T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2025/672 Esas
KARAR NO: 2025/865
DAVA: İtirazın İptali (İnanç Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 01/10/2024
KARAR TARİHİ: 22/07/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 22/07/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (İnanç Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı tarafından davalı şirkete ait fabrika etrafı yangın hattı boru tesisatı ve hidrant bağlantıları nedeniyle davalının iş yerinde yapılan; fabrika etrafı yaygın hattı, hdp boru tesisatı çekimi ve hidrant bağlantıları (malzeme + işçilik) işlemlerine ilişkin 09-08-2024 tarihinde davalıya e - fatura gönderildiğini, fatura içeriğine davalı tarafından itiraz edildiğini, ödeme işlemi de süresi içerisinde davalı tarafından yapılmadığını, davalı taraf tüm ihtarlarımıza rağmen borcunu ödemediğini, kendisi hakkında Küçük Çekmece İcra Müdürlüğü ... E. sayılı dosyası kapsamında 04/09/2024 tarihinde takibe geçilmiş bu takip 05/09/2024 - 13:17 tarih ve saatinde davalıya UETS aracılığıyla gönderilmiş ve iş bu takip davalı tarafından 05/09/2024 - 14:54 tarih ve saatinde açılmış , davalı asıl alacak olan 300.000,00 TL'yi davacının şahsi hesabına yatırdığını, icra takibinde ödemeyi davacının şahsi hesabına yaparak asıl alacağın ferilerinden kurtulmak isteyen davalı 11/09/2024 tarihinde borca itiraz ederek icra takibini durdurduğunu belirterek Küçükçekmece İcra Müd.'nün ... Esas numaralı dosyasından başlatılan icra takibine itirazın iptali ile icra inkar tazminatı talebine hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; "Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan" itirazin iptali davası olarak nitelendirildiğinden , bir tacir olan davacı ile davalı arasındaki işlem ticari bir işlem olup, görevli ve yetkili mahkeme BAKIRKÖY ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ olduğunu belirterek davaya bakmakta mahkeminin görevsiz olduğunu davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Küçükçekmece .... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... Esas, 22/05/2025 tarih, ... sayılı görevsizlik kararı ile mahkememize tevzi edilen dosya yukarıdaki esasına kaydedilmiştir
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ:
Dava ; davacının fatura alacağına ilişkin başlatmış olduğu icra takibine itirazın iptaline ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 1. maddesinde; "Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir." hükmü yer almaktadır. HMK 114/1.c maddesi uyarınca "Mahkemenin görevli olması" dava şartlarından olup, HMK 138 maddesi dikkate alınarak dava şartlarının öncelikle karara bağlanması gerekmektedir. HMK 115. maddesinde ise "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir..." düzenlemesi yer almaktadır.
HMK 2/1. maddesine göre, "Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir."
HMK'nın 1.maddesine göre görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilir. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak söz konusu olmaz.
Asliye Ticaret Mahkemeleri, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. Maddesi gereğince ticari davalara bakmakla görevlidir.
Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır.
Bilindiği üzere ticari iş ve ticari dava ayrı hukuki kavramlardır. Ticari iş kabul edilen bir husustan kaynaklanan her uyuşmazlık ticari dava olarak kabul edilmemiştir. 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde ticari davalar tanımlanmış ve sayılmıştır. Bu maddeye göre “her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları”, “ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri” ve “tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın aynı maddenin (a), (b), (c), (d), (e) ve (f) bentlerinde sayılan davalar ticari dava sayılır. Diğer bir anlatımla bu maddeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için ya tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması; ya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması ya da açılan davanın maddede 6 bent halinde sayılan davalardan olması gerekir. Taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez.
Ayrıca 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2'nci maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira, Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Bu durumda eldeki davanın Asliye Ticaret Mahkemesince görülüp karara bağlanabilmesi için uyuşmazlığın, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması ve bu bağlamda tarafların her ikisinin birden tacir olması zorunludur. (Yargıtay 3. H.D.sinin 04.12.2017 gün ve 2016/9128 E- 2017/17010 K. sayılı kararı)
19.02.1986 tarih ve 19024 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 25.01.1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile TTK'nın 1463. maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. Buna göre; 1- Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre defter tutanlardan iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinin birinci fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar, 2- Vergi Usûl Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır.
Her ne kadar Küçükçekmece .... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... Esas, 22/05/2025 tarih, ... sayılı kararı ile davacının tacir olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiş ise de; ilgili Mahkemece vergi dairesine müzekkere yazılmış, VUK 176-177. Maddesi gereğince davacının işletmesinin tacir işletmesi mi esnaf işletmesi mi sınırlarında kaldığı hususunun bildirilmesi istenilmiş, vergi dairesi tarafından verilen müzekkere cevabında davacının işletmesinin işletme esasına göre ticari defter tuttuğu bildirilmiştir. Bilindiği üzere VUK 176-177. Maddesi gereğince işletme esasına göre ticari defter tutulması durumunda ilgili kişi tacir olarak kabul edilemeyecek olup, tacir olanların bilanço esasına göre defter tutmasının gerektiği, işletme esasına göre defter tutanların ise VUK 176-177. Maddesi gereğince esnaf statüsünde olduğu anlaşılmakla davacının tacir olmadığı anlaşılmıştır.
Bu bağlamda davacının işletme esasına göre işletme defteri tuttuğu ve tacir olmadığı esnaf statüsünde olduğu, Mahkememizce İTO sisteminden ve Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi ilanlarında yapılan sorgularda davacının tacir olarak ticaret sicil kaydının olmadığı ve davaya konu icra takip dosyasındaki alacak talebinin münhasıran 6102 sayılı Kanunu'ndan kaynaklanan ticari işlerden olmadığı anlaşılmakta olup, taraflar arasındaki eser sözleşmesinden kaynaklı alacak davasının genel mahkeme niteliğinde olan Asliye Hukuk Mahkemesinde incelenerek sonuçlandırılması gerektiği, ticaret mahkemesinin eldeki davada davacının tacir olmaması esnaf olması sebebiyle görevsiz olduğu anlaşılmıştır.
"Nitekim İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi 2021/1737 E., 2022/707 K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:
Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinde “Birinci Sınıf Tüccarlar” sayılmış olup bu maddedeki birinci sınıf tacirlerle ilgili şartları taşımayanlar ise ikinci sınıf tacir sayılırlar. İkinci sınıf tacirler ise ticari işletme hesabına göre defter tutarlar.
Bir hukukî işlemin veya fiilin TTK'nın kapsamında kaldığının kabul edilmesi için kanunun amacı içerisinde yukarıda tanımları verilen bu kanunda düzenlenen hususlar ile bir ticari işletmeyi ilgilendiren bir hukukî işlemin veya fiilin olması gerekir.
Somut olayda, her ne kadar davacı tarafça cari hesap alacağına dayalı olarak ilamsız takip başlatılmış olup, Büyükçekmece Vergi Dairesi Müdürlüğünün 06/08/2019 tarihli cevabi yazısından, davalının işletme hesabına göre defter tuttuğu bildirilmiş olup, ticaret sicil müdürlüğü cevabi yazısına göre gerçek kişi tacir olduğuna ilişkin veya şirket ortağı olduğuna dair bir kaydın bulunmadığı, bu haliyle davalının tacir olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığı ve esnaf olarak kabulü gerektiği, taraflar arasındaki uyuşmazlığın da mutlak ticari dava niteliğinde bulunmadığı anlaşılmakla, takibinin cari hesap ekstresine dayalı ilamsız takip olmasına göre uyuşmazlığın, asliye hukuk mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir."
Ticari olmayan eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak davalarında 6100 sayılı Kanun gereğince görevli Mahkeme asliye hukuk mahkemesi olup asliye hukuk mahkemesi ile ticaret mahkemeleri arasındaki ilişki TTK' nun 5/3.maddesi uyarınca görev ilişkisidir. Göreve ilişkin usul kuralları HMK'nun 114/1-c maddesi uyarınca dava şartıdır. Dava şartları kamu düzeninden olup kamu düzenine ilişkin hususlarda re'sen dikkate alınacak hususlardan olup dava şartı yokluğu halinde HMK'nun115/2.maddesi gereğince dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak aşağıdaki gibi hüküm fıkrası oluşturulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Davacının açtığı davada, mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla; açılan davanın, HMK'nun 115/2.maddasi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden REDDİNE, mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
2-Görevli mahkemenin Küçükçekmece 10. Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna,
3-Mahkememiz kararının kanun yoluna götürülmeksizin kesinleşmesi halinde daha önce de Küçükçekmece 10. Asliye Hukuk Mahkemesi görevsizlik kararı verildiğinden olumsuz görev uyuşmazlığının, halline dair merci tayini için dosyanın İSTANBUL BAM 37. Hukuk Dairesine GÖNDERİLMESİNE,
4-Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra dava yetkili ve görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK' nun 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARATINA,
5-Harç ve masrafların görevli mahkemede nazara ALINMASINA,
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere tarafların yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 22/07/2025
Katip ...
¸¸
Hakim ...
¸¸