T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2024/951 Esas
KARAR NO: 2024/1091
DAVA: Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 28/08/2024
KARAR TARİHİ: 19/11/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 22/11/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'nin kuruluşta sermayesi 100.000,00-TL olup bu sermaye her biri 1.000,00-TL değerinde 100 paya bölündüğünü, müvekkil kuruluşta en yüksek paya sahip ortak olup, 33 paya sahip olduğunu, diğer ortaklardan ... 10 paya, ... 23 paya, ... 17 paya, ... 10 paya sahip olduğunu, 30/11/2016 tarihinde yapılan ve 04.01.2017 tarihinde tescil edilen olağanüstü genel kurul toplantısında hala en yüksek paya sahip olan paydaş müvekkil olmasına rağmen müvekkilin Yönetim Kurulu Başkanlığı görevi elinden alınarak ...'a verildiğini, şirketin sermayesi 100.000,00-TL'den her biri 1,00-TL değerinde 1.600.000 adet paya bölünmüş 1.600.000,00-TL'ye çıkarıldığını, daha önce kar payı dağıtılmayan şirkette sermaye artırımının 1.400.000,00-TL'si ortak alacaklarından yapıldığını, bu artırımla birlikte .... ve ....'nın sebebinin bilinmediği şekilde şirkette payları kalmadığını, şirketin kuruluşunda payların %33'üne sahip olan müvekkilin payı bu artırımla birlikte %25'e düştüğünü, müvekkilin şirketin kuruluşundan bu yana şirketin üretim bölümünde ustabaşı olarak çalıştığını, yönetim kurulunun şirketi zarara uğratarak farklı şirketlere menfaat sağladığını, şirkette pay sahibi olarak neden kar payı alamadığını araştırmaya giren müvekkil yönetim kurulunun kendisinden habersiz toplanıp kararlar aldığını, ...'ın diğer şirketi olan .... Sistemleri A.Ş.'ye ve diğer şirketleri ... Sanayi ve Ticaret Ltd Şti ve .... Sanayi ve Ticaret Ltd Şti'ye maliyetinden ürünler satıldığını öğrendiğini, davalı ...'ın rekabet yasağı hükümlerine aykırı davrandığını, davalı ... şirketin işçilerini ve mallarını bireysel çıkarları için kullandığını, müvekkilin şirketin kuruluşundan bu yana kar payı alamadığını, dava konusu şirkette olağan genel kurul toplantıları davalılar yüzünden yapılmadığını beyanla Şirketin toplam payı olan 1.600.000 adet paydan 528.000 adet payın müvekkile ait olduğunun tespitine, ... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'nin davalılar sebebiyle mahrum kaldığı tutarın davalılardan alınarak .... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'ne ödenmesine, davalıların haksız fiilleri sebebiyle müvekkilin mahrum kaldığı kar payının müvekkile ödenmesine, şirket yönetim kurulu başkan ve üyelerinin yetkilerinin ihtiyati tedbir yoluyla tedbiren kısıtlanmasına ve şirkete geçici olarak şirket yönetim kayyımı, mahkeme aksi kanaatte ise denetim kayyımı heyeti atanmasını talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; .... Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi'nin kar payı dağıtımına ilişkin herhangi bir genel kurul kararı bulunmadığından, davacının muaccel bir alacağı söz konusu olmadığını, davacı .... Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi adına tazminat talebinde bulunamayacağını, şirketin tüm genel kurulları usulüne uygun yapılmış olup, davacı tüm genel kurullara da katıldığını, davacının iddia ettiği üzere, kendisinden gizli herhangi bir işlem ihdas edilmediğini, sermaye arttırımının yapıldığı 24.01.2020 tarihli Olağan Genel Kurul'a davacı da katılmış olup; genel kurulda alınan karara herhangi bir itirazı da olmadığını, müvekkillerce ... işyerinde ... ve oğulları tarafından kendi nam ve hesaplarına kaçak işler yapıldığının öğrenildiğini, Davacı ...'nın oğlu ....'nın ... Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi'ni 03/05/2023 tarihinde 2.000.000 TL bedelli sermaye ile tek ortaklı olarak kurduğunu, davacı .... işyerindeki malları davacının oğlu ... üzerine kurulan .... firmasına taşımış, .... firmasının işyeri araçlarını bu işte nakliye aracı olarak kullandığını, Davacı .... firmasında işçi olarak çalışan .... isimli işçiyi henüz işten ayrılışı yapılmamasına rağmen usulsüz şekilde .... firmasında çalıştırmışlar ancak; .... firmasından 5 ay boyunca bu kişiye maaşı ödenmeye devam ettiğini, Müvekkillere ait ... şirketinin fabrika tadilatı yapılırken yapılan tüm yapılan iş fatura karşılıgı .... firmasına ödendiğini beyanla davanın reddine, davacının haksız eylemleri sebebi ile müvekkilleri uğratmış oldukları şimdilik 10.000 TL maddi tazminatın davacıdan tahsili ile müvekkillere ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ:
Dava; Şirket yöneticilerinin sorumluluğundan kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; Asıl dava bakımından davacının kar payı talep edip edemeyeceği, ayrıca davalıların yönetici olduğu dava dışı .... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'ni kötü yönetip yönetmediği, dava dışı şirketi zarara uğratıp uğratmadığı, dava dışı şirketin uğradığı zararlar nedeniyle dava dışı şirketin maddi tazminat alacağı bulunup bulunmadığı, karşı dava bakımından davacı/karşı davalının iddia edilen eylemler sebebiyle şirketi zarara uğratıp uğratmadığı hususlarından kaynaklandığı tespit edilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın niteliğine göre HMK'nun 14/2 maddesi gereğince işbu davaya bakmaya mahkememiz kesin yetkili olup, dava 6102 sayılı TTK'nun 1521.maddesi gereğince basit yargılama usulünce incelenip sonuçlandırılmıştır.
Dava şirket müdürüne karşı açılmış yönetici sorumluluğu davası olup konusu Limited şirket müdürlerinin sorumluluğu, 6762 sayılı TTK da olduğu gibi, 6102 sayılı TTK’nda da anonim şirket sorumluluk hükümlerine atıf yapılarak düzenlenmiştir. Gerçektende, TTK m. 644 fıkra 1 bent a hükmü açıkça, anonim şirketlere ilişkin sorumluluk hükümlerinin limited şirketlere de uygulanacağını, hüküm altına almıştır.
Limited şirket müdürlerinin sorumluluğu, 6762 sayılı TTK da olduğu gibi, 6102 sayılı TTK’nda da anonim şirket sorumluluk hükümlerine atıf yapılarak düzenlenmiştir. Gerçektende, TTK m. 644 fıkra 1 bent a hükmü açıkça, anonim şirketlere ilişkin sorumluluk hükümlerinin limited şirketlere de uygulanacağını, hüküm altına almıştır.
Atıf yapılan anonim şirketlere ilişkin hukuki sorumluluk hükümleri, TTK’nın ikinci kitabının dördüncü kısmının sonunda, onbirinci bölümde m. 549 ilâ 561 arasında toplu olarak düzenlenmiş ve m. 549-555 de sorumluluk halleri altı başlık altında toplanmış bulunmaktadır. Sorumluluk hallerinin özel olarak sayıldığı başlıklarda, sorumluluğun konusu, sorumlular ve sorumluluk şartları ile sorumluluğun hukuki sonucu gösterilmiştir.Böylece, TTK m. 555 ilâ 561 de düzenlenen ve ortak hüküm niteliği taşıyan, şirketin zararına, müteselsil sorumluluğa, ibraya, zamanaşımına ve yetkili mahkemeye ilişkin hükümlerin de limited şirkette uygulanmasına imkan verilmiştir.
Limited şirketlerde müdürlerin sorumluluğu 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda (“TK”) özel olarak düzenlenmemiştir. Kanun koyucu TK m. 644/1-(a) hükmü ile müdürlerin sorumluluğu hakkında anonim şirketlerde yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğunun düzenlendiği TK m. 553 vd. hükümlerine atıf yapmıştır. TK m. 553 uyarınca ise, kanundan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini, kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, hem şirkete, hem ortaklara, hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumlu tutulmuşlardır. Bu hükümler ekseninde limited şirket müdürlerinin sorumluluğuna gidilebilmesi için kural olarak dört temel unsurun bir arada bulunması gerekmektedir. Bunlar; zarar, kusur, hukuka aykırılık ve illiyet bağı unsurlarıdır.
6762 sayılı Türk Ticaret Kanununda tartışılan doğrudan zarar ve dolaylı zarar kavramlarına 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununda yer verilmemiştir. Ancak yeni Kanunda da şirkete, pay sahiplerine ve alacaklılara uğradıkları zararlar için dava açma hakkı tanınmıştır. Bu kişiler, uğradıkları doğrudan zararların tazmini için kusurlu yönetim kurulu üyelerine yönelebilirler. Ayrıca şirketin uğradığı zararlardan yansıma yoluyla zarar gören yani dolaylı zarara uğrayan pay sahibi ve alacaklılar da belli koşullarda sorumluluk davası açabilirler (TTK 553, 556).
Doğrudan ve dolaylı zararlar, yönetim kurulu üyelerine karşı açılacak sorumluluk davasında pay sahipleri ve alacaklılar bakımından önemli kavramlardır. Yönetim kurulu üyelerinin kusurlu davranışlarının şirketin, pay sahibinin veya alacaklının alanında doğrudan yol açtığı zararlara doğrudan zarar denir. Yönetim kurulu üyelerinin kusurlu davranışlarının şirketin malvarlığına zarar verdiği ve bu zararın pay sahiplerini veya alacaklıları etkilediği zararlara da dolaylı zarar denir.
Somut olayda öncelikle, söz konusu talebin davacıların doğrudan mı yoksa dolaylı zararını mı oluşturduğu hususunun açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Doğrudan ve dolaylı zarar ayrımı anonim şirketler hukukunda sorumluluk çerçevesinde, ortağın veya alacaklının doğrudan kendi malvarlığında mı, yoksa şirketin zararı dolayısıyla “yansıma” (Reflexschaden) bir zarara mı maruz kaldığı sorusunu cevaplamaya yarar. Bu iki kavram yalnızca ortakların ve alacaklıların zararı halinde kullanılır, zira sorumluluk hükümleri çerçevesinde anonim şirket yalnızca doğrudan zarara uğrayabilir, ortaklar ve alacaklılar bakımından ise hem doğrudan hem de dolaylı zarar söz konusu olabilir.
Doğrudan doğruya zarar, anonim şirket ortaklarının ve alacaklıların yönetim kurulu üyelerinin fiilleri sonucunda şirketin zararından bağımsız olarak uğradıkları zarardır. Şirketin ortakları ve alacaklıları, ortaklık zarar görmeden de bir zarara uğrayabilirler. İşte ortaklık malvarlığında herhangi bir azalma meydana gelmeden ortağın ve alacaklının malvarlığında meydana gelen azalmaya anonim şirketler hukukunda doğrudan zarar denilmekte ve bu durumda pay sahibine hükmedilecek tazminatın kendisine ödenmesi talebiyle dava açma imkanı tanınmaktadır. Ortakların veya alacaklıların doğrudan doğruya zararı, yönetim kurulu üyelerinin fiilleri sonucunda bu kimselerin ferdi ve hususi haklarının ihlali şeklinde ortaya çıkar. Ortakların ve alacaklıların doğrudan zararına ilişkin olarak başlıca şu örnekler verilebilir: Sermaye artırımında ortağın rüçhan hakkının kullanımının engellenmesi, ortağa payına uygun temettü ödenmemesi, ortağın genel kurul toplantısına katılmasına veya toplantıda oy kullanmasına haksız yere engel olunması, hazırlanan yanlış bilançoya istinaden ortağın hisselerini satması veya yeni hisse senedi alarak zarara uğraması, alacaklının yanlış bilgiye dayanarak şirkete kredi açması.
Alacaklıların ve ortakların doğrudan zarar görmeleri nedeniyle uğradıkları zararın tazminini talep etmeleri, genel hukuk prensibi olan sorumluluğun bir sonucudur. Doğrudan doğruya uğranılan zararlardan dolayı açılacak davalarda ortaklar ve alacaklılar tazminatın kendilerine verilmesini talep edebilirler. Birden fazla pay sahibi veya alacaklı aynı fiille zarara uğramış olsalar dahi talep edilebilecek tutar bizzat uğradıkları zarar ile sınırlıdır. Aslında ortakların ve alacaklıların doğrudan zararı anonim şirketler hukukuna özgü tipik bir sorumluluk davası olmayıp şirketin haksız fiilini teşkil eder. O nedenle bu davalarda anonim şirketlere özgü aktif ve pasif dava ehliyeti, doğrudan ve dolaylı zarar, farklılaştırılmış teselsül gibi özel düzenlemeler dışında esas itibarıyla haksız fiil sorumluluğuna ilişkin zarar, illiyet bağı, hukuka aykırılık ve kusura ilişkin kurallar uygulama bulur.
Doğrudan zarara istinaden dava hakkı her bir ortağa ve alacaklıya direk ve kişisel olarak tanınmıştır. Diğer ortakların, alacaklıların veya şirketin tazminat talebinden tamamen bağımsızdır. Zararın doğrudan zarar olması halinde, ortak bu davayı hem yönetim kurulu üyelerine hem de şirkete yöneltebilir.
Dolayısıyla zarar olarak nitelendirilen zarar ile kastedilen, ortakların veya alacaklıların, yönetim kurulu üyelerinin ortaklık malvarlığını kötüleştiren davranışlarından şirketin zarara uğraması neticesinde uğradıkları zarardır (yansıma zarar/Reflexschaden). Burada doğrudan zarar gören şirket olmakla birlikte, onun malvarlığında azalma meydana getiren bütün işlemler, ortaklar ve alacaklılar bakımından dolayısıyla zarar teşkil etmektedir, çünkü bu zarar nedeniyle şirketin ödeme gücünde meydana gelen azalma, alacaklıların ve ortakların taleplerinde bir kayba yol açmaktadır.
6102 s. TTK mülga TTK md. 309 dan farklı olarak dolaylı zarar kavramını kullanmamış, şirketin uğradığı zararın şirket ve ortaklar tarafından talep edilebileceğini belirterek dolaylı zarara üstü kapalı olarak yer vermiştir. Ortakların ve alacaklıların dolayısıyla zararından ancak şirketin zarara uğraması ve bu zararın ortakların ve alacaklıların malvarlığında bir azalmaya sebep olması halinde bahsedilebilir. Şirketin zararı ortakların ve alacaklıların dolayısıyla zararının “olmazsa olmaz/conditio sine qua non” şartıdır.
Yukarıda yapılan açıklama ve tespitler çerçevesinde; Davacıların dava konusu ettikleri işlemler nedeniyle zarara uğrayacak olan, ortağı bulundukları dava ve takip dışı şirkettir. Burada davacı ortağın doğrudan zararlarından bahsedilemeyecektir.
İşbu dava Şirketin kendisi tarafından açılmamış olmakla birlikte Şirket'in zararından kaynaklanan zararın tahsilini konu edinen yani dolaylı zarara ilişkin bir davadır. Dolaylı zararın talep edildiği dava aslen ortaklığa ait olan alacağın talep hakkından ibaret olduğundan, pay sahipleri ile zarar verenler arasındaki ilişkinin hukuki temeli şirket ile zarar verenler arasındaki ilişki ile özdeşlik arz etmekte olup şirketin hasım olarak şirketin davada yer alması zorunlu husus olduğu gibi davacı uğranılan zararın kendine ödenmesini talep etmiştir ancak TTK. 555/1 maddesine göre şirketin uğradığı zararın tazminini şirket ve her bir pay sahibinin şirkete ödenmesini isteyebilecekleri düzenlendiğinden usûlen şirkete ödenmesini talep etmesi gerektiği gerektiği dikkate alınmış olup takipte alacaklı sıfatıyla dava çan pay sahibinin 6102 sayılı TTK 'nun 555/1 maddesi gereğince dolaylı zarar nedeniyle tazminatın ancak şirkete ödenmesini isteyebilecekleri, davacıların ise tazminatın doğrudan kendilerine ödenmesini talep ettikleri, bu şekilde dava açılamayacağı ( Yüksek Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 17/11/2016 gün ve 2016/7730 esas , 2016/8878 karar, 15/11/2016 gün ve 2015/11797 esas, 2016/8840 karar, 02/05/2016 gün ve 2015/9695 esas, 2016/4941 karar sayılı ilamları ) anlaşıldığından davacıların sorumluluk davasının bu yönüyle usûlden reddine şeklinde aşağıdaki gibi hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM: yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-DAVANIN USÛLDEN REDDİNE,
2-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 427,60-TL harcın davacılardan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
3-Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 3.800,00-TL arabulucuk ücretinin davacılardan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
4-Davacılar tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
5-Davalı taraflarca yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda hüküm kurulmasına yer OLMADIĞINA,
6-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
7-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine,
8-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine,
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 19/11/2024
Başkan ...
¸e-imza
Üye ...
¸e-imza
Üye ...
¸e-imza
Katip ...
¸e-imza