T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2025/329 Esas
KARAR NO: 2025/686
DAVA: Ticari Şirket (Şirket Ortaklık Payı Alacağının Tahsili Kaynaklı)
DAVA TARİHİ: 09/04/2025
KARAR TARİHİ: 19/06/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 20/06/2025
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Şirket Ortaklık Payı Alacağının Tahsili Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Ticari işletmenin kullandığı “... Otomotiv” adlı hesabın, sözleşmeyi ihlal eden davalının bu konuda müvekkilimizi uğrattığı manevi zararın tazmini amacıyla müvekkiline bırakılmasını talep ettiklerini, kabul görmezse, ilgili hesabın tasfiyesine hükmedilmesi ve bundan sonra iki ortağın ticari faaliyetlerine kendi ad ve soyadlarını tam olarak belirtecekleri hesaplar üzerinden devam etmeleri yönünde bir hüküm tesis edilmesini talep ettiklerini, Ticari ortaklığın 07.03.2023 tarihli protokol uyarınca, TBK m. 643, TBK m. 644 ve ilgili hükümlerine göre genel olarak tasfiyesini; müvekkili tasfiye alacağının (aşağıdaki taleplerimizle birlikte değerlendirilerek) hesaplanmasını ve davalıdan alınarak müvekkile verilmesini 3.Yukarıdaki istemimizle uyumlu olarak, ortak ticari işletmenin mal varlığından davalı ...’ın kaçırarak kendi hesaplarına aktardığı paranın tespiti için Türkiye’de kurulu tüm ticari bankaların merkezlerine müzekkere çıkarılarak, ... ve ... adına kayıtlı tüm banka hesap hareketlerinin celbini; bu hesap hareketlerinin bilirkişi aracılığı ile incelenerek ortak ticari işletmenin mal varlığına dahil unsurların hesabını, bu kapsamda ortak ticari işletmenin tasfiyesinden müvekkilimize düşen tasfiye payının ticari faiziyle ve İİK m. 257 uyarınca dava kesinleşene kadar bu tutara ihtiyati haciz konulmasını; bu safhadan önce 2.500.000 TL’lik kısım için ihtiyati haciz kararı verilmesini ettiklerini, İstanbul, ..., ... mah. 3.500 m2 imarlı arsa ve üzerinde kurulu otelin kiracısından teminat olarak inançlı işlemle Tekirdağ’da devir alındığını . Bu taşınmazın aslında müvekkilinin mülkiyetine geçmesi gerekir zira mezkur taşınmazın teminat olarak verilmesinin sebebi, mülkiyeti müvekkilinin payına düşen otelin kira sözleşmesinin doğru ifası bakımından teminat sağladığını, Dolayısıyla, bu taşınmazın davalıdan alınarak müvekkilimiz adına tapuda tescilinin sağlanmasını, bu amaçla Tekirdağ Çerkezköy Tapu Müdürlüğü’ne müzekkere yazılarak ... adına kayıtlı taşınmazların celbini; Bu tapuda davalı adına kayıtlı bu taşınmazın mülkiyetinin müvekkilimize devrini; yargılama giderleriyle vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasını talep ve dava etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ:
Dava; davalının icra takibine vâki itirazın İİK'nun 67.maddesi gereğince iptali ile takibin devamı istemine ilişkindir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4.maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlendikten sonra anılan kanunun 5.maddesinde ticaret mahkemelerinin kuruluşu ve hangi mahkemelerin ticaret mahkemesi sıfatıyla bakacağı belirlendikten sonra asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir.
Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
Taraflar arasındaki karşılıklı olarak adi ortaklığın tasfiyesi davası olduğu davanın 6100 sayılı Borçlar Kanunun 620.madde ve devamında düzenlendiği davalıların tacir olmadığı gerçek kişi olduğu ve tasfiye davasının açıldığı anlaşılmaktadır.
Taraflar arasındaki alacağa konu ilişkinin münhasıran 6102 sayılı TTK'da düzenlenen ticari işlerden olmadığı 6098 sayılı Kanun kapsamında eser sözleşmesinden kaynaklandığı anlaşılmakla davacı yönünden tacir araştırması yapılmış olup, ilgili Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne müzekkere yazılmış, Ticaret Sicil Müdürlüğü verdiği müzekkere cevabında davacının ve diğer davalının tacir olarak ticaret sicil kaydı olmadığını bildirmiştir.
Bu bağlamda davacının ve diğer davalını tacir olmadığı ve davaya konu alacak talebinin münhasıran 6102 sayılı Kanun'ndan kaynaklanan ticari işlerden olmadığı anlaşılmakta olup, taraflar arasındaki alacak iddiasına konu adi ortaklığın tasfiyeesi davasının genel mahkeme niteliğinde olan Asliye Hukuk Mahkemesinde incelenerek sonuçlandırılması gerektiği, ticaret mahkemesinin eldeki davada davacının tacir olmaması sebebiyle görevsiz olduğu anlaşılmıştır.
Konuyla ilgili emsal İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dosya No: 2023/2675 Karar No: 2024/637 merci tayini kararında da Türk Borçlar Kanununun 620. maddesinde "Adi ortaklık sözleşmesi, iki ya da daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşmedir." hükmüne yer verilmiştir. Adi ortaklık TBK'nın 620 ve devam eden maddelerinde düzenlenmiştir. 6100 sayılı HMK'nın 2. maddesinde; "Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalar ile, şahısvarlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir." hükmüne yer verilmiştir. Somut olayda davacı davalı ile adi ortaklık kurulduğunu, feshi ve tasfiyesini talep etmiş olup, Kurumlardan gelen müzekkere cevaplarına göre tarafların tacir niteliğinde olmadığı gibi ortaklığında esnaf faaliyeti sınırını aşmadığı, adi ortaklığın TTK'da düzenlenmediği, ayrıca yazı cevaplarına göre tarafların tacir olmadığının tespit edildiği, malvarlığı haklarına ilişkin olan davanın genel hükümlere göre Çorlu 4. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiği anlaşılmıştır. denmiştir.
Ticari olmayan adi ortaklğın tasfiyesi kaynaklanan davalarda 6100 sayılı Kanun gereğince görevli Mahkeme asliye hukuk mahkemesi olup asliye hukuk mahkemesi ile ticaret mahkemeleri arasındaki ilişki TTK' nun 5/3.maddesi uyarınca görev ilişkisidir. Göreve ilişkin usul kuralları HMK'nun 114/1-c maddesi uyarınca dava şartıdır. Dava şartları kamu düzeninden olup kamu düzenine ilişkin hususlarda re'sen dikkate alınacak hususlardan olup dava şartı yokluğu halinde HMK'nun115/2.maddesi gereğince dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak aşağıdaki gibi hüküm fıkrası oluşturulmuştur.
HÜKÜM: yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacının açtığı davada, mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla; açılan davanın, HMK'nun 115/2.maddasi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usûlden REDDİNE, mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
2-Görevli mahkemenin BAKIRKÖY ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ olduğuna,
3-HMK'nun 20 maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın görevli Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi'ne tevzi edilmek üzere Bakırköy Hukuk Mahkemeleri Tevzi Müdürlüğü’ne GÖNDERİLMESİNE,
4-Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra dava yetkili ve görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK'nun 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARATINA,
5-Harç ve masrafların görevli mahkemede nazara ALINMASINA,
6-İhtiyati tedbir talebinin görevli mahkemece değerlendirilmesine,
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere tarafların yokluğunda dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda tensiben oybirliği ile karar verildi. 19/06/2025
Başkan ...
e-imza
Üye ...
e-imza
Üye ...
e-imza
Katip ...
e-imza