T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2025/540 Esas
KARAR NO: 2025/844
DAVA: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 12/06/2025
KARAR TARİHİ: 17/07/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 08/08/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı ...'in şirket müdürlüğü sıfatıyla gerçekleştirdiği usulsüz işlemler nedeniyle müvekkilinin zarara uğramasına ilişkin olarak kayıt dışı işlemlerin tespiti ile uğranılan zararların davalılardan tahsiline yönelik belirsiz alacak ve tespit davasıdır. Davalının müdür sıfatıyla kayıt dışı pos cihazları kullanarak usulsüz işlemler yaptığı hususunun tespitine, şirket kayıtlarının, pos cihazı hareketlerinin, beyanname örneklerinin celbine, keşif ve bilirkişi incelemesine karar verilmesine, şirketin elde ettiği kayıt dışı gelirlerin bilirkişi marifetiyle tespit edilerek, bu gelirin müvekkilinin hak ediş miktarının şimdilik belirsiz alacak olarak tahsiline, davalılardan fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek olan ticari temerrüt faiziyle birlikte tahsiline, müvekkilinin şirket ortaklığından kaynaklanan payının gerçek değeri ile bedelsiz devri arasında oluşan zararın bilirkişi marifetiyle tespiti ile bu zararın davalılardan ticari temerrüt faizi ile birlikte tahsiline, Yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalılardan tahsil edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ:
Dava, Davalı ...'in şirket müdürlüğü sıfatıyla gerçekleştirdiği usulsüz işlemler nedeniyle müvekkilin zarara uğramasına ilişkin olarak kayıt dışı işlemlerin tespiti ile tespit edilecek gelir bedelinin davacıya ödenmesi talebine ilişkindir.
TTK'nın 626. maddesi uyarınca limited şirketlerde, müdürler ve yönetimle görevli kişiler, görevlerini tüm özeni göstererek yerine getirmek ve şirketin menfaatlerini, dürüstlük kuralı çerçevesinde gözetmekle yükümlüdürler. Aynı Kanun'un 644/1-a maddesi uyarınca anonim şirket yönetim kurulu üyelerinin, yöneticilerinin ve tasfiye memurlarının sorumluluğunu düzenleyen 553. maddesi limited şirketler hakkında da uygulanır. TTK'nın 553. maddesi uyarınca; kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, hem şirkete, hem pay sahiplerine, hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zararlardan sorumludurlar. 555. maddesi uyarınca pay sahipleri şirketin uğradığı zararın tazminini şirkete ödenmek üzere isteyebilirler.
İş bu dava şirket ortağı davacı tarafından, şirket müdürü davalı ...'in mali bilgileri paylaşmadığı, bilgi taleplerini cevapsız bıraktığı, kar-zarar bilgilerini gizlediği, şirket faaliyetleri kapsamında üçüncü kişilere ait pos cihazlarının kullanılarak tahsilatlar yaptığı, şirketin karını düşük gösterdiği için uğradığı zarar olarak kendisine ödenmesi yönünde, şirket müdürü ve şirket aleyhine açılmış dava olduğu görülmüştür.
Bilindiği üzere şirket yöneticilerinin ortaklığa ait mal varlığını azaltan veya kötüleştiren yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı davranışları öncelikle ortaklar ve alacaklıların dolaylı zarar görmesine yol açacaktır. Bir başka deyişle ortaklığın doğrudan doğruya zarar görmesi, alacaklıların dolaylı zararı olarak sonuç doğurur. Somut olayda davacının iddia ettiği eylemlerden ötürü öncelikle davalı şirketin doğrudan zarara uğraması ve bunun sonucu olarak da şirket ortağı olan davacının da dolaylı olarak zarara uğraması anlamına gelmekte olup, ortağın dolaylı zarar nedeniyle açtığı davada hükmedilecek tazminatın kendisi adına değil, şirkete verilmesi yönünde talepte bulunabilir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 25/09/2017 tarih 2016/2343 Esas 2017/4664 Karar sayılı; 12/03/2018 tarih 2016/8840 Esas 2018/1897 Karar sayılı; 09/07/2018 tarih 2016/13783 Esas 2018/5014 Karar sayılı emsal ilamları).
Bu durum karşısında, davacı tarafından ileri sürülen bu zararlar şirketin doğrudan davacının ise, dolaylı zararı kapsamında olduğu, davacının açtığı sorumluluk davasında hükmedilecek tazminatın ancak şirket lehine verilmesi istemli açabileceği davacının ise kendi adına talep edemeyeceğinden 6102 sayılı TTK'nun 556.maddesi uyarınca davalı ...'e karşı açılan davanın ise dolaylı zararın ancak şirkete ödenmesi istenebileceğinden bu sebeple reddine karar vermek gerekmiştir.
Şirket yöneticinin sorumluluğu 6102 sayılı TTK'nın 553. Maddesinde; "(1) Kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludurlar.
(2) Kanundan veya esas sözleşmeden doğan bir görevi veya yetkiyi, kanuna dayanarak, başkasına devreden organlar veya kişiler, bu görev ve yetkileri devralan kişilerin seçiminde makul derecede özen göstermediklerinin ispat edilmesi hali hariç, bu kişilerin fiil ve kararlarından sorumlu olmazlar.
(3) Hiç kimse kontrolü dışında kalan, kanuna veya esas sözleşmeye aykırılıklar veya yolsuzluklar sebebiyle sorumlu tutulamaz; bu sorumlu olmama durumu gözetim ve özen yükümü gerekçe gösterilerek geçersiz kılınamaz." şeklinde düzenlemiştir.
Taraf sıfatı (husumet) ise, maddi hukuka göre belirlenen, bir subjektif hakkı dava etme yetkisini ya da bir subjektif hakkın davalı olarak talep edilebilme yetkisini gösteren bir kavramdır. Taraf ehliyeti; davada taraf olabilme, usulî hukuki ilişkinin süjesi olabilme ehliyetidir. Taraf ehliyetine sahip olan kişi, davada davacı veya davalı olabilecektir. Bu nedenle, taraf ehliyeti usûli bir kavramdır. Taraf ehliyetine sahip olabilmek için medeni hukuktaki hak ehliyetine sahip olmak gerekir. HMK'nın 50. maddesine göre, medeni haklardan yararlanma ehliyetine sahip olan, taraf ehliyetine de sahiptir. Buna göre tüm insanlar, hak ehliyetine ve dolayısıyla taraf ehliyetine sahiptir. Dava ehliyeti ise, medeni hakları kullanma ehliyetine göre belirlenir. (HMK md. 51) Fiil ehliyetine sahip olan kişi, dava ehliyetine de sahiptir ve davayı yürütebilir, usûl işlemlerini yapabilir. Reşit olan ve temyiz kudretine sahip olan kişiler fiil ehliyetine sahiptir. Taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve dava takip yetkisi davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu halde, taraf sıfatı dava konusu subjektif hakka ilişkindir. Davacı tarafta yer alan taraf için aktif taraf sıfatı, davalı tarafta yer alan taraf için pasif taraf sıfatından söz edilebilir. Uygulamada, "sıfat" yerine "husumet" terimi de kullanılmaktadır. Sıfat dava şartı olmayıp, itirazdır. Çünkü bir kimsenin hak sahibi veya borçlu olup olmadığı davanın esasına girildikten sonra tespit edilebilir. Bu durumda ise dava esastan ret veya kabul edilir. Oysa, dava şartları davanın esasına girilmesini engelleyen niteliktedir. Ancak sıfat bir itiraz olduğundan, hâkim diğer itirazlar gibi taraf sıfatını da dava dosyasından anlayabildiği sürece kendiliğinden nazara alır. Sıfat, davada taraflardan birinin davaya konu subjektif dava hakkının bulunup bulunmadığı ile ilgili bir husustur. Tarafların sıfatının yargılama sonuna kadar devam etmesi zorunludur. Bu husus mahkemece re'sen gözönünde bulundurulmalıdır. Bir davada, taraflardan birinin, davacı ya da davalı sıfatının (aktif ya da pasif husumet sıfatının) olmadığı belirlenirse, artık bu davanın esasının çözümüne girilmeden, davanın husumet sıfatı yokluğundan reddi gerekir. Bir kişinin belli bir davada davalı veya davacı sıfatını haiz olup olmadığı şeklinde nitelendirilen husumetin ileri sürülme zamanı yasa ile kabul edilen bir ilk itiraz olmadığı gibi davalı veya davacı tarafından ileri sürülmesi gerekli bir def'i de değildir. Davanın her aşamasında ileri sürülmesi mümkün veya mahkemece vakıf olunduğu takdirde re'sen nazara alınması gerekli hukuki bir durumdur.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1-d maddesinde düzenlendiği üzere dava ve taraf ehliyeti dava şartlarındandır. Ancak, taraf sıfatı dava şartlarından değildir. Buna karşılık, taraf sıfatı, dava şartı gibi, davanın esastan görülüp karara bağlanabilmesi için, varlığı ya da yokluğu hakim tarafından davanın her aşamasında kendiliğinde gözetilen ve taraflarca noksanlığı davanın her aşamasında ileri sürülen nitelikte olmasıdır.
Bilindiği üzere husumet, bir başka deyişle taraf sıfatı, dava konusu hak ile kişiler arasındaki ilişkiyi ifade eder. Sıfat, bir maddi hukuk ilişkisinde tarafların o hak ile ilişkisinin olup olmadığının belirlenmesi anlamına gelir. Davacı sıfatı, dava konusu hakkın sahibini, davalı sıfatı ise dava konusu hakkın yükümlüsünü belirler. Uygulamada davacı sıfatı, aktif husumet, davalı sıfatı ise pasif husumeti karşılayacak şekilde değerlendirilmektedir. Dava konusu şey üzerinde kim ya da kimler hak sahibi ise, davayı bu kişi veya kişilerin açması ve kime karşı hukuki koruma isteniyorsa o kişi veya kişilere davanın yöneltilmesi gerekir. Bir kimsenin davacı sıfatının olup olmadığı tıpkı hakkın mevcut olup olmadığının tayininde olduğu gibi maddi hukuka göre belirlenir. Taraf sıfatının en önemli özelliği, def'i değil itiraz niteliğinde olması nedeniyle taraflarca süreye ve davanın aşamasına bakılmaksızın her zaman ileri sürülebileceği ve taraflarca ileri sürülmemiş olsa bile mahkemece re'sen ele alınabilmesidir.
Bu açıklamalardan anlaşıldığı üzere, bu hükümler (m.553 vd.) maddeleri uyarınca açılacak sorumluluk davası ancak "Kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları" aleyhine açılabilir. Eldeki uyuşmazlıkta, davanın ileri sürülüş biçimine göre şirketin doğrudan, davacının dolayı zararının tazmini için 6102 sayılı TTK'nın 553. Maddesine göre eldeki davanın açıldığı, bu davanın ise ancak "kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurlarına" karşı açılabileceği, bu hüküm (m. 553) uyarınca .... Turizm şirketine husumet yöneltilemeyeceği anlaşıldığından davalı şirkete karşı açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm oluşturulmuştur.
HÜKÜM: yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davalı ...'e karşı açılan davanın ise dolaylı zararın ancak şirkete ödenmesi istenebileceğinden bu sebeple REDDİNE,
2-Davalı şirkete karşı açılan Davanın Pasif Husumet Yokluğu Nedeniyle REDDİNE,
3-Yeterince harç alındığından başkaca harç alınmasına yer OLMADIĞINA
4-Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Davalılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 1.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
6-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine,
7-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine,
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.17/07/2025
Başkan ...
e-imza
Üye ...
e-imza
Üye ...
e-imza
Katip ...
e-imza