T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/82 Esas
KARAR NO : 2025/1112
DAVA : Sıra Cetveline İtiraz (İflas Tasfiyesinde Düzenlenen Sıra Cetveline Yönelik Kayıt Kabul Talebi (İİK 235))
DAVA TARİHİ : 25/01/2024
KARAR TARİHİ : 14/10/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 22/10/2025
Mahkememizde görülmekte olan Sıra Cetveline İtiraz (İflas Tasfiyesinde Düzenlenen Sıra Cetveline Yönelik Kayıt Kabul Talebi (İİK 235)) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E. Sayılı dosyasından ... Et ve Et Mamulleri Sanayi ve Ticaret A.Ş'nin iflasına karar verildiğini, müflisten alacaklı olduğunu, yasal süresi içerisinde Bakırköy ... İcra Müdürlüğü .... İflas sayılı dosyasına sunulan talep dilekçesi ile alacak kaydının yapılması talep edilmiş ise de düzenlenen sıra cetvelinde müvekkilin alacak kaydı talebi alacağın yargılamayı gerektirdiğinden bahisle reddedildiğini, ret kararı 10.01.2024 tarihinde tebliğ olunduğunu, müflis şirketten cari hesaptan kaynaklı 24.634,86 USD alacaklı olduğunu ve ticari defter ve kayıtlarla sabit olduğunu bu nedenlerle davanın kabulü ile alacaklarının sıra cetveline kayıt ve kabulünü talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının alacak kayıt talebi iflas İdaresinin kararı ile reddedildiğini, iflas idaresi alacak kaydını "Alacaklı tarafından masaya kaydedilen toplam 85.000,00 TL ÇEK + 460.630,19 TL Cari hesap alacağının; Sunulan belgeler dikkate alındığında, sadece cari hesap çıktısı ve çek suretlerinden oluşan belgeler olduğu, alacağın varlığını tevsik edici nitelikte bulunmadığından ve yargılamayı gerektirdiği" gerekçesiyle reddettiğini, iflas idaresinin kararı haklı ve yerinde olduğunu, davacı tarafın sunmuş olduğu çek ve cari hesap çıktısı, alacağın varlığını tek başına kanıtlamaya yeterli olmadığını, tarafların arasındaki temel ilişkinin ispat edilmesi gerektiğini, alacağın varlığını kabul etmemekle birlikte davacı şirket ile müflis şirketin aralarında ticari ilişkiye dayalı alacağın mevcut olup olmadığının tespiti için taraf defterlerinin ve BA BS formlarının incelenmesi gerektiğini, faturaların ibraz edilmesi de alacağın varlığını ispat anlamına gelmediğini, fatura içeriğindeki malların teslim edilmediğine dair sevk irsaliyelerinin incelenmesi gerektiğini, bununla birlikte dilekçede belirtilen çek tarihleri de dikkate alındığında alacağın zamanaşımına uğradığı anlaşıldığını, süresinde alacak kaydı yaptırılmayan alacak talebinin reddi gerektiğini savunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ:
Dava, davacının müflis şirketten alacağının sıra cetveline kayıt ve kabulüne ilişkindir.
Mahkememizce Yapılan İşlemler ve Toplanan Deliller:
1-Mahkememizce tensip zaptı hazırlanmış ve taraflara duruşma gününü bildirir meşruhatlı davetiye usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir.
2-Mahkememizce Bakırköy ... İcra ve İflas Dairesine müzekkere yazılmış ... iflas sayılı müzekkere cevabında: Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin.... Esas sayılı dosyasından İstanbul Ticaret Sicil Memurluğunun .... sicil nosunda ... vergi nosunda kayıtlı ... MAH. PROF. DR. ... CAD. SÜMER THE İST. SİTESİ F1/B 59/1//90 ZEYTİNBURNU/İSTANBUL adresinde faaliyet gösteren .... ET VE ET MAMÜLLERİ SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ'nin 23/06/2021 tarih saat 10:30 itibarı ile iflasına karar verildiğini , 2. Alacaklılar toplantısının 15.01.2024 tarihinde yapıldığını, ilgi sayılı yazınız gereği davacı ... PLASTİK SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ hakkında istenilen belgeler yazımız ekinde gönderildiğini, sıra cetvelinin 59. Sırada kayıtlı olduğun, davacı gerekli masrafları dosyaya yatırdığını, müflis sorgulama tutanağı ve iflas kararını veren mahkeme ilamı yazımız ekinde gönderildiğini, ek sıra cetveli için türkiye ticaret sicil gazete müdürlüğüne yazıldığını, henüz cevabı gelmediğini belirtmiştir.
3-Mahkememizce res'en seçilen SMM bilirkişi raporunda özetle; ''Davalı müflis şirket tarafından, dava konusu uyuşmazlık kapsamında incelemeye ibraz olunan 2018-2019 yılı ticari defterlerinin TTK ve HMK 222/2 hükümlerine uygun tutulmadıkları (anılan yıllar Envanter Defterlerinin görülememesi sebebiyle) anlaşılmakla anılan ticari defterlerin davalı müflis şirket lehine delil kabiliyetlerinin Sayın Mahkemeniz takdirinde bulunduğu; Bakırköy .... İflas Müdürlüğü .... İ flaş Sayılı dosyasına tekraren sunulu veriler iflas idaresi memuru ile birlikte açılmış olup, detayı gerek rapor içinde arz edilen ve gerekse rapor sonunda yer verilen görsellerden anlaşılacağı üzere 2018 yılı Mayıs ayı ve 2019 yılı Aralık ayı Yevmiye Defteri ve Defter-i Kebir in excel formatında görülebildiği; anılan veriler içeriğinde yapılan incelemede davacı şirket adına kayda rastlanmadığı; Bu kapsamda 04.11.2024 tarihli kök raporda yapılan tespitlerin korunduğu; Davacı şirketin ilgili iflas idaresine sunmuş olduğu dilekçesinde yer alan 85.000,00 TL bedelli çeke ilişkin davacı şirket ticari defterlerinde kayda rastlanmadığı; anılan çekin davalı müflis şirket tarafından davacı şirkete keşide edildiği, çek arkasında davalı şirketin konkordatoda olması sebebiyle ödemesinin yapılamadığı şerhinin bulunduğu; Davacı vekili tarafından sunulu dava dilekçesinde “Müvekkilinin çekişmeli hale gelen 24.634,86 USD kısmının davalı borçludan alacaklı olduğunun tespiti ile davalıdan hüküm ve tahsiline ve müvekkiline ödenmesine, “ karar verilmesi talebinin olduğu; neticeten davacının davasının kabulü halinde gerek 23.06.2021 iflas tarihi ve gerekse 25.01.2024 huzurdaki dava tarihi itibarıyla davalı borç tutarının 24.634 86 USD olduğu; uygulanacak USD kuruna ilişkin takdirin yukarıda çerçeve içerisinde yer verildiği üzere Sayın Mahkemenize ait bulunduğu;'' şeklinde tespit ve sonuçlarını mahkememize bildirmiştir.
4-Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiştir.
Delillerin Değerlendirilmesi ve Kararın Hukuki Gerekçeleri:
Davacı Mahkememiz nezdinde açmış olduğu dava ile müflis şirketten 24.634,86 USD alacaklı olduğunu, alacak kayıt talebinin iflas müdürlüğü tarafından düzenlenen sıra cetvelinde reddedildiğini, alacağının sıra cetveline kayıt ve kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkememizce tarafların ticari defter ve kayıtlarının incelenerek alacak durumunun tespiti için bilirkişi incelemesi yaptırılmış olup, davacının ticari defter ve kayıtlarının usul ve yasaya uygun olarak tutulduğu, yasal süresi içerisinde açılış ve kapanış tasdiklerinin yapıldığı, sahibi lehine delil vasfına sahip olduğu tespit edilmiştir. İflas idaresi tarafından sunulan müflisin ticari defter ve kayıtlarının ise düzgün olmadıkları ve bir kısmının açılmadıkları bilirkişi kök raporunda tespit edilmiş olup, iflas idaresinin itirazı üzerine yeniden süre verilmiş ve inceleme yaptırılmış olup, bilirkişi ek raporunda da müflisin ticari defter ve kayıtlarının düzgün olmadığı tespit edilmiştir.
Davacının ticari defter ve kayıtları ile davacı tarafından delil olarak sunulan faturalar bilirkişi tarafından incelendiğinde; taraflar arasındaki fatura ilişkisinin davacının ticari defter ve kayıtlarına işlendiği, davacı tarafından davalıya kesilen faturaların USD cinsinden kesildiği ve TL karşılığının faturada gösterildiği, davacı nezdindeki müflise ait hesap kayıtlarının USD olarak tutulduğu, iflas tarihi itibariyle müflis şirketin davacıya 24.634,86 USD borçlu olduğu tespit edilmiştir.
Bilirkişi tarafından müflis şirket ve davacı tarafından vergi dairesine bildirilen BA BS formları da incelenmiş olup, davacı tarafından kesilen faturaların hem davacı hem müflis şirket tarafından karşılıklı olarak BA BS formları ile bildirildiği, kesilen faturalar yönünden taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığı tespit edilmiştir.
6102 sayılı Kanun'un 21. Maddesinin 2. Fıkrası şu şekildedir:
"Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır."
Bu kapsamda davacı tarafından davalıya kesilen faturalara davalı tarafından 6102 sayılı Kanun'un 21. Maddesinin 2. Fıkrası gereğince yasal süresi içerisinde itiraz edilmediği gibi faturaların BA formu ile vergi dairesine bildirildiği, bu suretle faturaların içeriğinin davacı lehine kesinleştiği sabittir.
Taraflara ait vergi kayıtları incelendiğinde davacının davalıdan alacaklı konuma ulaştığı faturanın davacı ve davalı tarafından BA BS formları ile vergi dairesine bildirildiği anlaşılmıştır.
Bilindiği üzere fatura kesilmiş olması tek başına alacağı ispat etmemekte olup, alacaklının faturaya konu satış sözleşmesindeki malı teslim ettiğini de ispat etmesi gerekmektedir. Buna karşılık alacaklı satıcı tarafından kesilen faturaların davalı borçlu tarafından vergi dairesine BA formu ile bildirilmesi halinde faturaya konu malın teslim edildiği dolayısıyla faturanın içeriğinin kesinleştiği bu suretle alacaklı lehine karine teşkil etmekte olup, bu durumda aksini ispat yükü davalı - borçluya geçmektedir.
Nitekim İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi ... E., ... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:
"Dosya kapsamına göre davacı tarafça takip dayanağı yapılan faturanın davalı iş sahibi tarafından muhasebesel işlem olarak BA/BS formu ile kullandığı anlaşılmakla , Yargıtay'ca taraflarca düzenlenen BA/BS formları ve Vergi Dairesine yapılan bildirimlerin fatura konu malın teslim edildiğine, işin yapıldığına ilişkin karine oluşturduğu ,bu durumda bunun aksinin ispat edilmesi gerektiği kabul edildiğinden, davalının da bu yönde ispatı bulunmadığından mahkemece davacı tarafından işin yapılıp teslim edildiği kabul edilerek ödendiği usulen kanıtlanamayan bakiye iş bedeline hükmedilmesinde usul yasa ve dosya kapsamına aykırı bir durum olmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf talebinin reddine karar vermek gerekmiştir."
Yargıtay .... Hukuk Dairesi ise .... E., ... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:
"İstinaf Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, takip dayanağının, toplamı KDV hariç 270.002,16 TL, KDV dahil 318.602,55 TL olan iki faturanın olduğu, davacının usulüne uygun tutulan ticari defterlerine kayıtlı oldukları, davalının ticari defterlerinde ise yer almadıkları, ancak davalıların oluşturduğu iş ortaklığı Vergi Dairesine verdiği 2018/4 dönemine ait BA formu ile davacı Erdal Karahan'dan iki belgeye dayalı olarak KDV hariç 270.002,00 TL'lik mal ve hizmet aldığı, faturaların adedi ve tutarlarının toplamının beyan edilen miktarla örtüştüğü, davalı tarafın resmi bir kuruma dava konusu malları teslim aldığına yönelik beyanı kendisini bağladığı, dava tarihinden sonra 2018/4 dönemi BA formuna yönelik düzeltme beyanı verilmesinin de sonuca etkisinin olmadığı, bu durumda faturaya konu malların teslim edilmiş olduğu ve davalı tarafından ödeme belgesininde sunulmadığı, ayrıca faturadan kaynaklanan alacağın likit ve bilinebilir mahiyette olması nedeniyle mahkemece icra inkar tazminatına hükmedilmesinde yasaya aykırı herhangi bir yön bulunmadığı gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir."
Yargıtay ... Hukuk Dairesi de ... E., ... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:
"Mahkemece, dosya kapsamı, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporu gereğince, davacının davalıdan takibe konu faturalardan kaynaklanan toplam 118.004,63.-TL alacağının bulunduğu, söz konusu faturaların davalının ticari defter ve kayıtlarında işlendiği gibi vergi dairesine de bildirmiş olduğu BA-BS form örneklerinde de bildirildiği, faturaların davalının defterlerinde ve vergi bildiriminde kayıtlı olması nedeniyle davacı lehine malların davalıya teslimi hususunun karine olarak sabit olduğu, bu karinenin aksinin davalı tarafından ispat edilememesi karşısında davalının icra takibine borcun 2.701,03.-TL'lik kısmını kabul etmesi de dikkate alınarak davalının 115.303,60.-TL'lik kısma itirazının haksız olduğu, alacağın faturalara dayalı ve likit olması karşısında davacının ayrıca icra inkar tazminatına müstahak bulunduğu anlaşılmakla davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, 10/04/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi."
Bu bağlamda davaya konu somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafından müflise kesilen alacak kayıt talebine konu faturaların müflis tarafından BA formu ile vergi dairesine bildirildiği, müflis tarafından faturalara yönelik olarak 6102 sayılı Kanun'un 21/2. Maddesine göre yasal süresi içerisinde itiraz ve iade edilmediği, bu suretle fatura içeriklerinin ve alacağın davacı lehine kesinleştiği, yine müflis tarafından BA formu ile faturaların vergi dairesine bildirilmiş olması gözetildiğinde malların teslim edildiğinin ve alacağın miktarının davacı lehine kesinleştiğinin karine kabul edilmesi gerektiği ve davacının alacağını ispatladığı değerlendirilmiştir. Mahkememizce alınan bilirkişi raporu incelendiğinde; iflas tarihi itibariyle davacının ticari defter ve kayıtlarına göre müflisin davacıya 24.634,86 USD borçlu olduğu anlaşılmaktadır.
Davacının alacağını ispatladığı gözetildiğinde, aksini ispat yükünün müflisin üzerine geçtiği, davacının malları teslim ettiğini ve alacağını ispatladığı gözetildiğinde borcun ödendiğini ispat yükünün müflis üzerinde olduğu, müflisin ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi bakımından iflas idaresi tarafından sunulan ticari defter ve kayıtların usul ve yasaya uygun olmadıkları, tasdikleri ve evrakların eksik oldukları bilirkişi tarafından tespit edilmiş olup 6100 sayılı Kanun'un 220. Maddesinin 3. Fıkrası ve 222. Maddesinin 3. Fıkrası gereğince davacının ticari defter ve kayıtlarının delil olarak kabul edilmesi gerektiği, müflisin aksini ispatlayamadığı anlaşılmıştır.
Nitekim Yargıtay .... Hukuk Dairesi... Esas, .... Karar sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:
"..ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK 220/3. madde gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'ndaki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır."
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi ise ... Esas ve ... Karar sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:
"Somut olayda, davalı müflis şirket kesin süreye rağmen, 2014 ve 2015 yılı ticari defter ve kayıtlarını sunmamıştır. Yukarıdaki Yargıtay kararında belirtildiği üzere mahkemece, HMK 220/3. madde gereğince, davalının sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunun kabul edebilmesi mümkündür. Bu durumda davacının sunduğu defter ve kayıtlara göre davacının cari hesap alacağı ve karşılıksız çıkan çeklerden dolayı 192.019,70 TL alacağı bulunduğunun kabul edilmesi gerekir."
Bu bağlamda tüm dosya kapsamı değerlendirildiğinde; iflas tarihinde davacının müflisten 24.634,86 USD alacaklı olduğunu ispatladığı, müflis tarafından ise borcun ödendiğine dair aksini ispatlayan herhangi bir delil veya belge sunmadığı anlaşılmakla 24.634,86 USD asıl alacak üzerinden davacının sıra cetveline kayıt kabul talebinin usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmaktadır.
Müflis tarafından davacıya kısmi ödeme olarak çek verilmiş ise de; söz konusu çekin davacı tarafından tahsil edilmediği, müflisin konkordato süreci sebebiyle karşılıksız işlemi yapıldığı bu sebeple cari hesap borcundan düşülmesine yer olmadığı anlaşılmaktadır.
Sonuç olarak iflas tarihi itibariyle davacının müflis şirketten 24.634,86 USD alacaklı olduğu anlaşılmakta olup, sıra cetveline döviz alacağının kaydının mümkün olmadığı 2004 sayılı Kanun gereğince davacının müflisten olan alacağının iflas tarihi ve saati itibariyle açıklanmış olan TCMB efektif satış kuru üzerinden TL karşılığına çevrilerek sıra cetveline kaydının gerektiği anlaşılmıştır.
Nitekim Yargıtay ... Hukuk Dairesi ... E., ... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:
"Dairemizin istikrarlı içtihatlarında da belirtildiği üzere, iflas davalarının kamu düzenini ilgilendiren davalardan olması ve mahkemece kayıt kabulüne karar verilecek miktarın diğer alacaklıların alacak miktarlarını ve haklarını da etkileyecek olması sebebiyle, davacının müflis şirketten olan alacağının iflasın açıldığı tarihteki Merkez Bankasının efektif satış kuru üzerinden Türk Lirası'na çevrilerek masaya kayıt ve kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde yabancı para cinsinden hüküm tesisi doğru olmamıştır."
Bu bağlamda Mahkememizce müflisin iflas tarihi itibariyle TCMB USD döviz kurları UYAP sistemi üzerinden alınmış ve efektif satış kuru üzerinden 24.634,86 USD TL karşılığına çevrilmiş olup, ilgili döviz alacağının iflas tarihindeki TL karşılığı olan 216.294,07-TL'nin Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... İflas sayılı dosyasında iflas tasfiye işlemleri yürütülen müflisin iflas masasına davacı alacağı olarak 4. sıradan kayıt ve kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
H Ü K Ü M: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Davanın KABULÜNE,
-Buna göre; toplam 216.294,07-TL'nin Bakırköy ..... İcra Müdürlüğünün ... İflas sayılı dosyasında iflas tasfiye işlemleri yürütülen müflisin iflas masasına davacı alacağı olarak 4. sıradan KAYIT VE KABULÜNE,
2- Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 615,40-TL harçtan peşin alınan 427,60-TL harcın mahsubu ile noksan kalan 187,80-TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
3-Davacı tarafça yatırılan 427,60-TL peşin harç ve 427,60-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 855,20-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafça yapılan 5.337,00-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine,
7-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine,
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 14/10/2025
Katip ....
Hakim ...
E¸