T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2020/971 Esas
KARAR NO: 2023/1174
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 22/12/2020
KARAR TARİHİ: 17/11/2023
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 20/12/2023
Davacı tarafından mahkememize açılan dava dosyasının incelenmesi sonunda;
İSTEM:
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; davalının 22.07.2020 tarihli dilekçe ile Bakırköy .... İcra Müdürlüğü ... E. sayılı
dosyada bulunan 124.252,12 TL tutarındaki borcunun 2.281,22 TL’lik kısmını kabul ederek
ödediğini, kalan tüm borç itiraz ederek takibin durmasına neden olduğunu, taraflar arasında
akdedilen okul kıyafeti üretimine ilişkin sözleşme kapsamında davacı şirket kendisine ait borç ve
yükümlülüklerini taahhüt ettiği üzere eksiksiz bir şekilde yerine getirdiğini, davalının ihtarnamede
iddia ettiği sözde ayıba davacı şirket neden olmadığını, davalı sipariş aldığı okuldan okul
kıyafetlerinin bedenlerini yanlış aldığını, davacı şirket tarafından verilen siparişler kendisine
iletilen bilgiler doğrultusunda eksiksiz yerine getirdiğini, sürecin her safhasında bütün yapı lan
işlemler ve gönderilen ürünlerde alıcı firma onayları alındığını, davalının ifadeleriyle bir ürünün
boyut, beden ve dikişlerindeki uyumsuzluklar, kalitesiz olması gibi nitelemelerden o üründeki
ayıpların açıkça belli olması gerektiği anlaşıldığını, ayıp bildiriminin zamanında yapılmadığını,
faturalara ilişkin itirazların süresinde yapılmadığını, 06.12.2019-13.12.2019 tarihleri arasında
gönderilen faturalara davalı taraf ihtarname ile 03.01.2020 tarihinde itiraz ettiğinden fatura
itirazı süre yönünden geçerli olmadığını, açıklanan nedenlerle ödeme emrine itirazın iptali ile
takibin devamına karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür.
YANIT:
Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; davalı şirketin okullar için gerekli tasarım işlemlerini tamamladıktan sonra bu
tasarımlara uygun şekilde kıyafetlerin üretilmesi için davacı şirket ile anlaştığını, ancak davacı
şirketin bu üretim sürecindeki bazı üretimleri muhtelemen kendisi yapmayıp başkaca taşeron
firmalara yaptırdığını ve bu ürünler dikiş, kumaş kalitesi, ölçü uyumsuzlukları gibi birçok yönden
ayıplı çıktığını, bu tarz ayıplı ürünlerden tadilat ile düzeltilebilecek olanlar davacı tarafından tadil
edilerek yeniden gönderildiğini, tadil edilemeyecek durumda olanlar ise davacı şirketin uhdesinde
kaldığını, davacı şirketin ürünlerin üretiminde kalitesiz kumaş kullanması, ürün ölçülerini uyumsuz
şekilde üretmesi, dikişlerin son derece zayıf ve uyduruk şekilde yapılması ve sair ayıpları
dolayısıyla birey okulları davalıdan bir daha ürün almadığını ve davalıyla olan ticari ilişkilerini
sonlandırdığını, bu nedenle davalının milyonlarca liralık iş kaybına ve de çok büyük ticari itibar
kaybına uğradığını, bütün bunlara karşın davalının davacı şirkette ürettirdiği ve kullanılabilecek
durumda olan tüm siparişlerinin ücretini eksiksiz bir şekilde ödediğini, davacı tarafın üretimindeki
ayıplar kıyafetlerin alt ve üst bedenlerinin çok uyumsuz olması, alt eşofman çok uzun olması, 5.
sınıf öğrencilerine 13-14 yaş için üretildiği belirtilen pantolonların bile olmaması, tişört
yakalarının defolu yırtık bir şekilde geldiğini, yakaların bedenlerle uyumsuz olduğunu, parça ekleri
ve dikimlerdeki eşitsizlik gibi saymakla bitmeyen ayıplar olduğunu, davacı şirketin davaya konu
faturalarına dayalı ürünleri dava dışı ... Okullarından iade alındığını ve iade faturası da
kesilerek davacı şirkete tekrardan kargo ile gönderildiğini, davacının iş bu davada ayıplı ürünlerin
bedelinin tahsilini talep ettiğini, açıklanan nedenlerle davanın reddine karar verilmesini iddia ve talep ettiği görülmüştür.
KANITLAR VE GEREKÇE:
-Dava, davacı tarafından davalı aleyhine Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyası ile başlatılan ilamsız icra takibine davalı tarafından yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
-Mahkememizce icra dosyası, taraflara ait Ba-Bs formları, dosya arasına alınmış, ticari defterler incelenmiş ve diğer tüm deliller toplanmıştır.
-Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasının celp edilerek incelenmesinde; davacı tarafından davalı aleyhine 123.871,82-TL asıl alacak, 653,30 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 124.525,12 TL üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, takip dayanağının "123.871,82 TL'lık 12.02.2020 vade tarihli Cari Hesap Alacağı" olduğu, davalı borçlu tarafından takibe süresi içerisinde itiraz edilmesi nedeniyle takibin durduğu görülmüştür.
-2004 Sayılı İİK 67. maddesi gereğince itirazın iptali davalarının görülüp hükme bağlanabilmesi için geçerli bir icra takibi bulunması, süresinde borca itiraz edilmesi ve 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılması dava şartı niteliğindedir.
-İtirazın iptali davası icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir (YHGK. 2017/19-1634 Esas - 2018/633 Karar sayılı ilamı).
-Somut olayda davacı taraf, davalı ile aralarındaki ticari ilişki kapsamında okul kıyafeti üretimine ilişkin anlaşma olduğunu, kendilerinin üzerine düşen edimlerini yerine getirdiğini buna rağmen cari hesap alacağının ödenmediğini iddia etmekte iken davalı taraf anlaşmaya konu ürünlerin dikiş, kumaş kalitesi, ölçü uyumsuzlukları gibi birçok yönden
ayıplı çıktığını, bu tarz ayıplı ürünlerden tadilat ile düzeltilebilecek olanlar davacı tarafından tadil
edilerek yeniden gönderildiğini, tadil edilemeyecek durumda olanlar ise davacı şirketin uhdesinde
kaldığını iddia etmektedir.
-Bu kapsamda taraflar arasında çözümlenmesi gereken uyuşmazlığın taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davacının, davalıya satıp teslim ettiğini iddia ettiği ürünler karşılığında cari hesap ilişkisi nedeniyle alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise miktarının ne kadar olduğu, davalının savunmasına göre söz konusu ürünlerde iddia edildiği şekilde ayıp olup olmadığı, ayıplı ise ayıbın niteliğinin ne olduğu(gizli-açık ayıp), muayene ve ihbar yükümlülüğünün davalı tarafça yerine getirilip getirilmediği ayrıca ayıp sebebi ile davacı taraf alacağından indirim yapılmasının gerekip gerekmediği, indirim yapılacaksa miktarının ne olduğu, davalının söz konusu malları bu şartlar altında kabule zorlanıp zorlanamayacağı noktasında toplandığı anlaşılmaktadır.
-Taraflar arasındaki uyuşmazlığın eser sözleşmesi kapsamında değerlendirilmesi ve bu doğrultuda ilkelerin somut olaya uygulanması gerekmektedir.
-6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 470. maddesinde “yüklenicinin bir eser meydana getirmesi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşme” olarak nitelendirilmiş, sözleşmenin tarafları yüklenici ve iş sahibi olarak isimlendirilmiştir.
-Sözleşmeye ilişkin bu temel unsurlar yanında her sözleşme türünün kendine özgü unsurları bulunmaktadır. Eser sözleşmesinin de kendine özgü olan iki temel unsuru vardır. Bunlar eser ve bedeldir. Bu sözleşme ile bir taraf (yüklenici) istenen özellikle sonucu (eser) meydana getirmeyi, diğer taraf (iş sahibi) ise bu çalışma karşılığında ivaz ödemeyi (bedel) üstlenmektedir.
-Eser sözleşmesinde ayıba dair hükümler, 6098 sayılı TBK'nın 474-478. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Ayıp eserde olması gereken lüzumlu vasıfların veya sözleşmede kararlaştırılan vasıfların eksikliğini ifade etmektedir.
-6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun eserin kabulü başlıklı 477. Maddesinde, eserin açıkça veya örtülü kabulünden sonra yüklenicinin her türlü sorumluktan kurtulacağı, ancak yüklenici tarafından kasten gizlenen ve usulüne uygun gözden geçirme sırasında fark edilemeyecek ayıplar için yüklenicinin sorumluluğunun devam edeceği düzenlenmiştir.
-Eserin teslimi ve kabulü ayrı kavramlardır. Eserin teslimi sözleşmenin konusu olan işlerin iş sahibine verilmesi-teslim edilmesidir. Yüklenici teslim ile sözleşme ile üstlendiği edimi ifa etmiş olur ancak sözleşmeden doğan yükümlülüklerinden kurtulmaz. Yüklenicinin sorumluluktan kurtulması teslim edilen eserin iş sahibi tarafından açıkça ya da örtülü kabulü ile olur.
-6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 474/1 maddesinde; "İş sahibi eserin teliminden sonra işlerin olağan akışına göre imkan bulur bulmaz, eseri gözden geçirmek ve ayıpları varsa bunu uygun bir süre içinde yükleniciye bildirmek zorundadır. " hükümlerine yer verilmiştir. Eski Borçlar Kanunu'nda da benzer şekilde düzenlemeye verilmiştir.
-Bilindiği gibi açık ayıp meydana gelen eserde basit bir muayene ile ve çıplak gözle tespit edilebilen ayıplardır. Açık ayıplarda iş sahibi, eserim tesliminden sonra işlerin olağan akışına göre eseri gözden geçirip varsa açık ayıpları tespit ve ayıpları uygun süre içerisinde iş sahibine bildirmek zorundadır. Eski Borçlar Kanunu ve yeni Türk Borçlar Kanunu'nda muayene ve ihbar süreleri açıkça belirlenmemiş olup işin niteliği ve olayın özelliği ve imal edilen şeyin büyüklüğü, genişliğine göre süreler farklı olacak ve olayın niteliğine göre belirlenecektir. Muayene ve gözden geçirmeyi iş sahibi bizzat yapabileceği gibi 818 sayılı Borçlar Kanunu 359/2 ve Türk Borçlar Kanunu 474/2 maddesi hükümlerine göre mahkeme aracılığı ile tespit ettirebilir.
-Açık ayıplarda iş sahibi muayene ve ihbar yükümlülüğünü ihmal ederse eseri kabul etmiş sayılır ve yüklenici açık ayıplarla ilgili sorumluluktan kurtulur.
-Gizli ayıp ise eserde basit bir muayene ile tespit edilemeyen, çıplak gözle görüşüp saptanamayan, kullanım sırasında ortaya çıkan veya kullanım sırasında gelişen bir durum nedeniyle ortaya çıkan ayıplardır. Bu ayıplarla ilgili BK 359/1, TBK 474/1 maddelerindeki makul sürede muayene ve ihbar yükümlülüğüne ilişkin bir düzenleme mevcut değildir. Ancak BK 362/3 ve TBK 474/3 maddeleri hükümleri gereğince eserdeki ayıbın sonradan ortaya çıkması halinde iş sahibinin gecikmeksizin durumu yükleniciye bildirmek zorunda olduğu, bildirmezse eseri olduğu gibi kabul etmiş sayılacağı belirtilmek suretiyle gizli ayıplar yönünden de iş sahibine ortaya çıkar çıkmaz gecikmeksizin yükleniciye ayıbı ihbar etme yükümlülüğünü yüklemiştir.
-Gerek 818 sayılı BK gerekse 6098 sayılı TBK'da eserdeki açık ve gizli ayıpların yükleniciye ihbarının şekli ile ilgili bir düzenleme yapılmamıştır. Ayıp ihbarının yazılı olarak yapılmış olması ihbar kolaylığı sağlar ise de sözleşmede veya eklerinde bu husus kararlaştırılmamışsa taraflar tacir olsa dahi ayıp ihbarının her türlü delille, tanık beyanı ile de ispatlanabileceği Yargıtay tarafından içtihatlar ile kabul edilmiştir. ( Örn. Yargıtay. 15 H.D 13/05/2011 2010/7511 Esas 2011/2896 Karar sayılı ilamı )
-Ayıbın varlığı ve ihbarı bir itiraz niteliğinde olmayıp ancak taraflarca ileri sürülmesi halinde değerlendirilebilecek bir defi niteliğindedir. Taraflarca usulüne uygun olarak süresi içerisinde ileri sürülmedikçe ihbarın süresinde yapılıp yapılmadığının Mahkeme tarafından re'sen gözetilmesi mümkün değildir. ( Örn. Yargıtay 15 H.D. 05/05/2016 tarih 2015/4343 Esas 2016/2603 Karar sayılı ilamı )
-Ayıp halinde iş sahibinin hakları 6098 sayılı TBK'nın 475. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre iş sahibinin seçimlik hakları sözleşmeden dönme, bedelden indirim yapılmasını veya ayıbın giderilmesini talep etme haklarıdır. Bu seçimlik hakların dışında ayıpta yüklenicinin kusurunun bulunması halinde iş sahibinin genel hükümlere göre diğer zararlarını isteme hakkı vardır.
-Davacı tarafın dava dilekçesi ile ticari defterlere delil olarak dayandığı görülmektedir.
-6102 sayılı Türk Ticaret Kanun' da ticari defterlerle ispata ilişkin hükümlere yer verilmemiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi “Ticari Defterlerin İbrazı ve Delil olması” başlığı altında ticari defterlerle ispata ilişkin hükümler getirmiştir.
-Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222. Maddesinde; "(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükümlerine yer verilmiştir.
-Yargıtay uygulamasına göre; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi gereğince; ticari davalarda, yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda, ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasa'da delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delildir (Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 26/09/2018 tarih 2018/2696E. 2018/3431K. sayılı ilamı).
-Yargıtay uygulamasına göre; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi gereğince; ticari davalarda, yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda, ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasa'da delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delildir (Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 26/09/2018 tarih 2018/2696E. 2018/3431K. sayılı ilamı).
-Türk Ticaret Kanunu faturayı tanımlamış değildir. Ancak kanun faturanın düzenlenmesi hakkında bazı kurallara yer vermiştir. Fatura tanzim edilmesinin öncelikli koşulu, tacirin ticari işletmesi bağlamında mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olmasıdır. Bu koşul, faturanın nitelik itibarıyla sözleşmenin ifa safhası ile ilgili bir belge olmasının da gereğidir. Dolayısıyla taraflar arasında bir sözleşme olmadan gönderilen belge, faturanın şekil şartlarını taşısa bile, gerçek anlamda bir fatura olmayıp, öneri (teklif) niteliğinde bir yazıdır. Şüphesiz, taraflar arasındaki sözleşmenin hukuken geçerli olması gerekir. Bu anlamda batıl bir sözleşmeye dayanılarak gönderilen faturaya süresi içinde itiraz edilmemesi, fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılması sonucunu doğurmaz. Fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılmasına ilişkin karinenin uygulanması temel borç ilişkisi doğuran bir sözleşmenin varlığı halinde söz konusu olabilir. Taraflar arasında sözleşmenin bulunup bulunmadığı hususu çekişmeli ise, ispat yükü kuralları çerçevesinde öncelikle sözleşmenin varlığı ispat edilmelidir (Özçelik, Volkan; Fatura İçeriğinin Kabul Edilmiş Sayılması, TBB Dergisi 2018 (138), s. 212 vd.).
-Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir.
-Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (6102 Sayılı TTK 21/2).
-Tarafların BA ve BS kayıtlarında dava konusu faturaların kayıtlı olması halinde tarafların ticari defterlerinin incelenmesine gerek yoktur. Zira münazaalı hususlar bizatihi tarafların kayıtları ile ispatlanmış kabul olunur (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 19/11/2015 tarih 2015/3302 Esas 2015/12272 Karar sayılı ilamı).
-Mahkememiz dosyası yukarıda yer verilen açıklamalar doğrultusunda inceleme yapılması amacıyla SMMM ve Tekstil Mühendisi bilirkişiden oluşan heyete tevdi edilmiş, bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 11/10/2022 tarihli raporda özetle; davacının 2019-2020-2021 yılları ticari defterlerinin lehine delil niteliğinin
bulunduğu,
davacının ticari defterlerine göre; Davacı ... incelenen kendi ticari
defterlerinde davalı ... takip tarihi (18.06.2020) itibariyle 139.549,08 TL
cari hesap bakiye alacaklı olduğu, takip tarihinden sonra davalı tarafından
20.07.2020 tarihinde yapılan 2.281,22 TL ve 16.02.2021 tarihinde yapılan
15.459,00 TL ödeme sonrası 31.12.2021 tarihi itibariyle davalı ...
121.808,86 TL cari hesap bakiye alacaklı olduğu,
davalının 2019-2020 yılları ticari defterlerinin lehine delil niteliğinin
bulunduğu,
davalının ticari defterlerine göre; davalı ... incelenen kendi ticari
defterlerinde takip tarihi (18.06.2020) itibariyle davacı ... 2.281,22 TL cari
hesap bakiye borçlu olduğu, takip tarihinden sonra 22.12.2020 borcunun
sıfırlandığı,
ilk olarak davacı ... tarafından davalı adına düzenlenen rapor içeriğinde
detaylarına yer verilen toplam 46.316,88 TL bedelli faturaların davalı ...
ticari defterlerinde kayıtlı olmadığından kaynaklandığı, ikinci olarak davalı
... davacı tarafından verilen ürünlerin ayıplı olduğu iddiası ile davacı taraf
muhatap tutarak tanzim ettiği aşağıda detaylarına yer verilen iade
faturalarından kaynaklandığı, davalı ... tarafından tanzim edilen toplam
74.798,64 TL bedelli faturanın davacı ... ticari defterlerinde kayıtlı
olmadığından kaynaklandığı, taraflar arasındaki takip tarihinden sonra cari
hesap farklılığının ise davalı kayıtlarında görülen 22.12.2020 tarihli “... ADINA İCRA İÇİN YATAN” açıklamalı 21.493,57 TL tutarlı borç
kaydedilerek cari borcundan düşüldüğü, söz konusu tutarın davacı ticari
defterlerinde kayıtlı olmadığı anlaşılmış ve dosya içeriğinde iş bu işleme ilişkin
bir ödeme belgesine rastlanılmadığı, Yine davalı kayıtlarında 22.12.2020
tarihinde “SENET PROTESTOSUNDAN AVUKATLIK VE FAIZ GIDERI” adı altında
6.034,57 TL alacak olarak kaydedildiği, davacı ... ticari defterlerinde böyle
bir kaydın bulunmadığı,
davacı ... tarafından davalı adına tanzim edilen taraflar arasındaki ihtilafa
konu faturaların E-fatura şeklinde usulüne uygun olarak düzenlediği, söz konusu
faturanın davacı ... ticari defterlerinde kayıtlı olmasına karşın davalı ...
ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı, bu faturalara davalı tarafça 03.01.2020
tarihli ihtaranme itiraz edildiği, yine davalı tarafça davacı tarafından verilen
ürünlerin ayıplı olduğu iddiası ile davacı taraf muhatap tutarak iade faturaları
düzenlendiği, düzenlenen bu faturaların da davacı ... ticari defterlerinde
kayıtlı olmadığı, davalı ... cevap dilekçesinde anlaşılacağı üzere, davacı
tarafından düzenlenen ihtilaflı faturalara konu ürünlerin ayıplı olduğu iddiası
mevcut olup bu hususta yapılan teknik yönden incelemelerimize aşağıda yer
verildiği,
46 adet uzun kol polo yaka tişört ve 42 adet bisiklet yaka ter tişörtünün yakaları
dar dikildiğinden giyeceklerin çocukların kafasından geçemeyeceğinden ve 100
adet uzun kol polo yaka tişörtün kol boyunun olması gerekenden uzun
dikildiğinden ayıplı olduğu, tişörtte yaka çevresinin dar dikilmesi ve kol
boyunun uzun olması ayıbının ölçüm yapılarak anlaşılabilecek bir ayıp olduğu,
davalının ayıp ihbarının işin olağan akışına göre süresinde olduğu, yakaları dar
dikilen 46 adet uzun kol polo yaka tişört ve 42 adet bisiklet yaka ter tişört ve kol
boyu uzun dikilen 100 adet uzun kol polo yaka tişörtlerdeki ayıplar nedeniyle
davalının 7.259,76 TL zararının oluştuğu, davalının oluşan zararını davacıdan
talep edebileceği,
netice itibariyle; Teknik incelemeler sonucunda davacının zararı 7.259,76 TL
olarak tespit edilmiş olup, davacı ... incelenen kendi ticari defterlerinde
davalı ... takip tarihi (18.06.2020) itibariyle 139.549,08 TL cari hesap
bakiye alacaklı olduğu, takip tarihinden sonra davalı tarafından 20.07.2020
tarihinde yapılan 2.281,22 TL ve 16.02.2021 tarihinde yapılan 15.459,00 TL
ödeme sonrası 31.12.2021 tarihi itibariyle davalı ... 121.808,86 TL cari
hesap bakiye alacaklı olduğu, davalının zarar tutarı da düşülmesi akabinde
davacının davalı ... (121.808,86 TL – 7.259,76 TL=) 114.549,10 TL alacaklı
olacağı görüş ve kanaatinin bildirildiği görülmüştür.
-Mahkememiz dosyası tarafların 11.10.2022 tarihli bilirkişi raporuna karşı beyan ve itirazlarının
değerlendirilerek, özellikle davalı ... yalnızca numuneler üzerinde inceleme yapılarak rapor düzenlendiği
hususunun açıklanarak ve varsa bu husustaki eksiklerin giderilerek ek rapor düzenlenmesi amacıyla yeniden bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen ek raporda özetle; kök rapordaki tespit ve değerlendirmelerimizde herhangi bir
değişiklik bulunmadığının bildirildiği görülmüştür.
-Mahkememiz dosyası kök raporda yer verilen ve uyuşmazlığa
konu olan faturaların vergi dairesine bildiriminin yapılıp yapılmadığı hususunun irdelenerek (iade
faturaları da dahil olmak üzere) dosyaya celp edilen kayıtlar doğrultusunda ek rapor
düzenlenmesi amacıyla SMMM bilirkişiye yeniden tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından düzenlenen ek raporda özetle;davacının 2019-2020-2021 yılları ticari defterlerinin lehine delil niteliğinin
bulunduğu,
davacının ticari defterlerine göre; Davacı ... incelenen kendi ticari
defterlerinde davalı ... takip tarihi (18.06.2020) itibariyle 139.549,08 TL cari
hesap bakiye alacaklı olduğu, takip tarihinden sonra davalı tarafından 20.07.2020
tarihinde yapılan 2.281,22 TL ve 16.02.2021 tarihinde yapılan 15.459,00 TL
ödeme sonrası 31.12.2021 tarihi itibariyle davalı ... 121.808,86 TL cari
hesap bakiye alacaklı olduğu,
davalının 2019-2020 yılları ticari defterlerinin lehine delil niteliğinin bulunduğu,
davalının ticari defterlerine göre; Davalı ... incelenen kendi ticari defterlerinde
takip tarihi (18.06.2020) itibariyle davacı ... 2.281,22 TL cari hesap bakiye
borçlu olduğu, takip tarihinden sonra 22.12.2020 borcunun sıfırlandığı,
tarafların 2019 yılı BA-BS bildirimlerinin birebir uyuştuğu, 2020 yılı BA-BS
bildirimleri incelendiğinde ise davalı ... tarafından davacı adına düzenlenen 2
adet KDV hariç (170.576,00 TL – 101.318,00 TL=) 69.258,00 TL bedelli faturanın
davalı tarafından BA bildiriminde bulunulmasına karşın davacı tarafından BS
bildiriminde bulunulmadığı, ilk olarak davacı ... tarafından davalı adına düzenlenen rapor içeriğinde
detaylarına yer verilen toplam 46.316,88 TL bedelli faturaların davalı ... ticari
defterlerinde kayıtlı olmadığından kaynaklandığı, İkinci olarak davalı ... davacı
tarafından verilen ürünlerin ayıplı olduğu iddiası ile davacı taraf muhatap tutarak
tanzim ettiği aşağıda detaylarına yer verilen iade faturalarından kaynaklandığı,
davalı ... tarafından tanzim edilen toplam 74.798,64 TL bedelli faturanın davacı
... ticari defterlerinde kayıtlı olmadığından kaynaklandığı, taraflar arasındaki
takip tarihinden sonra cari hesap farklılığının ise davalı kayıtlarında görülen
22.12.2020 tarihli “... ADINA İCRA İÇİN YATAN” açıklamalı 21.493,57
TL tutarlı borç kaydedilerek cari borcundan düşüldüğü, söz konusu tutarın davacı
ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı anlaşılmış ve dosya içeriğinde iş bu işleme
ilişkin bir ödeme belgesine rastlanılmadığı, Yine davalı kayıtlarında 22.12.2020
tarihinde “SENET PROTESTOSUNDAN AVUKATLIK VE FAIZ GIDERI” adı altında
6.034,57 TL alacak olarak kaydedildiği, davacı ... ticari defterlerinde böyle bir
kaydın bulunmadığı,
davacı ... tarafından davalı adına tanzim edilen taraflar arasındaki ihtilafa konu
faturaların E-fatura şeklinde usulüne uygun olarak düzenlediği, söz konusu
faturanın davacı ... ticari defterlerinde kayıtlı olmasına karşın davalı ...
ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı, bu faturalara davalı tarafça 03.01.2020 tarihli
ihtarname ile itiraz edildiği, yine davalı tarafça davacı tarafından verilen ürünlerin
ayıplı olduğu iddiası ile davacı taraf muhatap tutarak iade faturaları düzenlendiği,
düzenlenen bu faturaların da davacı ... ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı,
davalı ... cevap dilekçesinde anlaşılacağı üzere, davacı tarafından düzenlenen
ihtilaflı faturalara konu ürünlerin ayıplı olduğu iddiası mevcut olup bu hususta
yapılan teknik yönden incelemelerimize aşağıda yer verildiği,
netice itibariyle; Davalı ... tarafından davacı adına ayıplı ürün kapsamında
düzenlenen ihtilaflı faturaların ve davalı tarafından düzenlenen iade faturalarının
kabul edilip/edilmeyeceği ile ilgili Takdirin Mahkemenize ait olduğu, faturalara
konu ürünlerin ayıplı olmadığı yönünde karar verilmesi halinde, Davacı ...
incelenen kendi ticari defterlerinde davalı ... takip tarihi (18.06.2020)
itibariyle 139.549,08 TL cari hesap bakiye alacaklı olduğu, takip tarihinden sonra
davalı tarafından 20.07.2020 tarihinde yapılan 2.281,22 TL ve 16.02.2021
tarihinde yapılan 15.459,00 TL ödeme sonrası 31.12.2021 tarihi itibariyle davalı
... 121.808,86 TL cari hesap bakiye alacaklı olacağı, Mahkemece faturalara
konu ürünlerin ayıplı olduğu yönünde karar verilmesi halinde ise davacı ...
takip tarihi (05.07.2021) itibariyle ihtilaflı faturalar yönünden herhangi bir
alacağının bulunmayacağı, 46 adet uzun kol polo yaka tişört ve 42 adet bisiklet yaka ter tişörtünün yakaları
dar dikildiğinden giyeceklerin çocukların kafasından geçemeyeceğinden ve 100
adet uzun kol polo yaka tişörtün kol boyunun olması gerekenden uzun
dikildiğinden ayıplı olduğu, tişörtte yaka çevresinin dar dikilmesi ve kol boyunun
uzun olması ayıbının ölçüm yapılarak anlaşılabilecek bir ayıp olduğu, davalının
ayıp ihbarının işin olağan akışına göre süresinde olduğu, yakaları dar dikilen 46
adet uzun kol polo yaka tişört ve 42 adet bisiklet yaka ter tişört ve kol boyu uzun
dikilen 100 adet uzun kol polo yaka tişörtlerdeki ayıplar nedeniyle davalının
7.259,76 TL zararının oluştuğu, davalının oluşan zararını davacıdan talep
edebileceği görüş ve kanaatinin bildirildiği görülmüştür.
-Buna göre alınan raporlar ile tarafların iddia ve savunmalarının değerlendirilmesinde, davacı tarafça davalı aleyhine 12.02.2020 vade tarihli cari hesap alacağına dayanılarak takip başlatıldığı görülmektedir.
-Alınan bilirkişi raporlarıyla da sabit olduğu üzere tarafların cari hesaplarındaki farklılığın üç nedenden kaynaklandığı görülmektedir.
-Bunlardan ilkinin davacı ... tarafından davalı adına düzenlenen toplam 46.316,88 TL bedelli faturaların davalı ... ticari
defterlerinde kayıtlı olmaması olduğu, ikinci sebebin davalı ... davacı
tarafından verilen ürünlerin ayıplı olduğu iddiası ile davacı tarafı muhatap göstererek düzenlediği toplam 74.798,64 TL'lik iade faturalarının davacı
... ticari defterlerinde kayıtlı olmaması olduğu, taraflar arasındaki
takip tarihinden sonra cari hesap farklılığının ise davalı kayıtlarında görülen 22.12.2020 tarihli “... ADINA İCRA İÇİN YATAN” açıklamalı 21.493,57
TL tutarlı borç kaydedilerek cari borcundan düşüldüğü, söz konusu tutarın davacı
ticari defterlerinde kayıtlı olmadığından ortaya çıktığı, yine davalı kayıtlarında 22.12.2020
tarihinde “SENET PROTESTOSUNDAN AVUKATLIK VE FAIZ GIDERI” adı altında
6.034,57 TL alacak olarak kaydedildiği, davacı ... ticari defterlerinde böyle bir
kaydın bulunmaması nedeniyle farklılığın ortaya çıktığı görülmektedir.
-Yine bilirkişi raporlarında yer alan taraf ticari defter dökümlerine göre;
12/02/2020 tarihi itibariyle davacı taraf ticari defter kayıtlarına göre davacının davalı ... 389.748,26 TL alacaklı göründüğü, 12/02/2020 tarihinde girilen ödeme kayıtları ile bakiye alacağın 233.295,26 TL olarak güncellendiği, akabinde 13/02/2023 tarihinde davalı tarafından düzenlenen 109.423,44 TL'lik iade faturasının ticari deftere kaydedilmesi ile davacının bakiye alacak miktarının 123.871,82 TL olarak güncellendiği,
12/02/2020 tarihi itibariyle davalı ... ticari defterlerine göre ise davalı ... 342.956,38 TL borç bakiyesinin göründüğü, 12/02/2020 tarihinde yapılan çek ödeme kayıtları ile davalı ... davacı ... 186.503,30 TL borç kaydının mevcut olduğu ve ayrıca 13/02/2020 tarihinde kaydedilen 109.423,44 TL VE 27.216,00 TL'lik iade faturalarıyla davalı ... bakiye borcunun 49.863,86 TL olarak güncellendiği, akabinde 14/02/2023 tarihli 47.582,64 TL'lik iade faturası neticesinde davalı ... bakiye olarak davacı ... 2.281,22 TL borçlu göründüğü anlaşılmaktadır.
-Bu kapsamda tarafların ticari defter ve belgelerine göre 12/02/2020 tarihinde yapılan ödemeler konusunda bir ihtilaf bulunmadığı, yine davalı tarafça davacı adına düzenlenen 109.423,44 TL bedelli iade faturası yönünden bir ihtilafın bulunmadığı, her iki tarafın ticari defterlerine ihtirazi kayıt olmadan ödemeleri ve 109.423,44 TL bedelli iade faurasını kaydettiği sabittir.
-Buna göre davacı tarafın ticari defterlerinde takibe dayanak cari hesap tarihi itibariyle kaydı bulunan 123.871,82 TL'lik alacağın davalı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olarak kaydedildiğinden davacı bu tarih itibariyle alacağının varlığını ispat ettiği kuşkusuzdur. Yine davalı tarafın iddia ve savunmalarına göre taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklı ürünlerin davalı ... teslim edildiği de kuşkusuzdur. Buna göre davalı tarafın kendisine teslim edilen ve daha sonra bir kısmının tadilat yoluyla düzeltildiği, yine bir kısmının tadilat görmediğinden davacı taraf uhdesinde kaldığı bildirilen ürünler yönünden ispat külfeti altında olduğu kuşkusuzdur. Zira davacı yüklenici tarafından ilgili ürünler davacı ... teslim edilmiş, taraflar arasında iş bu ticari ilişki kapsamından düzenlenen faturalar ticari defterlere kaydedilmiş, yine davalı ... tarafından düzenlenen 109.423,44 TL 'lik iade faturası davacı ... ticari defterlerine itiraz edilmeden kaydedilerek kabul edilmiştir.
-Bu doğrultuda davalı ... davacı ... düzenlendiği toplam 74.798,64 TL'lik iade faturası yönünden ürünlerin ayıplı olduğunu ispat yükümlülüğü bulunmaktadır.
-Mahkememizce bu kapsamda tekstil mühendisi aracılığı ile bilirkişi incelemesi yapılmış, davalı tarafından incelemeye sunulan ürünlerden yakaları dar dikilen 46
adet uzun kol polo yaka tişört ve 42 adet bisiklet yaka ter tişört ve kol boyu uzun
dikilen 100 adet uzun kol polo yaka tişörtler yönünden ayıp iddiasının yerinde olduğu, bu ayıplı ürünler nedeniyle davalının zararının
7.259,76 TL olduğu görülmüştür.
-Her ne kadar davalı tarafça sunmuş olduğu numuneler yerine dosyaya sunmuş olduğu 31.03.2022 tarihli delil dilekçesi
ekinde sunmuş olduğu kayıtların incelenerek zarar miktarının tespiti talep edilmiş ise de ilgili kayıtların ayıp iddialarının ispatı yönünden tespite elverişi olmadığı görülmüştür. Davalı tarafça teslim alındığı ve/veya teslim alınarak iade edildiği belirtilen ayıp ürünler incelemeye esas olmak üzere muhafaza edilmediğinden ve/veya ayıplı olduğu iddia edilen ürünler üzerinde teslimden sonra adli merciler tarafından yapılmış bir delil tespiti ya da inceleme dosyaya ibraz edilmediğinden davalı tarafın bu yöndeki taleplerine itibar edilmemiş, yalnızca
7.259,76 TL bedel yönünden ayıp iddiasını ispat ettiği Mahkememizce kabul edilmiştir.
-İş bu kabul doğrultusunda davacı tarafın takibe dayanak olan 12.02.2020 tarihli cari hesap bakiye alacağı yönünden takip tarihi itibariyle davalı ... 123.871,82 TL alacağının mevcut olduğu ancak bu miktar üzerinden davalı ... ispat külfetini yerine getirdiği 7.259,76 TL ayıplı ürün bedelinin düşülmesi gerektiği anlaşılmakla, takip tarihi itibariyle 116.612,06 TL alacağının mevcut olduğu anlaşılmaktadır.
-Ancak davacı tarafın dava dilekçesinde yer verdiği üzere davalı tarafça takip tarihinden sonra ve fakat dava tarihinden önce 2.281,22 TL'lik ödemenin yapıldığı sabit olup, iş bu bedelin bakiye alacak üzerinden mahsubu gerekmektedir. Bu doğrultuda dava tarihi itibariyle davacı tarafın cari hesaptan kaynaklı olarak talep edebileceği miktarın 114.330,84 TL olduğu kanaatine varıldığından, davacı tarafça iş bu bedel yönünden talebinin haklı olduğu Mahkememizce kabul edilmiştir.
-Yine tarafların defter ve kayıtlarında yer alan ve her iki tarafın da kabulünde olduğu üzere 16/02/2021 tarihi itibariyle ( dava tarihi sonrası ) davalı tarafça 15.459,00 TL ödeme yapıldığı sabit olup, iş bu bedel bakiye alacak miktarından mahsup edilmiş, davanın iş bu bedelin mahsubu neticesinde 98.871,84 TL üzerinden kısmen kabulüne karar verilmiş ve fakat ödeme dava tarihinden sonra olduğundan dava tarihi itibariyle haklılık durumu gözetilerek yargılama giderleri ve vekalet ücreti yönünden iş bu bedel dikkate alınmamış, yargılama gideri ve vekalet ücreti 114.330,84 TL bedel üzerinden belirlenmiştir.
-İtirazın iptali davası nitelik itibariyle takip talebindeki iddia ve belgelere sıkı sıkıya bağlı olduğundan taraflar arasındaki süre gelen ticari ilişki yalnızca 12/02/2020 tarihi itibariyle cari hesap kayıtları nazara alınarak inceleme yapılmış, bu tarih itibariyle tespit edilen alacak miktarı yönünden ödemeler ve ayıp iddiaları doğrultusunda belirlenen bedeller mahsup edilmiş, diğer faturalar yönünden ayrıca değerlendirme yapılmamış ve bu kabul doğrultusunda karar vermek gerekmiştir.
-Her ne kadar davacı taraf takip talebinde asıl alacakla birlikte işlemiş faiz talebinde bulunmuşsa da davalı borçlunun icra takibinden önce temerrüde düşürülmemiş olduğu anlaşıldığından, takip talebindeki işlemiş faize ilişkin talebin reddine karar vermek gerekmiştir.
-Davacı vekili, itirazın iptali talebi ile birlikte icra inkar tazminatı talebinde bulunmuştur. Borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için likit ve belirlenebilir bir alacağın mevcut olması gerekmektedir. Likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması, böylece borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir.
-Buna göre davalı borçlu tarafından cari hesap ve ticari defter kayıtları ile sabit olan alacağın tereddütsüz bir şekilde likit ve belirlenebilir olması nedeni ile davalı borçlu aleyhine kabul edilen alacak miktarı üzerinden %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KISMEN KABULÜ ile;
-Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasında davalı takip borçlusu tarafından yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin 98.871,84 TL asıl alacak ve takip tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiz üzerinden devamına,
-Alacak likit ve belirlenebilir olduğundan kabul edilen miktarın %20'si üzerinden hesap edilen 19.774,36 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
-Fazlaya ilişkin talebin reddine,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 6.753,94-TL karar ve ilam harcından peşin alınan 2.087,63-TL harcın mahsubu ile bakiye 4.666,31-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan toplam 2.087,63-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yargılama sırasında yatırılan 54,40 TL başvurma harcı, 5.000,00 TL bilirkişi ücreti, 250,00-TL tebligat ve posta masrafı olmak üzere 5.304,40-TL yargılama giderinden davanın kabul red oranına (%93,52) göre hesap edilen 4.961,04-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı tarafça yargılama sırasında sarf edilen yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
6-Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince kabul edilen miktar üzerinden hesap edilen 18.292,93-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince kabul edilen miktar üzerinden hesap edilen 7.913,06-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
8-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Bakırköy Arabuluculuk Bürosu'nun ... numaralı arabuluculuk dosyasında suç üstü ödeneğinden karşılanarak ödenen 1.560,00 TL'nin davanın kabul red oranına (%93,52) göre hesap edilen 1.234,55-TL'sinin davalıdan, 85,45-TL'sinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
9-Bakiye gider/delil avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa derhal iadesine,
Dair; tebliğden itibaren İKİ HAFTA içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere davacı vekili ile davalı vekilinin e-duruşma ortamında yüzlerine karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 17/11/2023
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır