T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2025/423 Esas
KARAR NO: 2025/629
DAVA: Alacak
DAVA TARİHİ: 07/05/2025
KARAR TARİHİ: 29/05/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 03/06/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının abisi ..., ...'nin ağabeyi ...'den alacaklı olduğunu, bu alacağın sebebi ...'nin ...'dan borç istemesi ve abisi ...'ın da kendisine borç verdiğini,. ...'nin davalı şirketten alacağı bulunduğunu,..., ...'ın borcunu ödemek üzere davalı şirket nezdindeki alacağını ...'a olan borcuna saydırmak niyetiyle davalı şirkete ...bank ... seri numaralı, 680.000 TL bedelli, İstanbul düzenleme yerli, 10.01.2025 düzenleme tarihli çeki düzenlettiğini, borç ilişkisinden kaynaklı alacağın ödenmesine yönelik olarak ..., davalı şirket ve davalı şirket yetkilileri, ... ve ... haberleşmişse de borcun sürekli ödeneceğine duyulan güven içinde senet ibraz edilmemiş ve ibraz süresi kaçırıldığını, bu nedenlerle sebepsiz zenginleşme sağlandığını davanın kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ:
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4.maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlendikten sonra anılan kanunun 5.maddesinde ticaret mahkemelerinin kuruluşu ve hangi mahkemelerin ticaret mahkemesi sıfatıyla bakacağı belirlendikten sonra asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir.
Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
Davacının dava dilekçesi bu kapsamda incelendiğinde; davacının alacak talebine konu ettiği senedin davacı tarafından yasal süresi içerisinde bankaya ibraz edilmediği bu nedenle kambiyo vasfını yitirdiği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla eldeki davanın kambiyo senedinden kaynaklanan ticari dava olarak kabul edilmesi mümkün değildir.
Nitekim Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2022/127 E., 2022/1288 K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:
"Eldeki davada zamanaşımına uğramış bonoya (senete) dayalı olarak girişilen icra takibine yönelik itirazın iptali istenilmiş olup bonoların zamanaşımına uğradığı, Hukuk Genel Kurulu'nun 04.04.2007 gün ve 2007/18-153 E-2007/183 sayılı kararında da benimsendiği gibi zamaşımına uğrayan ve imzası inkar edilmeyen bononun temel borç ilişkisi bakımından yazılı delil başlangıcı niteliğinde olduğu, TTK. hükümleri anlamında bono vasfında olmadığı anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca uyuşmazlığın niteliğine göre de Asliye Hukuk Mahkemesi görevli olduğundan mahkemece işin esasına girilerek karar verilmesi usul ve yasaya uygun olduğundan Adalet Bakanlığı’nın bu yöne ilişen kanun yararına bozma talebinin reddi gerekir."
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi de 2016/17098 E., 2019/3745 K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:
"6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/3 fıkrası uyarınca dava tarihi itibariyle Asliye Hukuk Mahkemesi ile Asliye Ticaret Mahkemesi arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, somut olayda uyuşmazlık, kambiyo vasfı taşımayan çeke dayalı alacağın temliki sözleşmesinden kaynaklanmakta olup, tarafların tacir olduğuna ilişkin dosyada iddia ve delil bulunmadığı gibi eldeki davada Ticaret Kanununda düzenlenen mutlak ticari davalardan değildir. Hal böyle olunca davaya bakmaya Ticaret Mahkemesi değil Asliye Hukuk mahkemesi görevlidir. Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında resen gözetilir. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak söz konusu olmaz. Bu durumda mahkemece, Asliye Hukuk Mahkemesi’ne görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir."
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi de 2021/1920 E., 2022/529 K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:
"İstanbul 24. Asliye Hukuk Mahkemesince ise, "...Dava, zamanaşımına uğramış çeke dayalı olarak girişilen icra takibine yönelik itirazın iptali istemine ilişkin olup, zamanaşımına uğramış bono ile ilgili TTK hükümlerinin tartışılması ve değerlendirilmesi gerektiğinden, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’ nun 4. maddesi uyarınca uyuşmazlığın çözümünde görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesidir." gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir.
Somut olayda; davacının tacir olduğuna dair dosyada bir delil bulunmadığı, taraflar arasında da ticari ilişki olmadığı, uyuşmazlığın kaynağının zamanaşımına uğramış bono olması, ilamsız icra takibine dayanması, zamanaşımına uğrayan bonoların kambiyo senedi niteliğinde olmayıp, yazılı delil başlangıcı sayılması (HGK'nın 09/11/2016 tarih, 2014/19-1241 Esas ve 2016/1033 Karar sayılı ilâmı), ticari dava niteliğinde bulunmayan uyuşmazlığın 6100 sayılı HMK'nın 2. maddesi uyarınca genel hükümlere göre asliye hukuk mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir."
Bu bağlamda davacı tarafından süresi içerisinde bankaya ibraz edilmeyen çekin kambiyo vasfını kaybettiği ve ancak yazılı delil başlangıcı olarak değerlendirilebileceği, kambiyo vasfının kaybedilmesi sebebiyle davacının alacak talebinin kambiyo senedinden kaynaklanmadığı bu suretle ilgili davanın münhasıran 6102 sayılı TTK'da düzenlenen ticari işlerden olmadığı anlaşılmaktadır.
Nitekim davacı tarafından dava dilekçesinde öne sürülen hususlar ve davalı olarak gösterilen şahıslar değerlendirildiğinde davacı ile davalılar arasında temel bir ilişkinin de bulunmadığı, dolayısıyla davacının davalılardan alacak talebinin taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklanmasının mümkün olmadığı dolayısıyla her iki tarafı tacir olan temel bir ticari ilişkiden bahsedilemeyeceği için ticaret mahkemelerinin bu yönden de davada görevli olmadığı anlaşılmaktadır.
Ticari olmayan alacak ilişkisinden kaynaklanan davalarda 6100 sayılı Kanun gereğince görevli Mahkeme asliye hukuk mahkemesi olup asliye hukuk mahkemesi ile ticaret mahkemeleri arasındaki ilişki TTK' nun 5/3.maddesi uyarınca görev ilişkisidir. Göreve ilişkin usul kuralları HMK'nun 114/1-c maddesi uyarınca dava şartıdır. Dava şartları kamu düzeninden olup kamu düzenine ilişkin hususlarda re'sen dikkate alınacak hususlardan olup dava şartı yokluğu halinde HMK'nun 115/2.maddesi gereğince dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak aşağıdaki gibi hüküm fıkrası oluşturulmuştur.
H Ü K Ü M: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Davacının açtığı davada, mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla; açılan davanın, HMK'nun 115/2.maddasi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden REDDİNE, mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
2-6100 Sayılı HMK'nun 20. maddesi gereğince taraflardan birinin görevsizlik kararı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmelerinin gerektiğin, aksi taktirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARATINA,
3-HMK'nun 20 maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın görevli Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi'ne tevzi edilmek üzere Bakırköy Hukuk Mahkemeleri Tevzi Müdürlüğü’ne GÖNDERİLMESİNE,
4-Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra dava yetkili ve görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK' nun 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARATINA,
5-Harç ve masrafların görevli mahkemede nazara ALINMASINA,
Dair; tarafların yokluğunda kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere dosya üzerinden verilen karar açıkca okundu usulen anlatıldı. 29/05/2025
Katip ...
¸e-imza
Hakim ....
¸e-imza