T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/271 Esas
KARAR NO : 2025/265
DAVA : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 19/03/2024
KARAR TARİHİ : 04/03/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 10/03/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ...... 'ın sahibi olduğu şahıs şirketi olan ..... Mekanik ...... ile davalı/borçlu şirket ..... Yıkama Ve Apre San. Tic. Ltd. Şti. arasında davalı şirketin fabrikasına havalandırma ve baca sistemi kurulması yönünde anlaşma sağlandığını, söz konusu anlaşmaya istinaden müvekkili tarafından davalı şirketin "..... Mh. ...... Blv. No:..... İç Kapı No:2 Silivri/İSTANBUL" adresinde bulunan fabrikasına kurulmak üzere hazırlanan baca ve havalandırma sistemine ilişkin fiyat teklifleri, malzeme temininin ne şekilde yapılacağı, montaj ve kurulum hizmetleri gibi tüm detayları içerir mesajlar ve teklif formları müvekkil tarafından davalı şirkete 22.06.2022 tarihinde iletildiğini, davalı şirket tarafından olumlu geri dönüş olması üzerine müvekkili tarafından malzeme alımları yapıldığını, tüm gerekli envanter temin edilerek davalı şirketin fabrikasına havalandırma sistemi kurulduğunu, daha sonrasında bu havalandırma sisteminin çalışma durumunun uygunluğu test ettirilmiş ve eksiksiz, kusursuz bir biçimde gerekli şartlara denetimlere uygun olduğuna dair rapor da uzmanlardan temin edilerek tam ve çalışır bir biçimde havalandırma sistemi davalı şirketin fabrikasında faaliyete geçirildiğini ödeme emrinin davalı şirkete e-tebliğ olmasına müteakip 7 günlük yasal itiraz süresi içerisinde söz konusu ödeme emrine, borca, faize ve faturalara borçlu vekili tarafından itiraz edildiğini, gerek müvekkiline ait şahıs şirketi açısından gerekse davalı şirket açısından bağlı bulundukları vergi dairelerine dahi müzekkere yazılarak sorulduğunda BA-BS formlarında da karşılıklı olarak icra takibine konu edilen alacak miktarının likit olduğunun görüleceği dolayısıyla davalı şirketin vekilinin icra takibine itiraz dilekçesinde ticari ilişkiyi kabul etmiş olması, ekte sunulan faturalar, cari hesap ekstresi ve vergi dairelerinden celp edilecek BA-BS formları da dikkate alındığında yaklaşık ispat kuralları çerçevesinde şartları gerçekleştiğinden ötürü davalı şirket aleyhine öncelikle teminatsız bir şekilde mahkeme aksi kanaatte ise de uygun bir teminat mukabilinde ihtiyati haciz kararı verilmesi gerektiği kanaatinde olduklarını , son olarak haksız ve hukuka aykırı bir şekilde icra takibine itiraz edildiğini ve izah edilen likit ve vadesi gelmiş bir alacak söz konusu olmasından ötürü davalı şirket aleyhine asıl alacağın %20'sinde az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiği kanaatinde olduklarını, detaylıca izah edilen tüm nedenlerle öncelikle davalı şirketin mal kaçırma ihtimali, avukatının dahi alacaklı olduğu gerekçesiyle icra dosyasından istifa etmesi göz önüne alınarak yaklaşık ispat kuralları çerçevesinde şartları oluştuğundan ötürü teminatsız veya uygun bir teminat mukabilinde davalı şirketin malvarlığına, 3.kişilerdeki hak ve alacaklarına haciz koymak adına davalı aleyhine dava sonuna kadar ihtiyati haciz kararına hükmedilmesine, davanın kabulüne ve Silivri İcra Dairesi ..... esas sayılı icra takibine yapılan haksız ve hukuka aykırı itirazın iptaline, asıl alacağın %20'sinden az olmamak üzere davalı şirket aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafından ispata yarar olarak dosyaya sunulan bilgi ve belgelerden davacı arasında bir eser sözleşmesi olduğu ve bu eser sözleşmesi bağlamında davacı taraf edimini yerine getirmişken davalının yerine getirmediğinin ortaya konulması gerektiğini, dosya sunulan delillerde ise bilakis 3. Şahısların isimleri geçtiğini, dolayısıyla huzurdaki davanın temelindeki işbu ispat yükünün yerine getirilmediğinin ortada olduğunu, aralarındaki ilişki ve sözleşmenin varlığını kabul manasına gelmemekle birlikte iş yerindeki havalandırma sebebiyle eksiksiz havalandırma yapıldığı iddia edilen 2022 yazından sonra yangın çıktığını, dolayısıyla davalı şirkete eksiksiz bir havalandırma yapılmış olması mümkün olmadığını, kesilen faturalar bakımından ise davacı taraf, davalı ile arasında döviz cinsinden bir anlaşma olduğunu, bu doğrultuda fatura kestiğini iddia etmiş ise de taraflarına kestiği ve dosyaya davacı tarafça sunulan 17.09.2022 tarihli faturada VUK m. 215 kapsamında döviz cinsinden borca karşılık olduğu belirtilmediğini, yalnızca TL cinsinden bir fatura düzenlendiğini ve başkaca herhangi bir açıklama yapılmadığını, 17.09.2022 tarihli fatura tarafların mutabık olduğu bir borca ilişkin olmadığını, faturalara ilişkin tebliğ şerhleri dosyaya sunulmadığını mahkememize savunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ:
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; Taraflar arasındaki eser sözleşmesinden ticari ilişkiye dayalı olarak başlatılan icra takibine davalı borçlu tarafından yapılan itirazın iptali mahiyetinde olduğu mahkememizce tespit edilmiştir.
Mahkememizce Yapılan İşlemler ve Toplanan Deliller:
1-Mahkememizce tensip zaptı hazırlanmış ve taraflara duruşma gününü bildirir meşruhatlı davetiye usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir.
2-Mahkememizce:
a- İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğü,
b-Sarıgazi Vergi Dairesi Müdürlüğü,
c-Silivri Vergi Dairesi Müdürlüğü,
d-Silivri İcra Dairesi ,
e-Bakırköy ...... İcra Ve İflas Dairesine müzekkereler yazılmıştır.
4-Tarafların iddia ve savunmaları, sundukları deliller, dosya kapsamı belgeler ve Her iki tarafa ait ticari defter ve kayıtlar incelenmek sureti ile davacının icra takibi tarihi itibariyle asıl alacak yönünden alacaklı olup olmadığı, alacağının varlığı konusunda bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş olmakla bilirkişi raporunda özetle; ''Davacının sunulan kayıtları uyarınca davalıdan 1.147.324,28 TL alacaklı kaldığı, davacı kayıtları uyarınca takibe konu faturalardan kaynaklı taleple bağlı 1.137.346,48 TL alacak olduğu, Davalı tarafından ticari defterlerin sunulmadığı, dosyaya gelen BA / BS form incelemeleri neticesinde davacının yapılan işe dair tanzim ettiği 640.546,48 TL tutarındaki faturanın BA formunda davalı tarafından beyan edildiği, Davacının takibe konu 2. Faturasının 640.546,48 TL tutarındaki faturanın kur farkına ilişkin olduğu, teknik tespite göre sözleşme kapsamında talep edilebileceğinin belirlendiği, Teknik İncelemeler Neticesinde Sonuç ; Dava dosyasında Video görüntülerinden işin tamamlanmış olduğu anlaşıldığı, birinci faturadaki 640.546,48TL fatura bedelinin piyasanın rayicinde olduğu, Davacı şirketin davalıya sunduğu USD cinsinden teklifte, Hakedişlerin, hakediş tarihindeki TCMB Efektif satış kurundan olacağının belirtildiği 13.09.2022 tarihli 640.546,48TL olan birinci fatura bedeli, teklif gereği Hakedişlerin, hakediş tarihindeki TCMB Efektif satış kurundan olacağı belirtilmiş olmasından dolayı, o tarihteki TCMB Efektif satış kuru 18,4007TL/USD İLE USD ‘YE DÖNÜŞTÜLDÜĞÜNDE 34.810,98 USD karşılık geldiği, İkinci faturanın ise 13.09.2022 tarihli 640.546,48TL bedelli faturanın ödenmemesinden dolayı 14.12.2023 tarihli TCMB Efektif satış kuru 29.0763 TL/USD İLE USD ‘YE DÖNÜŞTÜLDÜĞÜNDE kesilmesiyle ortaya çıkan farkın olduğu anlaşıldığı, böylece ikinci faturanın aslında birinci faturadaki gösterilen gerçekleşen iş bedelinin ödenmemesi ile alakalı olduğunu anlaşıldığı ve 14.12.2023 tarihinde USD cinsinden dönüştürülmesi ile hesaplanan fark bedel olduğu'' şeklinde tespit ve sonuçlarını mahkememize bildirmiştir.
5-Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiştir.
Delillerin Değerlendirilmesi ve Kararın Hukuki Gerekçeleri:
Davacı Mahkememiz nezdinde açmış olduğu dava ile tarafların davalının fabrikasında havalandırma ve baca sistemi kurulması hususunda eser sözleşmesinin bulunduğunu, ilgili sistemin eksiksiz ve kusursuz olarak davalının fabrikasına kurulduğunu ve denenerek teslim edildiğini, davalının ödemeleri eksik yaptığını ayrıca teklif verildiği zamanın o günün USD/TL kuru ile teklif verildiğini ancak davalının zamanında ödemelerini yapmaması sebebiyle kur farkının da doğduğunu eksik kalan alacak ve kur farkı için davalıya fatura kesildiğini ve ödenmediğini, başlatılan icra takibine de itiraz edildiğini belirterek davalının itirazının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ise sunduğu cevap dilekçesinde; Davacının öncelikle işi yaptığını ve teslim ettiğini ispatlamasının gerektiğini, 2022 yazından sonra ilgili fabrikada havalandırma sebebiyle yangın çıktığını dolayısıyla eksiksiz bir işin yapılmasından söz edilemeyeceğini, taraflarca döviz cinsinden ödeme ile ilgili bir anlaşmanın söz konusu olmadığını, faturanın TL olarak kesildiğini, döviz ödemenin kabul edilemeyeceğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı şirket dava sürecinde iflas etmiş ise de karar tarihi itibariyle davalı şirketin iflasının kaldırıldığı TTSG ilanlarından ve UYAP kayıtlarından anlaşılmakla dava itirazın iptali davası olarak sonuçlandırılmıştır.
Mahkememizce tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş olup, davacının incelenen ticari defterlerinin usul ve yasaya uygun olarak tutuldukları, yasal süresi içerisinde açılış ve kapanış tasdiklerinin alındığı sahibi lehine delil vasfı bulunduğu bilirkişi tarafından tespit edilmiş olup, davalı tarafından kesin süre içerisinde ticari defter ve kayıtlar incelemeye sunulmamıştır.
Davacının incelenen ticari defter ve kayıtlarına göre 13.09.2022 tarihinde davalı aleyhine takibe konu 640.546,48 TL tutarında fatura tanzim ettiği sonrasında 2023 yılında davacı tarafından takibe konu kur farkı açıklamaları 496.800,00 TL tutarındaki faturanın davalı aleyhine kesildiği ve ticari defterine kaydedildiği anlaşılmaktadır.
Taraflara ait BA BS formları incelendiğinde; davacı tarafından kesilen takibe konu 13.09.2022 tarihli 640.546,48 TL tutarındaki faturanın taraflarca vergi dairesine BA BS formu ile bildirildiği, buna karşılık davacı tarafından kesilen takibe konu 2023 tarihli 496.800,00 TL tutarındaki kur farkı faturasının davacı ve davalı tarafından BA BS formu ile vergi dairesine bildirilmediği anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere fatura kesilmiş olması tek başına alacağı ispat etmemekte olup, eser sözleşmelerinde alacaklı yüklenicinin faturaya konu işi yaparak iş sahibine teslim ettiğini de ispat etmesi gerekmektedir. Buna karşılık alacaklı tarafından kesilen faturaların davalı - iş sahibi borçlu tarafından vergi dairesine BA formu ile bildirilmesi halinde faturaya konu işin yapılarak iş sahibine teslim edildiği dolayısıyla faturanın içeriğinin ve işin yapıldığının kesinleştiği bu suretle alacaklı yüklenici lehine karine teşkil etmekte olup, bu durumda aksini ispat yükü iş sahibi-borçluya geçmektedir.
Nitekim İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ...... Hukuk Dairesi ...... E., ...... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:
"Dosya kapsamına göre davacı tarafça takip dayanağı yapılan faturanın davalı iş sahibi tarafından muhasebesel işlem olarak BA/BS formu ile kullandığı anlaşılmakla , Yargıtay'ca taraflarca düzenlenen BA/BS formları ve Vergi Dairesine yapılan bildirimlerin fatura konu malın teslim edildiğine, işin yapıldığına ilişkin karine oluşturduğu ,bu durumda bunun aksinin ispat edilmesi gerektiği kabul edildiğinden, davalının da bu yönde ispatı bulunmadığından mahkemece davacı tarafından işin yapılıp teslim edildiği kabul edilerek ödendiği usulen kanıtlanamayan bakiye iş bedeline hükmedilmesinde usul yasa ve dosya kapsamına aykırı bir durum olmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf talebinin reddine karar vermek gerekmiştir."
Yargıtay ....... Hukuk Dairesi ise ..... E., ...... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:
"İstinaf Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, takip dayanağının, toplamı KDV hariç 270.002,16 TL, KDV dahil 318.602,55 TL olan iki faturanın olduğu, davacının usulüne uygun tutulan ticari defterlerine kayıtlı oldukları, davalının ticari defterlerinde ise yer almadıkları, ancak davalıların oluşturduğu iş ortaklığı Vergi Dairesine verdiği 2018/4 dönemine ait BA formu ile davacı ....... 'dan iki belgeye dayalı olarak KDV hariç 270.002,00 TL'lik mal ve hizmet aldığı, faturaların adedi ve tutarlarının toplamının beyan edilen miktarla örtüştüğü, davalı tarafın resmi bir kuruma dava konusu malları teslim aldığına yönelik beyanı kendisini bağladığı, dava tarihinden sonra 2018/4 dönemi BA formuna yönelik düzeltme beyanı verilmesinin de sonuca etkisinin olmadığı, bu durumda faturaya konu malların teslim edilmiş olduğu ve davalı tarafından ödeme belgesininde sunulmadığı, ayrıca faturadan kaynaklanan alacağın likit ve bilinebilir mahiyette olması nedeniyle mahkemece icra inkar tazminatına hükmedilmesinde yasaya aykırı herhangi bir yön bulunmadığı gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir."
Yargıtay ...... Hukuk Dairesi de ...... E., ....... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:
"Mahkemece, dosya kapsamı, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporu gereğince, davacının davalıdan takibe konu faturalardan kaynaklanan toplam 118.004,63.-TL alacağının bulunduğu, söz konusu faturaların davalının ticari defter ve kayıtlarında işlendiği gibi vergi dairesine de bildirmiş olduğu BA-BS form örneklerinde de bildirildiği, faturaların davalının defterlerinde ve vergi bildiriminde kayıtlı olması nedeniyle davacı lehine malların davalıya teslimi hususunun karine olarak sabit olduğu, bu karinenin aksinin davalı tarafından ispat edilememesi karşısında davalının icra takibine borcun 2.701,03.-TL'lik kısmını kabul etmesi de dikkate alınarak davalının 115.303,60.-TL'lik kısma itirazının haksız olduğu, alacağın faturalara dayalı ve likit olması karşısında davacının ayrıca icra inkar tazminatına müstahak bulunduğu anlaşılmakla davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, 10/04/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi."
Bu bağlamda davaya konu somut olay değerlendirildiğinde; Davacı tarafından davalı aleyhine kesilen ve takibe konu edilen 13.09.2022 tarihli 640.546,48 TL tutarındaki fatura incelendiğinde; ilgili faturanın baca sisteminin imalatı ve montajı ile ilgili olduğu, faturanın davacının ticari defterine usulüne uygun olarak işlendiği, hem davacı hem davalı tarafından BA BS formu ile vergi dairesine bildirildiği, davalı tarafından faturaya süresinde itiraz edilmeyerek vergi dairesine BA Formu ile bildirilmiş olması gözetildiğinde faturanın içeriği ve faturaya konu işin yapıldığının davacı lehine karine teşkil edeceği, aksini ispat yükünün ise davalı üzerinde olduğu, davalı tarafından işin yapılmadığı veya faturaya yasal süresi içerisinde itiraz edildiğine dair herhangi bir delilin dosya içerisine sunulmadığı anlaşılmakla davacının davaya konu icra takip dosyasındaki takibe dayanak 640.546,48 TL tutarındaki fatura alacağını ispatladığı anlaşılmakla bu alacak yönünden davalının itirazının iptaline karar vermek gerekmiştir.
Davacı tarafından söz konusu alacak için TTK'nın 1530. Maddesine göre faiz talep edilmiş olup, davalı tarafından faiz oranına da itiraz edilmiştir. Bilindiği üzere TTK'nın 1530. Maddesine göre faiz talep edilebilmesi için taraflar arasında TTK'nın 1530. Maddesinde belirtilen iş ilişkisinin olması gerekmekte olup taraflar arasındaki ilişkinin eser sözleşmesi niteliğinde olduğu ve TTK'nın 1530. Maddesindeki kapsama girmediği anlaşılmakla davacınına ancak 3095 sayılı Kanun'un 2/2. Maddesine göre işleyecek faiz oranını talep edebileceği anlaşılmakla davacının işleyecek faiz oranına yönelik itirazın iptali talebinin kısmen kabulü ile itirazın iptalin karar verilen 640.546,48 TL alacağın 3095 sayılı Kanun'un 2/2. Maddesine göre işleyecek faiz oranı ile takibin devamına karar vermek gerekmiştir.
Davacı tarafından tazminat talep edilmiş olup ,taraflar arasındaki alacağın faturadan kaynaklı olduğu ve likit olduğu anlaşılmakla itirazın iptaline karar verilen asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 128.109,29-TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine de karar vermek gerekmiştir.
İcra takibine konu kur farkı faturası yönünden ise; Davacı tarafından davalı aleyhine kesilen ve takibe konu edilen 13.09.2022 tarihli 640.546,48 TL tutarındaki faturaya istinaden davacı tarafından davalıya kur farkı faturasının kesildiği anlaşılmaktadır. Davacı tarafından kesilen kur farkı faturasına dayanak 13.09.2022 tarihli 640.546,48 TL tutarlı fatura incelendiğinde; faturanın TL olarak kesildiği, faturanın hiçbir yerinde dövize dair bir ibarenin bulunmadığı, döviz üzerinden işlem yapılmadığı, davacının ticari defter ve kayıtlarında davalı ile aralarındaki ilişkiyi döviz üzerinden takip etmediği anlaşılmaktadır.
Öncelikle kur farkı alacağının talep edilebilmesi, taraflar arasındaki sözleşmede bu konuda bir hüküm bulunmasına veya akdi ilişkinin yabancı para cinsinden olmasına bağlıdır (Yargıtay 19 HD’nin 2016/17240 E., 2018/1950 K. sayılı ve 10/04/2018; 2016/12505 E., 2017/8069 K. sayılı ve 19/12/2017 tarihli ilamları).
Yine taraflar arasında davaya konu 13.09.2022 tarihli 640.546,48 TL tutarındaki faturaya konu eser sözleşmesi bakımından yazılı bir sözleşmenin olmadığı, davacı tarafından sunulan teklif formlarında davalının imzasının bulunmadığı, davacı tarafından kur farkı talep edilebileceğine dair tarafların yazılı bir anlaşmasının bulunmadığı, bizzat davacı tarafından tutulan ticari defter ve kayıtlarda davalının hesabının döviz olarak takip edilmediği, davalının da kur farkı talep edilebileceğine dair davacının iddialarını inkar ettiği, davacı tarafından kesilen kur farkı faturasının hem bizzat davacı hem de davalı tarafından vergi dairesine BA BS formu ile bildirilmediği, ayrıca yine davacının ticari defter ve kayıtlarına göre davalı tarafından davacıya hep TL ile ve çek ile ödeme yapıldığı döviz olarak yapılan bir ödemenin bulunmadığı gibi döviz olarak alınan bir çekin de bulunmadığı dolayısıyla taraflar arasında teamül oluştuğundan bahsedilemeyeceği bu suretle davacının kur farkı talebine yönelik alacak iddiasını ispatlayamadığı anlaşılmaktadır.
Nitekim İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ...... Hukuk Dairesi ..... E., ..... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:
"Bir ticari ilişkide kur farkının talep edilebilmesi için, taraflar arasındaki sözleşmede kur farkına ilişkin açık bir hüküm bulunması veya bu konuda taraflar arasında teamül oluşturacak bir uygulama bulunması gerekir."
Bu bağlamda dosya kapsamındaki tüm deliller değerlendirildiğinde; davacının kur farkı faturasına yönelik alacağını ispatlayamadığı, ilk temel faturanın TL olarak düzenlendiği, taraflar arasında kur farkı talep edilebileceğine dair yazılı bir anlaşmanın ve teamülün olmadığı anlaşılmakla davacının takibe konu kur farkı alacağına yönelik itirazın iptali talebinin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
H Ü K Ü M: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Davanın KISMEN KABUL, KISMEN REDDİNE,
-Buna göre; davaya konu icra takip dosyasında 640.546,48-TL asıl alacak ve 3095 sayılı Kanun'un 2/2. Maddesine göre işleyecek faiz oranı yönünden davanın KABULÜ ile davalının itirazının İPTALİNE, takibin DEVAMINA, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,
2-İtirazın iptaline karar verilen asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 128.109,29-TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 43.755,73-TL harçtan peşin alınan 13.736,31-TL harcın mahsubu ile noksan kalan 30.019,42-TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
4-Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 3.600,00-TL arabulucuk ücretinin davanın kabul/ret oranı dikkate alınarak takdiren 2.027,50- TL'sinin davalıdan alınarak, kalan kısmın ise davacı üzerinde bırakılıp alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
5-Davacı tarafça yatırılan 13.736,31-TL peşin harç ve 427,60-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 14.163,91-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafça yapılan 10.124,00-TL yargılama giderinin davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan 5.701,77-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmının kendi üzerinde bırakılmasına,
7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 100.081,97-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının(10.000,00-TL bilirkişi ücreti hariç olmak kaydı ile) HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine,
9-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine,
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 04/03/2025
Katip ......
¸e-imza
Hakim ......
¸e-imza