T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2025/648 Esas
KARAR NO: 2025/851
DAVA: Sıra Cetveline İtiraz (İflas Tasfiyesinde Düzenlenen Sıra Cetveline Yönelik Kayıt Kabul Ve Terkin Talebi (İİK 235))
DAVA TARİHİ: 07/06/2024
KARAR TARİHİ: 18/07/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 22/07/2025
Mahkememizde görülmekte olan Sıra Cetveline İtiraz (İflas Tasfiyesinde Düzenlenen Sıra Cetveline Yönelik Kayıt Kabul Ve Terkin Talebi (İİK 235)) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil ile davalı arasında İstanbul ili, .... İlçesinde bulunan ... Blok ve A1 Blok ince işçiliğinin yapılması hususunda 14/10/2011 tarihinde sözleşme imzalandığını, sözleşmenin 7. Maddesine göre İş veren yükleniciye ödemeyi aylık hak ediş usulüyle ödeyeceğini, hak edişlerin %55 daire veya dükkan, kalan %45 lik tutarın ödemesi ise senet yada çek ile yapılacağı belirtildiğini, müvekkili şirketin üzerine düşen tüm yükümlülükleri yerine getirerek işleri bitirip davalı şirkete ince işçilikleri yapması için teslim ettiğini, müvekkili şirketin uzunca bir süre sözleşmede belirtilen hak edişlerin kendisine teslim edilmesi için beklediğini, 31/12/2015 tarihinde taraflar arasında cari hesap mutabakat protokolü imzalanarak müvekkili şirkete verilecek ödeme ve taşınmazlar kayıt altına alındığını, cari hesap protokolünün 3/1.maddesinde ödeme tutarının 5.212.000,00 TL olduğu, protokolün 3/2 maddesinde ödemenin ne şekilde yapılacağı ve hangi taşınmazların müvekkili şirkete devredileceğinin açıkça belirtildiğini, sözleşme ve protokol üzerinden uzunca bir süre geçmesine rağmen davalı şirketin yükümlülüklerini yerine getirmediğini, Bu nedenle protokole göre; müvekkil şirkete devredilmesi gereken C Blok 310 ve 319 numaralı taşınmazlar ile D blok 1-2-3-4-5 ve 15 nolu taşınmazlar halen devretmediğini, müvekkil şirket adına protokol gereği devredilmesi gereken taşınmazların davalı şirket adına olan tapularının iptali ile müvekkili şirket adına tapuya kayıt ve tescilini, bunun mümkün olmaması halinde bu taşınmazların rayiç bedelinin müvekkili şirkete ödenmesine karar verilmesini, yargılama giderleriyle vekâlet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müflis şirket ... İnşaat ile ilgili olarak Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasından 24.03.2021 tarihi itibarı ile iflasına karar verildiğini, Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... iflas sayılı dosyadan da tasfiye işlemleri devam ettiğini, İflas Kararının kesinleştiğini ve 10.05.2023 tarihinde 2. alacaklılar toplantısının yapıldığını, zamanaşımı itirazlarının bulunduğunu, müflis şirketin, taşınmazın geç tesliminde herhangi bir kusuru bulunmadığını, iflasın açılması ile birlikte konusu para dışında olan alacakların para alacağına ve kayıt kabul davasına dönüşeceğini, bu nedenle de yerel Mahkemenin tapu iptali ve tescil davası olarak görülmesi mümkün olmayacağını, davanın öncelikle usulden reddini, mahkeme aksi kanaatte ise esastan reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmişr.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ:
Dava, tapu iptal ve tescil, olmadığı takdirde taşınmazların rayiç bedellerinin belirlenmesi ile ortaya çıkacak alacağın tahsili talebine ilişkindir.
Ticaret Mahkemesinin iflasa karar vermesi anında borçlu hakkında iflas açılmış olur. Bundan sonra müflisin masaya giren mal ve hakları üzerindeki tasarruf yetkisi kısıntıya uğrar ve masaya geçer. Müflis masaya giren bir mal veya hak üzerinde tasarrufta bulunmuşsa bu işlem geçersizdir. İflas kararından önce müflisin temlik sözleşmelerinden doğan borçları taşınmazın tapu kaydı henüz müflis üzerinde bulunduğundan masaya geçmekle iflas nedeniyle asıl akit (satım akti) yapılamamaktadır.
Kural olarak sözleşmeler taraflardan birinin iflas etmesiyle son bulmazlar. Bu halde iflas etmemiş olan taraf sözleşmenin ifasını isteyebilir. Ancak sözleşmenin ifasını talep hakkı bir iflas alacağıdır. Davaya konu sözleşme iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerdendir. Bu bakımdan sözleşmenin alacaklısı olan taraf iflastan önce yapılan sözleşmedeki bütün borçlarını müflise karşı yerine getirmiş ise alacağı para borcundan başka bir şey olduğundan alacağını para alacağına çevirerek masaya yazdırabilir.(İ.İ.K. m.198)
İflâsın açılması ile henüz vadesi gelmemiş olan alacaklar da, iflâs kararı ile birlikte talep edilebilir hale gelir. İflâsın açılması gününe kadar işlemiş olan faiz ve takip masrafları ana paraya eklenerek iflâs masasına yazdırılır.Alacağı taliki bir şarta veya belirsiz bir vadeye bağlı bulunan alacaklılar da alacaklarını iflâs masasına kaydettirebilirler. Tasfiye sonunda bu alacaklar için ayrılan pay, ancak şartın gerçekleşmesi veya belirsiz olan vadenin gelmesi halinde ödenebilir.
Alacaklılar arası eşitlik ilkesi gereği, para alacağı dışındaki alacaklar, iflâsın açılması ile birlikte konusu olan şeyin iflâs kararı tarihindeki değeri kadar para alacağına dönüşür ve masaya para alacağı olarak yazılır. Ancak iflâs idaresi, masa menfaatine uygun görürse konusu para olmayan alacakları bir iflâs alacağı olarak ödemek yerine, aynen ifa etmeyi tercih edebilir.
Adi tasfiyede iflâs idaresi alacaklıların incelemesini yapıp bitirdikten sonra, düzenlediği sıra cetvelini iflâs dairesine verir. Bunun üzerine sıra cetveli ilân edilir ve bu ilânla ikinci alacaklılar toplantısı için davet yapılır. Bu toplantıya kural olarak, alacakları tamamen reddedilmiş alacaklılar katılamaz. İkinci alacaklılar toplantısının yetkileri, birinci toplantıdan daha geniştir. İkinci alacaklılar toplantısı, iflâs idaresinin görevine devam edip etmeyeceğine karar verir ve bu konudaki teklifini icra mahkemesine bildirir. Ayrıca masanın menfaatine gördüğü diğer tüm hususlar hakkında da karar verir(m. 238, II).
Somut olayda; davacının öncelikli talebi bağımsız bölümün tapusunun iptali ve tescili: mümkün olmadığı takdirde müspet zararın tazmini istemine ilişkindir. Bu durumda asıl talep alacağın masaya kaydedilmesine yönelik olmadığına göre, davanın kayıt kabul davası olarak kabulü mümkün değildir. Kayıt kabul niteliğinde olmayan talepler yönünden İİK’da özel düzenleme yer almadığından, taraflar arasındaki işin niteliğine göre görevli mahkemenin belirlenmesi zorunludur.
Davacının yükleniciden konut olarak birden fazla taşınmazı satın aldığı, dolayısıyla yatırım amaçlı hareket ettiğinin kabulü gerektiği, bu durumda da davaya genel hükümlere göre asliye hukuk mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiği anlaşılmaktadır..(İstanbul BAM 18. H.D. 2022/2719 E. - 2022/2557 K. Sayılı ilamı; Ankara BAM 2023/1272E. 2023/1072K. ve Dairemizin 2020/1983 E.- 2021/306 K. ve 2023/1652 E 2024/24K Sayılı kararı.)
Somut olaya göre her ne kadar dava görevsizlikle mahkememiz esasına kaydedilmiş ise anılan gerekçelerle karşı görevsizlik verilerek davanın genel mahkeme olarak Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmesinin gerektiği anlaşılmakla; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun "Görevin Belirlenmesi ve Niteliği" başlıklı 1. maddesinde, mahkemelerin görevinin ancak kanunla düzenleneceği ve göreve ilişkin kuralların kamu düzeninden olduğu belirlendiğinden bu hususun mahkemelerce yargılamanın her aşamasında kendiliğinden dikkate alınması gerektiği dikkate alınarak mahkememizin görevsizliğine, dava dilekçesinin HMK 114/1-c maddesine istinaden 115/1-2 gereğince görev yönünden usulden reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacının açtığı davada, mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla; açılan davanın, HMK'nun 115/2.maddasi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden REDDİNE, mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
2-Görevli mahkemenin Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi olduğuna,
3-Mahkememiz kararının kanun yoluna götürülmeksizin kesinleşmesi halinde daha önce de Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde görevsizlik kararı verildiğinden olumsuz görev uyuşmazlığının, halline dair merci tayini için dosyanın İSTANBUL BAM 37. Hukuk Dairesine GÖNDERİLMESİNE,
4-Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra dava yetkili ve görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK' nun 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARATINA,
5-Harç ve masrafların görevli mahkemede nazara ALINMASINA,
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 18/07/2025
Başkan ...
e-imza
Üye ...
e-imza
Üye ...
e-imza
Katip ...
e-imza