T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2020/843 Esas
KARAR NO : 2024/737
DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ : 17/11/2020
KARAR TARİHİ : 09/07/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 23/07/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; .... poliçe numarası ile ... Sigorta A.Ş tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası yapılan ... Plakalı aracın, sürücü ...'ın sevk ve idaresindeyken 29.11.2012 tarihinde ... Mahallesi ... mevkiinde hızlı ve kontrolsüz kavşağa dönüşü esnada müvekkili ...'a çarparak sağ ayak bileğini tekerin altına almak suretiyle trafik kazası meydana gelmiş olduğunu, gerçekleşen bu kaza sonucunda müvekkili ...'ın ağır yaralanmış olduğunu, sürücü ... hakkında Büyükçekmece .... Sulh Ceza Mahkemesi'nin ... E. 15.05.2014 T. ve ... K. sayılı ilamda Adli Para Cezasına hükmedilmiş olduğunu, söz konusu ceza yargılamasına dayanak teşkil eden raporun davalının tek taraflı beyanı üzerine tanzim edilmiş olup olay anını yaşayan müvekkilinin beyanı alınmadığı gibi müvekkilini kaza anında hastaneye kaldıran ve kaza anına ilişkin görgüye dayalı bilgisi olan tanıkların dahi dinlenilmemiş olduğunu, meydana gelen kazada müvekkilinin kusuru bulunmadığını, davalı ...'ın %100 kusurlu olup, ceza yargılamasına dayanak teşkil eden bilirkişi raporunun iptali ile yapılacak keşif üzerine yeni tutanak tanzim edilmesi gerektiğini, müvekkilinin ... mevkiinde tüm yayaların karşıdan karşıya geçtiği ve trafik işaretlerinin ve levhaların olmadığı yerde sağa- sola bakıp dikkatlice karşıya geçtiği esnada hızla gelen .... Plakalı araç sürücü ...'ın çarpması ve çarpıp kaçmak istemesi üzerine müvekkilinin ayağını ezmiş olduğunu, dolayısıyla ilk çarpması halinde durmuş olsaydı müvekkilinin ayağının ağır yaralanmayacak ve bugün hala bu ağrıları çekmeyecek olduğunu, kaldı ki müvekkiline çarpıp müvekkilini düşürmesi ve akabinde kaçarken de müvekkilinin ayağını ezmesinin cezada eklenen kasta girmesine rağmen ceza hâkiminin bu hususları göz önünde bulundurmamış olduğunu, müvekkilinin etraftaki insanların yardımıyla hastaneye kaldırılmış olduğunu, olayı bizzat gören ve olay anında müvekkilini hastaneye kaldıran tanıkların dahi dinlenilmeden tek taraflı beyanla rapor tanzim edilerek Adli Para Cezasına hükmedilmiş olduğunu, hal böyle iken olay mahallinden kaçmaya çalışan davalının yanlı ve tek taraflı beyanına dayanarak trafik tespit tutanağı tanzim edip, tanıklarını dahi dinlemeden ve rapora itiraz hakkı dahi vermeden müvekkilini kusurlu bulmalarının hukuka aykırı olduğunu, dolayısıyla mahkememizin ceza hakiminin tanzim ettirdiği bilirkişi raporunu dikkate almamasını ve alanında uzman bilirkişi marifetiyle yeni bir rapor alınmasını talep ediyor olduklarını, müvekkili ...'ın iş bu kaza üzerine 29.11.2012 tarihinde kaldırıldığı .... Hastanesinde tedavi gördüğü ve oradan da .... Hastanesine sevk edilmiş olduğunu, müvekkilinin ayak bileğinde yaralanma ve hareket kısıtlılığı tespit edilmiş olduğunu, kazanın üzerinden uzun bir zaman geçmesine rağmen müvekkilinin çektirdiği MR da iyileşmenin tam sağlanılamadığı ve mevcutta tedavisi devam etmesi sebebiyle ruhsal travmasının da devam etmekte olduğunu, iş bu kaza sonucu müvekkili ...'ın hareket etmesi kısıtlanmış olup hayatı boyunca hareket kısıtlılığı sebebiyle çalışma hayatı ve ekonomik geleceğinin olumsuz etkilenmiş olduğunu, kaza sebebiyle müvekkilinin psikolojisi bozulmuş olup ruhen ve bedenen ciddi zarara uğramış olduğunu, davalının tam kusuru sebebiyle iş bu kaza meydana gelmiş olup müvekkilinin maddi zararının yanında ayakta fazla duramaması ve ayaktaki şekil bozukluğu, yürüyememesi ve olayın şokunu atlatamamanın verdiği elem ve ızdırabın manevi hasara yol açmış olduğunu, iş bu kaza sonucu müvekkili ...'ın uğradığı bedeni zararları için 11.06.2020 tarihinde davalı ... (...) Sigorta A.Ş. Genel Müdürlüğüne başvurmuş olduğunu, davalı ... şirketinin herhangi bir ödeme yapılmayacağını tarafına bildirmiş olduğunu, dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmuş ise de 30/09/2020 tarihli arabuluculuk görüşmesi son tutanağından da anlaşılacağı üzere taraflar arasında anlaşma sağlanamamış olduğunu, talep edilen tazminatın üst ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik müvekkili için 1.000,00 TL “si maddi tazminat, 20.000,00 TL'si manevi tazminat olduğunu, talep edilen maddi tazminatın müvekkilinin tedavi masrafı, iş göremezlik ve kalıcı sakatlık dolayısı ile meslekte kazanma gücünü kaybetmesi- geçici iş göremezlik ve sürekli iş göremezlik- ile gelir kaybı maddi zararlarını tazmine yönelik olduğunu, .... plakalı aracın sigortacısı davalı ... (....) Sigorta A.Ş.'nin müvekkilinin uğradığı maddi zararlardan poliçe limitleri dâhilinde sorumlu olduğunu beyanla; adli yardım taleplerinin kabulü ile harçlardan muaf tutulmasına, müvekkili ...'ın dava konusu kaza nedeni ile uğradığı manevi zararların karşılığı olarak toplam 20.000.00.-TL'nin kaza tarihinden ödeme tarihine kadar işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'dan tahsiline,(Sigorta Şirketi Hariç) müvekkili ...'ın söz konusu kaza nedeni ile uğradığı, yukarıda açıklamalar kısmında belirtilen maddi zararların karşılığı olarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 1.000,00-TL maddi tazminat olup toplam1.000,00-TL'nin kazaya neden olan aracın sigorta şirketi (...) Sigorta A.Ş.) yönünden 11.06.2020 tarihinden ödeme tarihine kadar işleyecek faizi ile birlikte poliçe kapsamında, davalı ...'dan ise (29.11.2012) kaza tarihinden ödeme tarihine kadar işleyecek yasal faizi ile maddi tazminatın müştereken ve müteselsilen tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ..... vekili vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde bahsi geçen ... plakalı aracın müvekkili şirket nezdinde 13.09.2012 - 13.09.2013 tarih aralığını kapsamak üzere Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi tahtında sigortalanmış olduğunu, işbu poliçe ile kişi başına toplam 225.000,00 TL’lik sakatlanma ve ölüm zararı teminatı sağlanmış olduğunu, her koşulda müvekkili şirketin işbu limitle sınırlı olarak sorumlu olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, müvekkili şirketin ferilerden de bu limit oranında sınırlı sorumlu olduğunu, müvekkili şirketin davacının maluliyeti ile ilgili olarak ortaya çıkan zararı hak sahibine ödemek üzere değerlendirme yapabilmek için davacının maluliyetini ispatlar rapor tanzimi için hastaneye sevkini talep etmiş olduğunu, bunun üzerine, davacının maluliyeti ile ilgili olarak Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre .... sağlık kurulu raporunda davacının tam olarak iyileştiği ve maluliyet oranının sıfır (0) olduğunun görülmüş olduğunu, davacının kalıcı ve geçici olarak bir vücut fonksiyon kaybı olmadığının anlaşılmış olduğunu, dava konusu kaza sebebiyle davacının zararı meydana gelmediğinden davacının talebinin karşılanamamış olduğunu, işbu sebeple davanın da reddi gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, müvekkili kurumun zorunlu mali mesuliyet sigortası teminat limitleri ve .... plakalı aracın kusur oranı ile sınırlı sorumlu olduğunu, bu nedenle, Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi nezdinde kusur incelemesi yapılmasını talep ediyor olduklarını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, maluliyet oranının kaza sonucu oluşan arazların kaza ile illiyetleri de tespit edilmek suretiyle belirlenmesi gerektiğini, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (trafik) Sigortası Genel Şartları ve 20.02.2019 tarih 30692 sayılı resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri nazara alınarak, ilgili mevzuat gereği müvekkili kurum tarafından yönlendirilen hastaneden alınacak raporla işgöremezlik oranının belirlenmesi ve zararın buna göre hesaplanması gerektiğinden, bu konudaki Yargıtay kararına göre denetime elverişli ve doyurucu bir rapor temin etmek üzere dosyanın ilgili kuruma gönderilmesini talep ediyor olduklarını, geçici iş göremezlik dönemi ve bakıcı giderlerinin tazminat hesabına dahil edilmemesi gerektiğini, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın a.6.k maddesi gereğince geçici iş görmezlik ve bakıcı gideri taleplerinin teminat kapsamı dışında olduğunu, ZMSS Genel Şartları a.2. maddesinin ( d ) bendinde tanımlanan zarar kavramı içerisinde geçici iş göremezlik ve bakıcı gideri tazminatı düzenlenmemiş olduğunu, ayrıca a.5. maddesinde kapsamına giren teminat türleri arasında geçici iş göremezlik tazminatı ve bakıcı giderleri yer almadığını, bu sebeple geçici iş görmezlik ve bakıcı gideri taleplerinin reddi gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, davacının SGK.dan geçici iş görmezlik ödeneği alıp almadığının da tespitini talep ediyor olduklarını, zira, SGK'nın ödediği bu ödenekleri kuruma rücu etmekte ve kurumun mükerrer ödeme yapmak durumunda kalmakta olduğunu, gelir bakımından ise resmi geliri esas alınması gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, davacının maddi zararının ancak aktüeryal inceleme sonucu tespit edilebileceğini, 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren yeni genel şartlara göre TRH 2010 tablosu baz alınarak ve 1.8 teknik faiz uygulanarak hesaplama yapılması gerektiğini, genel şartların 26.04.2016 tarihli KTK değişikliği gereği kanun hükmünde olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, ancak dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi gerektiğini, taraflarına açılan dava tarihi öncesinde başvuruda bulunulmuş ancak yukarıda açıklanan nedenlerle talebin reddedilmiş olduğunu, var ise sorumlulukları yargılama ile tespit edileceğinden ancak dava tarihinden itibaren faiz işletilmesinin hukuka uygun olacağını, davanın temelinin de zaten haksız fiil olduğunu, bu nedenle, her koşulda, alacağa yasal faiz işletilmesinin hukuka uygun olacağını beyanla; sair hususlar hakkındaki beyan hakları saklı kalmak kaydıyla, davaya cevaplarının sunumu ile davanın usul ve esasa ilişkin olarak sundukları gerekçeler dikkate alınarak reddine, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin de davacıya tahmil edilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; huzurdaki davada davacının olay gününde müvekkilinden haberdar olup, zararını da yine aynı anda öğrenmiş olduğunu, dolayısıyla (hiçbir iddiasının ve alacak taleplerinin kabulü anlamına gelmemesi kaydıyla) davacının zarara ve tazminat yükümlüsüne 2012 yılında vakıf olmasına karşın olayın üzerinden 8 yıl geçtikten sonra dava açmış olup, davanın zaman aşımına uğramış olduğunu, davanın öncelikle zaman aşımı sebebiyle reddi gerektiğini, dava dilekçesinin ve ileri sürülen vakaların kabulü mümkün olmayıp hiçbir şekilde gerçeği yansıtmadığını, müvekkilinin bahsi geçen kaza olayında hiçbir kusuru bulunmadığını, davacının kendisinin kazada tam ve asli kusurlu olduğunu, müvekkilinin olay tarihinde özel bir anaokulu öğrencilerini taşıyıp, yolda da oldukça yavaş ve dikkatli seyretmekte olduğunu, müvekkilinin yanında öğrencilere hosteslik yapan eşi ...'ın da servis aracında olup, bütün olanı biteni bizzat görmüş olduğunu, mahkemede de şahit olarak dinletilecek olup, dinlendiğinde müvekkilinin olayda hiçbir kusurunun olmadığının da açıkça anlaşılacak olduğunu, müvekkilinin olay mahallinde kavşaktan döndüğü esnada hızının 10 km olup, davacının aniden önüne çıkması sebebiyle frene basarak herhangi bir çarpma olayı olmaksızın durmuş olduğunu, bu esnada davacıya yalnızca aracın tamponu değmiş olabilecek olup, hiçbir şekilde çarpma meydana gelmemiş olduğunu, davacının kaza geçirdiğini düşünüp sinir krizi geçirerek kendini yere atmış olduğunu, müvekkilinin ve eşinin hemen araçtan inerek davacı ile ilgilenmiş ve her ihtimale karşı hastaneye götürmek istemiş, ancak orada bulunan bir esnafın kendisinin davacıyı hastaneye götürmek istemesi ve araçta 5 yaşlarında çocukların olması sebebiyle, davacının müvekkilinin arabasına binmemiş olduğunu, müvekkilinin davacıyı oradaki bir esnafın arabasına bindirmiş ve kendi telefon bilgileri ile diğer bilgilerini de hem esnafa hem de davacıya vermiş olduğunu, daha sonrasında da hastaneye gitmek istemişse de davacının ailesinin kendisini tehdit etmesi sebebiyle davacının yanına yaklaşamamış olduğunu, görüleceği üzere herhangi bir çarpma olayı olmayıp, müvekkilinin hem kavşakta olması hem de araçta kreş çocukları olması sebebiyle de hızlı seyretmesinin mümkün olmadığını, yavaş olması sebebiyle de hemen durmuş ve aniden önüne çıkan davacıya hiçbir şekilde zarar vermemiş olduğunu, davacının, müvekkilinin aracıyla kendisine kasıtlı olarak çarptığını ve çarpıp kaçtığını, müvekkilinin kazada tam kusurlu olduğunu iddia etmekte olduğunu, bunun kabulü mümkün olmayıp, davacınnı kendi kusuru ile kazaya sebep vermiş, müvekkilini de mağdur etmiş olduğunu, müvekkilinin, davacıyı hiçbir şekilde tanımadığını, müvekkilinin tanımadığı ve hiçbir husumetinin bulunmadığı davacıya kasıtlı olarak zarar vermesi, çarpması, çarpmadan sonra yoluna devam etmek istemesi iddiaları gerçek dışı olup, yalnızca mahkemeyi yanıltmaya yönelik ifadeler olduğunu, bu hususta Büyükçekmece ... Sulh Ceza Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası için alınan raporda aynen "...Müşteki yaya ...'ın asli derecede kusurlu olduğu..." hususu açıkça tespit edilmiş olduğunu, her ne kadar bu raporda müvekkiline tali olarak kusur atfedilmişse de kabullerinde olmayıp, tüm dosya kapsamından müvekkilinin kusursuz olduğunun görülecek olduğunu, söz konusu raporun ceza dosyası içerisinde mevcut olup, ceza dosyanın celbini talep ediyor olduklarını, ceza dosyasında kusur durumuna ilişkin tespitinin gerekçesinin de aynen "... A - Müşteki yaya ...'ın 20 metre mersafede bulunan kavşak girişinden karşıdan karşıya geçmek yerine, daha kısa mesafeden dönel kavşak girişinden karşıdan karşıya geçmek istediği olayda ilk geçiş hakkını gelmekte olan sanık sürücü idaresindeki araca vermeden kontrolsüz ve dikkatsiz bir şekilde mahale intikal ederek neden olduğu kazada ASLİ DERECEDE KUSURLU olduğu kanaatine varılmıştır..." olarak belirtilmiş olduğunu, diğer yandan davacının 8 yıl sonra ayağındaki ağrıların geçmediğini iddia ederek dava açmasının kötü niyetliliğinin ve haksız kazanç elde etme derdinde olduğunun açık bir göstergesi olduğunu, kaza sebebiyle ayağında yaralanma olsaydı dahi bu zamana kadar iyileşmemesinin mümkün olmayacağını, davacının dilekçesinde; kaza anında ayakta ne gibi bir yaralanma olduğunun, kazadan sonra ne gibi bir maluliyet olduğunun, maluliyetin oranı, ayrıntılı olarak izah edilmediği gibi maluliyet oranının tespitinin de talep edilmemiş olduğunu, bu durumun davacının samimi ve gerçekçi olmadığının; herhangi bir zararının ve maluliyetinin olmadığının bariz göstergesi olduğunu, bir an için maluliyetinin olduğunu kabul etsek dahi bu maluliyetin kazadan kaynaklı olup olmadığının da araştırılması ve ispat edilmesi gerektiğini, davacının 8 yıl sonra bahsi geçen kazaya dayanarak maluliyet iddiasında bulunamayacak, müvekkilinden zarar tazmini talep edemeyecek olduğunu, ayrıca davacı tarafın hem ceza dosyasından bahsedip hem de ceza dosyasını kabul etmediklerini belirterek çelişkili beyanlarda bulunmakta olduğunu, ceza dosyasına bir itirazları varsa da bunu ancak ceza dosyasına yapabilecek olup, dilekçelerinde itiraz etmelerinin yasada bir karşılığı bulunmadığını, kaza esnasında, ... plaka nolu aracın davalı ..... tarafından sigortalanmış olup, davacı tarafın uğrayacakları zararların teminat kapsamında olduğunu, sigorta şirketi tarafından herhangi bir ödemenin yapılıp yapılmadığının öncelikli olarak araştırılması gerektiğini, yine, SGK tarafından davacıya tedavi giderlerinin ödenip ödenmediği ayrıca, çalışmadığını iddia ettiği dönemlerde ssk kayıtlarının devam edip etmediği, işsizlik ücreti ödenip/ ödenmediğinin de araştırılması gerektiğini, öncelikle bu araştırmaların yapılması için, ilgili sigorta şirketine ve SGK ya müzekkere yazılmasını talep ediyor olduklarını, yaşanan kaza, kazanın oluş şekli, davacının asli ve tam kusuru, SGK ve davalı ... tarafından yapılan (?) ödemeler değerlendirildiğinde, davacının maddi tazminat taleplerinin yerinde olmadığını, hiç kimsenin kendi kusurundan kaynaklanan bir kaza için zarar ve tazminat talebinde bulunamayacak olduğunu, davacı ...'ın da aynı şekilde kendi asli ve tam kusurundan kaynaklanan olay sebebiyle taraflarından herhangi bir maddi ya da manevi tazminat talebinde bulunmayacak olduğunu, davacının talep etmiş olduğu manevi tazminat taleplerinin de oldukça fahiş ve haksız olduğunu, hakimin manevi tazminatın miktarını tayin ederken olayın özelliği yanında tarafların kusur oranını, sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarını da dikkate almalı, hükmedilecek miktarın davacıyı zenginleştirici bir nitelik göstermemesi gerektiğini, bilindiği üzere, manevi tazminatın bir ceza olmadığı gibi mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiş olduğunu, o halde bu tazminatın sınırı, amacına göre hak ve nısfet ile belirlenmesi gerektiğini, takdir edilecek miktarın, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olması gerektiğini, Yargıtay'ın yerleşmiş bu içtihatları karşısında, davacının talep etmiş olduğu manevi tazminat talebinin fahiş ve haksız olduğunu, kaldı ki kazada müvekkilinin herhangi bir kusuru olmamasına rağmen, salt vicdani sorumluluğu hasebiyle kendisi, annesi, eşi, babası ve diğer yakınları davacı ile yakından ilgilenmiş ve ellerinden geleni yapmış olduklarını, ancak davacı tarafın ailesinin tehditleri yüzünden, evine gidememiş olduklarını beyanla; davanın öncelikle zaman aşımından, aksi halde diğer gerekçelerle reddi ile, yargılama harç ve masrafları ile ücreti vakeletin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, dava konusu kazanın meydana gelmesinde tarafların kusur oranlarının, davacının maluliyet durumunun, davacının kaza nedeniyle davalılardan maddi ve manevi tazminat talep edip edemeyeceği, talep edebilecekse miktarı hususlarındadır.
Sağlık kuruluşlarına yazılan müzekkere cevapları ikmalen döndüğünde duruşma günü beklenmeksizin davacının ATK ... İhtisas Kuruluna sevki ile kaza nedeniyle geçici ve kalıcı maluliyetinin oluşup oluşmadığı, tıbbi iyileşme süresi ve mevcutsa kalıcı maluliyet oranının tespiti ile rapor tanziminin istenmesine karar verilmiş olup, ATK ... Adli Tıp İhtisas Kurulu'nun 28/12/2022-... Karar ve .... A.T.Nolu raporunda özetle; ... Hastanesinin 29.11.2012 yatış, 30.11.2012 çıkış tarihli ve ... protokol nolu raporunda; sağ ayak crush yaralanması olan şahsın dolaşım takibi için interne edildiği, ortopedi konsültasyon notunda ayağın atele alındığı, soğuk uygulama ve elevasyon önerildiği, ... Hastanesinin 27.08.2020 tarihli raporunda kişinin engel oranının %0 olduğu, ... Hastanesinin 14.03.2022 tarih ve .... nolu ulrason raporunda; “Bilateral ana femoral ven (AFV), derin femoral ven (DFV), yüzeyel femoral ven (YFV), popliteal ven (PV), derin ve yüzeyel krural venler ile vena safena magna (VSM) B-Mode, renkli ve dupleks Doppler USG ile değerlendirilmiştir. Yukarıda tanımlanan venlerde akım spontan, solunumla fazik, kompresyon ve augmentasyona yanıt tam olup akut/subakut fazda derin ven trombozu izlenmemiştir. Venöz yetmezliğe yönelik olarak yapılan değerlendirmede; Valsalva manevrası ile sağ AFV'de grade 1, sol AFV'de grade 1 reflü tespit edilmiştir. Sağ VSM'nin çapı safeno-femoral bileşke düzeyinde 5.3 mm, diz seviyesinde 2.4 mm, ayak bileği düzeyinde 1.6 mm'dir. Sol VSM'nin çapı safeno-femoral bileşke düzeyinde 5.4 mm, diz seviyesinde 3 mm, ayak bileği düzeyinde 2 mm'dir. Alt Ekstremite Arteriyel Renkli Doppler Usg: Bilateral ana femoral arter (AFA), yüzeyel femoral arter (YFA), popliteal arter (PA), dorsalis pedis arteri (DPA) ve mediyal malleolus düzeyinde posteriyor tibiyal arter (PTA) B-Mode, renkli ve dupleks Doppler USG ile değerlendirilmiştir. B-Mode incelemede; yukarıda tanımlanan arterlerin konturları düzenli görünümdedir. Doppler US incelemede; yukarıda tanımlanan arterlerin akım hızları ve karakterleri normaldir. Stenotik segment saptanmamıştır.” şeklinde kayıtlı olduğu, kişinin 25.06.2021 tarihinde Adli Tıp Kurumu 2.İhtisas Kurulunda yapılan muayenesinde; yürüyünce, ayakta kalınca ağrısı olduğu, ayakta durunca ödem oluştuğu, sağ ayağında hassasiyet olduğu, öğretmen olarak çalıştığını beyan ettiği, yüz sınırları içerisinde olayla illiyetli lezyon olmadığını ifade ettiği, bilateral alt ekstremite uzunluklarının eşit olduğu, bilateral ayak bileği dorsifleksiyonu 15 derece, plantar fleksiyonu 60 derece, inversiyonu 25 derece, eversiyonu 15 derece olduğu, bilateral uyluk ve kruris çevresinin eşit olduğu, kişiye ait görüntüleme tetkiklerinin Kurullarınca yapılan incelemesinde; 29.11.2012 tarihli krus ve ayak bileği grafilerinde osseoz patoloji saptanmadığı, distal tibia-fibuler eklemde efüzyon, 05.05.2021 her iki ayak grafilerinde osseoz patoloji saptanmadığı SONUÇ OLARAK: mevcut tıbbi belgelere göre; davacı ...’ın 29.11.2012 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı yaralanmasının, 11/10/2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümleri kapsamında maluliyet oluşturacak düzeyde araz bulunmadığından; kişinin maluliyet oranının %0 (yüzdesıfır) olduğu, iyileşme (iş göremezlik) süresinin olay tarihinden itibaren 9 (dokuz) aya kadar uzayabileceği, bir başkasının sürekli veya geçici olarak bakımına muhtaç durumda olmadığı bildirilmiştir.
Dosyanın meydana gelen kazanın oluşumunda tarafların kusur durumlarının belirlenmesi için ATK Trafik İhtisas Dairesine gönderilmesine karar verilmiş olup, ATK Trafik İhtisas Dairesi 13/09/2023 tarih ve ... sayılı raporda özetle; 29/11/2012 günü saat 17:30 sıralarında Sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı otobüs ile İstanbul İli ... İlçesi ... Mahallesi .... durağı mevkisinde seyir halinde iken, karşıdan karşıya geçiş yapmaya çalışan yaya ...'a aracının ön kısmı ile sadmesi sonucu, dava konusu olay meydana gelmiş olduğunu, olay ile ilgili trafik kazası tespit tutanağının düzenlenmediğinin dosya mevcudundan anlaşılmış olduğunu, ceza aşamasında hazırlanan 11/05/2014 tarihli bilirkişi raporunda; Sürücü ...'ın tali kuurlu, yaya ...'ın asli kusurlu olduğu kanaatinin bildirilmiş olduğunu, tüm dosya kapsamı, dava ve cevap dilekçeleri, olay yeri basit krokisi, bilirkişi raporu ve dosya mevcudundaki tüm beyanlar incelendiğinde; olay mahallinin kavşak giriş veya çıkışı olmadığı, mahalde ilk geçiş hakkına araçların sahip olduğu göz önüne alındığında, yayanın asli kusurlu olduğu değerlendirilmiş, fakat olay mahallinin yaya yoğunluklu mahal oluşu ve aracın fren tedbirine rağmen yayaya çarpmış olması göz önüne alındığında araca da kusur atfı uygun bulunmuş, ceza aşamasında hazırlanan bilirkişi raporundaki asli-tali kusur oranı dağılımının olayın oluşuna uygun düştüğü ve kazanın yukarıda “OLAY” kısmında açıklandığı biçimde gerçekleştiği anlaşılmış olup mevcut bulgulara göre; sürücü ...'ın, idaresindeki araç ile seyir halinde iken, yola gereken dikkat ve özeni göstermesi, aracının hızını mahal şartlarına uygun hale getirip müteyakkız şekilde seyir halinde olması, karşıdan karşıya geçiş yapan yayayı gördüğünde zamanında etkin fren tedbirine başvurması gerekirken, bu hususlara riayet etmeyerek, meydana gelen olayda, tali derecede kusurlu olduğu, yaya ...'ın, karşıdan karşıya geçiş yapmadan önce yolu yeterli ve gerekli şekilde kontrol etmesi, yaklaşan ilk geçiş hakkına sahip araçların varlığı halinde bu araçlar geçişlerini tamamladıktan sonra kontrollü bir şekilde karşıdan karşıya geçişini gerçekleştirmesi gerekirken, bu hususlara riayet etmeyerek, yaklaşan ilk geçiş hakkına sahip araca rağmen kontrolsüzce kavşağa girmesi sonucu meydana gelen olayda, asli derecede kusurlu olduğu SONUÇ OLARAK: olayda; sürücü ...'ın, %25 (yüzde yirmibeş) oranında kusurlu, yaya ...'ın, %75 (yüzde yetmişbeş) oranında kusurlu olduğu bildirilmiştir.
Dosya üzerinden GÜNSÜZ bilirkişi incelemesi yapılarak dosyanın aktüerya bilirkişisi ile doktor bilirkişiye tevdine karar verilmiş olup, Tazminat Hesap Uzmanı bilirkişi .... ve doktor bilirkişi .... 22/04/2024 tarihli raporlarında özetle; dava dosyasında davacının tedavilerini gerçekleştiren tüm hastaneler kamuya ait olduğundan davacı tarafından ödenmiş herhangi bir BELGELİ TEDAVİ GİDERİ'ne rastlanmamış olduğunu, bununla birlikte mahkememizin daha iyi değerlendireceği gibi hukukumuzda belge sunulamasa da gereken BELGESİZ tedavi giderlerinin bilirkişi marifetiyle hesaplanmasının yerleşik uygulama olduğunu, davacı kazazedenin kazadan sonra ... Hastanesi'ne götürüldüğünü, sağ ayak crush yaralanması olan şahsın dolaşım takibi için interne edildiğini, ortopedi konsültasyon notunda ayağın atele alındığını, soğuk uygulama ve elevasyon önerildiğini, bu hastaneler kamuya ait olduğundan tedavi bedellerinin SGK'ya fatura edilerek tahsil edildiğini, davacı tarafından yapılan herhangi bir BELGELİ TEDAVİ GİDERİNİN bulunmadığını, davacının operasyonlardan sonra evindeki iyileşme sürecinde 2.000,00 TL pansuman gideri ödemesi yapmış olabileceğini, davacının operasyonlarını gerçekleştirilen hastaneye kontrolleri için giderken tahminen 1.500,00 TL yol giderine katlanmış olabileceğini, davacının, iyileşme süresi boyunca Canadien tipi koltuk değneğine ihtiyaç duyacağının tıbbi gerçeklik olduğunu ve dava konusu olay tarihlerinde bu tip koltuk değneğinin 750,00 Tl ye temin edilebileceğini, bu durumda davacının BELGELİ TEDAVİ GİDERİNİN BULUNMADIĞI ve toplam 4.250,00 TL BELGESİZ TEDAVİ GİDERİ harcaması yapmış olduğu kanaatine varılmış olduğunu, 28.01.1992 doğumlu olan davacı 29.11.2012 kaza tarihi itibariyle (20) yıl (10) aylık olup, (21) yaşında kabul
edilecek olduğunu, Yargıtay’ ın konuya ilişkin yerleşik içtihatlarına göre aktif çalışma devresi sınırı 60 yaş kabul
edildiğinden, kaza tarihi itibarıyla (21) yaşında olan davacının aktif çalışma devresinde olduğunu, davacının SGK Hizmet Cetvelinden kaza tarihindeki aylık brüt kazançlarının brüt asgari ücrete eşit olduğu görüldüğünden bekar çalışanlar için uygulanan net asgari ücretlerin hesaba esas alınacak olduğunu, 29.11.2012-29.08.2013 arasındaki (9) aylık işlemiş aktif devredeki net kazanç kaybının 6.983,30 TL olduğunu, davacının geçici iş göremezlik maddi zararının 6.983,30 TL olduğunu, olayın meydana gelmesinde davacı %75 oranında kusurlu olup, davalının kusur sorumluluğu 525 oranında
olduğundan %25 kusura isabet eden maddi zarar tutarının davacı yararına maddi tazminat olarak nazara alınacak olduğunu, SGK Esenyurt Sosyal Güvenlik Merkezinin 23.03.2021 tarihli müzekkere cevabında davacıya herhangi bir ödeme yapılmadığı ve gelir bağlanmadığının belirtilmekte olduğunu, buna göre rücuya tabi ödemeler hususunda indirime yer
bulunmadığını, davacıya maddi tazminat ödemesi yapıldığına dair belge olmadığından ödeme tenziline yer bulunmadığını, davacının talep edebileceği geçici iş göremezlik maddi zararının; = 6.983,30 TL x %25 kusur = 1.745,83 TL olduğu kanaatine varılmış olduğunu, .... plakalı aracın 13.09.2012-13.09.2013 vadeli ZMSS poliçesi ile davalı ... tarafından
sigortalandığı hususunda bir uyuşmazlık bulunmadığını, kaza tarihi itibarı ile Hazine Müsteşarlığınca
belirlenmiş olan ZMSS poliçe limitinin sürekli sakatlık için 225.000,00 TL ve ayrıca tedavi giderleri için 2250.000,00 TL
olduğunu, davacının talep edebileceği geçici iş göremezlik maddi zararı 1.745,83 TL ve tedavi gideri maddi zararı 1.062,50
TL olmak üzere tedavi gideri teminatı kapsamında değerlendirilen maddi zararları toplamının 2.808,33 TL olup,
225.000,00 TL tutarındaki tedavi giderinin teminat limitinin altında kalmakta olduğunu,
davalı ... şirketine dava öncesinde gerekli belgelerle birlikte 11.06.2020 tarihinde ihtar edildiğinin
görülmüş, bu durumda; 11.06.2020 tarihinin 8 iş günü sonrası olan 24.06.2020 tarihinin davalı ...
yönünden temerrüt başlangıcını teşkil edeceği kanaatine varılmış olduğunu, davalı sürücü yönünden ise temerrüt
başlangıcı haksız fiilin başlangıcı olan 29.11.2012 kaza tarihi olduğunu, faiz nev’inin talep ile bağlı kalınarak yasal faiz
olduğu kanaatine varılmış olduğunu SONUÇ OLARAK:
davacının, 29.11.2012 tarihli araç dışı trafik kazası sonrası BELGELİ TEDAVİ GİDERİNİN BULUNMADIĞI ve
toplam 4.250,00 -TL BELGESİZ TEDAVİ GİDERİ harcaması yapmış olduğunu, bu tutarın davalının %25 kusur sorumluluğuna isabet eden 1.062,50 TL'yi talep edebileceğini, davacının talep edebileceği geçici iş göremezlik maddi zararının 1.745,83 TL olduğunu, temerrüt başlangıcının davalı ... yönünden 24.06.2020 tarihi; davalı sürücü yönünden
29.11.2012 kaza tarihi ve faiz nev’inin yasal faiz olduğunu bildirmişlerdir.
Davacı vekili 04/06/2024 tarihli ıslah dilekçesi ile, bilirkişi tespitine istinaden, geçici iş göremezlik tazminatı 1.745,83 TL, tedavi gideri 1.062,50 TL olmak üzere toplam talep edilen 1.000,00 TL yi toplam 2.808,33 TL olacak şekilde artırıyor olduklarını ve davayı bu miktarlar üzerinden ıslah ettiklerini, beyanla; davanın kabulü ile bilirkişi raporu doğrultusunda karar verilmek üzere dava dilekçesinin maddi zarar kısmının arz edilen biçimde ıslâhı ile; müvekkili ...'ın söz konusu kaza nedeni ile 2.808,33 TL maddi tazminatın kazaya neden olan aracın sigorta şirketi yönünden 24.06.2020 tarihinden ödeme tarihine kadar işleyecek yasal faizi ile birlikte poliçe kapsamında, davalı sürücünün ise 29.11.2012 tarihinden ödeme tarihine kadar işleyecek yasal faizi ile maddi tazminatın müştereken ve müteselsilen tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, trafik kazası sonucu yaralanma nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
6098 Sayılı Türk Borçlar kanunun 49. Maddesi uyarınca kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Buna göre bir kişi kusurlu ve hukuka aykırı bir eylemle (kasten, ihmal ederek, tedbirsiz davranarak) bir başkasını zarara uğratırsa zarar tazmini ile yükümlüdür. Zararın türü maddi ve manevi olabilir.
6098 Sayılı Yeni Türk Borçlar Kanununun 54. maddesi ise bedensel zararların kapsamını şu şekilde tayin etmiştir.
“Bedensel zararlar özellikle şunlardır:
1. Tedavi giderleri.
2. Kazanç kaybı.
3. Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar.
4. Ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar."
Yukarıdaki yasa maddelerinden de görüleceği üzere; trafik kazası sonucu şayet ölüm meydana gelmişse defin ve cenaze masrafları ile vefat eden mağdurun desteğinden yoksun kalan yakınlarının talep edebileceği destek yoksun kalma tazminatı talep edilebilecek zarar kalemlerini oluşturur. Trafik kazası sonucu yaralanma halinde ise tedavi giderleri, tedavi sırasında çalışılamayan günlere ilişkin zararlar, kalıcı bir maluliyet varsa, kalıcı maluliyetin getirdiği maddi gelir kaybı en önemli maddi tazminat kalemleridir. Ölümü halinde ise defin cenaze masrafları ve vefat eden mağdurun desteğinden yoksun kalan yakınlarının zarar talep edebilecek tazminat kalemleridir. Trafik kazasında mağdur olan kişinin kaza sırasında araç kullanıyor olması halinde aracında yada başka bir eşyasında kaza sebebi ile zarar meydana gelmişse bunlarda talep edebilecek tazminat kalemleri arasında sayılacaktır.
Trafik kazası sonucu sürekli iş göremezlik nedeniyle ortaya çıkan zararın tayininde zarar görenin elde ettiği gelir önem arz eden hususlardandır. Zarar miktarı tespit edilirken göz önünde bulundurulacak olan gelir, zarar verici olayın meydana geldiği andaki gelir olmakla birlikte bu gelire zarar görenin ileriki yıllarda elde edeceği terfileri, ücret ve maaş yükselmeleri gibi gelir artışları da eklenmelidir.
Dava konusu kaza davacı ...'ın karşıdan karşıya geçiş yapmadan önce yolu yeterli ve gerekli şekilde kontrol etmesi, yaklaşan ilk geçiş hakkına sahip araçların varlığı halinde bu araçlar geçişlerini tamamladıktan sonra kontrollü bir şekilde karşıdan karşıya geçişini gerçekleştirmesi gerekirken, bu hususlara riayet etmeyerek, yaklaşan ilk geçiş hakkına sahip araca rağmen kontrolsüzce kavşağa girmesi sonucu meydana gelen olayda % 75 oranında kusurlu olduğu, sürücü ...'ın, idaresindeki araç ile seyir halinde iken, yola gereken dikkat ve özeni göstermesi, aracının hızını mahal şartlarına uygun hale getirip müteyakkız şekilde seyir halinde olması, karşıdan karşıya geçiş yapan yayayı gördüğünde zamanında etkin fren tedbirine başvurması gerekirken, bu hususlara riayet etmeyerek, meydana gelen olayda % 25 oranında kusurlu olduğu dosya arasında mevcut 13/09/2023 tarihli ATK Trafik İhtisas Dairesi raporu ile tespit edilmiştir.
Davacının maluliyetine ilişkin alınan 28/12/2022-... Karar ve ... A.T.Nolu ATK raporu ile davacının geçirmiş olduğu kaza nedeni ile maluliyet oranının % 0 olduğu, iyileşme süresinin kaza tarihinden itibaren 9 aya kadar uzayabileceği ve bir başkasının sürekli veya geçici olarak bakımına muhtaç durumda olmadığı tespit edilmiştir.
Davacı hakkında düzenlenen 28/12/2022-.... Karar ve ... A.T.Nolu ATK raporu ve 13/09/2023 tarihli ATK Trafik İhtisas Dairesi raporu dikkate alınarak davacının talep edebileceği geçici iş göremezlik, kalıcı iş göremezlik ve tedavi gideri talepleri yönünden aktüerya bilirkişi tarafından yapılan hesaplama uyarınca davacının 1.745,83 TL geçici iş göremezlik ve 1062,50 TL tedavi gideri talep edebileceği tespit edilmiştir.
Dosya arasında mevcut sigorta poliçesi uyarınca davalı ... şirketinin .... plaka sayılı aracın kaza tarihindeki ZMMS sigortacısı olduğu anlaşılmakla davalı ... şirketinin de davacının maddi tazminat taleplerinden sorumlu olduğu sonucuna varılmıştır.
Her ne kadar davacı vekilince sunulan maddi tazminat taleplerinin ayrıştırıldığı beyan dilekçesinde kalıcı iş göremezlik talebinin de bulunduğu belirtilmiş ise de, alınan ATK raporu ile davacının kalıcı maluliyetinin bulunmadığı tespit edildiğinden kalıcı iş göremezlik talebinin reddine karar verilmiştir.
Davacı vekilinin ıslah dilekçesinin davalılara tebliğ edildiği, davalılar vekillerinin ayrı ayrı ıslah dilekçesine karşı zamanaşımı itirazında bulundukları görülmüştür. Dava dilekçesinin incelenmesinde davanın ayrıca belirsiz alacak davası olarak açılmış olduğu belirtilmemiş ise de, davanın mahiyeti gereği talebin belirlenebilmesinin mümkün olmaması ve dava dilekçesindeki açıklamalar uyarınca davanın belirsiz alacak davası olarak açılmış olduğu kabul edilmiş ve bu nedenle davalılar vekillerinin zamanaşımı itirazlarının reddine karar verilmiştir.
Yapılan bu açıklamalar ve davacı vekilinin harçlandırılmış bedel artırım dilekçesi uyarınca kalıcı iş göremezlik talebinin reddine, geçici iş göremezlik ve tedavi gideri taleplerinin kabulü ile 1.062,50 TL tedavi gideri ve 1.745,83 TL geçici iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 2.808,33 TL maddi tazminatın davalı ... yönünden kaza tarihi olan 29/11/2012 tarihinden, davalı ... yönünden temerrüt tarihi olan 24/06/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili (davalı ... yönünden poliçe limiti ile sınırlı olmak kaydı ile) ile davacıya verilmesine karar vermek gerektiği kanaatine varılmıştır.
Davacının manevi tazminat talebi yönünden yapılan değerlendirmede; Türk Borçlar Kanunu'nun 49. maddesi gereğince kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren bu zararı gidermekle yükümlüdür. Aynı Kanunun 56. maddesine göre bedensel bütünlüğün zedelenmesi durumunda zarara uğrayana hakim bir miktar manevi tazminat verir. Yine aynı Kanunun 58. maddesine göre kişilik hakları hukuka aykırı olarak saldırıya uğrayan kimse manevi tazminata hükmedilmesini isteyebilir.
Davaya konu manevi tazminat, 22.06.1966 tarih ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nda da açıklandığı üzere, ne bir ceza ne de gerçek anlamda bir tazminattır. Zarar uğrayanın manevi ısdırabını bir nebze dindiren, ruhsal tahribatını onaran bir araçtır. Manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkında hüküm kurulurken olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı ve bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli de gözönünde tutularak, hak ve nesafet kuralları çerçevesinde bir sonuca varılmalıdır. Zira, TMK.'nun 4. maddesinde, kanunun takdir hakkı verdiği hallerde hakimin hak ve nesafete göre hükmedeceği öngörülmüştür.
Somut olayda davacı tarafın manevi tazminat talebi dava konusu trafik kazası nedeniyle uğramış olduğu bedeni zarara ve sonrasında gerçekleşen ıstıraba dayanmaktadır. Alınan raporlar ve mevcut belgeler ile de sabit olduğu üzere davalı araç sürücüsünün kusurlu davranışlarıyla dava konusu kazanın meydana geldiği sabittir. Buna göre davaya konu olayda davalı araç sürücüsünün haksız fiil hükümlerine göre davacıya karşı sorumlu olduğunun kabulü gerekmektedir.
Mahkememizce manevi tazminatın belirlenmesinde davacı yanın maddi gücü, davalı tarafın maddi durumu, davacının uğramış olduğu zararın niteliği ve davaya konu trafik kazasında kusur oranları göz önüne alınarak tazminat miktarının tespiti cihetine gidilmiştir. Bir tarafın zenginleştirilip diğer tarafın fakirleştirilmemesi gerektiği hususu nazara alınmış, bunun yanında manevi tazminatın caydırıcı ve cezalandırıcı boyutunun da olduğu göz önünde tutulmuş, bütün bunlar toplu halde biri diğerine üstün tutulmaksızın tüm ilkeler birlikte değerlendirilmek suretiyle manevi tazminatın hüküm kısmında belirtildiği şekilde takdir edilmesi uygun görülmüştür. Bu bağlamda davacı yanın manevi tazminat talepleri kısmen yerinde olduğundan kısmen kabulüne karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
A)Zamanaşımı itirazlarının REDDİNE,
B)Açılan davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ İLE;
1-Kalıcı iş göremezlik talebinin reddine,
2-Geçici iş göremezlik ve tedavi gideri taleplerinin KABULÜ İLE 1.062,50 TL tedavi gideri ve 1.745,83 TL geçici iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 2.808,33 TL maddi tazminatın davalı ... yönünden kaza tarihi olan 29/11/2012 tarihinden, davalı ... yönünden temerrüt tarihi olan 24/06/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili (davalı ... yönünden poliçe limiti ile sınırlı olmak kaydı ile) ile davacıya VERİLMESİNE,
3-Manevi tazminat talebinin KISMEN KABUL KISMEN REDDİ İLE; 7.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 29/11/2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'dan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,
MADDİ TAZMİNAT TALEBİ YÖNÜNDEN:
4-Alınması gereken 427,60 TL harçtan peşin alınan 71,73 TL peşin harç ile 47,99 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 119,72 TL harcın mahsubu ile bakiye 307,88 TL eksik harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye gelir KAYDINA,
5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden davacı yararına A.A.Ü.T. gereğince takdir edilen 2.808,33 TL ücreti vekaletin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya VERİLMESİNE,
6-Davalılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden davalılar yararına A.A.Ü.T. gereğince takdir edilen 100,00 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalılara VERİLMESİNE,
MANEVİ TAZMİNAT TALEBİ YÖNÜNDEN:
7-Alınması gereken 478,17 TL harcın davalı ...'dan alınarak hazineye gelir KAYDINA,
8-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden davacı yararına A.A.Ü.T. gereğince takdir edilen 7.000,00 TL ücreti vekaletin davalı ...'dan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
9-Davalı ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden bu davalı yararına A.A.Ü.T. gereğince takdir edilen 7.000,00 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak bu davalıya VERİLMESİNE,
MADDİ VE MANEVİ TAZMİNAT TALEBİ YÖNÜNDEN:
10-Davacı tarafça sarf edilen ilk dava açılış harç gideri 126,13 TL ile ıslah harcı 47,99 TL olmak üzere toplam 174,12 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya VERİLMESİNE, (davalı ...'ın tamamından, davalı .....'nin 49,85 TL ile sınırlı sorumluluklarına)
11-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.360,00 TL arabuluculuk ücretinden kabul oranı ret oranı dikkate alınarak hesaplanan 582,35-TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak, 777,65 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir KAYDINA, (davalı ...'ın tamamından, davalı ......'nin 166,73 TL ile sınırlı sorumluluklarına)
12-Davacı tarafça sarf edilen, ATK, bilirkişi, tebligat ve posta masrafı 13.628,50 TL yargılama giderinden kabul oranı (%42,82) ret oranı (%57,18) dikkate alınarak hesaplanan 5.835,72-TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya VERİLMESİNE, bakiye kısmın davacı üzerinde BIRAKILMASINA, (davalı ...'ın tamamından, davalı .......'nin 1.670,77 TL ile sınırlı sorumluluklarına)
13-Davalı ... tarafından sarf edilen 100,00 TL yargılama giderinden ret oranı dikkate alınarak hesaplanan 57,18 TL'nin davacıdan alınarak bu davalıya VERİLMESİNE, bakiye kısmın bu davalı üzerinde BIRAKILMASINA,
14-Davacı tarafça yatırılan ve kullanılmayan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE,
Dair davacı vekilinin ve davalı ... vekilinin yüzüne karşı, (davacı vekiline e-duruşma ortamında) diğer davalı tarafın yokluğunda, kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemelerinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 09/07/2024
Katip ...
Hakim ...