T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/520 Esas
KARAR NO : 2025/1360
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 04/06/2025
KARAR TARİHİ : 16/12/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 19/12/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... Sanayi ve Dış Tic. A.Ş ile davalı .... Sanayi Ltd. Şti. arasında ticari ilişki olduğunu ve faturalarla da sabit olan alım ve satımlar gerçekleştiğini, davalıya mal satımında bulunup teslim etmiş davalı ise bedelini haksız olarak ödemediğini ve bu bedele ilişkin itirazsız faturalar ile açık cari hesap ilişkisine dayanılarak başlatılan takibe ise haksız olarak itiraz ettiğini, davalı yetkilisi tarafından imzalanan mutabakat metninde de davalı borcunu kabul etmesine rağmen haksız olarak itirazda bulunduğunu, davacı tarafından Küçükçekmece İcra Dairesinde ... E. Sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, işbu icra takibine karşı, davalı tarafından itiraz edilmiş takibin durdurulmasına dair karar verildiğini, dosya kapsamında, dava şartı olan arabuluculuk başvurusu da yapılmış ve Küçükçekmece Arabuluculuk Bürosunun ... Büro Dosya Numarası ve ... Arabuluculuk Dosya Numaralı Arabuluculuk dosyası kapsamında gerçekleştirilen görüşmeler sonucunda, taraflar arasında anlaşma sağlanamadığını, davalının itirazında yetki itirazında da bulunup kendi yerleşim yerlerinin Gebze olduğundan bahisle de itiraz ettiğini, bu itiraz haksız olup hem takibin açıldığı icra müdürlüğü hem de Mahkememizin yetkili olduğunu, fatura alacakları da para alacağı olup alacaklının yerleşim yerinin de yetkili olduğuna ilişkin Yüksek Mahkeme kararları mevcut olduğunu, davalının itirazına itibar edilmeyerek takibin açıldığı icra müdürlüğünün, davacının yerleşim yeri yargı çevresi olduğundan bahisle yetkili olduğundan ve Mahkememizin de işbu itirazın iptalini inceleme hususunda yetkisi bulunduğundan davalının itirazlarının iptali ile işbu davanın görülmesi gerektiğini, davalı şirket aleyhine, 17.05.2025 tarih, ... Fatura No'lu faturaya, 25.04.2024 tarih, ... Fatura No'lu faturaya ve 26.04.2024 tarih, ... Fatura No'lu faturaya, aralarındaki açık cari hesaba ve mutabakata dayanılarak Küçükçekmece İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyası üzerinden başlatılan icra takibine emrinin davalı tarafından, 18.04.2025 tarihinde, borca itiraz edildiğini, icra takibinin durdurulmasına karar verildiğini, itirazın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olup Mahkemenizce itirazın iptali ve takibin devamına karar verilmesi gerektiğini, icra dosyasına sunulan olduğumuz faturaya davalının herhangi bir itirazı olmadığını, davacının Cari Hesap Tablosundan ve Bilirkişi tarafından yapılacak ticari defter incelemesinden de haklılıklarının sabit olduğunu ve davalının itirazının kötü niyetli olduğunun gözükeceğini, bu nedenlerle Küçükçekmece İcra Müdürlüğü’nün ... E. Sayılı takibin devamına, davalının haksız itirazı nedeniyle alacağın %20’sinden az olmamak kaydıyla, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafından sunulan faturaların içeriği, borcun miktarı ve teslimat şartları bakımından uyuşmazlık mevcut olduğunu, bu faturaların ne maddi anlamda ne de hukuki anlamda bir geçerliliği bulunmadığını, davacı taraf, düzenlenmesi oldukça basit olan bir faturanın olduğunu iddia etmiş ancak bunların karşılığını hangi hukuki temel ya da gerekçeye dayandırmakta olduğunu belirtmediğini, dolayısıyla bu iddiaları kabul etmediklerini, taraflar arasında herhangi bir ticari ilişki de bulunmadığını, davacı taraf, ticari faaliyet ilişkisini salt faturaya dayandırdığını ancak mahkemenize ikame edilen işbu davada davacı taraf, henüz taraflar arasındaki ticari faaliyeti ve bu ticari faaliyetin türünü/nev'ini; en azından hukuki anlamda mahiyetini dahi ortaya koymadan faturanın var olduğunu iddia ederek tahsil etme çabasına girişmesi haksız ve kötü niyetli bir yaklaşımdan ibaret olduğunu, davacı taraf açıklama kısmında sadece cari hesap olarak belirtmiş ve borcun hangi borca ilişkin olduğunu açıklayıcı şekilde belirtmediğini, borcun anaparasını belirtmek ile yetindiğini, bu ise hakkın kötüye kullanımı olduğunu, şirkete gönderilen ödeme emrinde ek olarak borcun dayanağı olarak gösterilen herhangi bir belge ya da evrak ek olarak tevdi edilmediğini, taraflar arasında geçmişteki ticari ilişkiler çerçevesinde düzenli olarak faturalar düzenlenmiş ve teslimatlar gerçekleştirilmişse de bu durum her bir fatura bakımından borcun varlığını ispatlamak konusunda yeterli olmayacağını, faturalara konu malların ne zaman, hangi şartlarla ve ne miktarda teslim edildiği hususu açık değildir. Kaldı ki dosya kapsamında bu durumu ispata elverişli sevk irsaliyesi vb. bir belge de bulunmadığını bu nedenlerle Küçükçekmece İcra Müdürlüğü’nün ... E. esas sayılı dosyası ile başlatılan haksız icra takibine yönelik itirazın üzerine huzura ikame edilen ve var olmamış bir alacağın tahsili adına huzura ikame edilen işbu dava hukuka aykırı, kötü niyetli ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu bu nedenlerle davanın reddini savunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ:
Mahkememizce Yapılan İşlemler ve Toplanan Deliller:
1-Mahkememizce tensip zaptı hazırlanmış ve taraflara duruşma gününü bildirir meşruhatlı davetiye usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir.
2-Mahkememizce tarafların bağlı bulundukları İlgili Vergi Dairelerine müzekkereler yazılmış, uyuşmazlık konusu yıllara ait BA-BS formları celp edilerek delil olarak toplanmıştır.
3-Mahkememizce res'en seçilen SMM bilirkişi raporunda özetle; ''Davacı Alacak Yönünden: Bu kapsamda, taraflar arasındaki ticari ilişkiye ilişkin defter, belge, ödeme ve mutabakat kayıtları birlikte ve bütüncül olarak değerlendirildiğinde; taraflar arasında gerçekleştirilen mal ve hizmet alım-satım işlemleri, düzenlenen faturalar, yapılan ödemeler ve mutabakat formları dikkate alındığında, dönem sonu itibarıyla davacı ... Sanayi ve Dış Ticaret Limited Şirketi'nin ticari defter kayıtlarında, davalı ... Sanayi Limited Şirketi'nin 331.846,25 TL tutarında borç bakiyesi bulunduğu tespit edilmiştir. Ayrıca, taraflar arasında yapılan mutabakat yazışmalarında söz konusu bakiye tutar üzerinde tarafların mutabık kaldıkları ve herhangi bir ihtilaf kaydına rastlanmadığı anlaşılmıştır. Faiz Yönünden: mevcut belgeler arasında temerrüde ilişkin yazılı ihtarnameye rastlanmamıştır. Bu kapsamda temerrüt tarihi ve faiz başlangıcına ilişkin hukuki takdir Sayın Mahkemeye aittir. Sayın Mahkeme'nin kısmen ya da tamamen Davacı lehine hüküm kurması halinde; tarafların tacir olması, işin ticari iş olması, temerrüt faiz oranının önceden kararlaştırılmamış olması münasebetiyle, 12.03.2025 mutabakat tarihinden takip tarihi 28.03.2025 tarihine kadar 331.846,25 TL alacak için 7.164,24 TL avans faizi hesaplanmıştır. (Talep edilen faiz tutarı 6.034,60 TL'dir)''
-Mahkememizce davalı şirket yönünden yapılacak bilirkişi incelemesi talimat yoluyla yapılmış olup talimat mahkemesinden alınan raporda özetle; ''Taraflar arasında ticari bir ilişkinin olduğu, ticari ilişkinin cari hesap ilişkisine dayalı olduğu, Davalı firmanın yasal ticari defter kayıtlarına göre; Davalı firmanın davacı firmaya 28.03.2025 takip tarihi itibariyle 331.846,25.-TL borçlu olduğu,
'' şeklinde tespit ve sonuçlarını mahkememize bildirmiştir.
4-Bilirkişi raporları taraflara tebliğ edilmiştir.
5-Küçükçekmece İcra Dairesi'nin ... E. esas sayılı dosyası UYAP sistemi üzerinden incelenmiştir.
Delillerin Değerlendirilmesi ve Kararın Hukuki Gerekçeleri:
Davacı Mahkememiz nezdinde açmış olduğu davada; taraflar arasında ticari alım satım ilişkisi bulunduğunu, davalının mal teslimi ve faturalara rağmen ödemelerini yapmadığı, başlatılan icra takibine de itiraz ettiğini davalının itirazının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ise sunduğu cevap dilekçesinde icra dairesinin yetkisiz olduğunu, davacının faturalarının gerçeği yansıtmadığını, taraflar arasında uyuşmazlık olduğunu bu sebeple davanın reddine karar verilmesini talep ettiği anlaşılmaktadır.
Davalı tarafından öncelikle icra dairesinin yetkisine itiraz edilmiş ise de taraflar arasındaki ticari ilişki ikrar edilmiş olup, davacının satıcı olarak alacaklı konumda olduğu, 6098 sayılı Kanun'un 89/1. Maddesine göre para alacaklarında alacaklının yerleşim yeri icra dairelerinin de takipte yetkili olduğu anlaşılmakla davalının icra dairesinin yetkisine yönelik itirazının yerinde olmadığı anlaşılmakla icra dairesinin yetkisine yönelik itirazının iptaline karar verilerek davanın esasına girilmiştir.
Mahkememizce tarafların ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi için bilirkişi görevlendirilmiş olup, davacının ticari defterlerinin usul ve yasaya uygun olarak tutulduğu, yasal süresi içerisinde açılış ve kapanış tasdiklerinin yaptırıldığı, sahibi lehine delil vasfına haiz olduğu tespit edilmiştir. Davalının ticari defter ve kayıtlarının incelemesi için talimat yazılmış olup, davalının ticari defterlerinin usul ve yasaya uygun olarak tutulduğu, yasal süresi içerisinde açılış ve kapanış tasdiklerinin yaptırıldığı, sahibi lehine delil vasfına haiz olduğu tespit edilmiştir.
Davacının ticari defter ve kayıtları incelendiğinde; taraflar arasında 2024 yılı içerisinde ticari ilişkinin bulunduğu, davacı tarafından davalıya toplam 2.173.751,25-TL tutarında 5 ayrı fatura kesildiği, davalı tarafından davacıya 714.905,00-TL tutarında karşı fatura kesildiği, davacı ve davalı tarafından birbirlerine karşılıklı kesilen faturaların vergi dairesine BA BS formları ile bildirildiği, davalı tarafından davacıya kesilen faturalara karşılık davalı tarafından 1.127.000,00-TL tutarında kısmi ödemeler yapıldığı, takip tarihi itibariyle davacının 331.846,25 TL davalıdan alacaklı göründüğü tespit edilmiştir.
Davalının ticari defter ve kayıtları incelendiğinde; taraflar arasında 2024 yılı içerisinde ticari ilişkinin bulunduğu, davacı tarafından kesilen toplam 1.458.846,25-TL bedelli 3 ayrı faturanın davalının ticari defter ve kayıtlarına işlendiği, davacı tarafından kesilen 714.905,00-TL toplam tutarlı 2 ayrı faturaya yönelik davalı tarafından aynı bedelli iade fatura düzenlendiği, davalı tarafından davacıya davacı tarafından davalıya toplam tutarında 5 ayrı fatura kesildiği, davalı tarafından davacıya toplam 1.127.000,00-TL tutarında kısmi ödemeler yapıldığı, takip tarihi itibariyle davacının 331.846,25 TL davalıdan alacaklı göründüğü tespit edilmiştir.
Tarafların ticari defter ve kayıtları bütün olarak Mahkememizce değerlendirildiğinde; tarafların ticari defter ve kayıtlarının uyuştuğu, davacı tarafından davalıya kesilen toplam 1.458.846,25-TL bedelli 3 ayrı faturanın davalının ve davacının ticari defter ve kayıtlarına işlendiği, davalının söz konusu toplam 1.458.846,25-TL bedelli 3 ayrı faturaya herhangi bir itiraz ve iade işlemi yapmadığı ve defterine işlediği, söz konusu faturaların davacı ve davalı tarafından BA BS formu ile vergi dairesine bildirildiği, davacı ve davalının kayıtlarına göre davalı tarafından davacıya toplam 1.127.000,00-TL tutarında kısmi ödeme yapıldığı takip tarihi itibariyle her iki tarafın kayıtlarına göre de davacının davalıdan 331.846,25 TL alacaklı olduğu anlaşılmaktadır.
Davacı tarafından düzenlenen toplam 714.905,00-TL tutarındaki faturaya karşı ise davalıdan iade işlemi yapıldığı ve karşı fatura kesildiği anlaşılmakta olup, bu faturalar tarafların alacak ve borç cari hesaplarında değerlendirilmemiştir. Söz konusu faturalar değerlendirilmeden davacının davalıdan icra takip tarihi itibariyle 331.846,25 TL alacaklı olduğu anlaşılmaktadır.
Davacı tarafından düzenlenen 1.458.846,25-TL bedelli 3 ayrı faturaların e-fatura niteliğinde olduğu, sistem üzerinden kendiliğinden davalıya tebliğ edildiği, davalı tarafından 6102 sayılı Kanun'un 21/2. Maddesine göre faturalara yasal süresi içerisinde itiraz ve iade edildiğine dair herhangi bir delil sunulmadığı ve davalı tarafından ticari defter ve kayıtlarına işlendiği anlaşılmıştır.
6102 sayılı Kanun'un 21. Maddesinin 2. Fıkrası şu şekildedir:
"Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır."
Bu kapsamda davacı tarafından davalıya kesilen faturalara davalı tarafından 6102 sayılı Kanun'un 21. Maddesinin 2. Fıkrası gereğince yasal süresi içerisinde itiraz edilmediği gibi faturaların BA formu ile vergi dairesine bildirildiği, bu suretle faturaların içeriğinin davacı lehine kesinleştiği sabittir.
Bilindiği üzere fatura kesilmiş olması tek başına alacağı ispat etmemekte olup, alacaklının faturaya konu satış sözleşmesindeki malı teslim ettiğini de ispat etmesi gerekmektedir. Buna karşılık alacaklı satıcı tarafından kesilen faturaların davalı borçlu tarafından ticari defter ve kayıtlarına işlenerek vergi dairesine BA formu ile bildirilmesi halinde faturaya konu malın teslim edildiği dolayısıyla faturanın içeriğinin kesinleştiği bu suretle alacaklı lehine karine teşkil etmekte olup, bu durumda aksini ispat yükü davalı - borçluya geçmektedir.
Nitekim İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi ... E., ... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:
"Dosya kapsamına göre davacı tarafça takip dayanağı yapılan faturanın davalı iş sahibi tarafından muhasebesel işlem olarak BA/BS formu ile kullandığı anlaşılmakla , Yargıtay'ca taraflarca düzenlenen BA/BS formları ve Vergi Dairesine yapılan bildirimlerin fatura konu malın teslim edildiğine, işin yapıldığına ilişkin karine oluşturduğu ,bu durumda bunun aksinin ispat edilmesi gerektiği kabul edildiğinden, davalının da bu yönde ispatı bulunmadığından mahkemece davacı tarafından işin yapılıp teslim edildiği kabul edilerek ödendiği usulen kanıtlanamayan bakiye iş bedeline hükmedilmesinde usul yasa ve dosya kapsamına aykırı bir durum olmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf talebinin reddine karar vermek gerekmiştir."
Yargıtay .... Hukuk Dairesi ise ... E., ... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:
"İstinaf Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, takip dayanağının, toplamı KDV hariç 270.002,16 TL, KDV dahil 318.602,55 TL olan iki faturanın olduğu, davacının usulüne uygun tutulan ticari defterlerine kayıtlı oldukları, davalının ticari defterlerinde ise yer almadıkları, ancak davalıların oluşturduğu iş ortaklığı Vergi Dairesine verdiği 2018/4 dönemine ait BA formu ile davacı ...'dan iki belgeye dayalı olarak KDV hariç 270.002,00 TL'lik mal ve hizmet aldığı, faturaların adedi ve tutarlarının toplamının beyan edilen miktarla örtüştüğü, davalı tarafın resmi bir kuruma dava konusu malları teslim aldığına yönelik beyanı kendisini bağladığı, dava tarihinden sonra 2018/4 dönemi BA formuna yönelik düzeltme beyanı verilmesinin de sonuca etkisinin olmadığı, bu durumda faturaya konu malların teslim edilmiş olduğu ve davalı tarafından ödeme belgesininde sunulmadığı, ayrıca faturadan kaynaklanan alacağın likit ve bilinebilir mahiyette olması nedeniyle mahkemece icra inkar tazminatına hükmedilmesinde yasaya aykırı herhangi bir yön bulunmadığı gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir."
Yargıtay ... Hukuk Dairesi de ... E., ... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:
"Mahkemece, dosya kapsamı, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporu gereğince, davacının davalıdan takibe konu faturalardan kaynaklanan toplam 118.004,63.-TL alacağının bulunduğu, söz konusu faturaların davalının ticari defter ve kayıtlarında işlendiği gibi vergi dairesine de bildirmiş olduğu BA-BS form örneklerinde de bildirildiği, faturaların davalının defterlerinde ve vergi bildiriminde kayıtlı olması nedeniyle davacı lehine malların davalıya teslimi hususunun karine olarak sabit olduğu, bu karinenin aksinin davalı tarafından ispat edilememesi karşısında davalının icra takibine borcun 2.701,03.-TL'lik kısmını kabul etmesi de dikkate alınarak davalının 115.303,60.-TL'lik kısma itirazının haksız olduğu, alacağın faturalara dayalı ve likit olması karşısında davacının ayrıca icra inkar tazminatına müstahak bulunduğu anlaşılmakla davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, 10/04/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi."
Nitekim İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi ... E., ... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:
"6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ve Yargıtay'ın yerleşik hale gelmiş emsal kararlarına göre; faturayı alan tarafın söz konusu faturayı ticari defterlere ve muhasebe kayıtlarına işlemesi faturayı düzenleyen tarafın alacağının varlığına ilişkin olarak lehine delil teşkil eder.
Fatura sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp sözleşmenin ifası safhasıyla ilgili olduğundan, faturanın sözleşmeyi değiştirir nitelikte olmaması ve sözleşmeye uygun biçimde düzenlenmesi gerekir. Bu nedenle, sözleşmeye aykırı düzenlenmiş faturaya itiraz edilmemesi aleyhe sonuç doğurmaz. Ancak fatura kabul edilerek ticari defterlere işlenmiş ise, faturadaki miktar kadar iş bedeli bulunduğunu iş sahibi kabul etmiş sayılacağından ticari defterlere itibar edilerek iş bedeli miktarı belirlenir. Ticari defterlerin kesin delil olması da bu sonucu gerektirir. Zira, faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. Fatura karşı tarafça ticari defterlerine kayıt edilmiş ise burada delil olan fatura değil ticari defterlerdir. Ticari defterler uyumlu olmadığı için lehe delil değeri bulunmasa dahi, karşı çıkılan faturanın ticari deftere kayıt edilmiş olması halinde ticari defter aleyhe delil oluşturacaktır. Bu durumda ,takip konusu faturaların davalının ticari defterlerine işlenmesi faturayı düzenleyen tarafın alacağının varlığına karine teşkil ettiği kabul edilmelidir. Zira, Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (TTK 21/2). Süresi içinde itiraz edilmeyerek kesinleşen ve ticari defterlere de işlenen faturadaki alacakla illgili olarak sonradan iade faturası düzenlenmesi, borçtan kurtulmayı sağlayan ve alacağı tartışmalı hale getiren geçerli bir araç değildir. İtiraz süresi geçtikten sonra, iade faturası kesilmesi alacağın varlığını ortadan kaldıran bir sonuç doğurmayacaktır.
Bu haliyle davalı tarafın icra takibine konu faturadan kaynaklı borcu olmadığı yönündeki istinaf talebi yerinde görülmemiştir."
Yargıtay .... Hukuk Dairesi de ... E., ... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:
"Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması ise birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse ise, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir.
Mahkemece yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde; davacı tarafından davalının faturalarına itiraz edilmediği, davalının faturalarının tamamının davacının ticari defterlerine işlendiği, protokol tarihi itibariyle tarafların ticari defterleri incelendiğinde ise, protokol kapsamında yer alan çeklerin davalı şirket kayıtlarında 05.10.2016 tarihinde kayıt altına alındığı, davalı kayıtlarında protokol tarihi itibariyle görülen borcun protokol tutarı ile uyumlu olduğu tespit edilmiştir.
Dosyanın tetkikinde; sözleşmede imalat bedelinin malzeme + %22,5 kâr şeklinde belirlendiği, cari hesaba göre davalı tarafından düzenlenen faturaların davacıya gönderildiği, bu faturaların her iki tarafın defterlerine kaydedildiği, 04.10.2016 tarihli protokolde de bakiye borcun 1.457.000 TL olarak taraflarca kabul edildiği tespit edilmiştir. Bu durumda davacının borçlu olduğu anlaşılmakla davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulü hatalı olmuş, bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir."
Bu bağlamda davaya konu somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafından davalıya kesilen toplam 1.458.846,25-TL bedelli 3 ayrı faturanın davalı tarafından ticari defter ve kayıtlarına işlendiği, BA formu ile vergi dairesine bildirildiği, davalı tarafından faturalara yönelik olarak 6102 sayılı Kanun'un 21/2. Maddesine göre yasal süresi içerisinde itiraz ve iade edilmediği, bu suretle fatura içeriklerinin ve alacağın davacı lehine kesinleştiği, yine davalı tarafından BA formu ile faturaların vergi dairesine bildirilmiş olması gözetildiğinde malların teslim edildiğinin ve alacağın miktarının davacı lehine kesinleştiğinin karine kabul edilmesi gerektiği ve davacının alacağını ispatladığı değerlendirilmiştir. Mahkememizce alınan bilirkişi raporu incelendiğinde; takip tarihi itibariyle davacının ticari defter ve kayıtlarına göre davalının 1.127.000,00-TL kısmi ödemesi düşüldüğünde davacıya 331.846,25-TL borçlu olduğu anlaşılmaktadır.
Davacının alacağını ispatladığı gözetildiğinde, aksini ispat yükünün davalı üzerine geçtiği, davacının malları teslim ettiğini ve alacağını ispatladığı gözetildiğinde borcun ödendiğini ispat yükünün davalı üzerinde olduğu anlaşılmıştır. Ancak davalı tarafından toplam 1.458.846,25-TL bedelli faturalara karşılık olarak kısmi 1.127.000,00-TL ödeme yapıldığı ispat edilebilmiş olup, kalan 331.846,25-TL'nin ödendiğinin davalı tarafından yazılı belge ile ispat edilemediği anlaşılmaktadır.
Davalı vekili tarafından 16.12.2025 tarihli celsede dosyaya yeni vekalet sunulduğu ve bilirkişi raporunun yeni vekaletname gereğince kendilerine tebliği talep edilmiş ise de Mahkememizce bilirkişi raporunun raporun geldiği tarihteki vekaletnamesi olan davalı vekiline usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, sonrasında davalı vekilinin bilirkişi raporuna karşı beyan ve itiraz süresi devam ederken vekillikten çekilme dilekçesi sunduğu, ancak Avukatlık Kanunu ve 6100 sayılı Kanun gereğince davalı vekili vekillikten istifa etmiş olsa da vekillikten çekilme dilekçesinin davalı şirkete tebliği ile sonrasındaki süre boyunca vekillik görevinin devam ettiği, Mahkememizce bilirkişi raporunun geldiği ve tebliğe çıkartılarak tebliğ edildiği tarihteki davalı vekiline raporun tebliğ edildiği ve vekillikten istifanın rapora karşı beyan ve itiraz süresi içerisinde olduğu gözetildiğinde yapılan tebliğ işleminin usul ve yasaya uygun olduğu, yeni vekaletname sunan vekile tekrar tebliğ edilerek süre verilmesinin mümkün olmadığı gibi davada basit yargılama usulünün uygulandığı gözetilerek davalı vekilinin aksi yöndeki itiraz ve talebine itibar edilmemiştir.
Bu bağlamda tüm dosya kapsamı değerlendirildiğinde; takip tarihinde davacının davalıdan 331.846,25-TL alacaklı olduğunu ispatladığı, davalının ise borcun ödendiğine dair aksini ispatlayan herhangi bir delil veya belge sunmadığı anlaşılmakla 331.846,25-TL asıl alacak üzerinden davalının itirazının iptali ile takibin devamına karar vermek gerekmiştir.
Davacı tarafından takip tarihine kadar işlemiş faiz yönünden de itirazın iptali talep edilmiş ise de takipten önce davalının temerrüde düşürüldüğünün ispatlanamadığı bu sebeple takipten önce işlemiş faiz talep edilemeyeceği anlaşılmakla davacının takipten önce işlemiş faize yönelik itirazın iptali talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.
Davalı tarafından faiz oranına da itiraz edilmiş olup, davacı tarafından avans faizi talep edildiği, davalı tarafından daha düşük oranda bir akdi faizin kararlaştırıldığının ispat edilememesine göre davacının işleyecek faiz oranı talebinin usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla davalının işleyecek faize itirazının da iptaline karar vermek gerekmiştir.
Takibe konu alacağın faturaya dayalı likit olduğu bu suretle tazminat koşullarının oluştuğu anlaşılmakla itirazın iptaline karar verilen asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 66.369,25-TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine de karar verilmiştir.
Davacı tarafından her ne kadar dava dilekçesinde dava değeri 368.776,65-TL olarak takipte kesinleşen işlemiş faiz ile gösterilerek dava açılmış ise de takibin kesinleşmediği takipten sonraki faizin ancak itirazın iptali hükmü ile birlikte icra dosyasından talep edilebileceği davanın itirazın iptali davası niteliğinde olduğu ve ancak takip talebi ve ödeme emrinde gösterilen takibe konu asıl alacak ve takip tarihine kadar işlemiş faiz yönünden dava değeri gösterilerek dava açılabileceği anlaşılmakla Mahkememizce dava değeri takip talebi ve ödeme emrindeki miktar olan 337.880,85-TL üzerinden değerlendirilerek yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmiş, davacının dava dilekçesinde talepte bulunduğu takip tarihinden dava tarihine kadar işleyecek faizin takip talebinde ve ödeme emrinde takibin devamına karar verilmesi sonucunda kendiliğinden hesaplanacağı ayrıca itirazın iptali talebine konu edilemeyeceği anlaşılmakla aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
H Ü K Ü M: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Davanın KISMEN KABUL, KISMEN REDDİNE,
-Buna göre; davaya konu icra takip dosyasında 331.846,25-TL asıl alacak ve 3095 sayılı Kanun'un 2/2.maddesine göre hesaplanacak faiz oranı ve yetki yönünden davalının itirazının İPTALİNE, takibin DEVAMINA, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,
2-İtirazın iptaline karar verilen asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 66.369,25-TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Davalının koşulları oluşmayan tazminat talebinin reddine,
4-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 22.668,41-TL harçtan peşin alınan 4.608,39-TL harcın mahsubu ile noksan kalan 18.060,02-TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
5-Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 4.600,00-TL arabulucuk ücretinin davanın kabul/ret oranı dikkate alınarak takdiren 4.517,84-TL'sinin davalıdan alınarak, kalan kısmın ( 82,16-TL) ise davacı üzerinde bırakılıp alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
6-Davacı tarafça yatırılan 4.608,39-TL peşin harç ve 615,40-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 5.223,79-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davacı tarafça yapılan 14.540,00-TL yargılama giderinin davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan 14.280,31-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmının kendi üzerinde bırakılmasına,
8-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 53.095,40-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
9-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 6.034,60-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
10-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine,
11-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine,
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 16/12/2025
Katip ...
E¸
Hakim ...
E¸