T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/563 Esas
KARAR NO : 2024/612
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 07/07/2023
KARAR TARİHİ : 12/06/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 14/06/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Taraflar arasında 2021 yılından itibaren çok kapsamlı olarak bir iş ilişkisi kurulduğunu, müvekkili kooperatif ile davalı şirket arasında 25.11.2021 tarihli Maden Tesisi Sahasının Kiralanması ve Lastik Tekerlekli Yükleyicinin Kiralanması hususunda sözleşme imzalandığını, bu surette kira bedelinin tespit edildiğini, iş bu sözleşmenin 3.2 maddesi gereğince maden sahasında kullanılacak elektrik için süzme sayaç ile belirlenecek kullanım miktarına bağlı olarak kullanım bedelinin fatura edileceğinin belirtildiğini, tüm kira ve elektrik bedellerinin davalı şirkete fatura edilerek gönderildiğini, davalı şirketin kooperatiften kiraladığı lastik tekerlekli yükleyici ve kullanmış olduğu binek araçlar için kooperatife ait benzin istasyonundan farklı tarihlerde benzin / motorin ve motor yağı aldığını, bu hususta 30/06/2022 tarihine kadar satış fişi kesildiğini ve müteakip tarihlerde satışı yapılan benzin/motorin ve motor yağı için satış fişlerinin faturaya dönüştürülerek davalı şirkete gönderildiğini, davalı şirketin müvekkili kooperatife bağlı üye kamyonları ile kömür nakliyesi işi yaptırdığını, yapılan nakliye işlerinin faturalarının davalı şirkete gönderildiğini, davalı şirketçe bu faturaların itiraz edilmeden kabul edildiğini, davalı şirkete karşı gönderilen tüm faturalar ve satış fişlerinin cari ekstrelere işlendiğini işbu faturaların hiç birine davalı şirket tarafından itiraz edilmediğini ve tamamının kabul edildiğini, davalı şirketin müvekkili kooperatifin bulunduğu Kütahya Tavşanlı ilçesindeki kömür işlerini tamamlamasına müteakip cari ekstrede kalan borçlarını ödemesinin talep edildiğini, ancak davalı şirketin uzun bir süre ödeme yapmadığını, bunun üzerine Silivri İcra Müdürlüğünün .... Esas sayısı ile davalı şirket aleyhinde 506.001.92 TL kalan bakiye alacak için icra takibi yapıldığını, davalı şirketin kötüniyetli olarak takibe itiraz ettiğini ve takibin durdurulduğunu, davalının itirazı üzerine işbu dava açılmadan önce, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 5/A maddesi uyarınca, Silivri Arabuluculuk Bürosuna başvurulduğunu, başvuru sonrası iki toplantının yapıldığını ancak anlaşma sağlanamadığını, akabinde icra takibine kötüniyetli olarak borcu yoktur şeklinde itiraz eden davalı şirketin, borcum yoktur demesine rağmen müvekkili kooperatife icra dosyası haricinde 150.000,00 TL tutarlı çek gönderdiğini, ayrıca müvekkili kooperatif hesabına 206.586,13 TL ödeme yapıldığını, bunun üzerine kalan bakiye için haricen yapılan görüşmelerin de netice vermediğini, davalı/borçlunun kalan bakiye borcunu ödemediğini, ödeme yapılan miktarların icra dosyasına bildirildiğini, bakiye alacak olan takipte kesinleşen miktardan düşürülerek dava miktarı olarak 149.415,74 TL'nin tespit edildiğini iddia ederek; ihtiyati haciz taleplerinin kabulü ile borçlunun taşınır, taşınmaz ve 3. Kişilerdeki hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine, borca itiraz etmiş bulunan borçlunun itirazının kesin olarak iptaline, davalı takip borçlusunun alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere inkar tazminatına mahkûm edilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin çalıştırmış olduğu davacı şirkete ait kömür deposunda mülkiyeti müvekkiline ait olan iki adet kırıcı iş makinelerinin de mevcut olduğunu, davacı şirket ile müvekkili şirketin aralarında haricen yapmış oldukları görüşmede Silivri İcra Müdürlüğü'nde takip başlatılmadan önce 150.000 TL çekin gönderilmesi kalan bakiyenin ise müvekkili şirkete ait iki adet kırıcı iş makinesinin kooperatife bırakılması konusunda mutabakat sağlanmak suretiyle aradaki ilişkinin tasfiyesi hususunun konuşulduğunu, bunun üzerine müvekkili şirketin anlaşıldığı gibi davacı şirkete 150.000,00 TL'lik .... Şubesinin .... seri numaralı çekin kargolamak üzere göndermişse de, daha sonra davacı şirketin Silivri İcra Müdürlüğü'nden .... E sayılı dosyadan sanki çeki hiç almamış gibi icra takibi başlattığını, mülkiyeti müvekkiline ait olan iki tane kırıcı iş makinesinin halihazırda kooperatifin zilyetliğinde bulunmakta iken ve müvekkilinin 150.000 TL'lik çek göndermişken müvekkili aleyhinde icra takibi başlatılmasının doğru olmadığından takibe itiraz edildiğini, müvekkili şirket ile davacı şirket arasında şifai görüşmelere takip başladıktan sonra devam edildiğini, davacı şirketin görüş değiştirerek mülkiyeti müvekkili şirkete ait olan fakat halihazırda davacı şirketin elinde olan iki adet kırıcı iş makinesini davacı şirketin istemediğini, bu makineleri müvekkili şirketten almaktan vazgeçtiklerini beyan edince müvekkili şirketin cari hesabında bakiye olarak görünen 206.586,13 TL'yi ödeyerek cari hesapta kalan bakiyesini de kapatarak borcunu sona erdirdiğini, dolayısıyla müvekkilinin davacı şirkete yönelik olarak dava ve takip tarihi itibariyle herhangi bir borcu mevcut olmadığını, bu hususun müvekkili şirkete ait ticari defter ve kayıtların incelenmesi ile de anlaşılacak olup ticari defterler incelendiğinde müvekkilinin davacı şirkete herhangi bir borcu olmadığının ispat edileceğini, davacı yanın dava dilekçesinin ekinde bir çok yakıt fişi düzenlemişse de, yakıt fişlerinin bir çoğunun hatta neredeyse tamamının müvekkili şirket ile münasebetinin bulunmadığı, bir çoğunun kim tarafından alındığının belli olmadığı, imzasız olduğu, ya da gelişi güzel karalanmak suretiyle imzalandığı (kime aittir bilinmez) anlaşıldığını, söz konusu akaryakıtların müvekkili şirkete satıldığı veya müvekkili şirketin işi amacıyla sözleşme gereği teslim edildiğinin şaibeli olup, akaryakıt veresiye fişlerinin tamamı müvekkili ile ilgili olmadığından akaryakıt veresiye fişlerinin tamamına ettiklerini, müvekkili şirketin kendi cari hesap ve defter kayıtlarına göre davacı şirkete yönelik tüm borçlarını ödediğini, bakiye herhangi bir borcu da kalmamış olduğunu, aksine halihazırda müvekkili şirketin iki tane kırıcı iş makinesi davacı şirketin uhdesinde mevcut olduğundan, müvekkili şirketin davacı şirketten alacaklı konumda olduğunu, yapılacak inceleme neticesinde müvekkili şirketin borçlu çıksa dahi takas mahsup defini ileri sürdüklerini, müvekkili şirketin borcunun tespit edilmemesi halinde söz konusu iki adet kırıcı makineyle ilgili her türlü yasal haklarımızın baki olduğunu belirterek; haksız ve mesnetsiz davanın reddine karar verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasını talep etmiştir.
Mahkememizin .... Esas sayılı dosyasının 06/12/2023 tarihli ön inceleme celsesinde "Davacı vekilinin 25/11/2021 tarihli Maden Tesisi Sahasının ve Lastik Tekerlekli Yükleyicinin Kiralanması sözleşmesinden kaynaklı kira ve elektrik bedeli alacağı taleplerinin iş bu dosyadan tefriki ile ayrı bir esasa kaydına” karar verildiği, dosyanın mahkememizin işbu esasına kaydedildiği anlaşılmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ:
Dava; Taraflar arasında imzalanan 25/11/2021 tarihli kira sözleşmeden kaynaklı kira ve elektrik bedeli alacağına ilişkindir.
Mahkememizce taraflara usulüne uygun davetiye tebliğleri yapılarak taraf teşkili sağlanmış ve davanın esasına başlanmıştır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 1. maddesinde; "Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir." hükmü yer almaktadır. HMK 114/1.c maddesi uyarınca "Mahkemenin görevli olması" dava şartlarından olup, HMK 138 maddesi dikkate alınarak dava şartlarının öncelikle karara bağlanması gerekmektedir. HMK 115. maddesinde ise "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir..." düzenlemesi yer almaktadır.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanun'unun 299. maddesinde; "Kira sözleşmesi, kiraya verenin birşeyin kullanılmasını veya kullanmayla birlikte ondan yararlanılmasını kiracıya bırakmayı, kiracının da buna karşılık kararlaştırılan kira bedelini ödemeyi üstlendiği sözleşmedir." şeklinde tanımlanmıştır.
HMK'nun 4/1-a maddesinde ''Sulh hukuk mahkemeleri, dava konusunun değer veya tutarına bakılmaksızın;
a) Kiralanan taşınmazların, 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununa göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dâhil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davaları görürler '' şeklinde düzenlenmiştir.
Mülga 1086 Sayılı HMUK'dan farklı olarak bu düzenlemede miktar ayırımı yapılmaksızın tahliye, alacak, tazminat, kiracılık sıfatının tespiti gibi tüm kira ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıkların çözüm yeri sulh hukuk mahkemesi olarak gösterilmiştir.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, taraflar arasında 25/11/2021 tarihli Maden Tesisi Sahasının ve Lastik Tekerlekli Yükleyicinin Kiralanması sözleşmesi imzalandığı, davacı tarafça bu sözleşmeden kaynaklı davalıdan kira ve elektrik bedeli alacağı olduğu iddia edilerek iş bu davanın açıldığı, taraflar arasındaki temel hukuki ilişkinin kira sözleşmesi olduğu, HMK'nın 4/1-a maddesi uyarınca kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dâhil olmak üzere kira ilişkisinden kaynaklanan tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davaların Sulh Hukuk Mahkemelerinin görevi kapsamında kaldığı gözetilerek; davacının açtığı davada, mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla; açılan davanın, HMK'nun 115/2.maddasi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden reddine, mahkememizin görevsizliğine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Davacının açtığı davada, mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla; açılan davanın, HMK'nun 115/2.maddesi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden REDDİNE, mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
2- 6100 Sayılı HMK nın 20/1. maddesi 1. cümlesi uyarınca, kararın kesinleşmesine müteakip talep halinde, dosyanın ve eklerinin görevli mahkeme olan BAKIRKÖY NÖBETÇİ SULH HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,
3- 6100 Sayılı HMK nın 20/1. maddesi 1. cümlesi uyarınca, taraflardan herhangi birinin kararın kesinleşmesinden itibaren iki (2) haftalık yasal süre içerisinde Mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde, dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesine,
4- 6100 Sayılı HMK nın 20/1. maddesi 2. cümlesi uyarınca, taraflardan herhangi birinin kararın kesinleşmesinden itibaren iki (2) haftalık yasal süre içerisinde Mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmemesi halinde, dava dosyasının re'sen ele alınarak, açılmamış sayılmasına karar verilmesine, bu hususun taraflara ihtaratına, (Gerekçeli hükmün tebliği ile ihtaratına)
5- 6100 Sayılı HMK nın 331/2.nci maddesi 1. cümlesi uyarınca, bu dava dosyasına ilişkin harç ve yargılama giderlerinin görevli mahkemede değerlendirilmesine,
6- Dava dosyasının kesinleşmesi üzerine, iki (2) haftalık yasal süre içerisinde, taraflardan herhangi birinin, ilgili mahkemeye dava dosyasının gönderilmesini talep etmemesi halinde, ilgili dava dosyasının mahkeme Yazı İşleri Müdürü tarafından mahkeme hakiminin önüne getirilmesine,
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda karar verildi. 12/06/2024
Katip ...
¸¸
Hakim ...
¸¸