T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/852 Esas
KARAR NO : 2025/1131
DAVA : Ticari Şirket (Pay Defteri Kaydına İlişkin)
DAVA TARİHİ : 10/10/2024
KARAR TARİHİ : 16/10/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 21/10/2025
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Pay Defteri Kaydına İlişkin) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davalı ... yeni adıyla .... şirketinin İstanbul Ticaret Sicil'e kayıtlı bir sermaye şirketi olduğunu, şirketin kuruluşundaki sermayenin 1.000.000,00-TL değerinde olduğunu, müvekkilinin de şirketin %10 sermayesine sahip kurucu ortağı ve pay sahibi olduğunu, yıllardır şirketin olağan genel kurul toplantısı yapılmadığından müvekkil tarafından şirketin yöneticileri dava dışı ... ve ...'a Konya .... Noterliği 28.08.2024 Tarih ve .... Yevmiye Numaralı ihtarnamenin çekildiğini, keşideciler .... Şirketi ve ... tarafından Beşiktaş .... Noterliği 10.09.2024 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarname ile müvekkilinin şirketin payı ve ortağı olmadığı, 2022 Eylül ayında müvekkilin pay devri yaptığı, 20.09.2022 tarihinde ortakların tamamının katılımıyla pay devrinin karar altına alındığı, müvekkilin şirketteki paylarının tamamının hisse devir ve temlik sözleşmesi ile ... TC Kimlik numaralı ...'ye devredildiğinin bildirildiğini, Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde pay devrine ilişkin bir ilan görünmediğini, müvekkilinin şirketteki paylarının usulsüz olarak davalı ....'ye devredildiğini, bu sebeplerle müvekkilinin davalı ... şirketinde %10 oranında pay sahibi olduğunun tespitine, verilecek tespit kararı doğrultusunda davalı şirket pay defterlerine pay sahipliğinin kaydedilmesi gerektiğinin ayrı ayrı tespitine ve kararın ticaret Sicil Müdürlüğü'ne gönderilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkil şirketin davacı, diğer davalı ve sair iki ortakla beraber, dört kişi ile kurulduğunu, davacının kuruluş dönemindeki pay oranının %10 olduğunu, diğer davalının ise %30 olduğunu, davacının eşinin ve diğer davalının ortak olduğu bir şirket bulunduğunu, davacı ile diğer davalı arasındaki harici ortaklık ilişkisinin kendilerinin şifahi söylemleri sebebiyle bilindiğini, davacının ortak olduğu dönemde tüm genel kurul toplantılarına kendi ve/veya temsilcisi vasıtasıyla iştirak ettiğini, akabinde müvekkil şirkete sunulan dilekçe ve sözleşme ile çıplak payların devredildiği tespit edilmiş ve davacı ortaklıktan paylarını devretmek suretiyle ayrıldığını, davacı taraf müvekkil şirket iş ve işlemlerine kuruluşundan beri aktif olarak iştirak etmediğini, sözleşmede imzasının bulunması yani devir yönünde iradesinin bulunması halinde yönetim kurulunca hisse devrinin onaylanması ve pay defterine kaydına yönelik kararında ve işleminde bir hukuka aykırılık bulunmadığını, taraflar arasında bir devir işlemi varsa artık şirket açısından kural, ilgili devri pay defterine işlenmesi olduğunu beyanla davanın reddini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı ile müvekkil arasında kuruluş döneminde harici bir anlaşma mevcut olduğunu, buna göre müvekkil yurtdışında mukim bir şirketin gayri resmi ortağı konumunda olup işbu şirketin davacının eşi adına kurulduğunu, huzurdaki davaya konu edilen hisseler de esasen müvekkile ait olup o dönemde davacı adına gösterildiğini, davacının ortak olduğu dönemde tüm genel kurul toplantılarına kendi ve/veya temsilcisi vasıtasıyla iştirak ettiğini, akabinde müvekkil şirkete sunulan dilekçe ve sözleşme ile çıplak payların devredildiği tespit edilmiş ve davacı ortaklıktan paylarını devretmek suretiyle ayrıldığını beyanla davanın reddini talep etmiştir.
İTSM'ye yazılan müzekkereye yanıt verildiği görüldü.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ:
Dava, şirket hisse pay sahipliğinin tespiti talebine ilişkindir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; pay devri ile ilgili hisse devri ve temlik sözleşmesindeki imzanın davacıya ait olup olmadığı, imzasının taklit edilerek belge hazırlanıp hazırlanmadığı, davacının iddia ettiği şekilde şirketteki hisse payının %10 oranında olup olmadığı, şirket pay defterinin kayıt koşullarının oluşup oluşmadığı hususlarından kaynaklandığı mahkememizce tespit edilip tahkikata geçilmiştir.
Eldeki davada davacı taraf, davalı şirketteki hissesini devretmediğini, herhangi bir hisse devir sözleşmesine, ilmühaberine, pay defterine hisse devri ile ilgili imza atmadığını, devre ilişkin belgeler var ise imza incelemesi yapılması gerektiğini, Anonim Şirket hisse devri sözleşmesi aslında bulunan devir eden imzası ile davacıya ait imza örnekleri ... kullanılarak bilirkişi heyeti tarafından grafolojik ve grafometrik metotlar çerçevesinde mukayeseli inceleme yapılmıştır.
6102 sayılı Kanun'un 490 ıncı maddesi, anonim şirketlerde nama yazılı payların devrini düzenlemekte olup nama yazılı paylar, kanunda veya esas sözleşmede aksi yazılı olmadıkça herhangi bir sınırlamaya bağlı olmadan devredilebilir. Nitekim maddenin ikinci fıkrasında nama yazılı hisse senetlerinin ciro yoluyla devredileceğinin öngörülmüş olması, alacağın temliki yoluyla devrine engel değildir. Bu nedenle esas sözleşmede devir şekli hakkında herhangi bir hüküm yoksa nama yazılı hisse senetleri, 6098 sayılı Kanun'un 183 üncü ve devamı hükümlerine göre alacağın temliki yoluyla da devredilebilir. Özetle nama yazılı senetlerin alacağın temliki yoluyla devrinde devredenin beyanı, mahiyeti itibariyle alacağı temlik edenin beyanıyla aynı olup 6102 sayılı Kanun'un 647 nci maddesinin ikinci hükmünden anlaşılacağı üzere, beyanın nereye yazıldığının önemi yoktur. Senedi devreden şahıs, devir beyanını bu senet üzerine yazılabileceği gibi, başka bir kağıt üzerine de yazabilir.
Ortaklığa karşı ancak pay defterinde kayıtlı bulunan kimse ortak sıfatını haizdir. Pay devri, ortaklığa karşı ancak pay defterine kayıtla hüküm ifade eder (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 27.10.2015 Tarihli 2014/15601 E. 2015/11180 K. sayılı ilamı). Pay defteri ise, 6102 sayılı Kanun'un 64 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca ticari defterlerden olup, pay defterinin tutulması, açılış ve kapanış onayları ile saklanması bakımından anlam taşır, yoksa pay defterinin özel olma karakterini etkilemez ve pay defterine yapılan kayıtlara kurucu nitelik kazandırmaz (Gönen Eriş, Ticari İşletme ve Şirketler, 3.Baskı, s.2569).
Anonim şirketler için önemli bir kavram olan “pay”, üç anlamda kullanılır. Bunlardan ilki esas sermayenin bir parçasını ifade etmesidir. Esas sermayenin pay sayısına bölünmesi sonucu oluşan ve nominal (itibari) değeri olan her bir birim birer payı oluşturur. Pay sayısının ve nominal değerinin esas sözleşmede gösterilmesi zorunludur. Bir diğer anlamıyla pay; pay sahipliği konumunu yani ortaklık sıfatını ifade eder. Ortaklık sıfatından kaynaklanan hak ve borçlar paya bağlıdır. Pay elde edilirken ortaklık sıfatı da kazanılmış olur. Payın devredilmesi halinde ortaklık sıfatı ve buna bağlı hak ve borçlar da devredilmiş olur. Üçüncü anlamıyla pay; bir kıymetli evrak niteliğindeki pay senetlerini (hisse senetlerini) ifade eder. Hamiline düzenlenmiş paylar hariç olmak üzere, payın bir senede bağlanması zorunluluğu yoktur. Senede bağlanmamış paylar “çıplak pay” olarak adlandırılmıştır (Fatih Bilgili, Şirketler Hukuku, 2.basım, 2012, s.240,241 ).
Dava konusu hisselerin davacı tarafça devredildiğinin savunulduğu tarihte davalı şirketin henüz pay senetlerini veya pay senetleri yerine geçecek ilmuhaberleri bastırmadığı ve hak sahiplerine teslim etmediği tespit edilmiştir. Diğer yandan, anonim şirket tarafından henüz pay senedi ihraç edilmemiş olması ve ilmühaber dahi çıkarılmaması, anonim şirkette pay devrine engel teşkil etmeyecektir. Anonim ortaklığın çıplak paylarının devri konusunda Türk Ticaret Kanunu'nda bir hüküm bulunmamakla birlikte, payın devredilebilirliği ilkesi uyarınca, çıplak payın da senede bağlanmış paylar gibi serbestçe devredilebileceği, bu devrin 6098 sayılı Kanun'un 183 üncü maddesine göre alacağın temliki hükümleri çerçevesinde olacağı kabul edilmiştir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 12.11.2014 Tarih 2014/11-801 E. 2014/891 K. sayılı ilamı). Alacağın temliki tasarrufi bir işlem olduğu için, bununla çıplak pay devralana geçmektedir. Şekil olarak bedeli tam ödenmiş çıplak payın devri, payın devredildiğini içeren yazılı bir temlik beyanının devralana verilmesi ile söz konusu olacaktır. (bknz Yargıtay 11. HD'nin 21/02/2024 tarihli, 2022/4698 esas, 2024/1327 karar sayılı emsal kararı)
Kişi veya kişiler imzalarını atarken isteyerek veya istem dışı attıkları imzalarda grafolojik ve grafometrik özellikleri tekrarlamaktadır. Grafolojik ve grafometrik yöntemle yapılan fiziksel inceleme ile uluslararası adli yargı ve uzmanlarca kabul edilmiş olan bu özellikler kişilerin imzalarını diğer imzalardan ayırmaktadır. Bu özellikler; imzaların genel şekli (tersim biçimi), Başlangıç hareketinin yapılışı, İmzaların orta gövde yapısının şekli, Ebat ve oranlarıyla istiflenişi, İmza içerisindeki unsurların birbirlerine olan oran ve mesafeleri, İmzaların istif (tertip, düzenleme), Eğim (imza hatlarının belgeye ve zemine göre açısı), Doğrultu (yönü-istikameti) ve boyutu, İmzaların seyir (devamlılık, süreklilik), Hız (işleklik, çizgi kalitesi) ve baskı derecesi (tazyik, fulaj izi derinliği), imzalar içerisindeki alışkanlıklar (noktalama işaretinin yapılışı ve pozisyonu), imzaların bitim hareketlerinin yapılışı, imzalar içerisindeki el hareketlerinin kronolojik dizilimleri, grafolojik, grafometrik özellikleri vb. imzayı atan şahsa göre değişen ve ona özgü olan karakteristik unsurlardır. Bu tür karakteristik unsurlarda görülen farklılıklar incelenen imzanın farklı kişiye ait olduğu yönünde, benzerlikler ise incelenen imzanın aynı kişiye ait olduğu yönünde kanaat belirtilmesine imkân sağlar. Belirtilen bu özellikler kapsamında bilirkişiler nezdinde değerlendirme yapılmıştır.
Sonuç olarak, İnceleme konusunu oluşturan; Devir Eden: ..., Devir Alan: ... arasında akdedilen Anonim Şirket Hisse Devri Sözleşmesi aslında yer alan Devir Eden adına atılı imza ile; Davacı ...'na ait medarı tatbik örnek imzaların göstermiş oldukları, işleklik dereceleri, alışkanlıkları, tersim, istif, meyil, seyir, sürat, istikamet ve tazyik gibi grafolojik ve grafometrik özellikleri bakımından dosyada mevcut mukayese belgelerine kıyasen farklı yapı ve görünümde imzalar olduğu, Bir başka ifade ile Anonim Şirket Hisse Devri Sözleşmesi aslında yer alan Devir Eden imzasının davacı .... tarafından atılmadığı imzalanmadığı hususunun bilirkişi raporu ile tespit edildiği, dava konusu hisse paylarının yasaya uygun şekilde devredildiği hususunun davalı şirket ve davalı ... tarafından ispatlanamadığından, davalılar aleyhindeki davanın kabulünün gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak; davanın kabulü ile; ... T.C. Kimlik Numaralı davacı ...'nın davalı ... Vergi Numaralı ... Sağlık Ürünleri A.Ş'nin %10 oranında pay sahibi olduğunun tespitine, davalı şirket pay defterlerine pay sahipliğinin kaydedilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın KABULÜ ile;
- ... T.C. Kimlik Numaralı davacı...'nın davalı .... Vergi Numaralı ... Sağlık Ürünleri A.Ş'nin %10 oranında pay sahibi olduğunun TESPİTİNE,
2-Davalı şirket pay defterlerine pay sahipliğinin kaydedilmesine,
3-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 615,40-TL harçtan peşin alınan 427,60-TL harcın mahsubu ile noksan kalan 187,8-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
4-Davacı tarafça yatırılan 427,60-TL peşin harç ve 427,60-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 855,20-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafça yapılan 28.973,54-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davalı tarafça yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine,
9-Davacı tarafından yatırılan teminatın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
10-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine,
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.16/10/2025
Başkan ...
¸e-imzalıdır
Üye ..
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Katip ..
¸e-imzalıdır