T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/688 Esas
KARAR NO : 2025/1127
DAVA : Sıra Cetveline İtiraz (İflas Tasfiyesinde Düzenlenen Sıra Cetveline Yönelik Kayıt Kabul Ve Terkin Talebi (İİK 235))
DAVA TARİHİ : 23/07/2024
KARAR TARİHİ : 16/10/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 20/10/2025
Mahkememizde görülmekte olan Sıra Cetveline İtiraz (İflas Tasfiyesinde Düzenlenen Sıra Cetveline Yönelik Kayıt Kabul Ve Terkin Talebi (İİK 235)) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin iflasına karar verildiğini, iflas kararının akabinde, Müvekkil Banka tarafından, alacağının tahsili amacıyla Bakırköy .... İflas Müdürlüğü ..... E. İflas sayılı dosyasına 22.06.2022 tarihinde alacak kaydı başvurusunda bulunulduğunu ve ilgili alacak .... kayıt numarası ile kayıt altına alındığını, ancak Bakırköy .... İflas Müdürlüğü tarafından tanzim edilen sıra cetvelinde Müvekkil Banka'nın alacağının reddine karar verildiğini, Müvekkil .... Bank A.Ş, müflis şirketten, taraflar arasında akdedilen 01.08.2016 tarihli İşbirliği Sözleşmesi kapsamında hizmete sunulan ortak markalı kredi kartı sebebiyle yapmış olduğu harcamalar ve kart kullanıcılarına sunduğu hizmetlerden dolayı alacaklı durumunda olduğunu beyanla Müvekkil Banka'nın 463 kayıt numarasıyla Bakırköy ..... İflas Müdürlüğü ..... E. İflas sayılı dosyasına başvurduğu alacağı 8.895.297-TL'nin iflas tarihi itibariyle İİK 196. Maddesi gereğince işlemiş faizi ile birlikte Bakırköy ...... İflas Müdürlüğü .... E. İflas sayılı dosyası kapsamında iflas masasına alacak olarak kaydına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İflas masası vekili cevap dilekçesinde özetle; Davaya konu sıra cetvelinde müvekkile herhangi bir bakiye kalmadığını, ancak usulen müvekkil davada davalı konumunda olup dava dilekçesi müvekkile tebliğe çıkartıldığını, müvekkil sıra cetveline göre herhangi bir alacak elde etmediğini, bu nedenle müvekkile husumet yöneltilmesi hukuken hatalı olduğunu ve bu sebeple müvekkil yönünden davanın husumeten reddine karar verilmesi gerektiğini, her halükarda davanın kabul veya reddine karar verilse dahi müvekkil aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini, zira müvekkilin alacağını etkileyen bir durum olmadığı gibi sıra cetvelini düzenleyen icra müdürlüğü olduğundan müvekkilin davanın açılmasına sebebiyet vermediğinin de açık olduğunu, bu nedenle müvekkil aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesini talep ettiklerini beyanla davanın reddini talep etmiştir.
Bilirkişi heyeti tarafından mahkememize 29/09/2025 tarihinde ek rapor sunulmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ:
Dava; İİK'nun 235. maddesi uyarınca davacı alacağının iflas masasına kayıt ve kabulü istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın;Davacının işbirliği sözleşmesinden kaynaklı dava dilekçesinde alacak kalemi olarak talep ettiği kart ücreti, chip para ücreti, reklam promosyon ve diğer giderler ile uçak bileti ve mil ücretleri bakımından müflisten iflas tarihi itibariyle alacaklı olup olmadığı, alacağı var ise iflas tarihi itibariyle işlemiş faiz alacağı da dahil asıl alacağının varlığının bulunup bulunmadığı, ödemelerin gerçekleşip gerçekleşmediği hususlarından kaynaklandığı mahkememizce tespit edilmiştir.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde:
Kayıt kabul davası bilindiği üzere alacağı kısmen veya tamamen red edilen alacaklı tarafından iflas idaresine karşı açılır. Davada husumet iflas masasına yöneltilmelidir. İflas masasının temsilcisi adi tasfiyede iflas idaresi, basit tasfiyede ise iflas dairesidir. İspat yükü kural olarak masaya yazdırılması gereken alacağı olduğunu iddia eden davacı alacaklı üzerindedir. Davacı alacağını genel hükümlere göre ispat etmek yükümlülüğü altındadır.
İş bu dava İİK 235.madde uyarınca açılmış alacağın iflas masasına alacak kaydı talebi olduğu dikkate alınarak; bilindiği üzere HMK m. 190 uyarınca, “ispat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir”. Kayıt
kabul davalarında da ispat yükü kural olarak alacağının iflâs idaresince kabul edilip, sıra
cetvelinde alacağına da yer verilmesi gerektiğini ileri süren Davacı alacaklıdadır.
Dava konusunun; Bakırköy ..... İflas Müdürlüğü .... İflas Sayılı dosyada Müflis .... Havacılık A.Ş İflas İdaresi tarafından 8.895.297-TL miktarındaki alacağın İflas Masasına kaydına karar verilmesi talebinden ibaret olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle, İflasın Tasfiyesinden kaynaklanan davacının masa alacağı (İflas İdaresinin Masa Borcu) olarak nitelendirilebilecek alacaklar dava konusudur.
Davacı bankanın ticari defter ve kayıtları yönünden 6102 Sayılı TTK.m.64 ve VUK.182 gereğince mecburi olan 2017, 2018, 2019, 2020, 2021 ve 2022 yılı ticari defterlerinin tutulduğu, işbu defterlerden 2017, 2018 , 2019, 2020, 2021 ve 2022 yılı Yevmiye ve Kebir defterinin Gelir İdaresi Başkanlığı'nın 1 Sıra no.lu elektronik defter tebliği gereğince elektronik ortamda e-defter olarak tutulduğu, 1 sıra no.lu e-defter tebliği gereğince Ocak ayı beratlarının açılış tasdiki, Aralık ayı beratlarının kapanış tasdiki yerine geçtiği, Ocak ve Aralık ayı beratlarının süresinde alındığı, Yevmiye ve kebir defterlerinin birbirini teyit eder şekilde tutulduğu anlaşılmakla, ticari defterler ve kayıtların davacı banka lehine delil niteliğine haiz olduğu açıktır.(HMK 222 m. TTK 64 m/mülaa TTK 85 m.
Davalı Müflis Şirketin Ticari Defter ve Kayıtları Yönünden davalı müflis şirketin ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi için 08.11.2024 tarihinde Bakırköy 1.İflas Dairesine müracaat edilmiştir. İflas idaresi memurluğu teslim tutanağı mukabilinde kebir mizanı dökümü, 120 ve 320 no.lu hesap dökümleri, karşılıksız çek dökümleri, chargeback tabloları, bilanço ve gelir tabloları flash belleğe yüklenerek bilirkişi heyetine tevdi edilmiştir. Bilirkişilere tevdi edilen flash bellek içeriğinde ayrıntılı mizan ve muavin kayıt dökümleri bulunmadığı, davalı müflis şirketin temin edilen kayıtlarında davacının alacaklı olduğunu gösteren herhangi bir kayda açıkça rastlanamamıştır.
Davacı banka ile davalı müflis şirket arasında 01.08.2016 yılında İşbirliği sözleşmesi imzalanmıştır. İşbu sözleşmenin 3. Maddesi altında davacı bankanın 4. Maddesi, altında davalı şirketin taahhüt ve yükümlükleri düzenlemiştir. Sözleşmenin 11 maddesi altında ise süresi ve fesih koşuları düzenlenmiştir. İş Birliği Sözleşmesinin 12.11 "maddesi: “Taraflar, işbu Sözleşme gereğince gerçekleştirilen tüm işlemler için çıkabilecek her türlü uyuşmazlıklarda Tarafların ticari defter, kayıt, teyit yazısı ve belgeleri ile mikrofilm ve bilgisayar kayıtları, ellerindeki yetkiye uygun imzalanmış evrakların HMK 193. maddesi uyarınca münhasır delil olarak kabul edileceğini ve aksinin hiçbir surette iddia edilemeyeceğini kabul, beyan ve taahhüt ederler.”; denilmiştir. İşbu Sözleşme imza tarihinde yürürlüğe girer ve 5 (beş) yıl süreyle geçerlidir. Sözleşme süresi sona ermeden en geç 6 (altı) ay önce Taraflardan herhangi birisi fesih bildiriminde bulunmadığı takdirde, Sözleşme aynı koşullarda birer yıllık sürelerle otomatikman uzar. Davacı banka 3. Şahıs konumundaki .... Medya Or.ve Dan.Tic.A,Ş. düzenlediği 3 adet fatura, .... Reklamevi Rek.Ltd.Şti.'nin düzenlediği 2 adet fatura, ..... Basım ...Sa. Ve Tic.A.Ş'nin düzenlediği 1 adet fatura, .... Turz.... A.Ş. düzenlediği 2 adet fatura, .... Medya Hiz.A.Ş. düzenlediği 5 adet fatura, .... Kart İlet.Sis.San ve Tic.A.Ş.'nin düzenlediği 11 adet fatura, ... Havacılık A.Ş'nin düzenlediği 46 adet fatura ve ..... Turz. Ltd.Şti.'nin düzenlediği 33 adet faturayı sunmuştur. Bahse konu faturaların yanlar arasındaki ihtilaftaki yeri açıklanmamıştır. Davacının söz konusu fatura bedellerini ödeyip ödemediği belirsizdir. Bu belirsizliklerin giderilmesi için davacı vekiline 28/11/2024 ve 30/12/2024 tarihlerinde tebligat çıkartılarak gerekli delillerin sunulması istenmiş olup, gerekli deliller sunulmamıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle,
Mahkememizin 12.06.2025 celse tarihli duruşma öncesi Bilirkişi heyetince 12.01.2025 tarihinde KÖK RAPOR ve 11.04.2025 tarihinde ise EK RAPOR sunulmuştur. Her iki raporda da davanın dayanağı ve incelemeye esas olan belgelerde eksikler olduğu, dava dosyasındaki evraklar üzerinden elverişli bir rapor hazırlamadığı belirtilmiş, bunun üzerine bir takım belgeler talep edilmiştir. Davacı vekili 16.05.2025 tarihinde Mahkememize sunduğu beyan dilekçesi ile bir takım faturaları sunduğu, dava dosyasında ve yerinde incelemede talep edilen muavin kayıtları, hesap ekstreleri temin edilemediği için sadece mevcut gider faturaları üzerinden “Davacının iş birliği sözleşmesinden kaynaklı dava dilekçesinde alacak kalemi olarak talep ettiği kart ücreti, chip para ücreti, reklam promosyon ve diğer giderler ile uçak bileti ve mil ücretleri bakımından müflisten iflas tarihi itibariyle alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise iflas tarihi itibariyle işlemiş faiz alacağı da dahil asıl alacağının bulunup bulunmadığı, ödemelerin gerçekleşip gerçekleşmediğine ilişkin tespit ve hesaplama yapılabilmesi mümkün değildir. Davacı bankanın, 16.05.2025 tarihli beyan dilekçesi ekindeki evrakların birtakım faturalar içerdiği, bu faturaların hali hazırda dava dosyasında mevcut bulunan faturalar olduğu, yeni bir belge, evrak sunulamadığı, talep edilen hesap ekstreleri ve muavin kayıtlarının iletilmediği,
mevcut belgelerle müflisten alacaklı olup olmadığı tespiti veya ne kadar alacaklı olup olmadığının hesaplanabilmesinin mümkün olmadığı, davacı yanın iddialarını ispatlamak üzere talep edilen evrak ve kayıtları sunamadığı için, haliyle gerekli olan incelemenin yapılamadığı ve raporun da tanzim edilememiş olduğu görülmüştür.
İspat hukuku şekli hukukun içinde yer alsa da , ispat yükü maddi hukuk tarafından belirlenir. Delil ikamesi, bir davada tarafların kendi vakıalarının, iddialarının doğru olduğu veya karşı tarafın iddialarının doğru olmadığı hususunda ispat sonucuna ulaşabilmek ve kendi lehine karar verilmesini sağlamak amacı ile çekişmeli vakıalar ile ilgili deliller sunarak gerçekleştirdikleri bir hukuki faaliyettir. Delil ikame yükü ise, ispat yükü kuralları çerçevesinde hakimin aleyhte karar verme tehlikesini ortadan kaldırmak amacı ile tarafların delil ikamesi faaliyeti ile kendi vakıa iddialarının doğruluğu veya karşı taraf iddialarının yerinde olmadığı yolunda hakimde kanaat oluşturmasıdır. (Bilge Umar, İspat Yükü Kavramı ve Bununla İlgili Bazı Kavramlar, İÜHFM, 1962, Cilt: 3, Sayfa: 4, 64)
Yargılamada süreler kanunun belirlediği süreler ve hakimin belirlediği süreler olarak ikiye ayrılırlar. Bu husus HUMK 163. (HMK 94madde) maddesin de “Kanunun tayin ettiği müddetler katidir. Bu müddetlerde yapılması lazım olan muamele yapılmazsa o hak sakıt olur. Hakim tayin ettiği müddetin kati olduğuna da karar verebilir. Aksi takdirde tayin olunan müddeti geçirmiş olan taraf yenisini isteyebilir. Bu suretle verilecek müddet katidir. Bir daha verilemez.” Görüldüğü üzere kanunun belirlediği süreler kesindir. Hakimin verdiği sürenin uzatılmasını taraflar isteyebilir. Talep üzerine verilen ikinci süre kesindir. Ancak hakim verdiği sürenin kesin olduğuna karar verebilir. Bu durumda kesin süre içinde yapılmayan işin tekrar yapılmasını kesin süreye uymayan taraf isteyemez.
Bir başka açıdan HUMK 414. maddesi “İki taraftan her biri istimaını talep eylediği şahit ve ehlihibrenin veya talebine mebni icra kılınacak keşif ve sair muamelenin masrafını tediyeye ve buna kifayet edecek meblağı mahkeme veznesine tevdie mecburdur. Hakim tarafından tayin olunan müddet içinde masrafı vermeyen taraf talebinden sarfınazar etmiş addolunur.” Şeklindeki düzenleme ile de hakimin verdiği kesin süre içinde keşif veya bilirkişi ücretlerini yatırmayan taraf bu talebinden vazgeçmiş sayılır. Bir tarafa verilen kesin süre diğer taraf için de kazanılmış bir hak doğurur.(Yargıtay 11. HD 25/06/2012 tarih ESAS NO: 2011/14737 , KARAR N0: 2012/10834)
HMK 'nun 94.maddesini amir hükmü karşısında davacı taraf verilen kesin süre içinde ara karara göre ücretleri yatırmamıştır.
Hakimin tespit ettiği süreler ise, kural olarak kesin değildir (Kuru, Baki/ Arslan Ramazan/ Yılmaz, Ejder, Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı, 6100 sayılı HMK’na Göre Yeniden Yazılmış 22. Baskı, Ankara 2011, s.749). hakimin, tayin ettiği ilk sürenin kesin olduğuna da karar verebilmesidir (HUMK m.163/3 c.3, HMK m. 94). Ancak, böyle bir durumda kesin sürenin hukuki sonuç doğurabilmesi için, buna ilişkin ara kararının yasaya ve içtihatlara uygun şekilde oluşturulması, hiçbir tereddüde yer vermeyecek derecede açık olması ve kesin süreye uyulmamasının sonuçlarının ilgili tarafa ihtar edilmesi gerekir. Mahkememizce bu anlamda birden fazla kez arar karar kurulup davacıya usulüne uygun süreler verilmiş sonucun da ihtar edilmiştir.
HMK'nun 94.maddesine göre de Değişik:22/7/2020-7251/6 md.) Hâkim, tayin ettiği sürenin kesin olduğuna karar verebilir. Bu takdirde hâkim, tayin ettiği kesin süreye konu olan işlemi hiçbir duraksamaya yer vermeyecek şekilde açıklar ve süreye uyulmamasının hukuki sonuçlarını açıkça tutanağa geçirerek ihtar eder. Kesin olduğu belirtilmeyen süreyi geçirmiş olan taraf yeniden süre isteyebilir; bu şekilde verilecek ikinci süre kesindir ve yeniden süre verilemez. (3) Kesin süre içinde yapılması gereken işlemi, süresinde yapmayan tarafın, o işlemi yapma hakkı ortadan kalkar. denmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık bakımından tasfiye kurulu başkanının alacaklıları zarara uğratıp uğratmadığı bilirkişi incelemesi esas alınarak uyuşmazlık konusu irdelenebileceği, hal böyle olunca mahkemece mahkememizce resen kurulan tarihli ara kararla ile davacıya kesin süre verilerek rapordaki eksik belgeleri istenmiş davacı vekiline usulüne uygun kesin süre verilmiş olmasına rağmen belgelerini hazır etmediği görülmüş olup ancak bilirkişilerin bankanın kayıtlarının incelemesi ile ortaya çıkacağı mümkün olduğundan bunun defter kayıt incelemesi bilirkişi eliyle sunulacak rapora göre mümkün olduğu eldeki delillerden kayıt kabul eesas alacağın bu haliyle ispatının mümkün olmadığı sabit olmakla dosyadaki mevcut deliller kapsamında ispat edilemeyen davanın reddine ilişkin aşağıdaki şekilde karar verilerek hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın REDDİNE,
2-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 615,40-TL harçtan peşin alınan 427,60-TL harcın mahsubu ile noksan kalan 187,8-TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafça yapılan yargılama giderinin bulunmadığından bu konuda HÜKÜM KURULMASINA YER OLMADIĞINA,
5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine,
7-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine,
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.16/10/2025
Başkan ......
¸e-imzalıdır
Üye ......
¸e-imzalıdır
Üye .....
¸e-imzalıdır
Katip .....
¸e-imzalıdır