T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/398 Esas
KARAR NO : 2024/435
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 29/12/2022
KARAR TARİHİ : 02/05/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 02/05/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili davalılardan bir takım mallar almak için davalılar ile aralarında 01.07.2021 tarihli sözleşme gereği bir takım malların temini için sözleşme yapılmış ve sözleşme gereği müvekkilimce davalılara 103.000,00-USD (Yüz Üç Bin-Amerikan Doları) ödenmiştir. Mevcut sözleşme gereği davalılarca yükümlülükler yerine getirilmemiş ve müvekkiline hiç bir mal veya hizmet verilemediğini, sözleşme konusu bir kısım malların temini için yapılan sözleşmenin imzalanmasına müteakip yapılan tüm görüşmelere rağmen sözleşmeden kaynaklanan malların temin ve teslimi yapılmaması dolayısıyla Bakırköy .... Noterliği 26.11.2022 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarname ile sözleşmeden dönüldüğü ve bedelin iadesi istenmiştir. Lakin bu ihtarname ve telefon ile yapılan görüşmeden netice alınmaması üzerine davalılar aleyhine Bakırköy ... İcra Dairesi .... E sayılı icra takibi başlatılmış, söz konusu icra takibi; davalılar icra tabibine itiraz edilerek durdurulmuştur davalılar taraf, mevcut bu itiraz dilekçelerinde; "Müvekkilinin borcunun olmadığı" beyan etmiş, davalı zaman kazanmak maksatıyla kötü niyetli olarak itiraz etmiştir. davamızın kabulüne, davalıların itirazının iptali ile icra takibinin devamını, mevcut alacakların davalı taraftan tahsilini, davalılar aleyhine % 20'den az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin karşı tarafa yükletilmesi kararı verilmesini talep ve dava etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ:
Bakırköy .... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı takip dosyası dosyamız arasına alınmış, dosya bilirkişiye tevdi edilerek bilirkişi raporu alındığı görülmüştür.. Somut olayda taraflar arasında traşlama makinesi, atölye kirası , 600 adet kapı , vb gider kalemleri için toplam 103.000,000 USD tutarında sözleşme akdedildiği görülmüştür. Bu sözleşmeden kaynaklı alacağını talep etmesi üzerine İİK 67. madde kapsamında eldeki itirazın iptali davası açıldığı anlaşılmıştır.
Davacı vekili beyanında müvekkilinin gerçek kişi tacir olmadığını beyan etmiş ve mahkememce vergi dairesine ve ticaret sicil müdürlüğüne müzekkere yazılarak tacir araştırması yapılmış davacının gerçek kişi tacir olduğuna dair bir kayda rastlanmadığı anlşaşılmıştır.
Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grupta toplamak mümkündür.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
Bu durumda eldeki davanın Asliye Ticaret Mahkemesince görülüp karara bağlanabilmesi için uyuşmazlığın, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması ve bu bağlamda tarafların her ikisinin birden tacir olması zorunludur. (Yargıtay 3. H.D.sinin 04.12.2017 gün ve 2016/9128 E- 2017/17010 K. sayılı kararı)
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde: Talebe göre davacının yabancı uyruklu gerçek kişi olduğu tacir olmadığı dikkate alındığında davanın nispi ticari dava olmadığı anlaşılmıştır. davacının gerçek kişi tacir olmadığı gibi Ticaret Kanunu'nda sayılan veya diğer özel kanunlarda sayılan Davalı ile ilişki tarzının da aralarında bulunmadığı, bu itibarla davanın ticari bir dava niteliği arzetmediği anlaşılmıştır.
Bu nedenle uyuşmazlığın TTK da düzenlenen bir konudan kaynaklanmadığı gibi özel bir düzenleme ile uyuşmazlığın ticaret mahkemelerinin görev alanında bulunduğu belirtilmediği için ve yapılan anlaşmanın mahiyeti, hacmi ve bedeli de dikkate alındığında, davacının tüketici sayılamayacağı dikkate alınarak davanın Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiğinden yapılan açıklamalar gözetilerek mahkememizin görevli olmaması karşısında açılan davanın, HMK'nun 115/2.maddasi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usûlden reddine aşağıdaki şekilde karar verilmesi gerekmiştir.
H Ü K Ü M: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Davacının açtığı davada, mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla; açılan davanın, HMK'nun 115/2.maddasi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usûlden REDDİNE, mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
2-Görevli mahkemenin BAKIRKÖY ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ olduğuna,
3-HMK'nun 20 maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın görevli Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi'ne tevzi edilmek üzere Bakırköy Hukuk Mahkemeleri Tevzi Müdürlüğü’ne GÖNDERİLMESİNE,
4-Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra dava yetkili ve görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK'nun 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARATINA,
5-Harç ve masrafların görevli mahkemede nazara ALINMASINA,
6-İhtiyati haciz talebinin görevli mahkemece değerlendirilmesine,
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere tarafların yokluğunda dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda tensiben oybirliği ile karar verildi. 02/05/2024
Başkan ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Katip ...
¸e-imzalıdır