T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/690 Esas
KARAR NO : 2025/579
DAVA : Sigorta (Trafik Sigortası Kaynaklı)
DAVA TARİHİ : 24/07/2024
KARAR TARİHİ : 20/05/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 26/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan Sigorta (Trafik Sigortası Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirkete ait ... plakalı, 2017 model, ... marka araca, 09.08.2023 tarihinde Ataköy, .... Sokak, Bakırköy, İstanbul mevkinde davacı şirket yetkilisi .... tarafından yolun sağ kenar tarafına park edildiğini, ...., 10.08.2023 sabahı saat:09:30'da aracın yanına geldiğinde sol arka çamurluğun, sol arka kapının, sol ön kapının ve sol arka aksının hasar aldığını görmüş ve durumu derhal Trafik Denetleme Şube Müdürlüğü'ne bildirdiğini, raca kimlerin çarptığı tespit edilemediğini, olay günü olan 10.08.2023 tarihinde söz konusu aracın genişletilmiş artı sigorta poliçesi (Poliçe no: ....) sigortacısı .... SİGORTA A.Ş.'ye aracın hasarlarını bildirmiş ve işbu sigorta poliçesine dayanarak hasarının tazminini talep ettiğini, cevaben 07.09.2023 tarihinde söz konusu kazanın beyanda belirtildiği şekilde oluşamayacağını iddia ederek davacının talebini reddettiğini bu nedenlerle davanın kabulüne karar verilerek zararının tazminini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı şirket nezdinde gerekli araştırmaların yapıldığını ve .... numaralı Genişletilmiş Kasko Sigorta Poliçesi ile sigorta teminatı altına alınmış bulunan .... plakalı aracın , 10.08.2023 tarihli kaza sebebi ile meydana gelen hasar bedeli, değer kaybı, kazanç kaybı talebinden kaynaklandığını, davacının talepleri haksız ve mesnetsiz olup reddi gerektiğini, davayı kabul manasında olmamak üzere davacı taraf sigorta sözleşmesi şartları gereğince doğru ihbar yükümlülüğünü yerine getirmediğini, tespitlerin aksini ispat yükü davacı tarafta olduğunu bu nedenle davacı tarafın aksini ispatlayaması halinde davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ:
DAVA; trafik kazasından kaynaklı hasar değer kaybı ve mahrumiyet bedeline ilişkin tazminat alacağına ilişkindir.
Mahkememizce Yapılan İşlemler ve Toplanan Deliller:
1-Mahkememizce tensip zaptı hazırlanmış ve taraflara duruşma gününü bildirir meşruhatlı davetiye usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir.
2-Mahkememizce:
.... Sigorta A.Ş.,
b-Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi Müdürlüğü'ne müzekkereler yazılmıştır.
3-Mahkememiz ön inceleme ve tahkikat duruşması ile: dosyanın mahkememizce res'en seçilecek makine mühendisi ve sigorta uzmanı bilirkişilere tevdi edilerek uyuşmazlığa konu tazminat miktarının belirlenmesi ve meydana gelen kazanın kasko poliçe teminatı kapsamında değerlendirilmesi hususunda rapor hazırlanılmasının istenilmesine karar verilmiş olmakla bilirkişi raporunda özetle; ''... plaka sayılı ... (...) marka ... 2017 model aracın; Olay sonrası resimleri ve ekspertiz raporu incelendiğinde arka ve sol yan kısımlarından hasara uğradığı .... (Eksper Levha No: ....) tarafından düzenlenen 06.09.2023 tarihli ekspertiz raporuna göre araçta meydana gelen hasar onarım bedelinin 112.226.00 TL (KDV ve İşçilik Dahil) olduğu ve bu bedelin kaza tarihi itibariyle piyasa rayiçlerinde olabileceği, Piyasa koşullarına göre araçta yaklaşık 70.000,00 TL bedelinde değer kaybı meydana Emsal araçların günlük kiralama bedelinin ortalama 1.750,00 TL olduğu, Aracın eski haline getirilmesinin 10 iş günü süreceği, (Servisteki iş yoğunluğu veya malzeme tedariği için geçebilecek süreler dahil değildir) Bu durumda ikame araç bedelinin 17.500,00 TL olarak hesaplandığı,''
şeklinde tespit ve sonuçlarını mahkememize bildirmiştir.
4-Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiştir.
5-Davacı vekili bilirkişi raporu doğrultusunda davasını ıslah etmiş, ıslah dilekçesi davalıya tebliğ olmuştur.
Delillerin Değerlendirilmesi ve Kararın Hukuki Gerekçeleri:
Davacı Mahkememiz nezdinde açmış olduğu dava ile davacıya ait araca üçüncü kişiler tarafından çarpıldığını ve aracın hasara uğradığını, kasko sözleşmesi kapsamında davalıya başvuruda bulunulduğunu ancak davalı kasko sigortacısının ödeme yapmadığını belirterek tazminata karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı sigorta şirketi ise sunduğu cevap dilekçesinde arabuluculuğa başvurulmadığını, esas yönünden ise davacının beyanlarının hasar ile uyuşmadığını, davacının doğru ihbar yükümlülüğünü yerine getirmediğini, meydana gelen hasarın poliçe kapsamı dışında kaldığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı tarafından sunulan arabuluculuk tutanağı incelendiğinde dava açmadan önce davacının arabuluculuğa başvurduğu anlaşılmakla davalının dava şartlarına yönelik arabuluculuk itirazının yerinde olmadığı anlaşılmakla davanın esasına girilmiştir.
İspat kuralına ilişkin TMK. m. 6 hükmüne göre: “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür”. HMK. m. 190/1 hükmüne göre: “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir”. Bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf o vakıayı ispat etmeye mecburdur.
6102 sayılı Kanun'un 1409. Maddesinin şu şekildedir:
"(1) Sigortacı, sözleşmede öngörülen rizikonun gerçekleşmesinden doğan zarardan veya bedelden sorumludur.
(2) Sözleşmede öngörülen rizikolardan herhangi birinin veya bazılarının sigorta teminatı dışında kaldığını ispat yükü sigortacıya aittir."
6102 sayılı Kanun'un 1409. Maddesinden görülebileceği üzere rizikonun gerçekleşmesi halinde; ilgili rizikonun teminat kapsamı dışında bulunduğunu ispat yükü sigortacı üzerindedir:
Nitekim Yargıtay ...Hukuk Dairesi ... E., ... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:
"Davalı sigorta şirketi hırsızlık olayının şüpheli olduğunu iddia etse de dosyaya buna ilişkin somut bir delil sunamamıştır. Böyle bir durumda hasarın teminat dışı kaldığını ispat yükü sigortacıya düşmektedir.
O halde, aracın sigortalının iddia ettiği gibi çalınmadığının soyut iddialarla değil ancak somut delillerle kanıtlanması gerektiğinden, davalı sigorta şirketince ortaya konulan deliller ispat yükünü tersine çevirecek derecede somut nitelikte olmadığından, oluşan rizikonun ve davacının zararının teminat kapsamında olduğu kabul edilip, TTK. 1448 madde düzenlemeside göz önüne alınıp davacının gerçek zararı hesaplattırılarak varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde talebin reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir."
Meydana gelen rizikonun sigortalının değil de sigortacının iddia ettiği şekilde meydana gelmesi halinde ise ilgili iddia kapsamında rizikonun oluş şeklinin teminat kapsamı dışında kaldığı hallerde 6102 sayılı Kanun'un 1446/2 maddesi uyarınca rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmez veya iyiniyet kurallarına açıkça aykırı şekilde sigorta teminatı dışında kalan bir hususu sanki bu oluşan riziko teminat içinde imiş gibi ihbar ederse ispat yükü yer değiştirip oluşan rizikonun teminat içinde kaldığını ispat yükü sigortalıya geçecektir.
Bu bağlamda öncelikle davalı tarafından meydana gelen hasarın taraflar arasındaki kasko sigorta sözleşmesinin teminat kapsamı dışında kaldığının ispat edilmesi gerektiği anlaşılmaktadır.
Davalı cevap dilekçesinde kendi yaptırmış olduğu ekspertiz raporundaki iddia ve tespitleri hasarın kasko teminatı dışında kaldığı iddiasına yönelik öne sürmüş olmakla birlikte davalının öne sürdüğü iddiaların (aracın park halinde değil hareket halinde iken kazaya uğramış olduğu şeklindeki iddia) tek başına davaya konu olayı ve hasarı kasko teminatı kapsamı dışında bırakmasının mümkün olmadığı zira aracın hareket halinde ya da park halinde kazaya uğramasının doğrudan meydana gelen hasarı kapsam dışında bırakmayacağı anlaşılmaktadır. Bu noktada davacının hasarın meydana geliş şekline ilişkin iddiası ile davalının savunmaları doğru beyan yükümlülüğü kapsamında değerlendirildiğinde; davalı tarafından davacının meydana gelen kazaya dair doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmediği veya iyiniyet kurallarına açıkça aykırı şekilde sigorta teminatı dışında kalan bir hususu sanki bu oluşan riziko teminat içinde imiş gibi ihbar ettiğini iddia ve ispat edemediğine ve bu yönde herhangi bir delil sunmadığı ve ayrıca davalının savunmaları doğrultusunda kazanın park halinde değil de hareket halinde meydana gelmiş olduğu kabul edilse dahi davacının bu konudaki beyan yükümlülüğüne aykırı davranmasının davalının tazminat sorumluluğunu ne şekilde arttırdığına dair davalı tarafından herhangi bir delil ve belge sunulmadığı gözetildiğinde davalının üzerine düşen ispat yükünü yerine getiremediği, meydana gelen kazanın taraflar arasındaki poliçe teminat kapsamı dışında kaldığının ispat yükü üzerine düşen davalı tarafından ispatlanamadığı anlaşılmakla meydana gelen hasar taraflar arasındaki poliçe teminatı kapsamında kabul edilmiştir.
Mahkememizce davacının kasko sigortası kapsamında kalan gerçek zararının tespiti için dosya bilirkişi heyetine tevdii edilmiş olup, bilirkişi heyeti yaptığı incelemede davacının aracında meydana gelen hasar için onarım bedelinin KDV ve işçilik dahil 112.226,00-TL olabileceğinin tespit edildiği söz konusu tespitin ve onarım zararına ilişkin bedel belirlemesinin usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla Mahkememizce hükme esas alınmıştır.
Taraflar arasındaki kasko sigorta sözleşmesi incelendiğinde; davacının 15 gün ikame araç hakkının bulunduğu, Mahkememizce alınan bilirkişi raporunda davacının aracında meydana gelen hasarın tamir süresinin 10 gün olduğu, ikame araç günlük kira bedelinin 1.750,00-TL olduğunun piyasadan tespit edildiği buna göre onarım süresince ikame araç bedelinin 17.500,00-TL olarak hesaplandığı, ilgili hesaplamanın riziko tarihi itibariyle piyasa rayiçlerine uygun olduğu anlaşılmakla Mahkememizce hükme esas alınmıştır. Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiş, taraflarca rapora itirazda bulunulmamıştır.
Davacı sunduğu dilekçe ile bedel arttırım talebinde bulunmuş olup, ilgili miktara ilişkin harçların yatırıldığı anlaşılmış, davacı vekilinin bedel arttırım talebine ilişkin dilekçesi davalı vekiline tebliğ edilmiş, herhangi bir itiraz ve beyanda bulunulmamıştır.
Bu sebeple Mahkememizce davacının davasının bedel arttırım dilekçesi kapsamında 112.226,00-TL onarım bedeli ve 17.500,00-TL ikame araç bedel tazminatı yönünden kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Davacı tarafından dava dilekçesinde değer kaybı tazminatı talep edilmiş ise de değer kaybı tazminatının poliçe teminatı kapsamında olmaması sebebiyle davacının bu talebe yönelik tazminat talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.
Davacı talep arttırım ve dava dilekçesinde tazminat alacaklarına 10.08.2023 tarihinden itibaren faiz işletilmesini talep etmiş ise de; Kasko Sigortası Genel Şartları'nın B.3.3.4.1. maddesi ile 6102 sayılı TTK'nın 1427/2. Maddesine göre, sigortacı hasar ihbarı üzerine talep ettiği belgelerin kendisine eksiksiz olarak verilmesi ve zararın eksper vasıtasıyla tespiti kararlaştırılmış ise eksper raporunun tesliminden itibaren en geç 10 iş günü içinde genel ve özel şartlar kapsamında gerekli incelemeleri tamamlamak ve ödemeye engel bir durumun bulunmaması halinde tazminat miktarını tespit edip sigortalıya ödemek zorundadır. Tazminat ödeme borcu her halde hasarın ihbarından itibaren 45 gün sonra muaccel olur. Davalı sigorta şirketi tarafından sunulan davacının başvuru evraklarına göre davalı sigorta şirketinin yaptırdığı ekspertiz incelemesi sonucunda davalı sigorta şirketinin 45 günlük süre içerisinde eksper raporunun 06.09.2023 tarihinde davalı sigorta şirketine teslimi sonrasında 07.09.2023 tarihinde tazminat ödemeyeceğini davacı şirkete bildirdiği, davalının temerrüt tarihinin bu sebeple 07.09.2023 olduğu anlaşılmakla 07.09.2023 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi işletilerek tahsili yönünden talebin kısmen kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
H Ü K Ü M: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Davanın KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE,
-Buna göre; 112.226,00-TL hasar onarım bedeli ve 17.500,00-TL ikame araç bedeli tazminatının 07.09.2023 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,
2-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 8.861,60-TL harçtan peşin alınan 427,60-TL harcın mahsubu ile noksan kalan 8.434,00-TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
3-Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 3.600,00-TL davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
4-Davacı tarafça yatırılan 427,60-TL peşin harç ve 427,60-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 855,20-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafça yapılan 8.079,00-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine,
8-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine,
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 20/05/2025
Katip ...
¸e-imza
Hakim ...
¸e-imza