T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/24 Esas
KARAR NO : 2024/439
DAVA : Tapu İptali Ve Tescil (Satış Vaadi Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 23/03/2023
KARAR TARİHİ : 06/05/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 06.06.2024
Mahkememizde görülmekte olan Tapu İptali Ve Tescil (Satış Vaadi Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı asilin dava dilekçesinde özetle; İstanbul ili, ... İlçesi, ... Mahallesi ... Ada parselde yapılan ....projesindeki 4 adet dairenin (A1 Blok Zemin Kat D2, A3 8. Kat, D:37, A3 Blok 14. Kat D.59, A4 Blok Zemin Kat D2) bulunan ... ada parselde taşınmazların devir, temlik ve tescilini engellemek amacıyla dava sonuçlanıncaya kadar tapu kaydı üzerine HMK 392/1 uyarınca teminatsız olarak tedbir konulmasına, dava konusu taşınmazın adına tesciline, talebin reddi halinde taşınmazın dava tarihindeki rayiç bedelinin davalıdan alınarak ödenmesine, bu talebin de reddi halinde taşınmaz satış vaadi sözleşmesi uyarınca ödenen sözleşme bedelinin ve yapılan masrafın ödeme günlerinden itibaren işleyecek en yüksek yasal faizi ile birlikte davalı şirketten tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili cevap dilekçesi ile; müvekkillerinin davacıya herhangi bir borcu bulunmadığını, davacı alacağını tahsil ettiğini ve müvekkillerini ibra ettiğini, davacı tarafın haksız ve kötüniyetli olduğunu, huzurdaki davanın reddi gerektiğini, müvekkillerin dava konusu alacağı davacıya nakden ödediğini, BK md. 146 hükümleri gereği 10 yıllık zaman aşımı süresi uygulanması gerektiğini ve bu sebeple davanın reddi gerektiğini, davacı tarafın süresinde eksik harcı ikmal etmediğini davanın usulden reddi gerektiğini, davacı HMK 329. maddesi gereğince, müvekkili şirketin kendileri ile imzaladığı akdi vekalet ücretine mahkum edilmesi gerektiğini, bu nedenlerle davanın usulden reddine, zamanaşımı def'i doğrultusunda davanın esastan reddine, esasa ilişkin açıklama ve itirazları kapsamında haksız ve kötüniyetli davanın esastan reddine, HMK 329. Maddesi gereğince davacının tarafları ile imzaladığı sözleşmede yer alan vekalet ücretine mahkum edilmesine, yargılama gideri ve ücreti vekaletin davacıya tahmil edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkememizce verilen ... Esas, ... Karar, 08/09/2023 tarihli karar ile davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği, davacı tarafça kararın istinaf edilmesi üzerine dosyanın İstanbul Bam ... Hukuk Dairesine gönderildiği, İstanbul BAM ... Hukuk Dairesinin 14/12/2023 tarihli, ... Esas, ... Karar sayılı ilamı ile " Davalı ... ile bu davalı nın yetkilisi olduğunun sözleşme içeriğinden anlaşıldığı Yüklenici Türköz İnşaat arasında dava konusu dört adet taşınmazın teslim ve tescili amaçlı ikame edilen dava da taraflarca düzenlenen sözleşme de dava konusu edilen taşınmazların değerinin İDM ce sözleşme bedellerine göre belirlenip davacıya toplam 3.413,000,00 TL üzerinden harç ikmal etmesi yönünde 24/03/2023 tarihli ara karar oluşturularak ihtarat yapıldığı ,davanın 10.000 TL üzerinden açıldığı,davacının 14/04/2023 tarihli beyan ile süre talebinde bulunduğu,İDM ce 25/04/2023 tarihinde 1 aylık ek süre verildiği süresinde harcın ikmal edilmemesi halinde dosyanın işlemden kaldırılacağının bildirildiği,harcın ikmal edilmemesi nedeniyle 01/06/2023 tarihinde dosyanın işlemden kaldırıldığı üç aylık yasal sürede harç ikmal edilmediğinden İDM ce davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.İDM ce öncelikle yapılması gereken görev hususunun aydınlatılması olup bu nedenle karar yerinde bulunmamıştır. Açıklanan nedenlerle mahkemenin kararının kaldırılmasına, taraflara cevap ve delil sunma imkanı tanınarak görev hususunun aydınlatılması sonucuna göre işin esası hakkında yargılama yapılmak üzere dosyanın yerel mahkemeye gönderilmesine ilişkin HMK 353/1-a-3 madde uyarınca karar vermek gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. " gerekçesi ile kaldırıldığı ve mahkememizin yukarıda esası sayılı sırasına kaydı yapılarak yargılamaya devam olunduğu anlaşılmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ:
Dava ; satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptal tescil yada bedelinin tazmini istemine ilişkindir.
Davacının tacir araştırmasının yapıldığı anlaşılmıştır.
Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grupta toplamak mümkündür.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
Bu durumda eldeki davanın Asliye Ticaret Mahkemesince görülüp karara bağlanabilmesi için uyuşmazlığın, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması ve bu bağlamda tarafların her ikisinin birden tacir olması zorunludur. (Yargıtay 3. H.D.sinin 04.12.2017 gün ve 2016/9128 E- 2017/17010 K. sayılı kararı)
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde: davanın eser sözleşmesi kapsamında bağımsız bölüm devri şeklinde kararlaştırılması üzerine açılan tapu iptali ve tescil davası olduğu, mahkememizce celp edilen 23/01/2024 tarih, 7790 sayılı İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünden, Kağıthane Vergi Dairesinden gönderilen cevabi yazıda da görüleceği üzere davacının tacir olmadığı ve iş bu davanın ticari bir niteliği bulunmadığı, uyuşmazlığa konu taşınmaz sayısı itibariyle davacının tüketici sayılamayacağı uyuşmazlığın genel mahkemeler olan Asliye Hukuk Mahkemeleri görev alanına girdiği dikkate alınarak dava hakkında aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacının açtığı davada,mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla;açılan davanın, HMK'nun 115/2.maddasi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden REDDİNE,mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
2-6100 Sayılı HMK'nun 20. maddesi gereğince taraflardan birinin görevsizlik kararı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmelerinin gerektiğin, aksi taktirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARATINA,
3-HMK'nun 20 maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın görevli Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi'ne tevzi edilmek üzere Bakırköy Hukuk Mahkemeleri Tevzi Müdürlüğü’ne GÖNDERİLMESİNE,
4-Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra dava yetkili ve görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK' nun 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARATINA,
5-Harç ve masrafların görevli mahkemede nazara ALINMASINA,
5235 sayılı Kanunun geçici 2'nci maddesine göre ,Bölge Adliye Mahkemeleri'nin kurulmasına ve 20 Temmuz 2016 tarihinde göreve başlamalarına dair kararların 07/11/2015 tarih ve 29525 sayılı Resmî Gazete'de ilan edildiği anlaşılmakla;6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341 ilâ 360'ncı madde hükümleri uyarınca,mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf,başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile, mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye vereceği cevap dilekçesi ile iki hafta içerisinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere tarafların yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup,usulen anlatıldı.06/05/2024
Katip ...
¸e-imza
Hakim ...
¸e-imza