T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/75 Esas
KARAR NO : 2026/489
DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 23/01/2025
KARAR TARİHİ : 29/04/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ... ile davalı ... İnşaat arasında 12.10.2022 tarihinde ilk sözleşme, 12.12.2022 tarihinde ikinci sözleşme ve 15.03.2023 tarihinde de üçüncü sözleşme olmak üzere toplamda üç adet sözleşme imzalandığını, müvekkili davacı şirket tarafından bu sözleşmede belirtilen işlerin tam ve eksiksiz olarak ve zamanında davalı firmaya teslim edildiğini, sözleşmede belirlenen miktarları kapsayan faturaların davalı şirkete gönderildiğini, bu üç sözleşmede belirtilen işlerin tamamı bittikten sonra davalı şirketin müvekkilinden istediği extra işlerin vuku bulduğunu, işlerin tamamen bitirilip, davalı firmaya teslim edildikten sonra ortaya çıkan bu ekstra işler için tarafların herhangi bir sözleşme imzalamadığını, taraflar arasında üç sözleşme imzalanması ve bu üç sözleşmede de belirtilen işlerin tam ve eksiksiz bir şekilde müvekkili davacı şirket tarafından teslim edildiğinden ve ortaya çıkan yeni işin maliyetinin çok düşük olması sebebi ile tarafların yeni bir sözleşmeye ihtiyaç duymadığını, zaten tarafların uzun bir süre birlikte çalıştıkları için karşılıklı bir güven tesis edildiğini, bütün işler tamamlandıktan sonra müvekkilinin kalan bakiye için yani ekstra, sonradan ortaya çıkan işlerin bedelini ve diğer faturalarda ki bedellerin KDV bedellerini tahsis etmek için davalı şirkete fatura gönderdiğini, zaten sözleşmeler de incelendiği zaman görüleceği üzere davalı firmaya verilen fiyatların KDV dahil olmayan fiyatlar olduğunu, davalı firmanın KDV bedellerini sonradan ek bir ödeme ile ödemek istediğini ve müvekkilinin KDV bedellerini ve son yapılan işin bedelini içeren 22.04.2024 tarih, 148.800,00 TL bedelli faturayı davalı firmaya gönderdiğini, davalı şirketin gönderilen faturaya hiçbir şekilde itiraz etmediğini ve faturaya istinaden ödemeleri yaptığını, fakat davalı şirketin faturada belirtilen miktar olan 148.800,00 TL nin 87.512,70 TL sini ödemeyerek eksik ödeme yaptığını, müvekkili davacı şirketin eksik ödemeler ile ilgili olarak firma yetkilisi ile görüştüğünde yetkilinin %18 olan KDV tutarının %20 olduğunu bu durumda onların %2'lik kısmı ödemeyeceklerini söylediklerini ve herhangi bir ödeme yapmadıklarını, 07.07.2023 tarihinde Resmi Gazete de yayınlanan ve 10.07.2023 tarihinden itibaren yürürlüğe giren değişiklikle KDV oranı %18 olan ürün ve hizmetlerdeki vergi oranının %20'ye yükseltildiğini, bu dönemde davalı şirkete gönderilen faturaların bir kısmının %18 KDV üzerinden hesaplanarak gönderildiğini, diğer bir kısmın da bu kanun çıktıktan sonra %20 KDV üzerinden hesaplanarak gönderildiğini, bu arada oluşan %2'lik kısmın müvekkili şirketten kaynaklanan bir durum olmadığını, bu durumun tamamen yürürlükte olan bir kanunun değiştirilmesinden dolayı ortaya çıkan bir durum olduğunu, davalı tarafın bu kanun değişikliğini öne sürerek fatura bedelini ödememiş olmasının hukuka uygun olmadığını, müvekkilinin davalı firmaya 12.10.2022 Tarihli 300.014,02 TL bedelli KDV oranı %18 olan fatura, 30.12.2022 Tarihli 354.000,00 TL bedelli, KDV oranı %18 olan fatura, 28.02.2023 Tarihli 161.357,92 TL bedelli, KDV oranı %18 olan fatura, 31.05.2023 Tarihli 1.110.583,22 TL bedelli, KDV oranı %18 olan fatura, 02.03.2024 Tarihli 2.578.002,00 TL bedelli, KDV oranı %20 olan fatura ve 22.04.2024 Tarihli 148.800,00 TL bedelli, KDV oranı %20 olan fatura gönderdiğini, bu faturaların hiçbirine davalı şirket tarafından itiraz edilmediğini ve faturaların ödenmediğini, davalı firmanın son olarak gönderilen faturaya da herhangi bir itirazda bulunmadığını ve faturanın davalı firma tarafından kabul edildiğini, davalı taraf ile Bakırköy Arabuluculuk Bürosunun ...... Buro Dosya No ve ... Arabuluculuk Dosya Numarası ile yapılan görüşmeler neticesinde anlaşma sağlanamadığını ve anlaşmama belgesi düzenlendiğini iddia ederek; fazlaya ilişkin tüm talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla; davalının malvarlığı üzerine öncelikle teminatsız, aksi takdirde uygun bir teminat karşılığında ihtiyati haciz konulmasına, davalının icra takibine vaki haksız itirazlarının iptali ile takibin icra inkar tazminatı eklenerek, işleyecek olan faiz, yargılama harç ve masrafları eklenerek birlikte devamına, yargılama giderleri, avukatlık ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı taraf dilekçesinde her ne kadar taraflar arasında üç adet sözleşme imzalandığından bahsetse de dava dilekçesi eklerinde söz konusu sözleşmeleri sunmadığından sözleşmeleri inceleme imkanlarının olmadığını, davacının dilekçesinde bu üç sözleşmede belirtilen işlerin tamamı bittikten sonra davalı müvekkili şirketin ekstra işler istediğini iddia ettiğini, taraflar arasında davacının iddia ettiği şekilde ekstra işlerin yapılmasını öngören bir sözleşme olmayıp davacı tarafça bu iddiayı kanıtlar herhangi bir delil de sunulmadığını, davacı tarafından davalı aleyhine başlatılan Bakırköy ... İcra Dairesinin ... Esaslı dosyasında müvekkili şirkete gönderilen ödeme emrinde borcun sebebi kısmının "148.800,00 miktarlı faturaya istinaden kalan bakiye miktarı 87.512,70 TL" şeklinde olduğunu, söz konusu icra takibinde takip dayanağı belge olarak fatura sunulduğunu, itirazın iptaline ilişkin açılan davalarda ispat yükünün davayı açan alacaklıda olduğunu ve alacaklının alacağını ispatla yükümlü olduğunu, itirazın iptali davasında ispat edilecek olan hususların, icra takibine ve borçlunun itirazına konu alacağın sebebinin itirazın iptali davası için değiştirilme olanağının bulunmadığını, alacaklının takipte dayanmadığı belgeler dışındaki belgelere dayanamayacağının açık olduğunu, kaldı ki iddiasını ispat yükü kendi üzerinde olan davacı tarafından "148.800,00 miktarlı faturaya istinaden kalan bakiye miktarı 87.512,70 TL" tutarında alacaklı olduğunu kanıtlar herhangi bir belge sunulmadığını, 07.07.2023 tarihinde Resmi Gazete de yayınlanan ve 10.07.2023 tarihinden itibaren yürürlüğe giren değişiklikle KDV oranı %18 olan ürün ve hizmetlerdeki vergi oranı %20'ye yükseltildiğini, davacının müvekkili davalı şirkete gönderilen faturaların bir kısmının %18 KDV üzerinden hesaplanarak gönderildiğini diğer bir kısmının da bu kanun çıktıktan sonra %20 KDV üzerinden hesaplanarak gönderildiğini iddia ettiğini, söz konusu kanun çıkmadan önce taraflar arasındaki sözleşmelerden kaynaklı edimlerin yerine getirilmiş olup davalı müvekkili şirket tarafından tüm ödemelerin eksiksiz şekilde yapıldığını, KDV oranının değişmesinden sonra taraflar arasında ek bir sözleşme olmamasına rağmen ekstra işler sebep gösterilerek düzenlenen faturadaki %20 KDV oranından müvekkili şirketin sorumlu olmadığını savunarak; itirazın iptali davasının reddi ile %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
YARGILAMANIN ÖZETİ, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, davacı tarafça bakiye fatura alacağına dayalı olarak başlatılan icra takibine davalı borçlu tarafından yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Mahkememizce taraflara usulüne uygun davetiye tebliğleri yapılarak taraf teşkili sağlanmış ve davanın esasına başlanmıştır.
Uyuşmazlığın; taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında fatura alacağına dayalı olarak başlatılan icra takibine davalı borçlu tarafından yapılan itirazın haklı olup olmadığı, davacı tarafça taraflar arasındaki sözleşmeler dışında ekstra işler yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise yapılan işin miktarı, KDV tutarının %18'den %20 oranına yükletilmesi nedeniyle %2'lik fark tutarından davalı şirketin sorumlu olup olmadığı, davacının itirazın iptali ile icra inkar tazminatı taleplerinin kabul edilip edilemeyeceği, davalı savunması kapsamında taraflar arasındaki sözleşmelerden kaynaklı ödemelerin yapılıp yapılmadığı, edimlerin karşılıklı olarak yerine getirilip getirilmediği hususlarından kaynaklandığı tespit edilmiştir.
Bakırköy .. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyası ilgili UYAP ekranından çıkarılarak dosya arasına alınmış, incelenmesinde; alacaklısının ..., borçlusunun ... İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi olduğu, fatuardan kaynaklı alacak borç sebebi gösterilerek toplam 87.512,70-TL'nin tahsili için icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davalı borçluya 03/12/2024 tarihinde tebliğ edildiği, borçlu vekilinin 03/12/2024 tarihli dilekçesi ile ödeme emrinde belirtilen takibe, borca, faize ve borcun tüm ferilerine itiraz ettiği, davalı borçlu vekilinin itirazı üzerine 03/12/2024 tarihinde icranın durdurulması kararı verildiği, işbu itirazın iptali davasının yasal 1 yıllık süre içerisinde açıldığı görülmüştür.
İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğünden; davalı şirketin sicil kayıtları celp edilerek dosya kapsamına kazandırılmıştır.
Küçükçekmece ve Kartal Vergi Dairelerinden; taraf şirketlerin 2022, 2023 ve 2024 yıllarına ait BA/BS formları celp edilerek dosya kapsamına kazandırılmıştır.
Taraf vekilleri dava ve cevap dilekçelerinde tanık deliline dayanmış, mahkememizce taraf vekillerine tanık isim ve adreslerini bildirmek üzere kesin süre verilmiş, davacı vekili tanık isim ve adreslerini bildirir dilekçe sunmuştur.
Davacı vekili tarafından bildirilen tanıklar Mahkememizce bizzat olmak üzere dinlenilmiştir.
Mahkememizce dinlenen davacı tanığı ... beyanında, "Ben ... eski ortağıyım, biz 2022 yılının 10. Ayında davalı şirkete ait büyük bir inşaata başladık, biz bu inşaatın çelik yapı çelik konstrusyon, kenet çatı ve yağmur dereleri ve saçakları işlerini yapmak için ilk etapta 3 blok için sözleşme imzaladık, sonrasında davalı şirket çalışmamızdan memnun kalınca 5 blok için daha sözleşme imzaladık, bu bloklar devam eden inşaat da ki bloklardır, etap etap inşaatlar tamamlanıyordu, bu inşaatta yapılan villalardır, 5 blok için aynı işleri yaptık, toplamda 17 villa olarak hatırlıyorum, kalan villalar için 3. Bir sözleşme daha yaptık, bu arada şantiye de iyi niyet çerçevesinde karşılıklı sözlü anlaşma ile başka işlerde oluyordu, bunlar bahçe düzenlemesi, kaplama işleri gibi işlerdir, blokları yaparken gecikmeler oluyordu, işi 2024 gibi bitirdik, biz işimizi bitiriyorduk, araya bekleme zamanı giriyordu, sonrasında 2023 den 2024 e geçtiğimiz sene vergi düzenlemesi oldu KDV oranları yüzde 18 den yüzde 20 ye çıktı, biz daha önce yaptığımız işlerle ilgili faturaları kesmiştik, ancak işimiz peyderpey devam ettiği için bazı faturalar yeni düzenleme ile yazıldı, yüzde 2 gibi ekstra kdv ye göre yapıldı, ancak bu bizden kaynaklı değildir, devletin çıkardığı yasadan kaynaklıdır, davalı şirket faturaları teslim aldı ancak, yüzde 2 kdv farkını bize ödemediler, biz yaptığımız bütün işlerin faturasını kestik, 4 fatura yüzde 18 kdvden son iki fatura yüzde 20 kdv den kesildi, taraflar arasındaki sıkıntı da bu son 2 faturanın kdv oranından kaynaklıdır, sonuçta biz kestiğimiz her faturanın vergisini devlete ödüyoruz, benim olaya ilişkin bilgim ve görgüm bundan ibarettir" demiştir.
Mahkememizce dinlenen davacı tanığı ... beyanında, "Ben ... çalışanıyım, yaklaşık 12- 13 yıldır çalışıyorum, firmada kaynak işleri yapıyorum, bahsedilen şantiyede 2022-2024 tarihleri arasında çalıştım, bizi bloklar bittikçe çatı kısmı için çağırdılar, biz işleri yapıp teslimi gerçekleştirdik, biz kenet çatı ve kaplamasını yaptık, bunlar etap etap yapılan villa projesiydi, benim olaya ilişkin bilgim ve görgüm bundan ibarettir " demiştir.
Mahkememiz dosyası; tarafların iddia ve savunmaları, sunulan ve toplanan deliller, BA/BS formları, dosya kapsamındaki belgeler ve tüm dosya kapsamına göre; TARAF ŞİRKETLERİN TİCARİ DEFTERLERİ İNCELENEREK; tarafların ticari defterlerinin usulüne uygun tutulup tutulmadığı, lehlerine delil niteliğinde olup olmadığı, defter kayıtlarının birbirini doğrulayıp doğrulamadığı, tarafların ticari ilişkiyi hangi hesaplarla izlediği, defterler arasında fark bulunması halinde farkın sebebi, hususları ile dava ve takip tarihi itibari ile tarafların alacak ve borç durumlarının tespiti ile davayı konu faturaların davalı şirket defterlerinde kayıtlı olup olmadığı, KDV tutarının %18'den %20 oranına yükletilmesi nedeniyle %2'lik fark tutarından davalı şirketin sorumlu olup olmadığı, davacının itirazın iptali ile icra inkar tazminatı taleplerinin kabul edilip edilemeyeceği, davalı savunması kapsamında taraflar arasındaki sözleşmelerden kaynaklı ödemelerin yapılıp yapılmadığı hususlarında rapor düzenlenmek üzere SMMM ... ile vergi konusunda uzman bilirkişi .....'den oluşan bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, bilirkişi heyeti tarafından 10/03/2026 tarihli rapor tanzim edilerek mahkememiz dosyasına ibraz edilmiş;
10/03/2026 tarihli bilirkişi raporunun incelenmesinde özetle;"...Dosyaya mübrez bilgi, belge, takip dosyası, davacı ticari defter ve belgeleri ile sınırlı olarak yapılan tespit, inceleme ve değerlendirmeler neticesinde; dava konusunun, davacının, davalı ile olan ticari ilişki dolayısıyla oluşan fatura alacağının kısmen tahsili amacıyla yürüttüğü takibe yapılan itirazın iptali talebinden ibaret olduğu, davacının 2024 yılı ticari defterlerinin lehine delil niteliğinin bulunduğu, davacının ticari defterlerine göre; takip tarihi itibariyle davacının davalıdan 87.512,00 TL alacaklı olduğu, takip konusu alacağın, davacı şirketin davalı şirkete düzenlemiş olduğu 22.04.2024 tarihli ... nolu 148.800,00 TL bedelli faturadan ödeme sonrası kalan 87.512,70 TL alacaktan kaynaklı olduğu, davalı şirket ticari defterleri ile ilgili olarak; davalı şirket tarafından sunulan 11.02.2026 tarihli beyan dilekçesi ile ticari defterlerin İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı bünyesinde incelenmek üzere teslim alındığının beyan edildiği, beyan dilekçesi ekinde sunulan belgeler kapsamında da 2022 yılı ticari defterlerin ibraz edildiğinin görüldüğü, davalı şirketin Mahkemece belirlenen incelemeye katılmadığı ve yerinde inceleme talebi bulunmadığından ihtilaf konusu 2024 yılı ticari defter ve belgeler üzerinde inceleme yapılamadığı, faturaya süresinde itiraz edilmemesi, faturanın kısmen ödenmesi ve aynı faturanın davalı tarafından BA formunda bildirilmiş olması birlikte değerlendirildiğinde, davacı lehine olağan ticari akışa uygun, kuvvetli ve birbirini teyit eden bir ispat kümesi oluştuğu, bu veri seti karşısında davalının faturayı ve fatura içeriğini kabul etmiş sayıldığı; en azından aksini yazılı delillerle ispat yükünün davalıya geçtiği, davalı tarafından faturanın sehven bildirildiğine, süresinde itiraz edildiğine, iade/düzeltme belgesi düzenlendiğine veya borcun tümüyle ifa edildiğine dair yeterli yazılı delil sunulamadığından, fatura içeriğinin ticari ilişkiye uygun olduğu ve bakiye alacağın mevcut bulunduğunun değerlendirildiği, dosyadaki sözleşme düzeni ve taraf anlatımları, bedellerin KDV hariç kararlaştırıldığını gösterdiği, bu kabul altında KDV'nin, asıl bedelin unsuru değil, ifa tarihinde yürürlükte bulunan orana göre ayrıca hesaplanan yasal yükümlülük olduğu, 22.04.2024 tarihli faturada ekstra iş bedeli ile ilgili tarihteki KDV'nin yer aldığı, davalının bu faturaya süresinde itiraz etmediği, faturayı BA formunda beyan ettiği ve faturanın bir bölümünün de ödendiği nazara alındığında; davalının, faturadaki KDV farkı kalemini de ticari kayıt ve beyan düzleminde benimsemiş olduğunun kabul edildiği, Neticeten; takip tarihi itibariyle davacının davalıdan 87.512,00 TL alacaklı olduğu" değerlendirme ve tespitlerinin yapıldığı anlaşılmıştır.
Bilirkişi raporu taraf vekillerine tebliğ edilmiş, davalı vekili tarafından bilirkişi raporuna karşı beyan ve itirazlarını içerir dilekçe sunulmuştur.
Davalı tarafça, verilen kesin süre içerisinde uyuşmazlık dönemine ilişkin ticari defter ve kayıtları Mahkememize sunulmamış, defter ve kayıtların Vergi incelemesinde olduğu beyanında bulunulmuş ancak davalı vekili tarafından sunulan dilekçe ekindeki tutanaktan sadece 2022 yılı ticari defterlerinin incelemeye sunulduğu görülmüştür.
İİK'nun 67. maddesinde "Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir." hükmüne yer verilmiştir.
İcra ve İflas Kanunu'un 67/2.maddesinde "Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir." hükmüne yer verilmiştir.
6102 sayılı TTK'nin 21/2 maddesinde "Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır." hükmü yer almaktadır.
"Faturanın tebliği şekle bağlı değildir, yazılı veya sözlü herhangi bir şekilde yapılabilir. Muhatap hazır ise kendisine elden verilmesi, değil ise herhangi bir şekilde gönderilmesi mümkündür. Ancak, uyuşmazlık halinde ispat kolaylığı açısından, fatura tebliğinin noter aracılığıyla ya da imza karşılığı elden tebliğ yolu ile ya da telgraf, teleks yolu ile veya PTT aracılığıyla ya da faks çekilmesi yahut güvenli elektronik imza ile elektronik posta gönderilmesi şeklinde yapılması uygundur. Faturaların borçluya tebliğ edilip edilmediği, itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenmeli, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir. Faturaların tebliğ edildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanamaması ya da kanıtlanıp da süresinde iade edildiğinin borçlu tarafça kanıtlanması halinde, borçlu taraf alacaklının hizmet vermediğini savunmakta ise, faturaya konu hizmetin verildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanması; borçlunun faturaları tebliğ alıp süresinden sonra iade etmesi halinde de faturanın alacaklı tarafça gönderilmesi şeklindeki icabı, borçlunun (faturayı defterine kaydetmemek ve hizmet almadığını savunmak suretiyle), kabul etmemesi ya da borçlunun faturayı kendi defterine kaydetmekle birlikte süresinde itiraz ve iade etmesi halinde hizmetin verildiğini yine alacaklının kanıtlaması gerekeceğinden, bu doğrultuda alacaklının delillerinin toplanıp değerlendirilmesi, şayet borçlunun faturaları kendi defterlerine kaydetmesi halinde alacaklının HMK'nın 222. (6762 sayılı TTK'nın 84. ve 85.) maddesi uyarınca alacağını ispatladığının kabul edilmesi gerektiği gözetilmelidir..." Yargıtay ... Hukuk Dairesi'nin ..... tarihli ..... E. ..... K. sayılı, Yargıtay .... Hukuk Dairesi'nin ...... tarihli ...... E. ..... K. sayılı, Yargıtay ...... Hukuk Dairesi'nin ..... tarihli ..... E. .... K. sayılı, Yargıtay ...... Hukuk Dairesi'nin ..... tarihli ..... E. ..... K. sayılı ilamları da aynı mahiyettedir.
Mahkememizce yapılan yargılama, iddia, savunma, sunulan ve toplanan deliller, yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler, Bakırköy .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyası, BA/BS formları, 10/03/2026 tarihli bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davacı tarafından faturadan kaynaklı bakiye alacaklı olduğu iddia edilerek davalı hakkında icra takibine girişildiği, davalı tarafça borca ve ferilerine itiraz edilmesi üzerine işbu itirazın iptali istemli davanın açıldığı, delil olarak ticari defterlere dayanıldığından TTK'nun 83 ile 85 ve HMK'nun 222'nci maddeleri uyarınca tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verildiği, davalı tarafça ihtara rağmen ticari defter ve kayıtların Mahkemeye sunulmadığı ve yerinin de bildirilmediği (defter ve kayıtların Vergi incelemesinde olduğu beyanında bulunulmuş ancak davalı vekili tarafından sunulan dilekçe ekindeki tutanaktan sadece 2022 yılı ticari defterlerinin incelemeye sunulduğu dikkate alınmak suretiyle), 10/03/2026 tarihli bilirkişi raporunda; davacının 2024 yılı ticari defterlerinin lehine delil niteliğinin bulunduğu, davacının ticari defterlerine göre; takip tarihi itibariyle davacının davalıdan 87.512,00 TL alacaklı olduğu, takip konusu alacağın, davacı şirketin davalı şirkete düzenlemiş olduğu 22.04.2024 tarihli ... nolu 148.800,00 TL bedelli faturadan ödeme sonrası kalan 87.512,70 TL alacaktan kaynaklı olduğu, faturanın kısmen ödenmesi ve aynı faturanın davalı tarafından BA formunda bildirilmiş olması birlikte değerlendirildiğinde, davacı lehine olağan ticari akışa uygun, kuvvetli ve birbirini teyit eden bir ispat kümesi oluştuğu, bu veri seti karşısında davalının faturayı ve fatura içeriğini kabul etmiş sayıldığı; dosyadaki sözleşme düzeni ve taraf anlatımlarının bedellerin KDV hariç kararlaştırıldığını gösterdiği, bu kabul altında KDV'nin, asıl bedelin unsuru değil, ifa tarihinde yürürlükte bulunan orana göre ayrıca hesaplanan yasal yükümlülük olduğu, 22.04.2024 tarihli faturada ekstra iş bedeli ile ilgili tarihteki KDV'nin yer aldığı, davalının bu faturaya süresinde itiraz etmediği, faturayı BA formunda beyan ettiği ve faturanın bir bölümünün de ödendiği nazara alındığında; davalının, faturadaki KDV farkı kalemini de ticari kayıt ve beyan düzleminde benimsemiş olduğunun kabul edildiği hususlarının tespit edildiği; takip ve dava konusu olan alacağa dayanak faturanın davalının BA formunda bildirilmiş olduğu, bu durumda davalının BA formu uyarınca dava ve takip konusu olan faturayı vergi dairesine bildirmiş olduğu nazara alındığında davalının artık fatura konusu hizmeti teslim almış olduğunun kabulü gerektiği, fatura konusu malların/hizmetin davalıya tesliminin kanıtlandığı, davalı tarafça ihtara rağmen ticari defter ve kayıtların Mahkemeye sunulmadığı ve yerinin de bildirilmediği, davalının ticari defterlerini sunmayarak davacının ticari defter kayıtlarının HMK'nın 222/3. maddeye göre lehine delil oluşturup oluşturmadığının tam olarak incelenebilmesine 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu 2. maddesi ile 6100 sayılı HMK' nın 29. maddesi kapsamında dürüstlük-hakkaniyet ilkesine aykırı bir şekilde engel olduğu anlaşılmakla; denetime uygun ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporu dikkate alınarak davacının ticari defter kayıtları ve BA/BS formları ile taraflar arasındaki ticari ilişkinin ve alacağın varlığının ispatlandığı sonucuna varılarak davalıya ispat yükü geçmediğinden yemin deliline dayanan davalıya yemin teklif etme şartlarının oluşmadığı değerlendirilerek, faturadan kaynaklı bakiye borcun ödenmediği, davacının icra takibi başlatmakta haklı olduğu sonuç ve vicdani kanaatine varılarak dava değeri üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde tüm hususları içerir hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
Davanın KISMEN KABULÜ ile,
Davalının Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın İPTALİ ile; takibin 87.512,70-TL asıl alacak üzerinden takipteki koşullarla DEVAMINA,
Fazlaya ilişkin istemin REDDİNE,
İcra takibine konu alacağın davalı tarafından bilinebilir, hesaplanabilir ve likit olması sebebiyle itirazın iptaline konu asıl alacak miktarının %20'si oranında (17.502,54-TL) icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Reddedilen kısım yönünden davalı vekilinin tazminat talebinin REDDİNE,
Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 5.977,99-TL harçtan peşin alınan 1.801,38-TL harç ile icra dosyasına yatırılan 437,56-TL peşin harcın mahsubu ile noksan kalan 3.739,05-TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
Davacı tarafça yatırılan 1.801,38-TL harç ile icra dosyasına yatırılan 437,56-TL peşin harç ve 615,40-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 2.854,34-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Arabuluculuk aşamasında Devlet Hazinesinden karşılanan 4.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanarak takdir olunan 3.816,36-TL'sinin davalıdan, bakiye 783,64-TL'sinin davacıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
Davacı tarafça yapılan ve ayrıntıları UYAP'ta kayıtlı bulunan tebligat, posta, talimat ve bilirkişi ücretinden oluşan 20.847,50-TL yargılama giderinin davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan 17.295,99-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmının kendi üzerinde bırakılmasına,
Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 17.969,59-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
Davacı tarafça yatırılan gider avansının (9.000,00-TL Bilirkişi Ücreti Hariç Olmak Üzere) karar tebliğ işlemleri tamamlandıktan ve karar kesinleştikten sonra kullanılmayan kısmının davacı tarafa resen iadesine,
HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine,
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere davacı vekilinin huzurda davalı vekilinin e duruşma sistemi ile yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 29/04/2026
Katip ....
¸¸
Hakim .....
¸¸