T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2024/805 Esas
KARAR NO: 2025/736
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 02/09/2024
KARAR TARİHİ: 26/06/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 01/07/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı ... 2020 yılında sıvı yağ ticareti yapmak üzere dava dışı .... ile ticari ilişki içerisine girdiğini, 100.000,00-USD tutarında borçlanıldığını, alacağın temliki sözleşmesi imzalanıldığını akabinde bu durumdan haberdar edilen davalı, bahse konu meblağın artık müvekkilinin hak ve alacağı olduğunu bildiğinden durumun gereği olarak işbu tutarlı senedi müvekkili emrühabalesine düzenleyerek müvekkilinin ödeme borcu altına girdiğini, davalı ... borçlu olduğunun açık olduğunu mahkememizce ihtiyati haciz kararı verilmesini talep ettiğini ayrıca davalarının kabulüne karar verilerek itirazın iptaline ve takibin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın icra takibine sunmadığı ancak işbu dava kapsamında sunduğu belgelere göre alacağın tespitinin hukuken mümkün olmadığını, üçüncü kişiler ile akdedilen sözleşmeler ile de ilgilerinin olmadığını, itiraza konu alacak sebebinin değiştirilemeyeceğini, müvekkilin ne davacıyla ne de davacının bahsettiği üçüncü kişiyle hiçbir ticareti olmadığını, müvekkilin ... adlı şirketin sahibi yahut temsilcisi olmadığını, ancak müvekkilin ... adına iş ve işlemlerde bulunduğu varsayılsa dahi söz konusu şirketin Türkiye'de merkezi veya şubesi bulunmadığından müvekkil bakımından acentelik hükümleri uygulanabilir, bu durumda da müvekkil aleyhine karar verilmesinin hukuken mümkün olmadığını, takip konusu senette zamanaşımına uğramış olup müvekkil senedin borçlusu dahi olmadığını, senet borçlusu görünen iki şirket olmasına rağmen işbu davanın taraflarına açılmasını da anlamadıklarını, senet üzerinde müvekkile ait imza da bulunmadığını beyanla davanın reddine ve kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Büyükçekmece İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı takip dosyası UYAP sistemi üzerinden gönderilmiş olup, incelenmesinde; davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhine toplam 100.000,00 USD toplam alacak için icra takibi başlatıldığı, davalı borçlunun borca ve tüm fer'ilerine itiraz ettiği görüldü.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ:
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4.maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlendikten sonra anılan kanunun 5.maddesinde ticaret mahkemelerinin kuruluşu ve hangi mahkemelerin ticaret mahkemesi sıfatıyla bakacağı belirlendikten sonra asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir.
Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir ... ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
Bu durumda eldeki davanın Asliye Ticaret Mahkemesince görülüp karara bağlanabilmesi için uyuşmazlığın, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması ve bu bağlamda tarafların her ikisinin birden tacir olması zorunludur. (Yargıtay 3. H.D.sinin 04.12.2017 gün ve 2016/9128 E- 2017/17010 K. sayılı kararı)
Dosya içerisine celp edilen ticaret odası ve vergi dairesi kayıtlarından anlaşıldığı üzere; Davalının tacir olmadığı, işletme usulüne göre defter tuttuğu, 2. Sınıf tüccar (esnaf) olduğu, defter tutmadığı, takip dayanağı çekin zaman aşımına uğradığını, kambiyo vasfını yitirdiği görülmüştür. Bu nedenle uyuşmazlığın TTK da düzenlenen bir konudan kaynaklanmadığı gibi özel bir düzenleme ile uyuşmazlığın ticaret mahkemelerinin görev alanında bulunduğu belirtilmediği için (İstanbul BAM 37. Hukuk Dairesi'nin 2022/2198 Esas, 2023/847 Karar, 23/03/2023 Tarihli ilamı) davanın Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir.
Konuyla ilgili emsal İstanbul BAM. 37. HD'nin DOSYA NO: 2019/1079 KARAR NO: 2019/2419 sayılı ilamına göre de Somut olayda; taraflar arasındaki alım satım ilişkisi nedeniyle düzenlendiği iddia edilen çeke yönelik başlatılan ilamsız takibin iptali talep edilmiştir. Uyuşmazlığın kaynağının zamanaşımına uğramış çek olması, zamanaşımına uğrayan çeklerin kambiyo senedi niteliğinde olmayıp, yazılı delil başlangıcı sayılması (HGK'nın 20.02.2008 gün ve 2008/3-159 E. - 2008/158 K. sayılı ilâmı), uyuşmazlığın 6100 sayılı HMK'nın 2. maddesi uyarınca genel hükümlere göre asliye hukuk mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir. Denilerek kambiyo senedinden ziyade taraflar arasındaki alt ilişki dava konusu olduğundan davanın mutlak ticari dava olmadığı anlaşılmıştır.
Saptanan ve hukuksal durum bu olunca her iki taraf bakımından ticari bir iş olmadığı gibi senede konu alacağın temliki sözlşemesinin tarafları olmadıkları dikkate alınarak TTK nun 4. ve 5. maddeleri kapsamında "ticari dava" olarak nitelendirilemeyeceği ve davaya bakmanın Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevi kapsamında olduğu anlaşılmıştır. 6100 Sayılı HMK nın 1. Maddesi hükmüne göre; göreve ilişkin kurallar kamu düzeninden olup, aynı yasanın 114/1-c bendi uyarınca, dava şartı olan bu husus, 6100 Sayılı HMK nın 115/1. maddesi gereğince mahkemece davanın her aşamasında kendiliğinde araştırılır, göreve ilişkin dava şartı noksanlığının sonradan giderilmesi mümkün değildir. Bu durumda davaya bakmaya Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olması nedeniyle mahkememizin görevsizliğine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacının açtığı davada, mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla; açılan davanın, HMK'nun 115/2.maddasi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden REDDİNE, mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
2-6100 Sayılı HMK'nun 20. maddesi gereğince taraflardan birinin görevsizlik kararı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmelerinin gerektiğin, aksi taktirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARATINA,
3-HMK'nun 20 maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın görevli Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi'ne tevzi edilmek üzere Bakırköy Hukuk Mahkemeleri Tevzi Müdürlüğü’ne GÖNDERİLMESİNE,
4-Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra dava yetkili ve görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK' nun 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARATINA,
5-Harç ve masrafların görevli mahkemede nazara ALINMASINA,
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 26/06/2025
Başkan ...
e-imza
Üye ...
e-imza
Üye ...
e-imza
Katip ...
e-imza