T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2025/962 Esas
KARAR NO: 2025/1125
DAVA:Tazminat(Yurtiçi Hava Taşımacılığından Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 14/10/2025
KARAR TARİHİ: 16/10/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 20/10/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Yurtiçi Hava Taşımacılığından Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili .....k'ın havaalanı yer hizmetleri çalışanı olduğunu, 29.07.2025 tarihinde, tatildeyken.... İstanbul-Antalya seferini yapan ..... sefer sayılı ..... tipi uçağında karşı taraf şirket tarafından görevlendirildiğini, İstanbul'dan 17.25'de kalkan uçağın teknik arızalar nedeniyle Antalya Havalimanına normalde ineceği platform yerine havalimanın çok uzak bir noktasına acil iniş yaptığını, müvekkili ile birlikte tüm yolcuların uçakta 10 dakika bekletildiğini, 10 dakika sonunda uçağın sağ kanat tarafından dumanların çıkmaya başladığının herkes tarafından görüldüğünü, hemen akabinde uçağın alev almaya başladığını, yolcuların güvenliğinden sorumlu uçuş ekibinin kriz yönetimini sağlayamayıp herkesi bir anda "acil çıkış" kapılarına yönlendirdiğini ve izdihama sebebiyet verdiğini, yolcuların tahliye için açılan slaytın dahi yere tam olarak erişemediği bir noktada, 5 ila 6 metrelik yükseklikten aşağı atlamalarının istendiğini, bunlar olurken müvekkilinin vücut bütünlüğünün zarar gördüğünü ve yaralandığını, müvekkili nezdinde maddi zararlarla birlikte, giderilmesi güç ve büyük manevi acılar da doğduğunu, müvekkili ile davalı arasında uçak biletinin satın alınmasıyla başlayan bir akit doğduğunu, bu akidin TTK m. 850'de de zikredilen "taşıma sözleşmesi" şeklinde isimlendirildiğini, maddeden anlaşılabileceği gibi taşıma işlerinin ticari işler olduğunu, bu sebeple konuya ilişkin uyuşmazlıkların mutlak ticari dava olduğunu, Hava yolu taşımacılığına ilişkin özel hükümlerin ise 2920 Sayılı "Türk Sivil Havacılık Kanunu" ve "Uluslarası Sözleşme olan Montreal Konvansiyonu (Varşova Sözleşmesi)" ile düzenlendiğini, 2920 Sayılı Kanunun "İç Hat Taşıma Sözleşmesi" bölümünde düzenlenen "Uygulanacak hükümler" başlıklı 106. Maddesi hükmünün "Havayolu ile yurt içinde yapılacak taşımalarda; bu Kanunda hüküm bulunmadıkça, Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası anlaşmaların hükümleri ve bu anlaşmalarda da hüküm bulunmadığı hallerde, Türk Ticaret Kanunu hükümleri uygulanır." düzenlemesi bulunduğunu, 29.07.2025 tarihinde uçakta çıkan yangın esnasında müvekkili ......'ın can güvenliğine yönelik hiçbir önlem alınmaksızın yaklaşık 5-6 metrelik yükseklikten atlamaya zorlanarak hayati bir tehlike atlattığını, bu esnada vücudunda yanıklar oluştuğunu ve düşmenin etkisiyle travmatik yaralanmalara maruz kaldığını, kazanın ardından düzenlenen raporların vücutta oluşan yaraları tıbben kayıt altına aldığını, yaşanan bu olay neticesinde vücudunda kazadan kaynaklanan yaralanmalar var olup üstün belirgin ve kalıcı izler taşıdığını, bu doğrultuda kaza nedeniyle maruz kalınan yanık ve yaralanmaların tedavisi için yapılan tüm masraflar ile vücutta kalan kalıcı izler sebebiyle doğan ve doğacak olan tüm maddi kayıplarının tazminini talep ettiklerini, uğranılan zararın yalnızca vücut bütünlüğünün bozulması gibi sebeple sınırlı olmadığını, asıl ve en ağır hasarın müvekkilinin manevi bütünlüğünde meydana geldiğini, bu durumun etkilerinin kendisinin bir yer hizmetleri çalışanı olması sebebiyle katlanarak arttığını, geçimini sağladığı mesleğinin merkezinde uçaklar ve havayolu taşımacılığı hizmetleri olduğunu, dolayısıyla kazanın ardından artık durumun kendisi için bir korku ve anksiyete kaynağına dönüştüğünü, kazanın bir diğer sonucu olarak müvekkilinde uçaklara karşı bir fobi başladığını, bu fobinin her gün işine gitmesini, uçakların yakınında bulunmasını ve mesleğini icra etmesini zorlayıcı kılan bir duruma çevirdiğini, müvekkilinin çalıştığı her anda onun için travmaya dönüşmüş olan anları hatırladığını, bu fobinin aynı zamanda en temel seyahat özgürlüğünü dolaylı olarak elinden aldığını, müvekkilinin artık bir yolcu olarak dahi uçak yolculuğu yapamaz hale geldiğini, böyle bir ihmalin, böyle bir durumun tekrar yaşanmayacağına dair bir düşüncesi ya da güveni kalmadığını, yaşadığı bu travmanın sadece psikolojisini değil, doğrudan mesleğini ve dolayısıyla tüm hayat düzenini ve geleceğini tehdit ettiğini, üstelik bu durumun müvekkilinin izin gününe, tatil yolculuğuna denk gelmesinin de ayrı bir arttırım olarak görülmesi gerektiğini, müvekkilinin uzun zamandır hevesle beklediği bu yolculuğu ve tatili istediği gibi yaşayamadığını, fiziki yaranmalarının yanında manevi dünyasında da büyük kayıplar (korku, hayal kırıklığı, travma, heves kaybı vb. duygular) yaşadığını, davalı şirketin büyüklüğü ve kamuoyundaki imajı karşısında, müvekkilinin yaşadığı mağduriyeti bir nebze olsun dengeleyecek, adaletin tecelli ettiği hissini verecek bir miktarın manevi tazminat olarak takdir edilmesinin hakkaniyet gereği olduğunu, ayrıca davalının Türkiye'nin bayrak taşıyıcı havayolu olarak kamu nezdinde yüksek bir güven ve itibara sahip olduğunu, bu konumun şirkete sıradan bir işletmeden daha ağır bir özen ve sorumluluk yüklediğini, bu itibarın can güvenliğini tehlikeye atan bir kaza ile sarsılmasının ihlalin ağırlığını artırdığını ve bu durumun tazminat miktarında dikkate alınması gerektiğini, TSHK 123, 124, 125 ve 126. maddelerinin taşıyıcının sorumluluğunu düzenlediğini, bu maddelere göre taşıyıcının sorumluluk türünün kusursuz sorumluluk olduğunu iddia ederek; fazlaya ilişkin her türlü dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla; davanın kabulüne, şimdilik 100,00 TL maddi tazminatın olay tarihi olan 29.07.2025'ten itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsil edilerek taraflarına ödenmesine, müvekkilinin yaşadığı derin acı, elem ve ruhsal çöküntü nedeniyle 150.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 29.07.2025'ten itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsil edilerek taraflarına ödenmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, havayolu ile yolcu taşıma sözleşmesinden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 1. maddesinde; "Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir." hükmü yer almaktadır. HMK 114/1.c maddesi uyarınca "Mahkemenin görevli olması" dava şartlarından olup, HMK 138 maddesi dikkate alınarak dava şartlarının öncelikle karara bağlanması gerekmektedir. HMK 115. maddesinde ise "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir..." düzenlemesi yer almaktadır.
28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun'un 3/1- k maddesine göre tüketici; ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi olarak, 3/1-l maddesine göre tüketici işlemi; mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere, ticari veya mesleki amaçlarla hareket veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekalet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dahil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlem olarak ifade eder.
Yine anılan Kanun'un 73/1. maddesi uyarınca, tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemelerinin görevli olduğu, 83/2. maddesi uyarınca ise taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu kanunun göreve ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği hükme bağlanmıştır.
Yargıtay ...... Hukuk Dairesi'nin 05/02/2018 gün ve .... E.-.... sayılı kararında da belirtildiği üzere, ticari ve mesleki olmayan amaçla havayolu ile yolculuk yapılması durumunda tüketici mahkemesinin görevli mahkeme olduğu belirtilmiştir.
Somut olayda dosya kapsamında yapılan değerlendirmede; davacının İstanbul-Antalya uçuşunu gerçekleştirmek üzere davalı şirketten bilet satın aldığı, dava dilekçesindeki anlatım ve dosyadaki bilgilerden bahsi geçen seyahatin mesleki ve ticari bir amaç kapsamında yapılmış olduğuna yönelik bir iddia ve delil bulunmamakla, tatil amacıyla yapıldığının dava dilekçesinde açıkça belirtildiği, davacının tüketici sıfatının bulunduğu, taraflar arasındaki taşıma sözleşmesinin tüketici işlemi niteliğinde olduğu, bu nedenle davaya bakma görevinin Tüketici Mahkemesine ait olduğu, uyuşmazlığa TTK'nın yolcu taşıma hükümlerinin ya da Montreal Konvansiyonu hükümlerinin uygulanacak olmasının görevli Mahkemenin tayininde önem arz etmediği, davacının tüketici olması ve taşıma işleminin de yasada belirlenen tüketici sözleşmelerinden olması karşısında, bu uyuşmazlığa uygulanacak kanun veya sözleşmelerin tüketici mahkemesince de uygulanabileceği, Konvansiyon veya TTK'nın taşımaya ilişkin hükümlerinin tüketici mahkemesince uygulanmasını engelleyen herhangi bir hüküm bulunmadığı, tüketici işlemi sayılan ve bu nedenlerle tüketici mahkemesinin görev alanında kalan uyuşmazlıkların ticari dava kapsamında olmadığı, bu nedenle uyuşmazlığın Tüketici Mahkemeleri görev alanına girdiği, mahkememizin görevsiz olduğu anlaşılmakla; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun "Görevin Belirlenmesi ve Niteliği" başlıklı 1. maddesinde, mahkemelerin görevinin ancak kanunla düzenleneceği ve göreve ilişkin kuralların kamu düzeninden olduğu belirlendiğinden bu hususun mahkemelerce yargılamanın her aşamasında kendiliğinden dikkate alınması gerektiği dikkate alınarak mahkememizin görevsizliğine, dava dilekçesinin HMK 114/1-c maddesine istinaden 115/1-2 gereğince görev yönünden usulden reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Davacının açtığı davada, mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla; açılan davanın, HMK'nun 115/2.maddesi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden REDDİNE, mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
2- 6100 Sayılı HMK nın 20/1. maddesi 1. cümlesi uyarınca, kararın kesinleşmesine müteakip talep halinde, dosyanın ve eklerinin görevli mahkeme olan BAKIRKÖY NÖBETÇİ TÜKETİCİ MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,
3- 6100 Sayılı HMK nın 20/1. maddesi 1. cümlesi uyarınca, taraflardan herhangi birinin kararın kesinleşmesinden itibaren iki (2) haftalık yasal süre içerisinde Mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde, dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesine,
4- 6100 Sayılı HMK nın 20/1. maddesi 2. cümlesi uyarınca, taraflardan herhangi birinin kararın kesinleşmesinden itibaren iki (2) haftalık yasal süre içerisinde Mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmemesi halinde, dava dosyasının re'sen ele alınarak, açılmamış sayılmasına karar verilmesine, bu hususun taraflara ihtaratına, (Gerekçeli hükmün tebliği ile ihtaratına)
5-6100 Sayılı HMK nın 331/2.nci maddesi 1. cümlesi uyarınca, bu dava dosyasına ilişkin harç ve yargılama giderlerinin görevli mahkemede değerlendirilmesine,
6-Dava dosyasının kesinleşmesi üzerine, iki (2) haftalık yasal süre içerisinde, taraflardan herhangi birinin, ilgili mahkemeye dava dosyasının gönderilmesini talep etmemesi halinde, ilgili dava dosyasının mahkeme Yazı İşleri Müdürü tarafından mahkeme hakiminin önüne getirilmesine,
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde tarafların/vekillerinin yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 16/10/2025
Katip .....
e-imza
Hakim ....
e-imza