T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2025/339 Esas
KARAR NO: 2025/479
DAVA: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 16/01/2025
KARAR TARİHİ: 30/04/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 30/04/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında 01/05/2018 düzenleme ve 01/07/2018 vade tarihli 5.000,00 TL bedelli bono keşide edildiğini, müvekkili tarafından bedelinin ödenmesi talep edilmişse de davalının bonoyu müvekkiline vermediğini, ödemenin yapılamadığını, davalının bonoyu icra takibine koyarak müvekkilinden 22.796,80 TL tahsil ettiğini, sonrasında dosyanın bir fotokopisinin alınması neticesinde bono üzerinde tahrifat yapılarak bedelinin 15.000,00 TL olarak gösterildiğini, tahrifatın savcılık araştırması ile tespit edilerek resmi belgede sahtecilik suçunun işlendiğini, yaşananlardan ötürü müvekkilinin moral bozukluğu yaşadığını, parasını kullanamadığını, tüm bu sebeplerle fazla ödenen 10.0000,00 TL nedeniyle feriler için şimdilik 50,00 TL olmak üzere 10.050,00 TL maddi, yaşananlardan ötürü 10.000,00 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ:
Dava , maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4.maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlendikten sonra anılan kanunun 5.maddesinde ticaret mahkemelerinin kuruluşu ve hangi mahkemelerin ticaret mahkemesi sıfatıyla bakacağı belirlendikten sonra asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir.
Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
Bu açıklamalar karşılığında davaya konu somut olay değerlendirildiğinde; her ne kadar Küçükçekmece ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... E., ... K. Sayılı kararı ile eldeki davaya konu tazminat talebinin kambiyo senedi temelli olduğu bu sebeple davaya bakma görevinin Asliye Ticaret Mahkemesi'nde olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiş ise de; davacının dava dilekçesindeki iddiaları değerlendirildiğinde davacının mevcut talebinin taraflar arasındaki kambiyo ilişkisinden kaynaklanmadığı, taraflar arasındaki kambiyo borç ilişkisinin davacı tarafından İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına yapılan ödeme ile sona erdiği ve mevcut davada öne sürülen iddialar bakımından kambiyo hukuku kapsamında tartışılacak bir hususun bulunmadığı, davacının davalıya yönelik tazminat taleplerinin davalı tarafından davacıya yönelik işlenen haksız fiillerden (resmi belgede sahtecilik) kaynaklandığı, davalının yaptığı iddia edilen resmi evrakta sahtecilik nedeniyle uğranılan zararın davacı tarafından talep edildiği, nitekim davacının dava dilekçesindeki iddiasına göre davalının resmi evrakta yaptığı sahteciliğe ilişkin olarak İstanbul .... Ağır Ceza Mahkemesi ... esas sayılı dosyasında yargılandığı ve kararın kesinleştiğinin iddia edildiği bu suretle davacının tazminat talebine konu fiil ve eylemlerin davalının davacıya karşı işlediği suçlar nedeniyle haksız fiilden kaynaklandığı iddiası gözetildiğinde davacının dava dilekçesindeki taleplerinin kambiyo hukukundan kaynaklanmadığının açık olduğu, davacının taleplerinin temelde kambiyo hukukundan kaynaklanmaması ve davalının davacıya karşı işlediği iddia olunan resmi belgede sahtecilik suçunun haksız fiil niteliğinden kaynaklandığı ve kambiyo hukuku bakımından tartışılacak bir nokta olmadığı, taraflar arasındaki kambiyo borç ilişkisinin davacı tarafından İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına yapılan ödeme ile sona erdiği, işbu davanın kambiyo senedine yönelik menfi tespit davası olmadığı gözetildiğinde eldeki davanın ve davacının öne sürdüğü taleplerin haksız fiilden kaynaklı tazminat olduğu gözetildiğinde mutlak ticari dava olarak kabulü mümkün değildir.
Taraflar arasındaki alacağa konu ilişkinin münhasıran 6102 sayılı TTK'da düzenlenen ticari işlerden olmadığı anlaşılmakla davacı ve davalı yönünden tacir araştırması yapılmış olup, ilgili Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne müzekkere yazılmış, Ticaret Sicil Müdürlüğü verdiği müzekkere cevabında davacının ve davalının tacir olarak ticaret sicil kaydı olmadığını bildirmiştir.
Mahkememizce tarafların ticari işletmesinin bulunup bulunmadığı ve ticari işletmeleri var ise tacir ya da esnaf işletmesi olup olmadıklarının tespiti için vergi dairesine müzekkere yazılmıştır. Vergi dairesinin verdiği müzekkere cevapları incelendiğinde; davacının 30.11.2011 tarihinde işletmesini sonlandırdığı, 2011 tarihine kadar olan vergi beyannamelerine göre işletme hesabına göre defter tuttuğu ve işletmesinin esnaf işletmesi kapsamında olduğunun bildirildiği analaşılmaktadır. Davalı yönünden verilen müzekkere cevabında ise; davalının da işletme hesabına göre defter tuttuğu, işletmesinin esnaf işletmesi kapsamında olduğu vergi dairesinin müzekkere cevaplarından anlaşılmaktadır.
Bu bağlamda hem davacının hem davalının tacir işletmesine sahip olmadığı, davalının işletmesinin esnaf işletmesi kapsamında kaldığı, davacının ise işletmesini 30.11.2011 tarihinde sonlandırdığı ve işletme faaliyetini terk ettiği, İstanbul ... Ağır Ceza Mahkemesi ... esas sayılı dosyasındaki suç tarihinde de davacının herhangi bir ticari işletmesinin olmadığı esnaf işletmesini de terk ile sonlandırdığı sabittir.
Bu bağlamda hem davacının hem davalının tacir olmadığı anlaşılmakta olup, taraflar arasındaki uyuşmazlığın haksız fiilden kaynaklı tazminat talebi olması, taraflar arasındaki kambiyo ilişkisinin sona erdiği ve kambiyo hukuku yönünden tartışılacak bir hususun olmaması yine kambiyo hukuku yönünden davaya uygulanacak bir hükmün bulunmaması, davacının tazminat talebinin kesinleşmiş ceza mahkemesi kararına dayalı olarak davalının işlediği resmi belgede sahtecilik kaynaklı zararlarının giderilmesine yönelik tazminat talebi olduğu gözetildiğinde eldeki davanın genel mahkeme niteliğinde olan Asliye Hukuk Mahkemesinde incelenerek sonuçlandırılması gerektiği, ticaret mahkemesinin eldeki davada davacının ve davalının tacir olmaması, davanın münhasıran ticaret kanununda düzenlenen hususlardan kaynaklı olmaması sebebiyle görevsiz olduğu anlaşılmıştır.
Her ne kadar Küçükçekmece .... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevsizlik kararı ile eldeki davanın ticaret mahkemelerinin görev alanına girdiği belirtilerek görevsizlik kararı verilmiş ise de davacının dava dilekçesinde taleplerine dayanak yaptığı davalının resmi belgede sahtecilik suçu nedeniyle haksız fiilden kaynaklı tazminat talebine yönelik davanın 6102 sayılı Kanun kapsamında düzenlenen ticari davalar niteliğinde olmadığı, genel hükümlerin uygulanarak sonuçlandırılması gerektiği, davalısının da tacir olmadığı bu yönden de ticaret mahkemelerinin davaya konu somut olayda görevli olmadığı sabittir.
Ticari olmayan haksız fiil temelli tazminat isteminden kaynaklanan davalarda 6100 sayılı Kanun gereğince görevli Mahkeme asliye hukuk mahkemesi olup asliye hukuk mahkemesi ile ticaret mahkemeleri arasındaki ilişki TTK' nun 5/3.maddesi uyarınca görev ilişkisidir. Göreve ilişkin usul kuralları HMK'nun 114/1-c maddesi uyarınca dava şartıdır. Dava şartları kamu düzeninden olup kamu düzenine ilişkin hususlarda re'sen dikkate alınacak hususlardan olup dava şartı yokluğu halinde HMK'nun115/2.maddesi gereğince dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak aşağıdaki gibi hüküm fıkrası oluşturulmuştur.
H Ü K Ü M: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Davacının açtığı davada, mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla; açılan davanın, HMK'nun 115/2.maddesi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden REDDİNE, mahkememizin KARŞI GÖREVSİZLİĞİNE,
2-Görevli mahkemenin BAKIRKÖY ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ OLDUĞUNA,
3-Mahkememiz kararının istinaf edilmeksizin kesinleşmesi halinde daha önce de KÜÇÜKÇEKMECE 10. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ'NİN görevsizlik kararı verildiğinden olumsuz görev uyuşmazlığının halli merci tayini için dosyanın HMK 22/2 maddesi uyarınca İSTANBUL BAM 37.HUKUK DAİRESİNE GÖNDERİLMESİNE,
4-HMK'nun 20 maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın görevli KÜÇÜKÇEKMECE 10. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ'nin tevzi edilmek üzere Küçükçekmece Hukuk Mahkemeleri Tevzi Müdürlüğü’ne GÖNDERİLMESİNE,
5-Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra dava yetkili ve görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK' nun 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARATINA,
6-Harç ve masrafların görevli mahkemede nazara ALINMASINA,
Dair; tarafların yokluğunda kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere dosya üzerinden verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı. 30/04/2025
Katip ...
¸e-imza
Hakim ...
¸e-imza