T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/3 Esas
KARAR NO : 2025/998
DAVA : Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 02/01/2024
KARAR TARİHİ : 23/09/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 25/09/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı ile müvekkilinin anlaşmasına göre 2 adet Eskavatör Kepçe , 1 adet Lastikli .... Kepçe, 4 Adet ..... plakalı Kamyonlar davalının işlerinde kullanılmak üzere çalıştırıldığını, davalı şirket bünyesinde operatör olarak çalıştıklarını 03/08/2021- 28.10.2021 tarihleri arasında davalı şirkete verilen hizmetler karşılığında gerekli faturalandırma işlemi yapıldığını davalı, iş makinesi kiralama ve çalıştırma bedeli olarak toplam 268.934,70 TL tutarındaki hak edişinin sadece 100.000 TL'lik kısmı çek karşılığında ödediğini , haklı bir sebep olmaksızın geri kalan 168.934,70 TL'lik kısmını ödemediğini davacı, davalı şirketten aldığı işin zamanında yetiştirilebilmesi için gece - gündüz demeden çalışmış, çalışanlarını çalıştırmış, gerektiğinde evine gitmekten mahrum kaldığını bu nedenlerle mağdur olduğunu, davanın kabulünü talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesi ekinde sunulan fotoğraflar ile davacının çalıştığını belirttiği maden sahası .... MADENCİLİK firmasının maden sahası olduğunu İstanbul İli, Silivri İlçesi, ..... Köyü bu sahada .... MADENCİLİK kum ocağı işletme alanında toprak ve hafriyat dökümü konusunda kar payı ortağı olarak bulunduğunu, yerde 2021 yılında iş makineleri ile çalışması bulunan davacı, ..... MADENCİLİK'e ait maden sahasında çalıştığını ve ..... MADENCİLİK'in iflası neticesinde yaklaşık 2 aylık iş makinesi kira bedelini ilgiliden tahsil edemediğini, bunun üzerine davacının davalıya başvurmuş, davalının hakkaniyeti sağlamak üzere borcun bir kısmını ödeme yükümlüsü olmamasına rağmen üstlenmiş ve karşılığında yakıt vererek davacının hesabını kapattığını, davacıya verilerek fatura edilen 8 ton yakıtla mahsup sağlandığını davalının davacıya borcu bulunmadığını, davalının üstlenmiş olduğu kısımda dahi borcun muhatabı olmadığını savunmuş ve davanın reddini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ:
Dava;Taraflar arasındaki ticari ilişki iddiasına dayalı olarak iş makinası kiralama hizmet ilişkisi ve çalışma bedellerinden doğduğu iddiasına dayalı alacak istemine ilişkindir.
Mahkememizce Yapılan İşlemler ve Toplanan Deliller:
1-Mahkememizce tensip zaptı hazırlanmış ve taraflara duruşma gününü bildirir meşruhatlı davetiye usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir.
2-Mahkememizce:
a-İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğü,
b-Beylikdüzü Vergi Dairesi Müdürlüğü,
c-Büyükçekmece ..... Noterliği,
d-Küçükçekmece İcra Dairesi,
e-Silivri Cumhuriyet Başsavcılığına müzekkereler yazılmıştır.
4- Mahkememizce alınan SMM ve makine mühendisi bilirkişi kök raporunda özetle; ''Defter Usul İncelemesi: Verilen yetki kapsamında, tacir olan davalı şirketin defter kayıtları incelenmiş ve bu kayıtların Türk Ticaret Kanunu (TTK) ve Vergi Usul Kanunu (VUK) hükümlerine uygun şekilde tutulduğu tespit edilmiştir. Davacı Alacak Hesabı: Davacının dava tarihi itibarıyla davalı kayıtlarında bir borç veya alacak bakiyesi bulunmadığı tespit edilmiştir'' ,
- SMM ve makine mühendisi bilirkişi ek raporunda özetle; ''Davacı ..... tarafından 2021 yılında düzenlenen 268.934,70 TL tutarındaki faturaların her iki taraf kayıtlarında yer aldığı, davalı tarafından yapılan 38.620,05 TL'lik ödeme yalnızca davalı kayıtlarında bulunduğu, belgeye dayanmadığı ve davacı kayıtlarına işlenmediği, 17.11.2023 tarihli 130.314,65 TL tutarındaki yakıt yansıtma faturasının 2024 yılında iptal edildiği ve sevk/tahliye belgesi sunulmadığı, belgeye dayalı ve denetime elverişli bir mahsuplaşma süreci oluşmadığı, dolayısıyla, davacı kayıtlarında yer alan ve dayanak belgeleriyle desteklenen 168.934,70 TL tutarındaki alacak bakiyesinin cari hesap itibarıyla mevcut olduğu, Sunulan kayıtlar, belgeler ve karşılıklı defter incelemeleri ışığında; borcun yalnızca davacı taraf kayıtlarında yer alan alacak bakiyesi kadar mevcut olduğu, davalı tarafın ileri sürdüğü ödeme ve mahsup işlemlerinin belgelendirilmediği ve tek taraflı kayıtların, TTK hükümleri çerçevesinde ispata elverişli kabul edilemeyeceği değerlendirilmiştir.''şeklinde tespit ve sonuçlarını mahkememize bildirmiştir.
5-Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiştir.
Delillerin Değerlendirilmesi ve Kararın Hukuki Gerekçeleri:
Davacı Mahkememiz nezdinde açmış olduğu davada; davalı ile aralarında operatör ile birlikte iş makinesi kiralanması suretiyle hizmet sözleşmesi kurulduğunu, davalının iş sahasında hizmet verildiğini ve davalıya fatura kesildiğini, davalı tarafından 100.000,00-TL kısmi ödeme yapıldığı ancak kalan kısma yönelik bedelin ödenmediğini, davalı tarafından daha sonra 17.11.2023 düzenleme tarihli fatura ile 130.314,55 TL YANSITMA FATURASI(YAKIT) adı altında fatura kesildiğini, bu faturanın ise öğrenir öğrenmez Büyükçekmece ..... Noterliğinin ...... yevmiye numaralı ihtarıyla davalıya iade edildiğini belirterek alacağın tahsilini talep ettiği anlaşılmıştır.
Davalı ise sunduğu cevap dilekçesinde; davacının çalıştığı maden sahasının davalıya ait olmadığını, dava dışı ..... isimli şirkete ait olduğunu ve kendileri tarafından da bu şirkete karşı icra takibi başlatıldığını, davacının hak edişlerini ödeme yükümlülüğü olmamasına rağmen davacının mağduriyetinin giderilmesi amacıyla davacının hak edişleri kendisine fatura etmesini kabul ettiğini ancak davacı ile aralarındaki anlaşma gereğince kendi alacaklarının .....'tan tahsil edilmesi akabinde davacıya ödeme yapılacağını ancak kendi alacaklarını dahi ...... firmasından alamadıklarını bu sebeple davacıya ödeme yükümlülüklerinin olmadığını ancak buna rağmen davacının alacaklarına karşılık davacıya 8 ton yakıt verildiğini ve borcun bu şekilde kapatıldığını, davacının yakıtı almasına rağmen sonradan faturayı iade ettiğini ancak telefon görüşmelerinde bu hususu ikrar ettiğini, davacı hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu, alacağın zamanaşımına uğradığını, ayrıca davacı tarafından icra takibi başlatıldığını ve mükerrerliğin söz konusu olduğunu, görevli Mahkemenin kira sözleşmesi nedeniyle Sulh Hukuk Mahkemesi olduğunu ve yetki itirazının bulunduğunu belirttiği anlaşılmaktadır.
Öncelikle davalı tarafından görev yönünden dava şartına itirazda bulunulmuş ise de davacı tarafından operatör ile davalıya hizmet verildiği, davalı tarafından bu hususun inkar edilmediği bu sebeple taraflar arasındaki sözleşmenin hizmet sözleşmesi niteliğinde olduğu salt kira ilişkisi olarak kabul edilemeyeceği, tarafların tacir olduğu bu sebeple Mahkememizin görevli olduğu anlaşılmakla davalının görev yönünden dava şartı itirazına itibar edilmemiştir. Davalı tarafından yetki itirazında bulunulmuş ise de Küçükçekmece Adliyesi'nde dava tarihi itibariyle ticaret mahkemesinin olmadığı, Bakırköy Ticaret Mahkemeleri'nin Küçükçekmece yönünden de yetkili olduğu anlaşılmakla davalının yetki ilk itirazına da itibar edilmemiştir.
Davalı tarafından derdestlik itirazında bulunulmuş ise de davacı tarafından açılan işbu davanın alacak davası olarak açıldığı daha önce başlatılan icra takibinin açılan davada derdestlik teşkil etmeyeceği gibi davacı tarafından işbu davadan önce açılan başka bir davanın da olmadığı gibi itirazın iptali davasının da olmadığı anlaşılmakla davalının derdestlik itirazı da yerinde görülmemiştir.
Davalı tarafından zamanaşımı itirazında bulunulmuş ise de alacağın niteliğine göre 6098 sayılı Kanun hükümleri gereğince dava tarihi itibariyle zamanaşımının dolmadığı anlaşılmakla zamanaşımı ilk itirazına da itibar edilmemiş davanın esasına girilmiştir.
Her ne kadar davalı tarafından cevap dilekçesinde davacının faaliyet gösterdiği iş sahasının ve işin kendisine ait olmadığı davalıya hak ediş ödeme yükümlülüğü olmadığı savunmasında bulunulmuş ise de yine davalı tarafından sunulan cevap dilekçesinde davacıya karşı borcun üstlenildiğinin beyan ve ikrar edildiği dolayısıyla davacının hak edişleri yönünden davalının borcu üstlenmesi sebebiyle sorumlu olduğu anlaşılmaktadır. Davalı borcun üstlenilmesinin dava dışı üçüncü kişi şirketten kendi alacaklarının tahsili şartı ile anlaşıldığını savunmuş ise de bu hususun davacı tarafından kabul edilmediği gibi davalı tarafından ilgili şart ile anlaşıldığına dair alacağın miktarına göre herhangi bir yazılı delil de sunulmadığı anlaşılmakla davalının şarta yönelik savunmasını ispatlayamadığı anlaşılmaktadır.
Davacı tarafından davaya konu alacağa istinaden talepte bulunulan faturalara yönelik hizmet verilmediğine dair davalı tarafından bir itirazda bulunulmamış, aksine davalı davacıya yakıt vermek suretiyle borcunu ödediğini iddia etmiştir. Bu sebeple davalı hizmeti kabul ederek ödeme def'inde bulunmakla davalı ispat yükünü üzerine almış olup davacının alacağa konu hizmeti verdiğini ve bu suretle alacağını ispatladığı kabul edilmiş, ödeme def'inde bulunan davalının ilgili ödeme savunmasını ispat etmesi gerektiği anlaşılmıştır.
Mahkememizce tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış olup, davacı tarafından kesilen faturaların tamamının davalı tarafından ticari defterine kaydedildiği, davalının kayıt tarihinin 28.10.2021 olduğu anlaşılmıştır, Davalının ticari defter ve kayıtlarına göre yaklaşık 2 ay sonra davalı tarafından tek taraflı olarak kendi ticari defterlerine 29.12.2021, 30.12.2021 ve 31.12.2021 tarihlerindeki 4 ayrı işlem ile 38.620,05-TL tek taraflı ödeme kaydı yapıldığı, sonrasında yine davalı tarafından tek taraflı olarak 17.11.2023 tarihinde 130.314,65-TL'lik yakıt yansıtma faturası düzenlenerek davalı kayıtlarındaki davacıya olan cari hesap borcunun kapatıldığı anlaşılmaktadır.
Yukarıda detaylıca açıklandığı üzere davalı tarafından taraflar arasındaki ticari ilişki ve davacının kestiği faturalar kabul edilerek kendi defterine işlendiği bu suretle davacının alacağını ispatladığı gözetildiğinde ispat yükü üzerine düşen davalının tek taraflı olarak yaptığı 29.12.2021, 30.12.2021 ve 31.12.2021 tarihlerindeki 4 ayrı işlemi ve 17.11.2023 tarihinde 130.314,65-TL'lik yakıt yansıtma faturasını ispatlaması gerektiği anlaşılmaktadır.
Davacının ticari defter ve kayıtları da bilirkişi tarafından incelenmiş olup; davacının ticari defter ve muhasebe kayıtlarında davalının tek taraflı kendi defterine yaptığı 29.12.2021, 30.12.2021 ve 31.12.2021 tarihlerindeki 4 ayrı işlem toplamı olan 38.620,05-TL'ye yönelik davacıda herhangi bir kayıt olmadığı tespit edilmiştir. Davalı tarafından 29.12.2021, 30.12.2021 ve 31.12.2021 tarihlerindeki 4 ayrı işlem toplamı olan 38.620,05-TL ödemeye yönelik olarak herhangi bir banka dekontu da sunulmamış olup, davalının kendi ticari defter ve kayıtlarına tek taraflı yaptığı 29.12.2021, 30.12.2021 ve 31.12.2021 tarihlerindeki 4 ayrı işlem toplamı olan 38.620,05-TL'lik işlemi ispat edemediği bu suretle bu miktar yönünden borçlu olmadığını ispatlayamadığı anlaşılmıştır.
Davalı 17.11.2023 tarihinde davacıya kestiği tek taraflı 130.314,65-TL'lik yakıt yansıtma faturasının ise tarafların anlaşması doğrultusunda davacıya borç ödeme karşılığı verilen 8 ton akaryakıta ait olduğunu iddia etmiştir. Tarafların borcun 130.314,65-TL'lik kısmının söz konusu yakıtın davalı tarafından davacıya verilmesi ile kapatılacağı hususunda tarafların anlaştığını ve yakıtın davalı tarafından davacıya teslim edildiğini ispat yükü ise davalı üzerindedir.
Davalı davacı hakkında suç duyurusunda bulunduğunu belirtmiş ise de dosyamız arasına celp edilen soruşturma dosyası incelendiğinde; davacı hakkında takipsizlik kararı verildiği, davacının soruşturma dosyasındaki ifadelerinde davalının iddiasını kabul etmediği, davalının soruşturma dosyası ile iddialarını ispatlayamadığı anlaşılmıştır.
Davacı tarafından dava dilekçesinin ekinde sunulan ihtarname incelendiğinde; davalı tarafından davacıya 23.12.2023 tarihinde tebliğ edilen söz konusu yakıt yansıtma faturasına karşı davacının 27.12.2023 tarihinde süresi içerisinde noter kanalı ile çektiği ihtarname ile itirazda bulunduğu ve yakıt yansıtma faturasını ve içeriğini kabul etmediğini beyan ettiği anlaşılmaktadır.
Davacı ve davalı arasındaki ilişkiye istinaden davacının kestiği faturalar karşılığında davalı bir miktar paranın ödenmesi borcuna girmiş olup, davalı söz konusu borcun yakıt karşılığında kapatılması hususunda tarafların anlaştığını iddia etmiş ise de bu durum davalının borcu olan davacıya para ödenmek yerine başka bir değer ile değiştirilmesi ve davacıya teslimi hususu sözleşme şartlarının ve davalının davacıya olan para ödeme borcu hususunda borcun değişikliği anlamına gelecek olup, taraflar arasındaki sözleşme ve borcun miktarı gözetildiğinde sözleşme şartları ve borcun başka bir kaim değer ödenmek üzere değiştirildiği ve bu hususta tarafların anlaştığı iddiasının senetle ispat sınırı üzerinde kaldığı anlaşılmakla davalı tarafından yazılı belge ile ispatlanması gerektiği anlaşılmaktadır.
Davalı tarafından taraflar arasındaki sözleşme şartlarının ve davacının ifa ettiği hizmet karşılığı para borcu ödemeye yönelik davalı borcunun davacıya yakıt verilmek suretiyle kaim değer ile ifa edileceği hususunda tarafların anlaştığına yönelik herhangi bir yazılı belge sunulamadığı, taraflar arasındaki daha önceki borçların da yakıt karşılığı ödendiği hususunda tarafların ticari defter ve kayıtlarında başkaca bir yakıt yansıtma faturasının bulunmadığı dolayısıyla bu durumun teamül olarak kabul edilemeyeceği, nitekim davalı tarafından davacıya 100.000,00-TL bedelli çek verilerek kısmi ödeme yapıldığı bu suretle davacının hizmet ifası karşılığında davalının borcunu kısmi olarak çek yani para ile ödediği, taraflar arasında yakıt ile ödeme hususunda bir teamül bulunmadığı, teamül yolu ile de taraflar arasındaki sözleşme şartlarının ve davalının para ödeme borcunun yerine kaim değer vermek ile değiştiğine dair bir tespit yapılamadığı anlaşılmaktadır.
Nitekim İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ...... Hukuk Dairesi..... E., ..... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:
"ayrıca davanın değeri itibariyle malların teslimi olgusunun tanık ile ispatının yasal olarak mümkün olmadığı anlaşılmakla davalı vekilinin bu yönlerdeki tüm istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir."
Nitekim İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ....... Hukuk Dairesi ..... E., .... K. Sayılı kararında da aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:
"Taraflar arasında istinafa gelen temel uyuşmazlık; dava ve icra takibi dayanağı olan faturaya konu ürünlerin davalıya teslim edilip edilmediği, teslim edilmiş olması halinde davacının davalıdan alacağının bulunup bulunmadığı, bulunması halinde miktarı hususlarındadır. Kural olarak salt faturanın düzenlenmiş olması, dayanağı kanıtlanamayan faturaların düzenleyenin defterlerinde kayıtlı olması ve faturaya itiraz edilmemiş olması tek başına akdi ilişkinin kanıtı olamaz. (Yargıtay HGK'nun 19/09/2018 Tarih, 2017/19-915 Esas ve 2018/1338 Karar Sayılı İlamı). Tek başına fatura düzenlenmesi alacağın ispatı için yeterli değildir. Fatura içeriği malın teslim edildiğinin/hizmetin verildiğinin, faturaya konu alacağın dayanağının ve iade faturası düzenlenmesi halinde iade faturası dayanağının düzenleyen tarafça ispat edilmesi gerekir. Davacının tek taraflı düzenlediği ve kendi defterine kaydettiği faturalar davasını ispatlaması için yeterli değildir. Fatura sözleşmenin ifası aşamasına ilikin olmakla fatura düzenlenmesine dayanak mal veya hizmet tesliminin faturayı düzenleyen tarafından, somut olayda davacı tarafından geçerli yazılı deliller ile ispat edilmesi gerekmektedir.
6100 Sayılı HMK'nın 200 maddesi uyarınca; Bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri ikibinbeşyüz Türk Lirasını geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir. Bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri ödeme veya borçtan kurtarma gibi bir nedenle ikibinbeşyüz Türk Lirasından aşağı düşse bile senetsiz ispat olunamaz. Bu madde uyarınca senetle ispatı gereken hususlarda birinci fıkradaki düzenleme hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati hâlinde tanık dinlenebilir. Somut uyuşmazlıkta davacı tarafından davalı ile aralarında faturaya konu ürünlerin satışına ilişkin satış sözleşmesi akdedildiğini ve ürünlerin davalıya teslimini dava değeri itibariyle yazılı ve kesin deliller ile ispat edebilir. Bu hususların davalı tarafından tanık dinlenilmesine muvafakati bulunmadığından tanık delili ile ispat edilmesi mümkün değildir."
Bu bağlamda davalının borcun yakıt teslimi ile ödendiğini yönelik iddiasını tanık ile ispatlayamayacağı anlaşılmakla tanık beyanlarına itibar edilmemiştir.
Kaldı ki dosya kapsamındaki tüm tanık beyanları değerlendirildiğinde; yukarıda da açıklandığı üzere davalının iddiası davalının taraflar arasındaki sözleşme kapsamındaki borcu olan para ödeme borcunun yerine kaim değerin davacıya teslimi sureti ile ödenmesi hususu sözleşme şartlarında ve borca yönelik değişiklik niteliğinde olup tarafların sözleşme şartları ve borcun değiştirilmesi hususu yönünde anlaştığına dair dinlenen hiçbir tanığın bu yönde bir beyanı bulunmamaktadır. Bu sebeple davalının temel olarak taraflar arasındaki sözleşme şartları ve davalının borcunun nevinin para borcundan kaim değer teslimine değiştirilmesine yönelik savunma ve iddiasını ispatlayamadığı anlaşılmaktadır.
Dolayısıyla yukarıda da belirtildiği üzere davalı tarafından ilk olarak ispatlanması gereken husus taraflar arasındaki hizmet sözleşmesine göre davalı tarafından davacıya ödenmesi gereken para borcunun nevinin değiştirilerek para yerine kaim değer verilmesi suretiyle davalının para ödeme borcunun sona ermesine dair tarafların sözleşme şartları ve borç nevinin değiştirilmesi ve davalının para ödeme borcunun bu şekilde sona ermesine yönelik sözleşmenin değiştirilmesi hususu olup, davalı bu hususu ispat edemeden davacıya yakıt verdiğini ispat etse dahi davalının taraflar arasındaki sözleşme şartlarına göre para ödeme borcu sona ermeyecektir. Zira taraflar arasındaki hizmet alım sözleşme ilişkisine göre davacı hizmet veren olup, davalı ise hizmet karşılığında faturada belirtilen para ödeme borcu altına girmiştir. Dolayısıyla davalının davacıya para borcunu ifası gerekirken başka bir kaim değer teslimi ile para ödeme borcunun sona erdirilmesi 6098 sayılı Kanun hükümlerine göre ancak tarafların anlaşması ve davacının kabulü ile söz konusu olabilecek olup, davalı tarafından taraflar arasındaki sözleşme şartlarının ve davalının para ödeme borcunun kaim değer ile değiştirildiğine yönelik sözleşme değişikliğini ve tarafların bu konuda anlaştığını ispatlamadan başka bir mal teslimi ile para ödeme borcunu kapatamayacağı açıktır. Zira sözleşme kapsamında üstlenilen borcun aynen ifası zorunlu olup, alacaklının kabulü ve tarafların anlaşması olmadan aynen ifa dışındaki başka bir yöntem ile borcun sona ermeyeceği açıktır.
Bu bağlamda davalı tarafından öncelikli olarak davalının taraflar arasındaki hizmet sözleşmesi kapsamında üstlendiği para ödeme borcunun ifa edilmediği sabit olup, davalı tarafından taraflar arasındaki hizmet sözlemesinde davalıya borç olarak yüklenilen para ödeme borcunun yerine davalı tarafından davacıya başka bir mal teslim edilerek davalının para ödeme borcunun sona erdirileceğine dair taraflar arasındaki anlaşma koşulları ve davalının borç nevinin değiştirilmesi hususunun ispat edilemediği anlaşılmakta olup, davalının borç nevinin değiştirilmesi hususunda tarafların anlaştığını ispatlayamadığı gözetildiğinde davalı tarafından davacıya yakıt teslimi ispatlanmış olarak kabul edilse dahi davalının para ödeme borcunun sona ermeyeceği açıktır. Davalı bu durumda davacıya vermiş olduğu yakıtı ispatladığı takdirde sebepsiz zenginleşme hükümlerine ayrıca başvurabilecek ve yakıtın iadesini isteyebilecek olup Mahkememizdeki dava para borcunun ödenmesine ilişkin olduğundan ve davalı tarafından davalının üstlendiği para borcunun yerine başka bir mal (akaryakıt) teslimi ile ödeneceği ve davalının para ödeme borcunun ifa edileceği bu koşulla taraflar arasındaki sözleşme hükümleri ve davalının borç nevinin değiştirilmesi hususunun öncelikli olarak davalı tarafından yazılı belge ile ispatlanamadığı anlaşılmakla davalının yakıt verilmek suretiyle taraflar arasındaki para borcunun sona erdirildiğine dair savunmasına itibar edilmemiştir.
Davalı tarafından son olarak davacıya yemin teklif edilmiş olup, davacı 23.09.2025 tarihli celsede davalı tarafından teklif edilen yemini eda etmiş olup, davalının bu suretle de iddiasını ispatlayamadığı anlaşılmakla davacının davasının kabulü ile 168.934,70 TL alacağın dava tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 2/2. Maddesine göre işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
H Ü K Ü M: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Davanın KABULÜNE,
Buna göre; 168.934,70 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Kanun'un 2/2. Maddesine göre işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
2-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 11.540,00-TL harçtan peşin alınan 2.885,00-TL harcın mahsubu ile noksan kalan 8.655,00- TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
3-Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 3.120,00-TL arabulucuk ücretinin davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
4-Davacı tarafça yatırılan 2.885,00-TL peşin harç ve 269,85-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 3.154,85- TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafça yapılan 9.885,50-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine,
8-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine,
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 23/09/2025
Katip......
Hakim ....