T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/1186 Esas
KARAR NO : 2025/883
DAVA : Sigorta (Trafik Sigortası Kaynaklı)
DAVA TARİHİ : 26/12/2022
KARAR TARİHİ : 30/09/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 30/10/2025
Mahkememizde görülmekte olan Sigorta (Trafik Sigortası Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacılar vekili vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; müteveffa ...'ın sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı motosiklete, davalı ...'in kendi sevk ve idaresindeki babası olduğunu tahmin ettikleri ... adına kayıtlı ... plakalı araç ile 18/09/2022 tarihi saat 21.45 sıralarında hatalı sollama, KTK’nın 56/1-a maddesini ihlal etmek suretiyle hastane istikametinden, ... istikametine seyrederken, 535 Sokak karşısı hizasında, önündeki aracı kontrolsüz şekilde sollama yapmak için karşı şeride girdiği esnada aracının ön sağa kısımları ile karşı taraf istikametine kendi şeridinde hastane istikametine seyir halinde olan sürücü ...’ın sevk ve idaresindeki ... plakalı motosikletin ön kısımlarına çarpıp sağa manevra yaparak yolun solundaki boş tarlaya düşüp ön kısımları ile toprak kısma çarpmış, ... plaka sayılı motosikletin ...’a ait ... numaralı aydınlatma direğine çarpmış, müvekkillerinin oğlu ...'ın ise çarpışmanın şiddetiyle savrularak boş tarlaya savrulmuş olduğunu, müteveffa ...'ın önce ... Hastanesine, akabinde ... Hastanesine sevk edilmiş, kaza tarihi olan 18/09/2022 tarihinden itibaren ... Hastanesi yoğun bakım servisinde verdiği yaşam mücadelesi sonucunda, 05/10/2022 tarihinde yaşamını kaybetmiş olduğunu, olay neticesinde olay yerine gelen polis ekiplerince Trafik Kazası Tespit Tutanağı tutulmuş olduğunu, bu tutanak doğrultusunda tanzim edilen kusur raporuna (tramer) göre davalı şirket sigortalısı ...’e ait ...'in sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın tam ve asli kusurlu olduğunu, mütevaffa ...’ın bu kazada hiçbir kusuru bulunmadığını, hayatını kaybeden müteveffa ...’ın hastane ve defin masraflarını müvekkillerinin kendi cebinden karşılamak zorunda kalmış olduklarını, müteveffa ..., Kırklareli Babaeski’de bulunan 4 yıllık ... Lisesi Moda Tasarım Teknolojileri bölümünden, 02/07/2021 tarihinde mezun olmuş, okuduğu lise kapsamında, ekli SGK kaydından anlaşılacağı üzere ... sigorta tescil numarası ile 17/09/2018-30/06/2021 tarihleri arasında staj yapmış ve kalifiye-meslek sahibi 19 yaşında hayatının baharında pırıl pırıl bir genç insan olup, tam işe başlayacağı esnada bu elim olay nedeniyle hayatını kaybetmiş olduğunu, müteveffa ...’ın vefatı ile müvekkilerinden ... ve ...'ın destekten yoksun kalmış, müteveffanın kardeşi ... ile ... ve ...'ın telafisi imkansız manevi acılar yaşamış ve halen yaşamakta olduklarını, müteveffa ...’ın hayatını kaybettiği ve ailesinin maddi ve manevi zarara uğramasına neden olan kazaya sebep olan ... plaka sayılı aracın ZMMM'sinin, sigorta poliçesi ekli Trafik Kazası Tespit Tutanağından anlaşılacağı üzere davalı ... Sigorta A.Ş. tarafından ... poliçe nosu ile yapılmış olduğunu, Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası Genel Şartlarına uyarınca sigortacının, sigortalısının 3.kişilere vermiş olduğu maddi ve bedeni zararlara karşı teminat limitleri dahilinde kalmak kaydıyla, müştereken ve müteselsilen sorumlu bulunduğunu, davalı sigorta şirketi tarafından 16/12/2022 tarihinde müvekkili ... bakımından, 203.292,00 TL ve ... bakımından, 178.991,23 TL maddi tazminatın, vekil sıfatıyla benim hesabına ödenmiş olup, söz konusu ödemenin tarafından, 19/12/2022 tarihinde bakiye dava ve talep hakları saklı kalmak kaydı ile ihtirazi kayıtla tahsil edilmiş olduğunu, davalı sigorta şirketi tarafından yapılan ödemenin müvekkillerinin uğradığı zararı karşılamaktan çok uzak olup, diğer davalı ...'in, aracı kullanan şoför ve kazaya sebebiyet veren kişi olması, ...'in ise, kazaya karışan ... plaka sayılı aracın maliki sıfatıyla müvekkillerinin zararlarından müşterek ve müteselsilen sorumlu olduklarını, davalı ... adına kayıtlı ... plaka sayılı aracın tam ve asli kusuru işle meydana getirdiği kazadan dolayı fazlaya dair tüm talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile müvekkilleri ... ve ... yönünden yoksun kalınan destek ile tedavi giderleri ve defin giderlerinin davalılardan (sigorta şirketi yönünden poliçe limitleri dahilinde) müştereken ve müteselsilen tahsiline, müvekkilleri ..., ... ve ... yönünden ise çekilen elem ve ızdırap nedeni oluşan manevi zararın yine davalılardan (sigorta şirketi hariç) müştereken ve müteselsilen davalılardan tahsiline karar verilmesi ile, taleplerinin semeresiz kalmaması ve ileride telafisi imkansız zararlara uğramamaları bakımından, davalı ... adına kayıtlı ... plaka sayılı aracın, ahara devrini önlemek bakımından kaydına teminatsız olarak HMK Madde 389 vd maddeleri uyarınca tedbir konulmasını talep ettiklerini beyanla; davalı ... adına kayıtlı ...... plaka sayılı aracın kaydına teminatsız olarak HMK Madde 389 vd maddeleri uyarınca ahara temlik ve devrinin önlenmesi bakımından ihtiyati tedbir konulmasını talep ediyor olduklarını beyanla; manevi tazminatın tamamına ve maddi tazminattan fazlasına ilişkin talep hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik, müvekkilleri ..... ve ... yönünden yoksun kalınan destek ile tedavi giderleri ve defin giderleri olarak şimdilik 10.000,00 TL'nin davalılardan (sigorta şirketi yönünden poliçe limitleri dahilinde) müştereken ve müteselsilen tahsiline, müvekkilleri ..., ... ve ... yönünden ise çekilen elem ve ızdırap nedeni ile oluşan manevi zarar taleplerinin şimdilik saklı tutulmasına, tüm alacak kalemlerinin kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile tahsiline, davalı ... adına kayıtlı ... plaka sayılı aracın kaydına teminatsız olarak HMK madde 389 maddeleri uyarınca ahara temlik ve devrinin önlenmesi bakımından ihtiyati tedbir konulmasına, masraf ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davaya konu kazaya karışan ... plakalı aracın müvekkili şirket tarafından 18/10/2021-2022 tarihli ... numaralı Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi ile sigortalanmış olduğunu, öncelikle mahkememizin görevsizliği sebebiyle davanın reddini talep ediyor olduklarını, nitekim huzurdaki davanın taraflarına yönetilebilmesi; KTK'de yer alan halefiyet hükümleri gereği olup davanın dayanağının ticari olmadığını, davacı yan tarafından müvekkili şirkete yapılan destekten yoksun kalma kaynaklı tazminat talepli başvuru neticesinde müvekkili şirket tarafından müteveffanın anne ve babası olan davacılar ... ve ... adına davacı tarafa 16/12/2022 tarihinde 203.292,00 TL ve 178.991,23 TL olmak üzere toplam 382.283,23 TL ödeme yapılarak sorumluluğun yerine getirilmiş olduğunu, müteveffanın kardeşi davacı ...'ın destekten yoksun kalma tazminatı talep hakkının mevcut olmadığını, nitekim yerleşik içtihatlar gereği kardeşler arasında bakım yükümlülüğü bulunmadığını, davacı tarafın gerek müvekkili şirkete başvuru aşamasında gerek dava aşamasında müteveffanın kardeşi ...'a eylemli ve düzenli bir şekilde yardım ettiği, destek olduğunu kanıtlar bir delil sunmamış olduğunu, bu kapsamda davacı ...'ın müteveffanın desteğinden yoksun kaldığından söz edilmesinin olanaksız olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte müteveffanın istisnai bir biçimde yaptığı destek ve yardımlar varsa dahi bu hususların destekten yoksun kalma tazminatı talep edebilmek için yeterli olmadığını, tazminat talebi için desteğin varlığının kesin olarak ispatlanması gerektiğini ve konu kazanın yaşanmamış olması halinde müteveffanın kardeşine bir süre daha yardım ve destek olacağının belirlenmesi gerektiğini, ancak işbu husus kanıtlanamadığından davacı ... yönünden her halükarda davanın reddi gerektiğini, müvekkili şirket tarafından yapılan ödemenin, ödeme tarihi dikkate alındığında görüleceği üzere müteveffanın desteğinden yoksun kalanların tazminat taleplerinin tam olarak karşılanmış olduğunu, bu sebeple davacı tarafın eksik ödeme iddialarını kabul etmenin mümkün olmadığını, açık şekilde eksik ödeme tanımlamasının Yargıtay tarafından, hesaplama yönteminden kaynaklanmayan, miktar bakımından eksikliğin açık ve net olduğu ödemeler olarak tanımlanmakta olduğunu, ödemenin açıkça yetersiz olduğu iddiasının taraflarınca kabul edilemez olduğunu, mahkememizden ödeme tarihi itibariyle yapılan tazminat ödemelerinin yeterliliğinin tespit edilmesi amacıyla dosyanın bilirkişiye tevdiini talep ediyor olduklarını, aktüer hesabında yapılması gereken, ödeme tarihi verileri baz alınarak hesap yapılmasının, ödeme tarihinde müvekkili şirket tarafından yapılan ödeme yeterli ise açıkça eksik ödeme olup olmadığının tespiti olduğunu, davayı kabul etmemekle birlikte dosyada aktüer hesabı yapılması halinde Yargıtay'ın yerleşik kararları gereği müvekkili şirket tarafından ödenen tutarların yasal faiz uygulanarak güncellenmesi ve hesaptan düşürülmesi gerektiğini, sigorta teminatı kapsamında olan bu zararların karşılanarak müvekkili şirketin sorumluluğunun sona ermiş olduğunu yapılan ödemelerin taraflar arasında çekişmesiz olduğunu bu sebeple yapılan yeterli ödeme nedeniyle huzurdaki davanın reddini talep ediyor olduklarını, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte, müvekkili şirketin sorumluluğunun trafik poliçesindeki limitler ve sigortalı araca atfedilebilecek kusur ile sınırlı olduğunu yapılacak yargılamada kazaya karışanların kusur durumlarının tespit edilmesi gerektiğini, Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası, meblağ sigortası olmadığından, poliçede üst limit olarak belirlenen tutarın her olayda otomatik olarak ödenmesinin mümkün olmadığını, müvekkili şirketin, ancak sigortaladığı araç işletenin sorumluluğu nispetinde zarardan sorumlu tutulabileceğini, bunun için öncelikle kazada kusur durumunun tespiti gerektiğini, nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2013/17-72 E. 2013/1558 K. sayılı ilamının bu yönde olduğunu, ayrıca kabul anlamına gelmemekle birlikte her halükarda müteveffanın müterafik kusurunun değerlendirilmesini talep ediyor olduklarını, nitekim müteveffanın kolluk kuvvetlerince tutulan kaza tespit tutanağında sabit olduğu üzere yetersiz sürücü belgesi ile motosiklet kullandığını, ayrıca Lüleburgaz Cumhuriyet Başsavcılığının ... soruşturma numaralı dosyasında alınan ölü muayene tutanağında müteveffanın ölüm sebebinin trafik kazasına bağlı kafa travması olarak tespit edilmiş olup müteveffanın motosiklet kullanırken kask ve benzeri koruyucu ekipmanları kullanılmadığının anlaşılmakta olduğunu, yapılacak araştırmalar neticesinde tehlikenin meydana gelmesine veya artmasına müteveffanın kendi kusurlu filleriyle sebep olması sebebiyle müterafık kusur sebebiyle hesaplanacak tazminattan uygun oranda indirim yapılmasını talep ediyor olduklarını, başvuran tarafın kaza esnasında kask ve diğer koruyucu ekipmanları kullanıp kullanmadığının tespit edilmesini, kullanılmaması halinde müterafik kusurun gözetilmesini talep ediyor olduklarını, bu husus Yargıtay kararlarında da dikkate alınmış olup tazminatın uygun oranda indirilmesi gerektiğini, dava konusu olayla ilgili olarak ceza soruşturma dosyasındaki tüm delillerin, ifade tutanaklarının, tanık beyanlarının temini gerektiğini, ceza dosyası ve kusur durumunu gösteren bilirkişi raporu celp edildikten sonra meydana gelen kazada kusur durumunun tespiti için dosyanın bu konuda uzman öğretim görevlilerinden oluşacak bir bilirkişi heyetine yahut Adli Tıp Kurum Trafik İhtisas Kurulu’na sevk edilmesini talep ediyor olduklarını, müteveffaya ait tüm mirasçılarını gösterir nüfus kayıt örneğinin celbini talep ediyor olduklarını, zira tazminat hesabı yapılırken destek tazminatı talep etme hakkı bulunan tüm kişilerin paylarının dikkate alınması gerektiğini ve hesaplanan tazminat tutarı teminat limitini aştığı takdirde talep hakkı bulunan herkesin payından garameten indirim yapılması gerektiğini, aksi halde davacılara fazladan ödeme yapılması veya müvekkili şirketin teminat limitinden fazlasından sorumlu tutulması gibi sonuçlar ortaya çıkabileceğinden sayılan hususların destek hesabında dikkate alınmasını talep ediyor olduklarını, davacı tarafın ve müteveffanın sosyal ve ekonomik durumlarının ve hangi Sosyal Güvenlik Kuruluşlarına tabii olduğunun mahkememizce tespit edilmesi gerektiğini, bilindiği üzere eğer Sosyal Güvenlik Kurumundan geçici iş göremezlik ödeneği, tedavi gideri ya da peşin sermaye değeri alınmış ise, Sosyal Güvenlik Kurumunun kendi özel kanunlarına göre müvekkili şirkete rücu imkanı doğduğunu, müvekkili şirketin davacıların dışında, Sosyal Güvenlik Kuruluşlarının da aynı kazadan dolayı aynı rücu talepleriyle karşı karşıya kalmaması için bu konudaki araştırmaların re’sen yapılması gerektiğini, dolayısıyla Sosyal Güvenlik kuruluşlarından herhangi bir ödeme alıp almadığının tespitini talep ediyor olduklarını, kaldı ki tedavi gideri, defin ücreti ve benzeri tazminat talepleri müvekkili şirket nezdinde teminat dışı olduğunu, 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Trafik Sigortası Genel Şartları'nda bu hususun açıkça düzenlenmiş olduğunu, ilgili değişiklik ile tedavi gideri ve defin giderlerinin SGK'nın sorumluluğuna bırakılmış olduğunu, davacı tarafın bu yöndeki taleplerinin reddini talep ediyor olduklarını, diğer yandan kusur durumu ve sair hususlar belirlendiğinde dosyanın hesaplama amacıyla, aktüeryal rapor hazırlanabilmesi için aktüer siciline kayıtlı uzman bilirkişiye verilmesini talep ediyor olduklarını, ayrıca aktüer hesabı yapılırken KTK m. 90'da belirtilen usul ve esaslara uygun hareket edilmesini talep ediyor olduklarını, ZMM Genel Şartları B.2. maddesi gereği davacı yan tarafından kaza tarihi itibariyle faiz talep edilmesinin usul ve yasa gereği mümkün olmadığını, anılan genel şartlar gereği temerrüt söz konusu olamayacağından; temerrüt tarihi olarak mahkememizce hesaba esas tüm evrakların taraflarına tebliğ edileceği (kusur raporu dahil) tarihin belirlenmesi gerektiğini, nitekim temerrüt süresinin, kaza tarihinden itibaren değil; delillerin (tamamlanmış olması halinde) tümünün müvekkili şirkete tebliği tarihinden itibaren 8 iş günü geçmesi ile başladığını, zira Yargıtay yerleşik içtihatları ve Trafik Sigortası Genel Şartları B.2 maddesi gereği, hasarın sigorta tazminatı kapsamında yer alıp almadığının, kusur durumunun yani ödemeye esas alınabilecek tüm belgelerin toplanmasından önce Sigorta şirketinin temerrüdünün gerçekleşmeyeceğini, dava konusu olayın iş kazası olduğunun tespiti halinde, sosyal güvenlik kurumundan bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değerinin sorulmasını talep ediyor olduklarını, ayrıca ilk peşin sermaye değerinin yarısının, üçüncü kişiler yönünden rücuya tabi olduğunu, fakat işveren ve işverenin sigorta şirketi açısından tümünün rücuya tabi olduğunu, dolayısıyla 5510 sayılı kanunun 21. maddesine göre, peşin sermaye değerinin TBK m. 55 kapsamında tazminattan indirilmesi gerektiğini beyanla; öncelikle mahkememizin görevsizliği sebebiyle davanın reddine, müvekkili şirket tarafından yapılan ödemelerin yeterli olması sebebiyle davanın reddine, teminat dışı olan tazminat taleplerinin reddine, mahkeme masraf ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini, aksi kanaatte olunması halinde; celp edilmesi gereken delillerinin toplanmasına, gelir iddiasının reddine, müterafik kusurun tespitine, aktüerya hesabında yukarıda izah edildiği ve Yargıtay tarafından kabul edildiği şekilde KTK m. 90'da belirtilen usul ve esaslara uygun hesaplama yapılmasına, poliçe teminatı miktarınca garameten hesap yapılmasına, denkleştirme nedenlerinin (hatır taşıması, müterafik kusur vs.) değerlendirilmesine ve indirim takdirine, her halde haksız ve mesnetsiz davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı yana yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar ... ve ... vekili vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafların dava dilekçesinde ileri sürdüğü iddiaların maddi ve hukuki dayanaktan yoksun olup hiçbir şekilde gerçeği yansıtmadığını, bu nedenle mesnetsiz iddialara dayanan dava ve taleplerin reddi gerektiğini, davalılar arasında sigorta şirketi olsa bile tazminat isteminin yasal dayanağını Borçlar Kanunu hükümleri olduğundan ve davacılar ile diğer davalı sigorta şirketi arasında ticari bir ilişki bulunmadığından davanın görev yönünden reddedilmesi gerektiğini, davacı taraflar, her ne kadar dava dilekçesinde kazanın müvekkili ...’in kontrolsüz sollama yapması sebebiyle meydana geldiğini ileri sürmüşse de, bu iddiasını ispatlayamamış olduğunu, davaya konu kazanın müvekkili ...’in önündeki aracı sollamasından kaynaklanmamış olduğunu, gerçekten de; müvekkilinin olay günü yol kontrolü yaptıktan sonra sinyal vererek önünde bulunan ... marka aracı sollamış, sollamayı bitirdikten sonra kendi şeridine geçmiş, tam olarak kendi şeridinde belli bir süre seyrettikten sonra kazanın gerçekleşmiş olduğunu, dolayısıyla kazanın müvekkilinin bulunduğu sağ şeritte gerçekleşmiş olduğunu, kazanın bu şekilde gerçekleşme sebebinin de müteveffa ve arkadaşlarının Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 136/3 maddesine aykırı olarak yan yana olacak şekilde karşı yönden seyretmesi olduğunu, bunun da müteveffanın şerit ihlali yaparak müvekkilinin üzerine doğru geldiğini ortaya koymakta olduğunu, müvekkili kazanın gerçekleşmemesi için her ne kadar sağa doğru manevra yaptıysa da, müteveffanın da aynı yöne doğru manevra yapması sonucunda sağ şeridin bitiş noktasında kazanın gerçekleşmiş olduğunu, Babaeski ... Asliye Ceza Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasında soruşturma aşamasında davacılar tarafından dinlenmesi istenilen ve tanık olarak dinlenen ...'un kazanın oluş şekliyle ilgili yukarıda açıkladıkları hususları tam ve net bir şekilde doğrulamakta olduğunu, gerçekten de, mezkur tanığın 10.11.2022 tarihinde alınan beyanında özetle; “ … Arkamdaki araç, sinyalini vererek beni solladı. Beni geçtikten hemen sonra sağ şeride önüme geçti. Sağ şeritte onbeş yirmi saniye kadar ilerledikten sonra karşıdan gelen motosikletle çarpıştı…. Ben motosikletlinin yanına gittim. Bu kişinin kafasında kask yoktu. Ayaklarında ayakkabısı yoktu. … Bu yol düzdü. Şüpheli beni sollarken de viraj yoktu. Olayın olduğu yerde de viraj yoktu. Ancak olay benim gittiğim yöne doğru sağ şerittte meydana geldi. Motosiklet araca sol taraftan vurdu. Araç tam şeridinde seyrediyordu. Araç şerit ihlali yapmadı. Otomobilin içerisindeki kişiler ölen kişiye yardım etmeye çalıştılar…” şeklinde ifade vermiş olduğunu, dolayısıyla söz konusu beyanlardan da anlaşılacağı üzere müvekkili ...’in dava dosyasına konu trafik kazasında herhangi bir kusuru bulunmadığını, davacı tarafların, müvekkili ...’in kazada tam ve asli kusurlu olduğunu, müteveffa ...’ın ise kazada herhangi bir kusurunun olmadığını beyan etmiş olduklarını, ancak söz konusu iddianın da gerçeği yansıtmadığını, zira herhangi bir kamera kaydının bulunmadığı olayda, kaza anını en net gören tanığın yukarıdaki beyanları ve tanık beyanını doğrulayan kazadan sonra çekilmiş fotoğraflardaki araçların son duruş yerleri davacıların iddialarının gerçeği yansıtmadığını açık bir şekilde ortaya koymakta olduğunu, ayrıca Babaeski .... Asliye Ceza Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası içerisinde bulunan Kaza Tespit Tutanağı ve Trafik İdari Para Cezası Tutanağı incelendiğinde, müteveffanın motosiklet kullanmaya uygun sürücü belgesine sahip olmadığı, yine davaya konu kazada müteveffanın dış etkenlerden korunmak amacıyla kask, dizlik, koruma gözlüğü ve eldiven kullanmadığının anlaşılacak olduğunu, ayrıca dinletecekleri tanıkların ceza dosyasındaki beyanlarından da anlaşılacağı üzere müteveffa ve arkadaşlarının motosikletleri Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 136/3 maddesine aykırı olarak yan yana sürmüş olduklarını, dolayısıyla kaza olayının gerçekleşmesinde ve ölüm neticesinin meydana gelmesinde müteveffanın tam ve asli kusurlu olduğunu, Babaeski .... Asliye Ceza Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasının soruşturma aşamasında dosya Trafik Bilirkişisine gönderilmiş, müvekkili ...’in asli kusurlu, müteveffanın ise tali kusurlu olduğu şeklinde rapor tanzim edilmiş olduğunu, ancak söz konusu raporu kabul etmelerinin mümkün olmadığını, zira huzurdaki davaya konu trafik kazasına ilişkin en önemli deliller toplanmadan dosyanın bilirkişiye gönderilmiş olduğunu, gerçekten de, ceza dosyası celp edildiğinde görüleceği üzere; raporun 01.11.2022 tarihinde tanzim edildiği ve fakat dosyada bulunan ve kaza anını en net gören tanık ...’un beyanının ise 10.11.2022 tarihinde alınmış olduğunu, dolayısıyla kazaya ilişkin deliller toplanmadan açık bir şekilde eksik ve hatalı olarak düzenlenen bu raporu kabul etmelerinin mümkün olmadığını, Babaeski .... Asliye Ceza Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası içerisinde bulunan Ölü Muayene Tutanağı incelendiğinde, müteveffanın ölüm sebebinin, trafik kazasına bağlı kafa travması, çoklu organ yaralanması, vücut deri bütünlüğünü bozan ve enfeksiyona sebebiyet veren yaralamalar sebepli olduğu, yine aynı tutanağın içeriğine bakıldığı zaman müteveffanın baş ve boyun bölgesinden birden fazla yara aldığının görülecek olduğunu, dolayısıyla müteveffanın koruyucu başlık, gözlük, dizlik ve eldiven gibi koruyucu ekipmanları kullanmamasının zararın doğmasına ve artmasına sebebiyet vermiş olduğunu, davayı kabul etmemekle birlikte müteveffanın müterafik kusurunun tespiti ile hesaplanacak olan tazminattan uygun oranda indirim yapılmasını talep ediyor olduklarını, yukarıda ayrıntısıyla açıkladıkları sebeplerle tarafların kazadaki kusur durumunun tespiti için dosyanın özellikle aralarında uzman bir hukukçunun da bulunduğu alanlarında uzman bir bilirkişi heyetine veya Adli Tıp Kurumuna gönderilmesini talep ediyor olduklarını, davacıların yapmış oldukları başvuru üzerine diğer davalı ... Anonim Şirketi tarafından 16.12.2022 tarihinde davacı ... adına 203.292,00 TL ve davacı ... adına ise 178.991,23 TL destekten yoksun kalma tazminatı hesaplanarak ödenmiş olduğunu, dolayısıyla yapılan ödemenin yeterli olması sebebiyle müvekkillerinin destekten yoksun kalma tazminatı ile ilgili herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, bu nedenle huzurdaki davanın reddini talep ediyor olduklarını, aksi durumda davayı kabul etmemekle birlikte davalı sigorta şirketinin ödemeyi yapmış olduğu 16.12.2022 tarihindeki verilere göre hesaplamanın yapılması ve davalı sigorta şirketinin yapmış olduğu ödemenin yasal faiziyle birlikte güncellenerek yapılacak olan hesaplama tutarından indirilmesi gerektiğini, davayı kabul etmemekle birlikte, yapılacak hesaplamalar ve indirimler neticesinde davacıların isteyebileceği bakiye tazminat tutarı poliçe limitini geçmeyecekse müvekkilireninih yine bir sorumluluğunun bulunmayacak olduğunu, davacılar her ne kadar müteveffanın eğitim durumunu gösteren belgeler sunmuşlarsa da mütevaffanın gelir durumunu ispatlayamamış olduklarını, yine dosya içerisinde müteveffanın gelir durumunu gösterecek herhangi bir delil de bulunmadığını, hükmedilen manevi tazminat miktarının, somut olayın özellikleri, kaza tarihi, tarafların kusur durumu, tarafların ekonomik ve sosyal durumları, olayın meydana gelmesindeki etkiler gibi hususlar bir arada değerlendirilerek belirlenmesi gerektiğini, dolayısıyla davayı kabul etmemekle birlikte davacı tarafların fahiş manevi tazminat taleplerinin reddini talep ediyor olduklarını, yine yukarıda açıkladıkları üzere müteveffanın müterafik kusuru sebebiyle Borçlar Kanununun 52/1 ve 52/2 maddelerinin uygulanmasını talep ediyor olduklarını beyanla; öncelikle davanın görevsizlik sebebiyle reddine, aksi durumda yasal şartları bulunmayan, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe:
Dava, müteveffanın anne ve babası yönünden destekten yoksun kalma, tedavi ve defin giderleri, kardeşi yönünden ise manevi tazminat istemine ilişkin olup, uyuşmazlık; meydana gelen kaza nedeni ile tarafların kusur durumları, müteveffanın müterafik kusurunun bulunup bulunmadığı, dava öncesinde sigorta şirketi tarafın yapılan ödemenin talep edilebilecek miktar kadar olup olmadığı, bakiye kısım bulunup bulunmadığı, davacıların talepte bulunabilip bulunmayacağı, bulunabilecek ise miktarı hususlarındadır.
Mahkememiz 18/04/2023 tarihli ara kararı uyarınca davacı olarak müteveffanın anne, baba ve kardeşinin davacı olarak belirtildiği, netice ve talepte anne ve baba için maddi tazminat talep edildiği, manevi tazminat talebinin saklı tutulduğu görülmekle uyuşmazlığın net olarak tespit edilebilmesi için HMK m. 31 kapsamında davacı vekiline 2 haftalık süre verildiği anlaşılmış olup davacı vekili 02/05/2025 tarihli ıslah dilekçesinde ise dava dilekçesinde belirtilmemiş olmasına rağmen kardeş ... için 300.000,00 TL manevi tazminat talep edildiği anlaşılmıştır.
Dosyanın dava konusu kazadaki kusur durumunun ceza dosyasında alınan kusur raporları arasındaki farklılıkların giderilmesi ve neticeten kusur durumun tespit edilmesi amacıyla, adli trafik alanında uzman teknik üniversitelerde görev yapan 3 kişilik bilirkişi heyetine tevdi edilerek rapor alınmasına, bilirkişinin mahkememizce resen belirlenmesine karar verilmiş olup, Prof. Dr. ..., Öğr. Gör. Dr. ... ve Öğr. Gör. Dr. ... 27/02/2025 tarihli raporlarında özetle; Dava konusu olaya ilişkin olarak düzenlenen ölümlü yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazası tespit tutanağına göre 8.09.2022 günü saat 21:50 sıralarında, sürücü ... sevk ve idaresinde bulunan ... plaka sayılı otomobil ile ... Caddesini takiben, hastane istikametinden, Babaeski yönüne doğru seyri sırasında, kaza mahalli yol kesimine geldiği esnada, ön ilerisinde kendisiyle aynı yöne doğru seyir halinde olan aracın soluna geçerek karşı yön bölümüne girmesi akabinde, karşı yön bölümünden seyirle gelmekte olan sürücü ...'ın sevk ve idaresinde bulunan ... plaka sayılı motosikletin ön kısımları ile çarpışması sonucu dava konusu trafik kazası meydana gelmiş olduğunu, Trafik Kazası Tespit Tutanağından; kaza mahallinin yerleşim yeri içi olduğu ve azami hız limitinin 50 km/s olarak belirtildiği, yolun 7m genişliğinde, bir şerit gidiş, bir şerit dönüş olarak kullanılan, devamlı düz şerit çizgisi ile bölünmüş, asfalt kaplama cadde niteliğinde olduğu, olay anında vaktin gece olduğu ve mahalde aydınlatmanın bulunduğu, havanın açık, yol yüzeyinin kuru olduğu, yol güzergahının düz ve eğimsiz olduğu, mahalde fren izi tespitinin olmadığı, dava konusu otomobilin kaza nedeniyle darbe aldığı bölümün sağ ön kısımları olduğu, dava konusu motosikletin darbe aldığı bölümün ön kısımları olduğu, çarpışma anından sonra otomobilin sağa manevra ile yolun sağından kaplama dışı kalarak yol kenarındaki toprak alana çarpıp son konumunu aldığı, dava konusu motosikletin ise seyir yönüne göre yolun sol tarafına doğru savrularak kaplama dışı kalıp, yol kenarında bulunan aydınlatma direğine çarparak son konumunu aldığının anlaşılmış olduğunu, tutanağa göre bu kazanın oluşumunda ... plakalı otomobil sürücüsü ...'in Karayolları Trafik Kanununun 56/1-a. maddesinde belirtilen kuralını ihlal ettiğini, ... plakalı araç sürücüsü ...' herhangi bir kusur yüklenmemiş olduğunu, tanık sürücü ...'ın dosyada mevcut beyanında özetle; ''...18.09.2022 günü saat 21:45 sıralarında kendi sevk ve idaremde olan ... plaka sayılı ... motosikletim ile motosikletimin arka yolcu koltuğunda bulunan arkadaşım .. ile birlikte seyir halindeydik. Arkamızda ise ... plaka sayılı ...marka motosikleti ile ... bulunuyordu. Biz ... Caddesi üzeri Jandarma karakolunu geçtikten sonra karşımızda bir aracın önündeki aracı solladığını ve bizim üzerimize geldiğini fark ettim. Ben hemen kullanmış olduğum motosikleti sağa doğru kırarak aracın bana çarpmasınından kurtuldum. Ancak arkamızdan gelen ... plaka sayılı ... marka motosiklet sürücüsü arkadaşım ... aracın üzerine gelmesi üzerine araçtan kendisini kurtarmak için şeridin ortasına geçti. Ancak araçtan kendini kurtaramayarak aracın sağ ön tarafına çarptı ve çarpmanın etkisiyle aracın ön camına çarparak yolun kenarında bulunan tarlaya düştü. Bende motosikleti çevirerek arkadaşımızın yanına geldik. Arkadaşım ...'in sağ baldırında bir açılma, vücudunun diğer yerlerinde kesikler ve burnunda kanama mevcuttu. ..'' şeklinde belirtmiş olduğunu, tanık ...'in dosyada mevcut beyanında özetle: "... ve ... ile birlikte iki farkılı motosiklet ile ...'ın motosikletine yakıt almak için şehir merkezinden ... Hastanesi kavşağında bulunan ... isimli iş yerine dün yani 18.09.2022 günü saat:21.45 sıralarında Batuhan'ın sevk ve idaresinde olan ... plaka sayılı .... motosikleti ile seyir halindeydik. Ben motosikletin arka yolcu kısmında bulunuyordum. Arkamızda ise ... plaka sayılı ... marka motosikleti ile arkadaşım ... bulunuyordu. Biz ... Caddesi üzeri Jandarma karakolunu geçtikten sonra karşımızda bir aracın önündeki aracı solladığını ve bizim üzerimize geldiğini fark ettik. ..... hemen kullanmış olduğu motosikleti sağa doğru kırarak aracın bize çarpmasını engelledi. Ancak arkamızdan gelen ... plaka sayılı ... marka motosiklet sürücüsü arkadaşımız ... aracın üzerine gelmesi üzerine araçtan kendisini kurtarmak için şeridin ortasına geçti. Ancak araçtan kendini kurtaramayarak aracın sağ ön tarafına çarptı ve çarpmasnın etkisiyle aracın ön camına çarparak yolun kenarında bulunan tarlaya düştü..." şeklinde belirtmiş olduğunu, tanık ...'in dosyada mevcut beyanında özetle: "Bugün yani 18.09.2022 günü saat:21.45 sıralarında arkadaşım ...'in sevk ve idaresinde olan ... plaka sayılı ..... marka aracıyla ben ve yanımızda ... ile beraber Edirne istikametinden Babaeski ilçesine giriş yaptık. Ben Ön yolcu koltuğunda oturuyordum... Araç ile beraber ... Hastanesi'ni geçtikten sonra ... Caddesi üzerinde seyir halindeyken ... önündeki aracı sollamak için için sinyal verip, sollamaya geçtiği esnada şehir merkezinden gelen iki motosikletin yan yana geldiğini gördük. ... aracı sollamayı bitirdikden sonra kendi şeridine geçtiği esnada çarşı merkezinden gelen motosikletlerden birine çarpmamak için aracın direksiyonunu çevirmeye çalıştıysa da şeridin ortasından gelen bir motosiklete çarptı. Çarpmanın etkisiyle motosiklet sürücü yolun sol kenarında bulunan refüje düştü. ... diresksiyonu kırdığı için bizde yolun sağındaki refüje düştük..." şeklinde belirtmiş olduğunu, tanık ... beyanında: Ben halen yukarıda belirtmiş olduğum adreste ikamet ederim. Olay günü ben gri renkli ... marka aracım ile yeni devlet hastanesinden jandarmaya doğru seyir halinde idim. Arkamda beyaz renkli .... marka bir araç vardı. Hava kararmak üzereydi. Farlarım yanıyordu. Arkamdaki aracın da farları yanıyordu. Ancak yanılmıyorsam bir farı fazla parlıyordu. Uzun farının yanıp yanmadığını bilmiyorum. Bu dengesizliğin neden kaynaklandığını bilmiyorum. Sağdaki far fazla parlıyordu. Bu yolda sollama yapılmıyordu ancak arkamdaki araç sinyalini vererek beni solladı. Beni geçtikten hemen sonra sağ şeride önüme geçti. Sağ şeritte on beş yirmi saniye kadar ilerledikten sonra karşıdan gelen motosiklet ile çarpıştı. Araç yolun sağ tarafına doğru döndü. Motosiklet tam yolun ortasındaydı. Motosikletin üzerindeki kişi yolun sağ tarafındaki tarlaya doğru uçmuştu. Otomobilin içerisinden iki kadın bir erkek indiler. Sürücü kadındı. Şok geçiriyordu. Ben motosikletlinin yanına gittim. Bu kişinin kafasında kask yoktu. Ayaklarında ayakkabısı yoktu. Ağzından kan geliyordu. Boğazından yaşayıp yaşamadığına baktım. Yaşıyordu. Hemen yanımızda iki erkek daha geldi. Bu yaralanın arkadaşlarıymış. Bu kişiler bana hocam diye hitap ettiler. Beni tanıyorlardı. Ben öğretmen olmamdan dolayı onlar beni tanımış olabilir. Ben sadece vefat eden kişiyi tanıyordum. Benim eskiden öğrencimdi. O iki kişi olay yerindeyken bana farın biri yanmadığından biz onu motosiklet sandık dediler. Otomobil beni sollarken benim gördüğüm kadarıyla her iki farı da yanıyordu. Ancak arada dengesizlik vardı. Ben yıllardır bu yolu kullanırım. Bu yolda sollama yapılmaz. Bu yol düzdü. Şüpheli beni sollarken de viraj yoktu. Olayın olduğu yerde de viraj yoktu. Ancak olay benim gittiğim yöne doğru sağ şeritte meydana geldi. Motosiklet araca sol taraftan vurdu. Araç tam şeridinde seyrediyordu. Araç şerit ihlali yapmadı. Otomobilin içerisindeki kişiler ölen kişiye yardım etmeye çalıştılar ancak ambulans beklerken zarar vermemek için yaklaşmadık. " şeklinde belirtmiş olduğunu, sanık ...'in savunma ve delillerinde: "Ben bu konu ile ilgili daha önce ifade vermiştim ancak ifademde bazı hususları düzeltmek istiyoryum, üzerime atılı suçlamayı anladım, ek süre talebim yoktur, savunmamı şimdi yapmak istiyorum, olay tarihinde Babaeski'ye dönüş yolundaydık yanımda ... ve ... vardı. Yol düzdü, virajlı değildi, önümdeki aracın yavaş gitmesi sebebi ile aracı geçmek istedim, yolu kontrol ettim, sinyal vererek sollamaya geçtim, sollamaya geçtikten sonra orta şeritte iki tane motosiklet gördüm ancak iki motor yan yana olduğu için ben bunu araç zannettim, ben bu durumu görünce direksiyonu sağa kırarak kendi şeridime doğru yöneldim ancak onlar benim şeridimin orta kısmında bana doğru geliyordu, birisi sağ tarafta birisi sol tarafta idi. Ben şeridime doğru sağa kırdığımda motosiklette benim sağıma doğru geldiği için aracımın sağ kısmı ile motosiklet arasında çarpışma gerçekleşti, ben çarpışmanın etkisi ile yolun sağ tarafına boşluğa düştüm, motosiklet de benim olduğum tarafta arka direğe doğru uçtu, motosikletliler hızlılardı, yoksa ben yolu kontrol ettiğimde yol müsait durumdaydı, ben 70-80 km hız ile seyir halindeydim, olay tarihinde alkol almamıştım ve ehliyetim de vardı, herhangi bir uykusuzluk durumum da yoktu, olay akşam 21:00 sıralarında meydana geldi. Bu kazada benim bir kusurum yoktur, ben gerekli kontrollerimi yaparak sollamaya çıkmıştım, yol dolu olsaydı zaten sollamaya çıkmazdım ancak motosikletliler orta şeritten geldikleri için böyle bir kaza meydana geldi. Ben acil hemşiresi olduğum için kazadan hemen sonra müteveffanın yanına giderek durumunu kontrol ettim, yanlış şekilde hareket ettirilmesini önledim, kendisine yardımcı olmaya çalıştım, üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum, öncelikle beraatimi mahkeme aksi kanaatte ise hakkımda lehe olan hükümlerin uygulanmasını talep ederim, şikayetten vazgeçme olursa kabul ederim, ben yaşanan kazadan dolayı çok üzgünüm, ailem de karşı tarafı sürekli arayarak taziyelerini belirtmek istedi ancak karşı taraf bunu kabul etmedi, biz de bu durumu anlayışla karşıladık." şeklinde belirtmiş olduğunu, soruşturma aşamasındaki ifadesinin okunduğu, sanıktan sorulduğunda:"Doğrudur bana aittir ancak motosiklet sürücüsü benim bulunduğum taraftaki sağ refüje düşmüştü." şeklinde belirtmiş olduğunu, tanık ...'in beyanında:"Ben bu konu ile ilgili olarak daha önce beyanda bulunmuştum. Bu beyanlarımı aynen tekrar ediyorum. Olay tarihine ...'in kullandığı araç içeresinde ön sağ kısımda ben oturuyordum, arka koltukta ... otuyordu, ... sollamaya çıktı, sollamaya çıktıktan sonra, kendi şeridine döndü, kendi şeridinde devam ettiği sırada karşı şeritten ve orta şeritten toplam iki tane motosiklet geliyordu, orta şeritten gelen motosiklet ile bir çarpışma oldu, ben bir ışık gördüm, ... orta şeritten gelen motosikleti görünce yol dar olduğu için çarpışma olmaması için otomobili sesten önce sağ tarafa doğru kırdı, daha sonra çarpışma oldu, devamında olayın şoku ile araçtan indik sesten sonra ben neye çarptığımızı da anlamış durumda değildim, daha sonra birbirimizi kontrol ettikten sonra araçtan indik, arkadaşları ......'i arıyordu, yol çok karanlıkta bizde ......'i arıyorduk, herkes bir yere dağıldık, bulundu sesini duyduktan sonra bende sağlık çalışanı olduğum için yanına gittim, ancak kıpırdatılmaması gereken bir durumdaydı, bizde ambulansı aradık, kaza anından öncesinde iki motosiklet yan yana geliyordu, birisi kendi şeridinde idi, birisi de ortadan geliyordu, çok ani ve hızlı bir şekilde oldu, ben yalnızca ışık gördüm, ben neye çarptığımızı da tam olarak anlayamamıştım, bizim hızımız sanıyorum 65 km civarındaydı, çok hızlı gitmiyorduk, motosikletlerin hızlarının ne kadar olduğunu bilmiyorum, biz kendi şeridimize geçtikten sonra hızlı bir şekilde gele bir ışık gördüm, motosikletleri ışıkları yanıyordu demiştir." şeklinde belirtmiş olduğunu, tutanak .... Tanık ... 'nin beyanında: "Ben kaza tutanağını düzenledim, tutanak içeriği doğrudur, imza bana aittir. Olay tarihinde gelen ihbar üzerine kaza mahalline gittik, ilk gittiğimizde bir araç yolun yan tarafına doğru inmişti, motora ait parçaların nerede olduğunu tam olarak hatırlamıyorum, ben kaza güvenliğini sağladım, motora ait parçaların çeşitli yerlerde olduğunu hatırlıyorum, hatırladığım kadarıyla Babaeski istikametinden hastane istikametine doğru olan şeritte daha yoğun olan bir takım emareler vardı ancak detayını hatırlamıyorum, diğer tarafta da bir şeyler vardı demiştir. Sanık Müdafisinin Talebi Üzerine Tanıktan Soruldu: Beyanlarım benim kaza sonrasında benim gözlemime dayalı beyanlarımdır" şeklinde beyanda bulunmuş olduğunu, Babaeski .... Asliye Ceza Mahkemesinin ... E sayılı dosyasına sunulan 01.11.2022 tarihli bilirkişi raporunda özetle "... bu kazanın oluşumunda; 1-... Plaka sayılı H.oto sürücüsü ...'ın sevk ve idaresindeki aracı ile olay mahalline gelmeden evvel hava, yol, görüş ve trafik durumunun gerektirdiği şekilde araç kullanmadığından, seyri sırasında yola gereken dikkati vermek suretiyle müteyakkız bulunmadığından, şerit ihlali sonucu bu kazanın meydana geldiği anlaşılmıştır. Dolayısıyla, 2918 Sayılı K.Y.Trf.Kanunun 84/g Maddesi "Şeride tecavüz etme", 54/1-a Maddesi “Öndeki aracı geçerken geçme kurallarına riayet etmemek" ve 46/2-c Maddesi "Aksine bir işaret bulunmadıkça, trafiği aksatacak veya tehlikeye düşürecek şekilde şerit değiştirmek" maddelerindeki trafik kurallarını ihlal ettiği ve olayda (Asli derecede kusurlu) bulunduğu, 2-... plaka sayılı motosiklet sürücüsü ...'ın ise sevk ve idaresindeki Motosiklet ile olay mahalline gelmeden evvel trafiğin ve mahal şartlarının gerektirdiği şekilde hızda seyretmeye özen göstermemiş, ... plaka sayılı motosiklet ile birlikte aynı yöne seyir halinde iken yolun sağında bulunan 535 sokak karşı hizasına geldikleri O esnada Devlet Hastanesi istikametinden gelip, önündeki aracı geçmek için şerit ihlali yaparak kendisinin geçiş yolunu keserek seyir hareketini zorlaştıran ... Plaka sayılı Otomobili fark etmesiyle tehlikeyi algıladığı esnada diğer araç ile birlikte aynı yöne doğru manevra yapmış ve mesafenin daralması nedeniyle birden durması mümkün olmadığından bu çarpışmaya muvaffak olamamış, istemeyerek de olsa kendi aracının ön kısmı ile diğer aracın ön sağ kısımları ile çarpışmaları neticesinde bu kazanın oluşumuna etken olmuştur. Ayrıca, Dr.raporu dikkate alındığında kaza anında çarpmaya bağlı olarak yere düşmesi nedeniyle dış etkenlerden korunmak amacıyla koruyucu başlık(kask), dizlik ve eldiven kullanmamış ve can güvenliğini tehlikeye atmıştır. Dolayısıyla, 2918 Sayılı K.Y.Trf.Kanunun 52/1-b Maddesi "Aracının hızını görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmamak", 39/2 Maddesi "Sürücü belge sahiplerinin sürücü belgelerinin sınıfına göre sürmeye yetkili olmadıkları motorlu araçları sürmeleri" ile 78/1-b Maddesi ve K.Trf.Yönetmeliğinin de 150/a maddesi “Motosiklet kullanırken koruma başlığı ve koruma gözlüğü bulundurmamak ve kullanmamak” maddelerindeki trafik kurallarını ihlal ettiği ve olayda (Tali derecede kusurlu) bulunduğunun belirtilmiş olduğunu, Babaeski .... Asliye Ceza Mahkemesinin ... E sayılı dosyasına sunulan 17.07.2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle, tutanakların ve beyanların incelenmesi neticesi, kazanın oluş şekli ile ilgili farklı beyanlar olduğundan ihtimalli rapor yazılması cihetine gidilmiştir. DURUM 1: Kazanın ... plakalı otomobil sürücüsü ...'in önündeki aracı geçtiği sırda karşı yönden gelen ... plakalı motosiklet sürücüsü ...'ın seyir şeridinde meydana geldiğinin kabulü halinde; Sürücüsü ...: sevk ve idaresindeki ... plakalı otomobili ile gün durumu gece, hava durumu açık, aydınlatması bulunan, düz ve eğimsiz kara yolunda, kendisine hitap eden boyuna devamlı çizgi olduğu halde Fatih Caddesini takiben Devlet Hastanesi istikametinden Atatürk Meydanı istikametine seyri sırasında aynı istikamette ön ilerisinde seyir halinde olan otomobili geçtiği sırada karşı yönden gelen iki motosikletten, sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı motosiklet ile karşılıklı çarpışmaları şeklinde meydana gelen kazada; ... plakalı otomobil sürücüsü ..., geçme için kullanacağı şeridin yeteri kadar ilerisinin boş olmasına dikkat etmesi, geçme kural ve yasaklarına uyması, gerekir iken, bu hususlara yeterince riayet etmemiş, sürücü olarak trafik akışına gereken dikkatini vermeyip, yola adaptasyonundaki dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranışıyla asli kusurlu olmakla birlikte aşağıdaki trafik kurallarını ihlal ettiği değerlendirilmiştir. DURUM 2) NETİCE VE KANAAT : Bu kazanın meydana gelmesinde; ... plakalı otomobil sürücüsü ...'in:
Şeridine girerek önünü kapatan motosiklete karşı alabileceği başka herhangi bir tedbir bulunmadığından atfı kabil herhangi bir kusur ve kabahatinin bulunmadığı, ... plakalı motosiklet Sürücüsü ...'ın: 2918 SAYILI KARAYOLLARI TRAFİK KANUNU:
Trafik kazalarında sürücü kusurlarının tespiti ve asli kusur sayılan haller: Madde 84 Araç sürücüleri trafik kazalarında;
.... g) Şeride tecavüz etme, .. Hallerinde asli kusurlu sayılırlar. ... maddesindeki trafik kurallarını ihlal ettiğinden ASLİ VE TAM KUSURLU olduğu, kanaatine varılmıştır..." denilmiş olduğunu, Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen raporda 06.08.2024 tarihli raporda özetle "...Tüm dosya kapsamı, Trafik Kazası Tespit Tutanağı, Bilirkişi Raporları, Kurumumuz İstanbul Trafik İhtisas Dairesi tarafından hazırlanan rapor, olay yeri krokisi, dosyada mevcut tüm beyanlar incelendiğinde kazanın yukarıda "OLAY" kısmında anlatıldığı şekilde gerçekleştiği anlaşılmış, dava konusu otomobil sürücüsünün devamlı düz şerit çizgisi ile bölünmüş olan kaza mahalli yol kesiminde, ön ilerisinde seyir halinde olan aracın solundan geçmek için nizamlara aykırı şekilde karşı yön bölümüne girdiği esnada, karşı yön bölümünden kendi istikamet yön bölümü içerisinde seyir halinde olan motosikletlerin seyirle geldiği, dosyada mevcut tüm beyanlar değerlendirildiğinde, dava konusu otomobilin seyirle yaklaşan motosikletin istikamet yönünü tedbirsizce kapattığı, yolun bir şerit gidiş ve bir şerit dönüş olarak kullanılması, mahalde emniyet şeridi bulunmaması, birbirlerine seyirle yaklaşan dava konusu araçların bağıl hızları, mahal özellikleri ve mevcut trafik akışı içerisinde bulunan araçların seyir durumu dikkate alındığında, dava konusu otomobilin asli kusurlu olduğu, motosiklet sürücüsünün muhtemel çarpışmayı önlemek adına fren ve manevra tedbirinden başkaca alabileceği bir tedbirinin bulunmadığı, motosikletin manevra kabiliyeti de dikkate alındığında, almış olduğu tedbirde yetersiz ve geç kaldığı anlaşılmakla, kaplama dışı kalarak yol kenarında bulunan aydınlatma direğine çarpması sonucu gerçekleşen kazada alt düzeyde tali kusurlu olduğu kanaatine varılarak kusur durumu aşağıda belirtilmiştir. Mevcut bilgilere göre; A) Sürücü ... sevk ve idaresinde bulunan otomobil ile, devamlı düz şerit çizgisi ile bölünmüş, bir şerit gidiş ve bir şerit dönüş olarak kullanılan yol kesiminde, gece vakti seyri sırasında gerekli dikkat ve özeni yola vermesi, ön ilerisinde seyir halinde olan aracı uygun bir anda, uygun bir noktada kontrollü bir şekilde geçmesi, seyrine istikamet yön bölümü için ayrılan şerit içerisinde müteyakkız şekilde devam etmesi gerekirken bu hususlara riayet etmediği, karşı yön istikametinden seyirle gelen motosikletlere rağmen, ön ilerisinde seyir halinde olan aracın solundan geçmek için nizamlara aykırı şekilde karşı yön bölümüne girerek, seyirle gelmekte olan motosikletin istikamet yönünü tedbirsizce kapattığı anlaşılmakla, seyir durumu bozulan motosiklet ile çarpışması sonucu gerçekleşen kazada dikkat ve özen yükümlülüklerine riayet etmediği için asli kusurludur. B) Sürücü ... sevk ve idaresinde bulunan motosiklet ile görüşün açık olduğu meskun mahalde seyri sırasında gerekli dikkat ve özeni yola vermesi, kaza mahalli yol kesimine geldiği esnada görüş alanını kontrol altında bulundurması, karşı yön bölümünden seyirle gelen aracın solundan geçmek için istikamet yönüne giren otomobil nedeniyle zamanında etkili fren ve manevra tedbiri alması gerekirken bu hususlara yeterince riayet etmediği, almış olduğu tedbirde yetersiz ve geç kaldığı anlaşılmakla, seyir durumunun bozulması akabinde gerçekleşen kazada alt düzeyde tali kusurludur..." denilmiş olduğunu heyetlerinin anılan 06.08.2024 tarihli ATK Trafik İhtisas Dairesi raporunda yapılan değerlendirmelere ve varılan kusur dağılımına katılmakta olduğunu, dava konusu olayda davalı sürücü ...'in, yönetimindeki aracıyla sollama (geçme) yasağı olan yer işaretlemesiyle işaretlenmiş yolda önünde yavaş giden aracı hiçbir şekilde geçmemesi, bu aracın arkasında kalarak seyrini sürdürmesi gerekirken bu kurallara uymadığından, sürekli çizgi ile geçme yasağı uygulanan yol kesiminde karşı yönden gelen araçların şeridine girdiğinden ve karşı yönden gelen motosiklet sürücülerinin seyir güvenliğini tehlikeye sokarak ölen sürücünün sola doğru geçmesine neden olduğundan olayda % 90 oranında asli kusurlu olduğunu, ölen motosiklet sürücüsü ...'ın ise, karşı yönden gelip şeridine tecavüz eden davalı sürücüye karşı yolun sağına doğru yanaşması gerekirken aksine hareketle sola doğru yöneldiğinden olayda % 10 oranında kusurlu olduğunu kazanın meydana gelişiyle ve araçların çarpışma şekliyle uyumlu olmayan tanık ...'un ifadelerine itibar edilememiş olduğunu SONUÇ OLARAK: dava konusu olayda davalı sürücü ...'in % 90 oranında asli kusurlu olduğunu, ölen sürücü ...'ın % 10 oranında alt düzeyde tali kusurlu olduğunu bildirmişlerdir.
Dosyanın bilirkişi listesinden resen seçilecek bir aktüerya bilirkişisine tevdii ile; sigorta şirketi tarafından daha önce yapılan ödemeler de dikkate alınarak davacının talep edebileceği maddi tazminat miktarının hesaplanmasının istenilmesine, bilirkişiye emek ve mesaisine karşılık olmak üzere 9.000,00 TL ücret taktirine, Aktüerya Hesap Uzmanı bilirkişi ...14/04/2025 tarihli raporunda özetle; olayın 08.09.2022 günü saat 21:50 sıralarında, sürücü ...'in sevk ve idaresinde
bulunan ... plaka sayılı otomobil ile ... Caddesini takiben, hastane istikametinden,
Babaeski yönüne doğru seyri sırasında, kaza mahalli yol kesimine geldiği esnada, ön ilerisinde
kendisiyle aynı yöne doğru seyir halinde olan aracın soluna geçerek karşı yön bölümüne girmesi
akabinde, karşı yön bölümünden seyirle gelmekte olan sürücü ...'ın sevk ve idaresinde
bulunan ... plaka sayılı motosikletin ön kısımları ile çarpışması sonucu dava konusu trafik
kazasının meydana geldiğini, ... Üniversitesi Öğretim Üyeleri tarafından düzenlenen 27.02.2025
raporunda;
dava konusu olayda davalı sürücü ...'in % 90 oranında asli kusurlu olduğunun, ölen sürücü ...'ın % 10 oranında alt düzeyde tali kusurlu olduğunun kanaatine
varıldığını,
05.10.2022 tarihinde vefat eden ...'ın anne ve babasının destekten yoksun kalma
tazminatı ödeme tarihi ve rapor tarihine göre hesaplandığını, 1. Durum: 06.10.2020 ödeme tarihinde göre anne ve babanın destekten yoksun kalma
tazminatlarının;
Anne ...'in DYK Tutarı 351.879,97, Baba ...'in DYK Tutarı 266.979,75
Toplam DYK Tutarı 618.859,72
olduğunu, ... SİGORTA A.Ş., 16.12.2022 tarihinde anne ve baba için ödenen tutarın, hesaplanan
destekten yoksun kalma tazminatının;
Anne ...'in DYK Tutarı 57,77%, Baba ...'in DYK Tutarı 67,04%
kısmını karşılandığını, 2. Durum: 14.04.2025 Rapor/ Hesap Tarihine göre anne ve babanın destekten yoksun kalma
tazminatlarının; Anne ...'in DYK Tutarı 1.391.439,59,
Baba ...'in DYK Tutarı 1.050.255,08, Toplam DYK Tutarı 2.441.694,67
olduğunu, ... SİGORTA A.Ş., tarafından ödenen tutarın güncel değerinin tenzili sonrasında davacı
anne ve babanın bakiye maddi zararının;
Anne ...'in DYK Tutarı 1.119.156,41, Baba ...'in DYK Tutarı 810.519,62, Toplam DYK Tutarı 1.929.676,03
olacağını, .... Sigorta A.Ş.’nin ödemesinden sonraki bakiye teminat limitinin 117.716,77
TL olduğunu ve bakiye teminat limiti dahilinde garemeten hesabı yapıldığında, her bir hak sahiplerin
teminat limiti dahilinde DYK tutarlarının; Anne ...'in DYK Tutarı 68.272,33, Baba ...'in DYK Tutarı 49.444,44, Toplam DYK Tutarı 117.716,77
olacağını, davacılar için destekten yoksun kalma tazminatlarının 1.929.676,03 TL hesaplanmış
olup, bu tutardan sigorta şirketinin bakiye limit dahilinde hak sahiplerin tazminatlarının tenzili
sonrası davacıların, davalı sürücü /işletenden talep edeceği bakiye tazminat tutarın;
Bilinen Dönem Gelirleri 1.050.884,08, İşleyecek Dönem Gelirleri 761.075,18, Toplam DYK Tutarı 1.811.959,26
olduğunu, sorumluluk, temerrüt tarihi, manevi tazminat ve faiz türü gibi hukuki olgular konusunda
takdirin mahkememize ait olduğunu bildirmiştir.
Dosyanın daha önce rapor veren aktüerya bilirkişisine tevdi edilerek tarafların hukuki nitelikte olmayan teknik itirazlarının değerlendirilerek ek rapor düzenlenmesinin istenmesine karar verilmiş olup, kök rapor sunan Aktüerya Hesap Uzmanı bilirkişi .... 27/05/2025 tarihli ek raporunda özetle;
.... Üniversitesi Öğretim Üyeleri tarafından düzenlenen 27.02.2025
Raporunda;
dava konusu olayda davalı sürücü ...'in % 90 oranında asli kusurlu olduğu,
ölen sürücü ...'ın % 10 oranında alt düzeyde tali kusurlu olduğu kanaatine
varıldığını, 05.10.2022 tarihinde vefat eden ...'ın anne ve babasının destekten yoksun kalma
tazminatı ödeme tarihi ve rapor tarihine göre hesaplandığını, 1. Durum: 16.12.2022 ödeme tarihine göre anne ve babanın destekten yoksun kalma
tazminatları
Anne ...'in DYK Tutarı 351.879,97, Baba ...'in DYK Tutarı 266.979,75 Toplam DYK Tutarı 618.859,72
olduğunu, ... SİGORTA A.Ş.'nin, 16.12.2022 tarihinde anne ve baba için ödenen tutarın, hesaplanan destekten yoksun kalma tazminatının
Anne ...'in DYK Tutarı 57,77%, Baba ...'in DYK Tutarı 67,04% kısmını karşılandığını, 2. Durum: 14.04.2025 Rapor/ Hesap Tarihine göre anne ve babanın destekten yoksun kalma
tazminatları; Anne ...'in DYK Tutarı 1.391.439,59, Baba ...'in DYK Tutarı 1.050.255,08, Toplam DYK Tutarı 2.441.694,67
olduğunu, ... SİGORTA A.Ş., tarafından ödenen tutarın güncel değerinin tenzili sonrasında davacı
Anne ve babanın bakiye maddi zararının; Anne ...'in DYK Tutarı 1.119.156,41, Baba ...'in DYK Tutarı 810.519,62
Toplam DYK Tutarı 1.929.676,03
olacağını, .... Sigorta A.Ş.’nin ödemesinden sonraki bakiye teminat limitinin 117.716,77
TL olduğunu ve bakiye teminat limiti dahilinde garemeten hesabı yapıldığında, her bir hak Sahiplerin
teminat limiti dahilinde DYK tutarlarının; Anne ...'in DYK Tutarı 68.272,33,
Baba ...'in DYK Tutarı 49.444,44, Toplam DYK Tutarı 117.716,77
olacağını, davacılar için destekten yoksun kalma tazminatlarının 1.929.676,03 TL hesaplanmış
olup, bu tutardan sigorta şirketinin bakiye limit dahilinde hak sahiplerin tazminatlarının tenzili
sonrası davacıların, davalı sürücü /işletenden talep edeceği bakiye tazminat tutarın;
Bilinen Dönem Gelirleri 1.050.884,08, İşleyecek Dönem Gelirleri 761.075,18, Toplam DYK Tutarı 1.811.959,26
olduğunu, sorumluluk, temerrüt tarihi, manevi tazminat ve faiz türü gibi hukuki olgular konusunda
takdirin mahkememize ait olduğunu bildirmiştir.
Davacılar vekilinin 05/08/2025 tarihli talep artırım dilekçesi ile;
fazlaya dair dava ve talep hakları saklı kalmak kaydı ile;
müvekkilleri ... ve ... yönünden, toplam destekten yoksun kalma tazminatı taleplerini TOPLAM 1.919,876,03 TL artırarak,
ANNE ... BAKIMINDAN TOPLAM 1.119.156,41 TL ve BABA ... BAKIMINDAN 810.519,62 TL olmak üzere, TOPLAM 1.929.676,03 TL yükseltiyor olduklarını, müvekkili ... yönünden,
1.119.156,41 TL nin, 68.272,33 TL sinin davalı sigorta şirketinden tahsiline, bakiye 1.050.884,08 TL nin diğer davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline,
müvekkili ... yönünden,
810.519,62 TL nin, 49.444,44 TL sinin davalı sigorta şirketinden tahsiline, bakiye 761.075,18 TL nin diğer davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini, müvekkili ... bakımından talep ettikleri manevi tazminat miktarının dilekçe içerisinde
300.000,00 TL olarak beyan edilmesi ve ıslah ve tavzih dilekçesi bakımından bu miktar üzerinden
harçlandırma yapmış olmaları nazara alınarak 300.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ... ve
...’den kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müşterek ve müteselsilen
tahsiline karar verilmesini,
davalı sigorta şirketi yönünden temerrüt tarihi olarak başvuru dosyası tarihi olan 28.10.2022
tarihinin esas alınmasını, diğer davalılar bakımından kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile
birlikte müşterek ve müteselsilen tahsiline,
masraf ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.
Somut olayda ... plakalı aracın solama yaptığı esnada ... plakalı motosiklete çarpması sonucu 18/09/2022 tarihinde maddi hasarlı ve ölümlü trafik kazasının meydana geldiği, davalı ... Sigorta A.Ş.'nin dava konusu kazaya karışan ... plakalı aracın ZMMS kapsamında sigortacısı olduğu, diğer davalı ...'in ... plakalı aracın maliki olduğu ve ...'in ... plakalı aracın kaza sırasında sürücüsü oldukları görülmektedir.
Davacıların murisi ...'ın ise iş bu kaza sırasında ... plakalı motosikletin sürücüsü olduğu, ölümlü-yaralamalı trafik kazası neticesinde davacıların murisi ...'ın vefat ettiği, davacılar ... ve ...'in destekte yoksun kaldıkları iddiası ile destekten yoksun kalma tazminatı ve davacı ... yönünden manevi tazminat istemiyle bu davayı açtıkları anlaşılmaktadır.
Destekten yoksun kalma tazminatı 818 Sayılı Borçlar Kanunu’nun 45/II. maddesinde (6098 Sayılı BK'nın 49 vd. maddeleri) düzenlenmiş olup "Ölüm neticesi olarak diğer kimseler müteveffanın yardımından mahrum kaldıkları takdirde onların bu zararını da tazmin etmek lazım gelir." şeklinde hükme bağlanmıştır. TBK 53. maddesi (BK'nun 45/2. md.) gereği, ölüm neticesi olarak diğer kimseler müteveffanın yardımından mahrum kaldıkları takdirde, onların bu zararını da tazmin etmek lazım gelir. Yasa metninden de anlaşılacağı gibi destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarardır. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Olaydan sonraki dönemde de, destek olmasa bile, onun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşayabilmesi için muhtaç olduğu paranın ödettirilmesidir. Destekten yoksunluk zararının hesabında, müteveffanın gelirinin belirlenmesi tazminatın doğru tespitinde önemli bir yer tutmaktadır (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 05/07/2017 tarih 2014/25056E. 2017/7233K. Sayılı kararı; Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 29/05/2017 tarih 2014/23164E. 2017/6027K. Sayılı kararı ).
Bu bakımdan davacılar ... ve ...'in kazada vefat eden murisin anne ve babası olması nedeniyle destek tazminatı talep hakkının olduğu anlaşılmıştır.
Kusur durumuna ilişkin yapılan incelemede; dava konusu kazaya ilişkin Babaeski .... Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyasında alınan raporlarda kusura ilişkin çelişkili tespitler yapıldığı anlaşıldığından dava konusu kazadaki kusur durumunun ceza dosyasında alınan kusur raporları arasındaki farklılıkların giderilmesi ve neticeten kusur durumun tespit edilmesi amacıyla, adli trafik alanında uzman teknik üniversitelerde görev yapan 3 kişilik bilirkişi heyetine tevdi edilerek rapor alınmasına karar verilmiş ve bilirkişi heyetince yapılan tespitler uyarınca dava konusu olayda davalı sürücü ...'in % 90 oranında asli kusurlu olduğunu, ölen sürücü ...'ın % 10 oranında alt düzeyde tali kusurlu olduğu tespit edilmiştir.
Yine ceza dosyasında yapılan keşifte tanık ... beyanında geçtiği ve Soruşturma aşamasında alınan doktor raporunda yer aldığı üzere müteveffanın koruyucu kaskının bulunmadığı anlaşılmıştır.
Yargıtay .... Hukuk Dairesi'nin 13/10/2016 tarih ... E. ... K. sayılı ilamında; "...Somut olayın özelliği ile hakkaniyete uygun biçimde, Dairemiz'in uygulamalarıyla benimsenen % 20 oranında müterafik kusur indirimi ile tazminatın belirlenmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde hüküm verilmiş olması doğru görülmemiştir..." hususlarına yer verilmiştir.
Yargıtay .... Hukuk Dairesi'nin ... Esas- ... Karar sayılı ilamında; "Emniyet kemerinin takılmaması, kask kullanılmaması gibi koruyucu önlemlerin alınmaması; alkollü olduğunu bildiği sürücünün aracına binilmesi; ehliyetsiz sürücünün aracında seyahat edilmesi ve istihap haddi üzerinde yolcu taşınması gibi durumlar TBK 52 madde anlamında zararın doğmasında ya da artmasında etkili davranışlar olarak kabul edildiğinden zarar görenin müterafik kusurunu oluşturur. Zarar görenin müterafik kusurunun olması durumunda yerleşik yargısal uygulamalara göre tazminat miktarından %20 oranında indirim uygulanması gerekir. Müterafik kusur indirimi sebebiyle yapılabilecek azami indirim oranı %20'dir. Birden fazla müterafik kusur oluşturan davranış bulunsa bile indirim oranı %20'yi aşamaz" hususlarına yer verilmiştir.
Buna göre dosyada mevcut tutanak ve belgelere göre mütevaffanın kazanın gerçekleştiği sırada korucu kask takmaması nazara alınarak davacı mirasçılar yönünden belirlenen destekten yoksun kalma tazminatı üzerinden %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılmıştır.
Bu durumda, davalı sigorta şirketlerinin ZMMS Genel Şartları hükümleri gereğince araç malikinin ve işletenin kusuru nedeniyle dava konusu tazminat miktarılarından sorumlu olduğu anlaşılmaktadır. Buna göre davacılar ... ve ...'ın murisi olan ...'ın vefatı nedeniyle davacı mirasçıların destekten yoksun kaldıklarının kabulü ile, davacı tarafın dava ve değer arttırım dilekçesi ile bilirkişi raporu doğrultusunda, davalı sigorta şirketinin yapmış olduğu ödeme de nazara alınarak davacının maddi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Davacı vekili dava dilekçesinde ... yönünden manevi tazminat talep etmemiş ise de, 02/05/2023 tarihli ıslah dilekçesinde ... yönünden manevi tazminat isteminde bulunmuştur.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun ( 6100 sayılı Kanun) 176 ncı maddesine göre ıslah tamamen veya kısmen olmak üzere iki şekilde yapılabilmektedir.
Tamamen ıslahta davacı, davasını baştan (dava dilekçesinden) itibaren ıslah eder ve bir hafta içerisinde yeni bir dava dilekçesi verir (HMK m. 180). Davanın tamamen ıslahı yoluna, dava dilekçesinden (dava dilekçesi dahil) itibaren (HMK m. 179/2 de sayılanlar hariç) bütün usul işlemlerinin yapılmamış sayılması için başvurulur (HMK m. 179/1). Bu hâlde dava dilekçesinden itibaren yapılmış olan usul işlemlerinin (HMK m. 179/2 de sayılanlar hariç) tamamının yapılmamış sayılması (ıslah edilmesi, düzeltilmesi) söz konusu olduğu için buna davanın tamamen ıslahı denir (Kuru, B.: İstinaf Sistemine Göre Yazılmış Medeni Usul Hukuku, Ankara 2019, s. 424). Başka bir anlatımla davacı tamamen ıslah ile yeni bir dilekçe vererek davasını baştan itibaren usule müteallik bütün işlemlerini değiştirebilir. Yani davacı bu yolla dava sebebini ve talep sonucunu tamamen değiştirip genişletebileceği gibi, davalı da tam ıslah ile savunmasını tamamen değiştirip genişletebilecektir.
Davanın kısmen ıslahında ise; davada yapılmış olan belli bir usul işlemi ıslah edilir (HMK m. 181) (düzeltilir) ve bundan sonraki usul işlemlerinin (ıslah edilen usul işlemi ile ilgili oldukları ölçüde) yapılmamış sayılması sağlanır (Kuru, s. 4014).
Somut olayda davacı tarafın dava dilekçesinin incelenmesinde, netice-i talep kısmında; davacılar yönünden manevi zarar taleplerinin saklı tutulmasına karar verilmesini talep etmiş olmasına rağmen ıslah dilekçesi ile ... yönünden manevi tazminat talep ettiği görülmektedir. Davacı vekili tarafından dava dilekçesinde manevi tazminat talebine ilişkin olarak haklarını saklı tuttuklarını belirtmiş ise de, talep edilmiş manevi tazminat bulunmadığı, ıslah dilekçesi ile dava dilekçesinde talep edilmeyen bir hakkın saklı tutulmasının istenemeyeceği, kaldı mi manevi tazminatın bölünmezliği ilkesi gereğince manevi tazminatın kısmen de talep edilemeyeceği, belirtilen talep yönünden usulüne uygun açılmış bir dava bulunduğunun kabul edilemeyeceği anlaşılmakla dvacı ... yönünden usulüne uygun açılmış bir dava bulunmadığından manevi tazminat talebinin reddine karar vermek gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıda belirtildiği şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-Davacı tarafın maddi tazminat talebinin KISMEN KABULÜ İLE;
-Davacı ... yönünden 895.325,12 TL, davacı ... yönünden 648.415,69 TL olmak üzere toplam 1.543.740,81 TL maddi tazminatın davalılar ... ve ...'den kaza tarihi olan 18/09/2022, davalı ... Sigorta A.Ş. bakımından temerrüt tarihi olan 16/12/2022 tarihinden tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılar ... ve ...'a verilmesine, (Davalı ... Sigorta A.Ş 'nin ödemesinin ardından davacı ... yönünden 68.272,23 TL ile ve davacı ... yönünden 49.444,44 TL ile sınırlı olmak kaydı ile)
2-Davacı ... yönünden usulüne uygun açılmış bir dava bulunmadığından manevi tazminat talebinin reddine,
A)MADDİ TAZMİNAT DAVASI YÖNÜNDEN;
3-Alınması gereken 105.452,93 TL harçtan peşin alınan 512,33-TL peşin harç ile 7.241,10-TL ıslah harcı olmak üzere toplam 7.753,43-TL harcın mahsubu ile bakiye 97.699,50-TL eksik harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye gelir KAYDINA, (Davalılar ... ve ...'in tamamından, davalı ... Sigorta A.Ş.'nin 7.444,70-TL ile sınırlı sorumluluklarına)
4-Davacılar ... ve ... kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden bu davacılar yararına A.A.Ü.T. gereğince takdir edilen 228.123,71-TL ücreti vekaletin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak bu davacılara VERİLMESİNE, (Davalılar ... ve ...'in tamamından, davalı ... Sigorta A.Ş.'nin 17.383,03-TL ile sınırlı sorumluluklarına)
5-Davalılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden davalılar yararına A.A.Ü.T. gereğince takdir edilen 61.749,64-TL ücreti vekaletin davacılar ... ve ...'dan alınarak davalılara VERİLMESİNE,
B)MANEVİ TAZMİNAT DAVASI YÖNÜNDEN;
6-Alınması gereken 615,40 TL harcın davacı ...'dan alınarak hazineye gelir KAYDINA,
7-Davacı ... tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
8-Davalılar ... ve ... kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden bu davalılar yararına A.A.Ü.T. gereğince takdir edilen 30.000,00TL ücreti vekaletin davacı ...'dan alınarak bu davalılara VERİLMESİNE,
C)YARGILAMA GİDERLERİ YÖNÜNDEN;
9- 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinden kabul oranı ret oranı dikkate alınarak hesaplanan 2.160,29-TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen, 959,71-TL'nin davacılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye gelir KAYDINA, (Davalılar ... ve ...'in tamamından, davalı ... Sigorta A.Ş.'nin 164,61-TL ile sınırlı sorumluluklarına)
10-Davacılar ... ve ... tarafından sarf edilen ilk dava açılış harç gideri 772,93-TL, ıslah harcı 7.241,10-TL olmak üzere toplam 8.014,03-TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak bu davacılara VERİLMESİNE, (Davalılar ... ve ...'in tamamından, davalı ... Sigorta A.Ş.'nin 610,67-TL ile sınırlı sorumluluklarına)
11-Davacılar ... ve ... tarafından sarf edilen bilirkişi, tebligat ve posta masrafı 27.000,00-TL yargılama giderinden kabul oranı (%69,24) ret oranı (%30,76) dikkate alınarak hesaplanan 18.694,80-TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak bu davacılara VERİLMESİNE, bakiye kısmın davacılar üzerinde BIRAKILMASINA, (Davalılar ... ve ...'in tamamından, davalı ... Sigorta A.Ş.'nin 1.424,54-TL ile sınırlı sorumluluklarına)
12-Davacılar tarafından yatırılan ve kullanılmayan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacılara İADESİNE,
Dair davacı vekilinin, davalı ... ve ... vekilinin ve davalı asil ...'in yüzüne karşı, diğer davalı tarafların yokluğunda, kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemelerinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 30/09/2025
Katip ...
Hakim ...