T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2024/925 Esas
KARAR NO: 2025/707
DAVA: İtirazın İptali (Kooperatif Aidat Borcundan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 06/11/2024
KARAR TARİHİ: 24/06/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 25.06.2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Kooperatif Aidat Borcundan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı Mahkememiz nezdinde açmış olduğu dava ile davalının kooperatif aidat borçlarını ödemediğini, başlatılan icra takibinden sonra kısmi olarak ödeme yapıldığını ancak dosya borcunun tamamının ödenmediğini ve ayrıca takibe itiraz edildiğini bu sebeple itirazın iptaline ve takibin devamına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının aktif dava ehliyetinin bulunmadığını zira aidat alacağından sorumluluğunun toplu yapı kat malikleri kurulunda bulunduğunu, ayrıca aidat borcundan kiracının sorumlu olduğunu müteselsil sorumluluğun söz konusu olmadığını, İstanbul Mahkemelerinin yetkili olduğunu, Mahkemenin ayrıca görevsiz olduğunu, aidatların ve alacakların hangi aya ait olduğunun ayrıca gösterilmediğini, aidat miktarıyla ilgili kat malikleri kurulu kararının bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ:
Dava; Kooperatif aidat alacağından kaynaklı olarak başlatılan icra takibine itirazın iptali talebinden ibarettir.
Davacı tarafından öncelikle yetki ve görev yönünden itirazda bulunulmuş ise de; kooperatif aidat alacakları hususunda kooperatiflerin tacir olduğu ve ticaret mahkemelerinin görevli olduğu anlaşılmakla davalının görev itirazına itibar edilmemiştir. Davalı tarafından yetki itirazında bulunulmuş ise de dava konusunun para alacağına yönelik olduğu, 6098 sayılı Kanun'un 89/1. Maddesi gereğince para alacaklarında alacaklının yerleşim yeri Mahkemelerinin yetkili olduğu anlaşılmakla davalının yetki itirazına da itibar edilmemiştir.
Davacı tarafından aktif husumet ehliyeti yönünden itirazda bulunulmuş ise de davacı kooperatifin tapuya işlenmiş yönetim planı ile genel kurul kararlarına göre site yönetiminden de sorumlu olduğu anlaşılmakla davalının aktif husumet itirazının reddine karar verilerek davanın esasına girilmiştir.
Davacı tarafından başlatılan icra takip dosyası incelendiğinde; 2023 yılı Haziran - Ağustos ayları için 1.390,00-TL, 2024 yılı Mayıs ve Haziran ayları için 1.200,00-TL aidat alacağı talebinde bulunulduğu, davacının usul ve yasaya uygun olarak tutulmuş ticari defterlerinde takibe konu söz konusu aylara ilişkin olarak davalı tarafından yapılmış bir ödemenin bulunmadığı, nitekim davalı tarafından cevap dilekçesinde ödeme yapılmadığının beyan ve ikrar edildiği, davalının kiracısı tarafından yapılmış olan bir ödemenin de ticari defter ve kayıtlarda tespit edilmediği anlaşılmaktadır.
Bilirkişi tarafından davacı kooperatifin genel kurul tutanakları da incelenmiş olup, 01.07.2023 tarihinden itibaren aidat miktarlarının arttırılmasına ilişkin olarak genel kurul kararının alındığı söz konusu artışın ve alınan kararın usul ve yasaya uygun olduğu dolayısıyla davacının takip talebinde talep ettiği aylık aidat alacağı miktarlarının genel kurul kararına uygun olduğu anlaşılmıştır. Davalı tarafından bilirkişi raporuna itiraz edilerek aidat miktarlarının türe göre belirlendiği iddia edilmiş ise de davalı tarafından aidat miktarının talep edilenden daha düşük olduğuna dair herhangi bir delil sunulmadığı anlaşılmakla itirazına itibar edilmemiştir.
Buna göre davalının takip tarihi itibariyle 2023 yılı Haziran - Ağustos ayları için 1.390,00-TL ve 2024 yılı Mayıs ve Haziran ayları için 1.200,00-TL aidat borcunun bulunduğu davacının takip tarihi itibariyle takip başlatmakta haklı olduğu anlaşılmaktadır. Davacı dava dilekçesinde davalının takipten sonra 10.10.2024 tarihinde 1.278,00-TL kısmi ödeme yaptığını beyan etmiştir.
Davacı tarafından takipte faiz de talep edilmiş olup, tespit edilen aidat borçlarına ilişkin olarak takipten öncesi için faiz hesaplanması gerekmektedir. Her ne kadar davalı cevap dilekçesinde temerrüdün söz konusu olmadığını faiz işletilemeyeceğini iddia etmiş ise de takibe konu alacağın aidat alacağından kaynaklandığı, ayrıca bir temerrüt tarihinin belirlenmemesi halinde kanun gereğince sonraki ay başında temerrüdün oluşacağı anlaşılmakla davalının savunmasına itibar edilmemiştir.
Davacı kooperatifin genel kurul kararları incelendiğinde aidat alacaklarına 2023 yılı Haziran ayı aidat alacağı için aylık %2,5 yıllık %30, 2023 yılı Temmuz ayından itibaren ise aylık %3 yıllık %36 faiz işletilmesine karar verildiği anlaşılmaktadır. Davacı kooperatifin tacir olduğu gözetildiğinde faiz oranlarının belirlenmesi hususunda 6098 sayılı Kanundaki sınırlamaların uygulanamayacağı, faizin serbestçe belirleneceği anlaşılmakla davalının aksi yöndeki savunmalarına itibar edilmemiştir.
Nitekim Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2022/5237 E., 2024/2794 K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:
"Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 12.11.2021 tarihli, 2020/2 Esas, 2021/3 Karar sayılı içtihadı birleştirme kararı gereğince; kooperatifler/yapı kooperatifleri 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu kapsamında tacir sayılırlar. Türk Ticaret Kanunu'nun 8’inci maddesinin birinci fıkrasında, tarafların ticari işlerde faiz oranını serbestçe belirleyebileceği hükme bağlanmıştır. Türk Borçlar Kanunu'nun 88’inci maddesinin ikinci fıkrası ile 120’nci maddesinin ikinci fıkrası sadece adi işler bakımından emredicilik arz eder, anılan madde hükümleri ticari işler bakımından uygulanamaz. Kooperatifler, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu kapsamında tacir sayıldığından (İBBGK. 12.11.2021.T. 2020/2 E; 2021/3 K.) ve taraflardan biri için ticari iş niteliğinde olan sözleşmeler diğer taraf içinde ticari iş sayılacağından (TTK.m.19) mahkemece kooperatif genel kurullarında kararlaştırılan faiz oranı dikkate alınarak karar verilmesi gerekir. (TTK.m.8/1)"
Bu bağlamda kooperatif genel kurul kararları ile belirlenen faiz oranları doğrultusunda aidat alacaklarının muaccel olduğu sonraki ay başından takip tarihine kadar işlemiş faiz hesabı şu şekilde olmalıdır:
Asıl Alacakbaşlangıç tarihibitiş tarihigünfaiz oranıfaiz miktarı
200,00 ₺1.07.20232.08.2024398%30,0065,42 ₺
590,00 ₺1.08.20232.08.2024367%36,00213,56 ₺
600,00 ₺1.09.20232.08.2024336%36,00198,84 ₺
600,00 ₺1.06.20242.08.202462%36,0036,69 ₺
600,00 ₺1.07.20242.08.202432%36,0018,94 ₺
Toplam:533,45 ₺
Buna göre takip tarihine kadar davacı tarafından talep edilebilecek işlemiş faiz toplamı 533,45-TL olarak hesaplanmaktadır. Davacı tarafından kooperatif genel kurulunda aidat alacaklarına yönelik olarak gecikme faizinin başlayacağı bir tarih ayrıca tespit edilmemiş olup, kanun gereği bu sebeple ait olduğu ayın son gününe kadar ödeme süresinin bulunduğu bu sebeple sonraki ayın 1. Gününden itibaren faiz talep edilebileceği anlaşılmaktadır.
Sonuç olarak davacının takip tarihi itibariyle alacağı 2.590,00-TL aidat asıl alacağı ve 533,45-TL işlemiş faiz alacağı olarak tespit edilmiştir. Davalı tarafından takipten sonra 10.10.2024 tarihinde söz konusu borç için 1.278,00-TL kısmi ödeme yapıldığı davacı tarafından kabul edilmektedir.
Bilindiği üzere yerleşik Yargıtay içtihatları uyarınca itirazın iptaline ilişkin davadan önce ödenen miktar yönünden itirazın iptalinin talep edilmesinde hukuki yararın bulunmadığı belirtilmekte olup, davacı tarafından da davalının yaptığı 1.278,00-TL ödeme gözetilerek ve düşülmek suretiyle itirazın iptali talebinde bulunulmuştur. Ne var ki davalı tarafından itiraz edilerek takip durdurulduğundan ve davacının takip tarihi itibariyle 2.590,00-TL aidat asıl alacağı ve 533,45-TL işlemiş faiz yönünden takip başlatmakta haklı olduğu gözetildiğinde söz konusu alacaklara yönelik icra takip masrafları, feriler ve icra vekalet ücreti yönünden davacının itirazın iptali talebinde bulunması ve takibe devamın sağlanması gerektiği açıktır.
Hukuk Genel Kurulunun 19.10.2011 tarihli ve 2011/19-532 E., 2011/640 K., 23.05.2018 tarihli ve 2017/19-910 E., 2018/1111 K., 22.11.2018 tarihli ve 2017/19-822 E., 2018/1754 K. sayılı kararlarında da aynı usul benimsenmiştir.
"..İtirazın iptali davasında, icra takibinden sonra, ancak itirazın iptali davası açılmadan önce yapılan ve ihtilafsız olan ödemeler yönünden davacı alacaklının itirazın iptalini talep etmesinde hukukî yararı bulunmamaktadır. Bu nedenle itirazın iptali davası açılmadan önce ödenen asıl alacak miktarı yönünden davacının dava açmasında hukukî yararı bulunmadığından, asıl alacak miktarı yönünden itirazın iptali isteminin reddi gerekir.
Ne var ki, icra takibinde talep edilen asıl alacak miktarı dava tarihinden önce ödenmiş olmakla birlikte davalı tarafça asıl alacak miktarı haricen ödenmiş olup, davanın dayanağı takibe davalı borçlu tarafından itiraz edilerek icra takibinin durması sağlanmış olduğundan ve mahkemece itirazın iptali yönünde bir karar verilmediği sürece icra müdürlüğünce takip dosyasında alacaklı istemi yönünden herhangi bir işlem yapılamayacağından, icra takibinde istenen alacağın fer’îleri ve icra giderleri yönünden davacının dava açmakta hukukî yararı bulunmaktadır. Ancak bu talepler hakkında mahkemece hesap yapılmayarak bu taleplere ilişkin olarak itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesi ve bu taleplerin icra müdürlüğünce yapılacak dosya hesabında nazara alınmasına yönelik hüküm kurulması gerekirken, bilirkişi raporu alınarak ödenen miktarın BK’nın 84. maddesi uyarınca öncelikle asıl alacağın fer’îlerinden düşülmek suretiyle kalan kısım yönünden itirazın iptaline karar verilmesi yerinde değildir." (Yargıtay HGK'nın 2020/(19)11-445 Esas, 2022/1077 Karar sayılı kararı)
Bu bağlamda davacının davasının kısmen kabul kısmen reddi ile 2.590,00TL asıl alacak ve 533,45-TL işlemiş faiz alacağının davalının kısmen ödeme tarihine kadar işlemiş icra takip masrafları, vekalet ücreti ve ferileri yönünden davalının itirazının iptaline ve takibin devamına, davalı tarafından takipten sonra b10.10.2024 tarihinde ödenen 1.278,00-TL'nin icra dairesince 6098 sayılı TBK'nın 100. Maddesi gereğince icra dairesince kapak hesabında infaz aşamasında gözetilmesine fazlaya ilişkin itirazın iptali talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.
Davaya konu alacağın likit olduğu anlaşılmakla itirazın iptaline karar verilen dava dilekçesinde itirazın iptali talep edilen asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 369,09-TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine de karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Davanın KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE,
Buna göre; davaya konu icra takip dosyasında 2.590,00TL asıl alacak ve 533,45-TL işlemiş faizi ile ödeme tarihine kadar işlemiş icra takip masrafları, vekalet ücreti ve ferileri yönünden davalının itirazının İPTALİNE, Takibin DEVAMINA, takipten sonra davalı tarafından 10.10.2024 tarihinde ödenen 1.278,00-TL'nin icra dairesince 6098 sayılı TBK'nın 100. Maddesi gereğince icra dairesince kapak hesabında infaz aşamasında gözetilmesine, itirazın iptaline karar verilen kısım ve ödeme tarihine kadar işlemiş faiz ile feriler yönünden takibin DEVAMINA, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,
2-İtirazın iptaline karar verilen asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 369,09-TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 615,40-TL harcın peşin alınan 427,60-TL harçtan mahsubu ile noksan kalan 187,8-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
4-Davacı tarafça yatırılan 427,60-TL peşin harç ve 427,60-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 855,20-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davanın kabul ve red oranı dikkate alındığında 3.485,00-TL'sinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, bakiye 115-TL'sinin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
6-Davacı tarafça yapılan 7.075,00-TL yargılama giderinin davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan 6.849,52-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmının kendi üzerinde bırakılmasına,
7-Davalı tarafça yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda HÜKÜM KURULMASINA YER OLMADIĞINA
8-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 1.845,45-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
9-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 60,75-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
10-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine,
11-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine,
Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı davalı vekilinin yokluğunda miktar itibariyle KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okundu usulen anlatıldı. 24/06/2025
Katip ...
e-imza
Hakim ...
e-imza