T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/301 Esas
KARAR NO : 2025/1364
DAVA : İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)
DAVA TARİHİ : 28/03/2025
KARAR TARİHİ : 16/12/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 18/12/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ... Lojistik ile davalı arasında gerçekleşen şifahi görüşmeler neticesinde davacıya ödeme yapılmadığını, davalı aleyhine Büyükçekmece İcra Müdürlüğü ... Esas dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı taraf borcunu ödemediğini, davalı/borçlu aleyhine Büyükçekmece İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyası kapsamında takibe geçilmiş olup; davalı/borçlu ödeme emrine haksız ve kötü niyetli olarak itiraz edildiğini, takibin durduğunu davalının haksız ve takibi sürüncemede bırakmak maksatlı itirazlarının iptali için iş bu davanın açmış ayrıca ihtiyati tedbir, haciz ve geçici ödeme hususlarını talep ve dava etmiştir.
Cevap Dilekçesi: Dava dilekçesi ve tensip zaptı davalı şirkete e-tebligat ile usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş, davalı yasal süresi içerisinde davaya cevap vermemiş, duruşmalara da iştirak etmemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ:
Mahkememizce Yapılan İşlemler ve Toplanan Deliller:
1-Mahkememizce tensip zaptı hazırlanmış ve taraflara duruşma gününü bildirir meşruhatlı davetiye usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir.
2-Mahkememizce tarafların bağlı bulundukları İlgili Vergi Dairelerine müzekkereler yazılmış, uyuşmazlık konusu yıllara ait BA-BS formları celp edilerek delil olarak toplanmıştır.
3-Mahkememizce res'en seçilen SMM bilirkişi raporunda özetle; ''Davacının e-defter mükellefi olması nedeni ile dijital ortamda ticari defterleri üzerinden inceleme gerçekleştirilmiştir. Davalı şirkete ait herhangi bir bilgi olmadığından inceleme sadece davacı taraf ticari defter ve belgeleri üzerinde gerçekleştirilmiştir. Davacı tarafından takibe ve davaya konu edilen alacağa ait faturanın e- fatura/ticari fatura olarak düzenlenmiş olduğu, Davalının davaya konu faturaların iptali/itirazı/ödemesine ilişkin herhangi bir belge sunmadığı, Dosya içerisinde yapılan inceleme neticesinde Takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak üzere davacının takipte talep ettiği asıl alacak tutarı olan 23.524,00.-TL alacaklı olacağı, Davacı tarafından düzenlenen fatura üzerinde vade tarihi olmadığı, davalıyı temerrüde düşürdüğünü gösterir. belge olmadığından takip öncesi faiz hesaplanmamıştır. Dava dosyadaki bilgi ve belgelerin değerlendirilmesi, nihayetinde bilirkişiye verilen görev ile sınırlı olmak üzere, yukarıda anlatılan görüş ve gerekçelerle, nihai takdir ve değerlendirme yüce mahkemeye ait olmak üzere; Davaya konu asıl alacak yönünden; davacının takip tarihi itibari ile davaya konu asıl alacak tutarı olan 23.524,00.-TL alacaklı olduğu,'' şeklinde tespit ve sonuçlarını mahkememize bildirmiştir.
4-Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiştir.
5-Büyükçekmece İcra Dairesi'nin ... E. Sayılı takip dosyası UYAP sistemi üzerinden incelenmiştir.
Delillerin Değerlendirilmesi ve Kararın Hukuki Gerekçeleri:
Davacı açmış olduğu davada; davalıya fatura karşılığı taşıma hizmeti verildiğini, davalının borç mutabakatı ile borcunu kabul etmesine rağmen borcunu ödemediği gibi başlatılan Büyükçekmece İcra Dairesi'nin ... E. Sayılı takip dosyasına da itiraz ettiği bu sebeple davalının Büyükçekmece İcra Dairesi'nin ... E. Sayılı takip dosyasında itirazının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkememizce tarafların ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi için bilirkişi görevlendirilmiş olup, davacının ticari defter ve kayıtları incelendiğinde; defterlerinin usul ve yasaya uygun tutulduğu, yasal süresi içerisinde açılış ve kapanış tasdiklerinin yapıldığı, sahibi lehine delil vasfına haiz olduğu tespit edilmiş, davalı ise tebligata rağmen kesin süre içerisinde inceleme gününe kadar defterlerini incelemeye sunmamıştır.
Davacı tarafından davalı aleyhine düzenlenen faturaların e-fatura niteliğinde olduğu, sistem üzerinden kendiliğinden davalıya tebliğ edildiği, davalı tarafından 6102 sayılı Kanun'un 21/2. Maddesine göre faturalara yasal süresi içerisinde itiraz ve iade edildiğine dair herhangi bir delil sunulmadığı anlaşılmıştır.
6102 sayılı Kanun'un 21. Maddesinin 2. Fıkrası şu şekildedir:
"Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır."
Bu kapsamda davacı tarafından davalıya kesilen faturalara davalı tarafından 6102 sayılı Kanun'un 21. Maddesinin 2. Fıkrası gereğince yasal süresi içerisinde itiraz edilmediği anlaşılmakta olup bu suretle faturaların içeriğinin davacı lehine kesinleştiği sabittir.
Davalı tarafından taraflar arasındaki ticari ilişkiye istinaden davacının kayıtlarına göre 10.000,00-TL kısmi ödeme yapıldığı, davacının kısmi ödeme sonrasında alacağının 23.524,00-TL olduğu anlaşılmıştır.
Bu bağlamda davaya konu somut olay değerlendirildiğinde; e-faturanın niteliği gereği sistemi üzerinden davalıya tebliğ edildiği, buna rağmen davalı tarafından faturalara yönelik olarak 6102 sayılı Kanun'un 21/2. Maddesine göre yasal süresi içerisinde itiraz ve iade edilmediği, bu suretle fatura içeriklerinin ve alacağın davacı lehine kesinleştiğinin karine kabul edilmesi gerektiği ve davacının alacağını ispatladığı, aksini ispat yükünün ise davalı üzerine geçtiği değerlendirilmiştir. Mahkememizce alınan bilirkişi raporu incelendiğinde; takip tarihi itibariyle davacının ticari defter ve kayıtlarına göre davalının davacıya 23.524,00-TL borçlu olduğu anlaşılmaktadır.
Davacının alacağını ispatladığı gözetildiğinde, aksini ispat yükünün davalı üzerine geçtiği, borcun ödendiğini ispat yükünün davalı üzerinde olduğu, davalı tarafından ticari defter ve kayıtların tebligata rağmen kesin süre içerisinde inceleme gününde hazır edilmediği, 6100 sayılı Kanun'un 220. Maddesinin 3. Fıkrası ve 222. Maddesinin 3. Fıkrası gereğince davacının ticari defter ve kayıtlarının delil olarak kabul edilmesi gerektiği, davalının aksini ispatlayamadığı anlaşılmıştır.
Nitekim Yargıtay .... Hukuk Dairesi ... Esas, ... Karar sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:
"..ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK 220/3. madde gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'ndaki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır."
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi ise ... Esas ve ...Karar sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:
"Somut olayda, davalı müflis şirket kesin süreye rağmen, 2014 ve 2015 yılı ticari defter ve kayıtlarını sunmamıştır. Yukarıdaki Yargıtay kararında belirtildiği üzere mahkemece, HMK 220/3. madde gereğince, davalının sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunun kabul edebilmesi mümkündür. Bu durumda davacının sunduğu defter ve kayıtlara göre davacının cari hesap alacağı ve karşılıksız çıkan çeklerden dolayı 192.019,70 TL alacağı bulunduğunun kabul edilmesi gerekir."
Bu bağlamda tüm dosya kapsamı değerlendirildiğinde; takip tarihinde davacının davalıdan 23.524,00-TL alacaklı olduğunu ispatladığı, davalının ise borcun ödendiğine dair aksini ispatlayan herhangi bir delil veya belge sunmadığı anlaşılmakla 23.524,00-TL asıl alacak üzerinden davalının itirazının iptali ile takibin devamına karar vermek gerekmiştir.
Davalı tarafından faiz oranına da itiraz edilmiş olup, davacı tarafından reeskont avans faiz türünde işleyecek faiz talep edildiği, davalı tarafından daha düşük oranda bir akdi faizin kararlaştırıldığının ispat edilememesine göre davacının 3095 sayılı Kanun'un 2/2. Maddesine göre değişen oranlarda faiz talep edebileceği anlaşılmakla, 3095 sayılı Kanun'un 2/2.maddesine göre hesaplanacak faiz oranı yönünden davalının itirazının iptaline karar vermek gerekmiştir.
Takibe konu alacağın faturaya dayalı likit olduğu bu suretle tazminat koşullarının oluştuğu anlaşılmakla itirazın iptaline karar verilen asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 4.704,80-TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine de karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
H Ü K Ü M: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Davanın KISMEN KABULÜNE,
-Buna göre; davaya konu icra takip dosyasında 23.524,00-TL asıl alacak ve 3095 sayılı Kanun'un 2/2.maddesine göre hesaplanacak faiz oranı yönünden davalının itirazının İPTALİNE, takibin DEVAMINA, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,
2-İtirazın iptaline karar verilen asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 4.704,80-TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 1.606,92-TL harçtan peşin alınan 615,40-TL harcın mahsubu ile noksan kalan 991,52-TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
4-Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 3.120,00-TL arabulucuk ücretinin davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
5-Davacı tarafça yatırılan 615,40-TL peşin harç ve 615,40-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 1.230,80-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafça yapılan 7.605,00-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 23.524,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine,
9-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine,
Dair; miktar itibari ile KESİN olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 16/12/2025
Katip ...
E¸
Hakim ...
E¸