T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/48 Esas
KARAR NO : 2024/954
DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ : 15/01/2024
KARAR TARİHİ : 22/10/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 01/11/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket nezdinde sigortalı olan davalı şirket adına kayıtlı ........ plakalı aracın, 01/06/2021 tarihinde sürücü .......'nin sevk ve idaresinde iken ..... plakalı araca çarpması neticesinde maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, kaza tarihinde tanzim edilen kaza tespit tutanağına göre ........ plakalı araç sürücüsünün %100 kusurlu bulunduğunu, sigorta kapsamında zarar gören araç için değer kaybı ve hasar tazminatı olarak toplamda 14.912,57-TL tazminat ödendiğini, kaza tespit tutanağından ve alkol raporundan görüleceği üzere dava dışı sürücü .......'nin 2.19 promil alkolle kazaya sebebiyet verdiğinin anlaşıldığını, davalıya ait ........ plakalı araçla birlikte adına kayıtlı başkaca alacağımızı karşılar nitelikteki menkullerin/gayrimenkullerin üçüncü kişilere devrinin önlenmesi amacıyla kayıtlarına ihtiyat-i haciz konulmasını, dava sonucunda haklılıklarına karar verildiği takdirde, alacaklarının teminat alınmamış olması, davacı müvekkili şirket yönünden telafisi mümkün olmayan zararlar doğuracağını, davacı müvekkili sigorta şirketinin 5684 Sayılı Kanunun 17. maddesi gereğince Hazine Müsteşarlığı nezdinde teminatlar tesis etmiş olduğu ve sigorta şirket borçları ayrıca kamu teminatı altında bulunduğunda nazara alındığında tedbir taleplerinin teminatsız olarak kabulüne karar verilmesini, davalıya ait ........ plakalı araçla birlikte adlarına kayıtlı alacağımızı karşılar nitelikteki menkullerin/gayrimenkullerin üçüncü kişilere devrinin önlenmesi amacıyla kayıtlarına UYAP sistemi üzerinden ihtiyat-i haciz konulmasını, ...... plakalı araçtaki hasar sebebi ile müvekkil sigorta şirketi tarafından ödenen tazminattan doğan rücuen tazminat alacağının sağlanması amacıyla davalı/borçlu aleyhine Küçükçekmece İcra Dairesi'nin ...... esas sayılı dosyası üzerinden takip başlatıldığını, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu, bu sebeplerle, itirazın iptali ile takibin devamına, davalının asıl alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının aracının geçmiş hasar kaydı olup olmadığının tespiti gerektiği, davacının işbu kaza sonucu aracındaki değer kaybını talep edebilmesinin şartlarından biri de araç değer kaybı talebine konu hasar gören parçaların daha önceden hasar görmemiş olması olduğunu, bu nedenle davacının daha önce karıştığı bir kaza var ise tespit edilmesini talep ettiklerini, dava konusu kaza sonunda hasar gören parçalarda daha önceden de hasar bulunuyor ise davacının tazminat talebinin hukuka uygun olmadığı sabitlik kazanacağını, ilaveten eski hasar kayıtlarının bulunması ve birden fazla kazaya karışması nedeniyle araç rayiç değerinde ciddi bir değişiklik meydana geldiğini, dosyanın bilirkişiye tevdii ile davacının aracına ait tramer kayıtlarının incelenip önceki tarihlerde hasar görüp görmediğinin tespitinin yapılmasını ve değer kaybı hesabının bu husus dikkate alınarak yapılmasını,. Aksi takdirde olası bir tazminata hükmedilmesi sebepsiz zenginleşmeye sebebiyet vereceğini, takibe konu alacak likid alacak olmadığından müvekkil aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesi hukuka uygun bir nitelik arz etmediğini, bilindiği üzere yerel mahkemece icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için itirazda bulunan borçlunun haksız olması ve takip konusu alacağın likid yani borçlu tarafından tüm unsurlarıyla bilinebilir olması nitelikte olması gerektiğini, ancak dava konusu olan ödemeye ilişkin olarak davacının müvekkilden rücu talep etme hakkı bulunmaması sebebi ile borcun tüm unsurlarıyla bilinebilir olması da mümkün olmayacğını, davanın öncelikle usulden reddini, aksi halde kusur tespiti yapılmasına, dosyanın bilirkişiye tevdii ile aracın önceki hasar kayıtları göz önüne alınarak bir rapor alınmasına, esas yönünden haksız ve kötüniyetli açılan davanın tümden reddine, İcra İflas Kanunu 67 /2 maddesi kapsamında %20 den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiş ve savunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ:
Dava, itirazın iptali talebine ilişkindir.
Mahkememizce taraflara usulüne uygun davetiye tebliğleri yapılarak taraf teşkili sağlanmış ve davanın esasına başlanmıştır.
Taraf vekilleri karşılıklı olarak delillerini bildirmişler, bildirdikleri deliller toplanılmıştır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın;Davacı ile davalı arasındaki ZMMS poliçesi kapsamında poliçeye aykırılıktan kaynaklı olarak davacı tarafından dava dışı zarar görene ödenen miktarın poliçe şartlarına aykırılık iddiasından kaynaklı rücusu amacıyla başlatılan icra takibine davalı borçlu tarafından yapılan itirazın iptali mahiyetinde olduğu görüldü.
Mahkememizin 16/04/2024 tarihli celsesinin (3) no'lu ara kararı uyarınca tarafların iddia ve savunmaları, sundukları deliller, dosya kapsamı belgeler incelenmek sureti ile dosya kapsamında meydana gelen trafik kazası sebebiyle tarafların kusur oranlarının tespiti, ödeme yapılan araç yönünden değer kaybı ve hasar tazminatı miktarlarının denetimi, belirlenmesi ve var ise davacının rücuya konu alacak miktarının ve mevcut ise faiz tutarının belirlenmesi konusunda bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş olmakla bilirkişi raporunda özetle; ''Sürücü ....... sevk ve idaresindeki ........ plakalı aracının % 50 kusurlu olduğuna, sürücü ....... sevk ve idaresindeki ...... (2 numaralı araç) plakalı aracın % 50 kusurlu olduğuna, dosyada sunulan ekspertizin incelenmesinde ..... plakalı aracın onarımı neticesinde 10.544,59 TL + KDV yedek parça ve 2.735,00 TL + KDV işçilik bedeli toplam hasarın 13.279,59 TL + KDV (2.390,33 TL) = 15.669,92 TL toplam hasar olduğuna, Kusur oranına göre hasarın KDV dahil 7.849,96 TL olacağına, Kaza tarihi itibari ile oluşan değer kaybı bedelinin 7.356,99 TL olduğuna, Kusur oranına göre değer kaybı bedelinin 3.678,50 TL olacağına,
'' şeklinde tespit ve sonuçlarını mahkememize bildirmiştir.
Bilirkişi raporu taraf vekillerine tebliğ edilmiş, taraf vekilleri tarafından bilirkişi raporuna karşı beyan ve itirazlarını içerir dilekçeler sunulmuştur.
Mahkememizce kaza tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Zorunlu Trafik Sigortası Genel Şartmane hükümleri dikkate alınarak tarafların itirazları kapsamında bilirkişi heyetinden ek rapor aldırılmasına karar verilmiş olup bilirkişi ek raporunda özetle; ''Sürücü ....... sevk ve idaresindeki ........ plakalı aracının % 50 kusurlu olduğuna, sürücü ...... sevk ve idaresindeki ......(2 numaralı araç) plakalı aracın % 50 kusurlu olduğuna, dosyada sunulan ekspertizin incelenmesinde ...... plakalı aracın onarımı neticesinde 10.544,59 TL + KDV yedek parça ve 2.735,00 TL + KDV işçilik bedeli toplam hasarın 13.279,59 TL + KDV (2.390,33 TL) = 15.669,92 TL toplam hasar olduğuna, kusur oranına göre hasarın KDV dahil 7.849,96 TL olacağına, kaza tarihi itibari ile oluşan değer kaybı bedelinin 7.356,99 TL olduğuna, kusur oranına göre değer kaybı bedelinin 3.678,50 TL olacağına, kazada karşılıklı olarak kusur mevcut bulunduğundan, alkol yönünden salt münhasır etkiden bahsedilemeyeceği, davacı sigorta şirketinin davalı sigortalısına alkollü araç kullanmaya dayalı olarak rücu edemeyeceği'' şeklinde ek tespit ve sonuçlarını mahkememize bildirmiştir.
Bilirkişi ek raporu dosya kapsamına uygun ve denetime elverişli bulunmuştur.
Mahkememizce yapılan yargılama, iddia, savunma, sunulan ve toplanan deliller, bilirkişi raporları kapsamında:
Dava; davacı sigorta şirketi tarafından kendi sigortalısına karşı meydana gelen trafik kazası sebebiyle ödenen tazminata ilişkin rücu alacağına istinaden başlatılan icra takibine itirazın iptali talebi hakkındadır.
Davacı dava dilekçesinde; davalının davacı şirket nezdinde Zorunlu Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesi ile sigortalı olarak bulunduğunu, 01.06.2021 tarihinde meydana gelen trafik kazasında davalının maliki olduğu aracın sürücüsünün kazada %100 kusurlu olduğunu ve kaza anında alkollü olduğunu bu sebeple ödenen tazminat nedeniyle davalıya rücu hakkının bulunduğunu belirterek davanın kabulünü talep etmiştir.
Davalı ise cevap dilekçesinde ilk olarak görev itirazında bulunmuş olup, ayrıca araç kiralama işi ile iştigal ettiğini, sürücünün kendi çalışanı olmadığını husumet bulunmadığını belirtmiştir. Ayrıca kusurunun bulunmadığı ve rücu şartlarının gerçekleşmediğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı tarafından görev itirazında bulunulmuş ise de sigorta sözleşmesinden kaynaklı olarak rücuen tazminat davalarında sigorta şirketi taraf olduğunda görevli Mahkemenin Ticaret Mahkemesi olduğu anlaşılmakla davalının görev yönünden itirazına itibar edilmemiştir.
Davalı tarafından husumet itirazında bulunulmuş ise de davalının araç maliki ve sigortalı olduğu anlaşılmakla davalının husumet itirazına da itibar edilmemiş, davanın esasına girilmiştir.
Mahkememizce ilgili kazaya ilişkin hasar dosyaları ve kaza tespit tutanağı delil olarak celp edilmiş olup dosya kusur açısından trafik konusunda uzman bilirkişiye tevdii edilmiştir. Mahkememizce alınan bilirkişi kök ve ek raporunda meydana gelen kazada davalıya ait araç ve dava dışı üçüncü kişiye ait aracın kusur oranları ayrı ayrı %50 olarak belirlenmiştir. Davacı tarafça ilgili kusur belirlemesine itiraz edilmiş olup, Mahkememizce kusur oranları yönünden bilirkişi raporu değerlendirilmiştir. Davaya delil olarak sunulan kaza tespit tutanağı incelendiğinde; davalıya ait araç ile dava dışı üçüncü kişiye ait aracın kontrolsüz kavşakta kaza yaptıkları, kolluk tarafından çizilen kaza tespit tutanağı incelendiğinde kazanın meydana geldiği yol ayırımlarında ana yol tali yol ayırımının dolayısıyla geçiş üstünlüğüne dair herhangi bir farklı belirlemenin bulunmadığı anlaşılmaktadır. Karayolları Trafik Kanunu'nun kavşaklarda geçiş hakkına ilişkin 57. Maddesinde Kavşak kollarının trafik yoğunluğu bakımından farklı oldukları işaretlerle belirlenmemiş ise; Motorlu araçlardan soldaki sağdan gelen araca yol vermeli olarak düzenleme yapılmıştır.
İlgili kural doğrultusunda davaya konu kazaya ilişkin kaza tespit tutanağı incelendiğinde; davalıya ait aracın kavşakta diğer araca göre sağda bulunduğu bu sebeple geçiş hakkının davalıya ait araçta bulunduğu anlaşılmaktadır. İlgili kaza tespit tutanağındaki davalının %100 kusurlu olduğuna dair görüşe bu sebeple iştirak edilmemiş, Mahkememizce gerekçeli hüküm kurmaya elverişli, usul ve yasaya uygun bulunan, davaya konu somut olay ve kaza tespit tutanağına uygun görülen bilirkişi kök ve ek raporu hükme esas alınmıştır. Buna göre davalıya ait aracın meydana gelen trafik kazasında %100 oranında kusurlu olmadığı, kavşakta geçiş hakkının davalıya ait araçta olduğu bu sebeple dava dışı araç sürücüsünün de meydana gelen kazada kusurlu olduğu anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere yerleşik Yargıtay içtihatları uyarınca meydana gelen trafik kazasında araç sürücüsünün alkollü olması tek başına meydana gelen rizikoyu teminat kapsamı dışında bırakmamaktadır. Meydana gelen rizikonun teminat kapsamı dışında kaldığını ispat yükü ise 6102 sayılı
Kanun'un 1409. Maddesinin 2. Fıkrası kapsamında sigortacıya aittir. Nitekim Yargıtay ...... Hukuk Dairesi ..... E., ..... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:
"O halde, hasarın teminat dışı kalabilmesi için kazanın meydana geliş şekli itibariyle sürücünün salt (münhasıran) alkolün etkisi altında kaza yapmış olması gerekmektedir. Diğer bir anlatımla, sürücünün alkollü olması tek başına hasarın teminat dışı kalmasını gerektirmez. Üstelik, böyle bir durumda hasarın teminat dışı kaldığının ispat yükü 6762 sayılı TTK'nın 1281 inci maddesi (6102 sayılı TTK'nın 1409 inci maddesi) hükmü gereğince sigortacıya düşmektedir.
Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarında; sürücünün aldığı alkolün oranının doğrudan doğruya sonuca etkisi bulunmadığından, mahkemece nöroloji uzmanı, hukukçu ve trafik konusunda uzman bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulu aracılığıyla olayın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin, alkol dışında başka unsurların da olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının saptanması, sonuçta olayın tek başına alkolün etkisiyle meydana geldiğinin belirlenmesi durumunda, oluşan hasar poliçe teminatı dışında kalacağından davanın kabulüne, aksi halinde reddine karar verilmesi gerekeceği ilkesi benimsenmektedir. (YHGK 23.10.2002 gün ve 2002/11-768-840; YHGK 7.4.2004 gün ve 2004/11-257-212; YHGK 2.3.2005 gün ve 2005/11-81-18; YHGK 14.12.2005 gün 2005/11-624-713 sayılı ilamları)"
Bu bağlamda davaya konu somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafından rücu talebine konu edilen trafik kazasında tek kusurlunun davalının maliki olduğu araç sürücüsü olmadığı, kazaya karışan her iki aracın da meydana gelen trafik kazasında kusurunun bulunduğu bu sebeple meydana gelen kazanın münhasıran alkol etkisinde gerçekleştiğinden söz edilemeyeceği, dolayısıyla davacı sigortacı şirketin meydana gelen rizikonunu teminat kapsamı dışında olduğunu ve davalıya rücu hakkının doğduğunu ispatlayamadığı anlaşılmaktadır.
Yukarıda detaylıca açıklanan gerekçeler kapsamında davacının davasının reddine karar vermek gerekmiştir.
Davalı tarafından tazminat talep edilmiş ise de davacının kötü niyeti ispatlanamadığından davalının koşulları oluşmayan tazminat talebinin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
H Ü K Ü M: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-DAVANIN REDDİNE,
2-Davalının koşulları oluşmayan tazminat talebinin REDDİNE,
3-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 427,60-TL harçtan peşin alındığından bakiye harç tayinine yer olmadığına,
4-Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 1.320,00-TL arabulucuk ücretinin davacı alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
5-Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
6-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 14.912,57-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
7-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine,
8-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine,
Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı davalı vekilinin yokluğunda miktar itibari ile KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 22/10/2024
Katip .....
¸e-imza
Hakim ....
¸e-imza