T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2014/742 Esas
KARAR NO : 2025/693
DAVA : Tazminat
DAVA TARİHİ : 13/09/2014
KARAR TARİHİ : 11/07/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 02/09/2025
Davacı tarafından mahkememize açılan dava dosyasının incelenmesi sonunda;
İSTEM:
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin, yurtiçinde ve yurtdışında mobil tuvalet ve her türlü kabinli sistemler ile tuvalet, duş ve benzeri hizmetleri vermekte olduğu, 2003 yılından bu yana yurtiçinde ve yurtdışında faaliyet gösterdiği, müvekkili Şirketin, kendi sektöründe, Türkiye'nin en tanınmış ve öncü firmalarından biri olduğunu, davalılardan ...'in 18.11.2004 tarihinden 14.07.2010 tarihine kadar müvekkili şirkette imzaya yetkili yönetici sıfatı ile çalışmış olduğunu, 14.07.2010 tarihinde istifa dilekçesi sunmak suretiyle işten ayrıldığını, davalılardan ... ...'ın, diğer davalı ...'in kayınvalidesi olduğunu, ... Kiralama Organizasyon ünvanlı şirketin, ... tarafından anılan davalı adına kurulduğunu, diğer davalı ...'ün, 21.11.2007 tarihinden 30.04.2009 tarihine kadar müvekkili şirkette, 05.01.2010 tarihinden 30.06.2010 tarihine kadar müvekkili şirketin diğer bir grup şirketinde çalıştığını, 30.06.2010 tarihinde kendi isteği ile işten ayrıldığını, davalıların, müvekkili şirketin tüm müşteri portföyü ile ticari sırlarına vakıf olduğunu, firmanın pazarlama ve satış bölümünde yetkili temsilcilik ve satış görevlerini yürüttüklerini, davalılardan ...'in imzaya yetkili olduğu, müvekkili şirket adına ihalelere katılma ve teklif verme salahiyetini de haiz olduğunu, davalılardan ...'in, müvekkili şirketin iştigal alanına giren ve aynı sektörde faaliyet gösteren ... Kiralama ve Organizasyon unvanlı şahıs şirketini 15.10.2009 tarihinde (müvekkili şirkette çalıştığı dönem içerisinde) eşi ..... 'in annesi ... ... üzerine kurduğu ve diğer davalılar ... ile ...'un ise işbu şirket adına fiilen çalışmaya başladıklarını, davalıların, müvekkili şirkette çalıştıkları dönem ve sonrasında, pozisyonları gereğivakıf oldukları ticari sırları, müvekkili şirket aleyhine, ... Kiralama Organizasyon unvanlı şirket lehine kullanarak müteaddit defalar haksız kazanç elde ettiklerini, davalıların işbu eylemlerinin hukuki anlamda tazminatı gerektirir nitelikte olduğu gibi cezai anlamda da açıkça suç teşkil ettiğini, nitekim davalıların haksız kazanç elde etmeye yönelik işbu eylemleri sebebiyle davalılar hakkında nitelikli dolandırıcılık, ihaleye fesat karıştırma ve suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçlarından dolayı suç duyurusunda bulunulduğunu, soruşturmanın Şişli Başsavcılığı'nın .... Haz. No.lu dosyası üzerinden devam ettiği, davalıların imzalamış oldukları Hizmet Sözleşmesinde rekabet yasağı düzenlendiğini, davalıların sözleşmede düzenlenen rekabet yasağı hükmünü açıkça ihlal ettiklerini, bu halde sözleşmede yer alan cezai şartı ödemekle yükümlü olduklarını, ... ... dışındaki diğer davalıların imzalamış oldukları Hizmet Sözleşmesi'nin “Rekabet Yasağı” başlıklı 8. maddesinde “Personel, anlaşma bittikten 10 sene sonra firmaya direkt veya endirekt kendi ya da başkasının hesabına, kendi ismine ya da başka isme kurduğu veya ortak olduğu firmalarla veya bu firmalarda sigortalı ya da sigortasız bilfiil çalışmak suretiyle Türkiye Cumhuriyeti sınırlarında rekabet yapamazlar. Bu rekabet yasağı anlaşmasına uymayan taraf 75.000-Euro kadar sözleşme cezası ödemek durumundadır. Bu bedel bir kere ödendikten sonra rekabet yasağı devam eder. O takdirde bu yasağa uyulmayan her ay için 50.000 Euro ödemek durumunda kalırlar. Personel, kendisi ya da suni şahsiyetler vasıtasıyla bu rekabet yasağını delemezler.” şeklinde hükmün mevcut olduğunu, davalıların işbu rekabet yasağına açıkça aykırı davrandığını, davalılardan ...'in, kayınvalidesi ... ... üzerinden, müvekkili şirketin iştigal alanında şahıs şirketi kurduğunu, diğer davalıların da bu şirkette fiilen çalıştıklarını, Hal böyle iken, ... ... dışındaki diğer davalıların, sözleşmede kararlaştırılan rekabet yasağına aykırı davrandığı sabit olup davalıların en az 75.000-Euro olmak üzere, Sözleşmenin ilgili hükmü kapsamında, Sayın Mahkemece tespit edilecek miktardaki cezai şartı müvekkili şirkete ödemekle yükümlü olduğunu, davalılardan ...'in, müvekkili şirkette yönetici sıfatı ile çalışırken, NATO'ya bağlı .... 'un düzenlediği ihaleye hem, müvekkili Şirket adına hem de ... Kiralama Organizasyon unvanlı şirket adına “yetkili” sıfatı ile katıldığı, davalının yalnızca bu eyleminin dahi haksız rekabet teşkil ettiğini, 05.05.2010 tarihinde, NATO'ya bağlı ...., “... Tatbikatı için Mobil Sahra Tuvaleti Kiralama” işi için bir ihale açıldığını, müvekkili şirketin söz konusu ihaleye katıldığını, işbu ihaleye ilişkin teklifi de müvekkili şirkette en üst düzey yetki ve sorumluluğu haiz yönetici sıfatı ile çalışan ...'in hazırladığını ve bizzat kendisinin müvekkili şirket yetkilisi olarak ihaleye katıldığını, davalıların, müvekkili şirketin satış departmanı yetkilisi ve sorumlusu olarak çalıştıkları dönemde müvekkili şirket adına katıldığı söz konusu ihaleye, ... ... üzerine kurulan ... Organizasyon firması adına da katıldığı, müvekkili ... A.Ş. için verdikleri teklifi yüksek, ... Kiralama ve Organizasyon firması için verdikleri teklifi ise daha düşük tutarak ihaleyi ... Kiralama ve Organizasyon firmasının kazanmasını sağladıklarını, davalıların haksız rekabet teşkil eden bu eylemleri sebebiyle müvekkili şirketin söz konusu ihaleyi kaybettiğini, ...'in, söz konusu ihaleye ... Kiralama ve Organizasyon firması adına katıldığı dönemde müvekkili Şirkette tüm müşteri portföyü, ticari sır niteliğindeki bilgi ve belgelerin tümünü düzenlemek, her türlü ihaleye girmek, teklif tutarını belirlemek, teklif vermek ve sözleşme yapmak yetki ve sorumluluğunu haiz yönetici sıfatı ile fiilen ve resmi olarak çalıştığını, aynı dönem içerisinde, kayınvalidesi ... ... üzerine kurdurduğu ticari işletme ile söz konusu ihaleye katılan ... ve diğer davalıların, müvekkili Şirketin tüm işlerinde vereceği teklifi belirlemek suretiyle müvekkili şirketin gizli tutulması gereken bilgilerini ifşa ederek, kendi kurdukları şirket lehine kullanarak haksız kazanç elde ettiklerini, davalıların, yukarıda belirtilen ihaleler dışında daha birçok ihale ve çok sayıda organizasyona yine müvekkili şirkete ait ticari sırları kullanmak suretiyle haksız kazanç elde ettiklerini, davalı ...'in .... markasını kullanan ... Kiralama ve Organizasyon Şirketi'nde Satış ve Pazarlama Müdürü sıfatı ile faaliyet gösterdiğini, ekte sunulan “Şirket Tanıtım Kataloğu” ve ...'e ait kartvizitten de açıkça anlaşıldığını, davalıların müvekkili şirketten ayrıldıktan sonra da haksız rekabet teşkil eden eylemlerine devam ettikleri, örneğin müvekkili şirket daha önce müteaddit defalar ... Genel Müdürlüğü tarafından düzenlenen mobil tuvalet kiralama ihalesine katılmış ve kazanmış, bu süreci, o dönemde yetkili sıfatı ile çalışan davalılardan ...'in bizzat takip ettiği, hatta ihale sonucunda ... Genel Müdürlüğü ile akdedilen sözleşmeleri bizzat kendisinin, müvekkili şirket adına imzaladığı, Davalı ...'in, işbu sözleşmelerin imzalanmasından çok kısa bir süre sonra, müvekkili Şirketteki istifasının ardından, ... Kiralama ünvanlı firmanın yetkilisi olarak ...'nin düzenlediği ihaleye katıldığını ve müvekkilinin verdiği ihale fiyatını ve her türlü ticari sırrını, lehine kullanmak suretiyle, ihaleye ... Kiralama adına teklif vererek ve bu ihaleyi haksız rekabet etmek suretiyle kazandığını, Davalıların işbu haksız rekabet teşkil eden hatta neredeyse ticari faaliyeti önlemeye yönelik işbu eylemlerinin önlenmesi ve müvekkili şirketin uğradığı zararın giderilmesinin zorunluluk arz ettiğini, zira müvekkili şirketin, yalnızca bu ihale sebebiyle uğradığı zararın dahi 63.000-TL civarında olduğunu, davalıların, halen müvekkili şirketten elde ettikleri bilgileri haksız ve hukuka aykırı olarak kullanmak ve hatta müvekkili Şirket ile ortak kuruluş imajı vermek suretiyle müvekkili şirketin müşterileri ile iletişime geçtiği ve haksız kazanç elde etmeye devam ettiğini, davalıların planlı şekilde uyguladıkları eylemlerin açıkça haksız rekabet teşkil ettiğini, haksız rekabetin Türk Ticaret Kanunu'nun 56 vd. maddelerinde düzenlendiği, TTK'nın 56. maddesine göre “haksız rekabet”in, iktisadi rekabetin objektif hüsnüniyet kaidelerine aykırı bir şekilde her türlü suiistimal olduğunu, Türk Ticaret Kanunu'nun 57/3. maddesinin; “Kendi şahsi durumu, emtiası, iş mahsulleri, ticari faaliyeti veya ticari işleri hakkında yanlış veya yanıltıcı malumat vermek veyahut; üçüncü şahıslar hakkında aynı şekilde hareket etmek suretiyle rakiplerine nazaran onları üstün duruma getirmek şeklinde olduğunu, 57/5.maddesinin; “Başkasının emtiası, iş mahsulleri, faaliyeti veya ticaret işletmesiyle iltibaslar meydana getirmeye çalışmak veya buna müsait bulunan tedbirlere başvurmak, hususiyle başkasının haklı olarak kullandığı ad, unvan, marka, işaret gibi tanıtma vasıtalarıyla iltibasa meydan verebilecek surette, ad, unvan, marka, işaret gibi tanıtma vasıtalar kullanmak veyahut iltibasa meydan veren mallan, durumu bilerek veya bilmeyerek, satışa arz etmek veya şahsi ihtiyaçtan başka her ne sebeple olursa olsun elinde bulundurmak" şeklinde olduğunu, 57/8. maddesinde ise; Hüsnüniyet kaidelerine ayıkın bir şekilde elde ettiği veya öğrendiği imalat veya ticaret sırlarından haksız yere faydalanmak veya onları başkalarına yaymak fiillerinin hüsnüniyet kaidelerine aykırı fiiller olarak sayıldığını, davalıların eylemlerinin 57. maddenin işbu bentleri kapsamında haksız rekabet teşkil ettiğini, davalıların, müvekkili şirkette çalışırlarken elde ettikleri müşteri bilgilerini kullanarak müşterilerle iletişime geçerek ve müşteriler nezdinde sanki müvekkili şirketin grup şirketiymiş ya da yan kuruluşuymuş izlenimini vererek haksız kazanç elde etmeye çalıştığını, davalıların işbu eylemlerinin Türk Ticaret Kanunu'nun 57/3. maddesine göre haksız rekabet teşkil ettiğinin izahtan vareste olduğunu, davalıların haksız rekabet teşkil eden bu eylemlerinin, ... Kiralama Organizasyon firmasının müvekkili şirketin yan kuruluşu olduğunu sanan müşterilerinin müvekkili şirketle iletişime geçerek bu hususu beyan etmesi ile ortaya çıktığı, görüldüğü üzere kendi şahsı ve emtiası, ticari münasebetleri ve eserleri hakkında aldatıcı beyan ve tutumlarla yanlış ve yanıltıcı bilgi vermek suretiyle haksız rekabette bulunma hali söz konusu olup bu hususun TTK'nın 57/3. maddesinde açıkça düzenlendiğini, davalıların, müvekkili şirketin ticari itibarından ve markasından yararlanarak haksız menfaat elde ettikleri, Davalıların, müşteriler nezdinde iltibasa meydan vermek suretiyle müvekkili şirketin yıllarca çalışarak oluşturduğu haklı itibarına, hukuka aykırı olarak ortak olmaya çalıştığını, doktrinde, bir tacirin şahsı, faaliyeti veya emtiası yerine bir diğer tacirin şahsı veya emtiasının müşteri tarafından karıştırılmasına ve taklit edilmiş olan o malın asıl alınmak istenen mal yerine yanlışlıkla alınmasına imkan hazırlayan her türlü hareket ve beyanların “iltibas” olarak kabul edildiği, Davalıların da müvekkili şirketin yan kuruluşuymuş ya da bağlı kuruluşuymuş izlenimi vererek ürün ve hizmetlerinin müvekkili şirket kalitesinde olduğu kanaatini uyandırdığı ve iltibasa neden olduğu, Davalıların işbu eylemlerinin TTK'nın 57/5. maddesinde açıkça haksız rekabet hallerinden biri olarak düzenlenmiş olduğunu, davalıların, Müvekkili Şirketin ticari sırlarından haksız yere yararlanmakta ve onları başkasına yaymakta olduğu, işbu eylemlerin açıkça TTK'nın 57/8. maddesine göre de haksız rekabet teşkil ettiği; Davalıların, müvekkili şirkette çalışırken, pozisyon ve görevleri gereği vakıf oldukları müvekkili şirkete ait ticari sırları kullanarak ihalelere katıldığı, bu sırları başkalarına yaydığı, müşteri potansiyelini çekmeye çalıştığı ve haksız menfaat elde ettiğini, davalıların bu eylemlerinin TTK'nın 57/8. maddesinde açıkça haksız rekabet olarak düzenlenmiş olduğunu, Nitekim Yargıtay ... Hukuk Dairesinin .... E., ... K. sayılı, 07.10.2004 tarihli kararında da; "Mahkemece, sunulan ve toplanan kanıtlar, tanık anlatımları ile bilirkişi raporuna dayanılarak, davalı ... ün davacı şirkette çalışırken BK. nın 348 nci maddesine uygun olarak verdiği taahhütnameyle davacının sattığı ürünlerin benzerlerini üretip satışını dolaylı veya dolaysız olarak yapmayacağını kabul etmesine karşın 26.11.1997 tarihinde kurduğu ve müdürü olduğu davalı şirket aracılığı ile daha önce öğrendiği davacının müşteri potansiyelini ve pazarlama ağını davalı şirkete çekmeye çalışarak TTK.nun 57/8 maddesi anlamında haksız rekabette bulunduğu, bir tür haksız eylem olan TTK.nun 57/8 maddesi hükmü anlamında haksız rekabetin sabit görüldüğü...” şeklinde hüküm kurularak, müşteri potansiyelini çekmeye çalışma eyleminin haksız rekabet teşkil ettiğinin açıkça hükme bağlandığını, davalıların, rekabet yasağına aykırılık ve haksız rekabet teşkil eden eylemlerinin halen devam ettiğini, müvekkilinin telafisi imkansız zararlarının önlenmesi bakımından, rekabet yasağına aykırılığın ve haksız rekabetin tedbiren önlenmesine karar verilmesini, davalıların yukarda ayrıntılı olarak belirtilen eylemleri sebebiyle müvekkilinin, maddi olarak zarara uğradığı gibi manevi olarak da ciddi zararlara uğradığını, açıklanan nedenlerle, huzurdaki davanın kabulü ile tedbir kararı verilmek suretiyle, rekabet yasağına aykırılığın ve haksız rekabetin önlenmesini, taraflar arasında akdedilen Hizmet Sözleşmesi'nin 8. maddesi uyarınca 75.000-Euro cezai şartın ayrı ayrı tahsili zımnında, davalılar ..., ... ve ...'dan ayrı ayrı şimdilik 10.000-Euro olmak üzere toplamda 30.000-Euro cezai şartın ,dava tarihinden itibaren işleyecek, Euro ile açılmış 1 yıl vadeli mevduat hesaplarına ödenen azami faizi ile birlikte, ödeme günündeki Türk Lirası karşılığının tahsilini, davalıların haksız rekabet teşkil eden eylemleri sebebiyle şimdilik 20.000-TL maddi tazminatın, 05.05.2010 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek reeskont faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini, davalıların haksız rekabet teşkil eden eylemleri sebebiyle 100.000-TL manevi tazminatın, 05.05.2010 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek reeskont faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava ettiği görülmüştür.
YANIT:
Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; dvacı Şirket vekilinin, davalıların davacı şirkette çalışmış olduklarını beyanla müvekkillerinin bu şirkette firmanın satış ve pazarlama bölümünde çalıştıklarını ayrıca müvekkillerinin firmanın ticari sırlarına vakıf olduklarını ileri sürdüğünü, hatta müvekkillerinden ...'in imzaya yetkili olduğu ve firma adına ihaleye katılma teklif verme yetkisinde olduğunun beyan edildiği, ancak müvekkili ...'in, Davalı işveren .... Şirketi'nin bünyesinde 01.10.2004-14.07.2010 tarihine kadar çalıştığını, çalışması süresince Davalı ...'in hiçbir zaman imza yetkisi ve/veya firma adına ihalelere teklifte bulunma yetkisi bulunmadığını, davalı ...'in işyerinde hafta içinde satış ve operasyonel faaliyetlerde ve genellikle hafta sonları yapılan çeşitli alanlardaki etkinlik alanlarına seyyar tuvalet temini işlerinde çalıştığını, aynı şekilde, konserler, araba/motor yarışları, tanıtımlar gibi çok sayıda kişinin davetli olduğu ve hafta sonları gerçekleşen etkinlik alanlarına seyyar tuvalet sağlanmasında "scf/sorumlu” olarak görev aldığını, davacı vekilinin iddialarının aksine ...'in imza ve temsil yetkisi bulunmadığını, davalılarca iş sözleşmeleri haklı nedenle istifaya dayalı olarak sona erdirildiğinden, rekabet etmeme yasağına ilişkin hükümlerin geçerli olmadığı, rekabet yasağı sözleşmesinin, mahal açısından geçerli bir sınırlandırma bulunmadığı için geçersiz olduğunu, Nitekim Yargıtay'ın, rekabet yasağı sözleşmeleri ile ilgili vermiş olduğu kararlarında, tüm ülkeyi kapsayan rekabet yasağı sözleşmelerinin geçersiz olduğu cihetinde müstakar kararlar verdiğini, rekabet yasağı sözleşmesinin, 10 yıl süre ile fahiş tutarla yapıldığından geçersiz olduğunu, rekabet yasağı sözleşmesinde işin nevi açısından anlaşılabilir, denetime açık ve somut bir sınırlandırma olmadığı için Borçlar Kanununun 348'nci maddesine aykırı olduğunu, rekabet yasağı sözleşmesi, Borçlar Kanununun 348'nci maddesinde açıklandığı üzere; davalının müşteri tanıması ve işin sırlarına vakıf olması söz konusu olmadığı gibi davacının bir zararı da olmadığından, davalının ekonomik olarak mahvına neden olacağından geçersiz olduğunun tespitinin talep edildiğini, müvekkili ...'ün ise davacı şirkette 20.10.2007-30.06.2010 tarihine kadar çalıştığını, Müvekkili ... ...'ın ise davacı firmada hiçbir zaman çalışmadığını, görev almadığını, müvekkili ...'ün, davacı firmada çalışırken veya sonrasında, haksız kazanç elde edildiği ve rekabet yasağının ihlal edildiği iddia edilen ihalelerle ilgili hiçbir çalışması olmadığını, Müvekkili ...'in, davacı firmayı temsilen hareket etmediği ve hiçbir zaman davacı firmanın yetkili temsilcisi olmadığını, Müvekkili ...'in Genel Müdür yardımcısı olarak görev almadığı, tamamen şirket sahibinin talimat ve direktifleri doğrultusunda çalıştığını, Müvekkili ...'in NATO tarafından verilen seyyar tuvalet işine, Davacı şirket adına teklif verdiği, imza yetkisinin olduğu iddiasının da haksız ve kötü niyetli olduğunu, HMK 179 ve 181. maddelerinin amir hükümlerine aykırı ve usulüne uygun olmayan dava dilekçesinin iptalini, müvekkilleri ... ve ...'ün, Davacı şirkette işçi olarak çalışmış olması, bu davada ise iş sözleşmesi ve Borçlar Kanunu'nun 348. maddesine göre yine işçinin rekabet etmeme taahhüdüne aykırılıktan dolayı dava açılmış olmasından dolayı İş Mahkemeleri görevli olduğundan, dosyanın görev yönünden reddini, ... ... yönünden ise, tefriki talep edilen ... ve ...'ün davasının sonucuna göre davaya konu edilen 20.000 TL maddi tazminat ile 100.000,00 TL manevi tazminattan sorumlu tutulup tutulamayacağını belli olacağından tefrik edilecek dava sonucunun bekletici mesele yapılmasını iddia ve talep ettiği görülmüştür.
KANITLAR VE GEREKÇE:
-Dava, haksız rekabet iddiasıyla maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
-Tarafların iddia ve savunmalarının irdelenmesinde; davacı tarafın, davalıların şirket lehine ticari faaliyette bulunmaları gerekirken bulunmayarak davacı Şirketin hizmet verdiği veya verebileceği müşterileri hileli hareketlerle aldatarak, kurdukları (... markasını kullanan) ... Kiralama ve Organizasyon firmasını, davacı Şirketin yan kuruluşu olarak gösteren, bu yolla haksız kazanç sağlamak suretiyle davacı şirketi zarara uğratan davalıların rekabet yasağına aykırılık ve haksız rekabet teşkil eden işbu eylemlerinin önlenmesi ve davacı şirketin uğradığı zararın giderilmesi talebiyle işbu davayı ikame ettiği görülmektedir.
-İşbu davanın Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyası üzerinden ikame edilmiş, dava dilekçesi ile davacı tarafın davalıların ve dava dışı ... ile ...'ün rekabet yasağına aykırılık ve haksız rekabetten kaynaklı olarak cezai şart ile maddi ve manevi tazminata hükmedilmesini talep ettiği görülmüştür.
-Bakırköy .... .Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .... esas (Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... esas ) sayılı dosyası üzerinden 03/10/2012 tarihli karar ile ... ve ... yönünden görevsizlik kararı verildiği, adı geçen davalılara ilişkin davaya Bakırköy ... İş Mahkemesi'nin .... esas sayılı dosyası üzerinden devam edildiği görülmüştür.
-Tefrik edilen dosyada Bakırköy .... İş Mahkemesi'nin .... Esas .... Karar sayılı ilamı ile; ... ve ... aleyhine açılan davanın reddine karar verildiği görülmüştür.
-İlgili kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay .... Hukuk Dairesi'nin .... esas ... karar sayılı ilamı ile; "somut olayda davalı işçinin imzaladığı iş sözleşmesinde “rekabet yasağı taahhüdü" ile işten ayrıldığı tarihten itibaren 10 yıl süreyle Türkiye Cumhuriyeti sınırlarında rekabet etmemeyi taahhüt etmesine karşın; iş akdi sona erdikten hemen sonra aynı alanda faaliyet gösteren başka bir şirkette çalışması, gerek iş akdi devam ederken gerekse de sona ermesinden çok kısa süre sonra davacı firmanın müşteri çevresini de kullanarak buradan ihaleler alması ve bu şekilde rekabet yasağını ihlal ettiği iddiasına dayanmaktadır. Her ne kadar mahkemece rekabet yasağı sözleşmesinin uzun süreli olduğundan bahisle dava reddedilmiş ise de davalının rekabet yasağına konu eylemlerinin iş akdinin devam ettiği süre içerisinde ve ayrıca fesihten sonraki 2 sene içerisinde meydana geldiği anlaşıldığından rekabet yasağına aykırılık koşulu sabittir. Dolayısıyla davalının rekabet yasağına aykırılıktan dolayı cezai şart alacağı hüküm altına alınmalı ancak Türk Borçlar Kanunu'nun 182/3. madde hükmü gözetilmek suretiyle yasağın ihlali ve ağırlığı dikkate alınarak uygun bir indirime gidilmelidir. Ayrıca davacı şirketin maddi zararı oluşmuş ise tespit edilip hüküm altına alınması gerekirken yanılgılı değerlendirme ile davanın reddi hatalıdır." gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
-Bozma kararı sonrası Bakırköy ... İş Mahkemesi .... esas ... karar sayılı ilamı ile; "davanın kısmen kabulü ile; davacının net 675.000 Euro Cezai şart alacağının %60 hakkaniyet indirimi yapıldıktan sonra belirlenen net 270.000 Euro Cezai şart alacağının 10.000 Euro'sunun dava tarihi olan 17/01/2011 tarihinden bakiyesinin ıslah tarihi olan 05/10/2017 tarihinden itibaren isleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'den tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, davacının net 275.000 Euro Cezai şart alacağının 060 hakkaniyet indirimi yapıldıktan sonra belirlenen net 110.000 Euro Cezai şart alacağının 10.000 Euro'sunun dava tarihi olan 17/01/2011 tarihinden bakiyesinin ıslah tarihi olan 05/10/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'den tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine" karar verildiği görülmüştür.
-Kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay .... Hukuk Dairesi'nin .... esas .... karar sayılı ilamı ile; sair temyiz sebeplerinin reddine karar verilmiş, ancak "Davalılar ile imzalanan sözleşmelerde karşı edimin düzenlenmemesi, işçinin çalışma hakkının rekabet yasağına ilişkin sözleşmelerin yer, süre ve konu itibarıyla sınırlandırılmasını gerektirmesi, buna göre sözleşmelerdeki yer ve süre bakımından öngörülen sınırlama ile dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler hep birlikte değerlendirildiğinde; hüküm altına alınan cezai şart alacaklarından daha yüksek oranda indirim yapılması " gerekçesiyle yalnızca indirim oranı yönünden kararın bozulmasına karar verildiği görülmüştür.
-İstanbul .... Asliye Ceza Mahkemesi’nin 18/04/2019 tarih ... esas ... karar sayılı ilamı ile; “tüm sanıklar bakımından ticari sır bankacılık sırrı veya müşteki sırrı niteliğindeki bilgi ve belgelerin açıklanması suçundan beraatlerine karar verildiği, sanıklar ... ve ... hakkında ise güveni kötüye kullanma suçundan beraatlerine karar verildiği sanık ...'in üzerine atılı güveni kötüye kullanma suçundan ise cezalandırılmasına karar verilerek hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği bahse konu kararın katılan ve sanık ... tarafından istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesi'nin 05/12/2019 tarih ... esas , ....karar sayılı ilamı ile ile sanıklar ... ve ... yönünden ve uzlaştırma kapsamında olan ticari sır niteliğindeki belgelerin açıklanması suçu yönünden tüm sanıklar bakımından uzlaştırma işlemleri yapılması gerektiği gerekçesiyle kaldırıldığı görülmüştür.
-Kaldırma kararı üzerine yapılan yargılamada aynı mahkemenin .... Esas ... Karar sayılı ilamı ile; sanıklar ..., .... ve ... hakkında üzerlerine atılı "ticari sır, bankacılık sırrı veya müşteki sırrı niteliğindeki bilgi ve belgelerin açıklanması" suçundan beraatlerine, sanıklar ..., ... hakkında üzerlerine atılı "güveni kötüye kullanma" suçundan beraatlerine, sanık ...'in sabit görülen güveni kötüye kullanma suçundan cezalandırılmasına karar verildiği, işbu ceza hükmünün açıklanmasının geri bırakıldığı, verilen HAGB kararının kesinleştiği görülmüştür.
-İşbu dosyada verilen diğer kararların istinaf edilmesi üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Ceza Dairesi'nin .... esas ... karar sayılı ilamı ile; sanıklar ... ve ... hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan verilen beraat hükümlerine yönelik istinaf isteminin reddine karar verildiği, ancak sanıklar ..., ... ve ... hakkında ticari sır, bankacılık sırrı veya müşteri sırrı niteliğindeki bilgi veya belgeleri açıklamak suçundan verilen beraat hükümlerine ilişkin kararın kaldırıldığı ve zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilmesi gerektiği hususlarına yer verildiği görülmüştür.
-Dosyada mevcut bilgi ve belgelerince incelenmesinde; ... Kiralama-... ... ticaret sicil kaydına göre ... ...'ın ... Kiralama Organizasyon ünvanı ile İstanbul Küçükçekçekmece ... Mahallesi ... Caddesi No: 25 adresinde 08.10.2009 tarihinden itibaren mobil tuvalet kiralama organizasyon işleri ile meşgul olduğunun tescil edildiği görülmüştür.
-Davalı ... ile davacı şirket arasında akdedilen belirsiz süreli iş akdinin incelenmesinde; belirsiz süreli iş akdinde davalının iş tanımının yer almadığı ve sözleşmenin tarihsiz olduğu görülmüştür. İncelenen belirsiz süreli iş akdinde yer alan rekabet yasağı hükmü çerçevesinde ...'un iş akdinin sona ermesinden itibaren Türkiye sınırlarında geçerli olmak üzere 10 yıllık rekabet yasağının bulunduğu, rekabet yasağına uymayan tarafın 75.000,00 Euro ceza ödemekle yükümlü olduğu ve uyulmayan her ay için aylık 50.000,00 Euro ceza ödemekle yükümlü olduğu görülmüştür.
-Davalı ...'un SGK kayıtlarının incelenmesi neticesinde; işten çıkış tarihinin 30.04.2009 olduğu; bununla birlikte ...'un istifa dilekçesinde 08.03.2007- 25.08.2010 tarihleri arasında Davacı şirkette çalıştığının yani 25.08.2010 tarihinde istifa ettiğinin yazdığı görülmüştür.
-Davalı ... ...'ın davacı arasında iş akdinin bulunmadığı görülmüştür.
Mahkememiz dosyası dava dilekçesi, cevap dilekçesi dosya kapsamında yer alan Bakırköy .... İş Mahkemesinin ... Esas dosyasında alınan bilirkişi raporu, bu dosyada verilen karar üzerine Yargıtay ... Hukuk Dairesinin 23/09/2020 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı ilam ile diğer tüm bilgi ve belgeler değerlendirilmek suretiyle rekabet yasağına aykırılığın oluşup oluşmadığı, davacının bu sebeple davalı taraftan cezai şart eylemlerinin bulunup bulunmadığı, buna göre haksız rekabetin gerçekleşip gerçekleşmediği gerçekleşmiş ise davacı şirketin bu sebeple maddi bir zararının oluşup oluşmadığı, oluşmuş ise miktarının tespiti amacıyla bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, düzenlenen 11/04/2022 tarihli raporda özetle; davalı ...'un ... Genel Müdürlüğü'nün 27.10.2010 tarihli ihalesine ait dokümanları ... Kiralama adına teslim aldığı, ancak Davalı ...'un davacı şirketten 25.08.2010 tarihinde istifa ettiği anlaşıldığından davalı ...'un bu davranışının TTK m. 55/1-(c), 2. bendi kapsamında değerlendirilemeyeceğini, diğer davalı ... ... davacı şirkette hiçbir zaman çalışmamış olduğundan, ... ...'ın TTK m. 55/1-(c), 2. bend kapsamında değerlendirilmesinin mümkün olmadığını, davalı ...'un 04-08 Ağustos 2010 tarihleri arasında gerçekleşen ... Festivali'ne ilişkin dosyada mevcut yazılı ve imzalı beyanının, kendisinin davacı şirketle iş akdi devam ederken rekabet yasağına aykırı davrandığına delalet ettiği, zira dosya münderecatından davalı ...'un davacı şirketten 25.08.2010 tarihinde istifa ettiği görüldüğünden, söz konusu festivalin davalı ...'un davacı şirketle iş akdi devam ederken gerçekleştiğinin anlaşıldığını, ancak Heyetimizde yer alan Sn Mali Bilirkişi tarafından davalı ...'un ... Kiralama firmasında çalışıp çalışmadığı, çalıştıysa hangi tarihlerde çalıştığı dosya münderecatından tespit edilemediğinden davalı ...'un (davacı şirketle iş akdi devam ederken) rekabet yasağına aykırı davranmak suretiyle TTK m. 55/1-(d) hükmünü ihlal edip etmediğinin ispata muhtaç olduğunu, diğer davalı ... ... ... ...'ın TTK m. 55/1-(d) hükmünü ihlal edip etmediğinin dosya içeriğinden anlaşılamadığını, dosya içeriğinde, davalı ...'un müşteriler nezdinde sanki ... Kiralama firması davacı şirketin grup şirketiymiş ya da yan kuruluşuymuş izlenimi verdiğine ya da davacı şirketin örneğin malları veya markası ile iltibasa yol açacak davranışlarda bulunduğuna dair somut bir delile rastlanmadığı, bu sebeple davalı ...'un TTK m. 55/1-(a), 4. bendini ihlal ettiği iddiasının ispata muhtaç olduğunu, diğer davalı ... ... bakımından da TTK m. 55/1-(a), 4. bendinin ihlal edildiğinin ispata muhtaç olduğunu, huzurdaki davada taraflar arasındaki hizmet sözleşmesinde yer alan (akdi) rekabet yasağı konu bakımından herhangi bir sınırlama içermediğinden geçersiz (kesin hükümsüz) olduğunu, ancak Mahkemece taraflar arasındaki hizmet sözleşmesinde yer alan (akdi) rekabet yasağının geçerli olduğu kanaatine varılması ihtimalinde; 27.10.2010 tarihinde yapılan ... ihale dokümanında ihale belgesinin ... Kiralama firması adına ... tarafından alınmış olmasının, davalı ...'un davacı şirketle iş akdi sona erdikten sonra rekabet yasağına aykırı davrandığına delalet ettiğini, ancak Heyetimizde yer alan Sn Mali Bilirkişi tarafından davalı ...'un ... Kiralama firmasında çalışıp çalışmadığını, çalıştıysa hangi tarihlerde çalıştığı dosya münderecatından tespit edilemediğinden, davalı ...'un (akdi) rekabet yasağına aykırı davranıp davranmadığının ve dolayısıyla kendisinden cezai şart talep edilebilip edilemeyeceğinin ispata muhtaç olduğunu bildirdikleri görülmüştür.
-Mahkememiz dosyası tarafların beyan ve itirazları doğrultusunda ek rapor düzenlenmesi amacıyla daha önce rapor veren bilirkişi heyetine tevdi edilerek rapor düzenlenmesi istenmiş, düzenlenen 18/01/2023 tarihli raporda özetle; dosyaya mübrez Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin kararı çerçevesinde “rekabet yasağı kaydının” geçersiz olduğu yönündeki kök rapordaki kanaatlerinden döndüklerini, davacınınvekilinin diğer itirazları hakkında ise kök raporda varılan kanaatlerde bir değişiklik bulunmadığını bildirdikleri görülmüştür.
-Bilirkişi kök raporu taraflara usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş, Mahkememizce alınan rapor dosya kapsamına uygun, denetime elverişli ve kanaat verici bulunmuştur.
-Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un genel gerekçesinde, genel olarak piyasa ekonomilerinde rekabet, kar, satış miktarı ve payı gibi belirli bazı hedeflere ulaşmak amacıyla ekonomik birimler arasında ortaya çıkan bir yarış veya karşıtlık şeklindeki ilişkiler süreci olarak tanımlanmıştır.
-Serbest piyasa ekonomilerinin temel prensibi olan serbest ticaret hakkı ve rekabet özgürlüğü Anayasa’nın 48/1 maddesinde “Herkes, dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetine sahiptir. Özel teşebbüsler kurmak serbesttir.” denilmek suretiyle vurgulanmıştır. Ancak ticaret serbestisi ve rekabet özgürlüğü, sınırsız rekabet hakkının bulunduğu anlamına da gelmemektedir. Bu nedenle haksız rekabeti düzenleyen kuralların amacı ve içeriği de rekabet özgürlüğünün sınırlarını göstermek ve bu sınırların aşılması durumunda başvurulabilecek hukukî yolları tespit etmektir.
-Haksız rekabet kuralları, rekabet hakkının dürüstlük kuralları çerçevesinde kullanılmasını sağlamak ve rekabet hakkının kötüye kullanılmasını engellemek amacı ile sevk edilmiştir. Bu kurallar genel nitelikli ve her alanda uygulanabilecek hükümler içermekle birlikte rekabet hakkının, Türk Medeni Kanunu’nun 2. maddesi gereğince dürüstlük kurallarına uygun şekilde kullanılmasını sağlamaya çalışmaktadır (Arkan, Sabih: Ticari İşletme Hukuku, Ankara 2018, s. 350).
-Haksız rekabetten bahsedebilmek için iki unsurun bir arada bulunması gerekir. Bunlar tarafların ekonomik rekabet etme hakkının bulunması ve dürüstlük kuralına aykırılıktır. Yani haksız rekabetten söz edilebilmesi için ekonomik rekabetin dürüstlük kuralına aykırı olarak bozulması veya kötüye kullanılması gerekir.
-Hem 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda (6762 sayılı TTK) hem de 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda (6102 sayılı TTK) haksız rekabet kuralları, ticari nitelik taşısın taşımasın tüm haksız rekabet hâllerini kapsayacak şekilde ve son derece ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Olay ve dava tarihi itibariyle somut olaya uygulanması gereken 6102 sayılı TTK’nin 54. (6762 sayılı TTK’nin 56.) maddesinde haksız rekabete ilişkin amaç ve genel hükme yer verildikten sonra, aynı Kanun’un 55. (6762 sayılı TTK’nin 57.) maddesinde uygulamada sık karşılaşılan ve dürüstlük kurallarına aykırı olan bazı davranış ve fiil örnekleri sayılmıştır (Arkan, s. 350.).
-6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 54/2. maddesinde; "Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır." düzenlemesine yer verilmiştir. Bu madde ile hakime, çevreye, zamana ve günün ekonomik koşullarına uyan, uyarlanabilen geniş ve değişik bir kıstas verilmiştir. Kanunun amacı, ekonomik alanda doğruluk ve dürüstlük esaslarının ihlalini önlemek olup, 55. maddede de sınırlayıcı olmamak kaydıyla dürüstlük kuralına aykırı davranışlar ve ticari uygulamalar gösterilmiştir. Haksız rekabet hükümleri, sadece rakiplerin ekonomik çıkarlarını değil, rekabete dayalı ekonomik düzenin de korunmasını amaçlar.
-6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 55/(1)-a-4 maddesi gereğince “Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak” dürüstlük kuralına aykırı haksız rekabet hâli olarak belirtilmiştir. Buna göre, kişinin bir başkasının mal veya iş ürününün ya da ticaret unvanı veya markasının aynısını ya da benzerini kendi iş ve faaliyetinde ticari amaçla kullanması, ilgili malı veya iş ürününü piyasaya sunması karıştırılmaya (iltibasa) yol açar ve haksız rekabet teşkil eder. Aynı Yasa’nın 55/1a-1 maddesinde haksız rekabet olarak kabul edilen eylemlerden biri de ‘‘Başkalarını veya onların mallarını, iş ürünlerini, fiyatlarını, faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemek,’’ olarak düzenlenmiştir. Ayrıca müşterinin karar verme özgürlüğünü özellikle saldırgan satış yöntemleri ile sınırlamak da haksız rekabet olarak kabul edilmektedir.
-6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 54/2. maddesinde ‘’Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır. ‘’ hükmü düzenlenmiş,
-6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 56. maddesinde ise; haksız rekabet sebebiyle müşterileri, kredisi, meslekî itibarı, ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri zarar gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek olan kimsenin, fiilin haksız olup olmadığının tespitini, haksız rekabetin önlenmesini, haksız rekabetin sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, haksız rekabet yanlış veya yanıltıcı beyanlarla yapılmışsa bu beyanların düzeltilmesini ve tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise, haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan araçların ve malların imhasını, kusur varsa zararın tazminini, TBK'nın 58. maddesinde öngörülen şartların varlığında manevi tazminat verilmesini isteyebileceği belirtilmiştir.
-Ancak yukarıda yer verilen açıklamalarda yer verildiği üzere Türk Ticaret Kanunu haksız rekabete ilişkin hükümleri ayrıntılı bir şekilde düzenlemiş olup, haksız rekabetten söz edilebilmesi için ekonomik rekabetin dürüstlük kuralına aykırı olarak bozulması veya kötüye kullanılması şarttır.
-Davacı tarafın dava dilekçesinde;
.... 'un “... Tatbikatı için .... Kiralama” ihalesine katılan ...'in, işbu ihaleye hem ... ... üzerine kurdurduğu ticari işletme ile hem de davacı şirket adına katıldığını, söz konusu ihale için davacı şirket adına teklifi ...'in hazırladığını ve bizzat kendisinin davacı şirket yetkilisi olarak ihaleye katıldığını, davacı şirket için verdikleri teklifi yüksek, ... Kiralama ve Organizasyon firması için verdikleri teklifi ise daha düşük tutarak ihaleyi ... Kiralama ve Organizasyon firmasının kazanmasını sağladıkları, davalıların haksız rekabet teşkil eden bu eylemleri sebebiyle davacı şirketin söz konusu ihaleyi kaybettiği, bu suretle davalıların müvekkili şirkete ait ticari sırları kullanmak/ifşa etmek suretiyle, ... Kiralama ve Organizasyon firması lehine kullanarak haksız kazanç elde ettiklerini, benzer bir durumun ... Genel Müdürlüğü tarafından düzenlenen mobil tuvalet kiralama ihalesi bakımından da meydana geldiğini,
Davacı şirkette çalışırlarken elde ettikleri müşteri bilgilerini kullanarak müşterilerle iletişime geçerek ve müşteriler nezdinde sanki ... Kiralama ve Organizasyon şirketi davacı şirketin grup şirketiymiş ya da yan kuruluşuymuş izlenimini vererek haksız kazanç elde etmeye çalıştıklarını, davalıların davacı şirketin ticari itibarından ve markasından yararlanarak haksız menfaat elde ettiklerini, davalıların müşteriler nezdinde iltibasa meydan vermek suretiyle davacı şirketin yıllarca çalışarak oluşturduğu haklı itibarına hukuka aykırı olarak ortak olmaya çalıştığını,
Davalı ...'un ... Kiralama adına fiilen çalışmaya başladığını, davacı şirket ile imzalamış olduğu hizmet sözleşmesinde yer alan rekabet yasağı hükmünü açıkça ihlal ettiğini, bu sebeple hizmet sözleşmesinde yer alan cezai şartı ödemekle yükümlü olduğunu iddia ettiği görülmektedir.
-Davalı ... ... yönünden yapılan değerlendirmede; alınan bilirkişi raporunda da yer verildiği üzere davalılardan ... ...'ın davacı şirket ile doğrudan bir iş ilişkisi ya da sözleşmesi bulunmamaktadır. Davacı tarafın iddiaları yönünden davalı ... ...'ın davacı şirkette hiçbir zaman çalışmamış olduğundan, davacı şirket tarafından kendisine emanet edilmiş herhangi bir iş ürünü bulunmadığı sabit olup, ... ...'ın TTK m. 55/1-(c), 2. bend kapsamında bir ihlalinden söz edilmesi mümkün değildir. Yine davalının yukarıda yer verilen 2. Maddede yer alan "davacı şirketin yıllarca çalışarak oluşturduğu haklı itibarına hukuka aykırı olarak ortak olmayan çalıştığı" "iddialarının yerinde olmadığı, zira davalı taraf davacı çalışanı olmadığından geçmişe yönelik olarak böyle bir birikiminden söz edilemeyeceği, TTK m. 55/1-(a), 4. Bendinin, TTK m. 55/1-(d) hükmünü ihlal ettiği hususunda dosyaya bir delilin ibraz edilmediği, iş ilişkisi olmayan ve yukarıda ayrıntılarına yer verilen ceza dosyasında taraf olmayan işbu davalı yönünden haksız rekabetin şartlarının oluştuğundan söz edilemeyeceği görülmekle iş bu davalı yönünden ispat edilemeyen davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
-Her ne kadar davacı tarafın iddialarında; ceza dosyasında yer verilen tespitler nazara alınarak davalı ... ... yönünden haksız rekabet şartlarının oluştuğu belirtilmiş ise de ... ... hakkında başlatılan dolandırıcılık ,ihaleye fesat karıştırma, suç işlemek amacı ile örgüt kullanma,ticari sır,bankacılık sırrı veya müşteri sırrı niteliğindeki bilgi veya belgelerin açıklanması, güveni kötüye kullanma suçlarından İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca 29/05/2012 gün ve ... soruşturma numarası ile kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin karar verildiği, ilgili ceza dosyasında hakkında güveni kötüye kullanma suçundan ceza verilen ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen ...'e ilişkin tespitlerde ise; "...'in katılan şirket adına yapılan ihalelerden ... tatbikatı için ... tuvaleti kiralama ihalesine katılan şirket nezninde çalışmakta olduğu bir dönemde hem katılan şirket adına onu temsilen yetkili sıfatı ile katıldığı ve hem de bu şirketin kurulmasına yardımcı olduğu, ... ... ... kiralama Organizasyon tarafından kurulan ve ... markasını kullanan şirket adına yetkili olarak katıldığı," hususlarına yer verildiği görülmektedir.
-Bu haliyle soruşturma ve kovuşturma dosyasında ... ... yönünden yalnızca kurulan şirketin yetkilisi olarak ihalelere katıldığına ilişkin tespit bulunduğu, ilgilinin yetkilisi ve kurucusu olduğu şirketin ihalelere katılması ile ilgilinin bu süreçte temsil yetkisini kullanmasının tek başına haksız rekabet iddialarını ispat edemeyeceği, davalı ... ...'ın davacıyı zarara uğratmak amacını taşıdığı, ekonomik rekabetin dürüstlük kuralına aykırı olarak bozulması veya kötüye kullanılması yönünden davranışlarının bulunduğuna ilişkin herhangi bir bilgi ya da belgenin dosyaya ibraz edilmediği anlaşılmakla davacı tarafın bu yöndeki iddiaları yerinde görülmemiştir.
-Davalı ... yönünden yapılan değerlendirmede; yukarıda yer verilen açıklamalarda belirtildiği üzere işbu davalı yönünden iddialar haksız rekabet hükümlerine aykırı davranıldığı ve aynı zamanda davalının davacı şirket nezdinde çalışan olması ve belirsiz süreli iş sözleşmesinde rekabet yasağına ilişkin şartı ihlal ettiği ve bu nedenle cezai şart ödemesi hususlarına dayanmaktadır.
-Cezai şartın en yaygın kullanıldığı alanlardan biri İş Hukukudur. Gerek mülga 1475 sayılı İş Kanunu’nda gerekse 4857 sayılı Kanun'da cezai şarta ilişkin bir hüküm yer almamakla birlikte 6098 sayılı Kanun genel kanun niteliğinde olduğundan İş Kanunlarında hüküm bulunmayan hâllerde niteliğine uygun düştüğü ölçüde 6098 sayılı Kanun hükümleri uygulanacaktır. Hemen belirtmek gerekir ki, Yargıtay tarafından yerleşik içtihatlar ile bazı yönlerden İş Hukukuna özgü çözümler üretilmiştir. İş Hukukunda işçi yararına yorum ilkesinin bir sonucu olarak sadece işçi aleyhine yükümlülük öngören cezai şart hükümleri geçersiz sayılmış ve bu yönde yerleşmiş içtihatlar öğretide de benimsenmiştir. Nitekim 6098 sayılı Kanun'un 420 nci maddesi ile hizmet sözleşmelerine sadece işçi aleyhine konulan ceza koşulunun geçersiz olduğu düzenlemesi getirilmiştir. Bu itibarla, hizmet sözleşmelerine sadece işçi aleyhine konulan cezai şartların geçersiz, işçi lehine konulan cezai şartların ise geçerli olduğu kabul edilmektedir.
-Yine kural olarak iş sözleşmesinde cezai şart öngörülmesi geçerli görülmekle birlikte cezai şartın her iki taraf için de getirilmiş olması aranmaktadır. Bu durum, iş sözleşmesinin yapılması sırasında işçinin işveren karşısında ekonomik olarak zayıf durumda olması ve bu bağlamda işçinin pazarlık gücünün ve özgür iradesinin varlığından söz edilmesinin güçlüğü sebebiyle ortaya çıkmıştır. Dolayısıyla, cezai şartın geçerliliği öncelikle iki taraflı olarak kararlaştırılması koşuluna bağlanmıştır. Bundan başka işçi aleyhine kararlaştırılan cezai şartın işveren aleyhine kararlaştırılandan daha fazla olmaması gerekmektedir (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulu, 08.03.2019 tarihli ve 2017/10 Esas, 2019/1 Karar sayılı ilamı) ( Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2023/9-87 Esas- 2023/1224 Karar sayılı ilamı )
-Yukarıda yer verilen açıklamalarda belirlendiği üzere davacı ile davalı Mehmet arasındaki iş akdinde "...'un iş akdinin sona ermesinden itibaren Türkiye sınırlarında geçerli olmak üzere 10 yıllık rekabet yasağının bulunduğu" sabittir. Bu haliyle her ne kadar davacı tarafça davalı tarafın sözleşmedeki rekabet yasağına aykırı davrandığı iddiası ile cezai şart isteminde bulunulmuş ise de sözleşmede belirtilen rekabet yasağı süresinin 10 yıl olarak belirlendiği, bu hükmün davalı yana ağır bir külfet yüklediği, davacı tarafın sözleşme ile bu yönde bir edim üstlenmediği gibi, ilgili hükmün süresinin 10 yıl olarak belirlenmesinin davalının çalışma özgürlüğüne müdahale edebilecek ölçüde ağır bir külfet doğuracağı sabittir. Bu haliyle davacı tarafın sözleşmeden kaynaklı cezai şart isteminin yerinde olmadığı Mahkememizce kabul edilmiştir.
-Davalı tarafın haksız rekabet hükümlerine aykırı davrandığı yönündeki iddialar yönünden yapılan değerlendirmede; yukarıda ayrıntılarına yer verildiği şekilde ceza dosyasında yapılan yargılama sonunda; sanık ...'un "ticari sır, bankacılık sırrı veya müşteki sırrı niteliğindeki bilgi ve belgelerin açıklanması" suçu ile "güveni kötüye kullanma" suçundan yapılan yargılama sonunda beraatine karar verildiği, iş bu beraat hükümlerinden "güveni kötüye kullanma" suçundan verilen kararın istinaf incelemesinden geçerek kesinleştiği, diğer suç yönünden ise zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilmesi gerektiğinden bahisle kararın kaldırıldığı görülmektedir. Beraat hükmüne ilişkin ceza yargılamasında; ... ve ... bakımından güveni kötüye kullanma suçuna ilişkin iddialara yönelik herhangi bir tespitin yapılamadığı hususlarına yer verildiği görülmektedir.
-Bu haliyle her ne kadar davacı tarafça davalı ...'un haksız rekabet hükümlerine aykırı davrandığı iddiası ile maddi ve manevi tazminat isteminde bulunularak işbu dava ikame edilmiş ise de davalı ... 04-08 Ağustos 2010 tarihleri arasında gerçekleşen ... Festivali'ne ilişkin yazılı ve imzalı beyanında; müşteri tarafından arandıklarını, o dönem müdürü olan ...'in işi kendisine verdiğini fakat acele etmemesi gerektiğini söylediğini, ... beyin de (...) işi dışarıdan takip etmesinden dolayı her şeyi ayarlayacağını söylediğini, ... beyle görüşmesi bittiğinde bu işin pazarlık fiyatını ve fiyatları ayarlayacağını belirttiğini, müşteriden almış olduğu nakit kısmı ... Bey'e (...), geri kalanını da davacı şirkete teslim ettiğini ifade ettiği, iş bu iddiaların TTK m. 55/1-(0), 2. Maddesi kapsamında değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, ... Genel Müdürlüğü'nün 27.10.2010 tarihli ihalesine ait dokümanları ... Kiralama adına teslim aldığı, davalı ...'un davacı şirketten 25.08.2010 tarihinde istifa ettiği anlaşıldığından, bu davranışının TTK m. 55/1-(c), 2. Bendi kapsamında değerlendirilemeyeceği, davalının 04-08 Ağustos 2010 tarihleri arasında gerçekleşen ... Festivali'ne ilişkin dosyada mevcut yazılı ve imzalı beyanı, kendisinin davacı şirketle iş akdi devam ederken rekabet yasağına aykırı davrandığına karine olabileceği ve fakat davalının 25.08.2010 tarihinde istifa etmesi akabinde ... Kiralama firmasında çalıştığı ve firma adına iş yaptığı hususunda ceza dosyası ile yapılan işbu yargılamada herhangi bir tespit yapılamadığı sabit olduğundan davalının TTK m. 55/1-(d) hükmünü ihlal edip ettiği hususunun ispat edilemediği, yine ceza dosyasında yer verilen tespitle ile işbu dosya kapsamında sunulan belgelerde davalının müşteriler nezdinde sanki ... Kiralama firması davacı şirketin grup şirketiymiş ya da yan kuruluşuymuş izlenimi verdiğine ya da davacı şirketin örneğin malları veya markası ile iltibasa yol açacak davranışlarda bulunduğuna dair somut bir belge ya da delil bulunmadığından TTK m. 55/1-(a), 4. Maddesinin ihlal edildiğinin ispat edilemediği Mahkememizce kabul edilmiştir.
-Tüm bu tespitler ışığında davacı tarafın davalıların haksız rekabet hükümlerine aykırı davranıldığı ve yine sözleşme hükümlerinin ihlal edildiği hususlarının ispat edilemediği sabit olduğundan davalılar aleyhine açılan maddi ve manevi tazminat talepli davaların ayrı ayrı reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı tarafından davalılar aleyhine açılan maddi ve manevi tazminat talepli davaların ayrı ayrı REDDİNE,
2-Maddi tazminat talebi yönünden Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL karar ve ilam harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
2-Manevi tazminat talebi yönünden Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL karar ve ilam harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
3-Davacı sarf edilen yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafça sarf edilen yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
5-Reddine karar verilen maddi tazminat talebi yönünden davalılar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince takdir edilen 30.000,00-TL tek vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
5-Reddine karar verilen manevi tazminat talebi yönünden davalılar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince takdir edilen 30.000,00-TL tek vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
6-Bakiye gider/delil avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa derhal iadesine,
Dair; tebliğden itibaren İKİ HAFTA içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı, davalıların yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.11/07/2025
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır