T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2024/884 Esas
KARAR NO: 2025/297
DAVA: Alacak (Ticari Nitelikteki Ödünç Verme Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 27/03/2017
KARAR TARİHİ: 11/03/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 14/03/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Nitelikteki Ödünç Verme Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı şirkete 22/10/2000 tarihinde 12.000,00 DM para yatırdığını, bu paranın davalının yıllık %15 kâr payı ödeyeceği vaadi üzerine yatırmış olduğunu, diğer davalının ise davalı şirketin yönetim kurulu başkanı olduğunu, bu nedenle davalılar arasında organik bağ bulunduğunu, daha doğrusu davalı tarafından şirketin para toplama için paravan olarak kullanıldığını, ancak davalı tarafından ticari faaliyet yapılmayarak şirketin içinin boşaltıldığını, bu suretle davacının kandırılarak para alındığını, o tarihten beri müvekkiline ödeme yapılmadığını belirterek 6.135,50 Euro asıl alacağın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, bu tutara mevduat faizi uygulanması sonucunda 4.761,72 Euro faizin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımına uğradığını, zira davanın ödeme tarihinden 17 yıl sonra açılmış olduğunu, müvekkili olan gerçek kişinin davacının muhattabı olmaması nedeniyle davalı .... yönünden davalının husumet nedeniyle reddi gerektiğini, davacının öncelikle elinde hisse senedi olduğunu kanıtlaması gerektiğini, davacının elinde hisse senedi mevcut olması durumunda taraflar arasındaki ilişkinin hamiline hisse senedi alımına dayalı olduğunu, müvekkilinin kurulduktan sonra yasal gereklilik doğrultusunda 28/03/1997 tarihinde SPK'ya başvurarak ortak sayısı itibariyle bildirim yaparak kurul kararıyla kayıt altına alınmasına karar verildiğini, dolayısıyla müvekkilinin mevzuata uygun olarak işlem yaptığını, müvekkilinin pay senedi çıkardığını, üçüncü kişilerin ise belirtilen değerler üzerinden pay senedi alma hakkını kullandıklarını, hamiline hisse senedi ile hak sahibi olan şahsın ancak hisse senedini ibraz etiği takdirde hak sahibi olduğunu kanıtlayabileceğini, davacının elinde bulundurduğu hamiline hisse senedinin değerinin ancak şirketin hesaplanacak güncel ve gerçek değeri üzerinden pay karşılığı olduğunu, dolayısıyla davanın ortaklık payına ilişkin bir dava olduğunu, bu nedenle alacak davası açılmasının mümkün olmadığını, davacının kötüniyetli olarak dava açtığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ:
Dava; davacı tarafın 21/10/2000 tarihli Teslim Tesellüm belgesi ile davalı şirketten 12.000 DM ( 6.135,50 Euro ) karşılığında hisse senedi satın aldığını, davalı tarafın taahhütlerini yerine getirmediği iddiasıyla yatırılan asıl alacak ve dava dilekçesinde belirtilen fer'ileriin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili istemine ilişkindir.
KALDIRMA İLAMI ÖNCESİ YARGILAMA ÖZETİ:
Mahkememizce Yapılan İşlemler ve Toplanan Deliller:
1-Mahkememizce tensip zaptı hazırlanmış ve taraflara duruşma gününü bildirir meşruhatlı davetiye usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir.
2-Mahkememizce:
a- İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğüne,
b- Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesine,
c- Marmara Kurumlar Vergi Dairesi Müdürlüğüne müzekkereler yazılmıştır.
3-Mahkememizce verilen 03/03/2020 tarih ve .... Esas ... sayılı kararında özetle; .... davalı tarafından davacıya yasada öngörülen 31/12/2014 tarihi öncesinde 21/10/2000 tarihinde 12.000,00 DM karşılığı 6 adet toplam 100.000.000 ETL nominal değerli hisse senedi satışının yapıldığı, davalı şirketin yasa kapsamında payları halka arzedilmiş anonim ortaklık sıfatının bulunduğu, davalı tarafından satışı yapılan hisse senetlerinin pay olarak kabulünün gerektiği, dolayısıyla taraflar arasında ortaklık ilişkisinin kurulduğunun kabulünün gerektiği, bu nedenle 7194 sayılı yasanın 41.maddesi ile değişik 3332 sayılı yasaya eklenen geçici 4.madde kapsamında davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş olup Mahkememizden verilen karar İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesi'nin 26/09/2024 tarih ve ... Esas Karar sayılı ilamı ile kaldırılmıştır.
4- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi'nin 26/09/2024 tarih ve ... Esas Karar sayılı ilamında özetle; Bir anonim ortaklığın 7194 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilmesi için 31.12.2014 tarihine kadar pay sahibi sayısı nedeniyle paylarının halka arz olunmuş sayılması, yani anılan tarihe kadar en az 500 ortağının bulunması ve paylarının borsada işlem görmesi gerekir. Ancak, dosya kapsamında davalı şirket hakkında bu yönde bir araştırma yapıldığına dair bir kayda rastlanılmadığını ayrıca, 7194 sayılı Dijital Hizmet Vergisi ile Bazı Kanunlarda ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un (7194 sayılı Kanun) 41 inci maddesiyle 25.03.1987 tarihli ve 3332 sayılı Sermaye Piyasasının Teşviki, Sermayenin Tabana Yaygınlaştırılması ve Ekonomiyi Düzenlemede Alınacak Tedbirler ile 5422 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu ve 3182 sayılı Bankalar Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’a (3332 sayılı Kanun) eklenen Geçici Madde 4’ün Anayasa Mahkemesinin 18.05.2023 tarihli ve 2020/11 Esas, 2023/98 Karar sayılı kararıyla iptal edildiğini, davacı vekilinin istinaf başvurusunun incelendiği tarih itibariyle 12.09.2023 tarihinde yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi iptal kararı ile oluşan yeni durum karşısında dosyanın bu yönden de değerlendirilmesi gerektiğini, bu nedenle ilk derece mahkemesince eksik inceleme ile davanın sonuçlandırılması doğru görülmediği tespit edilmiştir.
KALDIRMA İLAMI SONRASI YARGILAMA ÖZETİ:
Mahkememizce Yapılan İşlemler ve Toplanan Deliller:
1-Mahkememizce kaldırma ilamı sonrası tensip zaptı hazırlanmış ve taraflara duruşma gününü bildirir meşruhatlı davetiye usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir.
2-Mahkememizce Sermaye Piyasası Kuruluna müzekkere yazılarak davalı şirkete ait yapılan inceleme raporlarının tümünün mahkememize gönderilmesi istenilmiştir.
3-Mahkememizce dosyanın mahkememizce res'en seçilecek smm, sermaye piyasası uzmanı ve ortaklıklıklar hukuku konusunda uzman bilirkişilere tevdi edilerek istinaf ilamı doğrultusunda davalıya ait ticari defter ve kayıtların incelenmesi hususunda rapor hazırlanılması istenilmiş bilirkişi raporunda özetle;''Davalı .... Anonim Şirketi ile 02.01.2025 tarihli yerinde inceleme talebi dilekçesinde ticari defter incelemesi için görevlendirilen .... isimli kişi üzerinden iletişime geçildiği, davaya konu olaya ilişkin 2000-2001-2002 yılına ait yevmiye, kebir, envanter, ortaklar kurulu karar defteri, pay defteri olmak üzere tüm ticari defterlerin ve davaya konu olayla ilgili ödemeye ait ticari defter kayıtlarının talep edildiği, 27.01.2025 tarihinde yapılan geri dönüş ile ilgili döneme ait tüm ticari defterlere ulaşılamadığının ve temin edilemediğinin beyan edildiği, davalı tarafın ticari defter ve kayıtlar üzerinden herhangi bir değerlendirme yapılamadığı, 2. Dosya muhteviyatına sunulan 21.10.2000 tarihli, ... numaralı, teslim ve tesellüm belgesinin davalı tarafından düzenlendiği, teslim edilen hisseler hisse değeri kısmına 100.000.000, tertip kısmına A, hisse senedi belge numara kısmına 6866,6867, teslim alınan hisseler hisse değeri kısmına 100.000.000, tertip kısmına A, hisse senedi belge numara kısmına 20071, 2266, 67, 68, 69, 2252 diye yazıldığı, teslim edilen ve teslim alınan hissenin DM cinsinden karşılığının 12.000,00 DM olduğu, davacı tarafın teslim alan konumunda olduğu ve belgenin imzaladığı, davalı adına sorumlu koordinatör konumda .... isimi yazılarak belgenin imzalandığı 3. Davacı tarafın yatırılan 12.000,00 DM para karşılığında kendisine hisse senetlerinin verildiği, davalı şirketten parasını istediği zaman geri alabileceği ve yatırdığı para karşılığında yüksek oranda faizin kendisine ödeneceğine dair herhangi bilgi ve belgeye rastlanmadığı 4. Dosya kapsamında davalı şirketin ortaklık yapısı hakkında ve davacının davalı şirkete ortak olup olmadığı dolayısıyla davacının talep koşullarının oluşup oluşmadığı ile ilgili somut verilere ve kayıtlara rastlanmadığı; 5. Davacının ödemiş olduğu 12.000,00 Alman Markı, 6.015,03 Euro değerinde olup, dava tarihi 23/10/2024 de -7.566,73 Euro faiz dahil- ödemenin değerinin 13.581,76 Euro tutarında olacağı;'' şeklinde tespit ve sonuçlarını mahkememize bildirmiştir.
4-Bilirkişi raporu taraf/vekillerine tebliğ edilmiştir.
Delillerin Değerlendirilmesi ve Kararın Hukuki Gerekçeleri:
Davacı Mahkememiz nezdinde açmış olduğu dava ile davalı şirketin kar payı vaadi ile topladığı ve davalı şirket nezdine yatırılan parasının faizi ile birlikte iadesini talep etmektedir.
Mahkememizce İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesi'nin 26/09/2024 tarih ve ... Esas Karar sayılı ilamı uyarınca inceleme yapılmış; davalı şirketin 7194 sayılı Kanun kapsamında payları halka arz edilmiş şirket statüsüne geçmediği, zaten ilgili hükmün de Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiş olduğu gözetilerek 7194 sayılı Kanun hükümlerinin davaya konu olayda uygulanamayacağı tespit edilmiştir.
Davacı tarafından bir örneği dava dosyasına sunulan davalı şirkete ait hamiline yazılı hisse senetleri davalı tarafından teslim tesellüm belgesi ile 12.000 DM değerinde olacak şekilde davacıya teslim edildiği sabit olup tarafların kabulündedir. Davalı tarafından her ne kadar davacının ilgili senetlerin aslını sunması gerektiği, senetlerin davacı tarafından devredilmiş olabileceği iddia edilmiş ise de söz konusu senetlerin niteliği gereği şirket payı statüsünde olmadığı, davacıya faiz ödeme vaadi ile davacı tarafından yatırılan para karşılığı ispat vesikası olarak davalı tarafından davacıya verilen bir senet niteliğinde olduğu, davalının ticari defter ve kayıtlarını kesin süre içerisinde incelemeye sunmadığı, davalı tarafından ilgili senetler karşılığı davacıya veya başka bir üçüncü kişiye ödeme yapıldığının da iddia ve ispat edilemediği gözetildiğinde davalının iddia ve savunmalarına itibar edilmemiştir.
Bilirkişi raporu ile dosya kapsamında sabit olduğu, davacının yaptığı işlemi bir hisse senedi alımı olarak değil, geri alım güvenceli bir tür kredi işlemi olarak algılandığı, davalı tarafça satılan senet bedelleri karşılığında katılım paylarının iade edileceğini, davalı şirketin kurulduğu tarihten itibaren ilanlar ile duyurduğu, dolayısıyla yapılan satış işlemini Borçlar Kanununa aykırılık teşkil ettiğinden geçersiz olduğu göz önüne alındığında davacının ödemiş olduğu 12.000 DM 'nin karşılığı olarak bilirkişiler tarafından kura göre tespit edilen güncel para birimi olarak 6.015,03 Euro olarak geri isteyebileceği anlaşılmaktadır.
Davalı tarafından zamanaşımı itirazında bulunulmuş ise de; davacı tarafından iddianın ileri sürülüş biçimine göre yüksek faiz garantisi ve paranın istenildiği an geri çekilebileceği taahhüdü ile inandırılıp, güven telkin edilen ve yatırdığı parasını alamayacağının anlaşılması üzerine işbu davayı açtığı ileri sürülen davacıya karşı paranın yatırılış tarihine göre zamanaşımı süresinin dolduğunu belirterek zamanaşımı def'inin ileri sürülmesi dürüstlük kuralına aykırı olup, davalının zamanaşımı def'i Mahkememizce yerinde görülmemiştir( bkz.Yargıtay 11 Hukuk Dairesi'nin 2013/10351 esas, 2014/48 karar sayılı emsal nitelikteki ilamı)
Davalı ...'in davalı şirketin yöneticisi olduğu ve davalı şirketin davacıya yönelik eylemlerinden sorumlu olduğu, davalıların davacıya karşılık eyleminin haksız fiil niteliği gözetildiğinde davalı ...'in de müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu anlaşılmaktadır. Bu sebeple 6.015,03 Euro yönünden davanın kabulüne, söz konusu asıl alacak yönünden davacının yatırdığı paranın tarihi daha eski olsa da davacının dava dilekçesindeki faiz başlangıç talep tarihine göre taleple bağlılık ilkesi gözetilerek söz konusu 6.015,03 Euro asıl alacağa 05.02.2001 tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/A maddesi uyarınca devlet bankalarının o yabancı parayla açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar vermek gerekmiştir.
Nitekim İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi de .... Esas ve ... Karar sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:
"Yukarıda yapılan açıklama ve saptamalar çerçevesinde, dava dışı .... tarafından, istediği zaman parasını geri alabileceği güvencesiyle ... aracılığıyla davacıdan 19/12/1998 tarihinde 12.000,00-DM tahsil edildiği, yukarıda anılan SPK denetim raporunda ... şirketinin ... AŞ tarafından kurulmuş bir tabela şirketi olduğunun tespit edildiği, bilirkişi raporunda belirtildiği üzere ve davalı şirketin sicil kayıtlarına göre dava dışı ...'in ....'nın büyük ortağı ve yönetim kurulu başkanı olduğu gibi davalı .... A.Ş nin de yönetim kurulu başkanı olduğu, şirketin diğer iki yönetim kurulu üyesi .... ve ....'nın ve diğer ortakları ...., .... ve ....'un ... AŞ'de ortak oldukları, dolayısıyla davalıların ... ile organik ilişkisinin bulunduğu, davalının pasif husumete ilişkin itirazının yerinde olmadığı, davacıdan tahsil edilen paranın iade edildiğine dair dosyada delil bulunmadığı anlaşılmakla, davacının davasının kabulüne karar vermek gerekmiştir."
Yargıtay .... Hukuk Dairesi de ... E., .... K. Sayılı kararında benzer uyuşmazlıkta şu gerekçeler ile ilk derece mahkemesi kararını onamıştır:
"C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 14.06.2023 tarih, ... E. ve ... K. sayılı kararı ile davacının yaptığı işlemi bir hisse senedi alımı değil, geri alım güvenceli bir tür kredi işlemi olduğu, davalı tarafça satılan senet bedelleri karşılığında katılım paylarının iade edileceğini davalı şirketin kurulduğu tarihten itibaren ilanlar ile duyurduğu, dolayısıyla yapılan satış işleminin 6098 sayılı Borçlar Kanununa aykırılık teşkil ettiğinden geçersiz olduğu, davacının ödemiş olduğu 43.200,00 DM'nin karşılığı 22.114,08 euro olarak geri isteyebileceği gerekçesiyle davanın kabulüne, dava tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 4/A maddesi uyarınca devlet bankalarının o yabancı parayla açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davacı tarafça, davalının var olduğu ileri sürülen haksız ve hukuka aykırı fiilleri sonucu davalı şirkete yatırılan paranın tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
194 sayılı Dijital Hizmet Vergisi ile Bazı Kanunlarda ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'nun 41 inci maddesi.
3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,"
Yukarıda detaylıca açıklanan gerekçeler ve değerlendirilen deliller kapsamında aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
H Ü K Ü M: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Davanın KABULÜNE,
-Buna göre; 6.015,03-Euro'nun taleple bağlılık ilkesi gözetilerek 05.02.2001 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesine göre işleyecek faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,
2-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 1,642,93-TL harçtan peşin alınan 410,74-TL harcın mahsubu ile noksan kalan 1.232,20-TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
3-Davacı tarafça yatırılan 410,74-TL peşin harç ve 31,40- TL başvurma harcı olmak üzere toplam 379,34-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafça yapılan 17.603,00-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davalı tarafça yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 24.051,16-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine,
8-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine,
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 11/03/2025
Katip ...
¸e-imza
Hakim ...
¸e-imza