T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/697 Esas
KARAR NO : 2025/821
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 25/07/2024
KARAR TARİHİ : 16/07/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 18/07/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı müvekkili davalı taraftan alacağının tahsili için, davalı aleyhinde Bakırköy .... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyasından ilamsız icra takibi başlattığını, davalı borçlu, borcu olmadığını beyan ettiğini, borca, faize, faiz oranına ve ferilerine itiraz ettiğini, davacı müvekkilinin davalı taraftan; 05/04/2024 düzenleme tarihli, 05/04/2024 faiz başlangıç tarihli 150.000,00 TL tutarında cari hesap alacağı mevcut olduğunu bu alacak davaya konu icra takibine konu edildiğini, bu cari ilişkiden kaynaklı borç müvekkiline ödenmesi gerekirken davalı tarafça herhangi bir ödeme yapılmadığını ihtiyati haciz kararı verilmesi gerektiğini, müvekkili olduğu şirket ile davalı borçlu şirket arasında, alacaklarının ispatı niteliğinde faturalar da mevcut olduğunu işbu faturalar mahkemeye sunulacağını, somut durum incelendiğinde, icra takibine haksız itirazda bulunan davalı tarafın asli maksadının borçlarını ödememek ve alacaklıyı zor durumda bırakmak olduğunu açık olduğunu, davalı yanın mal kaçırma kastı içerisinde olduğu ve hukuka aykırı fiiller ile alacağı sürüncemede bırakmaya çalıştığını işbu sebeplerden ötürü öncelikle kamu düzeninden kaynaklı mahkemeden ihtiyati haciz talep etmek zorunluluğu hasıl olduğunu, arz ve izah olunan ve mahkemenin re'sen dikkate alacağı sair sebeplerden ötürü, davalı/borçlunun Bakırköy .... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı icra takip dosyasına yapmış olduğu haksız ve mesnetsiz itirazın iptali ile takibin kaldığı yerden devamına, ihtiyati haciz talebimizin dava değeri üzerinden; borçlunun, borca yeter miktarda menkul, gayrimenkulleri ile 3. Kişilerdeki hak ve alacaklarının haczi, menkullerinin muhafazası için öncelikle teminatsız, mahkeme aksi kanaatteyse uygun ve makul bir teminat karşılığında teminatlı kabulüne, haksız ve kötüniyetle takibe itiraz eden davalının takip konusu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı, davalı şirket ile aralarında ticari ilişkiden doğan cari hesap alacağına göre alacaklı olduğunu iddia ettiğini, davacının bu iddiası haksız ve hukuki mesnetten yoksun olup, bu iddia kesinlikle kabul edilemeyeceğini, cari hesap ilişkisi 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 89 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup, TTK madde 89/1; "İki kişinin herhangi bir hukuki sebep veya ilişkiden doğan alacaklarını teker teker ve ayrı ayrı istemekten karşılıklı olarak vazgeçip bunları kalem kalem alacak ve borç şekline çevirerek hesabın kesilmesinden sonra çıkacak artan tutarı isteyebileceklerine ilişkin sözleşme cari hesap sözleşmesidir." şeklinde düzenlendiğini, Hükmün ikinci fıkrası ise; "Bu sözleşme yazılı yapılmadıkça geçerli olmaz." şeklinde düzenlenerek cari hesap sözleşmesine yazılı şekil şartı getirildiğini, davalı şirket ile davacı şirket arasında herhangi bir yazılı cari hesap sözleşmesi bulunmadığını, bu nedenle, davacının "cari hesap ilişkisine istinaden" başlatmış olduğu icra takibi haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davalı şirketin, davacıya borcu olmadığı gibi cari hesap ilişkisi de bulunmadığını savunmuş ve davanın reddini talep etmiştir..
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ:
Dava: Taraflar arasındaki ticari ilişkiye dayalı olarak başlatılan icra takibine davalı borçlu tarafından yapılan itirazın iptali mahiyetine ilişkindir.
Mahkememizce Yapılan İşlemler ve Toplanan Deliller:
1-Mahkememizce tensip zaptı hazırlanmış ve taraflara duruşma gününü bildirir meşruhatlı davetiye usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir.
2-Mahkememizce:
a-... Bankası Anonim Şirketine,
b-...bank Anonim Şirketine
c-Tarafların bağlı bulunduğu Vergi Dairelerine müzekkere yazılarak tarafların BA-BS formları celp edilmiş, delil olarak değerlendirilmiştir.
3-Mahkememizce tarafların iddia ve savunmaları, sundukları deliller, dosya kapsamı belgeler, tarafa ait ticari defter ve kayıtlar incelenmek sureti ile davacının icra takibi tarihi itibariyle alacak yönünden alacaklı olup olmadığı, alacağının varlığı konusunda bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş olmakla bilirkişi raporunda özetle; ''Davacı tarafın takip tarihi itibariyle 150.000,00 TL tutarlı alacak talebinin olduğu ancak davacı tarafından tarafıma sadece 5 adet ve 2 sayfadan meydana gelen pdf döküm belgenin sunulduğu, 5 adet belgenin tamamının birbirinin aynı olduğu, sunulan iş bu belgenin muhteviyatının mizan/döküm şeklinde olduğu ancak belgede herhangi bir cari hesap detayı, tarih, borç, alacak vb. başkaca bir bilginin yer almadığı, belge içeriğinde sadece davalı tarafın 324.629,80 TL tutarlı olarak kayıtlı olduğu, davacı tarafından alacaklı olduğunu ispat eden başkaca herhangi bir belgenin sunulmadığı, davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarında takip tarihi itibariyle davacı tarafa herhangi bir borcunun veya alacağının olmadığı, Davacı tarafın ticari defter ve kayıtlarını incelemeye sunmadığı, alacaklı olduğunu ticari defter ve kayıtlarıyla birlikte ispat etmesi gerektiği,
'' şeklinde tespit ve sonuçlarını mahkememize bildirmiştir.
4-Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiştir.
Delillerin Değerlendirilmesi ve Kararın Hukuki Gerekçeleri:
Davacı Mahkememize sunduğu dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında ticari ilişki bulunduğunu, davalının cari hesaptan dolayı borçlu olduğunu, borca konu faturalar ve teslim belgelerinin sunulacağını bu sebeple davalının icra takibine itirazının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ise sunduğu cevap dilekçesinde; davanın yetkisiz Mahkemede açıldığını, itirazın iptali davasının kısmi dava olarak açılamayacağını, taraflar arasında derdest davanın bulunduğunu davanın derdestlikten reddinin gerektiğini, taraflar arasında cari hesap ve mutabakat bulunmadığını, davacıya borcunun olmadığını, cari hesap sözleşmesi ve faturaların davacı tarafından ne takipte ne dava dilekçesinde sunulmadığını, taraflar arasındaki ticari ilişkiye istinaden davacıya 313.000,00-TL bedelli çek verildiğini ve ödemenin yapıldığını başkaca bir borcunun olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Öncelikle davalı tarafından yetki itirazında bulunulmuş ise de davanın para alacağına yönelik olduğu, 6098 sayılı Kanun'un 89/1 maddesi gereğince alacaklının yerleşim yeri Mahkeme ve icra dairelerinin para alacaklarında yetkili olduğu davacının adresine göre Mahkememizin ve Bakırköy İcra Daireleri'nin dava ve takipte yetkili olduğu anlaşılmakla davalının yetki itirazına itibar edilmemiştir.
Davalı itirazın iptali davasının kısmi dava olarak açılamayacağını iddia etmiş ise de davalının bu yöndeki ilk itirazına da itibar edilmemiştir. Davalı taraflar arasında derdest dava olduğunu iddia etmiş ise de Mahkememizdeki davanın daha önce açıldığı, derdestliğin Mahkememiz davası yönünden söz konusu olmadığı anlaşılmakla davalının itirazlarına itibar edilmemiş davanın esasına girilmiştir.
Mahkememizce tarafların ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi için bilirkişi incelemesi yaptırılmış olup, davacı tarafından kesin süre içerisinde ticari defter ve kayıtlar incelemeye sunulmamış olup, davalının ticari defterlerinin ise usul ve yasaya uygun olarak tutulmuş, yasal süresi içerisinde açılış ve kapanış tasdiklerinin yapılmış, sahibi lehine delil vasfının olduğu tespit edilmiştir.
Davacı tarafından herhangi bir fatura örneği, sevk ve teslim irsaliyesi vs. De ne icra takibinde ne dava dilekçesinde ne de diğer aşamalarda Mahkememize sunulmamıştır.
Bilindiği üzere faturaya dayalı alacaklarda ispat yükü öncelikle alacak talep eden davacı üzerinde olmakla birlikte, davalı tarafından cevap dilekçesinde taraflar arasındaki ticari ilişkinin kabul edilerek ödeme savunmasında bulunulduğu ve bu suretle ispat yükünün davalı üzerine geçtiği anlaşılmakla davalının ticari defter kayıtları değerlendirilmiştir.
Davalının ticari defter kayıtlarına göre davacı tarafından davalıya 30.09.2020 tarihli bir adet fatura kesildiği ve bedelinin 324.629,80-TL olduğu, buna karşılık davalı tarafından aynı tarihte davacıya ...bank'a ait 313.000,00-TL bedelli bir çekin ilgili faturaya istinaden ödeme için verildiği, 06.11.2020 tarihinde davalı tarafından davacının ilk faturasına istinaden 10.974,00-TL bedelli iade faturası düzenlendiği, kalan 655,80-TL borcun ise nakit ödeme ile kapatıldığı davalının ticari defter ve kayıtlarından anlaşılmaktadır.
Mahkememizce ...bank'a müzekkere yazılarak davalı tarafından davacıya verilen çekin tahsil edilip edilmediği ve ibraz anındaki görüntülerinin gönderilmesi istenilmiş olup, ilgili çekin tahsil edildiği bildirilmiş, ibraz anındaki görüntüleri dosya arasına celp edilerek incelenmiştir. İlgili çek incelendiğinde; keşidecisinin davalı olduğu, lehdarının davacı olduğu davacı tarafından üçüncü kişilere ciro edilerek tahsil edildiği anlaşılmıştır.
Davacı tarafından ticari defter ve kayıtlar da incelemeye sunulmamış olup, her ne kadar davacı ilgili çek ile yapılan ödemeye itiraz etmiş ise de davacının defter ve kayıtlarını sunmayarak ilgili çekin davacının defter ve kayıtlarında bulunup bulunmadığına dair inceleme yapılmasına engel olduğu, davacı tarafından çekin ciro edildiği ciranta ile davacının ticari ilişkisinin bulunup bulunmadığı hususunda inceleme yapılmasına engel olduğu, çekin ibraz anındaki görüntüsüne göre davacının cirosu ile devredilerek tahsil edildiği, davalı tarafından ilgili çek bedelinin ödendiği bu suretle davalının davacı tarafından düzenlenen faturaya istinaden 313.000,00-TL'lik borcunun çekin ödenmesi sureti sonucunda itfa ile sona erdiği tespit ve kabul edilmiştir. Davalı çek ile ödeme yapıldığı iddiasını cevap dilekçesinde öne sürmüş ve tahsilat makbuzu ve çek görüntüsüne ilişkin delillerini sunmuş olup, davacı tarafından cevap dilekçesinden sonraki duruşmada ilgili çekteki davacıya atfen bulunan ciranta imzasına, tahsilat makbuzuna ve çeke yönelik herhangi bir itirazda bulunulmamış olup, davacı tarafından davanın ve iddianın genişletilmesi yasağı kapsamında bilirkişi raporu sonrasında ilgili çekteki ciranta imzasına itiraz edildiğinden iddianın genişletilmesi yasağı kapsamındaki davacının bu iddialarına itibar edilmemiştir. Nitekim davacı tarafından eski şirket yetkilisinin çeki aldığı iddia edilmiş ise de davacının takibe konu ettiği alacağına istinaden kestiği fatura tarihi ile davalının davacıya verdiği çekin tahsilat makbuzu tarihinin aynı olduğu bu doğrultuda davacının iddialarının da kendi içerisinde çelişkili olduğu, faturayı kabul ederek alacak talebinde bulunmasına rağmen alacak talebine konu ettiği fatura ile aynı tarihli çek tahsilat makbuzunu inkar etmesinin çelişki içerdiği, davacı tarafından yukarıda da belirtildiği üzere ticari defter ve kayıtların da incelemeye sunulmadığı, fatura aslı, sevk irsaliyesinin de sunulmadığı anlaşılmakla davacının iddialarına itibar edilmemiştir.
Davacı tarafından düzenlenen 324.629,80-TL'lik faturaya karşı davalı tarafından 313.000,00-TL çek ile ödeme yapılmış olup, kalan miktar yönünden davalı tarafından 10.974,00-TL bedelli iade faturası düzenlendiği, son olarak davalının kayıtlarına göre kalan 655,80-TL borcun ise nakit ödeme ile kapatıldığı anlaşılmaktadır. Yukarıda da belirtildiği üzere davacı tarafından ticari defter ve kayıtlar sunulmamış olup, davalının ticari defter ve kayıtlarının usul ve yasaya uygun tutulduğu, sahibi lehine delil teşkil ettiği tespit edilmiş olduğundan davalının 10.974,00-TL bedelli iade faturası ve sonrasında kalan 655,80-TL borcun ise nakit ödeme ile kapatıldığına yönelik kayıtlarının esas alınması gerektiği bu suretle davalının davacıya borcunun sona erdiğinin kabul edilmesi gerektiği anlaşılmaktadır. Zira davacı tarafından davalının kestiği 10.974,00-TL bedelli iade faturasına 6102 sayılı Kanun'un 21/2. Maddesine göre yasal süresi içerisinde itiraz ve iade edildiğine dair bir delil sunulmamış olup, davacı tarafından kendi ticari defter ve kayıtları da sunulmamış olup davalı kayıtlarının aksi davacı tarafından ispat edilememiştir.
6100 sayılı Kanun'un 220. Maddesinin 3. Fıkrası ve 222. Maddesinin 3. Fıkrası gereğince davalının ticari defter ve kayıtlarının delil olarak kabul edilmesi gerektiği, davacının aksini ispatlayamadığı anlaşılmıştır.
Nitekim Yargıtay .... Hukuk Dairesi ... Esas, ... Karar sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:
"..ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK 220/3. madde gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'ndaki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır."
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi ise ... Esas ve ... Karar sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:
"Somut olayda, davalı müflis şirket kesin süreye rağmen, 2014 ve 2015 yılı ticari defter ve kayıtlarını sunmamıştır. Yukarıdaki Yargıtay kararında belirtildiği üzere mahkemece, HMK 220/3. madde gereğince, davalının sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunun kabul edebilmesi mümkündür. Bu durumda davacının sunduğu defter ve kayıtlara göre davacının cari hesap alacağı ve karşılıksız çıkan çeklerden dolayı 192.019,70 TL alacağı bulunduğunun kabul edilmesi gerekir."
Yargıtay .... Hukuk Dairesi de ... E., ... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:
"Ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK'nın 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin diğer tarafın defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK`daki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır.
Yukarıda yapılan açıklama ve sözü edilen kurallarla birlikte somut olay değerlendirildiğinde; mahkemece taraflara ticari defterlerini sunmaları için kesin süre verilmiş, davacı yüklenici 07.03.2022 tarihli dilekçesi ile ticari defterlerin ibraz edilmeyeceğini belirtmiştir. Davalı iş sahibince ticari defterlerin ibraz edildiği, defterler üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırıldığı ve bilirkişilerce davalı defterlerin kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulduğu, açılış ve kapanış onaylarının yaptırıldığı, defter kayıtlarının birbirini doğruladığı ve davalı defterlerine göre davacının bir alacağının bulunmadığı tespit edilmiştir. Davacı yüklenici defterlerini sunmayarak davalının ticari defter kayıtlarının HMK'nın 222. maddeye göre lehine delil oluşturup oluşturmadığının tam olarak incelenebilmesine engel olduğundan, davalının incelenen defter kayıtlarının davalı lehine delil oluşturduğunun kabulü ile davanın reddine karar verilmesi gerekirken, kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması uygun bulunmuştur."
Son olarak davacı tarafından davalıya yemin teklif edilmiş, davalı şirket yetkilisi davacının teklif ettiği yemini eda etmiş olup, davacının bu suretle de alacağını ispatlayamadığı anlaşılmıştır.
Bu bağlamda yukarıda detaylıca açıklanan gerekçeler, dosya kapsamındaki deliller gözetilerek yapılan değerlendirmeler sonucunda davacının ispatlanamayan davasının reddine karar vermek gerekmiştir.
Davacı tarafından düzenlenen faturaya istinaden davalı tarafından ödeme yapılmasına rağmen davacının takip başlattığı anlaşılmakla davacının kötü niyetli olduğu sabit görülmüş, dava değeri gözetilerek Dava değerinin %20'si oranında hesaplanan 10.000,00-TL tazminatın davacıdan alınarak davalıya verilmesine de karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
H Ü K Ü M: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Davanın REDDİNE,
2-Dava değerinin %20'si oranında hesaplanan 10.000,00-TL tazminatın davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
3-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 615,40-TL harçtan peşin alınan 427,60-TL harcın mahsubu ile noksan kalan 187,80-TL harcın davacıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
4-Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 3.600,00-TL arabulucuk ücretinin davacıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
5-Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
6-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
7-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine,
8-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine,
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin ve davalı şirket yetkilisinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 16/07/2025
Katip ...
¸e-imza
Hakim ...
¸e-imza