta olup davacının yasal süresi içerisinde ve makul sürede davalıya ayıp ihbarında bulunduğunu ispat edemediği anlaşılmaktadır. Dava dosyasına sunulan delillere göre davacı tarafından davalıya ayıp ihbarına yönelik gönderilen ilk mail davalının sunduğu cevap dilekçesi ekindeki 17.01.2024 tarihli mail olup, bu mailin de ürünlerin teslim tarihinden yaklaşık 3-4 ay sonra olduğu bu suretle davacının makul süre içerisinde ayıp ihbarında bulunduğundan ve ayıp ihbarına yönelik külfeti yerine getirdiğinden söz edilemeyeceği sonucuna ulaşılmıştır.
Bir diğer incelenmesi gereken husus ise davacının ayıp ihbarı olduğunu iddia ettiği ihbarın içeriğinin incelenmesidir. Ayıp bildirimin içeriğinde; malın kabul edilmeme iradesi ile birlikte ilgili ayıplı maldaki bütün ayıpların mümkün olduğu ölçüde somut ve belirli bir şekilde tasvir edilmesi gerekmektedir. Alıcının satıcıya sadece devredilen mal ayıplı sözleşmeye uymuyor demesi yeterli değildir. Bu anlamda, herhangi bir eleştiri bildirim anlamına gelmeyeceği gibi, malın bir uzmana gözden geçirmek için gönderilmesi de bildirim sayılmaz. (Fikret Eren, Borçlar Hukuku Özel Hükümler s.119, Ayıp Bildiriminin İçeriği). Satılanın sözleşmeye uygun olmadığının, satılanda ciddi ayıplar bulunduğunun veya satılanın tatmin edici bulunmadığının bildirilmesi, yani genel ifadelerle salt ayıplı ifadan bahsedilmesi ayıp bildirimi açısından yeterli görülmemektedir.
Ayıp ihbarı konu itibarıyla alıcının satılanı ifa olarak kabul etmeme nedenlerini içermelidir. Nihayetinde ayıp ihbarını alan satıcı ihbardan ayıbın niteliğini, kapsamını anlayabiliyor olmalıdır. Alıcının ihbarda satılanın sözleşmeye uygun olamadığı, satılandan memnun kalmadığı gibi içeriği tam olarak belli olmayan genel ifadeler kullanması yetersiz olacaktır. Yani alıcı satılanda ayıplı olarak gördüğü nitelikleri ifade ederek somutlaştırmalıdır.
Bu bağlamda her ne kadar davalıya ulaşmasa da davacı tarafından ayıp ihbarı olduğu iddia edilen 11.12.2023 tarihinde ...... @gmail.com mail adresine doğrudan iletilen davacının maili incelendiğinde; davacı tarafından ilgili mailde herhangi bir içerik yazılmadığı gibi ayıplı olduğu, ne gibi bir ayıp olduğu, ürünlerin davacı tarafından iade edileceği vs gibi davacı tarafından davalıya yazılmış herhangi bir irade beyanının bulunmadığı, yalnızca bir exel tablosunun davacı tarafından doğrudan herhangi bir beyan veya açıklama yazılmadan forward edilmek suretiyle iletildiği bu mailin ayıp ihbarı olduğu iddia edilmiş ise de yukarıda yapılan detaylı açıklamalar kapsamında söz konusu içerik değerlendirildiğinde ayıp ihbarı olarak kabulünün mümkün olmadığı sonucuna ulaşılmaktadır.
Son olarak davalı tarafından cevap dilekçesinde delil olarak sunulan taraflar arasındaki 17.01.2024 tarihindeki mail yazışmalarında da davacı tarafından yukarıda belirtildiği şekilde bir ayıp ihbarında bulunulmadığı, açık olarak ayıp tanımı yapılmadığı gibi yalnızca yine dava dışı üçüncü kişilerden gelen yakınmanın dile getirildiği anlaşılmakta olup davacının bu yönden de ayıp ihbar külfetinin içeriğini yerine getirdiğini ispatlayamadığı anlaşılmaktadır.
Son olarak davacı tarafından davalıya fatura kesilmiş olup, ilgili faturanın alınması sonrasında davalı tarafından cevap dilekçesinin ekinde delil olarak sunulan ihtarname ile ilgili faturanın iade edildiği ve kabul edilmeyeceğinin davacıya bildirildiği anlaşılmaktadır.
Sonuç olarak davacının teslim aldığı davaya konu mallara yönelik olarak ayıplar bakımından muayene ve ihbar külfetini yasal süresi içerisinde yerine getirmediği anlaşılmış olup, davacının ayıptan kaynaklı tekeffüle yönelik misli ile değişim seçimlik hakkını bu sebeple kullanamayacağı anlaşılmıştır.
Davacı tarafından misli ile değişim talebi ile birlikte ürünlerden kg başına 1,25-USD ....... elde edileceği bunun da elde edilemediği gerekçesiyle ....... kaybı niteliğindeki müspet zarar talebinde bulunulmuş ise de 6098 sayılı Kanun hükümleri gereğince misli ile değişim talebi ile birlikte müspet zarar talebinde bulunulamayacağı anlaşılmakta olup, müspet zararın ancak aynen ifanın reddi ile birlikte talep edilebileceği davacının misli ile değişim talebine yönelik seçimlik hakkının aynen ifa talebi niteliğinde olduğu, aynen ifa ile birlikte müspet zarar talebinin birlikte talep edilemeyeceği anlaşılmakla davacının bu yöndeki talebinin de reddine karar vermek gerekmiştir.
Nitekim İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ..... Hukuk Dairesi ..... E., ..... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:
"Ayrıca, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 23/1-c maddesinde "malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223. maddesinin ikinci fıkrası uygulanır." şeklinde düzenleme bulunmaktadır. TTK'nın 18/3. maddesine göre tacirler arasında, diğer tarafı temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshe, sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbarlar veya ihtarlar noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılması gerekmekte olup, bu düzenleme bir geçerlilik şartı getirmemekle birlikte bir ispat kuralı getirmektedir. Buna göre ayıp ihbarının yapıldığı hususunun tanıkla ispatı mümkün değildir. Dosya kapsamındaki deliller ile ayıp ihbarının usule uygun olarak yapıldığı yani süresi içerisinde muayene ve ihbar külfetinin yerine getirildiği hususunun ispatlanmamasına göre davalı vekilinin bu yönündeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Davacı tarafından teslim edilen bir kısım ürünlerin ayıplı olduğu iddiasıyla 12/11/2014 tarihinde düzenlenen 3.917,60 TLlik iade faturasının de bu haliyle dayanağının kanıtlanmadığı anlaşılmakla ilk derece mahkemesince davacının ticari defterlerinde kayıtlı olmayan bu iade faturasının alacak hesabında dikkate alınmaması isabetli görülmüştür."
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi ..... Hukuk Dairesi ise ..... E., ..... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:
"davacının TTK'nun 23/son maddesi uyarınca 8 günlük süre içinde muayene ve ihbar yükümlülüğünü yerine getirmediği gibi, bu mallara ilişkin şikayetlerin alınmasına müteakip BK'nun 223/2 maddesi uyarınca da "derhal ihbar" şartını da yerine getirmediği, bu nedenlerle süresinde ayıp ihbarında bulunmayan davacının ayıplı olduğunu iddia ettiği malı ayıbı ile kabul etmiş sayılacağından davalıdan talepte bulunamayacağı anlaşılmıştır (Yargıtay 19.HD'sinin 2015/11922-2016/9422 EK sayılı kararı, Yargıtay 19.HD'sinin 2014/12045-20151541 EK sayılı kararları bu yöndedir)."
Yargıtay ...... Hukuk Dairesi ise ..... E., ..... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:
"Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına, TTK 23/son, TBK 223/2 maddesi hükümlerine göre davalı alıcının ihbar mükellefiyetini TTK 18/3 maddesi hükümlerine göre yerine getirdiğini ispatlayamaması nedeniyle satılanı kabul etmiş sayılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir."
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ..... Hukuk Dairesi de ..... E., ..... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:
"6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu(TBK)'nun 223/2. Maddesine göre ise, alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır.
Alıcının ayıba karşı tekeffül hükümlerinden yararlanabilmesi için muayene ve ihbar külfetini yerine getirmesi gerekir.
TTK'nın 18/3. Maddesine göre, tacirler arasında, diğer tarafı temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshe, sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbarlar veya ihtarlar noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılmalıdır. Elbetteki bu düzenleme bir geçerlilik şartı getirmemekle birlikte bir ispat kuralı getirmektedir. Buna göre ayıp ihbarının yapıldığı hususunun tanıkla ispatı mümkün değildir.
Bu ispat kuralları gereği ispat yükü kendisine düşen davacı tarafça; kendisine teslim edilen makinenin kurulumunun yapıldığı, 2 ay süresince çalıştığı, bu süreden sonra yağ kaçırma şikayetinden ve başkaca ayıplardan bahsedildiği, ancak davacı tarafça davalıya makinenin ayıbı hakkında herhangi bir bildirimde bulunulduğunun ispatlanmadığı anlaşılmakla, satıma konu makineyi bu haliyle kabul etmiş sayılır. Bu durumda mahkemece ayıbın ispatlanmadığına yönelik kabulde bir isabetsizlik yoktur."
Sonuç olarak davalının teslim ettiği mallara yönelik olarak davacı tarafından yasal süresi içerisinde ayıba yönelik muayene ve ihbar külfetinin yerine getirildiği ve davalıya ihbar edildiğinin ispat edilemediği anlaşılmakta olup, 23.09.2025 tarihli celsede davacı vekili dava dilekçesinde dayandığı yemin deliline de başvurmayacağını beyan etmiş bu suretle de davacının ayıp muayene ve ihbar külfetini yerine getirdiğini ispatlayamadığı bu nedenle davalıya karşı ayıptan kaynaklı olarak seçimlik haklarını kullanamayacağı anlaşılmakla davacının davasının reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
H Ü K Ü M: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Davanın REDDİNE,
2-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 615,40-TL harçtan peşin alınan 427,60- TL harcın ve mahsubu ile 11.416,60-TL artan kalan 10.801,20-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde DAVACIYA İADESİNE ,
3-Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 3.600,00-TL arabulucuk ücretinin davacıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
4-Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 103.501,59-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine,
7-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine,
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 23/09/2025
Hakim