T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2020/991 Esas
KARAR NO : 2024/876
DAVA : Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 28/12/2020
KARAR TARİHİ : 11/09/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 19/09/2024
DAVA;
Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan iş bu davanın dava dilekçesinde özetle; Davacı ... AŞ'nin zararının tam ve kesin olarak hesaplanmasıyla birlikte bedel arttırımında bulunmak kaydıyla, davacının 550.000 USD, 19.000 EURO ve 28.883,70 TL kayıp ve zararının davalılardan TTK 557. Maddesi uyarınca mahkemece tespit olunacak kusur oranlarına göre hesaplanacak tazminat tutarları üzerinden, zarar tarihinden itibaren en yüksek ticari temerrüt faizi oranı üzerinden işlemiş ve işleyecek gecikme faiziyle birlikte tahsiline ve davacı ... AŞ'ye ödenmesine ve HMK'nun mad. 406/2, İİK'nun mad. 257, Mad. 264 ve devamı hükümleri uyarınca davalıların malvarlıklarının ihtiyati haczine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı ... vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; davacının bu davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığını, davacı tarafın eda davası niteliğindeki taleplerinin davacı şirkete haksız ve hukuka aykırı olarak Sulh Ceza Hakimi tarafından kayyım atanması öncesi dönemine ait bağış ödemesi ve bir kısım tasarruflara ilişkin olduğunu, dava konusu bağış ödemeleri ve diğer tasarruf işlemlerinin yapıldığı tarih itibari ile mevzuata ve hukuka uygun olarak yapıldığını, çok üyeli yönetim kurullarında, halen üye sıfatını taşıyan bir veya birkaç üye hakkında sorumluluk davası açılması gereken hallerde ise, dava açılmasına karar verme yetkisinin Yönetim Kurulunun diğer üyelerine ait olduğunu, davalıların ve dolayısıyla müvekkilinin sorumluluk şartları oluşmadığını, Sorumluluk Davası Açılabilmesi İçin Genel Kurul Kararının Dava Şartı olduğunu, şartın Gerçekleşmediğini, başvurunun usulüne uygun olmadığını, arabuluculuğun ifa edilmediğini, şartın gerçekleşmediği dikkate alınarak davanın reddini, TMK madde 20/A'nın bu davada uygulanma imkanı bulunmadığını, davada iddia edilen zararın konusunun belirli olduğunu, bu nedenle ortada belirsiz alacak davasının koşulları bulunmadığından HMK'nın 114/h maddesi uyarınca, davanın hukuksal yarar yokluğu nedeniyle reddini,müvekkili tarafından yapılmış yasadışı herhangi bir iş ve eylem olmadığını, davacı tarafın hukukilikten uzak değerlendirmelerinin evrensel hukuk ilkesinin işlediği hiçbir ülkede kabul edilmeyeceğini, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; davacının bu davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığını, davacı tarafın eda davası niteliğindeki taleplerinin davacı şirkete haksız ve hukuka aykırı olarak Sulh Ceza Hakimi tarafından kayyım atanması öncesi dönemine ait bağış ödemesi ve bir kısım tasarruflara ilişkin olduğunu, dava konusu bağış ödemeleri ve diğer tasarruf işlemlerinin yapıldığı tarih itibari ile mevzuata ve hukuka uygun olarak yapıldığını, çok üyeli yönetim kurullarında, halen üye sıfatını taşıyan bir veya birkaç üye hakkında sorumluluk davası açılması gereken hallerde ise, dava açılmasına karar verme yetkisinin Yönetim Kurulunun diğer üyelerine ait olduğunu, davalıların ve dolayısıyla müvekkilinin sorumluluk şartları oluşmadığını, sorumluluk davası açılabilmesi için genel kurul kararının dava şartı olduğunu, şartın gerçekleşmediğini, başvurunun usulüne uygun olmadığını, arabuluculuğun ifa edilmediğini, şartın gerçekleşmediği dikkate alınarak davanın reddini, TMK madde 20/A'nın bu davada uygulanma imkanı bulunmadığını, davada iddia edilen zararın konusunun belirli olduğunu, bu nedenle ortada belirsiz alacak davasının koşulları bulunmadığından HMK'nın 114/h maddesi uyarınca, davanın hukuksal yarar yokluğu nedeniyle reddini, müvekkili tarafından yapılmış yasadışı herhangi bir iş ve eylem olmadığını, davacı tarafın hukukilikten uzak değerlendirmelerinin evrensel hukuk ilkesinin işlediği hiçbir ülkede kabul edilmeyeceğini, İstanbul ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin .... Esas Sayılı dosyasında ...... Holding A.Ş.'nin müsaderesine ilişkin yargılamanın yapıldığını, huzurdaki dosyanın hukuki ilerleyişi açısından işbu ceza dosyasının bekletici mesele yapılmasını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, davacılar tarafından, davacı şirketin yönetim kurulu üyesi olan
davalıların 01.01.2013-17.11.2015 tarihleri arasında davacı ...’i zarara
uğrattıkları iddiası ile kusur
oranlarına göre zarar tarihinden itibaren davalılardan faizi ile tahsili talebine ilişkindir.
-Mahkememizce banka kayıtları celp edilerek dosya arasına alınmış, İstanbul ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... Esas Sayılı dosyası celp edilmiş, şirket kayıtları incelenmiştir.
-Mahkememiz dosyası dosya kapsamı, taraf ticari defter ve belgeleri ile İstanbul ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... Esas sayılı dosya kapsamında alınan bilirkişi raporları incelenmek suretiyle rapor düzenlenmesi amacıyla Hukukçu Prof. Dr. .... ve SMMM ....'ya tevdi edilmiş, düzenlenen 12/03/2024 tarihli kök raporunda özetle; davalılardan hakim şirket ...... Holding AŞ'nin yönetim kurulu üyeleri ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakim şirket yönetim kurulu üyesi sıfatıyla TTK md. 202'ye istinaden, ...... Dış Ticaret AŞ'nin uğradığı zarardan sorumlu olduğu, davacı ... AŞ'nin doğrudan zarara dayalı davasında ise TTK md. 553 vd. hükümlerine istinaden pasif husumet tüzel kişi yönetim kurulu üyelerinde olduğu, davalının gerçek kişi temsilcilerinin davalı sıfatı bulunmadığı, davalılardan ..., ..., ..., ... ve ...'un 28.883,70-TL+550.000-USD+19.000-EURO bağış ve yardımlardan sorumlu olduğu, davalı ...'nin 50.000-USD bağış ve yardımlardan sorumlu olduğu, davalı ...'nun 19.000-EURO+50.000-USD bağış ve yardımlardan sorumlu olduğu bildirilmiştir.
-Dosyanın yeniden aynı bilirkişi heyetine tevdii ile ek rapor tanzimine karar verilmiş olup, Hukukçu Prof. Dr. ... ve SMMM ... 'nın 10/06/2024 tarihli ek raporunda özetle; davalılardan hakim şirket ...... Holding AŞ'nin yönetim kurulu üyeleri ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakim şirket yönetim kurulu üyesi sıfatıyla TTK md. 202'ye istinaden, ...... Dış Ticaret AŞ'nin uğradığı zarardan sorumlu olduğu, davacı ... AŞ'nin doğrudan zarara dayalı davasında ise TTK md. 553 vd. hükümlerine istinaden pasif husumet tüzel kişi yönetim kurulu üyelerinde olduğu, davalının gerçek kişi temsilcilerinin davalı sıfatı bulunmadığı, davalılardan ..., ..., ..., ... ve ...'un 28.883,70-TL+550.000-USD+19.000-EURO bağış ve yardımlardan sorumlu olduğu, davalı ...'nin 50.000-USD bağış ve yardımlardan sorumlu olduğu, davalı ...'nun 19.000-EURO+50.000-USD bağış ve yardımlardan sorumlu olduğu bildirilmiştir.
-Dosyada mevcut raporlar ve mevcut belgeler nazara alındığında; öncelikle her bir zarar kalemi yönünden iddia ve savunmaların irdelenmesi gerekmektedir.
-Bu kapsamda davacı yanında davacının hissedarı olduğu ... Basım A.ş.’ye ödeme yapılarak davacı
şirketin zarara uğratıldığı iddiaları yönünden yapılan incelemede; bilirkişi raporunda yer verildiği ve şirket kayıtlarında mevcut olduğu üzere, 14.08.2014 tarihinde davacı şirketin ortaklarından ...
Basım A.Ş.’ye 432.555,06 TL ödeme yapıldığı, davacı şirket ile .....Basım A.Ş. arasında
devam eden ticari ilişki bulunduğu 13.08.2015 tarihinde bu sefer davacı şirketim ...
Basım’a borçlu konuma geçtiği, davacı şirketin .....Basım’a yapmış olduğu ödemeyi
13.08.2015 tarihinde iade aldığı, bu haliyle iş bu işlemlerde zararın meydana gelmediği görülmektedir.
-Davacı şirketin şüpheli komisyon ve fuar faturaları ile zarara uğratıldığı
yönündeki iddialar yönünden yapılan incelemede; bilirkişi raporunda yer verildiği ve şirket kayıtlarında mevcut olduğu üzere, davacı şirket ticari defterlerinde 06.11.2015 tarihinde ... Ltd.’den 150.000,00 USD(430.185,00 TL) bedelli fatura girişi yapıldığı, aynı tarihte fatura bedelinin 150.000,00 USD olarak ödendiği davacı şirketin aynı tarihte söz konusu fatura bedeli olan 150.000,00 USD’yi (430.185,00 TL) birebir .....Eğitim Araçları ve ... Sistm. A.Ş.’ye fatura ettiği, .....Eğitim aynı tarihte ...... Dış Ticaret’te 12 milyon TL alacaklı olduğundan, esasen davacı şirket dolaylı olarak borç ödemesi yaptığı, yine davacı şirket ticari defterlerinde 09.04.2015 tarihinde .... Ltd.’den 15.513,12 USD (40.143,30 TL) bedelli fatura girişi yapıldığı, 29.06.2015 tarihinde fatura bedelinin 15.513,12 USD (41.244,73 TL) olarak ödendiği, 25.05.2015 söz konusu fatura bedeli olan 15.513,12 USD’yi (40.197,60 TL) .....Eğitim Araçları ve ... Mobilya Sistm. A.Ş.’ye fatura edildiği .....Eğitim’in aynı tarihte ...... Dış Ticaret’te 5,5 milyon TL alacaklı olduğundan, esasen davacı şirket dolaylı olarak borç ödemesi yaptığı görülmektedir. Bu haliyle davacı şirketin ticari defterlerinde iddialara konu fuar vb. faturaların kayıtlı olduğu ve ödemesinin yapıldığı, davacı şirketin fatura konusu tutarı birebir .....Eğitim’e fatura ederek, ...
Eğitim’e olan borcundan mahsup ettiği, bu nedenle ilgili işlemler nedeniyle davacı şirketim zararının meydana gelmediği görülmektedir.
-Davacı şirketin yurt dışına yaptığı satış bedelleri tahsil edilmeyerek davacı
şirketin zarara uğratıldığı iddiaları yönünden yapılan incelemede; davacının iddialarına dayanak denetim raporunda; davacı şirketin yurtdışına yapılan
satışlardan kaynaklanan ve 120 hesaplarda takip edilen alacağın yaklaşık 28 milyon TL olduğu,
söz konusu bakiyenin 500 den fazla cari hesaba ait olduğu, söz konusu firmalarda çok sayıda
para hareketi olduğu, paranın izinin takip edilmesinin zor olduğu, hesaplarda bekleyen tutarın
tespitine yönelik çalışma yapılması gerektiğinin ifade edildiği, bu haliyle davacının iddialarına dayanak denetim raporunda, somut olarak hangi
firmalardan ne kadar alacak olduğu ve bu işlemlerin davacı ... zarara uğrattığı somut olarak
belirlenmediği, davacının yurt dışı müşterilere yapılan satışları şirketi zarara uğratmak
amacı ile yapıldığı iddialarının ispat edilemediği Mahkememizce kabul edilmiştir.
-Yurt dışı İştirak şirketlerine ilişkin muvazaalı işlemler ve bedelsiz devirler
ile davacı şirketin zarara uğratıldığı iddiaları yönünden yapılan incelemede; davacı şirketin, Özbekistan’da Taşkent şehrinde kurulu yurt dışı iştiraki... ,
davacı şirket mali kayıtlarındaki iştirak hesabında kayıtlı olmasına rağmen, iştirake ilişkin
resmi belgelerin şirkette bulunmadığı, iştirakin yurt dışında muvazaalı şekilde ve emaneten
illiyetli kişilere devri söz konusu olup, bedelsiz devirle şirketin zarara uğratıldığı, davacının
iştirakten olan ticari alacağının havuz hesaba aktarılarak kapatıldığının iddia edildiği görülmektedir. Bilirkişi heyeti tarafından şirket kayıtları üzerinde yapılan incelemede, İştirakler hesabında yer alan ... Kitap Kırtasiye
Ltd. Şti.’nin yine davacı şirketin 06.11.2015 tarih 2015/01 nolu yönetim kurulu kararı
ile “bedelli, bedelsiz alacak ve borçları ile satılmasına veya bu şartlarda bedelsiz
devredilmesine” karar verildiği, davacı şirket ticari defterlerinde söz konusu kararın
uygulandığı yani iştirakin satıldığına ilişkin bir kayıt görülemediği, keza denetim
raporunda da somut olarak bir zarar tespit edilemediği anlaşılmaktadır. Yine davacı şirket kayıtlarında 120.90.USD.001 hesap kodu ile müşteriler
hesabında takip edilen ... şirketinden 220.879,40 USD alacak bulunurken,
23.07.2013 tarihinde bu alacak rakamı 120.001.001 hesap kodunda Diğer Müşteriler
hesabına virmanlandığı, davacı şirketin ......’tan olan alacağını herhangi bir
gider hesabına atarak kapatmamış, diğer müşteriler hesabına alınmış olduğu görülmektedir. Bu haliyle davacı ... zarara uğratmak
amacı ile iş bu işlemlerin yapıldığı iddialarının ispat edilemediği Mahkememizce kabul edilmiştir.
-Bağış adı altında yapılan şüpheli ödemeler ile Davacı ...
Ticaret’in 19.000,00 EURO + 50.000,00 USD zarara uğratıldığı iddiaları yönünden yapılan incelemede; davacının iddialarına dayanak denetim raporunda Bağış adı altında yapılan şüpheli ödemeler
ile davacı ...’in 19.000,00 EURO + 50.000,00 USD zarara uğratıldığının iddia edildiği görülmektedir. Şirket kayıtları üzerinde bilirkişi heyeti tarafından yapılan incelemede;
davacı şirketin ticari defterlerinde .... ’a 2014 yılında 19.000,00 EURO, 2015
yılında ise 50.000,00 USD bağış yapıldığının tespit edildiği, davacı şirketin 2014-2015 yılı Kurumlar Vergisi Beyannamelerinde söz konusu Bağış ve
yardımların tamamının Kanunen Kabul Edilmeyen Giderlere alındığının tespit edildiği, davacı şirketin yapmış olduğu 19.000,00 EURO + 50.000,00 USD’lik bağış
ve yardım sadece şirketten nakden olarak çıkmış ancak herhangi bir gider unsuru
taşımadığından vergi matrahından düşülemediği, davacı şirketin yapmış olduğu bağış ve yardımlar kanun koyucunun bağış yapıldığı takdirde
gider olarak yazılmasına izin vermediği dernek ve vakıflara yapılan bağış olduğundan, davacı
şirketin gideri olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığı, bu haliyle davacı şirketin gider olarak kabul
edilmeyen 194.191,70 TL’nin (dövizlerin toplam TL karşılığı) %20 Kurumlar Vergisini
ödediği, şirketin Kurumlar Vergisi Beyannamelerinden 2014 ve 2015 yılında toplam
397.451,03 TL gibi bir kâr raporladığı ve şirket kârının yaklaşık %50’nin bağış olarak
dağıtılmasının uygun olmadığı görülmektedir. Bu doğrultuda davacı şirket yöneticilerinin şirket işlerinde tedbirli bir yöneticinin özeniyle hareket etmediği, şirket menfaatlerini dürüstlük kuralı çerçevesinde gözetmediği, davacı şirketten
nakden yapıldığı tespit edilen ve herhangi bir gider unsuru taşımayan 19.000,00 EURO +
50.000,00 USD bağış ve yardım davacı şirketin zararının oluştuğu Mahkememizce kabul edilmiştir.
-Muvazaalı kâr dağıtımı yapılarak davacı ...’in 500.000,00
USD + 28.883,70 TL zarara uğratıldığı iddiaları yönünden yapılan incelemede; davacı ... Ticaretin Yönetim Kurulu Karar defteri ve genel kurul karar ve müzakere
defterinde ve Ticaret Sicil kayıtlarında 2015 yılında kâr dağıtımına yönelik alınan bir kararın mevcut olmadığı, şirket ticari defterlerinde 02.02.2015 tarihli yevmiye maddesi ile 2006-2008-2010 ve
2011 yılına ait kârlardan kanuni yedekler ayrılarak ve zararlar mahsup edilerek dağıtılabilir
kârların tahakkukunun yapıldığı, kâr dağıtımı tahakkukuna istinaden ...... Holding A.Ş.’ye
03.02.2015 tarihinde 1.211.800,00 TL (500.000,00 USD) Kar dağıtım avansı açıklaması ile,
12.08.2015 tarihinde 17.717,50 TL Temettü ödemesi açıklaması ile, yine 12.08.2015 tarihinde
diğer ortaklara 11.166,20 TL Temettü ödemesi açıklaması ile ödeme yapıldığı, mali açıdan kar payı avansı olarak dağıtılan kar payı bakımından davacı şirket geçmiş yıl
kârlarını usulüne uygun bir şekilde yedek akçeler ayırmak ve yine geçmiş yıl zararları mahsup
etmek suretiyle kalan bedel üzerinden yapmış ise de söz konusu işlemin kar payı avansı tebliğine
aykırılık içerdiği, bu haliyle 500.000,00 USD ve 28.883,70 TL yönünden davacı şirketin zararının oluştuğu Mahkememizce kabul edilmiştir.
-Yukarıda yer verildiği şekilde talep edilen zarar kalemlerinin tespit ve değerlendirilmesi akabinde davacıların aktif dava ehliyeti ile davalıların görev tanımları, süreleri ve sorumlulukları yönünden inceleme yapılması gerekmektedir.
-Davacıların aktif dava ehliyeti yönünden yapılan değerlendirmede; davacılardan ...... Holding AŞ'nin bağlı şirket ...... Dış
Ticaret A.Ş.’de pay sahibi olduğu, TTK 202. Maddesi uyarınca hakim şirket yönetim
kurulu üyeleri aleyhine dava açabileceği, ...... Kağıt A.Ş.'nin ise bağlı şirketin pay sahiplerine
ve alacaklılarına dava hakkı tanımakta iken şirketin tüzel kişiliği yönünden dava hakkının tanınmadığı, bu haliyle davacı .......'nin aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı anlaşılmakla, iş bu davacı yönünden açılan davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle karar verilmiştir.
-Davalılar yönünden yapılan değerlendirmede; Türk Ticaret Kanunu'nun Sorumluluk başlıklı 202. Maddesinde; Sorumluluk davalarında pasif dava ehliyeti organ sıfatıyla yönetim kurulu üyelerinde olup, tüzel kişilerin yönetim kuruluna seçilen temsilcilerinin organ sıfatı bulunmadığından bunlara sorumluluk davası yöneltilemez. Tüzel kişinin yönetim kurulundaki temsilcisi onun bir organı (örneğin yönetim kurulu üyesi) olabileceği gibi dışarıdan üçüncü bir kişi de (örneğin şirketin avukatı veya danışmanı) olabilir. Tüzel kişinin yönetim kuruluna gönderdiği kimse, görevin niteliği göz önüne alındığında, tüzel kişinin ancak organları vasıtasıyla gerçekleştirebileceği bir işlevi yerine getirmektedir. Bu nedenle tüzel kişi adına bu görevi yerine getiren kimsenin tüzel kişinin organı olduğunu kabul etmekte duraksamamak gerekir. Bununla birlikle gerçek kişi temsilcinin yönetim kuruluna seçilen tüzel kişinin organı olması onun aynı zamanda anonim şirketin de organı olduğu anlamına gelmez (örneğin (X) tüzel kişisi adına yönetim kuruluna gönderilen gerçek kişi, yani temsilci aynı za- manda yönetim kurulunda bulunduğu (Y) AŞ’nin organı değildir). Zira şirketin yönetim kuruluna seçilen tüzel kişiyi temsilen toplantılara katılan gerçek kişi, bu sıfatla yönetiminde bulunduğu şirketin iradesini ortaya koyan bir organ vazifesi görmemektedir. Organ sıfatı yönetim kuruluna seçilen tüzel kişisindedir, gerçek kişi temsilci ise yönetim kurulu toplantılarında tüzel kişi adına hareket ederek onun adına aracı sıfatıyla şirketin iradesini ortaya koymaktadır. O nedenledir ki, temsilci sadece kendisini atayan (X) tüzel kişisi tarafından seçilip azledilebilir. Temsilci yönetim kuruluna gönderildiği anonim şirketin organı olsaydı seçimi ve azlinin de genel kurulun veya bu şirketin yönetim kurulunun yetkisinde olması gerekirdi. Hal böyle olunca organ sıfatı olmayan temsilciye karşı, TTK’nın sorumluluk hükümleri uygulanmasından bahsedilemez (Akdağ Güney, Necla, Anonim Şirket Yönetim Kurulu 2. Bası, İstanbul 2016, s. 43 vd.).
-İş bu davada ise davacı ... AŞ’nin yönetim kurulu üyeleri doğrudan
yönetim kuruluna seçilen tüzel kişiler yani ...... Holding AŞ, ...... Kağıt AŞ ve Sürat
Basım AŞ olup, bu tüzel kişilerin davalı olarak gösterilmediği ancak temsilcilerine sorumluluk
yöneltildiği görülmektedir. Oysa tüzel kişi temsilcilere TTK md. 553’e istinaden sorumluluk
yöneltilemez dolayısıyla tüzel kişiyi temsilen yönetim kuruluna seçilen gerçek kişilerin davalı
sıfatı bulunmamaktadır.
-Somut olay bakımından yukarıda yer verilen tüm açıklamalar nazara alındığında;
Davacı şirketin gider olarak kabul edilmeyen 194.191,70 TL’nin (dövizlerin toplam TL karşılığı) %20 Kurumlar Vergisini ödediği, Şirketin Kurumlar Vergisi Beyannamelerinden 2014 ve 2015 yılında toplam 397.451,03 TL gibi bir kâr raporladığı ve şirket kârının yaklaşık %50’nin bağış olarak dağıttığı,
Yapılan bağışların makul miktarların üzerinde olduğu gerek şirketin gerekse ortakların ve alacaklıların menfaatine uygun olmadığı, dava dışı şirketin kar payı avansı adı altında dağıtabileceği tutarın üzerinde bir miktarı yani dağıtılabilir karın tamamını dağıttığı, tebliğde ise açık bir biçimde kar payı avansının dağıtım usulünün hükme bağlandığı, kar payı avansı adı altında şirket karının tamamının dağıtılmasının mümkün olmadığı, dolayısıyla yönetim kurulu üyeleri karın tamamını dağıtma yetkisi bulunmadığı halde münhasıran genel kurulun yetkisine giren bir alanda yetki gasbında bulundukları ve davalı şirketin malvarlığında azalmaya yol açtıkları,
Şirket zararının davalıların eylemleri yani şirket karının yarıya yakınının bağışlanması ve yine kar payı avansı adı altında ancak buna ilişkin Tebliğ hükümlerine açıkça aykırı davranmak suretiyle ve bir genel kurul kararı olmaksızın karın tamamının dağıtılması neticesinde meydana geldiği; davalıların davranışlarıyla davacı şirketin malvarlığında meydana gelen azalma arasında İlliyet illiyet bağının kurulduğu,
Davalılar bakımından hakimiyetin kötüye kullanılması suretiyle bağlı şirketin mal varlığında azalmaya yol açacak biçimde gerçekleştirilen bağışlar TTK md. 202 ve TTK md. 369 hükümlerine aykırılık teşkil ettiği, kar payı dağıtılması ise her ne kadar bu işlem kar payı avansı başlığı altında gerçekleştirilmiş olsa dahi, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı tarafından 2012 yılında yayımlanan Kâr Payı Avansı Dağıtımı Hakkında Tebliğ’in 7. Maddesine açıkça aykırı biçimde karın tamamı dağıtılmak suretiyle esasen bu hususta münhasıran yetkili olan genel kurulun (TTK md. 408) yetki alanına girilmiş olması emredici nitelikteki TTK md. 408e ve yine Tebliğ hükümlerine aykırılık teşkil ettiği,
Tedbirli bir yönetici gibi davranmakla yükümlü davalıların aynı çevreye dahil normal ve ortalama bir insanın aynı durum ve koşullarda göstereceği davranışları sergilemek yöneticisi oldukları şirketin çıkarlarını gözetmek yerine kazancının önemli bir kısmını bağış yoluyla azaltmasına yol açarak şirketi zor duruma sokan eylemlerin merkezinde yer almak suretiyle kusurlu davrandıkları, yönetim kurulu üyesi sıfatıyla bilgileri dahilinde olması gereken Gümrük ve Ticaret Bakanlığı tarafından 2012 yılında yayımlanan Kâr Payı Avansı Dağıtımı Hakkında Tebliğ’in hükümlerine aykırı biçimde karın tamamını dağıtarak münhasıran genel kurula ait olan kar dağıtımına ilişkin karar alma yetkisini kullanmak suretiyle kanunun emredici düzenlemesine yetki aşımı suretiyle aykırı hareket etmeleri de tedbirli bir yöneticiden beklenen özenli davranış ölçüsünün dışında kalan kusurlu bir davranış sergiledikleri görülmektedir.
-Bu haliyle yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda davalı hakim şirket yönetim kurulu
üyeleri bakımından zarar, illiyet bağı, kanuna/esas sözleşmeye aykırılık ile kusur şartlarının gerçekleştiği, hakimiyetin kötüye kullanılması nedeniyle TTK md. 202ye istinaden
sorumluluk şartlarının oluştuğu Mahkememizce kabul edilmiştir.
-Davalılardan hakim şirket ...... Holding AŞ’nin yönetim kurulu üyeleri ..., İzzet
Akyar, ..., ..., ..., ... ve
... hakim şirket yönetim kurulu üyesi sıfatıyla TTK md. 202’ye istinaden ......
Dış Ticaret AŞ’nin uğradığı zarardan sorumlu oldukları sabit olduğundan, 19.000-Euro, 550.000-USD ve 28.883,70-TL'nin davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...'den tahsili ile ...... Dış Ticaret A.Ş.'ye ödenmesine, Euro ve USD alacağına dava tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4a maddesine göre, TL alacağına ise dava tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine(davalı ...'nun 19.000-Euro ve 50.000-USD, Davalı ...'nin ise 50.000-USD üzerinden sorumlu tutulmalarına karar verilmiş, davalı gerçek
kişi temsilcilerin davalı sıfatı bulunmadığından iş bu davalı ...'a karşı açılan davanın reddine karar verilmiş, ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-...... Dış Ticaret A.Ş. Tarafından açılan davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine,
2-...... Holding A.Ş. tarafından açılan davanın kabulü ile 19.000-Euro, 550.000-USD ve 28.883,70-TL'nin davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...'den tahsili ile ...... Dış Ticaret A.Ş.'ye ödenmesine, Euro ve USD alacağına dava tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4a maddesine göre, TL alacağına ise dava tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine(davalı ...'nun 19.000-Euro ve 50.000-USD, Davalı ...'nin ise 50.000-USD üzerinden sorumlu tutulmalarına, fazlaya ilişkin talebin reddine,
3-Davalı ...'a karşı açılan davanın reddine,
4-Alınması gereken 295.590,04-TL karar ve ilam harcının davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...'den tahsili ile hazineye gelir kaydına, (Davalı ...'nun 37.509,14-TL, Davalı ...'nin 25.611,13-TL üzerinden sorumlu tutulmalarına )
5-Davacı tarafça sarf edilen başvurma harcı, tebligat ve müzekkere gideri, bilirkişi sarf gideri masrafı olmak üzere toplam 24.195,72-TL'nin davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...'den alınarak davacı ... Holding A.Ş.'ye verilmesine, (Davalı ...'nun 3.070,30-TL, Davalı ...'nin 2.096,39-TL üzerinden sorumlu tutulmalarına )
6-Davacı ... Holding A.Ş. kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT gereğince takdir olunan 331.817,07-TL vekalet ücretinin davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...'den alınarak davacı ... Holding A.Ş. verilmesine, (Davalı ...'nun 42.105,72-TL, Davalı ...'nin 28.749,65-TL üzerinden sorumlu tutulmalarına )
7-Davalılar ..., ..., ... ile ... kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT 7/2. maddesi gereğince takdir olunan 17.900,00-TL vekalet ücretinin davacı ...Ş. Alınarak iş bu davalılara verilmesine,
8-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Bakırköy Arabuluculuk bürosunun .... numaralı arabuluculuk dosyasında Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.440,00-TL arabuluculuk ücretinin davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...'den tahsili ile hazineye gelir kaydına,
9-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde taraflara iadesine,
Dair, davacılar vekili ile davalı ... vekilinin yüzüne karşı, yapılan yargılama neticesinde kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize müracaatla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi istinaf yolu açık olmak üzere oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup, anlatıldı.11/09/2024
Başkan ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Katip ....
¸e-imzalıdır