T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/461 Esas
KARAR NO : 2025/1363
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 16/05/2025
KARAR TARİHİ : 16/12/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 18/12/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; : Müvekkili şirketin borçlu-davalı taraftan cari hesap dökümünden görülebilecek faturadan kaynaklı alacaklı durumda olduğunu ancak davalı tarafından söz konusu ödemelerin yapılmaması üzerine Bakırköy ... İcra Dairesi’nde ... esas sayılı icra dosyası ile ilamsız icra takibi başlattıklarını ancak davalının söz konusu bu takibe kötü niyetli olarak itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, icra takibinde 7.859,53 TL ticari faiz istenmişse de işbu faiz talepten vazgeçtiklerini, davayı 67.475,65 TL üzerinden açtıklarını bu nedenlerle Davalının haksız ve kötüniyetli borca itirazının iptali ile takibin devamına, davalının %20’den az olmamak üzere tazminata mahkûm edilmesini, yargılama giderleri ve ücreti vekâletin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı cevap dilekçesinde özetle;Davacı tarafa herhangi bir borcunun bulunmadığını, davacı iddialarını hukuki ve somut delillerle destekleyemediğini, davacı taraf, ilamsız icra takibinde teslim ve tesellüm tutanaklarını ibraz etmediği gibi dava dilekçesinde de işbu tutanakları ibraz etmediğini, herhangi bir mal veya hizmetin teslim edilmediğini, dolayısıyla davacı tarafa herhangi bir borcunun olmadığını açıkça ortaya koyduğunu, davacının kesmiş olduğu faturaların da rızası dışında düzenlendiğini, söz konusu faturaları kabul etmediğini ve imzasının bulunmadığını; bu nedenlerle davanın reddini talep etmiş ve savunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ:
Mahkememizce Yapılan İşlemler ve Toplanan Deliller:
1-Mahkememizce tensip zaptı hazırlanmış ve taraflara duruşma gününü bildirir meşruhatlı davetiye usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir.
2-Mahkememizce tarafların bağlı bulundukları İlgili Vergi Dairelerine müzekkereler yazılmış, uyuşmazlık konusu yıllara ait BA-BS formları celp edilerek delil olarak toplanmıştır.
3-Mahkememizce res'en seçilen SMM bilirkişi raporunda özetle; ''A-ALACAK YÖNÜNDEN: Taraflar arasındaki cari hesap farkının, davalı kayıtlarında yer almayan iki fatura, 2020 yılı devri ve mükerrer kayıtlar nedeniyle ortaya çıktığı; bu çerçevede davacı şirket hesaplarında davacının 67.475,65 TL alacak bakiyesi bulunduğu tespit edilmiştir. B-FAİZ YÖNÜNDEN: Mevcut belgeler arasında temerrüde yazılı ihtarnameye rastlanılmamıştır. Davacı ödeme emrinde 27.12.2024 tarihinden itibaren avans faizi talep etmiştir. Temerrüt tarihi ve faiz başlangıcına ilişkin hukuki takdir Sayın Mahkemeye aittir. Sayın Mahkeme'nin kısmen ya da tamamen Davacı lehine hüküm kurması halinde; tarafların tacir olması, işin ticari iş olması, temerrüt faiz oranının önceden kararlaştırılmamış olması münasebetiyle, 67.475,65 TL Asıl alacak için 27.12.2024 tarihinden 25.03.2025 ödeme tarihine kadar 8.035,15 TL işlemiş faiz hesaplanmıştır. (Talep edilen 7.859,53 TL'dir)'' şeklinde tespit ve sonuçlarını mahkememize bildirmiştir.
4-Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiştir.
Delillerin Değerlendirilmesi ve Kararın Hukuki Gerekçeleri:
Davacı açmış olduğu davada; taraflar arasında ticari alım satım ilişkisi olduğunu, davalının faturalara rağmen borcunu ödemediği gibi başlatılan icra takibine de itiraz ettiğini belirterek davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ise sunduğu cevap dilekçesinde; davacının fatura kestiği mallara ilişkin teslim tesellüm tutanağı sunmadığını, davacının tek taraflı faturalar düzenlediğini, kendi kayıtlarına göre teslim alınan tüm malların bedelinin ödendiğini borcunun olmadığını iddia etmiştir.
Mahkememizce tarafların ticari defter ve kayıtları SMM bilirkişi tarafından incelenmesi için hüküm kurulmuş olup, taraflarca ticari defter ve kayıtları Mahkememize sunulmuştur.
Bilirkişi raporunda davacı ve davalının ticari defter ve kayıtları karşılaştırmalı olarak incelenmiş olup, bilirkişi raporunun 3. ve 4. Sayfalarındaki taraf kayıtlarına ilişkin tablolar karşılıklı olarak değerlendirildiğinde; 2021 yılında davacı tarafından davalıya 91.314,30-TL'lik satış yapıldığı tarafların 2021 yılına ilişkin taraf kayıtlarının davacı satışları yönünden aynı olduğu, 2022 yılında davacı tarafından davalıya 144.233,76-TL satış yapıldığı 2022 yılına ilişkin taraf kayıtlarının davacı satışları yönünden aynı olduğu, 2023 yılında ise davacının kayıtlarına göre 292.949,90-TL davalıya fatura kesilmişken, davalının kayıtlarına göre davacıdan fatura karşılığı alınan kaydın 227.834,00-TL olduğu, 2024 yılında davacı tarafından davalıya 190.800,00-TL'lik satış yapıldığı tarafların 2024 yılına ilişkin taraf kayıtlarının davacı satışları yönünden aynı olduğu anlaşılmaktadır. Kayıtlar bütün halinde değerlendirildiğinde; davacının davalıya kestiği satış faturaları yönünden 2023 yılı kayıtları arasında uyuşmazlık bulunduğu, 2023 yılında davacı tarafından 292.949,90-TL davalıya fatura kesilmişken, davalının kayıtlarına göre davacıdan fatura karşılığı alınan kaydın 227.834,00-TL olduğu anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere fatura kesilmiş olması tek başına alacağı ispat etmemekte olup, alacaklının faturaya konu satış sözleşmesindeki malı teslim ettiğini de ispat etmesi gerekmektedir. Buna karşılık alacaklı satıcı tarafından kesilen faturaların davalı borçlu tarafından vergi dairesine BA formu ile bildirilmesi ve ticari defterine işlenmesi halinde faturaya konu malın teslim edildiği dolayısıyla faturanın içeriğinin kesinleştiği bu suretle alacaklı lehine karine teşkil etmekte olup, bu durumda aksini ispat yükü davalı - borçluya geçmektedir.
Nitekim İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi ... E., ... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:
"Dosya kapsamına göre davacı tarafça takip dayanağı yapılan faturanın davalı iş sahibi tarafından muhasebesel işlem olarak BA/BS formu ile kullandığı anlaşılmakla , Yargıtay'ca taraflarca düzenlenen BA/BS formları ve Vergi Dairesine yapılan bildirimlerin fatura konu malın teslim edildiğine, işin yapıldığına ilişkin karine oluşturduğu ,bu durumda bunun aksinin ispat edilmesi gerektiği kabul edildiğinden, davalının da bu yönde ispatı bulunmadığından mahkemece davacı tarafından işin yapılıp teslim edildiği kabul edilerek ödendiği usulen kanıtlanamayan bakiye iş bedeline hükmedilmesinde usul yasa ve dosya kapsamına aykırı bir durum olmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf talebinin reddine karar vermek gerekmiştir."
Yargıtay .... Hukuk Dairesi ise ... E., ... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:
"İstinaf Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, takip dayanağının, toplamı KDV hariç 270.002,16 TL, KDV dahil 318.602,55 TL olan iki faturanın olduğu, davacının usulüne uygun tutulan ticari defterlerine kayıtlı oldukları, davalının ticari defterlerinde ise yer almadıkları, ancak davalıların oluşturduğu iş ortaklığı Vergi Dairesine verdiği 2018/4 dönemine ait BA formu ile davacı ....'dan iki belgeye dayalı olarak KDV hariç 270.002,00 TL'lik mal ve hizmet aldığı, faturaların adedi ve tutarlarının toplamının beyan edilen miktarla örtüştüğü, davalı tarafın resmi bir kuruma dava konusu malları teslim aldığına yönelik beyanı kendisini bağladığı, dava tarihinden sonra 2018/4 dönemi BA formuna yönelik düzeltme beyanı verilmesinin de sonuca etkisinin olmadığı, bu durumda faturaya konu malların teslim edilmiş olduğu ve davalı tarafından ödeme belgesininde sunulmadığı, ayrıca faturadan kaynaklanan alacağın likit ve bilinebilir mahiyette olması nedeniyle mahkemece icra inkar tazminatına hükmedilmesinde yasaya aykırı herhangi bir yön bulunmadığı gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir."
Yargıtay .... Hukuk Dairesi de ... E., ... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:
"Mahkemece, dosya kapsamı, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporu gereğince, davacının davalıdan takibe konu faturalardan kaynaklanan toplam 118.004,63.-TL alacağının bulunduğu, söz konusu faturaların davalının ticari defter ve kayıtlarında işlendiği gibi vergi dairesine de bildirmiş olduğu BA-BS form örneklerinde de bildirildiği, faturaların davalının defterlerinde ve vergi bildiriminde kayıtlı olması nedeniyle davacı lehine malların davalıya teslimi hususunun karine olarak sabit olduğu, bu karinenin aksinin davalı tarafından ispat edilememesi karşısında davalının icra takibine borcun 2.701,03.-TL'lik kısmını kabul etmesi de dikkate alınarak davalının 115.303,60.-TL'lik kısma itirazının haksız olduğu, alacağın faturalara dayalı ve likit olması karşısında davacının ayrıca icra inkar tazminatına müstahak bulunduğu anlaşılmakla davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, 10/04/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi."
Nitekim İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi ... E., ... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:
"6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ve Yargıtay'ın yerleşik hale gelmiş emsal kararlarına göre; faturayı alan tarafın söz konusu faturayı ticari defterlere ve muhasebe kayıtlarına işlemesi faturayı düzenleyen tarafın alacağının varlığına ilişkin olarak lehine delil teşkil eder.
Fatura sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp sözleşmenin ifası safhasıyla ilgili olduğundan, faturanın sözleşmeyi değiştirir nitelikte olmaması ve sözleşmeye uygun biçimde düzenlenmesi gerekir. Bu nedenle, sözleşmeye aykırı düzenlenmiş faturaya itiraz edilmemesi aleyhe sonuç doğurmaz. Ancak fatura kabul edilerek ticari defterlere işlenmiş ise, faturadaki miktar kadar iş bedeli bulunduğunu iş sahibi kabul etmiş sayılacağından ticari defterlere itibar edilerek iş bedeli miktarı belirlenir. Ticari defterlerin kesin delil olması da bu sonucu gerektirir. Zira, faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. Fatura karşı tarafça ticari defterlerine kayıt edilmiş ise burada delil olan fatura değil ticari defterlerdir. Ticari defterler uyumlu olmadığı için lehe delil değeri bulunmasa dahi, karşı çıkılan faturanın ticari deftere kayıt edilmiş olması halinde ticari defter aleyhe delil oluşturacaktır. Bu durumda ,takip konusu faturaların davalının ticari defterlerine işlenmesi faturayı düzenleyen tarafın alacağının varlığına karine teşkil ettiği kabul edilmelidir. Zira, Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (TTK 21/2). Süresi içinde itiraz edilmeyerek kesinleşen ve ticari defterlere de işlenen faturadaki alacakla illgili olarak sonradan iade faturası düzenlenmesi, borçtan kurtulmayı sağlayan ve alacağı tartışmalı hale getiren geçerli bir araç değildir. İtiraz süresi geçtikten sonra, iade faturası kesilmesi alacağın varlığını ortadan kaldıran bir sonuç doğurmayacaktır.
Bu haliyle davalı tarafın icra takibine konu faturadan kaynaklı borcu olmadığı yönündeki istinaf talebi yerinde görülmemiştir."
Yargıtay .... Hukuk Dairesi de ....Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:
"Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması ise birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse ise, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir.
Mahkemece yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde; davacı tarafından davalının faturalarına itiraz edilmediği, davalının faturalarının tamamının davacının ticari defterlerine işlendiği, protokol tarihi itibariyle tarafların ticari defterleri incelendiğinde ise, protokol kapsamında yer alan çeklerin davalı şirket kayıtlarında 05.10.2016 tarihinde kayıt altına alındığı, davalı kayıtlarında protokol tarihi itibariyle görülen borcun protokol tutarı ile uyumlu olduğu tespit edilmiştir.
Dosyanın tetkikinde; sözleşmede imalat bedelinin malzeme + %22,5 kâr şeklinde belirlendiği, cari hesaba göre davalı tarafından düzenlenen faturaların davacıya gönderildiği, bu faturaların her iki tarafın defterlerine kaydedildiği, 04.10.2016 tarihli protokolde de bakiye borcun 1.457.000 TL olarak taraflarca kabul edildiği tespit edilmiştir. Bu durumda davacının borçlu olduğu anlaşılmakla davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulü hatalı olmuş, bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir."
Bu bağlamda dosya kapsamındaki mevcut deliller değerlendirildiğinde; davacının BA BS formları incelendiğinde 2023 yılında davalıya yönelik 22 faturanın BS formu ile vergi dairesine bildirildiği, ancak davalı tarafından ilgili faturaların BA formu ile bildirimde bulunulmadığı anlaşılmaktadır. Bilirkişi tarafından davalının defterlerinin incelenmesi neticesinde ilgili faturaların tamamının davalının defterine de kayıtlı olmadığı, davalının defterinde yalnızca 227.834,00-TL'lik kısmının kayıtlı olduğu tespit edilmiştir. Dolayısıyla davacının defteri ile davalının defteri arasındaki farkın ve davalının defterinde kayıtlı olmayan ve davalı tarafından BA formu ile bildirilmeyen faturalar yönünden ispat yükünün davacı üzerinde olduğu anlaşılmaktadır. Nitekim davalı tarafından davacının teslime ilişkin iddiası da inkar edilmiş olup, Mahkememizce bu husus gözetilerek 08.07.2025 tarihli celsede 3 nolu ara karar ile davacıya teslime ilişkin delillerini sunmak üzere kesin süre verilmiştir.
Davacı vekili sunduğu 18.08.2025 tarihli dilekçe ile delillerini sunmuş olup, ilgili deliller bütün olarak incelendiğinde; davalı tarafından davacının alacak iddiasına karşı çıkıldığı, davacı tarafından kesilen faturaların e-arşiv fatura olduğu, faturanın davalıya tebliğine ilişkin davalının imzası olmadığı gibi faturalara konu malların davalıya teslim edildiğine yönelik herhangi bir imzalı teslim belgesinin de sunulmadığı anlaşılmıştır.
Bu suretle davacı tarafından tarafların ticari defter kayıtları ve vergi bildirimine BA BS formu ile beyan edilmeyen 2023 yılına ilişkin farklar yönünden fatura ve faturaya konu malların davalıya teslim edildiğinin ispat yükü üzerine düşen davacı tarafından yazılı belge ispat edilemediği anlaşılmaktadır.
Buna göre; davacının 2023 yılı davalıya satış kayıtlarının 227.834,00-TL olarak esas alınması sonucunda davacının kayıtlarına göre 2021-2024 yılları arasında davacıya kestiği satış faturaları toplamının 654.182,06-TL olduğu, buna karşılık davacının kendi defter ve kayıtlarına göre davalının toplam 731.891,60-TL ödeme yaptığı anlaşılmaktadır.
Taraflar arasındaki mutabakatsızlığın 2.360,60-TL'lik kısmının ise davacının kayıtlarındaki 2020 yılı devrinden olduğu bilirkişi tarafından tespit edilmiş olup, Mahkememizce 08.07.2025 tarihli celsede 3 nolu ara karar ile davacıya davalının inkarı gözetilerek taraflar arasındaki ticari ilişkiye istinaden mal teslimine ilişkin tüm delillerini sunmak üzere kesin süre verilmiş ise de davacı tarafından sunulan 18.08.2025 tarihli delil dilekçesi incelendiğinde davacının 2020 yılına ilişkin herhangi bir kayıt, fatura, sevk ve teslim irsaliyesi veya başkaca delil sunmadığı, 1 sayfadan ibaret davalının imzası olmayan ekstre sunduğu, davalı tarafın kayıtları ile de 2020 yılına ilişkin davacının alacağını ispatlayamadığı, davacı tarafından kesin süre içerisinde de başkaca delil sunulmadığı anlaşılmakla mevcut dosya kapsamındaki deliller ile davacının 2020 yılına ilişin devirden kaynaklanan taraflar arasındaki farka ilişkin 2.360,60-TL'lik alacağını da ispatlayamadığı anlaşılmıştır.
Mahkememizce davacının dava dilekçesinde yemin deliline dayandığı anlaşılmakla davacıya yemin deliline dayanıp dayanmayacağı hususunda beyanda bulunması için süre verilmiş, davacı yemin deliline dayanmayacağını beyan etmiş olup, davacının yemin yolu ile de faturaya konu malları ve faturaları davalıya teslim ettiğini ispatlamayamadığı anlaşılmakla davacının ispatlanamayan davasının reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
H Ü K Ü M: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Davanın REDDİNE,
2-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 615,40-TL harçtan peşin alınan 775,64-TL harcın mahsubu ile artan 160,24-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
3-Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 4.600,00-TL arabulucuk ücretinin davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
4-Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine,
6-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine,
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 16/12/2025
Katip ...
E¸
Hakim ...
E¸