T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/1009 Esas
KARAR NO : 2025/90
DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ : 08/11/2022
KARAR TARİHİ : 04/02/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 13/02/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; davalı ...'ye ait ve sürücü davalı ...'nın sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın, .... Havalimanı çıkış istikametinden .... ayrımına geldiği anda sağ şeritte sollama yapmış, yolun sol şeridinde bulunan, .... istikametine ani manevra yapmak istemiş, o esnada müvekkiline ait, sürücü ...'nun, sevk ve idaresindeki ... plakalı ticari aracıyla aynı yönden sol şeritten ... ayrımlarına girmek istemiş olduğunu, ...'nun sola ani manevra yapan davalı ...'nın idaresindeki ... plakalı araca çarpmamak için zeminin de ıslak ve kaygan olması nedeniyle duramayıp aracının ön kısımları ile bariyerlere çapmış ve iki yaralanmalı maddi hasarlı trafik kazası gerçekleşmiş olduğunu, ... Havalimanı Şube Müdürlüğü Trafik Denetleme Bürosunun .... tarihli trafik kaza tutanağında " bu kazanın oluşumunda ... plakalı araç sürücüsü ...'nın 2918 sayılı Kanun'un 56/1l-a ( şerit izleme ve değiştirme kurallarına uymamak) maddesini ihlal ettiği..." tespiti mevcut olup söz konusu yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazasında davalı ...'nın tam kusurlu olduğu net olup iş bu tespit tutanağının da herhangi bir itiraza uğramadığından kesinleşmiş olduğunu, buna ilişkin kaza tespit tutanağı, kaza yeri krokisinin ekte sunulmuş olduğunu, ayrıca Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından taksirle kişinin yaralanmasına neden olma suçundan başlatılan .... numaralı soruşturma neticesinde müvekkiline ait ... plakalı aracın sürücüsü ...'nun kusursuz olduğu, davalı ...'nın kusurlu hareketi dolayısıyla kazanın meydana geldiğinden bahisle 16.10.2022 tarihinde ... hakkında ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar vermiş olduğunu, iş bu ek kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın ekte olduğunu, gerçekleşen kaza sonrası, müvekkiline ait aracın tamiri için karşı tarafın sigortası tarafından 50.000,00 TL hasar bedeli karşılanmış olup tramer kaydına da iş bu bedelin yansıtılmış olduğunu, araçtaki hasardan kaynaklı diğer tüm masrafların müvekkili tarafından karşılanmış aracın tamiri sonrası müvekkili tarafından bağımsız eksperden alınan ekspertiz raporunda meydana gelen kaza sonrası, araçta hasardan dolayı oluşan maddi zararın, araçta meydana gelen değer kaybı ve müvekkiline ait ... plakalı aracın ticari araç olması nedeniyle uğranılan maddi kazanç kaybının hesaplanmış olduğunu, bu hesaplanmalar sonrası Büyükçekmece .... İcra Dairesi'nin ... E. sayılı dosyasından icra takibi başlatılmış, davalılar vekilinin itirazı sonrası başlatılan icra takibinin davalılar açısından ayrı ayrı durmuş olduğunu, dava şartı zorunlu arabuluculuğa başvuru yapıldığını, ancak anlaşma sağlanamamış olduğunu, yukarıda izah ettikleri üzere müvekkiline ait ... plakalı araçta kazadan kaynaklı çok ciddi hasar meydana gelmiş, iş bu hasarın karşı tarafın sigortasının karşıladığı 50.000,00 TL haricinde tüm masrafı müvekkilinin kendisinin karşılamış olduğunu, müvekkili tarafından bağımsız .... eksper levha numaralı ....'dan 27.07.2022 tarihli .... dosya numaralı Hasar Tespit raporu alınmış iş bu raporda yapılan çalışma ve hesaplamalar sonrası 322.356,75 TL hasar tespitinin olduğunun belirtilmiş olduğunu, hesaplanan bedelden davalıların sigortasının karşıladığı 50.000,00 TL düşürülmüş ve iş bu kaza, haksız fiil de teşkil ettiğinden kaza tarihinden itibaren faiz işletilerek 272.356,75 TL üzerinden icra takibi başlatılmış olduğunu, davalılar kötü niyetli olarak icra takibine itiraz etmiş olup, mahkememizce gerekirse bilirkişi heyetinden tekrardan rapor alınarak hasardan kaynaklı meydana gelen zararın tespitini talep ediyor olduklarını, akabinde iş bu tazminat taleplerine haksız fiil de teşkil eden kaza tarihi olan 23.02.2022'den itibaren ticari temerrüt faizi aksi halde ticari avans faizinin işletilerek hasardan kaynaklı maddi tazminatlarının hesaplanmasını ve davalıların bu tazminat bakımından yaptıkları itirazların ayrı ayrı iptaline karar verilmesini talep ediyor olduklarını, yukarıda izah ettikleri üzere müvekkiline ait ... plakalı araçta kazadan kaynaklı çok ciddi hasar meydana gelmiş olduğunu, müvekkili tarafından bağımsız bilirkişi olan .... eksper levha numaralı ... 'dan 03.08.2022 tarihli .... dosya numaralı Değer Kaybı Tespit raporu alınmış, raporda yapılan çalışma ve hesaplamalar sonrası müvekkiline ait Volkswagen markalı 2018 model araçta 75.000 TL değer kaybı meydana gelmiş olduğunu, raporda detaylı şekilde açıklandığı üzere bu meydana gelen değer kaybının tahsili için yaptıkları icra takibine davalıların itiraz etmiş olduğunu, öncelikle dosyada mevcut 03/08/2022 tarihli .... dosya numaralı Değer Kaybı Tespit raporunun hükme esas alınmasını aksi takdirde mahkememizce gerekirse bilirkişi heyetinden tekrardan rapor olanarak kaza sonrası meydana gelen araç değer kaybının tespitini talep ediyor olduklarını, akabinde iş bu tazminat taleplerine haksız fiil de teşkil eden kaza tarihi olan 23.02.2022 den itibaren ticari temerrüd faizi aksi halde ticari avans faizinin işletilerek hasardan kaynaklı maddi tazminatlarının hesaplanmasını ve davalıların bu tazminat bakımından yaptıkları itirazların ayrı ayrı iptaline karar verilmesini talep ediyor olduklarını, yukarıda izah ettikleri üzere müvekkiline ait ... plakalı araç, ticari araç olup günlük olarak müvekkiline belli bir kazanç sağlamakta olduğunu, iş bu kaza neticesinde aracın tamiri süresince müvekkilinin maddi kazanç kaybına uğramış olduğunu, bağımsız bilirkişi olan .... eksper levha numaralı ...'ın hazırladığı 03.08.2022 tarihli ... dosya numaralı Değer Kaybı Tespit raporu alınmış, raporun 3 sayfasında 30 günlük süre üzerinden yapılan hesaplamalarda müvekkilinin 27.000,00 TL maddi kazanç kaybına uğradığının tespit edilmiş olduğunu, öncelikle dosyada mevcut 03/08/2022 tarihli .... dosya numaralı Değer Kaybı Tespit raporunun hükme esas alınmasını aksi takdirde mahkememizce gerekirse bilirkişi heyetinden tekrardan rapor alınarak kaza sonrası meydana gelen hasardan kaynaklı müvekkilinin uğradığı maddi kazanç kaybının tespitini talep ediyor olduklarını, akabinde iş bu tazminat taleplerine haksız fiil de teşkil eden kaza tarihi olan 23/02/2022 den itibaren ticari temerrüd faizi aksi halde ticari avans faizinin işletilerek hasardan kaynaklı maddi tazminatının hesaplanmasını ve davalıların bu tazminat bakımından yaptıkları itirazların ayrı ayrı iptaline karar verilmesini talep ediyor olduklarını, yukarıda izah ettikleri üzere müvekkiline ati ... plakalı araçta kazadan kaynaklı çok ciddi hasar meydana gelmiş, aracın çekici vasıtası ile bulunduğu yerden kaldırılmış ve otoparka çekilmiş olduğunu, müvekkili tarafından çekici ve otopark hizmetine karşılık olarak 413,50 TL ödeme yapılmış olduğunu, ayrıca bağımsız bilirkişi olan .... eksper levha numaraları ....'ın hazırladığı rapor için 1.250,00 TL ödeme yapılmış olduğunu, müvekkilinin yaptığı bu masraflara ilişkin davalıların icra takibine itiraz etmiş, icra takibinin durmuş olduğunu, dolayısıyla bu alacak kalemlerine icra takip tarihinden itibaren faiz işletilerek mahkememizce davalıların bu alacak kalemleri bakımından yaptıkları itirazların ayrı ayrı iptaline karar verilmesini talep ediyor olduklarını, hal böyle iken ve davalılar kötü niyetli olarak icra takibine itiraz etmiş olduklarından söz konusu itirazların kaldırılması gerektiğini beyanla; davanın kabulü ile, davalıların yaptığı itirazların ayrı ayrı iptaline, davalılar aleyhine %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine, arabuluculuk aşamasında davalılar ile anlaşma sağlanmadığından dava sonunda asgari tarifede belirtilen arabuluculuk vekalet ücretinin taraflarına ödenmesine, yargılama gider ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... A.Ş. vekili vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davanın yetkisiz ve görevsiz mahkemede açılmış olması sebebiyle öncelikle USULDEN REDDİNE karar verilmesi gerektiğini, iptali istenen itiraza konu dosyanın Büyükçekmece adliyesinde bulunduğunu, bu durumda davalılardan müvekkili ... şirketinin yerleşim yeri adresinin davacı yanca tercih edildiği dikkate alındığında, Büyükçekmece Asliye Hukuk Mahkemeleri'nin huzurda görülen uyuşmazlığın görülmesinde görevli ve yetkili olduğunun kabulü gerektiğini, iptali istenen itiraza konu Büyükçekmece 2. İcra Dairesinin ... E. sayılı dosyasında, takip çıkışı 405.743,15-TL (Asıl alacak + takip öncesi işlemiş faiz) olmakla birlikte, huzurda görülen davada harca esas değerin 376.020,25-TL (Yalnızca asıl alacak) üzerinden belirlenmiş, harcın da söz konusu miktar üzerinden yatırılmış olduğunu, bununla beraber dava dilekçesinin netice-i talep kısmında ise, yapılan tüm itirazların iptali talep edilmiş olup, gösterilen harca esas değer ile netice-i talep kısmı arasında çelişkiye yol açılmış olduğunu, itirazın iptali davasının kısmi dava olarak açılabileceği kabul edilmekle birlikte, dava dilekçesinde açıkça beyan edilen tutar, yatırılan harç ile fazlaya dair hakların saklı tutulduğu göz önüne alındığında, huzurda görülen davada, salt 376.020,25-TL tutarlı asıl alacak yönünden ve yalnızca bu tutar üzerinden itirazın iptalinin talep edildiğinin kabul edilmesi, takip öncesi işlemiş faiz yönünden ise HMK Md. 26 hükmünde düzenlenen "Taleple bağlılık ilkesi" uyarınca herhangi bir talepte bulunulmadığının kabulü gerektiğini, talep miktarının ıslah edilmemesi halinde takip öncesi faiz açısından karar verilmesi olanağının bulunmadığını, yapılan açıklamalar doğrultusunda, davacı yana kesin süre verilerek hangi meblağ üzerinden takibin devamını istediği hususu açıklattırılması, yapılacak açıklama doğrultusunda; şayet davaya harca esas değer bölümünde belirtilen 376.020,25-TL (Yalnızca asıl alacak) üzerinden devam edilecekse, talebin asıl alacak kalemleriyle sınırlı olduğu, takip öncesi faiz açısından herhangi bir talepte bulunulmadığının tespitine, şayet davaya takip çıkış bedeli olan 405.743,15-TL (Asıl alacak + takip öncesi işlemiş faiz) üzerinden devam edilecekse, eksik harcın tamamlatılması için kesin süre verilmesine, aksi halde davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, celp edilen ve uyuşmazlık konusu kaza kapsamında cezai sorumluluğa ilişkin yürütülen Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... Soruşturma numaralı dosyasında alınan 23/02/2022 tarihli kolluk ifade tutanakları incelendiğinde, davacıya ait aracın sürücüsü ...'nun, araçta yaklaşık 120.000-TL tutarında hasar oluşmuş olabileceğini beyan ettiğinin görülmekte olduğunu, ifadesine başvurulan ...'nun mesleğinin taksi şoförü olduğu göz önüne alındığında, kaza sonrası araçta oluşabilecek yaklaşık hasarın tespitinde beyanlarının dikkate alınması gerektiğinin kabul edilmesi gerektiğini, söz konusu beyanlara ek olarak, davacı yanca sunulan onarım ve tamirat faturaları incelendiğinde, toplam fatura bedelinin 177.515,2-TL olduğunun görülmekte olduğunu, araçta oluşan hasar bedeline ilişkin yapılan 5664 TRAMER sorgusunda, 23/02/2022 tarihli kaza sonucu araçta oluşan hasar bedeliinn 50.000-TL olarak kayıtlara geçmiş olduğunu, kazadan hemen sonra müvekkiline ait / kullanımındaki aracın Trafik Sigorta Poliçesi'ni düzenleyen .... Sigorta ve yetkili temsilcisi Aleni Ekspertiz tarafından düzenlenen ekspertiz raporunda dahi, araçta oluşan toplam hasarın KDV dahil 177.000-TL olarak tespit edildiğinin taraflarınca öğrenilmiş olduğunu, talep konusu kaza 23/02/2022 tarihinde gerçekleşmiş olup, dosyaya ek olarak sunulan çekici fişi ve otopark fişleri göz önüne alındığında aracın gecikmeksizin çekildiğinin ve tamirine başlandığının anlaşılmakta olduğunu, bununla beraber, dosyaya sunulan tamirat faturalarının bir kısmının 2022 yılı Haziran ayında, bir kısmının ise 2022 yılı Temmuz ayında düzenlendiğinin görülmekte olduğunu, mevzuat hükümleri ile Yargıtay yerleşik içtihatları uyarınca, hasar bedeli ve değer kaybı taleplerinde "aracın tamiri için öngörülen makul süre" kavramı vurgulanmakta olup, 23/02/2022 tarihinde kazanın gerçekleştiği, 26-28 Şubat 2022 tarihinde ve kazadan 3-4 gün sonra aracın otoparktan çekilmiş olduğu hususları göz önüne alındığında, Ülkemizde yaşanan enflasyon ve parça bedellerinde yaşanan artışla birlikte değerinin çok üzerinde gösterilen parça bedelleri vasıtasıyla alacaklı yanın haksız kazanç elde etme gayretine girişmiş olduğunun açık olduğunu, kazanın gerçekleşmiş olduğu 23/02/2022 tarihiyle, dosyaya sunulan Haziran-Temmuz 2022 tarihine ait tamirat faturaları ve Temmuz-Ağustos 2022 tarihinde düzenlenen Eksper Raporu arasında geçen sürede; TÜİK 6 aylık enflasyon oranının %26-%33 arası olduğu, bu oranın bağımsız araştırma kuruluşlarınca %65-%70 civarı hesaplandığı, Şubat - Ağustos ayları arasında araç fiyatlarında %30-%40 civarı artış meydana geldiği, araç yedek parça ve servis bedellerinin dövizle doğrudan ilişkili olduğu göz önüne alındığında, dolar kurunda yaklaşık %50 artış yaşandığı, aynı tarih aralığında, Kasko - Trafik sigortası prim miktarlarının %100'lere yakın artış gösterdiği dikkate alındığında, kötü niyetli biçimde ve haksız tahsil yoluna gidilmekte olduğunu, yine takip ekinde sunulan "Değer Kaybı Raporunda" aracın 2022 Ağustos ayı satış bedelinin 505.000-590.000-TL bandında olduğu belirtilmiş, buna karşılık araçta toplam piyasa değerinin %60'ını aşacak miktarda hasar oluştuğunun iddia edilmiş olduğunu, söz konusu değer kaybı raporunda ayrıca aracın tamir süresinin tam 30 gün olduğu, aracın çalışamadığı sürenin de maksimum bu kadar olacağının açıkça belirtilmiş olduğunu, bu durumda, ilgili sürenin doğru ve makul olduğunu kabul etmemekle birlikte, hasar bedeli ve diğer taleplerin söz konusu tarihin üzerinden yaklaşık 6 ay geçtikten sonra ve değerinin çok üzerinde miktarda talep edilmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunun açık olduğunu, onarım, parça parça ve bir çok farklı serviste yapılmış olup, yapılan onarım ve değişen parçaların hangilerinin 23/02/2022 tarihinde gerçekleşen kaza sonucunda zarar görmüş olduğunun, hangi parça değişimlerinin yaşanan kazayla doğrudan ilişkili olduğunun anlaşılamamakta olduğunu, aracın TRAMER kayıtları incelendiğinde, 07/08/2021, 18/06/2021 ve 08/10/2019 tarihlerinde 3 farklı kazaya daha karışmış olduğu, yine kaza anında aracın 4 yaşında ve yaklaşık 190.000 km kullanılmış olduğu göz önüne alındığında, "hasar ve onarım bedeli" adı altında talep edilen işlemlerin bir çoğunun kazayla doğrudan bağlantılı olmadığının anlaşılmakta olduğunu, yapılan açıklamalar ışığında, takip dosyası vasıtasıyla sunulan hasar ve onarım bedeli taleplerinin haksız ve hukuka aykırı olduğu, sebepsiz zenginleşme gayesi güttüğü açık olup, bu kapsamda öne sürülen taleplerin fahiş miktarda olduğunun kabulü gerektiğini, değer kaybı hesabının da, aynı hasar bedeli taleplerinde olduğu gibi aracın gerçekte onarım gördüğü tarihteki bedellere göre ileri sürülmesi gerektiğini, kazanın 23/02/2022 tarihinde gerçekleştiği göz önüne alındığında, 03/08/2022 tarihinde yapılan değer kaybı hesabının herhangi bir geçerliliği bulunmadığının aşikar olduğunu, aradan geçen yaklaşık 6 aylık süre içerisinde, araç fiyatlarında %30-%40 civarı artış meydana gelmiş olup, araç piyasasını doğrudan etkileyen dolar kurunda yaklaşık %50 artış yaşandığı hususunun da göz ardı edilmiş olduğunu, yapılan değer kaybı hesabında, aracın hasarsız bedeliyle kazadan sonraki bedeli dikkate alınarak hesap yapılmış olduğunun açıkça belirtilmiş olduğunu, oysa ki 5664 TRAMER sorgu kayıtları incelendiğinde aracın daha önce de 07/08/2021, 18/06/2021 ve 08/10/2019 tarihlerinde 3 farklı kazaya daha karışmış olduğunun, yine kaza anında aracın 4 yaşında ve yaklaşık 190.000 km kullanılmış olduğunun göz ardı edilmiş olduğunu, söz konusu rapor içeriğinde, her ne kadar Anayasa Mahkemesi'nin 2019/40 E., 2020/40 K. Ve 17/07/2020 tarihli kararına atıf yapılarak, reel hesaplama yöntemine göre hesap yapıldığı iddia edilmişse de, atıf konusu karar sonrasında yapılan değişiklikle, yetkili servislerin ikinci el satış departmanlarıyla görüşülerek ve doğrudan toplama/çıkarma yöntemiyle değer kaybı hesaplanacağı gibi bir düzenleme getirilmemiş olduğunu, kaldı ki, hazırlanan raporda aracın hasarsız bedeli ile kaza / onarım sonrası bedelinin tespitine ilişkin (2. El araç satış sitelerindeki fiyatlar, yetkili servis fiyat listesi gibi) farazi bedeller dışında herhangi bir görüntü veya delil de paylaşılmamış olduğunu, AYM tarafından verilen karar neticesinde, değer kaybı hesabında, aracın daha önceki hasar kayıtları gözetilmeksizin hesaplama yapılamayacağı, araç değerlerine ilişkin TOBB Sigorta Eksperleri İcra Komitesi tarafından liste oluşturulacağı, yine rayiç değerin tespitinde Kasko Değer Listesindeki bedellerin dikkate alınacağı belirtilmiş olduğunu, düzenlenen raporda, belirlenen bedeller ile yapılan hesaplamaya ilişkin somut ve şüpheden uzak herhangi bir delil de ortaya konmadığından, yapılan hesaplamaya itibar edilemeyeceğinin açık olduğunu, son olarak, Yargıtay yerleşik içtihatları uyarınca, araçta değer kaybına hükmedilebilmesi için tamirinin ekonomik olması (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2015/15112 E., 2016/2970 K. Ve 09.03.2016 T. Sayılı ve Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2013/17702 E., 2014/122 K. Ve 13.01.2014 T. Sayılı kararları), pert kararı verilmemiş olması ve/veya pert kararı verilmesinin onarıma oranla daha ekonomik bulunmaması, araç ikinci kere bir kazaya karışmışsa ve bir önceki hasarla aynı hasarlı almışsa araç değer kaybı istenemeyeceğinin kabul edilmekte olduğunu, rapora ilişkin itirazları saklı kalmak kaydıyla, hesaplanan bedeller doğru kabul edilse dahi piyasa değeri 505.000-590.000-TL bandında hesaplanan, buna karşılık araçta toplam piyasa değerinin %60'ını aşacak miktarda hasar oluştuğu iddia edilen aracın tamir ve onarımının ekonomik kabul edilemeyeceği açık olup, bu kapsamda öne sürülen değer kaybı talebinin kabulünün mümkün olmadığını, bu yöndeki taleplerin de tümden reddine karar verilmesi gerektiğini, Yargıtay uygulaması ve doktrindeki yaygın görüş doğrultusunda, aracın çalışmamasından kaynaklı değer/getiri kaybının hesaplanmasında somut ve objektif verilere dayanılması, aracın makul tamir süresinin tespiti, gerekirse davacının ticari defterlerinin, vergi kayıtlarının incelenmesi, ayrıca aracın çalıştırılmasından kaynaklı amortisman, yakıt vb. giderler de düşüldükten sonra aracın ortalama günlük net gelirinin tespit edilmesi, şayet ikame araç için ayrıca bir ücret ödendiyse söz konusu ödemelere ilişkin faturaların da dosyaya ibraz edilmesi gerektiğini, somut olayda, davacıya ait araç sürücüsünün ... isimli şahıs olduğu göz önüne alındığında, davacının plaka sahibi / kiralayan olduğunun anlaşılmakta olduğunu, (Bu durumda, aracın günlük getirisi üzerinden bir hesaplama yapılamayacak olup, şoförün günlük yevmiyesi açısından araç sahibinin talepte bulunamayacağı kabul edilmelidir.) yine ticari taksinin, işin niteliği gereği hafta içi ve hafta sonu farklı miktarda kazanç elde ettiği, iş yoğunluğunun yaz ve kış mevsimlerine göre değişkenlik gösterdiğinin bilinmekte olduğunu, yapılacak hesaplamada, kazanın gerçekleştiği Şubat ayındaki muhtemel iş yoğunluğunun, ticari taksinin bağlı bulunduğu taksi durağının da önem arz etmekte olduğunu, bir tür maddi tazminat kalemi olan yoksun kalınan kazanç talebinin, ihtimale dayalı biçimde hesaplanması mümkün olmayıp, talepte bulunan tarafından somut ve objektif delillerle ispatı gerektiğini, takip ekinde sunulan rapor ve alacaklı yan iddiası incelendiğinde, söz konusu araştırmaların yapılmadığı, varsayıma dayalı bir bedel ve süre belirlenerek gerçeğe aykırı biçimde hesaplama yapıldığının görülmekte olduğunu, dosyanın alanında uzman bilirkişi heyetine tevdii ile hakkaniyete uygun bir hesaplama yaptırılmasını talep ediyor olduklarını, uyuşmazlığın niteliği göz önüne alındığında, müvekkiline ait aracın Trafik Sigortası kayıtları ve ruhsatında kullanma şeklinin "ticari" değil, "hususi" olduğunun yazıldığı, yine ticari işten bağımsız olarak, ortak ve/veya sigortalı personel olmayan ... kontrolünde kazaya karıştığı, bu sebeple öncelikle alacağa uygulanabilecek faiz miktarının YASAL FAİZ olduğunun kabulü gerektiğini, alacaklı yanın talep konusu alacak kalemleri içerisinden; araçta oluşan hasar bedeli, aracın çalışmaması nedeniyle oluşan maddi kazanç bedeli, ve değer kaybı bedeli için, hem takip öncesi hem de takip sonrası TTK Md. 1530 ticari temerrüt faizi talep etmiş olduğunu, bilindiği üzere TTK Md. 1530 hükmünün; yalnızca mal ve hizmet tedariki amacıyla akdedilen sözleşmelerde, mal veya hizmet karşılığı ödenecek bedelde temerrüde düşüldüğü durumda ve iki ticari işletme arasında akdedilen sözleşmeler bakımından uygulandığını, takip konusu kazanın, TTK Md. 1530 hükmünde düzenlenen mal ve hizmet tedariki sözleşmeleriyle herhangi bir bağlantısı bulunmadığını, kazaya karışan araca ilişkin sunulacak taleplerde, tüm itirazları saklı kalmak kaydıyla hasar bedeli ve değer kaybı için yasal faiz, çalışmama nedeniyle ortaya çıktığı iddia edilen maddi kazanç kaybı için ise şartların oluşmuş olduğunun kabulü halinde dahi ancak ticari avans faizi istenebilecek olduğunu, konuya ilişkin Yargıtay 17.Hukuk Dairesi 21.05.2019 Tarih, 2016/15343 Esas, 2019/6435 Karar sayılı kararında ticari araç niteliğinde olmayan araç sahibi ve sürücüsü aleyhine ticari avans faizine hükmedilmesinin mümkün olmadığının açıkça belirtmiş olduğunu, son olarak, taraflar arasında temerrüte ilişkin herhangi bir ihtar da bulunmadığından icra takibinden önceki sürece ilişkin faiz işletilmesi olanağı da bulunmadığını, uyuşmazlık incelendiğinde, vadesi belirli bir alacaktan söz edilmesinin mümkün olmadığını, usule ilişkin itiraz ve beyanları saklı kalmak kaydıyla ve yukarıda yapılan açıklamalar ışığında, uyuşmazlık kapsamında ticari temerrüt faizi ve/veya ticari avans faizi taleplerinin reddi gerektiğini, davacı yan dava dilekçesi ekinde Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığı'nın .... soruşturma numaralı dosyasını sunarak, polis memuru tarafından düzenlenen rapor doğrultusunda şoför ... hakkında KYOK kararı verildiğini belirtmişse de, TBK Md. 74 hükmü doğrultusunda; "I. Ceza hukuku ile ilişkisinde MADDE 74- Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz." ifadeleriyle söz konusu kararın hukuk yargılamasına herhangi bir etkisinin bulunmadığının açık olduğunu, kaza sonrası düzenlenen "Kaza Tespit Tutanağında"; yalnızca sürücü beyanları doğrultusunda değerlendirme yapıldığı açıkça belirtilmiş, kazanın aydınlatılması için gereken en önemli delillerden olan kamera kayıtları ve tanık görgü / beyanları araştırılmamış olduğunu, yine tutanak içeriğinde, kazanın gerçekleştiği gün havanın yağışlı olduğu, zeminin kaygan olduğu açıkça belirtilmişse de, buna karşılık ... plakalı aracın hava ve yol şartlarına uygun hareket edip etmediği, varsa fren izinin nereden başladığı, uygun süratte ilerleyip ilerlemediği hususlarında hiç bir değerlendirmeye yer verilmemiş olduğunu, kazaya ilişkin fotoğraflar da incelendiğinde, kazanın gece saatlerinde gerçekleşmiş olduğunun görünmekte olduğunu, Kara Yolları Trafik Kanunu Md.52/1-b ve c bentleri ve ilgili yönetmelik hükümleri uyarınca, sürücülerin hızlarını, kullandıkları aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmak, yine diğer bir aracı izlerken bu hususları göz önünde bulundurarak güvenli bir mesafe bırakmak zorunda olduğunun hüküm altına alınmış olduğunu, yine Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı’nın hazırladığı, 8 Kasım 2012 tarih ve 28461 sayı ile Resmi Gazete’de yayınlanan, “Araçların Yüklenmesine İlişkin Ölçü ve Usuller ile Tartı ve Boyut, Ölçüm Toleransları Hakkındaki Yönetmelik” uyarınca, “Yolcu ve eşya taşımalarında kullanılan araçların her yılın 1 Aralık ile 1 Nisan tarihleri arasında kış lastiği kullanmaları zorunludur. Hava şartlarının gerektirmesi halinde söz konusu tarih aralığındaki süre Bakanlıkça 1 ay artırılabilir” ifadeleriyle kış lastiği kullanım zorunluluğu düzenlenmiş olduğunu, düzenlenen tutanakta, kazanın meydana geldiği tarihte, yolcu taşımasında kullanılan ve ticari taksi olan ... plakalı aracın kış lastiği takması da zorunlu olup, bu zorunluluğun yerine getirilip getirilmediğinin dahi araştırılmamış olduğunu, yine kusur oranlarına ilişkin yapılacak değerlendirmede, ... plakalı aracın ticari taksi olduğu, sürücüsünün ise mesleğinin şoförlük olduğu, bu durumda sıradan bir vatandaşa oranla ağırlaştırılmış dikkat ve özen yükümlülüğünün bulunduğunun kabul edilmesi gerektiğini, son olarak, kaza sonrası düzenlenen kaza tespit tutanağının kesin delil ve/veya uzman raporu niteliği bulunmadığı, içerisinde kusur oranlarına ve asli/tali kusur durumuna ilişkin herhangi bir değerlendirme de içermediğinin açık olduğunu, aydınlatma direklerinin çalışıp çalışmadığı / aydınlatmanın yeterli olup olmadığı, kazanın akşam saatlerinde gerçekleşmiş olduğu, müvekkiline ait aracın siyah renkte olduğu, havanın yağışlı olduğu, yerlerin kaygan olduğu, kazaya karışan davacıya ait aracın takip mesafesine ve hız sınırlarına uyup uymadığı, (Yağışlı havalarda takip mesafesinin daha geniş tutulması gerektiği, yine araçların %15-%20 daha yavaş gitmesi gerektiği göz önüne alınmalıdır.) ticari taksi niteliğindeki araçta kış lastiği bulunup bulunmadığı, araç sürücüsünün mesleğinin şoförlük olduğu, bu durumda sıradan bir vatandaşa oranla daha ağır biçimde dikkat ve özen yükümlülüğünün bulunduğu hususlarının da göz önünde tutulması gerektiğini, kaldı ki, dosya kapsamında alınan uzman raporunun da, alanında uzman kurumlardan alınmadığı, bu sebeple hükme esas alınamayacağının açık olduğunu, Yargıtay yerleşik içtihatları uyarınca, meydana gelen trafik kazalarındaki kusur durumunun incelenmesinde, özellikle Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden, İstanbul Teknik Üniversitesi makine-trafik kürsüsünden ya da Karayolları Genel Müdürlüğü trafik-fen alanında uzman kişilerden oluşacak bilirkişi heyetinden, ayrıntılı, gerekçeli ve denetime açık rapor alınması gerektiğinin, bu tipteki uyuşmazlıklarda özellikle sayılan üç kurum tarafından düzenlenen raporlara itibar edilmesi gerektiğinin kabul edilmekte olduğunu, davacı yan, her ne kadar sunmuş olduğu itirazların haksız olması sebebiyle icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmişse de, bilindiği üzere icra inkar tazminatıınn ancak likit alacaklar için istenebilecek olup, itirazın haksız olduğunun da kesin olarak tespiti gerektiğini, dosya kapsamı incelendiğinde ise, davacı yan taleplerinin dahi kendi içerisinde çelişki içerisinde olduğunun, sunulan delillerle talep olunan meblağın uyuşmadığının görülecek olduğunu, davacıya ait aracın sürücüsü ...'nun, araçta yaklaşık 120.000-TL tutarında hasar oluşmuş olabileceğini beyan ettiği, dava dilekçesi ekinde sunulan toplam fatura bedelinin 177.515,2-TL olduğu, TRAMER kayıtlarında hasar bedelinin 50.000-TL olarak kayıtlara geçtiği, kazadan sonra .... Sigorta ve yetkili temsilcisi Aleni Ekspertiz tarafından düzenlenen ekspertiz raporunda dahi, araçta oluşan toplam hasarın KDV dahil 177.000-TL olarak tespit edildiği, haksız faiz talebinde bulunulduğu göz önüne alındığında, alacağın likit alacak olarak kabul edilemeyeceği açık olup, icra inkar tazminatı taleplerinin reddi gerektiğini, buna karşılık davacının ise, 23/02/2022 tarihli kazadan yaklaşık 5-6 ay sonraki tarihlere düzenlenen faturalarla talepte bulunduğu, başlatmış olduğu icra takibiyle, sunulan faturalar ile kazadan hemen sonra alınan ekspertiz raporunda belirlenen meblağın yaklaşık 3 katı tutarında talepte bulunarak, açıkça haksız ve hukuka aykırı biçimde sebepsiz zenginleşme gayesi güttüğü, öne sürülen tüm taleplerin yine delil niteliğinde sunulan Hasar Tespit Raporuyla dahi çelişki içerisinde olduğu (değer kaybı raporunda ayrıca aracın tamir süresinin tam 30 gün olduğu, 26-28 Şubat 2022 tarihinde ve kazadan 3-4 gün sonra aracın otoparktan çekilmiş olduğu, buna karşılık araç ve parça fiyatlarının artması beklenerek bu tarihlerde, bir çok farklı yerden fatura düzenlenerek talepte bulunulduğu) dikkate alındığında, davacı aleyhine talep miktarı veya reddedilen miktar üzerinden %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep ediyor olduklarını beyanla; haksız davanın öncelikle somut uyuşmazlık kapsamında yetkili ve görevli mahkemenin Büyükçekmece Asliye Hukuk Mahkemeleri olması sebebiyle usulden reddine, mahkememizin aksi kanaatte olması halinde, fahiş ve haksız taleplerin tümden ve davanın esastan reddine, icra takibi likit bir alacağa dayanmıyor olup, dava konusu talepler yargılamayı gerektirdiğinden, haksız ve kötü niyetli bir itirazdan söz edilemeyecek olup icra inkar tazminatı talebinin reddine, kazadan yaklaşık 5-6 ay sonraki tarihlere düzenlenen faturalarla talepte bulunan, sunmuş olduğu deliller / kayıtlar ile talepleri çelişen davacının, açıkça haksız ve hukuka aykırı biçimde sebepsiz zenginleşme gayesi güttüğünün tespiti ile davacı aleyhine talep miktarı veya reddedilen miktar üzerinden %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; Asliye Ticaret Mahkemelerinin görevlerinin, Türk Ticaret Kanunu Md. 5 atfıyla Md.4 ve devamında sayılmış olduğunu, davanın yetkisiz ve görevsiz mahkemede açılmış olması sebebiyle öncelikle davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2014/9-1742 E., 2014/1094 K. Ve 24/12/2014 T. sayılı kararında da; taksi işletmesi sahiplerinin gelir durumu ve diğer özellikleri dikkate alınarak esnaf olarak nitelendirileceğinin kabul edilmiş olduğunu, iptali istenen itiraza konu dosyanın Büyükçekmece adliyesinde bulunduğunu, bu durumda davalılardan müvekkili ... şirketinin yerleşim yeri adresinin davacı yanca tercih edildiği dikkate alındığında, Büyükçekmece Asliye Hukuk Mahkemeleri'nin huzurda görülen uyuşmazlığın görülmesinde görevli ve yetkili olduğunun kabulü gerektiğini, iptali istenen itiraza konu Büyükçekmece .... İcra Dairesinin ... E. sayılı dosyasında, takip çıkışı 405.743,15-TL (Asıl alacak + takip öncesi işlemiş faiz) olmakla birlikte, huzurda görülen davada harca esas değer 376.020,25-TL (Yalnızca asıl alacak) üzerinden belirlenmiş, harcın da söz konusu miktar üzerinden yatırılmış olduğunu, bununla beraber dava dilekçesinin netice-i talep kısmında ise, yapılan tüm itirazların iptali talep edilmiş olup, gösterilen harca esas değer ile netice-i talep kısmı arasında çelişkiye yol açılmış olduğunu, itirazın iptali davasının kısmi dava olarak açılabileceği kabul edilmekle birlikte, dava dilekçesinde açıkça beyan edilen tutar, yatırılan harç ile fazlaya dair hakların saklı tutulduğu göz önüne alındığında, huzurda görülen davada, salt 376.020,25-TL tutarlı asıl alacak yönünden ve yalnızca bu tutar üzerinden itirazın iptalinin talep edildiğinin kabul edilmesi, takip öncesi işlemiş faiz yönünden ise HMK Md. 26 hükmünde düzenlenen "Taleple bağlılık ilkesi" uyarınca herhangi bir talepte bulunulmadığının kabulünün gerektiğini, nitekim Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 2014/3480 E., 2015/2000 K. sayılı kararında da; "Diğer yandan dava dilekçesi harçlandırma formunda dava değeri 11.027,32 TL olarak gösterilmiş ve bu miktarın harcı yatırılmıştır. Harçlandırılan değer takip talebindeki asıl alacağa karşılık gelmektedir. Bu durumda takip talebindeki işlemiş faiz alacağı yönünden usulen açılmış bir davanın varlığından sözedilemez. HMK’nın 26. maddesi uyarınca hakim tarafların talep sonuçlarıyla bağlı olup fazlasına karar veremez. Mahkemece kurulan hüküm takip öncesi işlemiş faizi de kapsadığından HMK’nın 26. maddesine aykırıdır." ifadelerine yer verilerek, yalnızca asıl alacak üzerinden sunulan talep sonucu ve yatırılan harç miktarı göz önüne alındığında, davacının yalnızca asıl alacak üzerinden talepte bulunmuş olduğunun kabulü gerektiğini, bu durumda, talep miktarının ıslah edilmemesi halinde takip öncesi faiz açısından karar verilmesi olanağı bulunmadığını, davacı yana kesin süre verilerek hangi meblağ üzerinden takibin devamını istediği hususunun açıklattırılması, yapılacak açıklama doğrultusunda; şayet davaya harca esas değer bölümünde belirtilen 376.020,25-TL (Yalnızca asıl alacak) üzerinden devam edilecekse, talebin asıl alacak kalemleriyle sınırlı olduğu, takip öncesi faiz açısından herhangi bir talepte bulunulmadığının tespitine, şayet davaya takip çıkış bedeli olan 405.743,15-TL (Asıl alacak + takip öncesi işlemiş faiz) üzerinden devam edilecekse, eksik harcın tamamlatılması için kesin süre verilmesine, aksi halde davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, celp edilen ve uyuşmazlık konusu kaza kapsamında cezai sorumluluğa ilişkin yürütülen Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2022/14575 soruşturma (Dosya halen iddianame değerlendirme aşamasında olup, dosya numarası : Gaziosmanpaşa .... Asliye Ceza Mahkemesi .... İddianame Değerlendirme No.) numaralı dosyasında alınan 23/02/2022 tarihli kolluk ifade tutanakları incelendiğinde, davacıya ait aracın sürücüsü ...'nun, araçta yaklaşık 120.000-TL tutarında hasar oluşmuş olabileceğini beyan ettiğinin görünmekte olduğunu, ifadesine başvurulan ...'nun mesleğinin taksi şoförü olduğu göz önüne alındığında, kaza sonrası araçta oluşabilecek yaklaşık hasarın tespitinde beyanlarının dikkate alınması gerektiğinin kabul edilmesi gerektiğini, söz konusu beyanlara ek olarak, davacı yanca sunulan onarım ve tamirat faturaları incelendiğinde, toplam fatura bedelinin 177.515,2-TL olduğunun görülmekte olduğunu, araçta oluşan hasar bedeline ilişkin yapılan 5664 TRAMER sorgusunda, 23/02/2022 tarihli kaza sonucu araçta oluşan hasar bedelinin 50.000-TL olarak kayıtlara geçmiş olduğunu, kazadan hemen sonra müvekkiline ait / kullanımındaki aracın Trafik Sigorta Poliçesi'ni düzenleyen Axa Sigorta ve yetkili temsilcisi Aleni Ekspertiz tarafından düzenlenen ekspertiz raporunda dahi, araçta oluşan toplam hasarın KDV dahil 177.000-TL olarak tespit edildiğinin taraflarınca öğrenilmiş olduğunu, yine talep konusu kaza 23/02/2022 tarihinde gerçekleşmiş olup, dosyaya ek olarak sunulan çekici fişi ve otopark fişleri göz önüne alındığında aracın gecikmeksizin çekildiği ve tamirine başlandığının anlaşılmakta olduğunu, bununla beraber, dosyaya sunulan tamirat faturalarının bir kısmının 2022 yılı haziran ayında, bir kısmının ise 2022 yılı temmuz ayında düzenlendiğinin görülmekte olduğunu, mevzuat hükümleri ile Yargıtay yerleşik içtihatları uyarınca, hasar bedeli ve değer kaybı taleplerinde "aracın tamiri için öngörülen makul süre" kavramı vurgulanmakta olup, 23/02/2022 tarihinde kazanın gerçekleştiği, 26-28 Şubat 2022 tarihinde ve kazadan 3-4 gün sonra aracın otoparktan çekilmiş olduğu hususları göz önüne alındığında, Ülkemizde yaşanan enflasyon ve parça bedellerinde yaşanan artışla birlikte değerinin çok üzerinde gösterilen parça bedelleri vasıtasıyla alacaklı yanın haksız kazanç elde etme gayretine girişmiş olduğunu, kazanın gerçekleşmiş olduğu 23/02/2022 tarihiyle, dosyaya sunulan Haziran-Temmuz 2022 tarihine ait tamirat faturaları ve Temmuz-Ağustos 2022 tarihinde düzenlenen Eksper Raporu arasında geçen sürede; TÜİK 6 aylık enflasyon oranının %26-%33 arası olduğu, bu oranın bağımsız araştırma kuruluşlarınca %65-%70 civarı hesaplandığı, Şubat - Ağustos ayları arasında araç fiyatlarında %30-%40 civarı artış meydana geldiği, araç yedek parça ve servis bedellerinin dövizle doğrudan ilişkili olduğu göz önüne alındığında, dolar kurunda yaklaşık %50 artış yaşandığı, aynı tarih aralığında, Kasko - Trafik sigortası prim miktarlarının %100'lere yakın artış gösterdiği dikkate alındığında, kötü niyetli biçimde ve haksız tahsil yoluna gidilmekte olduğunu, yine takip ekinde sunulan "Değer Kaybı Raporunda" aracın 2022 Ağustos ayı satış bedelinin 505.000-590.000-TL bandında olduğu belirtilmiş, buna karşılık araçta toplam piyasa değerinin %60'ını aşacak miktarda hasar oluştuğunun iddia edilmiş olduğunu, söz konusu değer kaybı raporunda ayrıca aracın tamir süresinin tam 30 gün olduğu, aracın çalışamadığı sürenin de maksimum bu kadar olacağı açıkça belirtilmiş olduğunu, bu durumda, ilgili sürenin doğru ve makul olduğunu kabul etmemekle birlikte, hasar bedeli ve diğer taleplerin söz konusu tarihin üzerinden yaklaşık 6 ay geçtikten sonra ve değerinin çok üzerinde miktarda talep edilmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, onarım, parça parça ve bir çok farklı serviste yapılmış olup, yapılan onarım ve değişen parçaların hangilerinin 23/02/2022 tarihinde gerçekleşen kaza sonucunda zarar görmüş olduğu, hangi parça değişimlerinin yaşanan kazayla doğrudan ilişkili olduğunun anlaşılamamakta olduğunu, aracın TRAMER kayıtları incelendiğinde, 07/08/2021, 18/06/2021 ve 08/10/2019 tarihlerinde 3 farklı kazaya daha karışmış olduğu, yine kaza anında aracın 4 yaşında ve yaklaşık 190.000 km kullanılmış olduğu göz önüne alındığında, "hasar ve onarım bedeli" adı altında talep edilen işlemlerin bir çoğunun kazayla doğrudan bağlantılı olmadığının anlaşılmakta olduğunu, yapılan açıklamalar ışığında, takip dosyası vasıtasıyla sunulan hasar ve onarım bedeli taleplerinin haksız ve hukuka aykırı olduğu, sebepsiz zenginleşme gayesi güttüğünün açık olup, bu kapsamda öne sürülen taleplerin fahiş miktarda olduğunun kabulü gerektiğini, öncelikle değer kaybı hesabının da, aynı hasar bedeli taleplerinde olduğu gibi aracın gerçekte onarım gördüğü tarihteki bedellere göre ileri sürülmesi gerektiğini, kazanın 23/02/2022 tarihinde gerçekleştiği göz önüne alındığında, 03/08/2022 tarihinde yapılan değer kaybı hesabının herhangi bir geçerliliği bulunmadığının aşikar olduğunu, aradan geçen yaklaşık 6 aylık süre içerisinde, araç fiyatlarında %30-%40 civarı artış meydana gelmiş olup, araç piyasasını doğrudan etkileyen dolar kurunda yaklaşık %50 artış yaşandığı hususunun da göz ardı edilmiş olduğunu, yapılan değer kaybı hesabında, aracın hasarsız bedeliyle kazadan sonraki bedeli dikkate alınarak hesap yapılmış olduğunun açıkça belirtilmiş olduğunu, oysa ki 5664 TRAMER sorgu kayıtları incelendiğinde aracın daha önce de 07/08/2021, 18/06/2021 ve 08/10/2019 tarihlerinde 3 farklı kazaya daha karışmış olduğunun, yine kaza anında aracın 4 yaşında ve yaklaşık 190.000 km kullanılmış olduğunun göz ardı edilmiş olduğunu, söz konusu rapor içeriğinde, her ne kadar Anayasa Mahkemesi'nin 2019/40 E., 2020/40 K. Ve 17/07/2020 tarihli kararına atıf yapılarak, reel hesaplama yöntemine göre hesap yapıldığı iddia edilmişse de, atıf konusu karar sonrasında yapılan değişiklikle, yetkili servislerin ikinci el satış departmanlarıyla görüşülerek ve doğrudan toplama/çıkarma yöntemiyle değer kaybı hesaplanacağı gibi bir düzenleme getirilmemiş olduğunu, kaldı ki, hazırlanan raporda aracın hasarsız bedeli ile kaza / onarım sonrası bedelinin tespitine ilişkin (2. El araç satış sitelerindeki fiyatlar, yetkili servis fiyat listesi gibi) farazi bedeller dışında herhangi bir görüntü veya delil de paylaşılmamış olduğunu, AYM tarafından verilen karar neticesinde, değer kaybı hesabında, aracın daha önceki hasar kayıtları gözetilmeksizin hesaplama yapılamayacağı, araç değerlerine ilişkin TOBB Sigorta Eksperleri İcra Komitesi tarafından liste oluşturulacağı, yine rayiç değerin tespitinde Kasko Değer Listesindeki bedellerin dikkate alınacağının belirtilmiş olduğunu, düzenlenen raporda, belirlenen bedeller ile yapılan hesaplamaya ilişkin somut ve şüpheden uzak herhangi bir delil de ortaya konmadığından, yapılan hesaplamaya itibar edilemeyeceğinin açık olduğunu, son olarak, Yargıtay yerleşik içtihatları uyarınca, araçta değer kaybına hükmedilebilmesi için tamirinin ekonomik olması (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2015/15112 E., 2016/2970 K. Ve 09.03.2016 T. Sayılı ve Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2013/17702 E., 2014/122 K. Ve 13.01.2014 T. Sayılı kararları), pert kararı verilmemiş olması ve/veya pert kararı verilmesinin onarıma oranla daha ekonomik bulunmaması, araç ikinci kere bir kazaya karışmışsa ve bir önceki hasarla aynı hasarı almışsa araç değer kaybı istenemeyeceğinin kabul edilmekte olduğunu, rapora ilişkin itirazları saklı kalmak kaydıyla, hesaplanan bedeller doğru kabul edilse dahi piyasa değeri 505.000-590.000-TL bandında hesaplanan, buna karşılık araçta toplam piyasa değerinin %60'ını aşacak miktarda hasar oluştuğu iddia edilen aracın tamir ve onarımının ekonomik kabul edilemeyeceği açık olup, bu kapsamda öne sürülen değer kaybı talebinin kabulünün mümkün olmadığını, bu yöndeki taleplerin de tümden reddine karar verilmesi gerektiğini, Yargıtay uygulaması ve doktrindeki yaygın görüş doğrultusunda, aracın çalışmamasından kaynaklı değer/getiri kaybının hesaplanmasında somut ve objektif verilere dayanılması, aracın makul tamir süresinin tespiti, gerekirse davacının ticari defterlerinin, vergi kayıtlarının incelenmesi, ayrıca aracın çalıştırılmasından kaynaklı amortisman, yakıt vb. giderler de düşüldükten sonra aracın ortalama günlük net gelirinin tespit edilmesi, şayet ikame araç için ayrıca bir ücret ödendiyse söz konusu ödemelere ilişkin faturaların da dosyaya ibraz edilmesi gerektiğini, somut olayda, davacıya ait araç sürücüsünün ... isimli şahıs olduğu göz önüne alındığında, davacının plaka sahibi / kiralayan olduğunnu anlaşılmakta olduğunu, (Bu durumda, aracın günlük getirisi üzerinden bir hesaplama yapılamayacak olup, şoförün günlük yevmiyesi açısından araç sahibinin talepte bulunamayacağı kabul edilmelidir.) yine ticari taksinin, işin niteliği gereği hafta içi ve hafta sonu farklı miktarda kazanç elde ettiği, iş yoğunluğunun yaz ve kış mevsimlerine göre değişkenlik gösterdiğinin bilinmekte olduğunu, yapılacak hesaplamada, kazanın gerçekleştiği Şubat ayındaki muhtemel iş yoğunluğunun, ticari taksinin bağlı bulunduğu taksi durağının da önem arz etmekte olduğunu, bir tür maddi tazminat kalemi olan yoksun kalınan kazanç talebinin, ihtimale dayalı biçimde hesaplanması mümkün olmayıp, talepte bulunan tarafından somut ve objektif delillerle ispatı gerektiğini, takip ekinde sunulan rapor ve alacaklı yan iddiası incelendiğinde, söz konusu araştırmaların yapılmadığı, varsayıma dayalı bir bedel ve süre belirlenerek gerçeğe aykırı biçimde hesaplama yapıldığının görülmekte olduğunu, celbi istenen evrakların temini akabinde dosyanın alanında uzman bilirkişi heyetine tevdii ile hakkaniyete uygun bir hesaplama yaptırılmasını talep ediyor olduklarını, uyuşmazlığın niteliği göz önüne alındığında, müvekkiline ait aracın Trafik Sigortası kayıtları ve ruhsatında kullanma şeklinin "ticari" değil, "hususi" olduğunun yazıldığı, yine ticari işten bağımsız olarak, ortak ve/veya sigortalı personel olmayan ... kontrolünde kazaya karıştığı, bu sebeple öncelikle alacağa uygulanabilecek faiz miktarının YASAL FAİZ olduğunun kabulü gerektiğini, alacaklı yanın talep konusu alacak kalemleri içerisinden; araçta oluşan hasar bedeli, aracın çalışmaması nedeniyle oluşan maddi kazanç bedeli, ve değer kaybı bedeli için, hem takip öncesi hem de takip sonrası TTK Md. 1530 Ticari Temerrüt Faizi talep etmiş olduğunu, bilindiği üzere TTK Md. 1530 hükmünün; yalnızca mal ve hizmet tedariki amacıyla akdedilen sözleşmelerde, mal veya hizmet karşılığı ödenecek bedelde temerrüde düşüldüğü durumda ve iki ticari işletme arasında akdedilen sözleşmeler bakımından uygulandığını, takip konusu kazanın, TTK Md. 1530 hükmünde düzenlenen mal ve hizmet tedariki sözleşmeleriyle herhangi bir bağlantısı bulunmadığını, kazaya karışan araca ilişkin sunulacak taleplerde, tüm itirazları saklı kalmak kaydıyla hasar bedeli ve değer kaybı için yasal faiz, çalışmama nedeniyle ortaya çıktığı iddia edilen maddi kazanç kaybı için ise şartların oluşmuş olduğunun kabulü halinde dahi ancak ticari avans faizi istenebilecek olduğunu, konuya ilişkin Yargıtay ... Hukuk Dairesi 21.05.2019 Tarih, ... Esas, ... Karar sayılı kararında ticari araç niteliğinde olmayan araç sahibi ve sürücüsü aleyhine ticari avans faizine hükmedilmesinin mümkün olmadığının açıkça belirtilmiş olduğunu, yine kazaya karışan aracın şoförü konumunda olan müvekkili davalı ...'yle bağı bulunmadığı, gerçek kişi olduğu dikkate alındığında yasal faiz dışında herhangi bir faiz türüne hükmedilemeyeceğinin açık olduğunu, son olarak, taraflar arasında temerrüte ilişkin herhangi bir ihtar da bulunmadığından icra takibinden önceki sürece ilişkin faiz işletilmesi olanağı da bulunmadığını, uyuşmazlık incelendiğinde, vadesi belirli bir alacaktan söz edilmesinin mümkün olmadığını, usule ilişkin itiraz ve beyanları saklı kalmak kaydıyla ve yukarıda yapılan açıklamalar ışığında, uyuşmazlık kapsamında ticari temerrüt faizi ve/veya ticari avans faizi taleplerinin reddi gerektiğini, davacı yan dava dilekçesi ekinde Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... soruşturma numaralı dosyasını sunarak, tek bilirkişi tarafından düzenlenen, soyut ifadeler içerir ve denetime elverişsiz rapor doğrultusunda şoför ... hakkında KYOK kararı verildiğini belirtmişse de, TBK Md. 74 hükmü doğrultusunda; "I. Ceza hukuku ile ilişkisinde MADDE 74- Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz." ifadeleriyle söz konusu kararın hukuk yargılamasına herhangi bir etkisinin bulunmadığının açık olduğunu, kaza sonrası düzenlenen "Kaza Tespit Tutanağında"; yalnızca sürücü beyanları doğrultusunda değerlendirme yapıldığı açıkça belirtilmiş, kazanın aydınlatılması için gereken en önemli delillerden olan kamera kayıtları ve tanık görgü / beyanlarının araştırılmamış olduğunu, yine tutanak içeriğinde, kazanın gerçekleştiği gün havanın yağışlı olduğu, zeminin kaygan olduğu açıkça belirtilmişse de, buna karşılık ... plakalı aracın hava ve yol şartlarına uygun hareket edip etmediği, varsa fren izinin nereden başladığı, uygun süratte ilerleyip ilerlemediği hususlarında hiç bir değerlendirmeye yer verilmemiş olduğunu, kazaya ilişkin fotoğraflar da incelendiğinde, kazanın gece saatlerinde gerçekleşmiş olduğunun görünmekte olduğunu, Kara Yolları Trafik Kanunu Md.52/1-b ve c bentleri ve ilgili yönetmelik hükümleri uyarınca, sürücülerin hızlarını, kullandıkları aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmak, yine diğer bir aracı izlerken bu hususları göz önünde bulundurarak güvenli bir mesafe bırakmak zorunda olduğunun hüküm altına alınmış olduğunu, yine Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı’nın hazırladığı, 8 Kasım 2012 tarih ve 28461 sayı ile Resmi Gazete’de yayınlanan, “Araçların Yüklenmesine İlişkin Ölçü ve Usuller ile Tartı ve Boyut, Ölçüm Toleransları Hakkındaki Yönetmelik” uyarınca, “Yolcu ve eşya taşımalarında kullanılan araçların her yılın 1 Aralık ile 1 Nisan tarihleri arasında kış lastiği kullanmaları zorunludur. Hava şartlarının gerektirmesi halinde söz konusu tarih aralığındaki süre Bakanlıkça 1 ay artırılabilir” ifadeleriyle kış lastiği kullanım zorunluluğunun düzenlenmiş olduğunu, düzenlenen tutanakta, kazanın meydana geldiği tarihte, yolcu taşımasında kullanılan ve ticari taksi olan ... plakalı aracın kış lastiği takması da zorunlu olup, bu zorunluluğun yerine getirilip getirilmediğinin dahi araştırılmamış olduğunu, yine kusur oranlarına ilişkin yapılacak değerlendirmede, ... plakalı aracın ticari taksi olduğu, sürücüsünün ise mesleğinin şoförlük olduğu, bu durumda sıradan bir vatandaşa oranla ağırlaştırılmış dikkat ve özen yükümlülüğünün bulunduğunun kabul edilmesi gerektiğini, son olarak, kaza sonrası düzenlenen kaza tespit tutanağının kesin delil ve/veya uzman raporu niteliği bulunmadığı, içerisinde kusur oranlarına ve asli/tali kusur durumuna ilişkin herhangi bir değerlendirme de içermediğinin açık olduğunu, kaza tespit tutanağının müvekkili tarafından imzalanmadığı, davacıya ait aracın hızlı geldiğine ilişkin değerlendirmeye alınması, aydınlatma direklerinin çalışıp çalışmadığı / aydınlatmanın yeterli olup olmadığı, kazanın akşam saatlerinde gerçekleşmiş olduğu, müvekkiline ait aracın siyah renkte olduğu, havanın yağışlı olduğu, yerlerin kaygan olduğu, kazaya karışan davacıya ait aracın takip mesafesine ve hız sınırlarına uyup uymadığı, (Yağışlı havalarda takip mesafesinin daha geniş tutulması gerektiği, yine araçların %15-%20 daha yavaş gitmesi gerektiği göz önüne alınmalıdır.) ticari taksi niteliğindeki araçta kış lastiği bulunup bulunmadığı, araç sürücüsünün mesleğinin şoförlük olduğu, bu durumda sıradan bir vatandaşa oranla daha ağır biçimde dikkat ve özen yükümlülüğünün bulunduğu, hususlarının da göz önünde tutulması gerektiğini, kaldı ki, dosya kapsamında alınan uzman raporunun da, alanında uzman kurumlardan alınmadığı, bu sebeple hükme esas alınamayacağını, Yargıtay yerleşik içtihatları uyarınca, meydana gelen trafik kazalarındaki kusur durumunun incelenmesinde, özellikle Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden, ... Üniversitesi makine-trafik kürsüsünden ya da Karayolları Genel Müdürlüğü trafik-fen alanında uzman kişilerden oluşacak bilirkişi heyetinden, ayrıntılı, gerekçeli ve denetime açık rapor alınması gerektiği, bu tipteki uyuşmazlıklarda özellikle sayılan üç kurum tarafından düzenlenen raporlara itibar edilmesi gerektiğinin kabul edilmekte olduğunu, davacı yan, her ne kadar sunmuş oldukları itirazların haksız olması sebebiyle icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmişse de, bilindiği üzere icra inkar tazminatının ancak likit alacaklar için istenebilecek olup, itirazın haksız olduğunun da kesin olarak tespiti gerektiğini, dosya kapsamı incelendiğinde ise, davacı yan taleplerinin dahi kendi içerisinde çelişki içerisinde olduğu, sunulan delillerle talep olunan meblağın uyuşmadığının görülecek olduğunu, davacıya ait aracın sürücüsü ...'nun, araçta yaklaşık 120.000-TL tutarında hasar oluşmuş olabileceğini beyan ettiği, dava dilekçesi ekinde sunulan toplam fatura bedelinin 177.515,2-TL olduğu, TRAMER kayıtlarında hasar bedelinin 50.000-TL olarak kayıtlara geçtiği, kazadan sonra .... Sigorta ve yetkili temsilcisi Aleni Ekspertiz tarafından düzenlenen ekspertiz raporunda dahi, araçta oluşan toplam hasarın KDV dahil 177.000-TL olarak tespit edildiğini, haksız faiz talebinde bulunulduğu göz önüne alındığında, alacağın likit alacak olarak kabul edilemeyeceği açık olup, icra inkar tazminatı taleplerinin reddi gerektiğini, buna karşılık davacının ise, 23/02/2022 tarihli kazadan yaklaşık 5-6 ay sonraki tarihlere düzenlenen faturalarla talepte bulunduğu, başlatmış olduğu icra takibiyle, sunulan faturalar ile kazadan hemen sonra alınan ekspertiz raporunda belirlenen meblağın yaklaşık 3 katı tutarında talepte bulunarak, açıkça haksız ve hukuka aykırı biçimde sebepsiz zenginleşme gayesi güttüğü, öne sürülen tüm taleplerin yine delil niteliğinde sunulan Hasar Tespit Raporuyla dahi çelişki içerisinde olduğu (değer kaybı raporunda ayrıca aracın tamir süresinin tam 30 gün olduğu, 26-28 Şubat 2022 tarihinde ve kazadan 3-4 gün sonra aracın otoparktan çekilmiş olduğu, buna karşılık araç ve parça fiyatlarının artması beklenerek bu tarihlerde, bir çok farklı yerden fatura düzenlenerek talepte bulunulduğu) dikkate alındığında, davacı aleyhine talep miktarı veya reddedilen miktar üzerinden %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep ediyor olduklarını beyanla; haksız davanın öncelikle somut uyuşmazlık kapsamında yetkili ve görevli mahkemenin Büyükçekmece Asliye Hukuk Mahkemeleri olması sebebiyle usulden reddine, mahkememizin aksi kanaatte olması halinde, fahiş ve haksız taleplerin tümden ve davanın esastan reddine, icra takibi likit bir alacağa dayanmıyor olup, dava konusu talepler yargılamayı gerektirdiğinden, haksız ve kötü niyetli bir itirazdan söz edilemeyecek olup icra inkar tazminatı talebinin reddine, kazadan yaklaşık 5-6 ay sonraki tarihlerde düzenlenen faturalarla talepte bulunan, sunmuş olduğu deliller / kayıtlar ile talepleri çelişen davacının, açıkça haksız ve hukuka aykırı biçimde sebepsiz zenginleşme gayesi güttüğünün tespiti ile davacı aleyhine talep miktarı veya reddedilen miktar üzerinden %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, 23.02.2022 tarihinde davacı tarafa ait araç ile davalı gerçek kişi sevk ve idaresinde olan davalı şirkete ait araçların karıştığı trafik kazasına bağlı hasardan kaynaklı tazminat, değer kaybı, kazanç kaybı ve yapılan diğer masrafların davalılardan tahsili talebine ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık; meydana gelen kaza nedeni ile tarafların kusur durumları ve davacı tarafın aracında meydana gelen hasar bedeli ve değer kaybı ile kazaya bağlı aracın kullanılmamış olması nedeni ile davacı tarafın mahrum kalmış olduğu kazanç kaybının tespiti ( yapılması zorunlu masraflar düşülerek ) ile yapılan diğer masraflardan davalıların sorumlu olup olmadığı, sorumlu olması halinde miktarı hususlarına ilişkindir.
Dosya kapsamı ve toplanan deliller hep birlikte değerlendirilerek dosya üzerinden GÜNSÜZ bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş olup, Makine Mühendisi bilirkişi Hasan Seyis ve Adli Trafik uzmanı bilirkişi ... 12/08/2023 tarihli raporlarında özetle;
KTK’ nun 5/b–4 ve 83/b Md. uyarınca düzenlenen Trafik Kazası Tespit Tutanağına göre kazanın; 23.02.2022 tarihinde 18:50 saatlerinde, İstanbul İli ... İlçesi .... Mah.’ de, İstanbul
Havalimanı Çıkışı yolunda, .... yönü – .... Yönü Yol Ayrımında, Bağlantı
yolunda; Yerleşim yeri içinde, Bölünmüş yolda; Hız limiti 70 km. 4 şeritli, şerit genişlikleri 3,5 m. yol
platform genişliği 22 m. olan; Yaya kaldırımı, kavşak, geçit ve aydınlatma bulunmayan; “ Yön
levhası” trafik işaret levhası, Oto korkuluk, Emniyet şeridi/banket ve Yol şerit çizgisi bulunan; Düz ve
eğimsiz yerde, hava yağmurlu iken, ıslak asfalt zeminde ve alacakaranlık vaktinde “ 2 Araçlı,
Engel/cisim ile çarpışma” şeklinde yaralamalı ve maddi hasarlı olarak meydana geldiğini, Araç
haricinde Levha- Terminale dönüş bariyer- Kama başı 3 boy zarar gördüğünü; kazaya karışan her iki
araç sürücüsünün sınıfına uyan sürücü belgesi bulunduğunun ve alkolsüz ( 0 promil) olduğunun anlaşılmış olduğunu, tutanağı düzenleyenler; “.... Havalimanı çıkış yönünden gelen sürücü ...’ nın
idaresindeki ... plakalı araç ile Kağıthane ayrımlarına geldiği ve sağ şeritte duraklama yapıp yolun sol kısmında bulunan .... yönüne sola ani manevra yapmak istediği
esnada; aynı yönde sol şeritten Kağıthane ayrımlarına girmek isteyen sürücü ...’ nun
idaresindeki ... plakalı ticari otosuyla, sola ani manevra yapan ... plakalı araca
çarpmamak için ıslak ve kaygan zeminde duramayıp aracının ön kısımları ile bariyerlere çarpması sonucu yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini; bu kazanın oluşumunda; .... plakalı araç sürücüsü ...’ nın KTK’ nun 56/1-a. Md. ( Şerit izleme ve değiştirme)
kuralını ihlal ettiğini” belirtmişler; diğer araç sürücüsüne herhangi bir kusur atfında bulunmamış olduklarını, Trafik Tescil Belgesi fotokopilerine göre:
... plakalı aracın .... marka 2015 model siyah renkli hususi otomobil ve
sahibinin davalı ... San. Tic. A.Ş. olduğunun anlaşılmış olduğunu, ... plakalı aracın .... marka ticari taksi otomobil ve sahibinin davacı .... olduğunun anlaşılmış olduğunu, Türkiye Noterler Birliğinin:
15.05.2023 tarih … sayılı yazı ekinde bulunan şasiden, geçmiş araç ve sahiplik bilgilerine göre de: ... plakalı aracın .... marka otomobil, 28.09.2017-
27.12.2022 tescil tarihleri arasında ve buna göre 23.02.2022 kaza tarihinde sahibinin davalı
“... San. Tic. A.Ş.” olduğunun anlaşılmış olduğunu, 27.03.2023 tarih .... sayılı yazı ekindeki 25.03.2023 tarihli “Araç Tescil Özet Raporuna”
göre de: ... plakalı aracın .... marka ticari taksi otomobil, 26.04.2019 tescil
tarihi itibariyle ve buna göre 23.02.2022 kaza tarihinde sahibinin dava dışı ...
ve .... olduğunun anlaşılmış olduğunu, olayla ilgili olarak Gaziosmanpaşa CumhuriyetBaşsavcılığınca 2022-14575 sayılı soruşturma yapıldığını,
18.06.2022 tarihli Bilirkişi Raporu düzenlendiği ve 16.10.2022 tarihinde şüpheli sürücü ...
Hakkında “Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar” verildiğini, aynı sayılı soruşturmada ayrıca
2022-1298 sayılı soruşturma yapıldığını, “Taksirle Bir Kişinin Yaralanmasına Neden Olma”
suçundan şüpheli sürücü ... hakkında 19.10.2022 tarih ve 2022-11367 sayılı İddianame
düzenlendiğinin anlaşılmış olduğunu, ancak ceza davası bilgilerine rastlanmamış olduğunu, “Kapalı Devre Görüntü Kaydı İzleme Tutanağında” özetle: “23.02.2022 günü saat 18:37 sıralarında;
Plakası tespit edilemeyen siyah renkli aracın liman çıkışı yönünden .... yol ayrımına
girdikten, tekrardan aynı yön üzerinden geri geri gelmeye başladığı ve durduktan sonra aracın yönünü
sol tarafa çevirdiği esnada; Liman çıkış yönünden seyreden mavi renkli ticari taksinin siyah araca
vurmamak için aracını yol ayrımında bulunan çatala vurduğu….” belirtilmiş olduğunu, Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığınca görevlendirilen bilirkişi ....’ ın düzenlediği
18.06.2022 tarihli Bilirkişi Raporunda özetle:
a) “... plakalı araç sürücüsü şüpheli ...’ nın Asli ( Tam ) Kusurlu olduğunu;
b) ... plakalı araç sürücüsü şüpheli ...’ nun ise Kusursuz olduğu” belirtilmiş olduğunu, davalı sürücü ...’ nın kolluktaki ifadesinde özetle: “ 23.02.2022 günü saat 18:30
sıralarında idaresindeki ... plakalı araçta ön yolcu koltuğunda oturan ... ile
Havalimanı çıkış tünelinden önce nereye ve hangi yöne gideceğine karar vermek için Kağıthane
sapağına girmeden emniyet şeridinde durdukları; Sonra .... yönüne gideceğini
anladığı, ardından aynaya baktığı, müsait olduğunu görünce sola sinyal verdiği, 1. şeride girmeden
önce arkasından gelen bir araç gördüğü ve arada mesafe olduğu 1. şeride girdiğini; 2. şeritten çok
hızlı bir aracın geldiğini fark ettiği ve anında kendi şeridinde durduğunu; 2. şeritten çok hızlı gelen
aracın kontrolünü sağlayamadığı ve viraja giremeden bariyerlere vurduğunu; Kendisinin aracıyla
herhangi bir teması olmadığını; ardından kendisinin aracını iki sapağın arasında bulunan güvenli
müsait üçgen alana park ettiğini ve bariyere çarpmış olan aracın yanına gittiğini; kazada kendisinin
herhangi bir kasıt ve kusuru bulunmadığını; kazanın diğer aracın hızla viraja girmesinden meydana
gelmiş olduğunu ….” söylediğinin anlaşılmış olduğunu, dava dışı yolcu ...’in kolluktaki ifadesinde özetle: “23.02.2022 günü saat 18:30
sıralarında ...’ nın idaresindeki araçla .... Havalimanından Sarıyer’ e gitmekte
oldukları; İki yol ayrımı gördükleri, ancak yolu bilmedikleri ve hangi sapaktan geçeceklerine karar
veremedikleri; ...’ın aracın dörtlüsünü yaktığı ve emniyet şeridine geçtikleri; ardından geri geri
geldikleri, sola sinyal verdikleri; 1. şeride girdikleri esnada, 2. şeritten gelen ticari aracın viraja
giremediği ve oradaki bariyere çarptığı; ...’ ın aracı kontrollü emniyet şeridine aldığı, dörtlüleri
yaktığı ve araçtan inerek kaza yapan araca yardımcı olmaya gittiklerini….” söylediğinin anlaşılmış olduğunu,
dava dışı sürücü ...’ nun kolluktaki ifadesinde özetle: “ 23.02.2022 günü saat 18:40
sıralarında idaresindeki ... plakalı ticari takside yolcu olarak bulunan ..... ile
... Havalimanından çıkış yaptığı ve Kağıthane yönünde seyrettiği esnada; sağ önde bulunan ... plakalı .... marka otomobilin sola ani dönüş yaparak yolundan çıktığı ve Kuzey
Marmara yönüne döndüğünü; kendisinin de bu araca çarpmamak için aracını sola kırdığını ve ancak
yol ayrımında bulunan bariyere çarptığını; aracında bulunan yolcusunun yaralandığı ve aracında …
hasar meydana geldiğini; kazada kendisinin kasıt yada kusuru bulunmadığını; kazanın Mercedes
marka aracın şoförünün ani yol değiştirmesinden dolayı meydana geldiğini ..” söylediğinin anlaşılmış olduğunu, dava dışı yolcu ....’ in kolluktaki ifadesinde özetle: “23.02.2022 günü saat 18:00
sıralarında .... Havalimanına indiği, ... plakalı taksiye bindiği ve gideceği yere hareket
ettiklerini; kendisinin telefonla konuşmakta olduğu, bindikten 2 dakika sonra şoförün aracı sağa sola
kırdığı ve aracın bariyere çarptığını; ne olduğunu sorduğunda taksi şoförünün kendisine diğer
aracın önüne çıktığını ve ona çarpmamak için direksiyonu kırınca bariyere çarptığını söylediğini;
diğer araçta hasar olmadığını; kendisinin yaralandığı ve ambulansla hastaneye getirildiğini; olaya
sebebiyet veren kişi yada kişilerden davacı olduğunu” söylediğinin anlaşılmış olduğunu, dosya kapsamına ve kanaatlerine göre kazanın: İstanbul İli ... İlçesi ... Mah.’ de,
.... Havalimanı Çıkışı bağlantı yolunda ve .... yönü – .... Yönü Yol
Ayrımı kavşağı yaklaşımında seyretmekte iken yolun sağ kenarında ve emniyet şeridi üzerinde önce
duraklayan, sonra trafiğe katılmak ve yolun sol kısmında bulunan ... yönüne gitmek için sola doğru manevra yapan davalı sürücü ...’ nın idaresindeki ...
plakalı otomobil ile “Trafiğin akışı, Trafik İşaretlerine Uyma, Hızın Gerekli Şartlara Uygunluğunu
Sağlama, Şerit İzleme, Araç Manevraları” kurallarını ihlal ile sola doğru aniden ve kontrolsüzce
manevra yapması, aynı yolda arkasından sol şeritte gelen ve yol ayrımı kavşağında sağa doğru
dönüş yapan araçların seyir yönünü kapatması, tehlike yaratması ve sebebiyet vermesi esnasında;
aynı yolda arkasından sol şeritte gelen ve kavşakta sağ taraftaki Kağıthane yönüne dönüş yapmakta
olan sürücü ...’ nun idaresindeki ... plakalı ticari taksi otomobil ile tehlikeyi fark
etmesi ve diğer araca çarpmayı önlemek için sola doğru manevra yapması, diğer araca çarpmayı
önlemesi, ancak ıslak ve kaygan zeminde duramayıp bariyerlere çarpması sonucu yaralamalı ve
maddi hasarlı olarak gerçekleşmiş olduğunu, kusur irdelemesi; 2918 sayılı K.T.K. ve bağlı KT. Yönet.’ deki kuralları karayollarından faydalanan
motorlu ve motorsuz araç sürücüleri, yayalar ve hayvan güdücülerinin hal ve hareketlerini belli
esaslara bağladığı, bu kuralların kusurun belirlenmesinde ölçüt oluşturduğunu, aykırı davranışların ise
sorumluluk hukukuna göre "kusur" olarak değerlendirildiğini, zira bu kuralların, sürücü ve yayaların
karayolu üzerindeki davranış biçimlerini (hal ve hareketlerini) önceden teknik olarak belirlemiş objektif
hukuk normları olduğunu, bunlara aykırı davranışı kusuru oluşturduğunu; mutlak ölçünün bu kurallar
olduğu, prensibine uygun olarak yapılmış olduğunu, öte yandan, beklenen özenin ölçüsü önceden
belirlenmemiş hal ve şartlara bırakılmış ise, Trafik Hukukundaki “Güven İlkesi” gereği irdeleme
yapılarak, öncelikle kendisi trafik kurallarına ve düzenine uyan kişilerin, karayolundan yararlanan
diğer kişi veya kişilerin kurallara aykırı hareket ettiğinin anlaşıldığını veya bir çarpma tehlikesinin mevcut
olduğu zaman, bu aykırılığı veya tehlikeyi dikkate alıp almadığının araştırılmış olduğunu, K.T.K. 84. Md. Trafik Kazalarında Sürücü Kusurlarının Tespiti ve Asli Kusur Sayılan Haller" başlığı
altında asli kusur kabul edilen durumlarının belirlenmiş olduğunu, KT. Yönet. 157. Md. son paragrafında ise “Kaza mahallinde yapılan incelemeler sonunda tespit edilen iz ve delillere ilave olarak kazaya karışanların olay hakkındaki ifadeleri ile varsa tanık ifadeleri de kusur durumunun tespitinde dikkate alınır.”
hükmünü amir olduğunu, buna göre :
KTK’ nun 84. Md. Md. ( g ) bendi "Şeride Tecavüz Etme" (j) bendinin ise: “Manevraları düzenleyen genel
şartlara uymama” asli kusur olarak gösterilmiş olduğunu, 46. Md. “Sürücüler; Araçlarını, gidiş yönüne göre yolun
sağından, çok şeritli yollarda ise yol ve trafik durumuna göre hızının gerektirdiği şeritten sürmek; Şerit
değiştirmeden önce gireceği şeritte sürülen araçların emniyetle geçişini beklemek; Trafik kazası, arıza hâlleri, acil
yardım, kurtarma, kaza incelemesi, genel güvenlik ve asayişin sağlanması gibi durumlar dışında emniyet şeritlerini
ve banketleri kullanmamak zorundadırlar” şeklinde olduğunu, K.T.K.’ nun 47. Md. (c) bendi “Karayollarından faydalananlar: Trafik işaretlerine uymak”, (d) bendi “Trafik
güvenliği ve düzeni ile ilgili olan ve yönetmelikte gösterilen diğer kural veya yükümlülüklere uymak zorundadırlar.”
şeklinde olduğunu, 52-b. Md. ise “Sürücüler: Hızlarını, kullandıkları aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve
trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmak zorundadırlar.” demiş olduğunu, 56/a. Md. ise “ Sürücülerin; Geçme,
dönme, duraklama, durma .. gibi haller dışında şerit değiştirmeleri veya Araçlarının cinsine ve hızına uygun
olmayan şeritten gitmeleri; İşaret vermeden şerit değiştirmeleri ve iki şeridi birden kullanmaları yasaktır.” demiş olduğunu, aynı kanunun 67/a. Md. “Sürücülerin; Park yapmış taşıtlar arasından çıkarken, duraklarken veya park yaparken,
taşıt yolunun sağına veya soluna yanaşırken, sağa veya sola dönerken, karayolunu kullananlar için tehlike doğurabilecek ve bunların hareketlerini zorlaştıracak şekilde davranmaları yasaktır.” demiş olduğunu, aynı mahiyetteki
K.T. Yönet.’ nin 137. Md. ( A ) bendinde “Araç sürücülerinin; Park etmiş araçlar arasından çıkarken, taşıt
yolunun sağına veya soluna yanaşırken, şerit değiştirirken, sağa, sola, geriye dönerken, geri giderken ve bunlara
benzer hallerde; İşaret verilmeden önce, iç ve dış aynalardan ve gerekli hallerde sürücünün başını çevirip bakması
suretiyle ön, arka ve yanlarda trafik durumu kontrol edilir.” ; 137. Md. ( B-2) bendi ise “Sürücülerin; Duraklanan
ve park edilen yerden çıkılırken; Araçlarını ve etrafını kontrol etmeleri, sakıncalı bir durum olmadığını gördükten
sonra araçlarını çalıştırmaları, işaret vermeleri, görüş alanları dışında kalan yerler varsa, tehlikesizce hareket
edebilmeleri ve uyarılmaları için bir gözcü bulundurmaları; Yoldan geçen araçlara geçiş kolaylığı sağlayıp, güvenli
durumun oluştuğuna emin olduktan sonra manevraya başlamaları ve manevra bitinceye kadar gerekli önlemleri
devam ettirmeleri mecburidir.” denilmiş olduğunu, KTK’ nun 85. Md. “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara
uğramasına sebep olursa .. motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken
ve müteselsilen sorumlu olurlar.” ; 91. Md. ise “Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası bulunmayan araçlar trafikten
men edilir.” şeklinde düzenlenmiş olduğunu, oluşun ve delillerin takdiri mahkememize ait olmak üzere kusurun derecelendirilmesinde,
tehlike yaratan ilk davranışta bulunan, kendisinden diğer tarafa göre daha fazla özen beklenen ve
önemli ya da birden fazla emredici trafik kuralını ihlal eden tarafın ağır kusurlu olacağı, dikkatli kişilerin
göstermesi gereken özeni göstermeyenin ise hafif kusurlu olacağı ilkesinden yararlanılarak; kazada
kusur paylaşımı yapılırken önem arz ettiği kabul edilen tespitler yapılmış olduğunu, bu tespitlerin; ... plakalı otomobil sürücüsü davalı ...’ nın
kazada tehlike yaratan ilk kusurlu davranışta bulunan olduğunun, .... Havalimanı Çıkışı bağlantı
yolunda ve ... yönü – Kağıthane Yönü Yol Ayrımı kavşağı yaklaşımında
seyretmekte iken yolun sağ kenarında ve emniyet şeridi üzerinde önce durakladığının, sonra trafiğe
katılmak ve yolun sol kısmında bulunan .... yönüne gitmek için hareket ettiğinin, sola doğru aniden ve kontrolsüzce manevra yaptığının, aynı yolda arkasından sol şeritte gelen ve yol
ayrımı kavşağında sağa doğru dönüş yapan araçların seyir yönünü kapatarak tehlike yarattığının, diğer
aracın kendisine çarpmamak için manevra yapmasına ve kaza yapmasına sebebiyet verdiğinin, Yukarıda açıklanan (bakınız 17. paragraf. KTK’ nun 84/g,j. Md. yoluyla 46, 47/c,d, 52/b, 56/a, 67/a. Md. ile
KT. Yönet. 137/A, B. Md. Trafiğin Akışı, Trafik İşaretlerine Uyma, Hızın Gerekli Şartlara Uygunluğunu Sağlama, Şerit İzleme, Araç Manevraları) trafik kurallarını ihlal ettiğinin, dikkat ve özen yükümlülüğünü yerine getirmediğinin ve “%100 Oranında Asli ve Tam Kusurlu” olduğunun değerlendirilmiş olduğunu, öte yandan ... plakalı ticari taksi otomobil sürücüsü dava dışı ... hakkında yukarıda
açıklanan (Bakınız 16. paragraf.) güven ilkesi gereği inceleme yapılmış olduğunu, buna göre; adı geçen
sürücünün ön ilerisinde yol ayrımı kavşağı yaklaşımında ve yolun sağ kenarında duraklama halindeki
aracın yanından geçerek sağa dönüş yapmakta olduğu esnada; yolun sağ kenarında duraklama
halinde iken aniden ve kontrolsüzce hareket ederek sola doğru manevra yapan araca çarpmamak için sola doğru manevra yaptığının ve bilirtilen araca çarpmayı önlediğinin, ancak yerlerin ıslak ve kaygan
olması nedeniyle yol ayrım yerindeki bariyerlere çarptığının, alabileceği bir tedbir bulunmadığının ve
“Tamamen kusursuz” olduğunun değerlendirilmiş olduğunu, yukarıda açıklanan nedenlerle trafik görevlilerince düzenlenen Trafik Kaza Tespit Tutanağı ile
Gaziosmanpaşa C. Başsavcılığınca görevlendirilen bilirkişi .....’ ın düzenlediği
18.06.2022 tarihli Bilirkişi Raporundaki kusur dağılımına iştirak edilmiş olduğunu, davacı tarafından hasar bedeli talep edilen aracın ... plakalı 2018 model .... marka ve tipindeki 290.000km. deki ticari araç olduğunu, aracın hasarları hakkında dava dosyasındaki Trafik Kazası Tespit Tutanağı, ifade tutanakları ve hasarlı aracın resimlerinin incelenmesinden bilgi sahibi olunduğunu, aracın kazada ön
kısımlarının kama gibi bariyerlerin uç kısmına çarpması ile alınan şiddetli darbe sonucunda
aracın ön kısımlarından ağır hasarlanmış olduğunu, yapılan inceleme sonucunda dosyada bulunan
27.07.2022 tarihli sigorta ekspertiz raporunda belirtilen aracın hasarlarının onarılması için
kullanılan gereken parçalar, yapılması gereken işçilikler aracın dava konusu kazadan kaynaklanan hasarlarının giderilmesi için gerekli olduğu bedellerin tutarı Kdv dahil 322.356,75
TL sının piyasa rayiçlerine uygun ve kadri maruf olduğunu, ancak aracın yapılan piyasa araştırmasında aracın kaza tarihi itibariyle 580.000,00TL si civarında bir değerde olduğunu, aracın mavi renkli ticari taksi araç olarak kullanılması nedeniyle
aracın kullanım şekli olarak 290.000km. deki diğer hususi kullanımlı araçlara göre yıpranmış bir
araç olması nedeniyle piyasa rayiç değerinin daha düşük 450,000,00TL civarında bir değerde
olabileceğinin, hasarlı haliyle değerinin ise yaklaşık 250.000,00TL(kesin değerinin aracın hasarlı
haliyle satışı sırasında belirlenebileceğini, ancak piyasa rayicinin yapılan araştırmalarda
250.000,00TL civarında bir değerde olabileceğinin anlaşıldığını) yapılan piyasa
araştırmalarından anlaşıldığını, yapılan bu değerlendirme sonucunda araçta tespit
edilebilen gerçek hasar bedelinin 450.000,00TL-250.000,00TL=200,000,00TL.sı olabileceğinin
hesaplanmış olduğunu, gerçek hasar bedeli değerlendirmesi içerisinde araçta değer kaybı bedelini de
dahil kabul edildiğini, yapılan bu hesaplama sonucunda aracın kdv dahil 322.356,75
TL.sına tamir edilmesinin ekonomik bir onarım şekli olmadığını, aracın pert-total yapılarak
gerçek hasar bedeli değerlendirmesinin yapılmasının uygun olabileceği kanaatine varılarak
değerlendirme yapılmış olduğunu, yapılan bu açıklamalar ışığında araçta tespit edilebilen gerçek hasar bedeli tutarının
200.000,00TL.sı olarak belirlendiğini, araçta gerçek hasar bedelinin belirlenmesi ile araçta
meydana gelen değer kaybı bedelinin ise hesaplanan gerçek hasar bedeli içerisinde
olduğunu, karşı tarafın sigortacısından tahsil edilen tutarın: 50.000,00TL, tahsil edimeyen tutarın 150.000,00TL.sı olduğunu, aracın onarımının yapılmış olmakla aracın kullanılmaya devam edildiğinin anlaşıldığını,
aracın onarımının 15 günde yapılabileceğini, 15 günlük onarım süresindeki aracın
yokluğundan kaynaklanan kazanç kaybının yapılan piyasa araştırmasında 15 günlük
eşdeğer araç kiralama bedelinin günlük 900,00TL/gün, 15 gün için 15
günx900,00TL/gün=13.500,00,0TLsı olabileceğini, yukarıda yapılan hesaplamalar sonucunda araç meydana gelen hasar bedeli nedeniyle tahsil
edilemeyen tutarının 150.000,00TL, Kazanç kaybı bedelinin 13.500,00 TL TOPLAM TAZMİNAT TUTARININ 163.500,00 TL, ... plakalı otomobil sürücüsü davalı ...’ nın %100 kusur oranına tekabül
eden tutarın 163.500,00 TL.sı olduğunu SONUÇ OLARAK: Önceden teknik olarak belirlenmiş emredici hukuk normuna (KTK’ nun 84/g,j. Md. yoluyla 46, 47/c,d, 52/b,
56/a, 67/a. Md. ile KT. Yönet. 137/A, B. Md. Trafiğin Akışı, Trafik İşaretlerine Uyma, Hızın Gerekli Şartlara
Uygunluğunu Sağlama, Şerit İzleme, Araç Manevraları) karşı dikkat ve özen yükümlülüğünü yerine
getirmeyen, tehlike yaratarak diğer aracın kaza yapmasına sebebiyet veren ... plakalı otomobil
sürücüsü davalı ...’ nın “%100 Oranında Asli ve Tam Kusurlu” olacağını, ön ilerisinde yol ayrımı kavşağı yaklaşımında ve yolun sağ kenarında duraklama halindeki aracın
yanından geçerek sağa dönüş yapmakta olduğu esnada; Yolun sağ kenarında duraklama halinde iken
aniden ve kontrolsüzce hareket ederek sola doğru manevra yaparak tehlike yaratan araca çarpmamak
için sola doğru manevra yapan ve bilirtilen araca çarpmayı önleyen, ancak yerlerin ıslak ve kaygan olması nedeniyle yol ayrım yerindeki bariyerlere çarpan, kazada etkisi olmadığı ve alabileceği bir tedbirin
de bulunmadığı düşünülen ... plakalı ticari taksi otomobil sürücüsü dava dışı ...’ nun
“Tamamen Kusursuz” olacağını, kaza tarihinde ... plakalı ticari taksi otomobilin maliki olan davacı ...’ ın ise
(KTK’ nun 85. Md. İşleten) kurallar gereği araç sürücüsü dava dışı ...’ nun kusuru oranında, adı geçen sürücü ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu; yukarıda açıklanan şekilde kazada
adı geçen sürücünün kusuru bulunmadığının tespit edildiğini, buna göre davacı ...’ ın da
kazada sorumluluğu bulunmayacağını, aynı kaza tarihinde ... plakalı otomobilin maliki olan davalı “... San. Tic. A.Ş.” nin ise (KTK’ nun 85. Md. İşleten) kurallar gereği araç sürücüsü davalı ...’ nın kusuru oranında, adı
geçen sürücü ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olacağını;
... plakalı 2018 model .... marka ve tipindeki 290.000km. deki ticari araçta tespit edilebilen gerçek hasar bedeli tutarının
200.000,00TL.sı, onarım süresini 15 gün, 15 günlük onarım süresindeki aracın
yokluğundan kaynaklanan araç kiralama bedelinin 13.500,00TL.sı olabileceğini bildirmişlerdir.
Dosyanın bilirkişi heyetine tevdii ile icra takibinde dayanak olarak gösterilen kalemlerin ayrı ayrı irdenerek her birinin hesaplanması, her bir kalem yönünden talebin net ve gerekçeli olarak tespit edilmesi, dosyada yer alan kazaya ait görüntülerin irdelenmesi ve taraflarının beyan ve itirazlarının değerlendirilmesi sonucu ek rapor tanziminin istenilmesine karar verilmiş olup, kök rapor sunan bilirkişi heyeti 15/04/2024 tarihli ek raporlarında özetle;
Gaziosmanpaşa 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 2022-548 E. sayılı dosyasında bulunan ve
08.03.2024 sayılı yazı ekinde mahkememize sunulan 23.02.2022 tarihinde meydana gelen
trafik kazasına ait CD görüntülerinin taraflarınca da incelenmiş olduğunu, belirtilen görüntülerde: Araç plakaları okunamadığının; otomobil cinsi koyu renkli bir aracın yol
ayrımı kavşağında sağ tarafa dönüş yaptığı ve seyrine devam ettiğinin; sonra durakladığı ve daha sonra sağ şeritte geri geri manevra yaparak yol ayrım kavşağına tekrar geldiğinin ve yolun sağ
kenarında durakladığının; bu esnada arkasından gelen araçların sol tarafından geçerek seyrine
devam ettiklerinin; bu esnada arkasından gelen dava konusu mavi renkli aracın kendisine yaklaştığı
esnada; yol ayrımı kavşağına geri geri gelerek duraklamış olan aracın sol tarafa doğru manevra
yapmaya başladığının; bu esnada arkasından gelen dava konusu mavi renkli otomobilin kendisine
çarpmamak için aracını orta refüj yol ayrımı çatalına çarparak durduğunun anlaşılmış olduğunu, belirtilen görüntülerin dava dosyasında önceden bulunan ve bilirkişi kök raporunda belirtilen “Kapalı Devre Görüntü Kaydı İzleme Tutanağındaki” aynı şekilde olduğunun anlaşılmış
ve görüntülerden alınma resimler üzerinde yapılan tespitlerin rapor ekinde sunulmuş olduğunu,
tarafların itiraz dilekçelerine göre dosya ve dosyaya sunulan CD görüntüleri ile kusur yönünden
yeniden incelenmiş, 12.08.2023 tarihli kök raporlarındaki aynı görüş ve kanaate varılmış olduğunu bildirmişlerdir.
Dosyanın başka bir bilirkişi heyetine tevdii ile uyuşmazlık konularının tespitinin istenilmesine, bilirkişi heyetinden icra takibine konu her bir kalem yönünden ayrı ayrı inceleme yapılarak buna ilişkin tespitlerin gerekçeli olarak belirtilmesinin istenilmesine karar verilmiş olup, Makine Mühendisi bilirkişi ..., SMMM bilirkişi ... ve Adli Trafik bilirkişisi ... 09/10/2024 tarihli raporlarında özetle;
... Plakalı Otomobil Sürücüsü ...’ nın %100 (YÜZDE YÜZ) TAMAMEN KUSURLU olduğunu,
... Plakalı Ticari Araç (Taksi) Sürücüsü ...’ nun KUSURSUZ olduğunu, dosya muhteviyatı belgeler tetkik edildiğinde, 23.02.2022 tarihinde meydana gelen çarpma hadisesi sonrasında, ... plaka sayılı aracın;
hasar miktarı 200.000,00 TL olarak tespit edilmiş olup 50.000,00 TL karşı araç trafik sigortasından ödenen
50.000,00 TL minha edildiğinde itirazın iptaline konu hasar zararının 150.000,00 TL olduğunu, ... plaka sayılı araç Tam hasarlı olarak değerlendirildiğinden Değer kaybı zararı olmadığı,
araçtan yoksun kalma makul süresi 15 gün olarak hesap edilmiş olduğunu, Gelir İdaresi BaşkanlığıYakacık Vergi Dairesi yazısında; ... 'ın 17/02/2010
tarihinden itibaren TAKSİ İLE YOLCU TAŞIMACILIĞI (DOLMUŞLARHARİÇ) faaliyetinden Basit
Usul Ticari Kazançtan faal mükellef olduğu, en son Basit Usul Ticari Kazanç beyannamesini 01/2020-12/2020 dönemi için verdiğinin belirtildiğini, davacı vekili tarafından dosyasına sunulan ... ile .... arasında kaza sonrası 01.08.2022 tarihinde düzenlenen Temlik Sözleşmesinin hukuki nitelik arz ettiğini, mahkememizce davacının %100 pay oranı Kabul edilmesi halinde, son beyan edilen 2010
dönemine ait karı 24.917,80 TL olarak beyan edildiğinin görüldüğünü, 2021-2022 dönemi beyan edilen
gelirine ait dosyasına bilgi belge sunulmadığını, yerleşik yargıtay içtihatlarında kabul edilen
emsal değer dikkate alındığından 13.500,00 TL kazanç kaybının olduğu icra takibinde talep
edilebilecek asıl alacağın 165.163,50 TL, işlemiş faizin 6.882,57 TL olmak üzere toplam 172.046,07
TL toplam alacağın tahsil edilebileceğini bildirmişlerdir.
Davacının talebi adına kayıtlı araç ile davalı ... sevk ve idaresindeki davalı şirket adına kayıtlı araçlar arasında gerçekleşen trafik kazasına bağlı olarak davacının aracında meydana geldiği iddia olunan değer kaybı, hasar bedeli, ticari gelir kaybı ve çekici ve otopark hizmeti bedellerine ilişkindir. Davaların sigortası tarafından araç hasarına ilişkin olarak 50.000,00 TL ödeme yapılmış olduğu dosya kapsamı ile sabittir. Davacının talebi haksız fiil ve KTK m.85 hükümlerine dayanmaktadır. Dosyada mevcut bilirkişi raporları ve Gaziosmanpaşa .... Asliye Ceza Mahkemesi ... E. Sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporları ile davalı ...'nın olayın meydana gelmesinde % 100 oranında kusurlu olduğu tespit edilmiştir. Her ne kadar devam eden yargılama aşamalarında davalı vekilince Gaziosmanpaşa ..... Asliye Ceza Mahkemesi ... E. Sayılı dosyasının bekletici mesele yapılması gerektiği belirtilmiş ise de, bahsi geçen dosyada alınan kusur raporunun Mahkememiz dosyasında alınan kusur raporları ile aynı doğrultuda olduğu anlaşılmakla, ayrıca bekletici mesele yapılmasının gerektirir bir durum bulunmadığından talebin reddine karar verilmiştir. Alınan bilirkişi raporları ile davacı adına kayıtlı aracın tam hasarlı olduğu ve pert total işlemi yapılması gerektiği, toplam hasar bedelinin 200.000,00 TL olduğu tespit edilmiştir. Davalı şirket adına kayıtlı araç sigortasının yapmış olduğu 50.000,00 TL ödeme nazara alındığında davacının talep edebileceği bakiye hasar bedelinin 150.000,00 TL olduğu sonucuna varılmaktadır. Her ne kadar davacı vekilince hasar bedeli ile birlikte değer kaybı isteminde de bulunulmuş olduğu görülmüş ise de, aracın tam hasarlı olması ve pert-total işlemi uygulanması gerektiğinden değer kaybı bedeli talep edilemeyecektir. Araçtan yoksun kalma süresi, eşdeğer bir aracın satın alınması ve kullanımına başlanması için gerekli makul süre 15 gün olarak tespit edilmiştir. Davacının vergi kayıtları ve araç ile yapılan ticaret esnasında yapılması zorunlu masraflar düşüldüğünde günlük kazanç kaybının 900,00 TL olduğu tespit edilmiştir. Buna göre 15 gün için talep edilebilecek toplam kazanç kaybı 13.500,00 TL olarak hesap edilmiştir. Davacı vekilince otopark ücreti talebinde bulunulmuş ve buna ilişkin otopark fişleri sunulmuş ise de, sunulan fişlerin davacı adına olup olmadığının sabit olmadığı, bu hususta ayrıca fatura sunulmadığı anlaşılmakla otopark ücreti talebinin yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır. Ekspertiz ücreti talebi yönünden yapılan incelemede ise, her ne kadar davacı vekilince ekpertiz ücreti ödemesi için yapılan havale dekontu sunulmuş ise de, havale alıcısının raporu düzenleyen ekspertiz olmadığı, bu hususta tek başına havale ödemesinin talep edilen ekspertiz ücreti ödemesini ispata elverişli olmadığı kanaatine varılmıştır. Açıklanan bu nedenlerle açılan davanın kısmen kabul kısmen reddi ile; Davalı tarafların Büyükçekmece .... İcra Dairesi'nin .... Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile takibin 150.000,00 tl hasar bedeli ve 13.500,00 tl kazanç kaybı bedeli üzerinden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, belirtilen alacak kalemlerine takipte belirtilen oranlarda faiz işletilmesine, alacağın varlığı ve miktarı muayyen olmadığından icra inkar tazminatı talebinin şartlar oluşmadığından reddine karar verilmiş ve aşağıda belirtildiği şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
AÇILAN DAVANIN KISMEN KABUL KISMEN REDDİ İLE;
1-Davalı tarafların Büyükçekmece .... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu İTİRAZIN KISMEN İPTALİ İLE takibin 150.000,00 TL hasar bedeli ve 13.500,00 TL kazanç kaybı bedeli üzerinden DEVAMINA, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE, belirtilen alacak kalemlerine takipte belirtilen oranlarda faiz İŞLETİLMESİNE,
2-İcra inkar tazminatı talebinin şartlar oluşmadığından REDDİNE,
3-Alınması gereken 11.168,69 TL harçtan peşin alınan 4.392,77 TL harcın mahsubu ile bakiye 6.775,92 TL eksik harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye gelir KAYDINA,
4-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 800,00 TL arabuluculuk ücretinden kabul oranı ret oranı dikkate alınarak hesaplanan 347,84 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen, 452,16 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir KAYDINA,
5-Davacı tarafça sarf edilen ilk dava açılış harç gideri 4.473,47 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya VERİLMESİNE,
6-Davacı tarafça sarf edilen bilirkişi, tebligat ve posta masrafı 15.230,25-TL yargılama giderinden kabul oranı (%43,48) ret oranı (%56,52) dikkate alınarak hesaplanan 6.622,11-TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya VERİLMESİNE, bakiye kısmın davacı üzerinde BIRAKILMASINA,
7-Davalı .......A.Ş. tarafından sarf edilen 47,00 TL yargılama giderinden ret oranı dikkate alınarak hesaplanan 26,56-TL'nin davacıdan alınarak bu davalıya VERİLMESİNE, bakiye kısmın davalı üzerinde BIRAKILMASINA,
8-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden davacı yararına A.A.Ü.T. gereğince takdir edilen 30.000,00 TL ücreti vekaletin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya VERİLMESİNE,
9-Davalılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden davalılar yararına A.A.Ü.T. gereğince takdir edilen 34.003,24 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalılara VERİLMESİNE,
10-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgilisine İADESİNE,
Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, (davalılar vekiline e-duruşma ortamında) kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemelerinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 04/02/2025
Katip ...
¸
Hakim ...
¸