T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/315 Esas
KARAR NO : 2024/358
DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 28/03/2024
KARAR TARİHİ : 04/04/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 04/04/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin anlaşmalı kaza tespit tutanağına göre 29.06.2023 tarih ve saat 14:00 sularında davalı ... Tic. A.Ş. adına kayıt ve tescilli, yine davalı ....'in sevk ve idaresindeki ..... plakalı araç ile İstanbul yönünden Ankara yönüne seyir halinde olduğu esnada müvekkili sürücü .....'nin sevk ve idaresindeki .... plakalı araca çarpması neticesi hasarın gerçekleştiğinin tespit edildiğini, davalı sürücünün tutanakta yazılı beyanı ile de şerit ihlali yaparak müvekkilinin aracına çarptığını beyan ve kabul ettiğini, dolayısıyla kazanın oluşumunda müvekkilinin herhangi bir kusuru bulunmadığını, davalı sürücünün ve araç sahibi işbu kazanın oluşumunda asli ve tam kusurlu olduğunu, bu durumun anlaşmalı kaza tespit tutanağında da açık olduğunu, müvekkilinin kusuru bulunmadığı kaza neticesinde ekte sunulu ..... Sigorta Ekspertiz tarafından alınmış olan sigorta eksper raporunda hasar bedelinin 145,873.55 TL olduğu sonuç ve kanaatine varıldığını, müvekkilinin aracında meydana gelen hasar tazminatına yönelik dava hakkının saklı olduğunu, ülkedeki otomotiv sektörünün dinamikleri, sosyo ekonomik koşullar, otomotiv teknolojisi, piyasa algısı detaylı bir şekilde analiz edilerek Yargıtay içtihatları doğrultusunda; saptanacak olan değer kaybı miktarının, aracın (hasarsız ve onarılmış) rayiç değerleri arasındaki farkla mukayese edilerek tespit edilecek gerçek (reel) değer kaybına göre karar verilmesi gerektiğini, bu sebeple dosyanın bilirkişiye tevdi ile ayrıntılı inceleme yapıldıktan sonra müvekkilinin aracında meydana gelen gerçek değer kaybının hesaplanması gerektiğini, bilirkişi raporu taraflarına tebliğ edildikten sonra beyanlarını sunma hakkını saklı tuttuklarını, müvekkiline ait araç meydana gelen trafik kazasından sonra aracın 10 gün içerisinde onarılabildiğini, ayrıca aracın onarım süresi içerisinde sigorta ekspertizinin yapılması ve aracın onarım sürecinin tamamlanarak müvekkili tarafından aracın teslim alınması sürecinin 10 günü de aşmış olduğunu, araç bu süre içerisinde kullanılamadığından araç sahibinin aracından mahrum kalmış olduğunu, alanında uzman bir bilirkişinin düzenleyeceği rapor ile de alacak hakkının miktar yönünden tespitinin yapabileceğini, ayrıca müvekkilinin davalı araç sürücüsünün %100 kusuru ile sebebiyet verdiği kaza sebebi ile aracın onarımı sürecinde uzun süre araçsız kaldığını ve işe gidip gelirken bu aracı kullandığından aracın onarımı sırasında bir çok kez ticari taksi ile ulaşımını sağlamak zorunda kaldığını, müvekkilinin araçsız kaldığı, aracın serviste olduğu süreçte müvekkilinin ikame araç bedeli olarak doğan zarardan davalılar araç sürücüsü ve araç malikinin sorumluluğu bulunduğunu belirterek; fazlaya ilişkin dava ve talep hakları (bilirkişi raporu tebliği sonrası ıslah dilekçesi verme hakkı da dahil) saklı kalmak üzere DAVANIN KABULÜ ile şimdilik; 10,00 – TL değer kaybının kaza tarihi itibariyle işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, 10,00 – TL ikame araç bedelinin kaza tarihi itibariyle işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, vekalet ücreti ile işbu dosyada doğacak yargılama giderlerinin davalı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, trafik kazası nedeniyle meydana gelen hasardan dolayı araçta oluşan değer kaybı ve ikame araç bedeli istemine ilişkindir.
Dava tarihi itibarı ile yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK' nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın; bu Kanunda öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır.
6335 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı TTK'nın 5. maddesi uyarınca ticari davalar Asliye Ticaret Mahkemelerince görülerek karara bağlanır.
HMK 2/1. maddesine göre, "Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir."
HMK'nın 1.maddesine göre görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilir. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak söz konusu olmaz. Mahkeme duruşma yapmadan, yani taraflara tebligat yapıp onları dinlemeden dosya üzerinden de görevsizlik kararı verebilir.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, Davanın esasında haksız fiil olan trafik kazasına dayalı olarak açılmış tazminat davası olduğu, davacı tarafça, kazaya neden olan aracın maliki ve sürücüsüne karşı davanın açıldığı, davacı gerçek kişi olup, UYAP sisteminde yapılan incelemede vergi kaydının bulunmadığı, sigortalı çalışan olduğu ve aracının da hususi araç olduğu, Sigorta şirketinin taraf olmadığı eldeki davada yukarıda belirtilen madde hükümleri gereğince Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğu anlaşılmakla; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun "Görevin Belirlenmesi ve Niteliği" başlıklı 1. maddesinde, mahkemelerin görevinin ancak kanunla düzenleneceği ve göreve ilişkin kuralların kamu düzeninden olduğu belirlendiğinden bu hususun mahkemelerce yargılamanın her aşamasında kendiliğinden dikkate alınması gerektiği dikkate alınarak mahkememizin görevsizliğine, dava dilekçesinin HMK 114/1-c maddesine istinaden 115/1-2 gereğince görev yönünden usulden reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklana nedenlerle;
1-Davacının açtığı davada, mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla; açılan davanın, HMK'nun 115/2.maddasi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden REDDİNE, mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
2-6100 Sayılı HMK'nun 20. maddesi gereğince taraflardan birinin görevsizlik kararı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmelerinin gerektiğin, aksi taktirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARATINA,
3-HMK'nun 20 maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın görevli Nöbetçi Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi'ne tevzi edilmek üzere Bakırköy Hukuk Mahkemeleri Tevzi Müdürlüğü’ne GÖNDERİLMESİNE,
4-Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra dava yetkili ve görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK' nun 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARATINA,
5-Harç ve masrafların görevli mahkemede nazara ALINMASINA,
5235 sayılı Kanunun geçici 2'nci maddesine göre, Bölge Adliye Mahkemeleri'nin kurulmasına ve 20 Temmuz 2016 tarihinde göreve başlamalarına dair kararların 07/11/2015 tarih ve 29525 sayılı Resmî Gazete'de ilan edildiği anlaşılmakla;6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341 ilâ 360'ncı madde hükümleri uyarınca,mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf,başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile, mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye vereceği cevap dilekçesi ile iki hafta içerisinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde karar verildi. 04/04/2024
Katip ...
Hakim ....