T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/1169 Esas
KARAR NO : 2025/1001
DAVA : Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 20/09/2021
KARAR TARİHİ : 23/10/2025
KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 04/11/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA; Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan iş bu davanın dava dilekçesinde özetle; Davalı tarafın müvekkili şirket nezdinde 16/01/2019-22/09/2020 tarihleri arasında Kimyager ve AR-GE Müdürü olarak çalıştığını, müvekkili şirket nezdinde üretilen ürünlerin üretimi ve denetimi görevini yerine getirdiğini, davalı tarafın iş sözleşmesinin Silivri ... Noterliğinin 22/09/2020 tarih ve .... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile haklı nedenle feshedildiğini, müvekkili şirket nezdinde üretilen her bir ürünün, diğer markalardan farklı, kendine özgü bir formüle sahip olduğunu, bu formüllerin müvekkili şirketin ticari, teknik sırrı niteliğinde olduğunu, işbu nedenle müvekkili şirkette çalışan ve söz konusu sır niteliğindeki kimyasal formüllerin içeriği hakkında bilgi sahibi olan kimyagerler bakımından Gizlilik Sözleşmesi akdedildiğini, davalı ile de akdedildiğini, davalının da bilgi sahibi olduğunu, davalının, müvekkili şirketten ayrıldıktan bir süre sonra müvekkil ile aynı iş kolunda, erkek kozmetik ürünleri üreten ve pazarlayan .... Dış Tic. ve San. Ltd. Şti. nezdinde çalışmaya başladığını, davalının müvekkili şirketten edinmiş olduğu şirkete ilişkin ticari sırları (kimyasal formüller, fikir, metot vb. gizli bilgiler) dava dışı şirket ile paylaştığını, müvekkili şirket nezdinde öğrendiği bu bilgileri dava dışı şirkette kullandığını ve bu şekilde müvekkil şirketin ticari sırlarını ifşa ettiğini, taraflar arasında akdedilen Gizlilik Sözleşmesi'nin Cezai Şart başlıklı 7. Maddesinde sözleşme hükümlerinin ihlal edilmesi halinde 500.000,00-TL tutarında cezai şart uygulanacağı düzenleme altına alındığını, bu nedenle sözleşmede yer alan gizlilik hükümlerini ihlal eden davalı tarafın söz konusu cezai şart bedelini müvekkili şirkete ödemesi gerektiğini beyanla, 50.000,00-TL cezai şart miktarının yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP; Davalı tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle;
Davacının işbu davaya konu iddialarının hiçbirinin hukuki dayanağının bulunmadığını, davaya esas teşkil eden gizlilik sözleşmesinin müvekkili tarafından imzalanmayan, sahte belge niteliğinde olduğunu, bu taleplerinin kabulünün mümkün olmadığını, müvekkilinin imzasını taklit edilerek üretilen bu belgeye dayanılarak bir dava açıldığını, hukuken yok hükmünde olduğunu, her halde kural olarak iş ilişkisinin sona ermesinden sonra işçinin işverene karşı sır saklama yükümlülüğünün söz konusu olmadığını, özellikle önceki işinde kendi emeği ve çabası ile öğrenmiş olduğu becerilerinin bir sonraki işinde kullanmasının sır saklama yükümlülüğüne aykılık teşkil edemeyeceğini, müvekkilinin davalı şirkette ilk işe başladığı dönem tek kimyager olarak uzun süre çalıştığını, tüm kimyasal formülleri kendisinin geliştirdiğini ve kendisinin ürettiğini, sonrasında yönetici pozisyonuna getirildiğini ve hamilelik sürecinde üretim ve formülasyon çalışmalarında bulunmadığını, ortada davalı şirketten öğrenilen fikir veya formülün söz konusu olmadığını beyanla, davanın reddini savunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
Dava, taraflar arasında akdedilmiş olan Gizlilik Sözleşmesi kapsamında davalı tarafın söz konusu sözleşmeye istinaden rekabet yasağına aykırı davranması nedeniyle sözleşmede kararlaştırılan cezai şartın davalıdan tahsili istemine ilişkindir.
Silivri ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas, .... Karar sayılı ve 24/09/2021 karar tarihli görevsizlik ilamı uyarınca dosya İş mahkemesi sıfatıyla Silivri ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sırasına kaydı yapıldığı, HSK 1.Dairesinin 04/11/2021 tarih ve 1112 Sayılı Adli Yargı 2.Bölge Hakimlerinin Müstemir Yetkilerinin Belirlenmesine İlişkin Kararı ile 11/11/2021 tarihi itibariyle Silivri İş Mahkemesinin kurulduğu, Silivri .... Asliye Hukuk Mahkemesinin (İş Mahkemesi Sıfatıyla) ....Esas sayılı dosyasının Silivri İş Mahkemesi'nin .... Esas sırasına kaydı yapıldığı, Silivri İş Mahkemesi'nin .... Esas, ....Karar sayılı ve 02/12/2021 karar tarihli görevsizlik ilamı uyarınca dosya mahkememize gönderildiği ve mahkememizin ... esas sayılı sırasına kayıt olduğu, mahkememizin 04/02/2022 tarih ... esas .... sayılı olumsuz görev uyuşmazlığının çözümü için merci tayini (Yargı yeri belirlenmesi) açısından re'sen dosyanın Istanbul Bölge Adliye Hukuk Dairesi Başkanlığına gönderilmesine kararı üzerine İstanbul BAM ... HD'nin .... Esas, ... Karar sayılı ve 05/12/2022 karar tarihli ilamı ile mahkememizin yargı yeri olarak belirlenmesine karar verilmekle dosyanın yukarıda belirtilen esas sayılı sırasına kayıt olmuştur.
Mahkememizce alınan 23/05/2025 tarihli Bilirkişi Raporunda özetle;
Türk Borçlar Kanunu 420/1 hükmüne göre, “Hizmet sözleşmelerine sadece işçi aleyhine konulan ceza koşulu geçersizdir”. Davaya konu uyuşmazlıkta kararlaştırılan cezai şart koşulu, davalının iş sözleşmesinin sona ermesinden sonraki gizlilik ve sır saklama yükümlülüğünün sonucu olarak düzenlendiğinden Takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak kaydıyla cezai şartın tek taraflı işçi aleyhine olduğu sonucuna varılamaz. Bu çerçevede gizlilik sözleşmesinin Takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak kaydıyla geçerli olduğu kanaati hasıl olmuştur. Bununla birlikte Ticari sır kavramının en önemli unsuru, toplumun bilgisi dahilinde olmama veya ilgili alanda rakip firmalarca bilinmeme şartını taşımasıdır. Bu bağlamda, ticari işletme ile bağlantılı olan, işletmenin gizli nitelikteki üretim teknolojisi, üretim süreci, bilgisayar programları, organizasyon biçimi, hammadde kaynakları, kredi olanakları, yatırım planları, personel yönetimi, makine klullanım metodları, stok bilgileri, müşteri listeleri, fiyat bilgileri, aleni olmayan finanasal verileri, formüller, numuneler, buluşlar, metodlar, desenler, modeller, üretim planları, know-how da bu bent kapsamına girer. “İmalat-üretim sırrı” ise, bir şeyin yapımında, meydana getirilmesinde, sonuca ulaştırılmasında nihayete erdirilmesinde izlenen metod ve kurallardır. TTK’da “ticari sırlar” ın yerine “iş sırları”ndan bahsedilmiştir. “İş sırları”, imalat ve ticari sırlarını da kapsamına alan daha geniş bir kavram olup yalnız bir teşebbüse münhasır bulunan ve o teşebbüsün gerek ticari gerekse teknik bakımdan başarılı olmasını sağlayan ve rekabet korkusuyla herkesten gizlenen bir takım hususiyetlerdir1. Ancak burada önemle belirtilmesi gereken husus çalışanların işletmede çalışırken elde ettikleri mesleki bilgi ve becerilerin, tecrübelerin ticari sır kapsamına girmeyeceği hususudur. Örneğin mühendis olan davalının işi gereği teknik bilgilere sahip bulunması, özel bir teknik veya davacı tekelinde olan herhangi bir üretimin söz konusu olmaması, imal ettirilen ürünlerin sırf ölçülerinin benzer olması haksız rekabet oluşturmaz. Yine Yargıtay’ın da bir kararında belirttiği üzere ; “..çalışanların çalışmaları esnasında yapılan iş konusunda genel bir bilgi ve birikim kazanacakları gibi bu genelin dışında özel olarak işletmenin ticari sır kapsamında olan müşteri portföyüne, kâr marjlarına ve fiyat politikalarına ilişkin bilgilere de sahip olacakları kuşkusuzdur. Genel olarak kâr marjı ve fiyat politikaları gibi bilgilerin edinilmesi ve bunlardan yararlanılmasında kural olarak hukuka aykırılık yoktur. Çalışanların işletmeden ayrıldıktan sonra aynı sektörde tamamıyla işletmenin müşterilerinden farklı kişi ve kurumlarla ilişkiye girmiş olmaları halinde, bu bilgilerden de söz konusu kişi ve kuruluşlarla olan ilişkilerinde faydalanmış olmaları halinde haksız rekabet oluşmayacağı tartışma konusu değildir. Tartışma davalıların edindikleri bu bilgileri bizzat ayrıldıkları işlemenin müşteri portföyü ile kurulan ilişki sırasında kullanmaları ve bu surette işletmenin müşterilerinin bazılarını kendi portföylerine katmaları ve bu suretle işletmenin zararına hareket edip etmediklerinin belirlenmesi noktasında toplanmaktadır. Bu husus irdelenirken tarafların faaliyette bulundukları sektörün özelliklerinin belirlenmesi ve değerlendirilmesi bir zorunluluk arz etmektedir. Bu çerçevede örneğin işletmeye ait olduğu belirlenen 209 müşterinin salt işletmeyle çalışıyor iken işten ayrılan çalışanların eylemi sonucunda bu işletmeyle çalışmayı bırakmaları halinde bir haksız rekabetin varlığından söz edilebilirse de, bunun aksi halinde haksız rekabetten söz etmeye olanak bulunmamaktadır. Bu bilgiler çerçevesinde davacının iddiası değerlendirildiğinde, davalının işten ayrıldıktan sonra 16.10.2020 tarihinde davalcı ile aynı işkolunda faaliyet gösteren ... Dış Tic.ve San .Ltd Şti.’nde kimyager olarak işe başladığı dosyadaki davalıya ilişkin işe giriş ve çıkış kayıtlarından anlaşılmakta ise de davalının davacının iddia ettiği şekliyle ticari sırları, iş sırlarını çalışmaya başladığı... Dış Tic.ve San .Ltd Şti.’ne verdiği, kullandığına ilişkin herhangi bir delile rastlanmamıştır.
Davacının gizlilik sözleşmesine aykırılığı ispatlaması ihtimalinde taraflar arasındaki gizlilik sözleşmesinin 7 inci maddesinde kararlaştırılan 500.000 TL cezai şartın talep edilmesi mümkün olabilmekle birlikte TBK 182/2’deki "hâkim aşırı gördüğü ceza koşulunu kendiliğinden indirir" şeklindeki hüküm dikkate alınarak hak ve nesafet kuralınca sözleşmede kararlaştırılan 500.000 TL tutarındaki cezai şarttan tenkis yapılıp yapılmayacağı Sayın Mahkemenin takdirindedir.
SONUÇ:
1. Davalının işten ayrıldıktan sonra 16.10.2020 tarihinde davacı ile aynı işkolunda faaliyet gösteren .... Dış Tic.ve San .Ltd Şti.’nde kimyager olarak işe başladığı dosyadaki davalıya ilişkin işe giriş ve çıkış kayıtlarından anlaşılmakta ise de davalının davacının iddia ettiği şekliyle ticari sırları, iş sırlarını çalışmaya başladığı... Dış Tic.ve San .Ltd Şti.’ne verdiği, kullandığına ilişkin herhangi bir delile rastlanmadığı,
2. Davacının gizlilik sözleşmesine aykırılığı ispatlaması ihtimalinde taraflar arasındaki gizlilik sözleşmesinin 7 inci maddesinde kararlaştırılan 500.000 TL cezai şartın talep edilmesi mümkün olabilmekle birlikte TBK 182/2’deki "hâkim aşırı gördüğü ceza koşulunu kendiliğinden indirir" şeklindeki hüküm dikkate alınarak hak ve nesafet kuralınca sözleşmede kararlaştırılan 500.000 TL tutarındaki cezai şarttan tenkis yapılıp yapılmayacağı hususundaki Takdirin Sayın Mahkemeye ait olacağı, sonuç ve kanaatine varılmıştır. şeklinde rapor düzenlemişlerdir.
TÜM DOSYA KAPSAMI HEP BİRLİKTE DEĞERLENDİRİLMESİNDE ;
Dava, taraflar arasında akdedilmiş olan Gizlilik Sözleşmesi kapsamında davalı tarafın söz konusu sözleşmeye istinaden rekabet yasağına aykırı davrandığı iddiasına dayalı sözleşmede kararlaştırılan cezai şartın davalıdan tahsili talepli dava olup davacı tarav her ne kadar davalı tarafın davacı şirket nezdinde 16/01/2019-22/09/2020 tarihleri arasında Kimyager ve AR-GE Müdürü olarak çalıştığını, müvekkili şirket nezdinde üretilen ürünlerin üretimi ve denetimi görevini yerine getirdiğini davacı şirketten ayrıldıktan sonra şirketten ayrıldıktan bir süre sonra müvekkil ile aynı iş kolunda, erkek kozmetik ürünleri üreten ve pazarlayan ... Dış Tic. ve San. Ltd. Şti. nezdinde çalışmaya başladığını, davalının müvekkili şirketten edinmiş olduğu şirkete ilişkin ticari sırları (kimyasal formüller, fikir, metot vb. gizli bilgiler) dava dışı şirket ile paylaştığını, müvekkili şirket nezdinde öğrendiği bu bilgileri dava dışı şirkette kullandığını ve bu şekilde davacı şirketin ticari sırlarını ifşa ettiğini iddia etişse de taraflar arasında imzalanan 02/02/2019 tarihli Gizlilik sözleşmesi kapsamında sözleşmesinin konusunun '',İşyerinin yürütmekte olduğu işler ve çalışmalar ile ilgili olarak kendisine işveren tarafından verilen açıklanan gizlilik içerdiği açıkca belirtilen bilgi ve belgenin işverenin onayını alınmadıkça herhangi bir gerçek ve/ veya tüzel kişiye açıklamamasını temin edecek olan gizliliğin sınırlarını ve koşulların belirlenmesidir'' şeklinde madde bu kapsamda sözleşmenin 5. Maddesi süre başlıklı ve 7. Maddesi cezai şart başlıklı kısmında '' iş sözleşmesi akdi ile başlayan ve iş akdinin bitimi tarihinden itibaren 24 aylık süre içerisinde yasal şartlara uyulmaması halinde 500.000,00 TL cezai şart ödemeyi kabul ve taahhüt ettikleri,ne ilişkin kayıt yer aldığı dosyada alınan bilirkişi raporunda Davalının işten ayrıldıktan sonra 16.10.2020 tarihinde davacı ile aynı işkolunda faaliyet gösteren.... Dış Tic.ve San .Ltd Şti.’nde kimyager olarak işe başladığı dosyadaki davalıya ilişkin işe giriş ve çıkış kayıtlarından anlaşılmakta ise de davalının davacının iddia ettiği şekliyle ticari sırları, iş sırlarını çalışmaya başladığı ... Dış Tic.ve San .Ltd Şti.’ne verdiği, kullandığına ilişkin herhangi bir delile rastlanmadı tespit edilmiş olmakla ispat yükü davacı taraftadır. Davacı tarafın iddia ve savunmalarının değerlendirilmesi yönünden iddialarını ispata yarar delil dosyaya sunmadığı bu
kapsamda ispat yükünü düzenleyen 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun '' (HMK) 190.maddesine göre “ (1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. '' hükmü dikkate alındığında davacı tarafça davaya konu iddiasının ispat edilemediği anlaşılmakla davanın sübut bulmadığından reddine karar verilerek aşağıda yazılı olduğu biçimde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
AÇILAN DAVANIN REDDİNE,
1-Alınması gereken 615,40-TL harçtan peşin alınan 853,88-TL + 312,00 TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 1.165,88-TL'den mahsubu ile bakiye kalan 550,48-TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
2-Davacı tarafça sarf edilen yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
3-Davalı taraf yargılamada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT gereğince 30.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
4-Davacı tarafça dosyaya yatırılan ve kullanılmayan bakiye gider avansının olması halinde karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgilisine iadesine,
5-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 680,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
Dair, taraf vekillerinin e-duruşma ortamında yüzlerine karşı, yapılan yargılama neticesinde kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize müracaatla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. 23/10/2025
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır