T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/557 Esas
KARAR NO : 2025/295
DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 11/06/2024
KARAR TARİHİ : 11/03/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 13/03/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacının davalıdan olan alacağı nedeniyle Küçükçekmece İcra Müdürlüğünün .... esas sayılı dosyasıyla yapılan icra takibinin davalının itirazı üzerine durduğunu, davacının davalıya cari ekstrede yazılı e-faturalarda belirtilen nakliye hizmeti sağladığını, e-faturaların davalının ticari defterlerine işlendiğini, davacının davalıdan kalan 67.022,07 TL alacağını 01/04/2024 tarihinde gönderdiği aym tarihli ekstre ile talep ettiğini fakat davalının son nakliye işlemine konu fatura tarihi olan 01/07/2023 tarihinden yaklaşık 6 ay sonra kendince uydurma bir gerekçeyle borcunu ödemeyeceğini beyan ettiğini, ödenmeyen borca ilişkin, cari hesap alacağı üzerinden taraflarınca T.C. Küçükçekmece İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyası ile davalı borçlu aleyhinde icra takibi başlatıldığını, itiraz üzerine takibin durduğunu, itirazın iptali ile Küçükçekmece İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası üzerinden takibin devamına, alacağın 9620'sinden aşağı olmamak üzere inkâr tazminatına ve kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleriyle vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasını talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı tarafın öncelikle iş bu haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın yetkisizlik nedeniyle reddine karar verilmesine, aksi kanaatte ise davalı hakkında ikame edilmiş olan haksız ve mesnetsiz davanın esastan reddine, davacının davalı aleyhine ağır kusurlu, haksız ve kötü niyetli olarak iş bu davayı açtığı ortada olduğundan takip konusu alacağın 9020'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ:
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın;Taraflar arasındaki ticari ilişkiye dayalı olarak başlatılan icra takibine davalı borçlu tarafından yapılan itirazın iptali mahiyetinde olduğu tespit edilmiştir.
Mahkememizce Yapılan İşlemler ve Toplanan Deliller:
1-Mahkememizce tensip zaptı hazırlanmış ve taraflara duruşma gününü bildirir meşruhatlı davetiye usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir.
2-Mahkememizce:
a-İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğü,
b-Küçükçekmece İcra Dairesi,
c-Kastamonu Ticaret Sicili Müdürlüğü,
d-Kastamonu Vergi Dairesine,
e- Avcılar Vergi Dairesine müzekkereler yazılmıştır.
3- Mahkememizce davalının ticari defter ve kayıtlarının KASTAMONU'da olması nedeni ile Talimat yazılmasına karar verilmiş Kastamonu ... Asliye Hukuk Mahkemesine talimat yazılmıştır.
4-Mahkememizce dosyanın mahkememizce res'en seçilecek smm konusunda uzman bilirkişilere tevdi edilerek davacıya ait ticari defter ve kayıtların incelenmesi hususunda rapor hazırlanılması istenilmiş bilirkişi raporunda özetle; ''Davacı tarafın ticari defter ve kayıtlarında takip tarihi itibariyle davalı taraftan 67.022,07 TL alacaklı olduğu, Davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarında takip tarihi itibariyle davacı tarafa borcunun veya alacağının olmadığı, Takip tarihi itibariyle taraflar arasında 67.022,07 TL cari hesap farkının olduğu, iş bu farkın kaynağının davalı tarafın ticari defterlerinin incelendiği 18.01.2025 tarihli talimat bilirkişi raporunda tespit edildiği, taraflar arasındaki anlaşmazlık tutarının 67.022,09 TL olduğunun, davalının defter kayıtları 2022 kapanış 2023 açılış ve kapanış bakiyelerinin davacının ilgili dava dosyasına sunduğu hesap ekstreleri ile uyuştuğunu fakat 2024 yılında davalının 05.01.2024 tarihinde, 194 numaralı yevmiye fişi ile ... numaralı ... TİCARET LİMİTED hesabında bulunan 67.022,09 TL cari bakiye tutarının şirket ortakları hesabı olan ... hesabı ile kapatarak sıfırlandığını fakat bununla ilgili bir ödeme belgesine dayanılarak yani belge numarası veya belge çeşidi (türü) belirtilerek ilgili defter yevmiye kaydının işlenmediğinin beyan edildiği, buna göre davalı tarafın 05.01.2024 tarihinde kendi ticari defterlerine tek taraflı olarak yaptığı 67.022,09 TL tutarlı kayıt işleminin gerekçesini belgesi ile ispat etmesi gerektiği, Netice itibariyle, takip tarihi itibariyle davacı tarafın davalı taraftan 67.022,00 TL asıl alacağını talep edebileceği, davacı tarafın takip tarihinden önce yıllık TTK. 1530. Temerrüt faizi oranlarıyla 01.08.2023-30.01.2024 tarih aralığı baz alarak 5.945,22 TL işlemiş faiz talep ettiği, nihai takdir sayın mahkemenize bırakılarak talep edilen kriterler doğrultusunda işlemiş faizin 5.938,43 TL olarak hesaplandığı, davacı tarafın takip tarihinden itibaren yıllık TTK. 1530. Temerrüt faizi oranlarıyla faiz talep edebileceği'' şeklinde tespit ve sonuçlarını mahkememize bildirmiştir.
5-Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiştir.
Delillerin Değerlendirilmesi ve Kararın Hukuki Gerekçeleri:
Davacı Mahkememiz nezdinde açmış olduğu dava ile; taraflar arasında ticari ilişkinin bulunduğunu, davalının borcunu ödemediğini, başlatılan icra takibine de itiraz ettiğini bu sebeple itirazın iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ise sunduğu cevap dilekçesinde; taraflar arasında akdi ilişkinin bulunmadığını, akdi ilişkiyi inkar ettiklerini, takibin ve davanın yetkisiz icra dairesi ve mahkemede açıldığını, taraflar arasında cari hesap sözleşmesinin bulunmadığını, faturanın tek başına alacağı ispatlamayacağını, davacının öncelikle yaptığı işi ispat etmesi gerektiğini, davacıya herhangi bir borcunun olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep ettiği anlaşılmaktadır.
Mahkememizce tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş olup, davacının ve davalının ticari defter ve kayıtlarının usul ve yasaya uygun tutuldukları yasal süresi içerisinde açılış ve kapanış tasdiklerinin yapıldığı, delil vasfının bulunduğu tespit edilmiştir.
Davacı tarafından kesilen faturaların tamamının tarafların ticari defterine işlendikleri, davacı tarafından kesilen faturaların e-fatura olduğu sistem gereği kendiliğinden davalıya tebliğ edildiği anlaşılmakta olup, davacı tarafından kesilen faturaların davalı tarafından ticari defterine işlendiği ve 6102 sayılı Kanun'un 21/2. Maddesine göre yasal süresi içerisinde davalı tarafından itiraz ve iade edilmeyerek içeriğinin davacı lehine kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Zira 6102 sayılı Kanun'un 21. Maddesinin 2. Fıkrası şu şekildedir:
"Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır."
Bu kapsamda davacı tarafından davalıya kesilen faturalara davalı tarafından 6102 sayılı Kanun'un 21. Maddesinin 2. Fıkrası gereğince yasal süresi içerisinde itiraz edilmediği gibi faturaların davalının ticari defterine işlendiği, bu suretle faturaların içeriğinin davacı lehine kesinleştiği sabittir.
Taraflara ait vergi dairesi kayıtları celp edilmiş olup; davacı tarafından kesilen faturaların tamamının taraflarca vergi dairesine BA BS formu ile bildirildiği, yalnızca bir faturanın beyan sınırının altında kaldığı için bildirilmediği anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere fatura kesilmiş olması tek başına alacağı ispat etmemekte olup, alacaklı satıcının faturaya konu malları teslim ettiğini de ispat etmesi gerekmektedir. Buna karşılık alacaklı tarafından kesilen faturaların davalı - alıcı borçlu tarafından vergi dairesine BA formu ile bildirilmesi halinde faturaya konu mallarırn teslim edildiği dolayısıyla faturanın içeriğinin ve malların tesliminin kesinleştiği bu suretle alacaklı lehine karine teşkil etmekte olup, bu durumda aksini ispat yükü alıcı-borçluya geçmektedir.
Nitekim İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi ... E., ... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:
"Dosya kapsamına göre davacı tarafça takip dayanağı yapılan faturanın davalı iş sahibi tarafından muhasebesel işlem olarak BA/BS formu ile kullandığı anlaşılmakla , Yargıtay'ca taraflarca düzenlenen BA/BS formları ve Vergi Dairesine yapılan bildirimlerin fatura konu malın teslim edildiğine, işin yapıldığına ilişkin karine oluşturduğu ,bu durumda bunun aksinin ispat edilmesi gerektiği kabul edildiğinden, davalının da bu yönde ispatı bulunmadığından mahkemece davacı tarafından işin yapılıp teslim edildiği kabul edilerek ödendiği usulen kanıtlanamayan bakiye iş bedeline hükmedilmesinde usul yasa ve dosya kapsamına aykırı bir durum olmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf talebinin reddine karar vermek gerekmiştir."
Yargıtay .... Hukuk Dairesi ise ... E., ... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:
"İstinaf Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, takip dayanağının, toplamı KDV hariç 270.002,16 TL, KDV dahil 318.602,55 TL olan iki faturanın olduğu, davacının usulüne uygun tutulan ticari defterlerine kayıtlı oldukları, davalının ticari defterlerinde ise yer almadıkları, ancak davalıların oluşturduğu iş ortaklığı Vergi Dairesine verdiği 2018/4 dönemine ait BA formu ile davacı ....'dan iki belgeye dayalı olarak KDV hariç 270.002,00 TL'lik mal ve hizmet aldığı, faturaların adedi ve tutarlarının toplamının beyan edilen miktarla örtüştüğü, davalı tarafın resmi bir kuruma dava konusu malları teslim aldığına yönelik beyanı kendisini bağladığı, dava tarihinden sonra 2018/4 dönemi BA formuna yönelik düzeltme beyanı verilmesinin de sonuca etkisinin olmadığı, bu durumda faturaya konu malların teslim edilmiş olduğu ve davalı tarafından ödeme belgesininde sunulmadığı, ayrıca faturadan kaynaklanan alacağın likit ve bilinebilir mahiyette olması nedeniyle mahkemece icra inkar tazminatına hükmedilmesinde yasaya aykırı herhangi bir yön bulunmadığı gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir."
Yargıtay .... Hukuk Dairesi de ... E., ... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:
"Mahkemece, dosya kapsamı, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporu gereğince, davacının davalıdan takibe konu faturalardan kaynaklanan toplam 118.004,63.-TL alacağının bulunduğu, söz konusu faturaların davalının ticari defter ve kayıtlarında işlendiği gibi vergi dairesine de bildirmiş olduğu BA-BS form örneklerinde de bildirildiği, faturaların davalının defterlerinde ve vergi bildiriminde kayıtlı olması nedeniyle davacı lehine malların davalıya teslimi hususunun karine olarak sabit olduğu, bu karinenin aksinin davalı tarafından ispat edilememesi karşısında davalının icra takibine borcun 2.701,03.-TL'lik kısmını kabul etmesi de dikkate alınarak davalının 115.303,60.-TL'lik kısma itirazının haksız olduğu, alacağın faturalara dayalı ve likit olması karşısında davacının ayrıca icra inkar tazminatına müstahak bulunduğu anlaşılmakla davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, 10/04/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi."
Nitekim İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi ... E., ... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:
"6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ve Yargıtay'ın yerleşik hale gelmiş emsal kararlarına göre; faturayı alan tarafın söz konusu faturayı ticari defterlere ve muhasebe kayıtlarına işlemesi faturayı düzenleyen tarafın alacağının varlığına ilişkin olarak lehine delil teşkil eder.
Fatura sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp sözleşmenin ifası safhasıyla ilgili olduğundan, faturanın sözleşmeyi değiştirir nitelikte olmaması ve sözleşmeye uygun biçimde düzenlenmesi gerekir. Bu nedenle, sözleşmeye aykırı düzenlenmiş faturaya itiraz edilmemesi aleyhe sonuç doğurmaz. Ancak fatura kabul edilerek ticari defterlere işlenmiş ise, faturadaki miktar kadar iş bedeli bulunduğunu iş sahibi kabul etmiş sayılacağından ticari defterlere itibar edilerek iş bedeli miktarı belirlenir. Ticari defterlerin kesin delil olması da bu sonucu gerektirir. Zira, faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. Fatura karşı tarafça ticari defterlerine kayıt edilmiş ise burada delil olan fatura değil ticari defterlerdir. Ticari defterler uyumlu olmadığı için lehe delil değeri bulunmasa dahi, karşı çıkılan faturanın ticari deftere kayıt edilmiş olması halinde ticari defter aleyhe delil oluşturacaktır. Bu durumda ,takip konusu faturaların davalının ticari defterlerine işlenmesi faturayı düzenleyen tarafın alacağının varlığına karine teşkil ettiği kabul edilmelidir. Zira, Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (TTK 21/2). Süresi içinde itiraz edilmeyerek kesinleşen ve ticari defterlere de işlenen faturadaki alacakla illgili olarak sonradan iade faturası düzenlenmesi, borçtan kurtulmayı sağlayan ve alacağı tartışmalı hale getiren geçerli bir araç değildir. İtiraz süresi geçtikten sonra, iade faturası kesilmesi alacağın varlığını ortadan kaldıran bir sonuç doğurmayacaktır.
Bu haliyle davalı tarafın icra takibine konu faturadan kaynaklı borcu olmadığı yönündeki istinaf talebi yerinde görülmemiştir."
Yargıtay ... Hukuk Dairesi de ... E., ... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:
"Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması ise birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse ise, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir.
Mahkemece yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde; davacı tarafından davalının faturalarına itiraz edilmediği, davalının faturalarının tamamının davacının ticari defterlerine işlendiği, protokol tarihi itibariyle tarafların ticari defterleri incelendiğinde ise, protokol kapsamında yer alan çeklerin davalı şirket kayıtlarında 05.10.2016 tarihinde kayıt altına alındığı, davalı kayıtlarında protokol tarihi itibariyle görülen borcun protokol tutarı ile uyumlu olduğu tespit edilmiştir.
Dosyanın tetkikinde; sözleşmede imalat bedelinin malzeme + %22,5 kâr şeklinde belirlendiği, cari hesaba göre davalı tarafından düzenlenen faturaların davacıya gönderildiği, bu faturaların her iki tarafın defterlerine kaydedildiği, 04.10.2016 tarihli protokolde de bakiye borcun 1.457.000 TL olarak taraflarca kabul edildiği tespit edilmiştir. Bu durumda davacının borçlu olduğu anlaşılmakla davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulü hatalı olmuş, bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir."
Bu bağlamda davacı tarafından kesilen faturaların süresi içerisinde itiraz ve iade edilmeyerek davalı tarafından ticari defter ve kayıtlarına işlendiği, karşılıklı BA BS formu ile vergi dairesine bildirildiği bu suretle fatura içeriklerinin ve faturalara konu malın teslim edildiğinin davacı lehine karine teşkil ettiği ve davacının alacağını ispatladığı, mevcut deliller ve ticari kayıtlar kapsamında faturalara istinaden borçlu olmadığını ispat yükünün davalı üzerine geçtiği anlaşılmaktadır.
Davalının ticari defter ve kayıtları incelendiğinde; davalının ticari defterlerinde davacı lehine olan 67.022,09-TL alacak kaydının davalının tek taraflı kayıt işlemi ile şirket ortaklı hesabı .... hesabı ile kapatılarak sıfırlandığı anlaşılmaktadır. Bu noktada ispat yükü üzerine düşen davalının borcu nasıl ve ne gerekçe ile kapattığını ispatlaması gerekmekte olup, davacı ile davalı arasındaki borcun kapatılmasına yönelik davalının davacının kabulünde olan herhangi bir anlaşma sunmadığı, herhangi bir ödeme dekontunun sunulmadığı, davalının ortaklar hesabı ise tek taraflı kayıt işlemi ile davacıya borcunu kapatmasının herhangi bir gerekçesinin, taraflar arasındaki bir anlaşmanın veya ödemenin söz konusu olmadığı anlaşılmakla davalının borca itirazını ispatlayamadığı değerlendirilmiştir.
Bu bağlamda davaya konu somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafından davalıya kesilen faturaların e-fatura olduğu ve sistem üzerinden davalıya kendiliğinden tebliğ edildiği, nitekim davalı tarafından BA formu ile vergi dairesine bildirildiği, davalı tarafından sistem üzerinden kendiliğinden davalıya tebliğ edilen ve davalı tarafından BA formu ile vergi dairesine bildirilen faturalara yönelik olarak 6102 sayılı Kanun'un 21/2. Maddesine göre yasal süresi içerisinde itiraz edilmediği, bu suretle fatura içeriğinin davacı lehine kesinleştiği, yine davalı tarafından BA formu ile faturaların vergi dairesine bildirilmiş olması gözetildiğinde malların teslim edildiğinin, faturalara konu işin yapıldığını ve alacağın miktarının davacı lehine karine kabul edilmesi gerektiği ve davacının alacağını ispatladığı, buna karşılık davalı tarafından aksini ispatlayan ve borcun ödendiğini gösteren herhangi bir belge veya delil sunulmadığı anlaşılmakla davacının davasının 67.022,00-TL asıl alacak üzerinden kabulü ile davalının itirazın iptaline ve takibin devamına karar vermek gerekmiştir.
İtirazın iptaline karar verilen alacağın faturaya dayalı likit olduğu anlaşılmakla itirazın iptaline karar verilen asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 13.404,40-TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine de karar vermek gerekmiştir.
Davalı tarafından faiz oranına da itiraz edilmiş olup, davacının takipte TTK'nın 1530. Maddesine göre işleyecek faiz talebinde bulunduğu buna karşılık taraflar arasındaki yazılı bir sözleşme olmayışı karşısında davacının TTK'nın 1530. Maddesine göre faiz talebini ispatlayamadığı anlaşılmakla davacının ancak 3095 sayılı Kanun'un 2/2. Maddesine göre faiz talep edebileceği anlaşılmış, bu yönden davacının talebinin kısmen kabulü ile 3095 sayılı Kanun'un 2/2. Maddesine göre işleyecek faiz oranı yönünden de davalının itirazının iptaline karar vermek gerekmiştir.
Davalı tarafından icra dairesinin ve Mahkememizin yetkisine de itiraz edilmiş olup, yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde taraflar arasındaki ticari ilişkinin bulunduğu, yazılı bir sözleşme bulunmasa da ticari ilişkinin ve alacağın ispatı karşısında davacının alacağını ispatladığı ve alacağın para alacağı olduğu gözetildiğinde 6098 sayılı Kanun'un 89. Maddesine göre alacaklının kendi yerleşim yerinin bağlı olduğu İcra dairesinde başlattığı takibin yetki yönünden usul ve yasaya uygun olduğu bu suretle Mahkememizin de itirazın iptali davasında yetkili olduğu anlaşılmakla davalının icra dairesinin yetkisine itirazının da iptaline karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Davacı tarafından takipten önce işlemiş faiz talep edilmiş ise de davalının 6098 sayılı Kanun'un 117. Maddesine göre takipten önce temerrüde düşürüldüğünün ispatlanamadığı bu suretle işlemiş faiz talep edilemeyeceği anlaşılmakla davacının takipten önce işlemiş faize yönelik itirazın iptali talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.
Davalı tarafından tazminat talep edilmiş ise de davacının kötü niyetinin ispatlanamadığı, asıl alacak yönünden tam kabul kararı verildiği anlaşılmakla davalının koşulları oluşmayan tazminat talebinin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
H Ü K Ü M: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Davanın KISMEN KABUL, KISMEN REDDİNE,
-Buna göre; davaya konu icra takip dosyasında davalının yetkiye, 67.022,00-TL asıl alacağa ve asıl alacağa işleyecek 3095 sayılı Kanun'un 2/2. Maddesine göre faiz oranına yönelik itirazının İPTALİNE, takibin DEVAMINA, fazlaya ilişkin itirazın iptali talebinin REDDİNE,
2-İtirazın iptaline karar verilen asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 13.404,40-TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Davalının koşulları oluşmayan tazminat talebinin REDDİNE,
4-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 4,578,27-TL harçtan peşin alınan 881,26-TL harcın mahsubu ile noksan kalan 3.697,01- TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
5-Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 3.600,00-TL arabulucuk ücretinin davanın kabul/ret oranı dikkate alınarak 3.306,68-TL'sinin davalıdan alınarak, bakiye kalan kısmın davacıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
6-Davacı tarafça yatırılan 881,26-TL peşin harç ve 427,60-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 1.308,86-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davacı tarafça yapılan 12.771,00-TL yargılama giderinin davanın kabul/ret oranı dikkate alınarak 11.730,45-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
8-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
9-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 5.945,22-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
9-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine,
10-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine,
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 11/03/2025
Katip ...
¸e-imza
Hakim ...
¸e-imza