T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/415 Esas
KARAR NO : 2025/35
DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 05/05/2024
KARAR TARİHİ : 14/01/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 16/01/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili olduğu şirket ile borçlu arasında 22.04.2021 tarihli ..... Kullanım Sözleşmesi-Yıllık Taahhütlü adlı sözleşme imzalandığını bu sözleşme ile davalı firma, müvekkile ait ..... adlı elektronik ticaret ve pazarlama faaliyetlerinde kullanılan ve e-posta ve SMS gönderimi sağlayan bir uygulamayı yıllık olarak kullanmayı taahhüt etmiş, bu hizmeti satın aldığını müvekkilince sözleşmeye uygun şekilde tanzim ve tebliğ edilen faturalara itiraz edildiğini, davalının vaki itirazının haksız, mesnetsiz ve kötü niyetli olması sebebiyle davalının icra takibine karşı yapmış olduğu itirazının iptali ile icra takibinin devamına, alacak likit ve hesaplanabilir olduğundan %20’dan aşağı olamamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini isteme mecburiyeti doğduğunu, açıklan sebeplerle ve fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla; Davalı tarafından haksız ve kötü niyetle yapılan itirazların iptali ile takibin devamına, davalı aleyhine %20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, Yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı yana yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Gerek mahkeme mezkur dosyasında ve gerekse de Bakırköy ...... İcra Dairesi ..... E. sayılı dosyasında karşı tarafça husumet müvekkili olduğu şirkete yöneltilmişse de, taraflar arasında hukuki ve ticari ilişki bulunmayıp aşağıda açıklanacak olan nedenlerle davanın pasif husumet yokluğundan reddi gerektiğini, davacı tarafla davalı müvekkili şirket arasında akdedilmiş bulunan bir sözleşme ve ticari ilişki mevcut olmadığını. müvekkili olduğu şirket, davacı tarafça düzenlenen faturalara itiraz etmiş ve herhangi bir borcunun olmadığını belirtildiğini, bu doğrultuda davacı tarafın düzenlediği gerçeğe aykırı faturalar müvekkili olduğu şirket bakımından bağlayıcı olmadığını, hiçbir borcu kabul anlamına gelmemekle beraber, davacı taraf düzenlediği faturalar ve mezkur icra dosyasında belirlediği müddeabih kapsamında ortaya koyduğu iddialarını ispat edemediğini, alacak, müvekkil şirket bakımından likit olmayıp davacı tarafın icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerektiğini, öncelikle huzurdaki davanın pasif husumet yokluğundan reddine, mahkemece aksi kanaatte olunması halinde esasa ilişkin açıklamalarımız gözetilerek haksız ve mesnetsiz davanın reddine,Davacının haksız icra inkar tazminatı talebinin reddine, Davacı aleyhinde %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmolunmasına, Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin haksız davacı taraf üzerinde bırakılmasına, Karar verilmesini, talep etmiştir.
Bilirkişi tarafından mahkememize 21/11/2024 tarihinde sunulan raporda özetle : "1. Dava dışı merkez şirkete ait 2023 yıllarına ait ticari defterlerinin E-defter olarak tutulduğu ve ilgili tebliğe uygun olarak Ocak ve Aralık ayı beratlarının süresinde verildiği ve belirli kanuni şartları taşıdığı, 2023 yılı ticari defterlerinin sahibi lehine delil vasfına sahip olduğu kanaatine varılmış ise de Nihai Takdir Sayın Mahkemenize ait olduğu, 2. Davalı şirketin incelemeye katılmadığı ve yerinde inceleme talep etmediği, 3. Davacı şirket ile dava dışı ..... İnsan Kaynakları Eğitim ve Danışmanlık Ltd. şti. arasındaki 27.09.2021 tarihli sözleşme bulunduğu, davacı şirketin faturayı davalı şirkete hitaben düzenlediği, Dosyada mübrez sözleşmenin Davacı şirket tarafından Davalı ...... Ltd. şti. ye ilişkin olup/olmadığı yönünde hukuki değerlendirme Sayın Mahkemenize ait olduğu, Davacı şirketin unvanı .... Çözümleri Danışmanlık Tic. A.Ş ...... Şubesi olarak belirtilmiş ise de davacı şirketin ticari defterleri .... Danışmanlık Tic. A.Ş. olarak ibraz edilmiş olup, hukuki değerlendirmesinin Sayın Mahkemenize ait olduğu, 5. Söz konusu fatura içeriği hizmetin bilgisayarlar üzerinden verilen kullanım hizmeti olduğundan, hizmet verilip verilmediğinin tespiti uzmanlık alanımız dışında kaldığı, bu nedenle Sayın Mahkemenizce, davacı şirket tarafından, davalı şirkete hizmetin verilip verilmediği hususunda uzman bilirkişilerce tespit yaptırılıp yaptırılmaması takdirinin Sayın Mahkemenize ait olduğu, 6. Davacı şirket tarafından davalı şirkete 2023 Haziran — Temmuz — Ağustos ve Eylül aylarına ilişkin, sözleşme kapsamında ve fatura içeriği ile uyumlu internet kullanım hizmetinin verildiğinin tespit edilmesi halinde, Dava dışı merkez şirketin kendi ticari defter ve kayıtlarına göre Bakırköy ...... İcra Müdürlüğü'nün ..... E. sayılı dosyasından TAKİP 15.10.2023 tarihi itibarı ile davacı şirketin davalı şirketten 18.000,00 TL alacaklı olacağı hesap ve mütalaa edilmekte ise de Nihai Takdir ve Hukuki Değerlendirmesinin Sayın Mahkemenize ait olduğu, 7. Somut olay bakımından faizin, taraflar arasındaki ilişkinin ticari olması nedeni ile miktarı infaz aşamasında belirlenmek üzere, alacağa takip tarihi olan 15.10.2023 tarihinden itibaren değişen ve değişecek oranlarda TİCARİ AVANS faiz işletilmesinin uygun olduğu, 8. İcra/İnkar Tazminat talebinin Değerlendirmesinin Sayın Mahkemenizin Takdirleri içerisinde kaldığı," sonuç ve kanaatine varıldığını bildirmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ:
Dava; Bakırköy ...... İcra Müdürlüğü’nün ..... E. Sayılı ilamsız icra dosyasına vaki itirazın iptali, takibin devamı ve davalının alacağın %20’sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemesine karar verilmesi talebine ilişkindir.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde:
Davacı Mahkememiz nezdinde açmış olduğu dava ile taraflar arasında uygulama kullanımı için sözleşme imzalandığını, sözleşme kapsamında düzenlenen faturaların davalı tarafından ödenmediğini, başlatılan icra takibine de itiraz edildiğini belirterek itirazın iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı sunduğu cevap dilekçesinde; taraflar arasında imzalanmış bir sözleşme olmadığını, takibe dayanak faturalara konu sözleşmenin başka bir şirketle imzalandığını, davacı tarafından düzenlenen faturalara itiraz edildiğini, BA BS formları celp edildiğinde durumun ortaya çıkacağını, ayrıca sözleşmenin süresinin sona erdiğini ve faturalardaki bedelin sözleşmedeki bedel ile uyumsuz olduğunu, faturalara konu hizmetin yerine getirilmediğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı Mahkememize sunduğu beyan dilekçesinde; sözleşmenin davalının grup şirketi ile imzalandığını, sözleşmeden kaynaklı hizmetin davalı tarafından kullanıldığını, daha önceki dönemlere ilişkin faturaların davalı tarafından ödendiğini, sözleşmenin feshedilmediğini sözleşmede bulunan madde gereğince süresinin uzadığını, faturalardaki bedelin zam sonrası yeni dönem için oluşan bedel olduğunu beyan etmiştir.
Mahkememizce taraflara ait BA BS formları celp edilmiş olup, takibe konu faturaların taraflarca BA BS formu ile vergi dairesine bildirilmediği anlaşılmaktadır. Davacı tarafından düzenlenen takibe konu faturalara davalı tarafından itiraz edilerek reddedildiği sunulan kayıtlardan anlaşılmakta olup, davacı tarafından sunulan cari hesap kayıtlarından da davalı tarafından faturalara yasal süresi içerisinde itiraz edildiği anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere fatura kesilmiş olması tek başına alacağı ispat etmemekte olup, hizmet sözleşmelerinde alacaklının faturaya konu işi yaptığını da ispat etmesi gerekmektedir. Buna karşılık alacaklı tarafından kesilen faturaların davalı - alıcı borçlu tarafından vergi dairesine BA formu ile bildirilmesi halinde faturaya konu işin yapıldığı dolayısıyla faturanın içeriğinin ve işin yapıldığının kesinleştiği bu suretle alacaklı lehine karine teşkil etmekte olup, bu durumda aksini ispat yükü alıcı-borçluya geçmektedir.
Bu bağlamda somut olay incelendiğinde; davacı tarafından kesilen faturaların davalı tarafından 6102 sayılı Kanun'un 21/2. Maddesine göre süresinde itiraz edilerek iade edildiği, nitekim davacı tarafından sunulan ticari defter ve kayıtlara ilişkin cari hesap dökümünde bu durumun görüldüğü, faturaların itiraz ve iade edilmesi ve iadelerin davacının ticari kayıtlarına yansımış olması sebebiyle 6102 sayılı Kanun'un 21/2. Maddesi gereğince takibe konu faturaların içeriğinin kesinleştiğinden bahsedilemeyeceği anlaşılmaktadır.
Davaya konu icra takip dosyasındaki faturalar taraflarca BA BS formu ile vergi dairesine de bildirilmemiş olup, davacının bu yönden de faturalara konu hizmetin davalı tarafından kullanıldığını ispatlayamadığı anlaşılmaktadır.
Mahkememiz nezdinde açılan davanın niteliği ve dava değeri gereğince basit yargılama usulünde yargılamanın yürütüldüğü anlaşılmakta olup, 6100 sayılı Kanun'un basit yargılama usulünde delillerin ikamesi başlıklık 318. Maddesi şu şekildedir:
"MADDE 318- (1) Taraflar dilekçeleri ile birlikte, tüm delillerini açıkça ve hangi vakıanın delili olduğunu da belirterek bildirmek; ellerinde bulunan delillerini dilekçelerine eklemek ve başka yerlerden getirilecek belge ve dosyalar için de bunların bulunabilmesini sağlayan bilgilere dilekçelerinde yer vermek zorundadır.
"
İlgili hükümden görülebileceği üzere basit yargılama usulünde davacının tüm delillerini dava dilekçesi ile birlikte sunması gerekmekte olup, yargılama ve tahkikat dava dilekçesinde sunulan deliller kapsamında yürütülecektir.
Davaya konu somut olay bu kapsamda değerlendirildiğinde; davacı tarafından kesilen faturaların yasal süresi içerisinde davalı tarafından reddedilerek iade edildiği bu suretle fatura içeriklerinin kesinleşmediği, gelen vergi kayıtlarına göre faturaların taraflarca BA BS formu ile de bildirilmediği bu suretle de davacının faturalara konu işin yapıldığını ispat edemediği, davalı tarafından faturalara konu hizmetin alınmadığı savunmasında bulunulduğuna göre davacının öncelikle faturalara konu işi yaptığını ispat etmesi gerektiği, buna karşılık dava dilekçesinde ve bilirkişi raporunda bu husus belirtilmesine rağmen davacı tarafından faturalara konu hizmete dair dava dilekçesinde ve aşamalarda herhangi bir delil sunulmadığı, davalı tarafa yönelik uygulamaya ait log kayıtlarının davacı tarafından sunulmadığı, 6100 sayılı Kanun'un 318. Maddesi gereğince iddiaya yönelik tüm delillerin dava dilekçesi ile birlikte sunulması gerektiği gözetildiğinde sonradan delil sunulmasının da mümkün olamayacağı anlaşılmakla davacının davaya konu icra takip dosyasındaki alacağını ispat edemediği anlaşılmakla davacının davasının reddine karar vermek gerekmiştir.
Davalı tarafından tazminat talep edilmiş ise de davacının kötü niyetli olduğunun ispatlanamadığı anlaşılmakla davalının tazminat talebinin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın REDDİNE,
2-Davalının koşulları oluşmayan tazminat talebinin REDDİNE,
3-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 615,40-TL harçtan peşin alınan 427,60-TL harcın mahsubu ile noksan kalan 187,8 TL harcın davacıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
4-Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin; davacıdan tahsili ile hazineye irat KAYDINA,
5-Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
6-Davalı tarafça yapılan 870,00-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
7-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara İADESİNE,
8-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara TEBLİĞİNE,
Dair; miktar itibariyle kesin olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 14/01/2025
Katip ......
¸e-imza
Hakim .....
¸e-imza