T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2024/898 Esas
KARAR NO: 2025/839
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 02/11/2020
KARAR TARİHİ: 17/07/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 23/07/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davalı şirket arasında, müvekkilinin taş ve dolgu malzemelerini davalı şirketin talebi üzerine teslim ettiği bir ticari satım mevcut olduğunu, davalı şirketin talebi üzerine teslimatlar yapıldığını ve 28.02.2020 tarihli 19.038,03 TL tutarlı fatura ile 28.02.2020 tarihli 38.024,32 TL tutarlı faturalar kesildiğini, ayrıca yeminli mali müşavir tarafından davalı şirketin müvekkilinin şirkete olan borcunu gösterir muavin defteri de ekte olduğunu, davalı şirket bu ticari ilişkiden doğan borcunu haksız ve hukuki dayanaktan yoksun şekilde ödemeyerek, Bakırköy .... Noterliği 12.03.2020 tarih ... yev numaralı ihtarname ile bu ödemeyi yapmamasının gerekçesi olarak; ilgili faturaların 213 sayılı Vergi Usul Kanunu 230/5 maddesi hükümlerine aykırı olduğunu, ayrıca teslim alınan malın teknik özelliklere haiz olmadığından idarece kabul edilmediği gerekçesiyle borçlu oldukları tutarı ödemekten kaçındıklarını, bunun üzerine müvekkili firma tüm edimlerini eksiksiz yerine getirmiş olmasına rağmen davalı tarafça haksız olarak ödemeden kaçınılan toplam 58.609,77 TL tutarın ödenmesi için davalı tarafa 04.06.2019 tarihli Ankara .... Noterliği ... yev. numaralı ihtar keşide edilmiş ancak bir sonuç alınamadığını; davalı şirketin, borcunun ihtara rağmen ödemeyince Bakırköy .... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosya üzerinden, ... numaralı 38.024,32 TL bedelli fatura ile ... numaralı 19.038,03 TL bedelli faturalar alacağı sebebiyle icra takibini başlatılmış ve borçlu şirkete ödeme emri gönderildiğini ancak davalı şirketin ödeme emrine haksız olarak itiraz ettiğini, ödeme emrine yapılan itiraz üzerine 13.08.2020 tarihinde ticari uyuşmazlıklarda dava şartı arabuluculuk gereği arabulucuya başvuru yapılmış ancak 16.09.2020 tarihinde yapılan toplantı gereğince anlaşma sağlanmadığını, davalı şirket haksız bir şekilde malzemelerin bedelini ödememek adına, müvekkili şirkettten satın aldığı malların idare tarafından belirtilen teknik şartlara haiz malzemelerden olmadığını ileri sürdüğünü, davalı tarafından müvekkili şirkete verilen sipariş gereğince istenilen malzeme bypas-dolgu malzemesi olduğunu, Bypas malzemesi konkasör tesisinden çıkan toprak karışımlı atık bir malzeme olduğunu, müvekkili şirketin , davalı şirket ile aralarındaki anlaşma gereği istedikleri dolgu malzemelerini üreterek, kantar fişleri ile eksiksiz teslim ettiğini, bu doğrultuda da yaptığı hizmetin bedeli olarak fatura kestiğini, davalı şirket icra takibine itiraz dilekçesinde anlaşma konusu malzemelerin teknik şartlara haiz olmadığını ve eksik olduğunu iddia ettiğini, bir an için bu iddianın doğru olduğunu varsaysak dahi, bir malın belirlenen teknik şartlara haiz olmaması ve eksik olması maddi olarak kısa sürede tespit edilebilecek bir ayıp olduğunu, Keza Türk Ticaret Kanunu’nun 23. maddesinde, teslim sırasında açıkça belli olan ayıplar yönünden ayıbın 2 gün içinde satıcıya bildirilmesi gerektiğinin düzenlendiğini, açık ayıptan kasıt; detaylı ve özel bir incelemeye gerek kalmadan maldaki ayıbın alıcı tarafından tespit edilebilmesidir. Düzenlemenin devamında, malda açık ayıp söz konusu olmasa bile, malı satım ve teslim alan tacirin 8 gün içinde malı inceleme veya incelettirmekle yükümlü olduğu düzenlendiğini, 8 günlük süre malın alıcı tarafından satım ve teslim alındığı tarih itibariyle başlamadığını, davalı bu sürelere de riayet etmediğini, tüm bu sebeplerde haksız şekilde yapılan icra takibine itirazın kaldırılmasını ve davalı tarafın icra inkar tazminatına mahküm edilmesi gerektiğini ileri sürerek davalıların Bakırköy .... İcra Müdürlüğü ... esas sayılı dosyasına yapmış oldukları itirazların iptaline, davalılar tarafından borcun tamamına ve ferilerine haksız ve dayanaktan yoksun olarak kötü niyetli itiraz edildiğinde %20’den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesine, yargılama gideri ve Ücreti vekâletin karşı taraf üzerine tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı yanca dava dilekçesinin 7. Fıkrasında Türk Ticaret Kanunun 21/2. Maddesi gereğince bir faturayı alan kişinin faturayı aldığı tarihten itibaren 8 gün içinde itiraz etmesi gerektiği, itiraz etmemesi halinde fatura içeriğini kabul etmiş sayılacağının düzenlendiğini, müvekkil şirkete faturaların 28.02.2020 tarihinde ulaştığını fakat davalı şirketin faturalara ilk itirazını 12.03.2020 tarihinde yaptığını bu nedenle faturaya itirazın süresinde yapılmadığını iddia ettiğini, davacı yanca müvekkili şirkete karşı ilk olarak biri 12.02.2020 tarihinde oluşturulan ikisi 25.02.2020 tarihinde oluşturulan 3 adet kabul onayına açık e fatura düzenlendiğini, müvekkili tarafından, 12.02.2020 oluşturulma tarihli fatura "malzeme ve miktar uyuşmazlığı(kantardan imtina edilmesi) notu ile 15.02.2020 tarihinde 25.02.2020 tarihli faturalar ise 29.02.2020 tarihinde aynı not ile e fatura sistemi üzerinden reddedildiğini, bu nedenle davacı yanın dava dilekçesinde yer alan dava konusu faturalara süresi içerisinde itiraz edilmediği iddiası haksız ve gerçeklikten uzak bir iddia olduğundan reddi gerektiğini, söz konusu talep karşısında davacı şirket çalışanlarının davacı şirketten onay alması beklenirken, davacı şirket çalışanları tarafından nakliye araçlarında bekletilen taş ve dolgu malzemesi izinsiz bir şekilde şantiyeye boşaltılmış ve şantiye alanı terk edildiğini, bu olay karşısında müvekkili şirket tarafından dava dışı başka bir şirketten taş ve dolgu malzemesi tedariki sağlanarak işin tamamlandığını, fiili durumu yansıtmadığından dolayıda müvekkili şirket tarafından fatura içeriklerine Türk Ticaret Kanunu 21. Maddesi kapsamında itiraz edildiğini ve faturalar Bakırköy .... Noterliği 12.03.2020 Tarih ... Yev. Numaralı ihtarnamesi ile iade edildiğini, müvekkili şirket 213 sayılı kanun 230/5. Maddesi gereğince taşıması gereken şartları taşımayan ve içeriği de fiili durumu yansıtmayan faturalara dayanarak başlatılan takibe haklı olarak itiraz ettiğini, dava dilekçesi ekinde sunulan kantar fişleri incelendiğinde bir kısmının teslim alan kişinin isminin bulunmadığını, bir kısmında ise teslim alan kişinin isminin okunamadığının görüldüğünü, davacı yanca dava dosyasına sunulan 70 adet kantar fişi incelendiğinde görülmektedir ki, söz konusu kantar fişlerinin büyük bir bölümü müvekkili şirket çalışanları tarafından imzalanmadığını, diğer bir bölümünde ise imza bulunmakla beraber imzayı atan kişi ismi kantar fişlerinde bulunmamaktadır. Kantar fişlerinin bir bölümde ismi bulunan .... ise şantiyede görevli bekçi olup, şahsın şirket adına mal teslim alma yetkisi olmadığı gibi gelen malın kantar fişinde belirtilen miktarda olup olmayacağını tespit edecek bilgisi de olmadığını, kaldı ki söz konusu şahsın ismi ve imzasının bulunduğu kantar fişlerinden şimdilik tespit edebilen 31248, 31321, 31324, 31326, 31328, 31330, 31331, 31334, 31349 numaralı olanlarda yer alan imzada adı geçen ...'ya ait olmadığını, söz konusu imzaların birbirinden oldukça farklı olduğu ve bu nedenle gerçek olmadığı zaten çıplak gözle dahi anlaşılacağını ileri sürerek, davacı yanın huzurdaki davasının reddi ile alacaklı hakkında İİK 67/2. Fıkrası hükmü gereğince kötüniyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ:
Dava; taraflar arasındaki ticari ilişkiye dayalı alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine borçlu tarafından yapılan itirazın iptali istemlidir.
Mahkememizce Yapılan İşlemler ve Toplanan Deliller:
1-Mahkememizce tensip zaptı hazırlanmış ve taraflara duruşma gününü bildirir meşruhatlı davetiye usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir.
2-Mahkememizce:
a-Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğü,
b-İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü müzekkereler yazılmıştır.
İSTİNAF İLAMI ÖNCESİ YARGILAMA ÖZETİ:
Mahkememizin 02/02/2021 tarihli duruşmasında; Tarafların iddia ve savunmaları, sundukları deliller, dosya kapsamı belgeler ve her iki tarafa ait ticari defter ve kayıtlar incelenmek sureti ile davacının icra takibi tarihi itibariyle asıl alacak ve faiz alacağı yönünden alacaklı olup olmadığı, alacağının varlığı ile teslim edilen taş ve dolgu malzemesinin anlaşmaya uygun olup olmadığı konusunda bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiştir.
Bilirkişi tarafından düzenlenen 22/03/2021 tarihli raporda; Her iki doğal malzemenin Kanunlar ve Yönetmeliğe göre tanımlanması, çıkartılması, işlenmesi tesislerde istenen ebatlara getirilmesi süreci, branşım dahilinde olup, çıkartılan her türlü doğal malzemenin hangi koşullarda, hangi şartlarda kullanılabileceği veya kullanılamayacağı, kullanım şekline, kullanım alanlarına göre değişkenlik göstereceğinden, teslim edilen taş ve dolgu malzemesinin anlaşmaya uygun olup olmadığı konusunda değerlendirme yapılamadığı, nihai takdirin sayın mahkemenin takdirinde olduğu belirtilmiştir.
Taraf itirazlarının irdelendiği şekliyle bilirkişi heyetinden ek rapor alınmasına 21.05.2021 tarihinde karar verilmiştir.
Bilirkişi tarafından düzenlenen 30.06.2021 tarihli ek raporda; Her türlü doğal malzemenin Kanunlar yönetmeliğe göre tanımlanması, çıkarılması, işlenmesi , tesislerde istenilen ebatlara getirilmesi süreci, branşım dahilinde olup, çıkartılan her türlü doğal malzemenin hangi koşullarda, hangi şartlarda kullanılabileceği veya kullanılamayacağı, kullanım şekline, kullanım alanlarına göre değişkenlik göstereceğinden , teslim edilen taş ve dolgu malzemesinin anlaşmaya uygun olup olmadığı konusunda fiziksel veya kimyasal bir analiz raporu olmadan değerlendirme yapılamadığı, Malzeme sevkiyatının , yukarıda belirtilen yönetmelik çerçevesinde; birinci mi ikincil sevkiyat mı olduğu ve sevkiyatları belgeleyen sevk fişi veya sevk irsaliyesi, dosya içerisinde görülemediğinden bu anlamda da değerlendirme yapılmadığı, Kök rapordaki mali ve teknik sonuç kanaatin değişmediği, Nihai takdirin sayın mahkemenin takdirinde olduğu belirtilmiştir.
Mahkememizin 09/11/2021 tarih ve ... Esas ... sayılı kararında özetle; yargılamaya konu davacı tarafından düzenlenen 28.02.2020 tarihli 19.038,03 TL ve 38.024,32 TL tutarlı iki adet faturanın bulunduğu; bu faturaların davalı tarafa gönderildiği, davalı tarafça bu iki faturanın 05.03.2020 tarihinde tebliği alındığı, 8 günlük süresi içerisinde 12.03.2020 tarihinde noter kanalıyla itiraz ederek davacıya iade edildiği dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Aldırılan teknik bilirkişi ek ve kök raporlarından anlaşıldığı üzere de, teslim edilen malzemenin niteliği anlaşılamamıştır. Davacı tarafça da, teslim edilen malzemenin teknik şartnameye uygun teslim edilen bir mal olduğu da herhangi bir delille ispat edilemediğinden davanın reddine, davalı tarafça, davacının kötüniyetinin ispatı yapılamadığından kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
İstanbul .... Bölge Adliye Mahkemesi Dairesinin ... Esas, ... Karar sayılı ilamı ile özetle; Davalı tarafından davacı tarafından teslim edilen ürünlerin tarafların sözlü anlaşmasına göre kendileri ile idare arasında yapılan ihale şartnamesine uygun olmadığı, ayıplı olduğu, idare tarafından kabul edilmediği, kendilerinin ürünleri başka bir firmadan tedarik ederek işi tamamladıkları savunulmuştur. Davacı tarafından da davalının süresinde ayıp ihbarında bulunmadığı iddia edilmiştir. Mahkemece davacı tarafından davalıya teslim edilen ve ispat edilen ürün miktarı belirlendikten sonra, satılıp teslim edilen ürünlerin ayıplı olduğu ve ayıp ihbarının süresinde yapıldığı hususlarını ispat külfeti davalıda olmasına, buna göre davalının davacıya hangi özellikte ve nitelikte ürün siparişi verdiği, teknik şartnameye göre ürün siparişi verip vermediği, ürünün özelliklerini belirtip belirtmediği, söz konusu hususların davacıya bildirildiğinin ispat edilmesi üzerine davacı tarafından teslim edilen ürünlerin bu nitelikte olup olmadığı, ayıplı olup olmadığı, olması halinde hangi gerekçe ile ayıplı olduğu, ayıbın gizli mi açık mı ayıp olduğu, davacı tarafından teslim edilen ve ayıplı olduğu belirtilen ürünlerin akıbetinin ne olduğu, ayıplı olması halinde ayıp ihbar sürelerine uyulup uyulmadığı ve tarafların tüm iddia ve savunmalarına ilişkin taraf delilleri incelenerek ve irdelenerek sonuca gidilmesi gerekmesine rağmen, Mahkemece bu yöndeki ispat külfetinin davacıya yüklenmek suretiyle ve eksik inceleme ile davanın reddine karar verilmesi isabetli olmadığından mahkememiz kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
İSTİNAF İLAMI SONRASI YARGILAMA ÖZETİ:
1-Mahkememizce kaldırma ilamı sonrası tensip zaptı hazırlanmış ve taraflara duruşma gününü bildirir meşruhatlı davetiye usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir.
2-Mahkememizce dosyanın bir önceki bilirkişi raporunu hazırlayan heyete yeniden tevdi ile davacı tarafından davalıya teslim edilen ve ispat edilen ürün miktarı, davalının davacıya hangi özellikte ve nitelikte ürün siparişi verdiği, teknik şartnameye göre ürün siparişi verip vermediği, ürünün özelliklerini belirtip belirtmediği, söz konusu hususların davacıya bildirildiğinin ispat edilmesi üzerine davacı tarafından teslim edilen ürünlerin bu nitelikte olup olmadığı, ayıplı olup olmadığı, olması halinde hangi gerekçe ile ayıplı olduğu, ayıbın gizli mi açık mı ayıp olduğu, davacı tarafından teslim edilen ve ayıplı olduğu belirtilen ürünlerin akıbetinin ne olduğu, ayıplı olması halinde ayıp ihbar sürelerine uyulup uyulmadığı hususunda şeklinde ek rapor tanzim edilmesine karar verilmiş olmakla bilirkişi heyeti ek raporunda özetle; ''Sayın mahkemenin talebi doğrultusunda ve nihai takdirine bırakılarak davalı tarafın beyanlarında bahsi geçen 47 adet kantar fişi üzerinden teslime konu ürün miktarı için hesaplamaların yapıldığı, 28.02.2020 tarihli, ... numaralı, KDV dâhil 19.038,03 TL tutarlı faturanın, açıklama kısmına TAŞ VE NAKLİYESİ yazıldığı, iş bu faturaya konu 20 adet kantar fişinin olduğu ve davalı tarafın beyanı doğrultusunda 20 adet kantar fişinden 1 adet kantar fişinin hesaplamadan çıkarılarak 19 adet kantar fişi üzerinden hesaplamanın yapıldığı, buna göre 695,24 ton ve 22,00 TL KDV hariç birim fiyatı üzerinden toplam ürün değerinin KDV dahil 18.048,43 TL olarak hesaplandığı, hesaplama detaylarının Tablo 1'de sunulduğu, 28.02.2020 tarihli, ... numaralı, KDV dâhil 38.024,32 TL tutarlı faturanın, açıklama kısmına DOLGU MALZEMESİ- BYPASS yazıldığı, iş bu faturaya konu 50 adet kantar fişinin olduğu ve davalı tarafın beyanı doğrultusunda 50 adet kantar fişinden 22 adet kantar fişinin hesaplamadan çıkarılarak 28 adet kantar fişi üzerinden hesaplamanın yapıldığı, buna göre 928,52 ton ve 19,00 TL KDV hariç birim fiyatı üzerinden toplam ürün değerinin KDV dahil 20.817,42 TL olarak hesaplandığı, hesaplama detaylarının Tablo 2'de sunulduğu, Netice itibariyle, davaya konu olan teslim edilen ürün miktarının ve değerinin 47 adet kantar fişi üzerinden toplam 1.623,76 TON ve KDV dahil 38.865,85 TL olarak hesaplandığı, sonuç ve kanaatine varılmıştır.''tespit ve sonuçlarını mahkememize bildirmiştir.
3-Bilirkişi raporu ve ek raporları taraflara tebliğ edilmiştir.
Delillerin Değerlendirilmesi ve Kararın Hukuki Gerekçeleri:
Davacı Mahkememiz nezdinde açmış olduğu davada özetle; davalı ile aralarında faturalara konu taş, toprak ve dolgu malzemesi satışı hususunda anlaşma bulunduğunu, faturalara ve teslim fişlerine konu malzemelerin davalıya teslimine rağmen bedellerinin ödenmediğini, başlatılan icra takibine de itiraz edildiğini belirterek davalının itirazının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ise sunduğu cevap dilekçesinde; davacı tarafından düzenlenen faturalara yasal süresi içerisinde itiraz ve iade edildiğini, davacı tarafından düzenlenen faturaların fiili durumu yansıtmadığını, davacının denetimi davalıda olmayan kantara girerek fiş düzenlettiğini, iş sahasında tekrar kantara girmesi istendiğini davacı şöförlerinin bundan kaçınarak malzemeyi dökerek alanı terk ettiğini, davacı tarafından getirilen malzemelerin idare ile davalı arasındaki teknik şartnamedeki nitelikleri sağlamadığını ve ayıplı nitelikte olduğunu ayrıca miktarın gözle görülür şekilde az olduğunu, kantar fişlerinde imzası bulunan ...'nun bekçi olduğunu ve teslim alma yetkisinin bulunmadığını ayrıca sunulan kantar fişlerindeki imzaların bir kısmında isim bulunmadığı, bir kısmında imzaların birbirinden tamamen farklı olduğunu ve bir kısmındaki imzaların ...'ya ait olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep ettiği anlaşılmaktadır.
Taraflar arasında satış sözleşmesi bulunduğu hususunda uyuşmazlık bulunmamakta olup, taraflar arasındaki uyuşmazlığın davacı tarafından davalıya satılan faturaya konu malların teslim edilen miktarı ve malların ayıplı olup olmadığı noktasında toplandığı anlaşılmaktadır.
Öncelikle bu kapsamda davalının ayıp iddialarının incelenmesi gerekmektedir. İspat kuralına ilişkin TMK. m. 6 hükmüne göre: “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür”. HMK. m. 190/1 hükmüne göre: “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir”. Bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf o vakıayı ispat etmeye mecburdur.
İlgili hüküm gözetildiğinde taraflar arasındaki taş, toprak, dolgu malzemesi satımına dair sözleşme yönünden davalıya teslim edilen malzemelerin ayıplı olduğunu ve yasal süresi içerisinde ayıp ihbarının yapıldığının davalı tarafından ispatlanması gerekmektedir.
6102 sayılı Kanun'un ticari satış sözleşmelerinde ayıba ilişkin 23. Maddesinin 1. Fıkrasının (c) bendi şu şekildedir:
"c) Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır."
İlgili hükümden görülebileceği üzere ticari satış sözleşmelerinde alıcı aldığı ürünü teslimden itibaren 2 ve 8 günlük süreler içerisinde incelemek ve ayıp tespit ederse satıcıya bildirmekle mükelleftir.
6098 sayılı Kanun'un 223. Maddesinin 2. Fıkrası ise şu şekildedir:
"Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır."
İlgili hükümlerden görülebileceği üzere alıcı satılan malı incelemek ve varsa ayıpları tespit ederek satıcıya ihbar etmekle yükümlüdür. Gözden geçirme ve ihbar yükümlülüğünün yerine getirilmemesi halinde ise satılanı kabul etmiş sayılacak ve satıcının ayıba karşı tekeffül sorumluluğu sona erecektir.
Bilindiği üzere 6098 sayılı Kanun'un satış sözleşmelerine yönelik hükümleri gereğince ayıptan sorumluluğun söz konusu olabilmesi için ürünler teslim edildikten sonra alıcı tarafından ürünlerin gözden geçirilmesi yönünde alıcının muayene ve ihbar külfeti bulunmaktadır. Muayene ve ihbar külfetini süresi içerisinde yerine getirmeyen taraf ise ayıba karşı sorumluluk hükümlerine başvuramayacaktır. Muayene ve ihbar külfetini yerine getirdiğini ispat yükü ise davalı üzerindedir.
Taraflar arasındaki ilişkin incelendiğinde; Davacı tarafından davalıya yapılan teslimatların 2019 yılı Aralık, 2020 yılı Ocak ve Şubat aylarında olduğu, davacı tarafından sunulan kantar fişlerine göre son teslimatın 14.02.2020 tarihinde olduğu anlaşılmaktadır. Bu bağlamda 6098 sayılı Kanun'un ve 6102 sayılı Kanun'un ticari satış sözleşmesine dair hükümleri gereğince davalı alıcının 2 ve 8 günlük süreler içerisinde davacı tarafından teslim edilen malzemelerin niteliklerini inceleyerek ayıplı olması halinde davacıya bildirmesi gerektiği anlaşılmakta olup, davalı tarafından davacıya çekilen ihtar incelendiğinde, ihtarnamenin 12.03.2020 tarihli olduğu, son teslimat tarihinden yaklaşık bir ay sonra davalı tarafından davacıya ihtarname çekildiği ve davacının teslim ettiği malların davalı ile dava dışı idare arasındaki teknik şartnameye aykırı olduğuna dair bildirimde bulunduğu, davalı tarafından ayıp ihbarına dair başkaca bir delilin sunulmadığı, kanun gereğince teslim tarihinden itibaren 2 ve 8 günlük süreler içerisinde davalının davacıya ayıp ihbarında bulunduğuna dair bir yazılı delil sunmadığı gibi davacının da kabulünde olmadığı bu suretle davalının üzerine düşen muayene ve ihbar külfetini süresi içerisinde yerine getirmediği ve getirdiğini ispatlayamadığı anlaşılmakla davalının ayıp yönünden savunmalarına itibar edilmemiştir.
Nitekim davacı ve davalı arasında yazılı bir satış sözleşmesi de bulunmamakta olup, yukarıda değinilen ispat kuralları uyarınca davalının satın aldığı ve davacı tarafından teslim edilen malzemelerde hangi niteliklerin bulunmasını istediğini davacıya bildirdiğini ve hangi niteliklerin bulunmadığını, taraflar arasında bu niteliklere yönelik olarak bir anlaşma yapıldığını ve davalının davacıya malzemelerde istediği nitelikleri bildirdiğini ve talep ettiğini ispatlaması gerekmekte olup davalı tarafından istediği niteliklerin davacıya bildirildiğine dair de bir delil sunulmamış olup, davalının bu yönden de talep ettiği malzemelerin hangi nitelikte olmasını istediğini davacıya bildirdiğini ve bu niteliklerin eksik olması sebebiyle ayıplı olduğunu da ispat edememiştir.
Bu noktada davalının teslim edilen miktara yönelik savunmalarının incelenmesi gerekmektedir. Öncelikle davalı cevap dilekçesinde ve aşamalardaki beyanlarında bir kısım malzemenin davacı tarafından teslim edildiğini kabul etmekte olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık teslim edilen malzemenin miktarı hususundadır. Davalının hiç malzeme teslim edilmediğine yönelik tam bir inkarı bulunmamaktadır.
Satış sözleşmelerinde teslim borcu satıcıya ait borç olup, faturada belirtilen miktarda mal satılarak teslim edildiğini ispat yükü satıcı üzerindedir. Mahkememizce davalının teslim olgusunu cevap dilekçesinde ve aşamalardaki beyanlarında kabul ettiği anlaşılmakla 25.02.2025 tarihli celsede davalıya kabul edilen teslim edilen miktarı bildirmek ve davacı tarafından teslim olgusunu ispat için sunulan kantar fişleri hususunda açıkça beyanda bulunmak üzere kesin süre verilmiş olup, davalı vekili sunduğu beyan dilekçesinde teslimi kabul edilen açık bir miktar belirtmemiş olup, bir kısım kantar fişlerine itiraz etmiştir. Mahkememizce davalının itirazda ve beyanda bulunduğu kantar fişleri gözetilmeksizin hesap yapılmak üzere dosya bilirkişi heyetine tevdii edilmiş olup, Mahkememizce son alınan 02.05.2025 tarihli bilirkişi ek raporunda davalının itiraz ettiği, isim olmayan ve imza olmayan davalı tarafından beyan dilekçesinde belirtilen kantar fişleri gözetilmeksizin diğer kantar fişleri üzerinden teslim edilen mal miktarına göre davacının davalıdan talepte bulunabileceği bedel 38.865,85-TL olarak hesaplanmıştır.
Mahkememizce 02.05.2025 tarihli bilirkişi ek raporundaki hesaplama incelendiğinde; hesaplamanın dosya kapsamındaki mevcut delil durumuna uygun olduğu, Mahkememiz ara kararına istinaden davalının beyan dilekçesinde sunduğu beyanlar gözetilerek davalının beyanda bulunduğu kantar fişlerindeki miktarlarının toplam miktardan düşülerek bilirkişi tarafından teslim edilen ihtilafsız miktara ilişkin hesap yapılmasının usul ve yasaya uygun olduğu, davacı tarafından davalının itiraz ettiği kantar fişlerine yönelik olarak beyanda bulunulmadığı, hesap dışında bırakılan isimsiz kantar fişlerindeki imzaların kime ait olduğunun davacı tarafından bildirilmediği gibi imzasız fişlerin de teslimin ispatına esas alınamayacağının doğal olduğu anlaşılmakla Mahkememizce 02.05.2025 tarihli bilirkişi ek raporundaki davalı tarafından beyanda bulunulan kantar fişleri gözetilmeksizin ve toplam miktardan düşülerek yapılan hesaplama hükme esas alınmış, 38.865,85-TL asıl alacak üzerinden davacının davasının kısmen kabulü ile davalının itirazının iptaline karar vermek gerekmiştir. Zira davalı tarafından da davacının teslim ettiği kabul edilen miktarda malzemenin davacıya geri iade edilerek davacıya teslim edildiği ispat edilememiş, davacının teslim ettiği davalı tarafından ikrar edilen malzemenin akıbeti hususunda davalı tarafından kullanılmadığı ve davacıya iade edildiğine veya halen elinde bulunduğuna dair bir delil sunulmamıştır.
Davacı tarafından davalının faturalara itiraz etmediği ve defter kayıtlarına işlediği, kesinleştiği gerekçesiyle bilirkişi raporuna itiraz edilmiş ise de davacı tarafından kesilen faturaların davalı tarafından ihtarname ile faturanın kesilme tarihinden itibaren 6102 sayılı Kanun gereğince süresi içerisinde itiraz ve iade edildiği bu suretle teslim edilen malın miktarının davacı lehine kesinleştiğinden bahsedilemeyeceği anlaşılmakla davacının bu yöndeki bilirkişi raporuna itirazlarına itibar edilmemiştir.
Davacı tarafından takipten önce işlemiş faiz de talep edilmiş olup, davacının davalıya ihtarname çektiği ve davalıyı temerrüde düşürdüğü kabul edilerek 38.865,85-TL asıl alacak için 3095 sayılı Kanun'un 2/2. Maddesine göre ilgili tarihteki değişen avans faiz oranlarına göre faiz hesabı şu şekilde olmalıdır:
Başlangıç TarihiBitiş TarihiGünFaiz OranıFaiz Tutarı
08.04.202013.06.202066%13,75966,32-TL
Başlangıç TarihiBitiş TarihiGünFaiz OranıFaiz Tutarı
13.06.202019.06.20206%1063,89-TL
Buna göre temerrüt tarihinden takip tarihine kadar 38.865,85-TL asıl alacak için işlemiş faiz miktarı 1.030,21-TL olarak hesaplanmış olup, davalının işlemiş faize yönelik itirazının 1.030,21-TL üzerinden iptali ile takibin devamına karar vermek gerekmiştir.
Davalı tarafından işleyecek faiz oranına da itiraz edilmiş olup, davalı tarafından takipte talep edilenden daha düşük akdi faiz oranının kararlaştırıldığının ispat edilemediği anlaşılmakla takipte talep edilen faiz oranını aşmamak koşuluyla değişen oranlarda 3095 sayılı Kanun'un 2/2. Maddesine göre işleyecek faiz oranı yönünden davalının itirazının iptaline karar vermek gerekmiştir.
Taraflarca tazminat talebinde bulunulmuş ise de alacağın likit olmadığı ve yargılamayı gerektirdiği anlaşılmış davacının tazminat talebinin bu sebeple koşullarının oluşmadığı, davalının tazminat talebi yönünden ise davacının kötü niyetinin ispatlanamadığı ve davacının asıl alacak yönünden davasının kısmen kabulüne karar verildiği bu suretle de davalının tazminat talebinin koşullarının oluşmadığı anlaşılmakla tazminat taleplerinin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
H Ü K Ü M: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Davanın KISMEN KABUL, KISMEN REDDİNE,
-Buna göre; davaya konu icra takip dosyasında 38.865,85-TL asıl alacak ve 1.030,21-TL işlemiş faiz ile takipte talep edilen faiz oranını aşmamak koşuluyla değişen oranlarda 3095 sayılı Kanun'un 2/2. Maddesine göre işleyecek faiz oranı yönünden davalının itirazının İPTALİNE, takibin DEVAMINA, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,
2-Davacının ve davalının koşulları oluşmayan tazminat taleplerinin REDDİNE,
3-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 2.725,30-TL harçtan peşin alınan 707,86-TL harcın mahsubu ile noksan kalan 2.017,43-TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
4-Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 1.320,00-TL arabulucuk ücretinin davanın kabul/ret oranı dikkate alınarak takdiren 898,53-TL'sinin davalıdan alınarak, kalan kısmın ise davacı üzerinde bırakılıp alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
5-Davacı tarafça yatırılan 707,86-TL peşin harç ve 54,40-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 762,26-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafça yapılan 8.291,10-TL yargılama giderinin davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan 5.643,74-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmının kendi üzerinde bırakılmasına,
7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 18.713,71-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
9-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine,
10-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine,
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 17/07/2025
Katip ...
¸e-imza
Hakim ...
¸e-imza