T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/435 Esas
KARAR NO : 2025/42
DAVA : Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 20/12/2018
KARAR TARİHİ : 14/01/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 17/01/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde; 02.03.2018 tarihinde davacı firma tarafından, araç üreticisi ..... A.Ş. Bayisi olan ...... Otomotiv San. Ve Tic. A.Ş. İsimli firmadan ...... model bir adet araç alındığını, çok kısa bir süre sonra 31.05.2018 tarihinde fren hidroliği ve başkaca arızalar vermesi üzerine çekici vasıtasıyla çekilerek davalılara ait servise alındığını, uzun süre geçmesine rağmen aracın teslim edilmemesi üzerine her iki davalıya da Kadıköy ..... Noterliğinin 24.07.2018 tarihli ...... yevmiye numaralı evrakıyla "satış sözleşme konu aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesini" dair ihtarname gönderilmiş ancak davalılarca bugüne kadar bu ihtarnameye cevap verilmediğini, aracın yaklaşık iki ay süreyle davalılar uhdesinde kalıp 25.07.2018 tarihinde teslim edildiğini, 13.09.2018 tarihinde araç DSR arızası nedeniyle davalı servise götürülüp aynı gün geri verildiğini, 18.09.2018 tarihinde araç tekrar DSR arızası nedeniyle servise götürülüp 3 gün serviste kaldığını, 07.11.2018 tarihinde Pre-Safe arızası nedeniyle araç servise götürülmüş ve 13 gün sonra 20.11.2018 tarihinde davacıya teslim edildiğini, servis yetkililerince bi sıkıntı olmayacağı belirtilerek müvekkil geçiştirildiğini, aracın üretimden kaynaklandığı sabit olan bu hatalar nedeniyle bu hususta aydınlatma yükümlülüğü de davalılar tarafından yerine getirilmediğini, ilk götürüldüğünde aracın yaklaşık 2 ay serviste kalması nedeniyle davacı firma sahibi araçla yurtdışına çıkamamış ve 910 Euroya yurt dışında araç kiralamak zorunda kaldığı gibi 1304 TL ulaşım masrafı yaptığını, sonuç olarak satış sözleşmesine konu aracın ayıpsız bir misli ile değiştirilmesine, yargılama giderlerinin davalılara tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ..... şirketi vekili cevap dilekçesinde; Ayıp ihbarının süresi içerisinde yapılmadığını, dava konusu aracın trafiğe çıkış tarihi 22/03/2018 olup, aracın satın alınmasından yaklaşık 1 yıl sonra davanın açıldığını, davacı taraf, muayene yükümlülüğünü yerine getirip süresi içerisinde var olduğunu iddia ettiği ayıba ilişkin ihbarda bulunmadığını, ayıp iddiasını kabul etmemekle beraber davanın hak düşürücü süre yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini, dava konusu araçta üretimden kaynaklanan herhangi bir ayıp bulunmadığını, dava konusu aracın ilk olarak 31/05/2018 tarihinde ESP ikazı nedeniyle servise götürüldüğünü, yapılan kontrollerde fren hidrolik seviyesi düşük olduğundan ESP arıza ışığının yandığının tespit edildiğini, arızalı olan westinghouse ve fren ana merkez sistemi garanti kapsamında değiştirilerek üründeki sorun giderilmiş ve bu süreçte davacıyı mağdur etmemek üzere ikame araç hizmeti sunulduğunu, davacı 13/09/2018 ve 18/09/2018 tarihlerinde aracı DSR arızası iddiasıyla servise götürüldüğü, yapılan inceleme ve test sürüşlerinde herhangi bir arıza durumuna rastlanmadığını, son olarak davacı 07/11/2018 ve 20/12/2018 tarihlerinde aracı Pre-Safe arızası iddiasıyla servise götürüldüğü ve yapılan incelemelerde pre-safe sisteminde herhangi bir arıza olmadığı tespit edildiği, gerek Yargıtay’ın temyiz gerekse de Bölge Adliye Mahkemeleri’nin istinaf kararlarıyla tespit edildiği üzere, esasa müessir olmayan arızalar aracın misliyle değişimini gerektirmediği gibi, garanti kapsamındaki seçimlik hakkını ücretsiz onarım hakkı yoluyla tüketen davacı artık ayıpsız misliyle değişime yönelik diğer seçimlik hakkını da kullanamayacağını, tüm bu anlatımlar çerçevesinde, dava konusu araçta davacı tarafça iddia edildiği üzere üretimden kaynaklanan herhangi bir hata veya ayıp bulunmadığından davanın esastan reddine karar verilmesini yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ...... Oto şirketi vekili cevap dilekçesinde; davacının aracı 22.03.2018 tarihinde satın aldığını ve 01.08.2018 tarihinde aracın ayıplı olduğu iddiası ile ihtarname gönderdiğini, huzurdaki davanın muayene ve ihbar süresine riayet edilmemiş olması sebebiyle reddini talep zorunluluğu doğduğunu, somut olayda davacının iddiaları tamamen kullanıcı hatalarına yönelik olup, araçta imalattan kaynaklı bir ayıp bulunmadığını, dsr arızasına yönelik iddialar, davacının araçtaki özellikleri tam olarak kullanamamasından kaynaklı olduğunu, davacı tarafından bu özellik, araç 4x2 durumunda iken ya farkına varmadan aktif hale getirilmekte ya da başka bir tuşa basmak isterken dsr'ye ilişkin tuş aktif hale getirilerek kullanıldığını, nitekim buna ilişkin aracı kullanan kişi ile test sürüşüne çıkılmış ve dsr kullanımı hakkında tekrar bilgilendirme yapıldığını, kısaca kullanıcı hatasına dayalı hususlar ile araçta gizli ayıp olduğu izlenimi oluşturulmuş ve bunun aksi gerek tanık beyanları, gerekse de bilirkişi incelemesi ile ispatlanabilecek nitelikte olduğunu, davacının diğer iddiası ise pre-safe ikazına yönelik olduğunu, davaya konu araç bir arazi aracıdır ve hangi şartlarda, hangi durumda kullanımı sırasında iddia edilen durumun oluştuğu tarafımızca bilinememektedir. Araçta şu aşamada herhangi bir arıza bulunmamaktadır ancak mercedes standartları dışında araca arka çeki demiri ve bagaj kapağının takıldığı ve yine standart dışı olarak elektrik kablo tesisatının yapıldığı tespit edilmiştir. bu durum ise araçta kısa devre yapmaya ve sensörler ile fonksiyonlarında arıza veya hataya sebebiyet verebilecek nitelikte olduğunu, dava konusu somut uyuşmazlıkta kullanıcı hatası söz konusu olup, misli ile değiştirilmesini gerektirecek herhangi bir ayıp söz konusu değildir. aracın garanti süresi içinde yaptığı arıza derhal giderilmiştir. imalattan kaynaklı herhangi bir kusur, ayıp olmaması bir yana, garanti belgesi yönetmeliği'nin 9. maddesinde düzenlenen şartlar da işbu davada gerçekleşmemiştir. davacının misli ile değişim talep etmesi hukuken mümkün değildir. hak düşümü ve zamanaşımı süreleri göz önüne alınarak davanın reddine, davanın kabul edilmesi durumunda araçta meydana gelen değer kaybının iadesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Bilirkişi heyeti olarak ...... tarafından düzenlenen 16/03/2021 havale tarihli raporda; Dava konusu araç gizli ayıplı ve bu ayıbın giderilmesinde de servis tarafından verilen hizmetin ayıplı olduğu, dava konusu arızanın kullanıcı hatasından kaynaklanmadığı, imalat hatasından kaynaklandığı, dava konusu arızanın, araçtan faydalanmayı engeller nitelikte olduğu, dava konusu arızanın, kusursuz emsailerine nazaran sıfır kilometre satın alınan bir araçtan beklentileri olumsuz etkiler nitelikte olduğu, arızanın giderilebilir nitelikte olduğu ve gizli ayınlı olması nedeniyle de garanti süresine bakılmazsızın ücretsiz olarak giderilmesi gerektiği, aracın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesi veya araç satış bedelinin iadesinin mahkeme takdirinde olduğu, ayıp giderim bedelirin davalılar tarafından yapılacak onarım işlemine göre belli olacağı kanaatine varıldığı belirtilmiştir.
-Taraf vekilleri tarafından bilirkişi raporuna karşı itiraz dilekçelerinin sunulduğu, mahkememizce taraf itirazlarının irdelendiği şekilde 06/04/2021 tarihli havalesi doğrultusunda ek rapor aldırılmasına karar verilmiştir.
Bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 02/08/2021 havale tarihli ek raporda; kök raporda belirtilen hususların geçerli olduğu belirtilmiştir.
Bilirkişi heyeti tarafından mahkememize 06/09/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle: Davaya konu taşıt probleminin satın alma sırasında mevcut gizli ayıp vasfında bulunduğu, Giderilmesi mümkün olan sorunun geçen sürede uygun olarak tespit edilerek onarımın yapılamadığı, Taşıtın değişim veya bedelinin iadesi hususunun hukuki mütalaa gerektirdiği" sonuç ve kanaatine varıldığını bildirmişlerdir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ:
Mahkememizce daha önce verilen karar İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ...... Hukuk Dairesi'nin ..... Esas ve ..... Karar sayılı kararında şu gerekçeler ile kaldırılmıştır:
"Buna göre Mahkemece, dava konusu aracın aynı veya yeniden oluşturulacak bir bilirkişi heyetinden İTÜ laboratuvarında römorklu ve römorksuz şekilde test edilmek suretiyle Pre-Safe uyarı arızasının devam edip etmediği ve devam etmekte ise sebebinin ne olduğu, davacının ilave ettiği elektrik tesisatı ile ilgili olup olmadığı, imalattan kaynaklanıp kaynaklanmadığı, davacı tarafından ilave edilen tesisatın sökülmesi veya başka bir onarımla giderilip giderilemeyeceği, araçta meydana getirdiği değer kaybı ve davalıların tüm itirazları konusunda teknik, hüküm kurmaya elverişli ve denetime açık bir bilirkişi raporu alınması, alınan raporun tüm dosya kapsamı ile birlikte değerlendirilmesi ve tarafların edimleri arasındaki menfaat dengesi de gözetilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekmektedir."
Mahkememiz nezdindeki dava devam ederken davaya konu aracın satışı sebebiyle maliki değişmiş, yeni malik Seçkin Tamusta davacı olarak halefiyet ilkesi gereği davada taraf olarak bulunmuştur.
Dava, davacıya satışı yapılan aracın ayıplı olup olmadığı, ayıp mevcut ise niteliği, ayıbın kullanıcı hatası veya üretimden kaynaklanıp kaynaklanmadığı, buna bağlı olarak davacının misli ile değişim talep koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır.
TTK m.23'e göre tacirler arasındaki mal ve satış sözleşmelerinde Borçlar Kanunu hükümleri uygulanır.
TBK.m.223'te ayıp düzenlemesi yer almaktadır.
6102 sayılı TTK'nın 23/son maddesine göre: Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde inceleme veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanunun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır.
Gizli ayıp yönünden ise 6098 sayılı Kanun'un 223. Maddesinin 2. Fıkrası şu şekildedir:
"Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır."
İlgili hükümden görülebileceği üzere kullanım ile ortaya çıkacak gizli ayıplar yönünden ayıp ortaya çıktıktan sonra ihbar yükümlülüğü bulunmakta olup, davacı meydana gelen arızaları davalılara bildirmiş, araç onarım için davalılara ait serviste bulunmuştur. Bu sebeple davacının ihbar yükümlülüğünü yerine getirdiği sabit görülmüştür.
Taraflar arasındaki satış sözleşmesine konu aracın ayıplı olup olmadığı ve arızanın müdahaleler sonrasında giderilip giderilemediği hususunda İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ...... Hukuk Dairesi'nin ...... Esas ve ...... Karar sayılı kararı gereğince İTÜ laboratuvarlarında davaya konu araç üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Mahkememizce yaptırılan bilirkişi incelemesi ve yeni alınan raporda; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ...... Hukuk Dairesi'nin ..... Esas ve ...... Karar sayılı kararı gereğince davaya konu araç römork bağlı ve römork olmaksızın araç üzerinde gerekli testler yapılmış olup; Taşıt ve römork arka farlarının sorunsuz çalıştıkları ve sistemde arıza ikazı oluşturmadıkları tespit edilmiştir. Davalılar bozma öncesi ve sonrasında aşamalardaki beyan ve cevaplarında davacının sonradan çeki demiri taktırmasının ve buna bağlı olarak yapılan bağlantıların arızalara sebebiyet verdiğini iddia etmiş ise de bilirkişiler tarafından yapılan incelemeler neticesinde davaya konu aracın çeki demirinden ve buna bağlı yapılan elektronik bağlantılar sebebiyle herhangi bir arıza vermediği, arabanın bu yönde bir arıza kaydının veya uyarısının bulunmadığı tespit edilmekle davalıların bu yöndeki itirazlarına itibar edilmemiştir. Nitekim bozma öncesinde alınan bilirkişi raporlarında davaya konu araca ait servis kayıtları incelenmiş; davaya konu araca çeki demiri ve römork takılmadan önce de yetkili serviste arıza tespiti yapıldığı ve servis kaydının bulunduğu bilirkişilerce tespit edilmiştir. Dolayısıyla davaya konu araçtaki arızanın ve araçtaki uyarıların çeki demiri ve römorkun davacı tarafından taktırılmasından kaynaklanmadığı sabit görülmüştür. Nitekim davadan önce davaya konu araç davalılara ait yetkili servise onarım için götürülmüş, yetkili servis tarafından çeki demiri ve buna bağlı elektronik sistemlerden arızanın kaynaklandığına veya sistemlerin yanlış olarak bağlantılarının yapıldığına dair herhangi bir tespit ve onarımın da yapılmadığı anlaşılmakla davaya konu araçta meydana gelen arızaların davacı tarafından yaptırılan çeki demiri ve römork ile illiyet bağı içerisinde olmadığı Mahkememizce sabit görülmüştür. Nitekim bilirkişi incelemesinde de aracın römork ve römork bağlantısız olarak diyagnostik kayıtlarının ve kayıtlarda mevcut arızaların birbiri ile aynı olduğu da bilirkişi raporunda tespit edilmiş olup bu durum da illiyet bağının olmadığını ortaya koymaktadır.
Yine bilirkişi raporunda davaya konu aracın güvenlik sisteminden kaynaklı arızalarının bulunduğu ve güvenlik sistemlerinin arızası sebebiyle sürüşe müdahale edebildiği, davalılar tarafından onarımının yapılmadığı, inceleme tarihi itibariyle araçta aynı arıza ve uyarıların devam ettiği tespit edilmiştir. Söz konusu tespitlerin bozma ilamından önceki bilirkişi tespitleri ile aynı nitelikte olduğu anlaşılmış olup, bu hususlar doğrultusunda dava konusu araçta aracın güvenliğinin esas unsurlarından olan (kaza öncesinde kazayı önlemeye veya önlenemeyen kazalarda ise kazanın zararlı etkilerini azaltmaya yönelik bir dizi farklı alt sistemler bütünü olan) ..... özelliğinin sürekli hata verip, bu fonksiyonun sınırlanmasından kaynaklı imalat hatasının bulunduğu, ilgili hatanın gizli ayıp niteliğinde olduğu ve davacı tarafından yasal süresi içerisinde davalılara ihbar edildiği sabit kabul edilmiştir.
6098 sayılı Kanun'un alıcının seçimlik haklarını düzenleyen 227. Maddesi şu şekildedir:
"Satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hâllerde alıcı, aşağıdaki seçimlik haklardan birini kullanabilir:
1. Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme.
2. Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme.
3. Aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme.
4. İmkân varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme.
Alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklıdır.
Satıcı, alıcıya aynı malın ayıpsız bir benzerini hemen vererek ve uğradığı zararın tamamını gidererek seçimlik haklarını kullanmasını önleyebilir.
Alıcının, sözleşmeden dönme hakkını kullanması hâlinde, durum bunu haklı göstermiyorsa hâkim, satılanın onarılmasına veya satış bedelinin indirilmesine karar verebilir.
Satılanın değerindeki eksiklik satış bedeline çok yakın ise alıcı, ancak sözleşmeden dönme veya satılanın ayıpsız bir benzeriyle değiştirilmesini isteme haklarından birini kullanabilir."
İlgili hükümden görülebileceği üzere ayıbın mevcut olması ve süresi içerisinde yükümlülüklerin yerine getirilmiş olması halinde alıcı seçimlik hakkını kullanarak yukarıda belirtilen seçimlik haklarından birini seçerek talepte bulunabilecektir.
Davaya konu somut olayımızda da davacı tarafından satılanın ayıpsız benzeri ile değiştirilmesine yönelik seçimlik hakkın kullanıldığı, dava tarihi itibariyle aracın içinde bulunduğu durum, km ve kullanım koşulları ile davaya konu araçtaki ayıbın güvenlik sistemlerinden kaynaklanması sebebiyle önemi bir arada değerlendirildiğinde davacının ayıpsız benzer ile değişim talebinin kanun ve hakkaniyete uygun olduğu, ayıp nedeniyle seçimlik hakkı seçme yetkisinin davacı alıcı üzerinde olduğu, davaya konu somut olayda davacının seçimlik haklarını kullanmasını engelleyen diğer istisnalardan birinin de olmadığı anlaşılmakla davacının davasının kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Yukarıda açıklanan gerekçelerle davanın kabulü ile, yargılamaya konu 22/03/2018 trafiğe ilk çıkış tarihli 2018 Model Dizel ....... araç tipli aracın bütün masrafları davalı taraflara ait olmak üzere aracın ayıpsız bir misliyle (teslim olunan malın mülkiyetinin davalılara bırakılmasına) ile değiştirilmesine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacının davasının KABULÜ İLE;
-Yargılamaya konu 22/03/2018 trafiğe ilk çıkış tarihli 2018 Model Dizel ...... X250 d 4MATİC AT araç tipli aracın bütün masrafları davalı taraflara ait olmak üzere aracın ayıpsız bir misliyle değiştirilmesine, davaya konu ayıplı malın mülkiyetinin davalılara bırakılmasına,
2-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 13.756,50-TL harçtan peşin alınan 3.439,13-TL harcın mahsubu ile noksan kalan 10.317,37 -TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafça yatırılan 3.439,13-TL peşin harç ve 35,90-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 3.475,03-TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafça yapılan 17.568-TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya VERİLMESİNE,
5-Davalı tarafça yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 32.221,36-TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya VERİLMESİNE
7-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının (Bilirkişi olarak görevlendirilen ......'nın ücreti olan 5.000,00 TL ödendikten sonra) HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine,
8-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine,
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 14/01/2025
Katip .....
¸e-imza
Hakim .....
¸e-imza