T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/566 Esas
KARAR NO : 2025/580
DAVA : Menfi Tespit (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)
DAVA TARİHİ : 12/06/2024
KARAR TARİHİ : 20/05/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 26/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı şirket tarafından müvekkili aleyhine Bakırköy ...... İcra Müd. ..... esas sayılı dosyası kapsamında ..... Nolu hasar dosyasına istinaden rücuen tazminat alacağına dayalı takip başlatıldığını; Ödeme emrinin müvekkile usulsüz tebliğ edilmesinden dolayı Bakırköy ..... İcra Mahkemesinde ..... E sayılı dosya kapsamında dava açtıklarını ve konu mahkemenin...... K sayılı kararı ile ödem emrinin tebliğ işleminin iptaline, 23.05.2022 tarihi olarak kabulüne karar verildiğini; hali hazırda Bakırköy ...... İcra Müd. ...... sayılı takibe süresi içinde 24.05.2022 tarihli dilekçeleri ile borca itiraz etmeleri sebebiyle takibin durdurulduğunu; Bakırköy ...... İcra Müd. ..... esas sayılı dosyasına konu veya başka bir nedenle davalı şirkete borcunun bulunmadığını; Davanın menfi tespit davası olmasından dolayı alacaklı olduğunu iddia eden davalı sirketin alacağını ispat ile mükellef olduğunu; Takibe konu edilen olayda müvekkiline atfı mümkün bir kusur bulunmadığını, Zararın fahiş ve sovtaj değerinin düşük olarak belirlendiğini; İleri sürerek Müvekkilinin Bakırköy ...... İcra Müd. ..... E sayılı dosyasından borçlu olmadığının tespitine, davalı aleyhine asıl alacağın 9020'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı yana yüklenmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının itirazı kayıt ileri sürmeksizin icra dairesine ödediği parayı gere istediğini ve bunda hukuki yararının bulunmadığını; menfi tespit davasının borçlunun borcu henüz ödememişken borcu olmadığının tespiti amacıyla açtığı dava olduğunu; borçlunun borcu ödedikten sonra ödediği meblağı ger almak için açabileceği davanın istirdat davası olduğunu; bu davanın açılabilmesi için paranın icra veznesine yatırılmasını yeterli olduğunu, alacaklıya ödenmesinin gerekli olmadığını; Menfi tespit davasının tabi olduğu sigortalı ile sigortacı arasındaki genel zamanaşımı süresi dolduğu gibi her halükârda sebepsiz zenginleşme hükümleri yönünden de zamanaşımı süresinin dolduğunu; TBK m.82 gereğince iki yıllık zamanaşımı süresinin söz konusu olduğunu ve davacının ödeme tarihi 24.05.2022 tarihinden itibaren iki yıllık süre içinde davanın açılmadığını; Sigortalı emtianın davalının taşıma süreci içinde hasar gördüğünü, dava dışı sigortalı ..... Fabrikaları T.A.Ş. tarafından ..... Kutu San ve Tic A.Ş.ye 05.06.2021 tarih ve ..... sayılı fatura kapsamında satılan 4 adet brüt 27.010 kg, net 26.410 kg bobin emtiasının müvekkili şirket nezdinde ...... Nolu 01.04.2020-01.04.2021 vade tarihli Emtia Blok Abonman Sigorta Poliçesi ile sigorta teminatı altına alındığını; Emtianın Sigortalı firmanın Zonguldak'taki tesislerinden Çorlu/Tekidağ'da yerleşik ..... Kutu San ve Tic A.Ş.ye nakliyesi için .... Lojistik A.Ş. ile anlaşıldığını, ..... Şirketinin de davacı ile anlaştığını ve davacının sorumluluğundaki ..... plakalı araca yüklendiğini; Nakliye aracının alıcı firmanın tesislerine ulaşması sonucu yapılan kontrollerine emtianın hasarlı olduğunun anlaşıldığını ve fotoğraflarla tespit edildiğini; ayrıca şoförün katılımı ile hasarın tutanak altına alındığını; yani hasarın davacının bilgisi dahilinde olduğunu; Müvekkili şirket tarafından sigortalıya, hazırlanan eksper raporu ile 4.951,17 USD tazminat ödemesi yapıldığını; Davacının taşıma sürecinde ortaya çıkan hasardan dolayı özen yükümlülüğünün ihlali nedeniyle sorumlu olduğunu savunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ:
Dava; taraflar arasındaki hasar dosyası alacağına ilişkin icra takibine yönelik menfi tespit talebine ilişkindir.
Mahkememizce Yapılan İşlemler ve Toplanan Deliller:
1-Mahkememizce tensip zaptı hazırlanmış ve taraflara duruşma gününü bildirir meşruhatlı davetiye usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir.
2-Mahkememizce:
a- İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğü,
b-Ordu Ticaret Sicili Müdürlüğü,
c-Gölköy Malmüdürlüğü,
d-İstanbul Esnaf Ve Sanatkarlar Odaları Birliği Başkanlığı,
e-Bakırköy ..... İcra Dairesi' ne müzekkereler yazılmıştır.
3-Mahkememizin ön inceleme ve tahkikat duruşmasında Dosyanın mahkememizce res'en seçilecek sigorta ve lojistik konusunda uzman bilirkişilere tevdi edilerek icra takip dosyasına konu hasar dosyası yönünden kusur ve sorumluluk hususunda rapor hazırlanılmasının istenilmesine karar verilmiş olmakla bilirkişi raporunda özetle; ''Davacının icra takibine konu alacak bakımından davalı ..... şirketine borçlu olmadığının tespiti amacıyla (Menfi Tespit Davası) açtığı huzurdaki davada taraflar arasındaki ihtilafın özünün; davalı .....Sigortanın sigortalısı ..... firması tarafından Çorlu'da yerleşik alıcısına nakledilmesi için ..... Şirketi ile anlaşılması ve ...... şirketinin yetkilendirmesi üzerine davacıya ait araçla başlanan taşıma sürecinde rulo sac emtiasının hasara uğraması nedeniyle sigortalısının zararını tazmin eden davacının, ödediği tazminatı davalı alt/fiili taşıyıcıdan rücuen tazmin etmesinin mümkün olup olmadığı ve miktarı hususlarında ortaya çıktığının dava anlaşıldığı; davalı ...... Sigorta şirketinin, dava konusu hasar nedeniyle oluşan sigortalısının zararını yürürlükte ve geçerli bir poliçe kapsamında karşılamış olduğundan dolayı TTK m.1472 gereği sigortalısına halef olarak, dava konusu alacak bakımın dava veya takipte bulunmaya yetkili olduğu; davacını ...... 'ın da akdi taşıyıcı ..... şirketinden aldığı yetkiye dayanarak fiili taşımayı gerçekleştirmiş olmasından dolayı TTK m.888 gereği taşıma sürecinde gerçekleşen dava konusu hasardan dolayı tazminat taleplerine muhatap olabileceğinin değerlendirildiği; Araç şoförünün katılımı ile hasarın tutanak altına alınması nedeniyle dava konusu hasarın taşıma süreci içinde gerçekleştiğinin anlaşıldığı; Yüklemeye nezaret görevi (TTK m.863) gereği davacı taşıyıcıya tali yönden kusur verilebileceği, asli yönden kusurun ise yüklemeyi yapan sigortalı ..... firmasında olduğu; 9615-45 arasında kusur oranın takdirinin ise Sayın Mahkemeye ait olduğu, bunula birlikte aşağıda davacı ...... 'a 9620 kusur atfı üzerinden örnekleme nevinden hesaplamalar yapılmasının yerinde olacağının değerlendirildiği, Eksper raporunda tespit edilen 4.951,17 USD zarar miktarının kadri maruf olduğu ve Sayın Mahkeme tarafından kusur oranı konusunda yapılacak takdire göre belirlenmek üzere, örnekleme nevinden 90620 kusur atfına göre davacı ......'ın bu zararın (4.951,17x20)/100x 990,23 USD kadarından sorumlu olduğunun değerlendirildiği; Gerek uygulanacak zamanaşımı süresine ilişkin hükümlerin gerekse bu hükümlere göre davanın zamanaşımı süresi içinde açılıp açılmadığının takdirinin Sayın Mahkemede olduğu; sebepsiz zenginleşme hükümlerine ilişkin zamanaşımı süresini uygulanması halinde ise davacının ancak bu dava sonunda davalı şirketin sebepsiz zenginleştiğini ve miktarını öğrenmesinin mümkün olmasından dolayı davanın zamanaşımına uğramadığının değerlendirildiğini, İcra hukukundan kaynaklı karşılıklı icra inkâr ve kötü niyet tazminat talepleri yönünden tüm takdir ve değerlendirmenin Sayın Mahkemede olduğu;
''şeklinde tespit ve sonuçlarını mahkememize bildirmiştir.
5-Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiştir.
Delillerin Değerlendirilmesi ve Kararın Hukuki Gerekçeleri:
Davacı Mahkememiz nezdinde açmış olduğu dava ile; davalı sigorta şirketi tarafından başlatılan rücuen tazminat talepli icra takibinde meydana gelen hasarda herhangi bir kusurunun olmadığını, davalıya tazminat ödenmesinin sebepsiz zenginleşme oluşturacağı bu sebeple icra takip dosyasına borçlu olmadığının tespitine ve istirdata karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ise sunduğu cevap dilekçesinde dosya borcu ödenmesinden sonra menfi tespit talebinde hukuki yarar olmadığını, zamanaşımı süresinin dolduğunu, rücuya konu hasarın davacının taşıması sırasında meydana geldiğini, ilgili emtianın davacıya eksiksiz ve hasarsız olarak teslim edildiğini, meydana gelen hasara ilişkin olarak sigorta tarafından ödeme yapıldığını rücu koşullarının oluştuğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davaya konu icra takip dosyası incelendiğinde; davacı tarafından icra takip dosyasına bir miktar para yatırıldığı ancak paranın davalıya reddiyatının yapılmadığı, Bakırköy ..... İcra hukuk mahkemesinin ..... esas ...... karar sayılı kararı gereği ödeme emri tebliğ işleminin iptaline ıttıla tarihinin 23/05/2022 tarihinin kabulüne karar verildiği bu suretle davacının icra dosyasına yapmış olduğu itirazının süresi içerisinde olduğunun icra dairesince kabul edilerek takibin durdurulduğu anlaşılmaktadır.
Bu bağlamda davacının dava açmakta hukuki yararının bulunduğu ve takip başlatılmasıyla kesilen zamanaşımı süresinin davacı borçlunun usulsüz tebligat şikayeti ve tebliğ tarihinin düzeltilmesi neticesinde süresinde olduğunun kabulü ile icra takibinin durdurulması neticesinde dolmadığı, davalı sigorta şirketine yapılan reddiyat olmadığı anlaşılmakla davalının bu yöndeki itirazına da itibar edilmemiştir.
Davacı ise davalı sigorta şirketinin sigortalısı ile aralarında bir taşıma ilişkisinin olmadığı, kendisinin alt taşıyıcı olduğunu bu sebeple kendisine rücu edilemeyeceğini iddia etmiştir. Fiili taşıyıcının sorumluluğuna ilişkin 6102 sayılı Kanun'un 888. Maddesi şu şekildedir:
"(1) Taşıma, kısmen veya tamamen üçüncü bir kişi olan fiilî taşıyıcı tarafından yerine getirilirse, bu kişi eşyanın zıyaı, hasarı veya gecikmesi nedeniyle kendisi tarafından yapılan taşıma sırasında ortaya çıkan zarardan asıl taşıyıcı gibi sorumludur. Asıl taşıyıcının gönderen veya gönderilen ile, sorumluluğun genişletilmesi için yaptığı sözleşmeler, fiilî taşıyıcıya karşı, bunları yazılı olarak kabul etmesi şartıyla geçerlidir.
(2) Fiilî taşıyıcı, taşıma sözleşmesinden doğan asıl taşıyıcıya ait bütün def’ileri ileri sürebilir.
(3) Asıl taşıyıcı ve fiilî taşıyıcı müteselsilen sorumludurlar."
İlgili hükümden görülebileceği üzere fiili alt taşıyıcı taşıma sırasında meydana gelen hasarlardan asıl taşıyıcı ile birlikte müteselsilen sorumlu olup, ilgili kanun hükmü gözetildiğinde davacının sorumlu olmadığına yönelik iddialarına itibar edilmemiştir.
Taraflarca sunulan deliller ve dosya kapsamındaki belgeler incelendiğinde; davacı tarafından taşınmak üzere teslim alınan emtianın teslim alındığı sırada emtiaların hasarlı olduğuna dair davacı taşıyıcı tarafından taşıma senedine herhangi bir çekincenin konulmadığı dolayısıyla davacı tarafından emtiaların taşımaya hasarsız olarak alındığı anlaşılmaktadır. Davacı tarafından teslim alınan emtiaların taşıma sürecinden önce hasarlı olduğuna dair herhangi bir delil sunulmadığı anlaşılmaktadır. Buna karşılık taşınan emtianın varış yerinde boşaltılması sırasında araç içinde devrilmek suretiyle hasara uğradığı tespit edilmiş olup buna ilişkin sunulan deliller gözetildiğinde meydana gelen hasarın taşıma sürecinde oluştuğu ve davacının fiili taşıyıcı olarak 6102 sayılı Kanun'un 875. Maddesinin 1. Fıkrası gereğince sorumluluğunun bulunduğu anlaşılmaktadır. Nitekim boşaltma sırasında davacıya ait aracı kullanan şoförün de imzasının bulunduğu dosya kapsamındaki tutanaktan bu durum anlaşılmaktadır.
Nitekim Hasardan dolayı sorumluluğa ilişkin olarak 6102 sayılı Kanun'un 875. Maddesi şu şekildedir:
"(1) Taşıyıcı, eşyanın taşınmak üzere teslim alınmasından teslim edilmesine kadar geçecek süre içinde, eşyanın zıyaından, hasarından veya teslimindeki gecikmeden doğan zararlardan sorumludur.
(2) Zararın oluşmasına, gönderenin veya gönderilenin bir davranışı ya da eşyanın özel bir ayıbı sebep olmuşsa, tazminat borcunun doğmasında ve kapsamının belirlenmesinde, bu olguların ne ölçüde etkili olduğu dikkate alınır."
6102 sayılı Kanun'un 863 üncü maddesinin birinci fıkrasına göre; sözleşmeden, durumun gereğinden veya ticari teamülden aksi anlaşılmadıkça; gönderen, eşyayı, taşıma güvenliğine uygun biçimde araca koyarak, istifleyerek, bağlayarak, sabitleyerek yüklemek ve aynı şekilde boşaltmak zorundadır. Taşıyıcı, ayrıca yüklemenin işletme güvenliğine uygun olmasını sağlamakla yükümlüdür. İlgili hükümden görülebileceği üzere taşınan emtianın yükleme ve boşaltmasında davacı sorumlu olmamakla birlikte taşıyıcı olan davacının da yüklemenin işletme güvenliğine uygun olmasını sağlamakla yükümlü olduğu, gönderen tarafından yapılan yüklemenin uygunluğunun davacı taşıyıcı tarafından denetlenmesi ve uygun hale getirilmesi gerekmektedir.
Meydana gelen davaya konu hasarın taşınan emtianın taşıma sırasında uygun yüklenmemesi ve istiflenmemesi sebebiyle araç içerisinde devrilerek birbirine çarpması nedeniyle meydana geldiği sunulan dosya kapsamındaki delillerden anlaşılmakta olup, meydana gelen hasardan asıl sorumluluk yüklemeyi yapan gönderici üzerinde olmakla birlikte davacı fiili taşıyıcı da kanun hükmü gereği yüklemenin işletme güvenliğine uygun olmasını sağlamakla yükümlü olduğundan tali olarak kusurludur.
Bu bağlamda davacının meydana gelen hasarda yüklemeye nezaret işlemi sırasında uygunsuz yükleme ve bağlamaya yönelik herhangi bir çekince koymaksızın emtiayı teslim aldığı bu sebeple nezaret ve gözetim yükümlülüğüne aykırı hareket ettiği, meydana gelen hasarın taşıma sürecinde oluştuğu ve boşaltma sırasında fark edilerek tutanak altına alındığı bu sebeple davacı fiili taşıyıcının da meydana gelen hasarda kusurunun bulunduğu anlaşılmaktadır.
Nitekim Yargıtay ...... Hukuk Dairesi ...... E., ..... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:
"Dava, taşıyıcının kusuru sebebiyle sigortalı gönderene ait hasar talebinin rücuan tazminine ilişkindir.6102 sayılı Kanun'un 863 üncü maddesi uyarınca somut olayda her ne kadar yükleme ve sabitleme görevi taşıma güvenliğini sağlama yükümlülüğü olan gönderene ait ise de; taşıyıcının da yüklemenin işletme güvenliğine uygun olarak yapılmasına ve nezaret borcu bulunmaktadır. Somut olayda kazanın araç içinde işletme güvenliğine aykırı şekilde yüklenen eşyanın virajda aracın devrilmesi sebebiyle hasarın oluştuğu, mahkemece belirlenen kusur oranlarının hak ve nesafet kurallarına uygun olması sebebiyle kusura ilişkin temyiz sebeplerinin reddine karar vermek gerekmiştir."
Yargıtay ...... Hukuk Dairesi ...... E., ..... K. Sayılı kararında da aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:
"Somut olayda, her ne kadar istiflemenin sigortalı gönderen tarafından gerçekleştirildiği anlaşılmaktaysa da, taşıma sözleşmesinin tarafı olan ve emtiayı fiilen taşıyan davalıların Dairemizin taşıyanın istiflemeye nezaret etme yükümlülüğüne dair yerleşik içtihatları ve anılan ilkeler çerçevesinde, hiçbir sabitleme yapılmaksızın gerçekleştirilen istiflemeye nezaret etme ve yüke gerekli özeni gösterme yükümlülüklerini gereği gibi yerine getirmediklerinden sigortalı emtia üzerinde oluşan zarardan müterafik kusurları nedeniyle sorumlu oldukları kabul edilerek, bu cihette yapılacak değerlendirmenin sonucuna göre karar verilmesi gerekirken"
Nitekim Mahkememizce alınan bilirkişi raporunda da aynı tespitler yapılmış olup, bu sebeple hükme esas alınmıştır.
Meydana gelen olayın oluş şekli, meydana gelen hasarın yükleme sırasında doğru istiflenmemesinden kaynaklandığı, davacı taşıyıcının nezaret yükümlülüğü dosya kapsamındaki sunulan delillere göre değerlendirildiğinde davacı fiili taşıyıcının nezaret yükümlülüğü sebebiyle meydana gelen hasar nedeniyle kusur oranının takdiren ve tali olarak %20 olarak belirlenmesi gerektiği anlaşılmıştır.
Buna göre davalı sigortacı tarafından meydana gelen hasar sebebiyle ortaya çıkan zararın %20'si oranında bedelde davacıya rücu talebinde bulunulabileceği anlaşılmaktadır. Mahkememizce meydana gelen zararın tespiti için alınan bilirkişi raporundaki hesaplamanın sorumluluk ve tazminat tutarının belirlenmesine ilişkin 6102 sayılı Kanun'un 880. Maddesindeki esaslara uygun olduğu bu suretle gerekçeli ve denetime elverişli bilirkişi raporundaki hasar miktarı tespiti hükme esas alınmış olup, davacının kusur sorumluluğuna isabet eden %20'si oranındaki 990,23-USD zarardan davacının sorumlu olduğu, davalı tarafından icra takibine konu edilen 3.960,94-USD zarar yönünden davacının sorumlu olmadığı anlaşılmakla davanın kısmen kabulü ile 3.960,94-USD yönünden davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine fazlaya ilişkin talebin reddine karar vermek gerekmiştir.
Taraflarca tazminat talep edilmiş ise de meydana gelen olayın, sorumluluk ve kusur durumlarının yargılamayı gerektirdiği ve ayrıca kötü niyetin ispat edilmediği anlaşılmakla tarafların koşulları oluşmayan tazminat taleplerinin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
H Ü K Ü M: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Davanın KISMEN KABUL, KISMEN REDDİNE,
-Buna göre; davaya konu icra takip dosyasında takibe konu asıl alacağın 3.960,94-USD'si yönünden davacının davalıya BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİNE, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,
2-Tarafların koşulları oluşmayan tazminat talebinin reddine,
3-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 4.558,86-TL harçtan peşin alınan 1.363,85-TL harcın mahsubu ile noksan kalan 3.195,01-TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
4-Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 3.600,00-TL arabulucuk ücretinin davanın kabul/ret oranı dikkate alınarak takdiren 2.880,00-TL'sinin davalıdan alınarak, kalan kısmın ( 720,00-TL )ise davacı üzerinde bırakılıp alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
5-Davacı tarafça yatırılan 1.363,85-TL peşin harç ve 427,60-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 1.791,45-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafça yapılan 9.565,00-TL yargılama giderinin davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan 7.652,01-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmının kendi üzerinde bırakılmasına,
7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 16.684,39-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
9-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine,
10-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine,
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 20/05/2025
Katip ......
¸e-imza
Hakim ......
¸e-imza