T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2024/854 Esas
KARAR NO: 2025/153
DAVA: Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 14/10/2024
KARAR TARİHİ: 05/02/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 20/03/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ...'nın "...." işletme isimli şahıs şirketinin sahibi olup işbirliği yaptığı ve danışmanlık verdiği şirketlerin satış performanslarını ve gelirlerini arttırmalarına katkı sağlama, güvenilir ticari aracılık yapma, yönetim danışmanlığı verme ve çalışan adaylarını şirketlerle buluşturarak güvenilir ve alanında yetkin kişilere istihdam sağlama alanlarında hizmet verdiğini, davalı şirketin kendi bünyesinde kurulacak ekibi oluşturma kapsamında müvekkilinden çalışan adaylarına yönelik danışmanlık talep ettiğini ve taraflar arasında bir Danışmanlık Sözleşmesi imzalandığını, ilgili sözleşme sonrasında müvekkilinin üzerine düşen tüm yükümlülükleri maksimum özen ve iyi niyetle yerine getirerek davalı şirkete çalışan adayı önerdiğini ve ilgili adayların davalı şirket bünyesinde işe alınmasına rağmen davalı şirketin taraflar arasında imzalanan sözleşmede kendilerine yüklenen hizmet bedeline yönelik borcunu yerine getirmediğini, davacı tüm iyi niyetiyle hareket ederek davalı şirketten alacağını talep etmişse de işbu alacağın davalı şirketten tahsil edilememesi nedeniyle işbu davayı ikame etmenin zaruri hale geldiğini, 5 Aralık 2023 tarihinde müvekkilinin hazırlamış olduğu sözleşmeyi davalı şirket yetkililerinin imzasına sunduğunu, sözleşmenin imzalanmasının akabinde müvekkili şirket tarafından düzenli olarak ve davalı şirket talepleri ile örtüşecek şekilde çalışan adayların önerildiğini ve adayların davalı şirket tarafından görüşmelere çağrıldığını, davalı şirketin 22 Aralık 2023 tarihinde müvekkili tarafından önerilen .... isimli çalışan adayı ile yönetici pozisyonunda anlaşılabileceğini belirttiğini, buna istinaden müvekkili tarafından 2 Ocak 2024 tarihinde fatura kesebilmek için davalı şirkete ait bilgilerin talep edildiğini, ödemeye ait faturanın aynı gün kesileceği bilgisinin verildiğini, taraflarca imzalanan sözleşme maddesinde müvekkilinin alacağının muaccel olacağı tarihin yer almasının yanında e-posta üzerinden de tarafların ödeme hakkında defalarca teyitleştiğini, müvekkilinin davalı şirketten gelen teyit sonrasında aynı gün fatura düzenlediğini ve davalı şirkete ilettiğini, ilgili faturaya istinaden herhangi bir ödemenin yapılmaması üzerine 11 Ocak 2024 tarihinde müvekkili tarafından faturanın davalı şirkete ulaşıp ulaşmadığının sorulduğunu, bunun üzerinde davalı şirket tarafından verilen cevabın "Abi .... ödemesi deneme süresi bitince yapılır." şeklinde olduğunu, aynı gün içerisinde müvekkili tarafından, davalı şirkete iletilen e-postada; davalı şirket tarafından bir yanlış anlama olabileceği zira davalı şirketin imzaladığı sözleşmeye göre ödemelerin deneme süresinin başlaması ile muaccel olduğu bilgisinin detaylı bir şekilde karşı tarafa aktarıldığını, işbu davaya konu çalışan adayı .... Usta'nın müvekkili tarafından davalı şirkete yönlendirilmiş olmasına rağmen davalı şirketin muaccel olan borcunu ödememekte ısrar ettiğini, davalı şirketin sözleşme ilişkisi içerisinde kötü niyetli tutumunu ve müvekkilinin hak ettiği ücreti ödememeyi adeta bir alışkanlık haline getirdiğini, müvekkili tarafından özgeçmişi davalı şirkete iletilen çalışan adayı ....'nun da davalı şirket bünyesinde işe başlamış olmasına rağmen yine müvekkilinin hak edişinin ödenmediğini ve müvekkilinin aradaki ilişkinin bozulmaması ve bir iyi niyet göstergesi olarak ilgili hak edişinden feragat ettiğini, davalı şirketin kendilerine önerilen 3 adayı işe almış olmasına rağmen bu 3 adaydan kaynaklanan ödemelerin tümünde farklı bahaneler ile sözleşmeye aykırı bir tutum sergilediğini ve basiretli bir tacirin tam aksine davranarak kötü niyetini her seferinde gösterdiğini iddia ederek; davanın kabulüne, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla müvekkilinin 48.000 TL + KDV olmak üzere toplam 57.600 TL alacağının temerrüt tarihinden tahsil tarihine kadar işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalı şirketten tahsiline, her türlü dava ve talep hakkı ve fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulmasına, yargılama giderleri, arabulucuk taraf vekalet ücreti ve dava vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Öncelikle davacı ....'nın kendisinin "....." işletme isimli şahıs şirketinin sahibi olduğunu belirttiğini ancak İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğünden gelen kayıtlarda ....'nın gerçek kişi ticari işletme kaydı bulunmadığını, bu durumun davacının huzurda ki davayı iyi niyetli olarak açmadığının göstergelerinden birisi olduğunu, davacı tarafından ilk gönderilen kişi olan .... beyin ödemesinin karşılıklı anlaşıldığı gibi yapıldığını ve devamında davacı ile müvekkili firmanın çalışmaya devam ettiğini, davacının huzurda ki davayı açma sebebinin müvekkili firmada .... Usta adında bir personelin çalışmaya başlaması ile davacının .... Usta 'yı müvekkili firmaya kendisinin 06.03.2024 tarihinde önerdiğini ve bu önerme sonucunda alacağın doğduğunu iddia etmesi olduğunu, oysaki ....'nın 1 Şubat 2024 tarihinde müvekkili firmada çalışan ... isimli personel tarafından şirkete sunulduğunu ve CV İnsan kaynakları veri tabanına ... beyden iletildiği için ... bey referansıyla kaydedildiğini, davacının müvekkili firmaya ... Usta 'yı kendisinin önerdiğini iddia ederek kendisine 48.000 TL bedel ödemelerini istediğini, davalı şirketin kabul etmediğini ve veri tabanında CV nin geliş tarihini ve kimden geldiğini ilettiklerini, ancak davacının davalının elinde yazılı delil olduğunu düşünmediği için huzurda ki bu davayı açtığını, ayrıca tüm personel kayıtlarının İK tarafından tutulduğunu ve şirket yetkilisi ....'ün personellerin kimler tarafından şirkete sunulduğunu detaylı olarak bilmediğini, davacı ile müvekkili firmanın anlaşmasının davacının sunmuş olduğu sözleşmede de görüldüğü üzere satış müdürü ve satış yöneticisi pozisyonları için olduğunu, müvekkili şirkete ... Usta'nın CV'sinin davacı tarafından yönlendirilmediği için davacının talep ettiği bedeli kazanmadığını ve bu nedenle davacıya bu bedelin ödenmediğini, ... Usta'nın müvekkili firmaya CV'sinin yönlendirilmesi karşılığında bir bedel ödenmesi gerekiyorsa bile bedel ödenecek kişinin davacı değil, ... Ustanın CV'sini müvekkili şirkete yönlendiren kişi olduğunu savunarak; haksız olarak açılmış olan davanın reddine, her türlü dava ve talep hakkları saklı tutularak mahkeme masrafları ile ücreti vekaletin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, taraflar arasında imzalanan Danışmanlık Sözleşmesine dayalı alacağın tahsili talebine ilişkindir.
Mahkememizce taraflara usulüne uygun davetiye tebliğleri yapılarak taraf teşkili sağlanmış ve davanın esasına başlanmıştır.
Uyuşmazlığın; taraflar arasında imzalanan Danışmanlık Sözleşmesi kapsamında davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise alacağın miktarı hususlarından kaynaklandığı tespit edilmiştir.
İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğü ile Kozyatağı Vergi Dairesi Müdürlüğüne müzekkere yazılarak; davacının gerçek kişi ya da şahıs firması olarak tacir kaydının bulunup bulunmadığı, vergi mükellefi olup olmadığı, hangi defterleri tuttuğu, işletme hesabına göre mi bilanço usulüne göre mi defter tuttuğu, Vergi Usul Kanunu'nun 176-177.maddeleri kapsamında esnaf mı yoksa tacir mi olduğu hususlarının araştırılarak mahkememize bu hususla ilgili bilgi verilmesi istenmiş, cevabi yazılar ve ekleri dosyaya kazandırılmıştır.
İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğüne yazılan müzekkereye verilen cevapta; davacının gerçek gerçek kişi ticari işletme kaydının bulunamadığı hususunun bildirildiği görülmüştür.
Kozyatağı Vergi Dairesi Müdürlüğüne yazılan müzekkereye verilen cevapta; davacının 01/06/2023 tarihinden itibaren ... Mah. ... Sok. ... C1 Blok No:2 B/376 Ataşehir/İSTANBUL adresinde ....-İşletme ve Diğer İdari Danışmanlık Faaliyetleri (Bir Organizasyonun Stratejik, Mali, Pazarlama, Üretim, İş Süreçleri, Proje vb. Yönetim Hizmetleri ile Ticari Marka ve İmtiyaz Konularında Danışmanlık) iştigal konusu ile faaliyet kaydının devam ettiği, 2. Sınıf tüccar olarak işletme hesabı esasına göre defter tuttuğu, Vergi Usul Kanunu'nun 177. Maddesi kapsamında 1. Sınıf tüccar dahilinde olmadığı hususlarının bildirildiği görülmüştür.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 1. maddesinde; "Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir." hükmü yer almaktadır. HMK 114/1.c maddesi uyarınca "Mahkemenin görevli olması" dava şartlarından olup, HMK 138 maddesi dikkate alınarak dava şartlarının öncelikle karara bağlanması gerekmektedir. HMK 115. maddesinde ise "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir..." düzenlemesi yer almaktadır.
HMK 2/1. maddesine göre, "Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir."
HMK'nın 1.maddesine göre görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilir. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak söz konusu olmaz.
Asliye Ticaret Mahkemeleri, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. Maddesi gereğince ticari davalara bakmakla görevlidir.
Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır.
Bilindiği üzere ticari iş ve ticari dava ayrı hukuki kavramlardır. Ticari iş kabul edilen bir husustan kaynaklanan her uyuşmazlık ticari dava olarak kabul edilmemiştir. 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde ticari davalar tanımlanmış ve sayılmıştır. Bu maddeye göre “her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları”, “ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri” ve “tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın aynı maddenin (a), (b), (c), (d), (e) ve (f) bentlerinde sayılan davalar ticari dava sayılır. Diğer bir anlatımla bu maddeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için ya tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması; ya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması ya da açılan davanın maddede 6 bent halinde sayılan davalardan olması gerekir. Taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez.
Ayrıca 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2'nci maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira, Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Bu durumda eldeki davanın Asliye Ticaret Mahkemesince görülüp karara bağlanabilmesi için uyuşmazlığın, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması ve bu bağlamda tarafların her ikisinin birden tacir olması zorunludur. (Yargıtay 3. H.D.sinin 04.12.2017 gün ve 2016/9128 E- 2017/17010 K. sayılı kararı)
19.02.1986 tarih ve 19024 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 25.01.1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile TTK'nın 1463. maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. Buna göre; 1- Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre defter tutanlardan iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinin birinci fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar, 2- Vergi Usûl Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, Davanın, taraflar arasında imzalanan Danışmanlık Sözleşmesi kapsamında davacının davalıdan alacaklı olup olmadığının tespitine ilişkin olduğu, 6102 sayılı TTK nun 4/1 maddesinde her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılacağının hüküm altına alındığı, buna göre bir uyuşmazlığın ticari nitelikte olabilmesi için her iki tarafın da ticari işletmesini ilgilendirmesi yahut aynı maddenin alt bentlerinde düzenlenen istisnalardan birine dahil olması gerektiği, Mahkememizce davacının tacir olup olmadığı hususunda İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğü ile Kozyatağı Vergi Dairesi Müdürlüklerine yazı yazıldığı, müzekkerelere verilen cevaplarda davacının gerçek kişi işletme kaydı bulunmadığı gibi işletme esasına göre defter tuttuğu, 2. Sınıf tacir olup kazancının esnaf faaliyetini aşmadığı hususlarının bildirildiği, davacının tacir olmadığı eldeki davada yukarıda belirtilen madde hükümleri gereğince davaya konu uyuşmazlığın çözümünde görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu anlaşılmakla; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun "Görevin Belirlenmesi ve Niteliği" başlıklı 1. maddesinde, mahkemelerin görevinin ancak kanunla düzenleneceği ve göreve ilişkin kuralların kamu düzeninden olduğu belirlendiğinden bu hususun mahkemelerce yargılamanın her aşamasında kendiliğinden dikkate alınması gerektiği dikkate alınarak mahkememizin görevsizliğine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Davacının açtığı davada, mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla; açılan davanın, HMK'nun 115/2.maddesi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden REDDİNE, mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
2- 6100 Sayılı HMK nın 20/1. maddesi 1. cümlesi uyarınca, kararın kesinleşmesine müteakip talep halinde, dosyanın ve eklerinin görevli mahkeme olan BAKIRKÖY NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,
3- 6100 Sayılı HMK nın 20/1. maddesi 1. cümlesi uyarınca, taraflardan herhangi birinin kararın kesinleşmesinden itibaren iki (2) haftalık yasal süre içerisinde Mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde, dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesine,
4- 6100 Sayılı HMK nın 20/1. maddesi 2. cümlesi uyarınca, taraflardan herhangi birinin kararın kesinleşmesinden itibaren iki (2) haftalık yasal süre içerisinde Mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmemesi halinde, dava dosyasının re'sen ele alınarak, açılmamış sayılmasına karar verilmesine, bu hususun taraflara ihtaratına, (Gerekçeli hükmün tebliği ile ihtaratına)
5-6100 Sayılı HMK nın 331/2.nci maddesi 1. cümlesi uyarınca, bu dava dosyasına ilişkin harç ve yargılama giderlerinin görevli mahkemede değerlendirilmesine,
6-Dava dosyasının kesinleşmesi üzerine, iki (2) haftalık yasal süre içerisinde, taraflardan herhangi birinin, ilgili mahkemeye dava dosyasının gönderilmesini talep etmemesi halinde, ilgili dava dosyasının mahkeme Yazı İşleri Müdürü tarafından mahkeme hakiminin önüne getirilmesine,
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin huzurda yüzlerine karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 05/02/2025
Katip ...
¸¸
Hakim ...
¸¸