T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/23 Esas
KARAR NO : 2025/827
DAVA : Tazminat (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 28/12/2023
KARAR TARİHİ : 16/07/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 21/07/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkiline ait araçta davalı şirket tarafından yapılan parça değişimi sonrasında değişen parçanın ayıplı ifa edilmesi sebebiyle meydana gelen 406.797,57 TL zararın ve 6 ay süre ile aracın kullanılamamasından kaynaklı mahrum kalınan süre için 50.000,00 TL tazminat bedelinin 09/08/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu araç servisine her girişinde "davacı ... onay verdiği işlemlerle" sınırlı olarak kusursuz bir şekilde onarılarak kendisine teslim edildiğini, servisin vermiş olduğu hizmette herhangi bir ayıp bulunmamakla birlikte davacı ... ileri sürmüş olduğu iddialar gerçeği yansıtmadığını, davacı ... ait trafiğe çıkış tarihi 05.01.2018 olan .... şasi numaralı ... plakalı 403.000 kilometredeki araç; ilk olarak 16.03.2022 tarihinde "araç su eksiltiyor" ve "kompresör hata veriyor" şikayetleriyle şirket servisine giriş yaptığını, araç üzerinde genel kontrol ve arıza tespit amacıyla yapılan incelemelerde; aracın radyatör ve pervanesinin kırık olduğu tespit edildiğini, davacı ... tarafından başlama onayı verilmemesi akabinde söz konusu arızalara ilişkin gerekli bilgiler kendilerine aktarıldığını, doğabilecek problemlerden davalı şirketin sorumlu tutulamayacağı bildirildiğini ayrıca yine aynı servis girişinde kompresör şikayetine binaen aracın hava kompresörü değiştirildiğini söz konusu servis girişinde araç davacı ... rızası ve şikayetleri doğrultusunda eksiksiz bir şekilde onarıldığını, yapılan inceleme ve onarımlara ilişkin iş emirleri ve bilgisayar girdilerini sunacaklarını, bahse konu işlemlere ilişkin iş emriler ve teslim formları "müşterimiz onarımı kabul etmemiş olup, araçta oluşabilecek arızalardan servisimiz sorumlu değildir" ibareleri ve müşterinin imzası yer aldığını savunmuş ve davanın reddini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ:
Dava; Davacı şirkete ait ... Plakalı araçta davalı şirketçe yapılan tamirat ve parça değişiminin kusurlu ve ayıplı olduğu iddiasından kaynaklı davacıya ait araçta meydana gelen zararın ve araçtan mahrum kalma zararının tazmini istemlidir.
Mahkememizce Yapılan İşlemler ve Toplanan Deliller:
1-Mahkememizce tensip zaptı hazırlanmış ve taraflara duruşma gününü bildirir meşruhatlı davetiye usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir.
2-Mahkememizce:
a-İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğü,
b-Küçükçekmece ... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ... D.iş sayılı dosyasının celbi,
c-.... Anonim Şirketi'ne müzekkereler yazılmıştır.
3-Mahkememizce Tarafların iddia ve savunmaları, sundukları deliller, dosya kapsamı belgeler ve uyuşmazlık konusu davacıya ait araçta davalının yapmış olduğu tamirat ve parça değişiminin kusurlu ve ayıplı olup olmadığı, davacıya ait araçta herhangi bir zarar meydana gelip gelmediği ve var ise zararlarının miktarlarının (araç mahrumiyet zararı dahil olmak üzere) tespitinin yapılabilmesi için bilirkişi incelemesi yapılmasına yapılmasına karar verilmiş olmakla bilirkişi raporunda özetle; '' Ayıba karşı tekeffül borcundan bahsedebilmek için “Eser teslim edilmiş olması”, “Eserin ayıplı olması” ve “teslim alınan eserde TBK m. 474 uyarınca gözden geçirme ve bildirim yükümlüğünün yerine getirilmiş olması” gerektiği, Eserin Teslim Edilmiş Olması Koşulu Yönünden: teslimin yüklenicinin ana borcu kapsamında olduğu, bu kapsamda huzurdaki davada taraflar arasında bir ihtilafın söz konusu olmadığı, Eserin Ayıplı Olması Koşulu Yönünden Heyet olarak dosya üzerinde gerçekleştirdiğimiz incelemeler neticesinde araç üzerindeki hatalı ve kusurlu işlemlerin, ilk bakışta görülüp tespit edilemeyecek, sonradan ve süreç içinde ancak ortaya çıkan ayıp olması nedeniyle GİZLİ AYIP olarak değerlendirilmesi gerektiği Teslim Alınan Eserde TBK m. 474 Uyarınca Gözden Geçirme ve Bildirim Yükümlüğünün Yerine Getirilmiş Olması Koşulu Yönünden: Gizli ayıplarda muayene külfeti bulunmadığından iş sahibinin sonradan ortaya çıkan gizli ayıbı fark ettiği; bir başka ifade ile gizli ayıbın varlığı hakkında kesin bir kanaate ulaştığı andan itibaren uygun bir süre içerisinde ihbar etmesi gerektiği, şayet bu külfetin uygun süre içerisinde yerine getirilmemesi halinde eseri kabul ettiği faraziyesi doğar ve dolayısıyla ihbar süresinin geçmesiyle birlikte yüklenicinin ayıba karşı tekeffül sorumluluğu ortadan kalkacağı, dosyaya mübrez belgelerden davalı tarafça yapılan kompresör değişimi sonrasında araçta arıza meydana geldiğinde aracın çekici vasıtasıyla doğrudan davalıya teslim edildiğinin müşahede edildiği, bu hususun TBK m. 477/f.3 hükmünde ifade edilen “(...) gecikmeksizin (...)” lafzına uygun olduğunun, dolayısıyla da Sayın Mahkemece davacının bildirim külfetini yerine getirmiş olduğu kanaatinde olunması halinde davacının ayıp hükümlerine istinaden talepte bulunabilmesinin mümkün olabileceği, Sayın Mahkemece de bu kanaatte olunması durumunda aracın onarım bedelinin arıza tarihi itibariyle 369.463,85-TL olduğu, dava tarihi itibariyle hak mahrumiyeti bedelinin ise 43.815-TL olduğu,''
-Mahkememizce tarafların itirazları doğrultusunda ek rapor alınması için dosyanın bilirkişi heyetine tevdine karar verilmiş olmakla bilirkişi raporunda özetle; ''Teknik açıdan kök raporda varılan 01/04/2022 tarihinde ... Tic. A.Ş. Servisi tarafından yenisi ile değiştirilmiş olan hava kompres retim kaynaklı GİZLİ AYIPLI MAL olduğu, meydana gelmiş olan hasarın hava kompresörü yedek parçasından kaynaklandığı ve davalı ... onarımdan sorumlu olması gerektiği görüşümüzün iş bu ek raporda da korunduğu Aracın onarımı için yetkili servis tarafından 11.11.2022 tarihinde KDV Dahil 369.463,85 TL teklif verildiği ancak taraflar arasındaki ihtilaf nedeni ile konu aracın davacı ... kendisi tarafından onartıldığı sunulan faturaların 394.509,17 TL'nin konu hasar ile ilişkili olduğu, bu açıdan hangi onarım bedelinin , gerçek onarım 394.509,17 TL'nin mi ? yoksa yetkili servis tarafından önerilen ancak ihtilaf nedeni Teknik açıdan hasara neden olan kompresörün 01.04.2022 tarihinde herhangi onarım onay kısıtına tabi olmadan davalı yetkili servisi tarafından değiştirildiği sabit olup davalının onarımına onay verilmediği belirtilen 25.03.2022 tarihli radyatör ve pervanesinin kırık olmasının dava konusu hasarın ortaya çıkışı ile teknik açıdan ilişkisi bulunmadığı bu açıdan davalı ... itirazlarının isabetli bulunmadığı, Konu aracın 15 makul iş günü içerisinde onarılabileceği, araç mahrumiyet bedeline ilişkin dayanak belgelerin kök rapor Sayfa 121, 122 ve 123'te verildiği, günlük araç kira bedelinin olay tarihi itibari ile günlük 2921 TL mertebesinde olduğu, bu açıdan ihbar olunan itirazları isabetsiz olarak değerlendirildiği, olay tarihi 15 makul iş gününü aşan gün sayısının günlük 2.921 TL ile çarpılması ile fazla takdir edilen araç mahrumiyet bedeli hesaplanabilecek olduğu ilgili husustaki nihai kararın elbette Sayın Mahkemenin olduğu'' şeklinde tespit ve sonuçlarını mahkememize bildirmiştir.
4-Bilirkişi raporları taraflara tebliğ edilmiştir.
Delillerin Değerlendirilmesi ve Kararın Hukuki Gerekçeleri:
Davacı Mahkememiz nezdinde açmış olduğu davada özetle; davacıya ait aracın arızalanması sonucunda davalıya ait serviste tamirinin yapıldığı ve kompresörünün davalı tarafından değiştirilerek davalıya ödeme yapıldığını, davalı tarafından yapılan tamir işlemi sonrasında kısa bir süre sonra aracın tekrar arızalandığını ve arızanın davalı tarafından değişimi yapılan parçadan kaynaklandığını, davalı tarafından yapılan işlemin garanti kapsamında olmasına rağmen ücretsiz onarımın kabul edilmediğini ve para talep edildiğini, davalı tarafından ücretsiz onarım yapılmaması nedeniyle araçta delil tespiti yaptırıldığını ve 406.797,57 TL ye üçüncü kişilere tamir ettirildiğini bu sebeple ilgili 406.797,57 TL bedelden ve aracın kullanılamaması nedeniyle mahrum kalınan dönemdeki zarardan kaynaklı olarak 50.000,00-TL tazminatın davalıdan tahsili talep edilmiştir.
Davalı ise sunduğu cevap dilekçesinde; öncelikle taleplerin zaman aşımına uğradığını ve hak düşürücü sürenin geçtiğini, davacıya verilen hizmetlerin davacının talep ve beyanları doğrultusunda eksiksiz olarak gerçekleştirildiğini, davacının onay vermediği işlemlerin yapılmadığını, davacının aracında meydana gelen arızanın davalı tarafından yapılan işlerle ilgisi olmadığını ve kullanıcı hatasından kaynaklı olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Öncelikle davalı tarafından zamanaşımı ve hak düşürücü süre itirazında bulunulmuş ise de davanın açıldığı tarih, davacı tarafından davalıya gönderilen ihtarnameler ve davacının aracının ilk olarak davalının servisine çekildiğine dair kayıtlar gözetildiğinde ayıp tespit ve ihbarının süresinde olduğu, davacının davasını zamanaşımı süresinde açtığı anlaşılmakla davalının zaman aşımı ve hak düşürücü süre itirazlarına itibar edilmeyerek davanın esasına girilmiştir.
İspat kuralına ilişkin TMK. m. 6 hükmüne göre: “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür”. HMK. m. 190/1 hükmüne göre: “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir”. Bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf o vakıayı ispat etmeye mecburdur.
Taraflar arasındaki araç onarımına ilişkin sözleşme 6098 sayılı Kanun kapsamında eser sözleşmesi niteliğinde olup, 6098 sayılı Kanun'un ayıptan sorumluluğa ilişkin 474. Maddesi şu şekildedir:
"MADDE 474- İşsahibi, eserin tesliminden sonra, işlerin olağan akışına göre imkân bulur bulmaz eseri gözden geçirmek ve ayıpları varsa, bunu uygun bir süre içinde yükleniciye bildirmek zorundadır."
İlgili hükümden görülebileceği üzere iş sahibi eserin tesliminden sonra imkan bulur bulmaz eseri gözden geçirmek ve ayıpları tespit ederek yükleniciye bildirmek külfetine sahiptir.
6098 sayılı Kanun'un 477. Maddesi ise şu şekildedir:
"MADDE 477- Eserin açıkça veya örtülü olarak kabulünden sonra, yüklenici her türlü sorumluluktan kurtulur; ancak, onun tarafından kasten gizlenen ve usulüne göre gözden geçirme sırasında fark edilemeyecek olan ayıplar için sorumluluğu devam eder.
İşsahibi, gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, eseri kabul etmiş sayılır.
Eserdeki ayıp sonradan ortaya çıkarsa işsahibi, gecikmeksizin durumu yükleniciye bildirmek zorundadır; bildirmezse eseri kabul etmiş sayılır."
İlgili hükümler gözetildiğinde davalı tarafından yapılan işlemlerin ayıplı olduğunu ispat yükünün davacı üzerinde olduğu, davacının davalı tarafından yapılan işlemlerin ayıplı olduğunu ispatlaması gerektiği anlaşılmaktadır.
Mahkememizce bu kapsamda ilgili araç yönünden bilirkişi incelemesi yaptırılmış olup; Mahkememizce alınan bilirkişi raporlarında davacının aracında meydana gelen arızanın davalı tarafından yapılan işlemlerden kaynaklandığı, davacının aracının motorunda meydana gelen arızanın davalı tarafından değiştirilen kompresör kaynaklı olduğu ve ilgili işlemdeki ayıbın gizli ayıp niteliğinde olduğu ve kullanım ile ortaya çıkacağı teknik bilirkişilerce tespit edilmiştir.
Arıza sonrası aracın davalıya ait servise çekildiği gözetildiğinde gizli ayıbın davalıya derhal bildirildiği kabul edilmiş olup, davacının ihbar külfetini de yerine getirdiği anlaşılmıştır.
Nitekim davacı tarafından arıza sonrasında Küçükçekmece ... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ... D.iş sayılı delil tespiti dosyasında yapılan bilirkişi incelemesinde de davacının aracındaki arızanın davalı tarafından yapılan kompresör değişimi kaynaklı olduğu tespit edilmiş olup, tüm raporlardaki tespitin aynı yönde olduğu, davacının aracındaki arızanın davalı tarafından yapılan işlem ve değiştirilen parça neticesinde ortaya çıktığı bu suretle davacının davalı tarafından ayıplı olarak yapılan işlemleri ispatladığı anlaşılmaktadır.
Davalı bilirkişi raporuna itiraz ederek ilgili arızanın davacının talimatlarından ve taleplerinden kaynaklandığını iddia etmiştir.
6098 sayılı Kanun'un 476. Maddesi şu şekildedir:
"Eserin ayıplı olması, yüklenicinin açıkça yaptığı ihtara karşın, işsahibinin verdiği talimattan doğmuş bulunur veya herhangi bir sebeple işsahibine yüklenebilecek olursa işsahibi, eserin ayıplı olmasından doğan haklarını kullanamaz."
Buna karşılık davalı tarafından söz konusu iddiasını ispatlar nitelikte herhangi bir yazılı delilin sunulmadığı, davacının talep ve talimatlarının bu arızaya yol açacağının davalı tarafından davacıya bildirildiğine ve davacıya ihtar edildiğine dair davalı tarafından dosya arasına yazılı bir delilin sunulmayışı ve her iki bilirkişi raporunda da arızanın davalı tarafından bizzat değişimi yapılan parçadan kaynaklandığının tespit edilmesi karşısında davalının bilirkişi raporundaki ayıba yönelik tespitlere itirazlarına itibar edilmemiştir.
Davacı tarafından taraflar arasındaki araç onarımına dair eser sözleşmesi kapsamında davalının yaptığı iş ve işlemlerin gizli ayıplı olduğunun ispat edildiği, ayıbın derhal davalıya bildirilmesi karşısında davacının üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirdiği anlaşılmakla ayıba yönelik seçimlik hakların ve ayıptan sorumluluk hükümlerinin değerlendirilmesi gerekmektedir.
6098 sayılı Kanun'un eser sözleşmelerinde ayıptan sorumluluğa yönelik seçimlik hakları şu şekilde düzenlenmiştir:
"b. İşsahibinin seçimlik hakları
MADDE 475- Eserdeki ayıp sebebiyle yüklenicinin sorumlu olduğu hâllerde işsahibi, aşağıdaki seçimlik haklardan birini kullanabilir:
1. Eser işsahibinin kullanamayacağı veya hakkaniyet gereği kabule zorlanamayacağı ölçüde ayıplı ya da sözleşme hükümlerine aynı ölçüde aykırı olursa sözleşmeden dönme.
2. Eseri alıkoyup ayıp oranında bedelden indirim isteme.
3. Aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları yükleniciye ait olmak üzere, eserin ücretsiz onarılmasını isteme.
İşsahibinin genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklıdır."
Davacı tarafından aracın üçüncü kişi nezdinde yaptırılan tamirat bedeli ve aracın kullanılamaması nedeniyle tazminat talep edilmiş olup, bu taleplerin genel hükümlere göre tazminat olarak değerlendirilmesi gerekmektedir.
Bu kapsamda 6098 sayılı Kanun'un 112. Maddesi şu şekildedir:
"Borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür."
İlgili hükümden görülebileceği üzere eser sözleşmesi kapsamında borcun gereği gibi ifa edilmemesi halinde yüklenicinin kusursuz olduğunu ispatlayamaması durumunda iş sahibinin bundan doğan tüm zararını gidermekle yükümlü olduğu hüküm altına alınmıştır.
Yukarıda detaylıca açıklandığı üzere davalı yüklenicinin yapılan işlemlerde kusurlu olduğu, kusursuzluğunu ispatlayamadığı, davacının aracındaki arızanın davalı yüklenici tarafından yapılan işlem ve değiştirilen parçadan kaynaklandığı anlaşılmakla davalı yüklenicinin davacı iş sahibinin zararını gidermekle yükümlü olduğu sabittir.
Buna göre davacının uğradığı zararın tespiti için bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Davacı aracın üçüncü kişiler nezdinde tamirinin yaptırıldığını ve 406.797,57 TL bedel ödediğini iddia etmiş olup bu zararın tazminini talep etmiştir. Mahkememizce alınan bilirkişi ek raporunda davacı tarafından sunulan tamirata ilişkin faturaların içeriğinin ve bedellerinin tamir tarihindeki piyasa rayicine uyumlu olduğu tespit edilmiştir. Ancak davacı tarafından sunulan bir faturadaki bazı iş ve işlemlerin davaya konu araçtaki arıza ile ilgisi olmadığını bu faturadaki ilgili bedeller düşüldüğünde toplam 394.509,17-TL bedelindeki faturanın davaya konu aracın arızası ile illiyet bağı içerisinde olduğu tespit edilmiştir.
Davalı tarafından 11.11.2022 tarihinde arıza onarımı için 369.463,85-TL bedel teklif edilmiş ise de davalının ücretsiz onarımı kabul etmediği bu sebeple davacı ve davalı arasındaki ilişki gözetildiğinde ve sonrasında davacı tarafından yaptırılan delil tespiti ve onarımın yapıldığı tarih ve davacı tarafından sunulan faturalardaki işlem tarihi gözetildiğinde aradan geçen onarım sürecindeki fiyat artışları ve döviz kuruna bağlı artışlar gözetildiğinde fiyat artışının makul ve piyasa şartlarına uygun olduğu bu sebeple davacının sunduğu faturaların onarım bedeline ilişkin tazminata esas alınması gerektiği anlaşılmış, meydana gelen arıza ile illiyet bağı içerisinde olan ve ilgili tarihteki piyasa fiyatları kapsamında olduğu bilirkişi heyetince tespit edilen 394.509,17-TL onarım bedeli tazminatının davacı tarafından ilgili bedelin ödendiği fatura tarihine göre 23.03.2023 tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Kanun'un 2/2. Maddesi gereğince avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar vermek gerekmiştir.
Davacı tarafından aracın kullanılamaması nedeniyle mahrumiyet tazminatı da talep edilmiş olup, söz konusu talebin de 6098 sayılı Kanun'un 112. Maddesi kapsamında olduğu ve davacının uğradığı zarar olarak nitelendirilmesi gerektiği ve aracın arızası ve davalının ayıplı işlemleri sebebiyle mahrumiyetin doğduğu anlaşılmakla davacının söz konusu mahrumiyet tazminatını da talep edebileceği anlaşılmaktadır. Mahkememizce alınan bilirkişi raporunda ilgili arızanın giderilme süreci 15 iş günü olarak tespit edilmiş olup, ilgili aracın tamir tarihindeki piyasa şartlarına günlük kiralama bedelinin 2.921,00-TL olduğu bilirkişi heyetince tespit edilmiş olup, 15 günlük mahrumiyet bedeli 43.815,00-TL olarak tespit edilmiştir. Davacı tarafından söz konusu süreye itiraz edilmiş olup, 6 ay araçtan mahrum kaldığını iddia etmiş ve buna göre tazminat hesaplanmasını talep etmiş ise de aracın tamirinin uzama süresinin davacının sonradan anlaştığı yükleniciler ve davacı tarafından onarımın geç yaptırılmasından kaynaklı olduğu, zenginleşme yasağı gözetildiğinde makul tamir süresine göre gerçek zararın tazminat hususunda esas alınması gerektiği anlaşılmakla davacının itirazına itibar edilmemiş, bilirkişi raporu doğrultusunda tamirat süresi olarak belirlenen 15 gün esas alınarak 43.815,00-TL araç mahrumiyetinden kaynaklı tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ilgili tazminata aracın arıza tarihi olan 09.08.2022 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 2/2. Maddesi gereğince avans faizi işletilerek davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
H Ü K Ü M: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Davanın KISMEN KABUL, KISMEN REDDİNE,
-Buna göre; 394.509,17-TL onarım bedeli tazminatı ve 43.815,00-TL araç mahrumiyetinden kaynaklı tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 394.509,17-TL onarım bedeli tazminatına 23.03.2023 tarihinden itibaren, 43.815,00-TL araç mahrumiyetinden kaynaklı tazminata 09.08.2022 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 2/2. Maddesi gereğince avans faizi işletilerek işlemiş faizin de davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,
2-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 29.976,07-TL harçtan peşin alınan 7.800,97-TL harcın mahsubu ile noksan kalan 22.175,10-TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
3-Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 3.200,00-TL arabulucuk ücretinin davanın kabul/ret oranı dikkate alınarak takdiren 3.074,09-TL'sinin davalıdan alınarak, kalan 125,91-TL kısmın ise davacı üzerinde bırakılıp alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
4-Davacı tarafça yatırılan 7.800,97-TL peşin harç ve 269,85- TL başvurma harcı olmak üzere toplam 8.070,82-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafça yapılan 19.653,75-TL yargılama giderinin davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan 18.880,44-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmının kendi üzerinde bırakılmasına,
6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 69.823,63-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 17.943,70-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
8-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine,
9-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine,
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 16/07/2025
Katip ...
¸e-imza
Hakim ...
¸e-imza