T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2025/394 Esas
KARAR NO: 2025/1058
DAVA: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ: 29/04/2025
KARAR TARİHİ: 01/10/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 03/11/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili sigorta şirketi nezdinde 29.01.2020-29.02.2021 tarihlerini kapsar .... poliçe nolu Konut “+” Poliçesi ile sigortalının ... Anonim Şirketi olduğunu, 22.05.2020 tarihinde saat 07:00 sularında .... Mah. ... Sk. No:25 D:2 Darıca/Kocaeli adresinde bulunan sigortalı dairede çıkan yangın neticesinde daire içerisindeki pek çok beyaz eşya ve mobilya, tv ünitesi, 12 adet bina içi kapı, pimapen pencereler, kombi, su ve elektrik tesisatı, doğalgaz sayacı, dairenin iç ve dış cephesi ile evin çatısı yanarak zarar gördüğünü, davacı müvekkili sigorta şirketinin, sigortalısının hasar durumunu bildirmesi üzerine nezdinde hasar dosyası açmış olup hasarın sebebi, hasar bedeli ve hasarın teminat kapsamında olup olmadığı ile ilgili ekspertiz raporu ve bilirkişi tespit raporu düzenlendiğini, yangından sonra dairede yapılan incelemeler neticesinde Genel ve Sınai Yangın Uzmanı bilirkişi tarafından düzenlenen rapor ile yangının çıkış sebebinin “dairenin salonunda başladığı, salonda bulunan TV ünitesinde yangın başlayıp salona sirayetiyle gelişip büyüdüğü, salon dahilindeki bu TV’nin en fazla yanan eşya olduğu görülmüş olmakla yangın merkezi olduğu, yine mevcut eşyalar arasında TV setinin en yoğun yanan eşya olduğu ve TV ile temasta bulunan kısımların yanarak eksildiği (küllendiği), salon dahilindeki yangına sebebiyet veren TV’nın ... marka LED TV olduğu” hususlarının tespit edildiğini, yangına sebebiyet veren televizyonun üreticisinin davalı şirket olduğunu, ekspertiz raporu sonucu hasarın teminat kapsamında kaldığının tespit edildiğini ve hasar miktarının 93.176,47-TL olarak belirlendiğini, müvekkili sigorta şirketinin yapmış olduğu tetkikler sonucu hasarın teminat kapsamında kaldığına kanaat getirerek sigortalısının ekspertiz raporuyla tespit edilen toplam 93.176,47-TL’lik zararını ödeyerek TTK m.1472 gereği sigortalısının haklarına halef olduğunu, müvekkili sigorta şirketinin davalı ... Elektronik Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi ile dairede ikamet eden ...’ın zararın meydana gelmesindeki kusurları ve sorumlulukları gerekçesiyle Büyükçekmece ... İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyası vasıtasıyla icra takibi başlattığını, başlatılan icra takibinin borçlu ... yönünden kesinleşmiş olup davalı/borçlu .... Elektronik Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketinin işbu takibe haksız ve kötü niyetle itiraz ettiğini, davalı aleyhine zorunlu arabuluculuk sürecinin işletildiğini, Bakırköy Arabuluculuk Bürosu’nun ... arabuluculuk numaralı dosyasında arabuluculuk son tutanağının “anlaşamama” şeklinde tutulduğunu, davalının icra takibine yapmış olduğu itirazın haksız ve kötü niyetli olduğunu iddia ederek; borca karşı yapılan haksız ve kötü niyetli itirazın iptaline, icra takibinin kaldığı yerden devamına, davalı aleyhine takip konusu alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra-inkar tazminatına hükmedilmesine, davalı aleyhine yargılama giderleri ile avukatlık vekalet ücretinin tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın dilekçesinde yer alan iddia ve beyanların tamamının haksız ve maddi gerçeğe aykırı olup, Mahkemece bu haksız iddialara itibar edilmemesi ve hukuka, yasaya, emsal kararlara aykırı işbu davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının iddialarını kabul anlamına gelmemekle birlikte tüm taleplerinin zaman aşımına uğradığını, bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, yangının çıkış sebebinin belirlenemediğini, müvekkili şirketin herhangi bir kusuru bulunmadığını, davacı tarafın dilekçesinde yangına ... marka televizyonun sebebiyet verdiğini iddia ederek üretici firma olarak müvekkili şirketin sorumlu olduğunu iddia etse de Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanlığı İtfaiye Dairesi tarafından gönderilen 27.05.2020 tarihli yangın raporunda açıkça “Yangının Çıkış Nedeninin Tespit Edilemediği” ifadesinin yer aldığını, dava dilekçesi ekinde yer alan 30.06.2020 tarihli bilirkişi tespit raporunda “yangının en yoğun olduğu yerin 3. kattaki salon olduğu, salon dahilinde kullanılan bir adet TV olduğu ve kullanan kişilere markası sorulduğunda ... marka 82 ekran LED olduğu ifade edildiği” ibaresinin yer aldığını, raporun sonuç kısmında ise yangının televizyon ünitesinde başladığı ve kullanıcı beyanına göre markasının ... olduğu, bu nedenle meydana gelen hasar nedeniyle ... TV üreticisine rücu hakkının kullanılabileceğinin belirtildiğini ve davacı tarafın ise bu raporları dayanak olarak göstererek müvekkili şirketten talepte bulunduğunu, öncelikle davacının müvekkili şirketten talepte bulunabilmesi için hasara sebep olan yangına müvekkili şirketin bir kusuru ile sebebiyet verildiğinin ispatlanması gerektiğini, zira huzurdaki davanın esasında haksız fiile dayalı bir tazminat talebine ilişkin olup öncelikle meydana gelen zararda müvekkili şirketin kusurunun olup olmadığının tespit edilmesi gerektiğini, somut uyuşmazlıkta yangının televizyondan kaynaklandığı sabit olmamakla birlikte televizyonun hangi marka ve model televizyon olduğunun dahi tespit edilemediğini, dava dilekçesi ekinde yer alan ve ...tarafından hazırlanan 10.12.2021 tarihli eksper raporunda “Yanmak suretiyle hasarlanmış olan televizyonun marka ve modeli belirlenememiştir. Bu hususta yetkililer ile yapılan görüşmede televizyonun ... marka olduğu yaklaşık 8 yıl önce alındığı ancak faturasının bulunamayacağı...” ifadelerine yer verildiğini ve yazılı ve sözlü şekilde ısrarla talep edilen ... tv teknik raporunun temin edilemediğinden raporun mevcut haliyle kapatıldığının da şerh düşüldüğünü, herhangi bir yazılı delil olmadan yalnızca sahibinin kim olduğu dahi anlaşılamayan beyana dayalı olarak hazırlanan bu raporlara itiraz ettiklerini, söz konusu raporlar esas alınarak televizyonun müvekkili şirket tarafından üretildiğinin kabulünün mümkün olamayacağını, kaldı ki davacının televizyonun müvekkili şirket tarafından üretildiğine ilişkin sunduğu fatura, teknik servis formu vs. herhangi bir belge ibrazı veyahut iddiayı ispatlayacak bir delilin dosya içerisinde mevcut olmadığını, hatta yukarıda yer verilen eksper raporunda ısrarla bu yönde evrak istenildiğini ve fakat ibraz edilemediğinin de açıkça belirtildiğini, diğer yandan müvekkili şirket kayıtlarında dava dışı .... ismiyle kayıtlı herhangi bir fatura veya kayıt tespit edilememiş olup bu durumun dahi televizyon üreticisinin müvekkili şirket olmadığını ortaya koyduğunu, yangının müvekkili şirketin ürettiği televizyondan kaynaklandığını kabul anlamına gelmemekle birlikte üretimden kaynaklı bir hata olduğunun ispatlanamadığını, davacı tarafın yangının televizyondan kaynaklandığını iddia etse de televizyonun montajı, kullanımı, muhafazası ve çevresel faktörlerin etkisinin bulunup bulunmadığı, yangının dava dışı sigortalının elektrik panosu, kabloları, priz ve fişlerinin kalitesiz ve uygunsuz olması gibi sigortalının kusurundan veya elektrik dağıtım şirketlerinin kusurlu davranışlarından kaynaklanabileceğinin detaylı olarak incelenmesi ve dava dışı kullanıcının kullanım hatası olup olmadığı bu anlamda kusurunun tespit edilmesinin bir zorunluluk olduğunu, davaya konu olan yangının dava dışı kullanıcının kusurundan kaynaklanma ihtimalinin yüksek olup bu hususun da dikkate alınması gerektiğini, yine dosya kapsamında dava dışı kişilerin beyanında, televizyonun olay tarihinden yaklaşık 8 yıl önce alındığının iddia edildiğini, söz konusu televizyonun 8 yıl boyunca herhangi bir sorun olmadan kullanılması dahi üretiminde hata olmadığını yeterince ortaya koyduğunu, kaldı ki Garanti Belgesi Yönetmeliği uyarınca da televizyonların garanti süresinin 2 yıl ile sınırlı olup yaklaşık 8 yıllık olduğu iddia edilen bir ürün için garanti süresinin dolduğunun ve bu nedenle üreticinin sorumlu tutulamayacağının da açık olduğunu, diğer yandan talep edilen tutarların fahiş miktarda olup yapılacak bilirkişi incelemesi ile bu hususun ortaya koyulacağını, yapılan itirazın haklı bir itiraz olup davacının icra inkar tazminatı taleplerinin reddi gerektiğini savunarak; müvekkili şirketin fazlaya ilişkin tüm dava, talep ve sair hakları saklı kalmak kaydıyla; davacının tüm taleplerinin haksız, maddi gerçeğe aykırı ve hukuki dayanaktan yoksun olduğundan davanın esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
YARGILAMANIN ÖZETİ, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, konut sigorta poliçesine dayalı olarak dava dışı sigortalıya ödenen hasar bedelinin rücuen tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Uyuşmazlığın, davacı şirkete ... Konut "+" Poliçesi ile sigortalı bulunan ve dava dışı .... Anonim Şirketine ait ...'ın kullanımında olan ".... Mah. ... Sok. No:25/2 Darıca/Kocaeli" adresinde bulunan konutta 22/05/2020 tarihinde meydana gelen yangın olayı nedeniyle zarar meydana gelip gelmediği, zararın meydana gelmiş olması halinde zarar miktarı, yangının davalının üreticisi olduğu ... marka LED TV'den kaynaklanıp kaynaklanmadığı, zarardan davalının sorumlu olup olmadığı, dava dışı sigortalıya davacı sigorta şirketi tarafından ödenen zarar bedelinin davalıdan rücuen tahsili amacıyla başlatılan Büyükçekmece ... İcra Müdürlüğünün ... sayılı icra takip dosyasına vaki itirazın iptali talebinin kabul edilip edilemeyeceği, rücu şartlarının oluşup oluşmadığı, talep edilebilecek maddi tazminat bulunup bulunmadığı, var ise miktarının tespiti; davalının savunması kapsamında zamanaşımı def'inin kabul edilip edilemeyeceği, yangının davalı şirketin kusurundan kaynaklanıp kaynaklanmadığı, üretimden kaynaklı davalı şirketin kusurunun bulunup bulunmadığı hususlarından kaynaklandığı tespit edilmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 1. maddesinde; "Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir." hükmü yer almaktadır. HMK 114/1.c maddesi uyarınca "Mahkemenin görevli olması" dava şartlarından olup, HMK 138 maddesi dikkate alınarak dava şartlarının öncelikle karara bağlanması gerekmektedir. HMK 115. maddesinde ise "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir..." düzenlemesi yer almaktadır.
HMK'nın 1.maddesine göre görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilir. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak söz konusu olmaz.
Asliye Ticaret Mahkemeleri, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. Maddesi gereğince ticari davalara bakmakla görevlidir.
Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır.
Bilindiği üzere ticari iş ve ticari dava ayrı hukuki kavramlardır. Ticari iş kabul edilen bir husustan kaynaklanan her uyuşmazlık ticari dava olarak kabul edilmemiştir. 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde ticari davalar tanımlanmış ve sayılmıştır. Bu maddeye göre “her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları”, “ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri” ve “tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın aynı maddenin (a), (b), (c), (d), (e) ve (f) bentlerinde sayılan davalar ticari dava sayılır. Diğer bir anlatımla bu maddeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için ya tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması; ya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması ya da açılan davanın maddede 6 bent halinde sayılan davalardan olması gerekir. Taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez.
Ayrıca 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2'nci maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira, Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Somut olayda dosya kapsamında yapılan değerlendirmede; davanın davacı sigorta şirketinin dava dışı sigortalısının ".... Mah. ... Sok. No:25/2 Darıca/Kocaeli" adresinde bulunan konutunda 22/05/2020 tarihinde, davalı şirket tarafından üretilen ... marka LED TV'den kaynaklı çıktığı iddia edilen yangın sonucu 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 1472/1. maddesi uyarınca, dava dışı sigortalısına ödenen tazminatın davalıdan tahsiline yönelik haksız fiilden kaynaklı rücuen tazminat davası olduğu, TTK'nın 1472/1. maddesinde düzenlenen halefiyetin yasal, sınırlı ve cüz’î halefiyet niteliğinde olduğu, bu maddeden doğan halefiyet hakkına istinaden açılan veya açılacak olan davanın esas itibariyle sigortalının, kendisine zarar verene karşı açacağı tazminat davasının, onun halefi sıfatıyla sigortacı tarafından açıldığı, sigorta ettirenin ne hakkı varsa bunların, şartları gerçekleşince sigortacıya geçeceği; sigortacının, sigorta ettirenin bütün def’ilerini üçüncü şahsa karşı ileri sürebileceği gibi eylemin haksız fiîlden kaynaklandığı, davanın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili dava olmadığı, davacı sigorta şirketi olup, davacının haklarına halef olduğu sigortalı ve davalı arasında ticari ilişki olmadığı, davanın 6102 Sayılı TTK.'nun 4 ve 5 maddelerinde düzenlenen ticari davalardan olmadığı, davanın ayıplı ürünün neden olduğu haksız fiilden kaynaklı rücuen tazminat davası olup; sigortalının halefi olan davacı sigorta şirketinin davalının kusuru nedeniyle konutta oluşan zararın rücuan tahsilini talep ettiği, bu şekilde uyuşmazlık haksız fiîlden kaynaklandığından davaya bakmakla görevli mahkemelerin genel görevli Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğu anlaşılmakla; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun "Görevin Belirlenmesi ve Niteliği" başlıklı 1. maddesinde, mahkemelerin görevinin ancak kanunla düzenleneceği ve göreve ilişkin kuralların kamu düzeninden olduğu belirlendiğinden bu hususun mahkemelerce yargılamanın her aşamasında kendiliğinden dikkate alınması gerektiği dikkate alınarak mahkememizin görevsizliğine, dava dilekçesinin HMK 114/1-c maddesine istinaden 115/1-2 gereğince görev yönünden usulden reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Davacının açtığı davada, mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla; açılan davanın, HMK'nun 115/2.maddesi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden REDDİNE, mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
2-6100 Sayılı HMK nın 20/1. maddesi 1. cümlesi uyarınca, kararın kesinleşmesine müteakip talep halinde, dosyanın ve eklerinin görevli mahkeme olan BAKIRKÖY NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,
3-6100 Sayılı HMK nın 20/1. maddesi 1. cümlesi uyarınca, taraflardan herhangi birinin kararın kesinleşmesinden itibaren iki (2) haftalık yasal süre içerisinde Mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde, dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesine,
4- 6100 Sayılı HMK nın 20/1. maddesi 2. cümlesi uyarınca, taraflardan herhangi birinin kararın kesinleşmesinden itibaren iki (2) haftalık yasal süre içerisinde Mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmemesi halinde, dava dosyasının re'sen ele alınarak, açılmamış sayılmasına karar verilmesine, bu hususun taraflara ihtaratına, (Gerekçeli hükmün tebliği ile ihtaratına)
5- 6100 Sayılı HMK nın 331/2.nci maddesi 1. cümlesi uyarınca, bu dava dosyasına ilişkin harç ve yargılama giderlerinin görevli mahkemede değerlendirilmesine,
6- Dava dosyasının kesinleşmesi üzerine, iki (2) haftalık yasal süre içerisinde, taraflardan herhangi birinin, ilgili mahkemeye dava dosyasının gönderilmesini talep etmemesi halinde, ilgili dava dosyasının mahkeme Yazı İşleri Müdürü tarafından mahkeme hakiminin önüne getirilmesine,
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin huzurda yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 01/10/2025
Katip ...
¸¸
Hakim ...
¸¸