T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/374 Esas
KARAR NO : 2024/953
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 19/04/2024
KARAR TARİHİ : 22/10/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 01/11/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı-borçlunun kusuruyla borcunu zamanında ödememesi nedeniyle borcuna faiz de eklendiğini, davalıya, davacı tarafından defalarca hem şifahi görüşerek hem de mesaj ve ...... yazışmaları ile borcunun olduğu ve vadesinin geldiği ve çoktan geçtiği bildirilmiş ve söz konusu borcu ödemesi istendiğini davalı tarafından borç kabul edilmiş ancak davacıya gerektiği gibi ödeme bir türlü yapılmadığını, sürekli oyalama taktiği izlendiğini, icra takibi de yapılmış ancak borcun ödenmesi yerine borçlu kötü niyetle itiraz ederek takibi durdurduğunu, arabulucu süreci de ne yazık ki sonuç vermediğini, süreç ve sonuç itibarı ile davalı tarafça söz konusu borcun ödenmemesi neticesinde, davacı tarafından Küçükçekmece İcra Müdürlüğü’nün ..... Esas sayılı dosya numarası ile ilamsız icra takibi başlatılmış ise de; davalı tarafından haksız ve kötüniyetli şekilde takibe itiraz edilmesi neticesinde takibi durdurduğunu, takibin devamı ve söz konusu itirazın iptali amacıyla işbu davayı açma zorunluluğunun hasıl olduğunu bu nedenlerle davanın kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalının cevap dilekçesi sunmayarak tüm vakıaları inkar ettiği anlaşılmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ:
Dava; itirazın iptali istemine dairdir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; taraflar arasındaki ticari ilişkiye dayalı olarak başlatılan icra takibine davalı borçlu tarafından yapılan itiraza ilişkin iptalinden kaynaklandığı mahkememizce tespit edilmiştir.
Mahkememizin 02/07/2024 tarihli duruşmasının (2) no'lu ara kararı uyarınca tarafların iddia ve savunmaları, sundukları deliller, dosya kapsamı belgeler, DAVALI tarafa ait ticari defter ve kayıtlar incelenmek sureti ile davacının icra takibi tarihi itibariyle asıl alacak ve faiz yönünden alacaklı olup olmadığı, alacağının varlığı konusunda bilirkişi incelemesi yapılmasına, davalının ikametgahının Eskişehir olması sebebiyle Eskişehir Nöbetçi Ticaret Mahkemesine talimat yazılmasına karar verilmiş olmakla Talimat Mahkemesinden alınan bilirkişi raporunda özetle; ''Davacı tarafından T.C Küçükçekmece İcra Dairesi ..... Esas dosyasında 23.11.2023 tarihinde 11.05.2022 Tarih ...... nolu Fatura Ve Cari Alacaktan kaynaklı 129.510,90 Asıl 121.092,69 TL 11.05.2022-23.11.2023 tarihleri arasında birikmiş aylık vade farkı faiz alacağı olmak üzere 250.603,59 TL Toplam Alacak için takip başlatıldığı; Açıklama ve tespitlere istinaden ise; davacının 129.510,90 TL Asıl, 120.876,84 TL işlemiş faiz olmak üzere Toplam 250.387,74 TL; 25.902,18 İcra İnkar tazminatı ilave edildiğinde ise 276.289,92 TL alacağının olacağı'' şeklinde tespit ve sonuçlarını mahkememize bildirmiştir.
Bilirkişi raporu taraf vekillerine tebliğ edilmiş, taraf vekilleri tarafından bilirkişi raporuna karşı beyanlarını içerir dilekçeler sunulmuştur.
Bilirkişi raporu dosya kapsamına uygun ve denetime elverişli bulunmuştur.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde:
Davacı taraflar arasındaki ticari alım satım ilişkisi çerçevesinde fatura alacağına istinaden davalı aleyhine icra takibi başlatmış olup, davalının itirazı üzerine itirazın iptali davası açmıştır.
Davalı tarafından icra dairesinin yetkisine itiraz edilmiş ise de taraflar arasındaki alacağın ticari alım satım ilişkisi çerçevesinde fatura alacağına istinaden başlatıldığı anlaşılmakta olup, 6098 sayılı Kanun'un 89. Maddesi gereğince para alacakları götürülecek alacaklardan olduğundan davacı alacaklının yerleşim yerinin de icra takibinde yetkili olduğu, davacının adresi gözetildiğinde Küçükçekmece icra dairelerinin takipte yetkili olduğu anlaşılmakla davalının icra dairesinin yetkisine yönelik itirazının yerinde olmadığı anlaşılmaktadır.
Mahkememizce davalının ticari defterlerinin incelenmesi için davalının adresinin bağlı olduğu yer Ticaret Mahkemesi'ne talimat yazılmış olup, talimat Mahkemesince verilen kesin süreye rağmen davalının ticari defterlerini inceleme için ibraz etmediği anlaşılmıştır.
Davacı ve davalının bağlı oldukları vergi dairelerinden taraflara ait BA BS formları celp edilmiş olup, davacı tarafından kesilen takibe dayanak faturanın davacı ve davalı tarafından bağlı bulundukları vergi dairelerine BA BS formları ile bildirildiği, taraflarca itiraz ve düzeltme hakkının kullanılmadığı dolayısıyla kesinleştikleri anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere fatura kesilmiş olması tek başına alacağı ispat etmemekte olup, alacaklı satıcının faturaya konu malları teslim ettiğini de ispat etmesi gerekmektedir. Buna karşılık alacaklı tarafından kesilen faturaların davalı tarafından vergi dairesine BA formu ile bildirilmesi halinde faturaya konu malların teslim edildiği dolayısıyla alacağın varlığı alacaklı satıcı lehine karine teşkil etmekte olup, bu durumda aksini ispat yükü alıcı-borçluya geçmektedir.
Nitekim İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ...... Hukuk Dairesi ...... E., ...... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:
"Dosya kapsamına göre davacı tarafça takip dayanağı yapılan faturanın davalı iş sahibi tarafından muhasebesel işlem olarak BA/BS formu ile kullandığı anlaşılmakla , Yargıtay'ca taraflarca düzenlenen BA/BS formları ve Vergi Dairesine yapılan bildirimlerin fatura konu malın teslim edildiğine, işin yapıldığına ilişkin karine oluşturduğu ,bu durumda bunun aksinin ispat edilmesi gerektiği kabul edildiğinden, davalının da bu yönde ispatı bulunmadığından mahkemece davacı tarafından işin yapılıp teslim edildiği kabul edilerek ödendiği usulen kanıtlanamayan bakiye iş bedeline hükmedilmesinde usul yasa ve dosya kapsamına aykırı bir durum olmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf talebinin reddine karar vermek gerekmiştir."
Yargıtay ..... Hukuk Dairesi ise ..... E., ..... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:
"İstinaf Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, takip dayanağının, toplamı KDV hariç 270.002,16 TL, KDV dahil 318.602,55 TL olan iki faturanın olduğu, davacının usulüne uygun tutulan ticari defterlerine kayıtlı oldukları, davalının ticari defterlerinde ise yer almadıkları, ancak davalıların oluşturduğu iş ortaklığı Vergi Dairesine verdiği 2018/4 dönemine ait BA formu ile davacı .....'dan iki belgeye dayalı olarak KDV hariç 270.002,00 TL'lik mal ve hizmet aldığı, faturaların adedi ve tutarlarının toplamının beyan edilen miktarla örtüştüğü, davalı tarafın resmi bir kuruma dava konusu malları teslim aldığına yönelik beyanı kendisini bağladığı, dava tarihinden sonra 2018/4 dönemi BA formuna yönelik düzeltme beyanı verilmesinin de sonuca etkisinin olmadığı, bu durumda faturaya konu malların teslim edilmiş olduğu ve davalı tarafından ödeme belgesininde sunulmadığı, ayrıca faturadan kaynaklanan alacağın likit ve bilinebilir mahiyette olması nedeniyle mahkemece icra inkar tazminatına hükmedilmesinde yasaya aykırı herhangi bir yön bulunmadığı gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir."
Yargıtay ...... Hukuk Dairesi de ...... E., ..... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:
"Mahkemece, dosya kapsamı, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporu gereğince, davacının davalıdan takibe konu faturalardan kaynaklanan toplam 118.004,63.-TL alacağının bulunduğu, söz konusu faturaların davalının ticari defter ve kayıtlarında işlendiği gibi vergi dairesine de bildirmiş olduğu BA-BS form örneklerinde de bildirildiği, faturaların davalının defterlerinde ve vergi bildiriminde kayıtlı olması nedeniyle davacı lehine malların davalıya teslimi hususunun karine olarak sabit olduğu, bu karinenin aksinin davalı tarafından ispat edilememesi karşısında davalının icra takibine borcun 2.701,03.-TL'lik kısmını kabul etmesi de dikkate alınarak davalının 115.303,60.-TL'lik kısma itirazının haksız olduğu, alacağın faturalara dayalı ve likit olması karşısında davacının ayrıca icra inkar tazminatına müstahak bulunduğu anlaşılmakla davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, 10/04/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi."
Davaya konu somut olay bu veriler çerçevesinde değerlendirildiğinde; davacı tarafından kesilen takibe dayanak faturanın taraflarca vergi dairesine BA BS formları ile bildirildiği, itiraza uğramayarak bu suretle kesinleştiği, dolayısıyla davacı alacaklı yararına malın teslim edildiği ve alacağın bulunduğuna dair karine oluştuğu, söz konusu durumun aksini ispat yükünün alıcı-borçluya geçtiği anlaşılmaktadır. Mahkememizce alınan bilirkişi raporu davalıya usulüne uygun olarak e-tebliğ ile edilmiş olup, davalı tarafından yasal süresi içerisinde bilirkişi raporuna da itiraz edilmemiş, aksini ispatlar herhangi bir delil sunulmamıştır.
Bu sebeple icra takibine konu 129.510,90-TL fatura asıl alacağı yönünden davalının itirazının iptaline karar vermek gerekmiştir.
Davacı tarafından takipten öncesine ilişkin işlemiş faiz talep edilmiş ise de; davacının takip öncesinde davalıyı 6102 sayılı Kanun'un 18. Maddesinin 3. Fıkrası ve 6098 sayılı Kanun'un 117. Maddesine göre temerrüde düşürdüğü ispat edilememiş olup, bu sebeple işlemiş faiz alacağı talep edemeyeceği anlaşılmakla davacının işlemiş faiz alacağına yönelik itirazın iptali talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.
Davalı tarafından işleyecek faiz oranına da itiraz edilmiş olup, davacının takip talebinde takibe dayanak fatura üzerindeki kayıt esas alınarak aylık %5 faiz oranı talep ettiği anlaşılmakta olup, takibe dayanak fatura üzerinde davalının faiz oranını kabulüne dair herhangi bir beyan ve imzasının bulunmadığı, davacı tarafından taraflar arasındaki akdi temerrüt faiz oranını aylık %5 oranında belirlendiğine dair de herhangi bir belge sunulamadığı bu suretle işleyecek faiz oranını aylık %5 olduğunun davacı tarafından ispat edilemediğin anlaşılmaktadır. Buna göre davacı en fazla 3095 sayılı Kanun'un 2/2. Maddesi gereğince belirlenen faizi talep edebilecek olup, davalının işleyecek faiz oranına itirazının 3095 sayılı Kanun'un 2/2. Maddesi gereğince belirlenen faiz oranı yönünden iptaline karar vermek gerekmiştir.
Davaya konu alacağın likit olduğu ve davalı tarafından BA formu ile vergi dairesine bildirildiği anlaşılmakla itirazın iptaline karar verilen asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 25.902,00-TL tazminatın da davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
H Ü K Ü M: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Davanın KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE:
Buna göre; Davaya konu icra takip dosyasında; 129.510,00-TL asıl alacak ve işleyecek faiz oranı yönünden 3095 sayılı Kanun'un 2/2. Maddesi uyarınca hesaplanacak avans faiz oranı yönünden davalının itirazının İPTALİNE, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,
2-İtirazın iptaline karar verilen asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 25.902,00-TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 8.846,83-TL harçtan peşin alınan 3.026,67-TL harcın mahsubu ile noksan kalan 5.820,16-TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
4-Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 3.600,00-TL arabulucuk ücretinin davanın kabul/ret oranı dikkate alınarak takdiren 1.860,45-TL'sinin davalıdan alınarak, kalan kısmın ise davacı üzerinde bırakılıp alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
5-Davacı tarafça yatırılan 3.026,67- TL peşin harç ve 427,60-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 3.454,27-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafça yapılan 5.006,00-TL yargılama giderinin davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan 2.587,06-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmının kendi üzerinde bırakılmasına,
7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine,
9-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine,
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.22/10/2024
Katip ......
¸e-imza
Hakim ....
¸e-imza