T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/656 Esas
KARAR NO : 2025/603
DAVA : Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 14/07/2024
KARAR TARİHİ : 22/05/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 27/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Taraflar arasında cari hesap ilişkisi mevcut olduğunu, taraflar arasında 01.01.2023-16.05.2023 tarihleri arasında cari hesap kartı uyarınca davacının 941.903,34 TL bakiye alacağı bulunduğunu, cari hesap borç bakiyesinin ödenmediğini, faturaların e-fatura olduğunu elektronik ortamdan tebliğ edildiğini, davacının ...... seri numaralı 1.000.000,00 TL tutarındaki çekin tahrifat iddiası ile ödenmekten kaçınıldığını, işbu çekin alacağın cari hesaptan çıkarılmasını, yapılan mal satışı ile 01.01.2023-30.06.2023 tarihleri arasında cari hesap kartı gereği davacının 43.937,50 USD bakiye alacağı bulunduğunu, ..... no'lu çek'e istinaden 471,04 USD, ..... no'lu çeke istinaden 1.381,21 USD, ..... no'lu çeke istinaden 534,03 USD, ..... no'lu çeke istinaden 10.579,81 USD, ..... no'lu çeke istinaden 15.846,26 USD, ..... no'lu çeke istinaden 20.151,41 USD, ..... no'lu çeke istinaden 22.765,07 USD, ..... no'lu çeke istinaden 23.221,69 USD olmak üzere toplam 94.950,52 USD kur farkı alacağı olduğunu, taraflar arasındaki TL cari hesap bakiyesi için fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 100.000 TL'nin faturaların elektronik ortamda tebliğ edilerek karşı tarafça da defterlerine işlendiğinden faturanın e-tebliğ tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, taraflar arasındaki USD cari hesap bakiyesi için fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 100 USD'nin faturaların elektronik ortamda tebliğ edilerek karşı tarafça da defterlerine işlendiğinden faturanın e-tebliğ tarihinden itibaren bir yıl vadeli mevduat hesabına ödenen en yüksek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, taraflar arasındaki döviz faturalarından kaynaklı kur farkı faturaları için fazlaya dair haklarımız saklı kalmak kaydı ile şimdilik 100 USD'nin faturaların elektronik ortamda tebliğ edilerek karşı tarafça da defterlerine işlendiğinden faturanın e-tebliğ tarihinden itibaren bir yıl vadeli mevduat hesabına ödenen en yüksek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı taraf her ne kadar 941.903,34 TL bakiye alacağı bulunduğu ayrıca 43.937,50 USD tutarındaki cari hesap borç bakiyesinin ödenmediğini, faturaların e-fatura olduğunu elektronik ortamdan tebliğ edildiğini, beliremişse de söz konusu iddialarının gerçek dışı olduğunu, davacı tarafça belirtilen ..... seri numaralı 1.000.000,00 TL tutarındaki çekin düzenlenme tarihinde tahrifat iddiasında bulunan davalı tarafa kötü niyetli itham ederek sayın mahkemenizi yanıltılmaya çalışıldığını, İstanbul ..... İcra Hukuk Mahkemesi ..... esas sayılı dosya halen derdest olup, iş bu dosyanın konusu sayın mahkemenizde görülen dosya ile ilişkilendirilemeyeceğini, davacı tarafa verilen çeklerin ödeme tarihlerindeki kur farkı alacakları iddialarının kabul edilmesinin mümkün olmadığını, davacının davalıya kur farkı alacakları için hukuka aykırı faturalar düzenlediğini, iş bu faturaların kabul edilmeyerek iptal edildiğini, davacının kötü niyetli düzenlendiği kur farkı taleplerine ilişkin oluşturulan faturalara ilişkin itirazların Kadıköy ..... Noterliği, 21 Aralık 2023 tarih, ..... yevmiye numaralı ihtarname davacıya keşide edildiğini, iş bu ihtarnamede belirtildiği üzere TTK ve VUK ilgili maddeleri gereği, taraflar arasında kur farkı talebine ilişkin yazılı bir sözleşme olmadığını, çekin ödeme aracı olması sebebi ile kur farkı gelirleri davacı tarafından talep edilemeyeceğini, davanın esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ:
Dava ; Cari hesaptan kaynaklanan alacak talebine ilişkindir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; Taraflar arasındaki ticari alım-satım sözleşmesinden kaynaklı alacak davasına ilişkin olduğu anlaşıldı.
Mahkememizce delil olarak; İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü Beylikdüzü ve Başakşehir vergi daireleri'ne yazılan müzekkerelere cevap verildiği, istenen bilgi ve belgelerin gönderildiği görülmüştür. 16/07/2024 tarihli duruşma zaptının 1 no lu ara kararı ile bilirkişi heyetinden rapor alınmasına karar verilmiş olup, 11/12/2024 tarihinde rapor dosyamız arasına alınmıştır.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde:
Davacı tarafın sunmuş olduğu ticari defter ve kayıtların usulüne uygun olarak tutulduğu taraflar arasında cari hesap sözleşmesi bulunmasa da tarafların uzun süreye yayılan karşılıklı ticari ilişkilerinin bulunduğu belgelerin ve ekstrelerin birbiriyle tutarlı olduğu anlaşılmıştır.
Davacının sunduğu cari hesap ekstresine göre 16/05/2023 tarihi itibariyle 941.903,34-TL bakiye alacağı bulunduğu davalının bu hesaba itiraz etmediği aksine iddiaya dayalı somut belge sunmadığı görülmüştür.
04/10/2023 keşide tarihli ve 0428784 numaralı 1.000.000,00-TL tutarlı çekin 30.06.2023 tarihinde USD'ye çevrilerek 52.917,90-USD karşılığında tahsil edildiği davacının bu işlem öncesininde çekin 28/02/2023 tarihinde cari hesaba 9.263,59-USD olarak işlendiğini bildirdiği ve buna göre bakiye kalan 43.937,50-USD nin davacının hanesine işlendiği bilirkişi raporunda sabittir.
8 Adet çeke ilişkin olarak ticari defter kayıtları ile keşide tarihleri ve döviz alış kurları esas alınarak hesaplanan kur farkı alacağının 101.625,85-USD olduğu bilirkişi raporunda belirtilmiştir. Ancak dosyada yalnızca 94.950,52-USD lik kısmının belgelerle tam olarak ispatlandığı geriye kalan kısmın ticari defterlerde açıklayıcı şekilde yer almadığı anlaşılmıştır. Bu nedenle bu kalem yönünden davanın kısmen kabulü fazlaya ilişkin kısmın reddi gerekir.
(Yargıtay 11 HD, 2015/10312 E., 2016/7582K. : "Kur farkı alacakları açık ve denetlenebilir ticari kayıtlarla ispatlanmalıdır. İspatlanmayan kısım reddedilir".)
Davacı tarafça 1.000.000,00-TL tutarındaki çekin 04.12.2024 tarihinde cari hesaba ikinci kez işlendiği ileri sürülmüş ve bu husus davacı tarafından da doğrulanmıştır. Bu nedenle bu çekin yalnızca ilk işlenişi dikkate alınmalı mükerrer taleple ilgili kısım reddedilmelidir.
(Yargıtay 13. HD, 2018/1572 E., 2019/2928 K. : "Aynı alacağın iki kez talep edilmesi halinde mükerrerlik nedeniyle fazla kısım reddedilir")
Sonuç olarak; Davacının 01.01.2023-16.05.2023 tarihleri arasında cari hesap kartı uyarınca 941.903,34 TL bakiye alacağı bulunduğunu, Davacının ...... seri numaralı 1.000.000,00 TL tutarındaki çekin tahrifat iddiası ile ödenmekten kaçınıldığını, işbu çek alacağının cari hesaptan çıkarılmasını, yapılan mal satışı ile 01.01.2023-30.06.2023 tarihleri arasında cari hesap kartı gereği 43.937,50 USD bakiye alacağı bulunduğunu, Davacının ...... numaralı çeke istinaden 471,04 USD, ..... numaralı çeke istinaden 1.381,21 USD, ..... numaralı çeke istinaden 534,03 USD, ..... numaralı çeke istinaden 10.579,81 USD, ..... numaralı çeke istinaden 15.846,26 USD, ...... numaralı çeke istinaden 20.151,41 USD, ..... numaralı çeke istinaden 22.765,07 USD, ...... numaralı çeke istinaden 23.221,69 USD olmak üzere toplam 94.950,52 USD kur farkı alacağı olduğunu beyan ettiği, Davacı taraf özetle, TL ve USD para cinsinden cari hesap alacağı ile ileri tarihli olarak alınan çekler açısından kur farkı alacağının olduğunu beyan ettiği, TL alacağının 941.903,34 TL, USD alacağının 43.937,50 USD, kur farkı alacağının 94.950,52 USD olduğunu bildirdiği, Davacı taraf iddia ettiği iş bu 3 kalem alacak için dosya muhteviyatına kendi sisteminde hazırladığı 2 adet cari hesap ekstresi ve 1 adet kur farkı tablosu sunduğu, sunulan belge ve bilgilerin sağlamasının yapıldığı, TL cari hesap ekstresinde, 16.05.2023 tarihinde 941.903,34 TL alacaklı durumda olduğu, USD cari hesap ekstresinde, 23.06.2023 tarihinde 9.263,59 USD borçlu iken 28.02.2023 tarihinde davalı taraf lehine cari hesap alacağından düşülen 04.10.2023 keşide tarihli, ..... numaralı ve 1.000.0000,00 TL tutarlı 1 adet çeki 30.06.2023 tarihinde 52.917,90 USD tutara çevirerek kendi lehine kayıt ettiği ve 43.654,31 USD alacak duruma geçtiği, Kur farkı alacağı tablosunda, detayı tek tek belirtilen TL tutarlı çekler için 94.950,52 USD kur farkı hesapladığı, Davacı tarafın ticari defter ve kayıtlarında yapılan incelemede, 07.02.2024 tarihi ile 14.07.2024 dava tarihi itibariyle davalı taraftan 1.079.803,10 TL alacaklı olduğu, 04.12.2024 tarihi itibariyle 1.000.000,00 TL tutarlı kayıt işlemi ile alacağın 2.079.803,10 TL tutara çıktığı, iş bu kayıt işleminin dava dilekçesinde beyan edilen 24.10.2023 keşide tarihli, ...... numaralı ve 1.000.000,00 TL tutarlı 1 adet çek kayıt işlemine ait olduğu, önce çekin 28.02.2023 tarihinde davalı taraf lehine cari hesap alacağından dü; sonra 04.12.2024 tarihinde davacı taraf lehine cari hesaba eklendiği, davacı tarafın dosya muhteviyatına iş bu kayıt işlemi için belgeler sunduğu, İstanbul ..... İcra Hukuk Mahkemesi'nin ..... esas sayılı dosyası 04.12.2024 tarihli kararında, davanın kabulü ile İstanbul ..... İcra dairesinin ..... esas sayılı icra dosyasında takibin iptaline karar verdiği, İstanbul ..... İcra dairesinin ..... esas sayılı icra dosyasında davacı tarafın davalı taraf hakkında 24.10.2023 keşide tarihli, ..... numaralı ve 1.000.000,00 TL tutarlı 1 adet çekten dolayı icra takibi başlattığı, Davacı tarafın kur farkı talebine ilişkin değerlendirmelere gelince, davacı tarafın davalı tarafa 2023 yılında kur farkı faturaları düzenlemeye başladığı, sonrasında davalı tarafında davacı tarafa iş bu faturalara istinaden kur farkı iade faturaları düzenlemeye başladığı, bu şekilde taraflar arasında iade sürecine sebep olan 8 adet ve KDV dahil 2.762.574,89 TL tutarlı kur farkı/iade faturasının karşılıklı olarak düzenlenmeye devam ettiğinden dolayı faturalara konu edilen 2.762.574,89 TL tutarlı kur farkı hesaplamasının 07.02.2024 tarihi ile 14.07.2024 dava tarihi itibariyle ticari defterlerde kayıtlı olan 1.079.803,10 TL tutarlı alacağa dahil olmadığı, Davacı tarafın kur farkı hesaplamasına dayanak olarak dosya muhteviyatına davacı tarafından düzenlenen 08.03.2023 tarihli sözleşme sunduğu, iş bu sözleşmede “dövizli siparişlerden doğan alacağımız vadesinde döviz olarak tahsil edilecektir.” “döviz karşılığı tl alınan tahsilatlar vadesinde merkez bankası satış kuru ile çevrilerek kur takibi yapılacaktır.” ibarelerinin yer aldığı, müşteri temsilcisi kısmına davacı tarafın unvanın yazıldığı ama imzalanmadığı, Davacı tarafın ticari defter ve kayıtlarında yer alan davalı tarafa düzenlediği ve davalı tarafın düzenlediği faturaların bir kısmının TL para cinsi ile bir kısmının USD para cinsi ile düzenlediği, davalı tarafın ödemelerinin bir kısmının TL para cinsi ile bir kısmının USD para cinsi ile yapıldığı, Dosya muhteviyatına sunulan belge ve bilgiler ile yukarıda yapılan değerlendirmeler ışığında, takdir sayın mahkemenize bırakılarak davacı tarafın kur farkı talebinin 8 adet ve 7.300.000,00 TL tutarlı çek üzerinden hesaplandığı, iş bu çeklerin ticari defter kayıt tarihleri ile keşide tarihleri arasında TCMB döviz kurlarıyla ortaya çıkan kur farkının 101.625,85 USD karşılığında 2.762.574,96 TL olarak hesaplandığı, Netice itibariyle, Davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarının incelemeye sunulmadığı, borcu olmadığını ispat etmesi gerektiği, Dava tarihi itibariyle ticari defter ve kayıtlara göre davacı tarafın davalı taraftan 1.079.803,10 TL alacağını talep edebileceği, 04.12.2024 tarihi itibariyle 1.000.000,00 TL tutarlı kayıt işlemi ile alacağın 2.079.803,10 TL tutara çıktığı, iş bu kayıt işleminin dava dilekçesinde beyan edilen 24.10.2023 keşide tarihli, ..... numaralı ve 1.000.000,00 TL tutarlı 1 adet çek kayıt işlemine ait olduğu, önce çekin 28.02.2023 tarihinde davalı taraf lehine cari hesap alacağından düşüldüğü, sonra 04.12.2024 tarihinde davacı taraf lehine cari hesaba eklendiği, davacı tarafın dosya muhteviyatına iş bu kayıt işlemi için belgeler sunduğu, İstanbul ..... İcra Hukuk Mahkemesi'nin ..... esas sayılı dosyası 04.12.2024 tarihli kararında, davanın kabulü ile İstanbul ..... İcra dairesinin ..... esas sayılı icra dosyasında takibin iptaline karar verdiği, İstanbul ...... İcra dairesinin ..... esas sayılı icra dosyasında davacı tarafın davalı taraf hakkında 24.10.2023 keşide tarihli, ..... numaralı ve 1.000.000,00 TL tutarlı 1 adet çekten dolayı icra takibi başlattığı, Dosya muhteviyatına sunulan belge ve bilgiler ışığında, davacı tarafın kur farkı talebinin 8 adet ve 7.300.000,00 TL tutarlı çek üzerinden hesaplandığı, iş bu çeklerin ticari defter kayıt tarihleri ile keşide tarihleri arasında TCMB döviz kurlarıyla ortaya çıkan kur farkının 101.625,85 USD karşılığında 2.762.574,96 TL olarak hesaplandığı, bilirkişi eliyle tespit edilmiştir.
Davacının 01.01.2023-16.05.2023 tarihleri arasında cari hesap kartı uyarınca 941.903,34 TL
bakiye alacağı bulunduğunu,
Davacının ...... seri numaralı 1.000.000,00 TL tutarındaki çekin tahrifat iddiası ile
ödenmekten kaçınıldığını, işbu çek alacağının cari hesaptan çıkarılmasını, yapılan mal satışı
ile 01.01.2023-30.06.2023 tarihleri arasında cari hesap kartı gereği 43.937,50 USD bakiye
alacağı bulunduğunu,
Davacının ..... numaralı çeke istinaden 471,04 USD, ..... numaralı çeke istinaden
1.381,21 USD, ...... numaralı çeke istinaden 534,03 USD, ..... numaralı çeke istinaden
10.579,81 USD, ..... numaralı çeke istinaden 15.846,26 USD, ..... numaralı çeke
istinaden 20.151,41 USD, ..... numaralı çeke istinaden 22.765,07 USD, ..... numaralı
çeke istinaden 23.221,69 USD olmak üzere toplam 94.950,52 USD kur farkı alacağı olduğunu
iddia ederek eldeki davayı açmıştır.
Mahkememizce verilen süreye rağmen davalı tarafından kesin süre içerisinde ticari defterler incelemeye sunulmamış olup, başkaca herhangi bir delil de sunulmamıştır. 6100 sayılı HMK'nın 222. Maddesi gereğince davacının ticari defterlerini sunduğu ve davacı lehine delil teşkil ettiği, davalının ise defter ve kayıtlarını sunmadığı bu sebeple borcunun bulunmadığını ispatlayamadığını kabul etmek gerekmiştir.
Nitekim Yargıtay ..... Hukuk Dairesi ...... Esas, ..... Karar sayılı kararı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:
"..ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK 220/3. madde gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'ndaki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır."
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi ise ..... Esas ve ..... Karar sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:
"Somut olayda, davalı müflis şirket kesin süreye rağmen, 2014 ve 2015 yılı ticari defter ve kayıtlarını sunmamıştır. Yukarıdaki Yargıtay kararında belirtildiği üzere mahkemece, HMK 220/3. madde gereğince, davalının sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunun kabul edebilmesi mümkündür. Bu durumda davacının sunduğu defter ve kayıtlara göre davacının cari hesap alacağı ve karşılıksız çıkan çeklerden dolayı 192.019,70 TL alacağı bulunduğunun kabul edilmesi gerekir."
Dosya muhteviyatına sunulan belge ve bilgiler ile yukarıda yapılan değerlendirmeler ışığında, takdir
sayın mahkemenize bırakılarak davacı tarafın kur farkı talebinin 8 adet ve 7.300.000,00 TL tutarlı
çek üzerinden hesaplandığı, iş bu çeklerin ticari defter kayıt tarihleri ile keşide tarihleri arasında
TCMB döviz kurlarıyla ortaya çıkan kur farkının 101.625,85 USD karşılığında 2.762.574,96 TL
olarak hesaplanmıştır.
6098 sayılı TBK'nın 99. maddesine göre; "Konusu para olan borç Ülke parasıyla ödenir. Ülke parası dışında başka bir para birimiyle ödeme yapılması kararlaştırılmışsa, sözleşmede aynen ödeme veya bu anlama gelen bir ifade bulunmadıkça borç, ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parasıyla da ödenebilir. Ülke parası dışında başka bir para birimiyle belirlenmiş ve sözleşmede aynen ödeme yada bu anlama gelen bir ifade de bulunmadıkça, borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklı, bu alacağının aynen veya vade ya da fiili ödeme günündeki rayiç üzerinden ödenmesini isteyebilir." hükmünü haizdir. Anılan yasa hükmüne göre taraflar aynen ödeme kararlaştırılmadıkça vadesinde ödenen borçta seçim hakkı borçludadır. Dilerse yabancı para borcunu aynen, dilerse TL karşılığını öder. Vadede ödeme yapılmaması halinde seçim hakkı yine alacaklıya geçmektedir. Öncelikle kur farkının talep edilebilmesi, taraflar arasındaki sözleşmede bu konuda bir hüküm bulunmasına veya akdi ilişkinin yabancı para cinsinden olmasına bağlıdır (Yargıtay 19. HD’nin 10/04/2018 tarihli 2016/17240 E, 2018/1950 K. sayılı, 19/12/2017 tarihli 2016/12505 E, 2017/8069 K. sayılı kararları). Faturaların yabancı para birimi üzerinden düzenlenmesi, taraflar arasında dövize endeksli ticari ilişki bulunduğunu ispata yeterlidir (Yargıtay 19 HD'nin 05/12/2019 tarihli 2018/965 E, 2019/5447 K. sayılı kararı). Kur farkı talep edilebilmesi için, kur farkı uygulamasına dair bir yazılı bir sözleşme veya taraflar arasında bu yönde oluşmuş bir teamül bulunması gerekmektedir. Kur farkı talebi, kur farkı faturası düzenlenmesine de bağlı değildir. Taraflar arasında yabancı para birimine endeksli bir ticari ilişkinin varlığı halinde, kur farkı faturası düzenlenmeden de kur farkı alacağı talep edilebilir. Yine kur farkının dayanağı olan fatura bedellerinin ne şekilde ödendiği hususu da önemlidir. Zira sözleşmede aksine bir hüküm yoksa, ödemenin çekle yapılması halinde kur farkının fiyatlandırılarak çekin miktar hanesine yazıldığı kabul edilmektedir (Yargıtay 19. HD’nin 20/04/2016 tarihli 2015/16900 E, 2016/6896 K. sayılı, 14/11/2013 tarihli 2013/14587 E, 2014/17996 K. sayılı kararları).
Somut olay bakımındanDavacı tarafın ticari defter ve kayıtlarında yer alan davalı tarafa düzenlediği ve davalı tarafın
düzenlediği faturaların bir kısmının TL para cinsi ile bir kısmının USD para cinsi ile düzenlediği,
davalı tarafın ödemelerinin bir kısmının TL para cinsi ile bir kısmının USD para cinsi ile yapıldığı anlaşılmıştır. Somut olayda davalı şirketin verdiği davacının defter ve kayıtlarında numaraları ve tarihleri belirtilmiş çeklerin davacı tarafından kabul edilmişitr.Davacı taraf özetle, TL ve USD para cinsinden cari hesap alacağı ile ileri tarihli olarak alınan çekler
açısından kur farkı alacağının olduğunu beyan etmiş ise de Daha önce düzenlenen bir kur farkı faturası bulunmakta ise de; ödemeler çek ile ödrme kabul edilmiştir.. Çekin hem TL hem de döviz cinsinden düzenlenmesi mümkün olup, davacının, alacağının tahsili için davalı tarafından verilen TL cinsinden düzenlenen çekleri teslim almış olmakla, çekin bir ödeme aracı olması nedeniyle çek üzerindeki bedel dışında herhangi bir kur farkı talep edemeyeceği, davacının tüm alacağının bu bedel üzerinden ödenmesini kabul ettiği, bu nedenle davanın kur farkı yönünden kısmen reddinde karar verilmesi gerektiği (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2020/2682 E., 2020/5731 K.) anlaşılmıştır.
Yukarı açıklanan nedenlerle, tarafların BA-BS formları da incelenmiş Dava tarihi itibariyle ticari defter ve kayıtlara göre davacı tarafın davalı taraftan 1.079.803,10 TL
alacağını talep edebileceği,
04.12.2024 tarihi itibariyle 1.000.000,00 TL tutarlı kayıt işlemi ile alacağın 2.079.803,10 TL tutara
çıktığı, iş bu kayıt işleminin dava dilekçesinde beyan edilen 24.10.2023 keşide tarihli, .....
numaralı ve 1.000.000,00 TL tutarlı 1 adet çek kayıt işlemine ait olduğu, önce çekin 28.02.2023
tarihinde davalı taraf lehine cari hesap alacağından düşüldüğü, sonra 04.12.2024 tarihinde davacı
taraf lehine cari hesaba eklendiği, davacı tarafın dosya muhteviyatına iş bu kayıt işlemi için belgeler
sunduğu, İstanbul ...... İcra Hukuk Mahkemesi’nin ..... esas sayılı dosyası 04.12.2024 tarihli
kararında, davanın kabulü ile İstanbul .... İcra dairesinin ...... esas sayılı icra dosyasında
takibin iptaline karar verdiği, İstanbul ..... İcra dairesinin ..... esas sayılı icra dosyasında
davacı tarafın davalı taraf hakkında 24.10.2023 keşide tarihli, .... numaralı ve 1.000.000,00
TL tutarlı 1 adet çekten dolayı da alacaklı olduğu hem ticari defterlere göre hem de vergi dairesinden celp edilen BA-BS formalarına göre sabit olduğu dikkate alınarak davanın kısmen kabul, kısmen reddi ile; 2.079.803,10 TL'nin 100,00 TL'sinin dava tarihinden, 2.079.703,10 TL'sinin ıslah tarihi olan 21/01/2025 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin ve kur farkına dair fazlaya ilişkin talebinin reddine, karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın Kısmen KABUL, Kısmen REDDİ ile;
2.079.803,10 TL'nin 100,00 TL'sinin dava tarihinden, 2.079.703,10 TL'sinin ıslah tarihi olan 21/01/2025 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2-Davacının fazlaya ilişkin ve kur farkına dair fazlaya ilişkin talebinin REDDİNE,
3-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 142.071,34-TL harcın peşin alınan 1.820,47-TL ve 80.875,24-TL ıslah harcından mahsubu ile noksan kalan 59.375,63-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
4-Davacı tarafça yatırılan 1.820,47-TL peşin harç , 427,60-TL başvurma harcı ve 80.875,24-TL ıslah harcı olmak üzere toplam 83.123,31-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 3.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davanın kabul ve red oranı dikkate alındığında 1.546,20-TL'sinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, bakiye 2.053,80-TL'sinin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
6-Davacı tarafça yapılan 6.912,00-TL yargılama giderinin davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan 2.968,70-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmının kendi üzerinde bırakılmasına,
7-Davalı tarafça yapılan yargılama gideri olmadığından bu konuda HÜKÜM KURULMASINA YER OLMADIĞINA
8-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 288.778,34-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
9-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 363.883,25-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
10-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine,
11-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine,
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341 ila 360'ncı madde hükümleri uyarınca, mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye vereceği cevap dilekçesi ile iki hafta içerisinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı 22/05/2025
Başkan .....
e-imza
Üye .....
e-imza
Üye ....
e-imza
Katip ....
e-imza